13 Temmuz 2014 Pazar

Okudum - Uçurtma Avcısı


* Bu bir Okudum yazısıdır. İyi okumalar...


Uzun zamandır kitap okuyamamanın verdiği garip mutsuzluğun ardından, Temmuz ayında bitirdiğim ikinci kitabım Uçurtma Avcısı'nı da bitirebilmiş olmanın mutluluğunu yazıyorum şimdi... :)


Uçurtma Avcısı Antalya yolculuğuna çıkmadan önce bitti. Ciddi anlamda, hemen önce bitti. Yola çıkmadan önce, elimde kitabım arabanın ön koltuğunda oturmuş son 2 sayfasını okuyordum merakla... :) 

Bitirdikten sonra şöyle düşündüm; şimdi yol boyu aralıklarla hikayeyi ve sonunu tartmadan gitmem mümkün değil. Gerçekten de öyle oldu, hikayeyi düşünmeden edemedim. Hayatta birçok insanla hayatlarımız bağlı ve mutlaka bir yerden bağdaşıyoruz birbirimizle... Hayat boyu birçok sürprizle ve birçok gariplikle karşılaşıyoruz. Hayatın en büyük cilvesi sanırım bu da bizlere...

Kitabın Konusu;

Kitaptan çok bahsetmek istemiyorum aslında ama, Kabil'de savaş yıllarından önce arkadaşlık kuran Emir ve Hasan'ın hikayesini anlatıyor kitap. Tabii savaş yıllarını da... Emir ve Hasan'ın şartları aynı ama yaşama biçimleri farklı gibi görünse de, onlar iki dost ve bir sırra yenik düşmüş iki can yoldaşıdır. Okuyabilme imkanınız varsa okuyun. Ben pek fazla bahsetmem kitapların veya filmlerin hikayelerinden. Okumak isteyen veya izlemek isteyenler olabilir çünkü. Ama beni etkileyen cümleleri ve replikleri yazarım yine de... 


Kitapta en çok hoşuma giden sözcük şu olmuştu, Babasının Emir'e söylediği sözler;

Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığında, birini aldattığın zaman doğruluğu haklılığı çalmış olursun. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur, Emir. Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek); aşağılıktır...

Ve bir de şu söz çokça düşündüğüm bir konu oldu yine...

Uçurtma Avcısı Sayfa 297;

“Şöyle dedi; ‘Çok korkuyorum.’ Neden, diye sordum. ‘Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.’ Yine nedenini sordum, şöyle dedi: ‘Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.’ Hemen onu susturdum: “Hişşt, hadi ama. Saçmalama.”

Bazen çok düşünürüm bu konuyu. Mutlu olduğumuz zaman, ardından mutsuzluğun geleceğine alışmışız sanırım. "Hayat bize mutluluğu gümüş tepside sunuyorsa, mutlaka üzüntüyü de daha güzel bir şekilde sunacaktır ardında." diye düşünürüz... Bu ömrümüz boyunca böyle olur çoğu zaman. Dilerim Allahım bize, mutsuzluğu düşündürmeden mutlu olmayı nasip etsin hep. Her ikisi de, hayatta karşılaşmaya devam edeceğimiz durumlar olarak kalacak ne olsa...


Kitabı beğendim, okunması gereken kitaplardan biri gerçekten. Filmini izleyeceğim ilk fırsatta da, belki dönmeden belki de döndükten sonra. Arkadaşım Meryem'e vereceğim kitabı önümüzdeki günlerde. O okuduktan sonra beraber bile izleyebiliriz belki... İzledikten sonra yazısı gelecek inşallah. :)

Böyle bir okudum yazısı oldu bu da, nice okudum yazılarına inşallah. Sevgilerimle... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...