30 Aralık 2020 Çarşamba

2021 İçin Planlarım - 30 Aralık 2020


Bugün 30 Aralık 2020 Çarşamba. Yarını bitirince 2021'e giriyoruz... Bloğumda yazarken bir seneyi daha deviriyoruz. Yeni yılda da daim olsun inşallah... =)

Bir kesim 2021'e girince her şeyin değişeceğine gerçekten inanıyor. Bense, yeni yılda  "her defasında yeni yıl planlarımı yenileyerek ve geride bıraktığım yıldan dersler çıkartarak hareket ettiğimde" birçok şeyin değişebileceğine inanıyorum... 2021 için de yeni yıl planlarımla dolu bir yazı daha var karşımızda. Bu bloğu yazmaya başladım başlayalı, sanırım en az yedinci veya sekizinci plan bu... 

Diliyorum ki, 2021'de hayal edilenleri gerçekleştirebileceğimiz ortamlar şekillensin ve hayatlarımız da yoluna girsin. Mutluluk da sevdiklerimiz de uzaklarda olmasın yine. Sağlık yokluğunda endişelendiğimiz, doktorlarımızın yaşam savaşı verdiği bir dünya olmaktan vazgeçsin dünyamız. Ummakla değil, emek vermekle olabilecek şeyler bunlar ya; beraber gerçekleştirebilelim yeniden nice güzelliği inşallah... 

Şimdiden hepimize mutlu yıllar... (=


Geçen sene bugün, şimdi oturduğumuz evin anahtarını elimizde tuttuğumuz ilk gün idi. Girişten bir evde oturabilmeyi senelerce beklemiş biri olarak, 2020'ye girmeden önce büyük bir dileğimin gerçekleşmiş olması ve bunun devamının 2020'nin başlarında gerçekleşiyor olması benim için mucize gibiydi! :) 

2020'de güzel günlere gölge düşüren tüm salgın haberlerine rağmen, yapmak istediklerimi yapamıyor oluşuma rağmen; bir şeyler olmaya başlamıştı! Buna sımsıkı tutundum ben 2020'de... Hayatta elbet kötü birçok şey oluyordu ama güzel şeylerin varlığı asla kıymetsiz olamazdı! Bunu 2021'de de şükretmenin kıymeti niteliğinde, daha çok unutmayacağım ve de daha çok aklımın bir ucunda bulunduracağım hayırlısıyla... =) Bu ilk notumuz ve planımız.. Kıymet bilmek, umut etmekten ve güzelliğe dair ilerleyen şeylerden asla uzaklaştığımızı düşünmemek... 

2020 bu anlamda bize çok güzel birden fazla şeyi gösterdi, Mart 2020'de yeğenim Defnemizi sağlıacakla aldık çok şükür kucağımıza... Korkutucu endişe dolu bir sene içerisinde, sağlıcakla onu bugünlere getirebildik çok şükür ki. :) Rabbim güzel yaşlar nasip etsin, onun da bir yaşına yaklaşıyoruz bile bu arada... :) "2020 hiç ama hiç güzel değildi ve tüm yaşananlar onun suçuydu" diyemeyiz bence. Hayatlarınıza bakın ve sadece tek güzel bir şey bulun ve ona yeni yılda da tutunun! 

Ben yeni evimizin hayatımızı -benim sağlığımın zorlayıcı yanları açısından- kolaylaştırmış olmasına ve Kağanımdan sonra bir kez daha teyze olup Defnemizi hayatımıza buyur edebildiğimizden ötürü çok sevdim 2020'yi. Dilerim 2021'de de, iyi kötü tüm durumlarına karşı sevebilecek bir tarafını bulur ve sımsıkı tutunabiliriz sevdiklerimizle hayata... =)


2020'de Gezemedik, 2021'de Doğaya Adım Atmak İstiyorum Yeniden...


2021'de denize, manzaralara, doğadaki izlere ulaşmak hep sınırlıydı. Camlardan baktık, arabalardan izledik manzaraları. İlk defa doğaya dokunamıyor olmak içimi bu kadar çok acıttı ama Allah beterinden sakınsın inşallah! Aküllü sandalyemde sınırlı şekilde gezebildim dışarıda mesela; denize bırakın ayağımı, elimi bile sokamadım... 2021 için planım, mümkün olursa daha çok dışarı çıkabildiğimiz zamanlarda "daha çok havanın suyun ve o anların kıymetini bileceğime dair" söz veriyorum kendime...

Birkaç yer belirledim ailemiz adına, hala gezip görmediğimiz; Dudaklı Köyü, Yalova Kent Ormanı, Yürüyen Köşk, Karacabey Longoz Ormanları, Bursa Bilim Merkezi, gibi... 

Daha çok gezip görmeyi planlıyorum ama sıralamada üstteki yerler var... Şayet şu salgını en kısa zamanda atlatırsak, gerçekleşecektir inşallah. Sağlık olsun da öncelikle, üstteki yerlerin yanına parantez içerisinde (yazısı burada) yazıp alıntılayım yazılarını ben de! =) 2021 için gezi planları yapmak, nasıl da bize kıymet bildiren bir yıl geçirttiğini farkettirir herhalde. Not olsun, zorlu ama çok öğretici bir yıldı esasında! (: Her yılın bir derdi var, 2020'nin derdi kesinlikle ama kesinlikle insanlığa bir serzenişti. Toparla kendini dedi bize! Anlayana çok güzel mesajlar verdi ve vermeye de devam ediyor işte... :)


Oldukça çok film izledim, oldukça okudum... 
Çok yazamadım 2020'de ama 2021'e olsun bunun da planı, inşallah!


2015'den beri okuduğum kitapların isimlerini tutuyordum kendimce, bir kütüphane sitesine girene dek yazılı bir defterde tutuyordum önce. Şimdi 2017’den beri izlediğim filmlerin listesini de tutuyorum kendime, hem bloğum için yardımcı oluyor bana hem de her ay ne kadar film izlediğimi görebiliyorum yine... 


Bu duruma karar verene dek, ayda en fazla 4 film izleyebiliyordum. Ayda 8 film izleme kararı aldığımdan beri ise her yıl daha fazla film izlediğimi görüyorum. Aslında bir görev gibi edinmem şart mıydı, tabii ki değildi. Ama böylesi beni daha mutlu ediyor, gördüm ki... Daha çok film izleyip daha çok kitap okumaya uğraştıkça meşguliyetlerimle hayata bakış açılarını da kavramayı sürdürebiliyorum; bence…


2021'de hem çok okumak, hem de çok yazmak istiyorum... Defterlerimden öyle uzaklaştım ki, kendime yabancılaştım belki de. Defter tutmaya yeniden dönüş yapmak istiyorum! 2020'den daha çok yazıyı bloğuma yazmak istiyorum, hikayelerime dönmek istiyorum. 

2020 için yapamadığım birçok şey gibi, yazmaya daha büyük önemi özeni göstermek istiyorum. Ekpss çalıştığım için yazı yazamadığım günleri de defter tutamadığım için de kendime kızdığım noktaları da 2021'de telafi edebilmek istiyorum...



2021 için çok büyük planlarım da yokmuş aslında, birkaç gün öncesinde planlarım çoktu ama bugün sıfırlandı gibi bir şey...

2021 için en büyük planım, 2020'de izleyip çok beğendiğim "Psycho But İt's Okay" filmi gibi güzel diziler izleyip ve düşlediğim hikayelerimi yazabilmek... Bir de Network Marketing konusunda gelişebilmek ve daha çok ilerleyebilmek... =)




Bu sefer çok uzatmayacağım, böyle bir senenin ardından her şeyin kıymetini bilmişken üstelik; sade bir şekilde isteklerimi yazacağım bir kez daha...

2021'de bugünlerimi yaşamaktan geri kalmak istemiyorum.

İlerlemek, gelişmek ve artık daha da sağlığım açısından toparlanabilmek istiyorum. 

Bir iş hayatım olsun istiyorum; öyle bir iş hayatım olsun ki, o beklediğim hazza bu sefer kavuşabileyim... 

Çok kitap okumak istiyorum yine (sembolik hedefim yine 50 adet). Çok okumak istiyorum ama okuyup da beğenmediğim her kitabı yarım bırakabilme lüksümden arınmayı istemiyorum!

Sevdiklerimle sağlıcakla ve mutlu olabilmeyi, onlarla gezebilmeyi istiyorum... Tedbirli ve güvenilir insanlar tanımayı, canımın acımamasını ve kimsenin de canını acıtmamaya devam ettiğim bir sene olsun istiyorum... :)

Sanırım her seferinde ne istediğimi bilirsek, o zaman akıp gidecek bu gökyüzünde hayat; sağlıcakla, mutlulukla ve bereketle. Yeter ki iyiliğe hizmet edebilecek doğru kararları verebilelim hayatımız adına...



Size Mavişim gibi bakıyorum, ilgi sevgi ve de merak ile... =) 
Onunla ve ailemle beraber, sağlıklı mutlu bereketli bir yıl diliyorum bizlere...

2021 için planlarım sade, yine hep kendimi gerçekleştirebilmek istiyorum sevdiklerimle... 
Sizlerin de planlarını okumayı çok isterim yorumlarımda...

Hayallerimiz hep ilerlemek adına olsun, 
sevelim sevilelim ve kendimizi önemseyelim yeni yılda da... :) 

Ben 2021'de de buralarda olacağım, siz de oralarda olun ve beni yorumlarınızla şenlendirin olur mu? 
Mutlu, umutlu, sağlıklı ve bereketli bir yıl gelsin inşallah... 

Sevgilerimle. (=


29 Aralık 2020 Salı

Duolingo Kullanma Maceralarım - 2020

 

Bugün Duolingo'daki şu andaki serimin, yani aralıksız öğrenimimin 53. günü... Derler ki; bir şeyi rutin olarak günlük 5-10 dakika bile olsun yaparsan, o öğrendiğin ve emek verdiğin ölçüde sana fayda olarak döner. İşte 2020 için istediğim tam da böyle bir şeydi, bir çalışıp bir bırakmalarla dolu bir dil öğrenimi değil, genele yayıp dil öğrenmeyi nihayetinde başarabilmek için çabalamaya hep devam etmek... 

Bugün bu yazımda konu başlıklarımla size Duolingo'nun kullanım içeriğini anlatacağım. Aynı zamanda da kendi deneyimimi anılaştırmış olacağım, istediğim üzere. =) Bu ücretli ortaklık içerikli reklam içerikli bir yazı değildir. Tamamiyle Android Telefon kullanıcısı olarak, Duolingo uygulaması üzerinden gerçekleştirdiğim kullanım deneyimlerimi içerir. İyi okumalar dilerim... 


Devamlılık; "Mesele mükemmellik değil, ilerleme. Devam et!"

Bu başlıkta tırnak içinde yazan cümleler, Duolingo uygulamasında dersler açılırken motivasyon içerikli gösterdiği cümlelerden sadece biri. Dediğim gibi her gün devam edince, güzel bir ilerleme kazanıyor insan.


2020'de en çok kullandığım uygulamalardan biri oldu Duolingo ve son 6 aylık süreçte, her gün öğrenmeyi devam ettirebilmek üzere "telafi seçenekleri de bulunan" uygulamanın birçok açıdan bana faydası olabileceğini ve de olduğunu keşfettim. Dil konusunda bir öğrenim devamlılığını bu sene başardım işte... :)

Duolingo uygulaması telefonumda zaten ekli halde duruyordu ama bundan öncesinde bir süre devam edip uzun süre tekrar bırakarak aralıklarla dönüyordum kullanımıma. O zamanlar bana nasıl faydası olduğunu bilemiyormuşum meğer... 

Şimdi Duolingo benim için en fazla 10 dakikalık eğitimlerle "günlük 20 puan" içerikli bir eğitim planı sundu. Benim kullandığım bölüm "ücretsiz" bölüm... Duolingo Plus kullanılırsa, çevrimdışı kullanımı da yeni bir özellik olan 5 can hakkının sınırsız olmasını da sunuyormuş esasında. Ama ben bu haliyle seviyorum...

Her gün devam ederseniz, seriyi sayıyor sizin için ve unuttup ya da fırsat bulup da giremediğiniz günler için de seri koruma alabiliyorsunuz mağaza kısmından. Sadece bir seferlik bu ama! Yani bir günlük unuttunuz, ertesi gün dönüp seri korumayı yenilemezseniz, seriniz kayboluyor. Böylece size bir sorumluluk da yüklemiş oluyor...


İlk 67 günlük en uzun serimi kaybettiğim zaman diliminde, mağaza kısmından satın alabildiğiniz "haftasonu tılsımı" vardı esasında. Ama o dönem Duolingo kurallarına güncelleme geldi ve hafta başında bir girdim ki, artık haftasonu tılsımını son kez kullanmışım ve haftanın ikinci günü girdiğim için de serimi kaybetmişim... Öyle olunca baştan başladım ve şimdiki hedef 75 günü doldurmak, vereceği taşlarla taşlarımı biriktirmek ve eğitimler sırasında biten 5 can hakkımı daha rahat alabilmeye devam etmek... :)

O da ne ki derseniz; Duolingo, size her ders sonrası ilerlemelerinizle taş hediye ediyor. Eğitim başarınıza göre bazen 10, bazen 50, bazen de 100 taş olabiliyor bu... Bu taşları, biten 5 canınızı yenilemek için de, seri kurtarma seçeneklerini yenilemek için de kullanabilirsiniz. Bir de mağaza içerisinde eğlence olsun diye, kuşunuz Duo'nun tarzını değiştirmek için kullanabiliyorsunuz. Üç adet kıyafet tarzı var; Resmi Kıyafet, Şampanya Rengi Eşofman, Süper Duo... =) Bana göre bu basit şey bile eğlenceli...

İlk 67 günlük serimi kaybetmeden önce, derslerde yapılan hataların her koşulda geri dönüşü vardı. Bir dersi isterseniz 20 dakikada hatalarla bitirin, "5 hata yaptın canların gitti" demiyordu. Sonra bu yenilik gelince kötü gibi gelmişti bu durum bana! Ama kullandıkça bunun da iyi bir şey olduğunu farkettim, daha çok dikkatimi veriyorum şimdi derslere en azından... Taşlarım azaldı, çok fazla yenileyemiyorum. Öğrenme panelimde derslerim benim için zorlaştı. Benim bilmediğim detaylara geldi sıra. Bu da heyecanlandırıyor beni nedense... Oyun oynamıyorum ama dil öğrenmek şimdi oyunlar kadar eğlenceli şimdi benim için. :)

Duolingo Paneli...


Bu görünüme Duolingo Paneli denildiği yok aslında, ben öyle diyorum. Derslerimi görebildiğim, günlük ders puanı hedefime ulaştığımda bunu bana bildiren ve her ders sonrasında deneyim puanları kazanabildiğim arayüz burası...

Ders başlıkları boyunca 5 taç alabilmeye kadar ders içerikleri mevcut. Her bölüm içerisinde bazen iki bazen sekiz, bazen daha az bazen de daha çok ders içeriği mevcut... Ben kendim için günlük 10 dakika, 20 puanlık çalışma ayarladım. Buna göre iki ders yapıyorum, günlük çalışmam gereken kısım bitiyor. Ama bazı günler çok bazı günler az çalışabiliyorum. 

Buradaki yükselmeyi isteten konu da şu ki; deneyim puanlarım hafta boyunca ne kadar çok olursa, bana hediye taşların geri dönüşü o kadar iyi oluyor. Eskiden Lingot dedikleri, şimdi taş ligleri denilen kısımda haftayı diğer Duolingo kullanıcılarıyla ne kadar iyi sırada bitiriyorsam bunun sonucunda dersler boyunca o kadar çok taş verebiliyor... :) (vay be, baya iyi anlamışım bence Duolingo'yu...)


Duolingo Öğretim Usullerine Gelince...

Peki nasıl öğretiyor derseniz;


Duolingo bildirimleriyle unuttuğunuzda sizi derse çağırıyor öncelikle... Duolingo sistemi, sizin onu hangi saat aralıklarında en çok kullandığınızı keşfediyor ve sizi o aralıklarla çağırıyor. "Selam! Seni özledim." diyor bazen. "Ders vaktin geldi, 5 dakikan var mı?" diyor bazen. Ya da yeni can usulü gereğince, canlar fullendiğinde "Canların Fullendi, hadi derse!" diyor. Güzel, ince düşünülmüş ve başarılı bir sistem olarak görüyorum bu durumu da...

Sonra derslere girdiğinizde, öncelikle öğretirken elbette hatalar yapmaya izin veriyor. Canlarınızı alarak hemen damarlarınızı kesmiyor. Ama ders içeriklerinde ilerledikçe artık sizin de aklınızda kalması açısından uyarma usulü çabalamanızı sağlıyor sonrasında. 

Okuma, yazma, anlama, dinleme ve sesli tekrarlarla; üstte de kolajladığım üzere, her şekilde size o dili sunmaya çalışıyor. Türkçeyi hem konuşuyor, hem okuyup hem de yazabiliyorsunuz değil mi? Aynısını öğrenmek istediğiniz dil için de sağlamaya uğraşıyor. Şimdilik Türkçe konuşanlar için İngilizce, Almanca Ve Rusça öğrenim seçeneklerini sunuyor. Almanca'yı bir ara denedim ama ona da çok uzun zamandır ara vermiş bulunmaktayım. Belki 2021'de onun için de çabalar uğraş veririm, kim bilir... =)


Unutmadan "Ben Duolingo sayesinde neler öğrendim?" onları da şöyle eklemek istiyorum;

- "The" kullanımını öğrendim. Meğer bildiğimden fazlasıymış...
- "in, on, at, towards, to" kavramlarının kullanım noktalarını kavramaya başladım şu sıra. Basit öğrenim değil, onun devamı niteliğinde cümlede anlamı kurabilir oldum...
- İngilizcede soru sorma kalıplarını öğrendim...
- Bağlaçlar ve Edatlar konuları beni çok ama çok zorladıysa da, onları da kavradım. Hala bazen unutuyorum, dönüp tekrarlarımı yaptıkça pekiştirebilme şansım var neyse ki...

--> Bir de şimdi yeni bir özelliği daha var Duolingo'nun, diyalog şeklinde hikayeler sunduğu "Hikayeler bölümü"... İlk dört hikayenin başlıkları şöyle mesela; "Günaydın, Randevu, Bir Şey, Sürpriz." Ben Duolingo'yla seri günler boyunca öğrenime başlamadan önce, "naber nasılsın" gibi basit cümleler harici bir çok cümleyi kelime anlamlarıyla anlıyordum. Ama birçok cümleleri birleştiremiyordum. Diyeceğim o ki, öğrenime devam ettikçe kelimeleri bir araya getirip cümleyi anlamakta da başarılı oldum. Çok şükür! =)

Duolingo Teşvik Sistemi, Hafta Ödüllendirmeleri...



Bu zamana kadar verdiği taşlardan ekran görüntüsü alabildiğim 3 taş bulabildim "Duolingo" dosyamda! :) Ama aslında en son bu hafta kazandığım Ametist Ligine kadar birkaç tane daha taş vermişti, isimlerini şimdi hatırlamıyorsam da.. Bu hafta en son başarım "Ametist Ligine yükselmemdi. Dün Duolingo bunu bildirince bana kendimce eğlendim instagram hikayemde yine "Ametist Ligine yükseldim ama benim taşım Ametist değil; ben bir Aslanım! Hani bunun Kehribarı?" diye. (Yapın, siz de çekinmeden kendinize eğlence çıkarın! =))

Bu ekran görüntülerini kendim için alıyorum bu arada. Teşvikleri ve seri yükselmelerimi bloğumun instagram hikayesinde paylaşıyorum aralıklarla. Ama yanlış yaptığım üzere, öğrenemediğim cümle ve içeriklerini; yanlışlarıma ve doğrularına aralıklarla bakıp iyice öğrenebilmek için ekran görüntülerini telefonumda tutuyorum. Öğrendikten sonra bakmaya da gerek kalmıyor zaten bir süre sonra ama ben yine de tutuyorum telefonumda ve pekiştiriyorum bilgilerimi daima... 



Velhasıl, dil becerilerimi geliştirirken Duolingo kullanmayı ben çok seviyorum. Deneyimlediklerim kadarıyla da sizlere bildiriyor ve tavsiye ediyorum... Eğer Duolingo kullanacak olursanız, beni de bulun ve arkadaş olarak ekleyin olur mu? Kapışalım! Daha da eğlenceli olacağına eminim... :)


Ben Duolingo kullanımıma 2021'de de devam edeceğim. Ek olarak, kelime öğretme konusunda başarılı bulup kullanmayı sevdiğim ama Duolingo kadar devam edemediğim "Drops" uygulamasını da kullanmaya devam edebilirim. Belki 2021'de sizlere "İngilizce becerim baya arttı!" diye yazılar yazabilirim. Kim bilir... 

Bu arada Duolingo'yu ister telefonunuz veya tabletinizde uygulama üzerinden, isterseniz de bilgisayarınızın web tarayıcısından "tr.duolingo.com" üzerinden de kullanabiliyorsanız. Bu da dip not olsun...

2020'de en çok kullandığım iki uygulama Youtube ve Duolingo olunca; bu yazı kendi deneyimlerimden ve beğenilerimden sebep, bir anı içerikli bilgilendirme yazısı olarak nihayet karşınızda oldu. Yani bu yazı hiçbir şekilde bir ortak anlaşma üzeri yazılmış bir yazı değildir. Ama elbette olsaydı çok güzel olurdu! =) -- Duolingo, görür mü dersiniz bu yazıyı? :))

Okuduğunuz için teşekkürlerimle; Beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsanız, paylaşmalarınıza da dahil ederseniz çok mutlu olurum. Oralarda okunma sayısı olarak görünmelerinizi dahi çok seviyorum. İyi ki varsınız... 

Duolingo kullanacak olursanız, beni "DidemKse_" kullanıcı adımı aratarak bulabilirsiniz... Bahsetmeyi unuttuğum bir nokta olduysa veya uygulama ile ilgili yeni geliştirmeler olursa, "yillargecerkendidem" instagram hesabımda da paylaşım yaparım yine. Orada da görüşmek üzere, Sevgilerimle... :)

27 Aralık 2020 Pazar

Pazar Yazısı #74 - Yılın Son Pazarı #2020

 

Yılın son Pazar gününü daha yolculamadan önce, ne zamandır planladığım bir düzenlemeyi gerçekleştirdiğimden sebep rahatlıkla giriyorum yeni haftaya... Son yazımda, yani burada bahsettiğim bir yaşadığımız alanı düzenleme mevzuunu nihayet gerçekleştirdim. Buna yıl sonu indirimleri imkan sağladı... Öncelikle, yeni yılın pazar günleri de verimli ve bizleri besleyen rahatlatan cinsten olması dileğimle. Mutlu nice pazarlar olsun hepimize... :)


Ben biten bir pazar gününe dair yazıyorum şu an ama çok verimli geçen bir günümün ardından... :)
Güne en son bir buçuk ay öncesinde kestirdiğim saçlarımın kendine gelmeye başladığını farkederek uyandım ve bunun sakinliğine kısa bir süre kendimi bıraktım. Sonra senenin son yazıları, kalan örgü siparişlerimin son ayrıntılarını tamamlamalarım ve yazı hazırlıklarıma odaklandım. Yapılacaklarım olmasına şükürle geçti bir pazarım daha... Yılın son pazarının akşam vaktini de şu üstteki kutularla ilgilenerek geçirdim. Sonucunda bir pazar daha bitti gidiyor işte... :)


Masamın altında bulunan ve bir türlü tam anlamıyla boşaltamadığım, azaltamadığım depolamak durumunda kaldığım eşyalarımı düzenledim ben bu akşam; yıl sonu indirimleri ile aldığım, 3 adet plastik kutu ile...

Üstte gördüğünüz antrasit renkteki iki kutuya, o eski kutularımdakiler sığdı; tabii ki gereksiz ve kullanmayacağım dediğim şeyleri de ayıkladıktan sonra... "Düşle İnan Yaşa" kitabını okumadan öncesinde de "düzenlemenin" fayda sağlayacağını düşünüyor ama bu kadar etki edeceğine inanmıyordum. İçimden şimdiden bile bir yük kalktı desem, inanın bana yalan olmaz! Belki de inandım, tamamıyla o şeylerin düzensizliği ve kalabalığıyla enerji alanlarımın tıkandığına. Çünkü annem tozlarını alırken yoruluyordu, bir eşya dahi eklesem bir kutu beş kutu oluyordu; bazen onları sığdırması da, aradığımı bulması da zor oluyordu!

Şimdi sadece iki kutu 4 kutuyu ortadan kaldırdı ya! Oh ne iyi oldu... Diğer bir kutu da bir büyük boy sırt çantasının içinde sıkışmış halde bekleyen defterlerimi alacak. Bu zamana kadar tuttuğum günlük, anı defteri, hikayelerim. Derken daha da rahatlayacağım bence... Hem defterlerime ulaşabileceğim, hem yazmaya daha çok odaklanabileceğim, hem de düzeni daha çok kavrayacağım bundan sonra... Sene biterken bunu yapmam çok daha iyi oldu, son bir buçuk aydır gerçekleşmesini istediğim şeydi; hazzı beni sardı sarmaladı şimdiden de... =)


Ben bu üç kutuyu indirimden aldım dedim hani, fiyatından bahsedeyim madem söz etmişken... 3 kutuyu toplam 54 TL'ye aldım, tanesi 18 Tl'ye geldi. Trendyol'da indirime girmeden önce 25 TL idi... Bunlardan önce örme sepet almayı düşünüyordum ama onların kapaklıları daha pahalı idi. Benimse pahalısına değil en işime yarayacak olana ihtiyacım vardı... Çok düzenli biri olduğumu iddia etmiyorum ama ben yıllardır biliyor ve gözlemliyorum bunu; ders çalıştığım masam dahi toplu olduğunda, daha çok odaklanıyorum anıma ve çalışmalarıma... Bu toparlama da güzel etkiledi şimdiden beni, daha şimdiden... Benim daha da iyi geleceklerine dair inancım var. Düzenleme aşkına! :) 

Sizlere de tavsiye ederim; yapabiliyorsanız, yaşadığınız yeri kullanmadığınız eşyalardan arındırın ve düzensizlikten kurtulun. Ben senelerdir birçok alanda yapıyorum bunu, çünkü biriktirmeyi ve kendime her alanda birçok şekilde not edinmeyi çok seviyorum. İçten içe biriktirme huyum var işte! Ama bu büyük kalabalıklara ve işlerin hep daha çok birikmesine de neden oluyor aslında. Bu sadece ihtiyacın kadarını elinde ve göz önünde bulundurma işine giriştiğimden beri, rahatlıktan öte gerçekten işler daha yolunda gidiyor farkettim de... Bir tek bu alanda yapamıyordum düzenlemelerimi ama birçok alanda bunun faydasını gördüğüm için de yine iyi geleceğini biliyordum işte. 

Diyorlar ki, "Az çoktur." Evet, bu felsefe bize daha rahat olmayı da daha sakin kalmayı da öğretecek bence... :)


Bu yazımı bitirmeden önce Düşle İnan Yaşa kitabında Can Aydoğmuş'un yaşadığın ortamı düzenlemek konusundaki cümlelerinden bir kıssa paylaşayım o zaman. 


Derli toplu olma durumu e-postamıza ve telefonumuza gelen mesajlar için de geçerli. Geri döneceğimizi düşündüğümüz e-postalar, telefonumuzda ve bilgisayarımızda açtığımız karmaşık dosyalar kendi içimizde de karmaşaya yol açar. Her şeyi düzenlediğinizde inanılmaz bir rahatlamaya kavuşabilirsiniz. Hayatınızda şu ana kadar yapacağınızı söylediğiniz her şeyi tek tek yazın ve daha sonra notlarınıza bakarak sırayla hepsini yapın. 
(Sayfa 32)


Yaşadığımız ortamları, enerjilerimizi, hayallerimizi ve planlarımızı yeni yılda da düzene koyduğumuz nice verimli pazar günlerinde pazar yazılarımda 2021'de de görüşmek üzere. Nice güzel pazarlara... :) Sevgilerimle...


26 Aralık 2020 Cumartesi

Upuzun Bir Yazı, Sene Değerlendirmeli - Aralık 2020

 

Upuzun bir yazı yazmayalı o kadar çok oldu ki, gündelik zamandan bahsediyorum evet ama içeriğinde seneyi değerlendirdiğim bir yazıyı yazmaya geç bile kaldım aslında. Bu yazı da öyle kalitede, hem gündelik hayattan hem de bu esnada seneyi değerlendirmelerimle dolu bir yazı olsun işte dedim. Upuzun bir yazı, çünkü geçen haftayı ve bu haftayı barındırıyor içerisinde. E bir de, tüm seneye dair gözlemlerimi elbette... :) İyi okumalar...


Geçen hafta başında, kendi evimizde uyandık ama sonrasında kahvaltımızı edip ablamlara gittik biz de babamla ve bu hafta başına kadar da orada idik yine... Annem erkenden haftaiçleri uyanıp gidiyor zaten ama biz hem uykumuzdan feragat etmemek için, hem de evi bir toparlayıp gidebilmek için böyle karar verdik. 

Haftanın ilk günü idi ve şu üstümdeki kedili kazağımı ilk defa giymiştim. Üzerinde yazan mesajı olsun, bunu alan kuzenimizin hediyesini çok sevmem ve kendime yakıştırmam olsun; çok beğenip fotoğraflar çekindim o gün... Daha instagrama koymaya girişmeden hemen önce de can arkadaşım Damla'mın camına gelen kediyi fotoğraflayıp üzerine "Aç camı bir, konuşacağım!" diye yazdığını gördüm... :) Sonra arkadaşıma sataştım, "aç camı bir ne diyecek görelim" diye. Video açtı güldük derken, o sırada kedi içeri girdi; komik bir gün oldu. Sonra kedi çıkmış, biz görüntülü arama yaptık. Günümüz güzelleşti, güzel başladı ve öyle de devam etti... (:

O kazağın üzerinde şöyle yazıyordu; "All you need is a cat.", "Tek ihtiyacın olan bir kedi." =) Siz buna ne dersiniz bilmiyorum da; "Cümlelerin gücü var, düşünceleri taşıyorlar veyahut düşünceleri oluşturuyorlar!" diyorum ben. Bir kedi güzelleştirdi günümüzü, birbirimizi arattı bize yeniden. Uzak arkadaşlar değiliz, yakınız ama bir iki haftadır konuşmaya bahanemiz olmamıştı nihayetinde yine. "Tek ihtiyacımız gerçekten bir kedi imiş meğerse!" 


2020, bu tarz mesajlarla aktı aslında işte. Her ne kadar kötü bir yıl, her şey ama her şey üst üste geldi desek de; iyi olan şeyleri de es geçmeyenlerden olmaya devam etmemiz gerekiyor. Ben bu sene mesaj içerikli olaylara da, ağzımdan çıkan cümlelere de, düşüncelerime de daha çok dikkat ettim. Ben olumlu düşünmeyi savunuyorum, pozitif olmamın faydasını hep yaşıyorum derim hep. Buna rağmen benim de eksiklerim varmış meğer, bunu çok net farkettim. Basit eksikliklerden öte, baya dişe dokunur cinsten eksiklermiş bunlar hem de...

Barış Muslu'yu tanıdım öncelikle, öyle güzel ki anlattığı ve öğretmek için emek verdiği "Neuroformat Sistemi"... Önce onun her akşam yaptığı canlı yayın öğretilerine kulak verdim, sonra Storytel üzerinden "Beynine Format At" adlı kitabına ve sonrasında birkaç canlı yayın demolarına kulak verdim. Kendime uyguladığım nice çalışmanın sonucunda birçok sorunumu çözdüm ve bedenimi daha dinç hisseder konuma geldim. Bununla ilgili bir yazı bile yazmıştım, burada bulabilirsiniz onu tekrar... =) 

Sonra bir de Can Aydoğmuş'u tanıdım bu sene, o da "pozitif düşünmenin üstadı olmuş resmen!" Çok sevdim ve çok samimi buldum... Bu ay onun bir kitabını da bitirdim, bu yazımın sonunda ondan da bahsedeceğim. Ama bu konuda şunu demek istiyorum ki; duaların, ahlaklı olmanın ve dinimize bağlı olmak için neler yapmamız gerekiyorsa, pozitif düşünmenin ve düşüncemizle kendimizi sakinleştirip hayata adapte olmaya uğraşmanın da o kadar faydası olduğunu düşünüyorum... İşte bu konuda meditasyon, zihnini sakinleştirmek ve kendini dinleyip anda kalabilmek için çok önemli. Velhasıl, sesiyle ve yönlendirmeleriyle çok iyi gelen biri Can Aydoğmuş bu konuda da. Enerjisi çok güzel biri bence, birçoğu gibi benim için de böyle. İyi ki tanıdım bildim işte onu da bu sene, İnstagram sayesinde... :))

Kediler deyince; Can Aydoğmuş'un da dediği gibi, hayvan beslemek hayvan büyütmek ve onlara sahip çıkmak gibi konular çok mühim evet. Ama bu pandemi döneminde, elime kedi tüyü değmedi. Bu bana üzücü geldi. Damlam evlenene kadar, her sene yılda birkaç kez onlara gider kedileri "Bekir"i severdim ben. Bu sene hem biz o siteden taşındığımız için, hem birkaç ay öncesinde Damlam evlenip o siteden kendi evine gittiği için olmadı işte... Geçtiğimiz Pazar günü de, Damlamın kedisi Bekir'in melek olduğu haberi geldi. Çok üzüldüm Damlam kadar. İki gün yemeden içmeden kesilmiş, üçüncü güne veterinere götürdüklerinde vefat etmiş. Kan dahi alamamışlar canımız Bekir'e... O da hayatımızın bir parçası olmuştu senelerdir, vefat etti gitti işte... Senelerdir kedi sevme hasretimi giderirdim onunla. Yerinde rahat uyusun inşallah Bekircim de...



Geçen hafta ablamlarda kalınca, yeğenlerimle de ablamlarla da bolca vakit geçirme fırsatı bulduk yine... Defnemin elini tuttukça, beni daha çok "teyze" bilmeye başlar hale geldiğini gördükçe; bu seneyi daha çok sorguladım durdum... 

Defnem bu sıra avcı oynamaya başladı, en çok sevdiği avucunu gösterdiğinde avcı oyununu parmaklarıyla göstermemiz şimdi. Kakır kakır gülüşlerini gördükçe, "oh be" dedirtiyor her birimize... 2020 gibi her yanı korku ve kötü senaryolarla dolu bir sene içerisinde doğdu, her birimiz nasıl büyüyecek endişesinde geçirdik pandeminin ilk aylarında resmen... Ama bu kuzum da büyüdü, büyüyor çok şükür... :) 

Minik minik konuşmalara başladı; "abi, baba, dede" demelere başladı, emekliyor ve emeklerken "bi bi" diye laflar çıkartıyor ağzından. Hem çok savunmasız hem de bir o kadar ne yaptığını bilirmiş gibi halleri var sanki... Bir bebeğin yanınızda büyümesi ve çocuk hale gelmesinden sonra insan unutuyormuş yeniden "bebeklerin her aşamasını". Çünkü meğer bebekler her biri ayrı alemmiş cidden... :)

2020 bize Defnemizi verdi işte. Mart 2020'de doğdu Defnecim, ablamla eniştemin ikinci çocuğu, annemle babamın ikinci torunu ve benim ikinci yeğenim. Kağanım abi oldu ya! Her değişiminin ve büyümesinin sancılarını yaşadık beraber... Canımın içi öyle sevdi ki o da Defneyi; kıskanmadı değil ama kıskandığından bile utandı yer yer. Her halini bildiğiniz çocuğun bile değişik hallerini görebileceğimizi farkettik her birimiz. Hayat bu kadar garip geldi sardı sarmaladı bizleri bu sene... Çok şükür ki!

Defnem doğdu, bizim pandemimiz de şenlendi. :) En zoru herkesin onu tanıyamaması, bu süreci dolu doluya sevdiklerimizle yaşayamamamızdı. Babaannesi ve dedesi bile gelemedi birçok ilkine, sonradan yetiştiler neyse ki; sağlık olsun dedik hepimiz... Kağanım her ne kadar her birimizden en zorlu şekilde atlattı ise de şu virüs dönemini, kardeşi olduğu bir zaman diliminde yaşadığı için bu eve hapsolmaları; onun için bile kolaylaştırdı bir nebze bu süreçleri... Sıkıldı uğraştı, yer yer yardım etti, yer yer küçük isyanlar etti. Her birimizin meşguliyeti vardı, her zamankinden çok büyük bir meşguliyet. 

Pandemi içinde bir bebeği büyütmek, anlatılmaz yaşanır derecesinde güzel bir deneyimdi. Hani bir şey sizi çok korkutur ama bir o kadar da sımsıkı tutar o anın içinde, tam hayatın içinde; aynı öyle bir şeydi... Şükürle dolu, bizi birbirimize bağlayan birçok sebepten biri daha oldu işte. 2021'de de sağlıcakla dolu günlerimiz olsun hep beraber sevdiklerimizle inşallah... =))



14 - 20 Aralık 2020 arası, örgü örmekle geçti tüm haftam... İplerimi saran Kağanım, iplerimi yere attığımda kedi gibi onlarla oynayan Defnem; yapamadığım birçok şey olsa da bu sene yine hayatımda, tutunduğum ve "olsun" diyebildiğim yanlarım oldular. Bu o kadar kıymetli idi ki tüm sene boyunca... 

Geçen hafta 3 tane siyah bere boyunluk ördüm, bir tanesini hafta başlamadan önce bitirdim... Üçü de siparişti ve bizler haftasonuna yetiştirdik ailecek onları da. Örgüsü bende bere boyunlukların, ponpon yapımları babamda, dikim görevleri de annemde. Yine çok güzel oldu örgülerimiz, bu hazzı bir şeyler üretmenin hazzını bilenler anlayacaktır. 2021 her birimiz için çok üretmeli, çok okumalı geçsin inşallah... 2021 için hepimize çok sevdiğimiz bir üretim alanında hep üretebilmeyi öneriyorum... =)

Bu sene evimizi değiştirmemiz benim şansım idi, özellikle de yıllardır hayalini kurduğum gibi hem tümden gerçek hayata, hem de iş hayatına atılabilmem için. Ama o iş hayatına atılabilmemi önce pandemi koşulları, sonra da her ne kadar uğraşsam bile şartlarını bir türlü içime sindiremediğim "ekpss sınavı hazırlıkları sürecinin istediğim gibi gitmemesi" hep engelledi durdu beni... Evet, kendim yaptım her birini. Tüm koşullar elimden geleni yaptırabilecek pozisyona getirene kadar çok zorladı beni. Strese girmemem gerekiyordu, yeniden sınavlara çalışıyor olmak bile zorluydu benim için. Yapamıyor olmayı da düşledim, yapabilirsem olabilecekleri de. Ama elimden gelenler çok az noktada oldu... Sağlık olsun, diyebilmeyi bildim nihayetinde şükür ki.


Bol bol örgü ördüm bu sene de. Kağanımla yumaklar yaptık, ördüm. Kitaplar okuduk, ara verdim ördüm. Filmler ve diziler eşliğinde ördüm. Arkadaşlarımla telefon konuşmaları sırasında ördüm... Ürettikçe içim huzurla doldu, ürettikçe rahatladım aslında. Üretimi tüm ülkeme diledim de ördüm. Bunlar bana çok ama çok iyi geldi. İnanır mısınız, ki bana bile garip geldi; 2020'de örgü örmek bana daha büyük bir haz verdi. Sanki tutunmam gereken bir uğraş aradım ve en çok örgüye sığındım. 2020 sığınılacak birçok alan arattı bana, ben döndüm dolaştım en çok örgüde soluklandım... :)

Gözümün önünde filmler veya diziler aktı, yanımda Kağanım kitap okudu, bana sorular sordu ve sohbet etti. Küçük yeğenim Defnem uyudu... Sohbetler edildi, sakince oturuldu veya uyunuldu; durduğum anlar da oldu ama çoğu müsait anımda elimde örgülerim vardı. İyi ki dedirten bir güzel meşguliyetim idi... 

2021'de hem sınırımı bilmeyi hem de bu meşguliyetimden kendime bulduğum hazzın yaratıcılığını da katabilmeyi, korkmadan üretmeye devam edebilmeyi diliyorum yine. Ve cümlemize de...



Aralık ayında Farmasi benim için verimli bir uğraş oldu. Siparişlerimden kazandığım da oldu, ihtiyaçlarımı alıp kazançlı konumda olduğum da... Aslında en çok Kasım ve Aralık ayında, "Bu benim ciddi ciddi işim olsun artık" istedim. Bu isteğe ulaşmak için bir şeyler yapmayı daha çok ciddiye aldım Kasım ayından bu yana... Ekip kurması çok zorlu ama onu da bir şekilde başarabilmeyi istiyorum daha da fazla.

Tüm sene boyunca kabullenmemek için uğraştım da, şu son iki ayda "normal iş hayatında bir yerim olamayabileceğini" de kabullendim aslında... Bu olumsuz düşünme değil, ben hep olabileceğini takmıştım kafaya ya; ötesini düşünmek istememiştim sonra. Ama artık diğer ihtimalden de devam edebilmem lazım. Şartlar neyse ona yönelip, oradan çabalamayı bırakmamak... 

Olumlu düşüncenin tabiatında da bu var; bir tek yoldan olmuyor hayallerim diye, tamamen olmasını istediğim gidişatta ısrar etmem meğerse gereksizmiş. Vazgeçmemek gerek ama yön değiştirmekten de korkmamak gerekirmiş... Ben bunu senelerdir yapmaktan uzak durdum. İstediğim hayata atılmaktı.. O adımı atmak için o kadar bekledim ve bu sene olacağına o kadar sevindim ki. Birçoğu gibi pandemi benim için de bir hayal kırıklığı idi ama tam yolunda gidiyor hayat benim için derken, büyük bir hayal kırıklığı çöreklendi üstüme... 

Velhasıl, 2020 hep bir çözüm süreci gibiydi diğer yandan. Çalışma hayatına istediğim şekilde bir kapı olamadı ama kendi kapılarımı da kapatmama kararımı almam zor oldu. Örgü örerek kazanç elde etmek, iş hayatının başka bir kapısı benim için. O küçük bir gelir gibi, zira her zaman alıcısı olmuyor. Değer verenleri de kıymet bilenleri de az doğrusu... Ama bir işim olsun; çalışma hayatına atılabilsem de atılamasam da elimde bir gelirim olsun dediğim ölçüde ve de yine hayallerimin izinde yürüyebileceğim demektir. 2020 yılında verdiğim en doğru karar, durmaktan vazgeçip; beklemeyi bir kenara bırakıp, devam edebilmeyi de bilmekti...

Son Farmasi siparişlerim bu hafta başında geldi. Dolu dolu bir paketti, siparişlerimle ve ihtiyaçlarımla dolu... Devam edebilmeme yardımcı olacak nice aylar da var önümde. 2021'de iş hayatıma devam edebilmem adına eğitimler de almayı düşünüyorum şimdi. Udemy sitesinde "network marketing" üzerine güzel eğitimler buldum bugün. Ama önümüzdeki aylarda almayı düşünüyorum. Öncelikle Udemy sitesindeki ücretsiz eğitimlerle sistemi anlamaya ve bana faydası olabilecek mi bakacağım... 

Hedeflerim var bu alanda, Farmasi dünyasına ilk adım attığım zaman diliminden de daha fazla. Umarım cümlemizin hayalleri hedefleri gelişir ve güzelleşir bu yeni yılda... :))



Bu hafta 23.12.2020 çarşamba günü, sağlık ocağından çağırıldığımız üzere "zatürre aşımızı" vurulmaya gittik annemle. Bu bizim ilk zatürre aşımızdı annemle beraber... Bu zamana kadar hiç zatürre aşısı vurulma gereği duymamıştık ama bu sene durum başka... Doktorlarımız, kronik rahatsızlıklarımız dolayısıyla gerek gördü bize de...

Çarşamba günü babamla uyanıp kahvaltımızı yaptık, sonra da ablamlara gidip annemle Defnemi alıp sağlık ocağına gittik. Kağancım son birkaç aydır kısa süreli evde yalnız kalabilmelere başladı. Bu bile çok büyüdüğünün göstergesi bizim için... :) 

Sağlık ocağına gittik ama üst üste iki maske ile gittim ne olur ne olmaz diye. Saat 13.00'da sağlık ocağı açıldı ve ilk bizim işlemimizi gördü hemşire. Ben sağlık ocağına alırlar sandıysam da, annem sağlık ocağına girip çıktıktan sonra, engel durumum ve kronik rahatsızlıklarım sebebiyle riske atmamak için arabada vurdular aşımı sağolsunlar. Ne acıdı ne de çok sızısını hissettim o an ama zormuş meğer zatürre aşısının sonraki yan etkileri... :/ İki gün gece uyutmadı kol ağrısı ve şişliği. İlk gece çok keskindi, ikinci gece hafifledi ve üçüncü gece de geçti neyse ki...

Önce ben, sonra annem aşısını vuruldu ve annemleri bırakmaya döndük ki o gün ablamlara; annem "hadi gel sen de bizimle yukarıya, beraber döneriz akşama da" dedi. Tamam madem, dedim... Akşama kadar beraberdik annem ve yeğenlerimle, çay içtik Defnemle oynadık; derken akşam da babam almaya geldi ve işlerimizi de halledip eve döndük beraber. Yeğenlerimle üç günde bile yine özleşmiştik, beraber takıldık annem ve yeğenlerimle...


Ama o gün çok net ve biraz rahatsız edici bir şeyi farkettim... Son dakika kararı olarak ablamlara gittiğim için annemle; elim boştu, uğraşım yoktu. Telefonumun şarjı bile azdı işte! Bu bana büyük bir eksiklik gibi geldi... "Ben ne çok alıştırmışım kendimi, meşguliyetin bağımlısı mı etmişim kendimi?" diye sorguladım. 2020'yi bir kaçış gibi mi kullandım bilmem, son zamanlarda kaçışlarım hep meşguliyetlerime doğru oldu. Sakinleşmeye çalışıyorum son zamanlarda ama "işim gücüm var neticede, acaba kafaya biraz da ben mi takıyorum?" diyorum bir yandan da. 

Neticede siparişlerim olduğu için örgüye boğuldum şu sıra, evet yetiştireceğim diye son zamanlarda daha çok ördüm ve elimden kimi zaman yatana dek düşüremediğim tek uğraşım oldu... Çalışıyor olsam işyerinde işimin başından kalkamadığıma içerlenecek miydim ki? İçimde ne depremler ne savaşlar var, ben son 6 ayda bunlara dair özel anlatımlar yapamadım bloğumda. Bunun eksikliği ve garipliği de sonradan düşüncelerimi boğdu tabii ki... 

2021'de daha çok yazabilmeye dönmeyi umuyorum kendime öncelikli konumda bir de... :)




2020'de çok kitap okumayı istedim yine, 50 kitaptı okuma hedefim ama yine kavuşamadım ne yazık ki... Evet, önemli olan çok okumak değil ama okumayı devam ettirmek sonuçta. Böyle avutuyorum kendimi... 32. kitabımı 24.12.2020 günü bitirdim. Bitirdiğim "Düşle İnan Yaşa" kitabı, benim 2021'de başucumda olmasını istediğim kitap oldu ve beni o kadar iyi hissettirdi ki...

Ben pozitif düşünce içerisinde olmayı uygun görüyorum derken, çok eksik olduğum noktaları buldum kendi içimde. Bu seneki sorunlarıma eksik kaldığım noktaları son 2,5 aydır karşılıyor kitap içeriği ama öncesindeki birkaç öğretiyi de "Can Aydoğmuş"un video içeriklerinden öğrendim zaten...

Size kısaca özetleyecek olursam, "Cümlelerine dikkat et, düşüncelerine dikkat et ve hayal bile edemediklerine dikkat et!" Son maddenin o kadar önemli olduğunu düşünmezdim, öbürlerini çok umursarken. Meğer o da tamamlıyormuş işte. 2020'yi değerlendiriyorum ama hazır biterken öğrendiklerimi de uygulamaya çoktan başladım kendim adına esasında... Bunu söyleyebiliyor olduğum için çok da gurur duyuyorum kendimle...

Kitaptan çok bahsetmeyeceğim ama Can Aydoğmuş hep şunu söylüyor, yaşadığın ortamdaki eşyalar dahi enerjilerini etkiliyor. O alan seni ya iyi ya da kötü etkileyebiliyor... Dağınıklık toparlanamamayı, düzensizlik işleri yoluna koyamamayı ve düşüncelerine sahip çıkmama "ne yaptığını bilememeyi" sağlıyor... Bundan ötesini okumak isterseniz kitabı alın derin. :))

2021'de ben Can Aydoğmuş'un diğer kitaplarını da okumayı istiyorum kendi adıma. Ama o zamana dek, youtube kanalındaki tüm videolarını da izleyip daha da bilgilenebilmiş olmak istiyorum tabi...


Ancak kişiler kendilerini isterlerse onlara yardımcı olabilirsin, kişilerin özgür seçimlerine saygı göstermek durumundayız. Demem o ki evinizdeki dengeyi önemseyin. (Sayfa 32)

Olumsuz Kodlamalarınızdan Arının, Ruhunuza Yeni Kodlamalar Giydirin… (Sayfa 89)


2021'de daha fazla geliştireceğim, olumlu olan herşeyi hayatıma çekeceğim, kendimi daha güzele ve daha da hayırlısına hazırlamayı ihmal etmeyeceğim... Hayatımı seviyorum, kendimi seviyorum, zorlu geçen bu senenin içindeki tüm olumlu öğretileri kabul ediyorum ve olumsuzları serbest bırakıyorum.. Ben, ailem ve de çevrem; tüm evrenle beraber olumlu olan her şeye açığız. Her şey 2021'de daha da güzel olacak... =)


Önümüzdeki haftaya planladığım diğer yazılarımda; 2020'de okuduğum kitaplarımı, en çok kullandığım uygulamayı ve irili ufaklı planlarımı konuşacağız. 

Okuduğunuz ve orada olduğunuz için teşekkürlerimle. Görüşmek üzere, Sevgilerimle... :)


12 Aralık 2020 Cumartesi

Motive Edici Bir Hafta - Aralık 2020

 

Beni çok iyi hissettiren ve meşgul olduğum her güne çok şükrettiğim bir hafta oldu bu hafta... Her günüyle dolu dolu ve "Aralık boyunca bitirmem gerekenleri planladığım üzere devam ettirebildiğim" bir hafta oldu ve olmaya devam ediyor şükür ki... :)


Haftaya bir atkıyı bitirmiş olarak başladım öncelikle; Antalya'dan Meromun iş arkadaşı bir erkek atkısı yapmamı istemişti benden, geçen hafta bitirmiştim ve bu haftanın ilk günü püskül yapımıyla başlamış oldu... Üstteki örgü, atkımın örgü işlemi bittikten sonra katlanmış halde görüntüsü ve alttaki ipim de diğer bir siparişim olan "bere boyunluklarıma başlamadan önceki yumağımın fotoğrafı"... =) Önceki haftayı örgüyle bitirdik, örgüyle devam ettik yani... Bu benim için şükür sebebi oldu bu sıra... 

Kasım 2020'deki Ekpss sınavımdan sonra iyice kabullendim, epey bir süre daha iş hayatında tamamiyle aktif yer alamayacağım. Özellikle de şu koronavirüs ortamında, bir süre daha göremeyeceğim aktif iş hayatında yani bir işyerinde çalışamayacağım belli ki! Bunu son iki üç haftadır iyice kabullenmek, azıcık canımı acıtsa bile ferahlattı da...

İnsan kendi uğraşını, işini ve emek verebileceği noktayı bulmak için belki de illa genel geçer yöntemler olsun diye diretmemeli... Yeniden kabullendim ve bunun için uğraş vereceğim. El emeğimle, network marketing işimle, yazılarımla ve kendi uğraşlarımla; kendi yolumu öyle böyle bulacağım ve vazgeçmeyeceğim bekleyerek olası ihtimallerimi... İşte böyle başlattık bu haftayı, bu düşüncelerimle... Siz çalışıyor musunuz? İş hayatında yer bulabiliyor musunuz? Bir engelli olarak; çalışma saatleri düzenlemesi ne bizim bedenlerimize uygun, ne de iş hayatında o kadar yer bulabilmemiz kolay... Keşke kolay olabilseydi...



Salı günü, bir kargo mesajıyla uyandım ama mesajın geldiği kargo şirketinden beklediğim bir paketim yoktu! Öğlen kapıma gelene kadar, nedir acaba ve yanlış mesaj mı ki? diye sorguladım. Sonra evde yalnız kaldığım sırada öğlen kapı çalındı, sonra telefonum çalındı ve kapıya bıraktı kargo görevlisi paketimi...

O günü hem merak içinde, hem de örgü uğraşım ve film izlemelerimle devam ettirdim. Akşam annem ve babam geldi, kargo paketini merakla açtık, içinden üstteki kar kürem notum ve arkadaşımla fotoğrafımız çıktı... Liseden üniversiteye 6 sene sınıf arkadaşlığını paylaştığımız ve hala görüşmeyi sürdürdüğüm arkadaşım Haticem, bana yeni yıl hediyesi göndermiş. :) O kadar beklenmedik, o kadar güzel bir sürpriz idi ki; kutuyu açana ve fotoğrafı görene kadar kimden olduğunu anlayamamak, içinden o kartı çıkarıp okuduktan sonra hediyeyi içime sindirmek ve "ne kadar şanslıyım, ne güzel bir arkadaşlığımız var!" dediğim bir an idi. Çok şükür ki...

O gün Haticemin bana hissettirdiği şu oldu, "Arkadaş, hiç beklemediğin anda kendini daha ne kadar özel hissedebilirsin bilemeyeceğini bildirendir." Böyle arkadaşlarımız olabildiği için ne mutlu ve böyle arkadaşlar olabildiklerimizle ne mutlu bizlere... =) Tekrar teşekkür ederim Haticeme, bu blog günlüğüme çok güzel bir hatıra daha bıraktık beraber. Benim de bir kar kürem oldu böylece, yeni yıla ışıl ışıl yeniliklerle ve hayal kurduracak görselliği olan bu kar küremdeki peri kızımla beraber! :)


Sonra Aralık ayı siparişlerim geldi Perşembe günü, onları seve seve paketledim sahiplerine özen içerisinde ulaştırmak üzere... Bu sefer, bir tek ürün harici hepsinin sipariş olması beni çok mutlu etmişti. Bir kişi hariç son iki gündür teslim ettim sahiplerine, ama birini daha önümüzdeki günlerde iletebileceğim sahibine. Aralık fırsatları daha da güzel bu arada. Yıl sonu indirimleri çok, fırsatlar çok; başarabilir miyim bilmiyorum ama ilerlemek istediğim ve iş bilmek istediğim şekliyle, yerini bulmak istediğim iş fırsatım da çok...

Ocak kataloğunu inceledim, planlarımı tazeledim o gün ve bundan sonra ekibimi büyüterek ilerlemek için uğraş verme kararımı sürdürmeye devam ediyorum... Beni ne kadardır olursa olsun takip ediyorsanız, benim ekibime sizler de davetlisiniz. Gelin beraber satalım, ekip kuralım ve beraber büyüyelim? Ne dersiniz? :) Bana e-posta hesaplarımdan veya yorumlardan ulaşabilirsiniz...



Ekim sonundan beri okuduğum kitaplarımı bir türlü noktalayamıyordum... Bu hafta elimdeki yarım kitaplarım ve okuduğum kitaplarımla beraber, okuma listemdekileri de okuyup bitirmek üzere geri döndüm okumalarıma. Son üç gündür elimde "klasiklerden" bir kitap, Kolera Günlerinde Aşk vardı. İlk gün 50, ikinci gün 50, üçüncü gün tüm gün olmak üzere 142 sayfa olmak üzere; 150. sayfadan devraldım kitabımı ve nihayet bugünün ilk saatlerinde bitirdim... Yani kolay olmadı, elimde çok süründü ama bitti şükür ki.

Hani birçok klasik kitaptan sonra deriz ya, "bu kitap nasıl klasik olmuş?" diye; aynen öyle dedim, nasıl bir klasik bu ve bu kitabın içeriğindeki aşk mı "yüzyılın aşkı ve sabır dolu aşk?" Okuduğuma şaşkınım, okuduğuma kızgınım, okuduğum hikayeyi beğenenlere bile kızgınım bu sefer! 

Florentino Ariza, ilk aşkı Fermina Daza tarafından terkedilince; 53 sene boyunca aşkına tekrar kavuşacağını düşleyen ve bunu beklerken bir sürü kadınla da yatmayı ihmal etmeyen, ama dönüp dolaşıp "bir tek Fermina'yı sevdiğini düşünerek ve söyleyerek, ona sadık olduğunu düşünen" bir erkek karakter! Bu erkek karakter öyle bir karakter ki, 60'ından sonra kendisine emanet edilen genç bir öğrenci kızla bile cinsel ilişki yaşıyor birçok kez ama aşkına çok sadık! Ne zaman sevdiği kadının eşi ölürse, işte o zaman yeniden benim olacak diye hayal kuruyor... Hayaline de nasıl oluyorsa bir şekilde kavuşuyor...

Yorucu, sinir bozucu da olsa; söylenen ve övülen o ki, güya bir hastalığın pençesinde geçirilen senelerde "soylu bir aşkın" hikayesi imiş. Bu kitabın klasik olmasından çok, 1982'de Nobel Edebiyat ödülünü almış olması beni çok üzdü. Kitabın tek sevdiğim noktası, yanlış hikayeler ve güzellemelerle dolu bir kitap da olsa, bazı sözlerinin çok doğru olduğuydu. Birkaç cümle için, 3 puan verdim "1000kitap hesabımda" ama gel gelelim sonunu sadece mutlu sona bağlayacaklar mı bunca rezillikte sonra diye okudum! :/

Diyeceğim o ki; her kitap klasik diye güzel değildir, her klasik de her kitap da güzel değildir işte... Bazı saçma şekilde övülmüş yanlışlarla dolu kitapları övmemeli ve okutmamalıyız. Klasiklerden boş yere kaçmıyorum, yanlışların en çok anlatılıp övüldüğü kitaplar bunlar. Marquez, şiirlerini severek okuduğum bir yazardı ama ilk okuduğum romanıyla bitti gitti okur yazar ilişkimiz maalesef. Çünkü birçok kitabında "pedofili" ve sapkın davranışlar doğruymuşcasına yazılıymış. Bir kitapta aradığım hikaye bu değil, hayatın içerisinde "Türkiye" gibi bir ülkede duymaktan en üzüntü duyduğumuz konuları savunmamalı ve savunulmasına da fırsat vermemeliyiz bence... 

Beni bu hafta motive edemeyen tek olay bu kitabı okuyup bitirmem oldu aslında. Ama iyi ki okudum, okudum ki okumak istediğini söyleyen küçüklerime ve büyüklerime bunun yanlışlığını anlatabilirim artık! Öyle avutuyorum kendimi... :)

Beni okuduğunuz için teşekkürlerimle, mutlu haftasonları ve yakın zamanda yine görüşmek dileğimle... Sevgilerimle... (=


5 Aralık 2020 Cumartesi

Gece Kuşu'ndan Notlar #9 - Aralık 2020


Çok hızlı bir ay başladı bu hafta, Kasım bitti Aralık geldi. Hıphızlı geçecekmiş gibi sanki, şimdiden Cuma gününe bile girdik... Yazmak isteyip yazıyla başlatamadığım bir hafta oldu ama elimdeki işlerde ilerleyeyim, soluğu diğer yazılarımla da burada alacağım inşallah... :))

Aralık ayına da örgülerle devam ediyorum; elimde iki sipariş vardı, bu hafta üç oldu. Üstteki ipler şimdiki iki siparişim için kullandığım iplerim; Nako Vega serisinden siyah ip (217) ile erkek atkısı örüyorum, Alize Extra serisinin siyahıyla (60) da bere boyunluk.. 

Örgü hem meşguliyet hem de teslimiyet olmaya devam ediyor yani. O içimdeki üretme aşkını bir yerde yeşertmek, büyük haz veriyor hala... Ben onu sevdikçe o da beni mutlu etmeyi artırıyor gittikçe. İyi ki...

Diyorlar ki, bir uğraş edinin ve o uğraş içerisinde kendinizi sürekli bir üst seviyeye taşımaya çalışın. Yaşamanın tadını ve hayata dair bilmeden beklediğiniz hazları o zaman alacaksınız.. Benimki de o misal.

Bu hafta örgü ile başladım devam ettim işte. Bir atkı, bir de bere boyunluğu bitirmek üzereyim. Aralık yeniden karantina ile devam edecek malum, haftasonu full karantina altında iken önce örgülerimi sonra da yarım kitaplarımdan birini bitirmeyi düşlüyorum doğrusu.. :) 

Peki sizin karantina planınız hazır mı? Yorumlara buyurun lütfen...


Aralık iki film ile başladı benim için; ilk "Super 30 (2019) ile başladım izleme listemdekileri temizlemeye, hemen ardından da "Hichiki (Hıçkırık)" yi izledim  ve ikisinin de öğretmen filmi olduğunu öğrenince şaşırdım..

Super 30, çok sevdiğim Hrithik Roshanın vizyondaki son filmi sanırım. Ben listeme 2020 başında bu sebeple kaydetmiştim. İzledim ve o kadar beğendim ki. Tek şikayetim başlangıçta Altyazı çevirisinin çok kötü oluşu idi. Konusunu azıcık sevmesem, anında kapatabileceğim durumda idim. 

Bollywood filmlerinin toplumsal sıkıntılara, mesaj ve motivasyon içerikli filmlerine tutkunum resmen. Böyle filmleri Hollywood'da hint filmleri kadar derin işlenmiş bulamıyoruz, festival filmlerinde ise hayli durgun ve sanat filmi oldukları için birçoğu zoraki bir abartılık içerisinde geliyor bana çoğunlukla... 


Super 30, gerçek bir öncünün öğretici hikâyesine dayanıyor... Maddi durumu el vermediği ve kendi ülkesinden eğitim desteği alamadığı için kazandığı okula okumaya gidemeyecek durumda olan gencimizin, parası olana en iyi eğitimin verildiği düzene bir başkaldırısını izliyoruz. Yoksul 30 öğrenciye ücretsiz eğitim veriyor öncümüz. Hrithik Roshan, oynadığı karakterin yine hakkını öyle güzel veriyor ki... :))

"Anand Sir hep dedi ki; her seferinde otuz dahi- dahiler yaratmak, her seferinde binlerce insan hayatını değiştiriyordu. Çünkü bir çocuk çalıştığında bütün aile bir şans kazanır, her şey değişir ve takip eden her nesil daha da ileri gidebilir. Sonsuza dek." Super 30 (2019)

İyi bir vakit geçirmek ve gerçek hayattan bir mücadelenin hikayesini öğrenmek isterseniz, ister tek ister ailecek veya sevdiğiniz arkadaşınızla izlenebilir... (: Hikayeyi izlemek isteyenler olur diye anlatmak istemiyorum ama film boyunca, "keşke bizim eğitim sistemimiz böyle olsa, öğrenirken gerçekle bağdaştırarak ve hayatın içinde çözümlesek kafamızdaki soruları." dedim. Öyle kıskançlık verici güzel işlenmiş bir filmdi. Bir tek iyi öğretmen binlercesinin iyi şansıdır bence. İyiler hatırlanır, kötüler de hep kötü anılır zira. Allahım öğretmenlerin de iyisiyle karşılaştırsın, öğrenciye kıymet veren öğretmen karşılığını da iyi alırsa gelecek kurtulur... 

***


Sene sonu geliyor ve tüm senenin uygulama istatistikleri de gelmeye başlıyor bu arada. Bu sene en çok kullandığım iki uygulama Duolingo ve YouTube oldu. Youtube'un istatistiklerine henüz denk gelmedim ama Duolingo'nun istatistiklerini çok sevdim. 


Sanırım tüm sene boyunca en akıllıca davranıp kullanma alışkanlığı edindiğim uygulama kendisi. 2021'de de kullanmaya devam etmeyi istiyor ve düşünüyorum. 

Ben 3 ay kadar öncesinde rutin olarak ve gün kullanmaya başladığım ilk zamanlarda, yeni bir şeyler öğrenirken yanlış yaptığımızda can gitme durumları yoktu. O kural son 1 aydır var. Elmasları bu can alma meselesinde de kullanabiliyoruz, girmeyi unuttuğumuz tek bir gün için seri dondurma hakkımızı aktif tutmak için de.. 

Sayesinde birçok yeni kelime ve birçok da cümle kurma becerisi kazandım. Kendinize yatırım yapabileceğiniz bir uygulama kullanmak istiyorsanız, Duolingo tam da böyle bir uygulama ve ücretsiz... Tavsiye ediyorum. :))

Ben sadece 3,5 ayda, 1266 kelime öğrenmiş ve 590 dakika geçirmişim Duolingo'da. Helali hoş olsun ama bir önceki 69 günlük giriş serimi, haftasonu kurtarma kaldırılınca ve ben de bunu unutunca maalesef gün saymada başa döndüm. Şimdi yeniden 31. Gündeyim ama bir önceki bitmemiş olsaydı 100. Günüm olacaktı. Neyse, yine ulaşacağım o 100e... :))


*** Türk Dizilerine Sardım...


Bu ara bol bol Türk dizisi izliyorum, örgü örerken en güzeli ve en dikkatimi iki işe de verebildiğim işim böyle oluyor... Malum dümdüz örmedikçe altyazılı dizi veya filmi de takip etmesi hayli zor.

Bu hafta Doğduğun Ev Kaderindir'i sezon başladı başlayalı ilk defa gününde Tv'de de seytedebildim. Çünlü örgü örerken güncel bölüme yetişmek üzere geri kaldığım bölümleri de daha üst üste günlerce izlemiş bulundum. :) Şansıma da Tv'de ilk defa izlediğim bölüm sonunda kadın cinayeti ile sonlandı. Epey üzüldüm Müjgan'ın hayatının böyle son bulmasına da... :/ Tüm kadın cinayetine kurban giden canlarımızın toprakları bol olsun inşallah...

Sonra Kırmızı Oda'nın bölümlerinde de nihayet güncele yetişebilir hale geldim, önümüzdeki haftaya da onu gününde izleyebiliriz sanırım.. :) Beni hem hüzünlendiren hem de çözüme kavuşturduğu sıkıntılı insanların mutlulukları dolaysıyla epey mutlu eden bir yapım kendisi.. 

Üstteki kolajdaki sarılma fotoğraflarını da biten günün akşamında (04.12.2020] çektim, Hercai'nin yeni bölümünü izlerken... Konumuz babalar ve evlatları idi bu hafta, her ne kadar son iki üç haftadır resmen yeşilçama bağladıysa da sanki özlemişiz hissimle hiç yabancı hissetmediğimi gördüm. :)

Son bölümde iki evlat da öz babalarını kabullendi ve sımsıkı sarıldılar babalarına, içim eridi resmen! :) Keşke olabildiğince mutlu sonlar olabilse hayatımızda da.. Ben hep "bazen biraz da biz zorluyoruz şansımızı" diyorum ama hayat da zorluyor ve nice örnek var karmaşık; kabul ediyorum... :)

Çok garip işte, bu hafta çok şeye duygulandım yine dizilerimizde; Kırmızı Oda'da Alya'nın iyileşiyor ve beklediği sevgiyi görmeye başlıyor olduğuna, Doğduğun Ev Kaderindir'de Müjganın hep yaşayamadığı o hayatının bezginliğine ve en son da Hercai'deki kavuşmalara ve yıllardır duası edilen özlemlerin iyi haberlerle sönmesine. =) 

İhtiyacım var ki izliyor ve duygulandıkça mutlu oluyorum. Şu dönemde her birimiz mutu gidişatlar görmeye, birbirine uzakların yakınlaştığı ve özlem gidmrye uğraştığı yapımlara aç ve açığız. O açıklığı görüyor kabul ediyor ve teselli etmeye uğraşıyorum.

Şimdi her birimiz hem virüsün bir an önce bitmesini bekliyoruz hem aşı konusunda endişelerimizi dile getirmekten geri duramıyoruz ve kavuşma sahnelerinde de kendimizi arıyoruz... 

Sabredeceğiz ve bunlar da geçecek öyle değil mi? Benim bu mutlu gidişatı çok elle tutup bugüne çekesim var aslında. ;) 

Gece Kuşu'ndan Notlar 9'u da sevgi dolu kucaklaşmalar ile burada bitiriyor ve başka bir yazımda görüşmek üzere diyorum.
Sağlıcakla kalın, karantinamuz mutlu ve sağlıklı bitsin yine... (: Amin...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...