13 Temmuz 2014 Pazar

Not Aldım Veya Not Ettim - #17 - #2014TatilimizBaşlar


Not Almak Veya Not Etmek... Bu yazı dizisinde hayatımın içinden not aldıklarımı, sevdiğim veya hoşlanmadığım şeylerden not ettiklerimi, düşüncelerimi ve kaydetmek istediklerimi göreceksiniz... :)

Daha önceki "Not Aldım Veya Not Ettim" yazısı altında notlarımı okumak isterseniz buraya tık tık... :)

En son tatil öncesinde yazmıştım geçen hafta Cumartesi günü. Bugün Pazar'a sarktı bu yazı maalesef... Ama önemli olan yazılıyor olması değil mi? :) Tatilimiz başlayalı çok değil 4 gün oldu, şu ana kadar şükür güzel geçiyor. Neler yapıyorum neler, bahsedeceğim bu haftanın notlarında...

Geçelim notlarıma, iyi okumalar... :)


Yolculuk Sırasında, Karadenizli Bir Esnaf'a Çok Güldük... :)



Okuma yazmayı söktüğümden beri, tabelaları okuma meraklısıyım ben. Yolculuklar da, küçük bir yolculuk dahi olsa kenardaki tabelaları veya reklam panolarını okumadan edemem. Yaratıcılık da ararım bir yandan tabii... Müşteri düşüncesi şudur bence; görünüş ve hitabın dikkat çekiciliği ve yaratıcılık...

Biliyorsunuz ben Dış Ticaret okudum Lise'de de Üniversite'de de... Bir açıdan satış politikalarına da dikkat eder oldum zamanla. İster istemez bu durum her defasında kendini tekrarlar oldu. Sonra da alışkanlık... Güzel bir alışkanlık bence. :)

Bursa'dan Antalya'ya olan yolculuğumuz sırasında yine tabelaları incelerken, nereye doğruydu hatırlamıyorum ama; bir tabela gördük. Bir karadenizli'nin tabelasıydı. Daha önceden de orada olduğu belli gibiydi aslında, ama ilk defa görüyor gibi oldum nedense... Tabela'da şöyle yazıyordu; "Meşhur Akçaabat Köftesi Ha bu Tepenin Arkasunda Değuldur." Biraz daha gittik bir başka tepe çıktı karşımıza, bu sefer tabela şöyleydi; "Akçaabat Köftesi Ha Bu Tepenin Arkasunda da Değuldur." Biz tam buna gülerken baya bir gittikten sonra tekrar bir tabela; " Akçaabat Köftesinin Arkasunda Olduğu Tepe Ha Burasıdır." =)

Sizce de çok güzel düşünülmüş bir satış politikası değil mi bu? Kısacası, yurdum insanının yaratıcılığıyla mizahını birleştirmesine hayranım. İşin sırrı burada ticaretin. Mizah ile beraber yaratıcılığı tutturabilmekte biraz da marifet... Bu fikri düşünene ve uygulayana helal olsun. :)


Bi Küçük Eylül Meselesi Vardı, Cidden Bende Halledemedim...





Bol bol kitap okumaya, bol bol film izlemeye, biraz mekan değiştirmiş ve uzaklaşmış olma durumuna kendimi bırakmaya çalışıyorum bolca ailemle beraber. Böyle durumlar çok hoşuma gidiyor doğrusu... Dün film izlemeye tam anlamıyla başladım. Bu izlediğim filmlerden biri de, Bi Küçük Eylül Meselesi filmi idi...


Çok merak ettiğim ve izlemek için sabırsızlandığım filmlerden biriydi. Olmuş mu olmamış mı diye çok düşündüm sonunda da. Dün izlediğim 3 filmden, en çelişkili durumda kaldığım film oldu kendisi. Filmde şöyle diyor, Bi Küçük Eylül Meselesi vardı çözemedim... :)

Ve şu noktaya takıldım; "Aşık olmak için fazla neşeliyim ben..." Film boyunca beni en çok düşündüren cümle oldu. İnsan aşık olunca da neşesini sürdüremez mi? Ben neşesini aşkla beraber daha çok büyütenleri de gördüm oysa...

Filmi güzel buldum bulmasına da, beklediğim etkiyi gidişat yönü açısından alamadım biraz. Ama izlenmeye değer bir film. Film dediğin düşündürecek bol bol da bazen. Düşündüren filmlerden korkmam ben, hiçbir şey düşündüremeyen filmlerden hoşlanmadığım kadar... :)



Bibliyomani Ve Yeniden Kitaplarıma Dönmem... 



Yarıda kalmış iki kitabım vardı, onları bitirerek asıl yaz tatilimi başlatmıştım. Yaz tatili demek, okul dönemi sebebiyle okuyamadığın kadar çok kitap okumak demek 1-2 senedir benim için. Özellikle bu sene okuyamadım doğru dürüst kitap. 2014'ün bundan sonrasını okuyarak geçirebilmeyi diliyorum. Çünkü okuyamadığım zamanlarda, kendimi epey eksik hissediyorum... Neyse ki kitaplara gömülme işine geri döndüm şükür...

Bibliyomani hakkında bildiğim 1-2 hafta öncesine kadar, sadece fazla kitap düşkünü olan insan demekti. Ama bibliyomani bir hastalıkmış aslında. Kitap biriktirme ve toplama merakının sosyal ilişkileri engelleyecek kadar üst boyutlara gelmesine sebep olan bir obsesif kompülsif bozuklukmuş. Zamanında bir bibliyoman kadar olmasa da, kitap tutkunuyum derdim. Anladım ki bibliyoman kadar değilmişim. Zira bibliyomanlar sırf kitap toplamak uğruna cinayet bile işlerlermiş. Allahım korusun cümlemizi hastalıklardan...

Aklımda iken not etmek istedim bu durumu. Bibliyoman değilim, kitap toplama hususu konusunda da aşırı kitabım olmamıştır öyle. Ama nedense düşününce bir garip oldum not etmek istedim. Yeni öğrendiğin bir bilgiyi not etmek istercesine not ettim. Antalya'ya gelince kıyarak kitaplarımı arkadaşıma verebildiğimi de görünce, kesinlikle hasta falan değilmişim dedim yine. Olmadığımı bildiğim halde... Kitaplar güzel şeydir. Evet insan bir tutkun olunca, saklamak ve bir daha aynı deneyimi yaşamak istiyor. Ama paylaşmayı ve ortak etmeyi hiç hiç unutmamak gerek. Sevgiden de yapsak bir şeyleri, hastalık derecesine ulaşmadan önlemini almak gerek... :)


Haftanın Şarkıları...

Bu haftanın şarkıları, Sezen Aksu-Ruhuma Asla ve Gülüm Çahan -Film (Kaçak Gelinler dizisinin jenerik müziği) şarkıları oldu benim için. En çok bu şarkıları dinledim. Kaçak Gelinler dizisini beğenerek izlemeye başlamıştım yolculuğa çıkmadan önceki haftalar, Kağan'ım da benden çok sevdi müziğini. Sık sık dinler olduk bir süredir yani...

Sezen Aksu, ki vazgeçemem; Ruhuma Asla şarkısı en sevdiğim parçalarından biridir. Ve Sezen Aksu'yu her dinlediğimde internetten başka bir dinlemediğim müziğini dinler olurum. Bu çok hoşuma gidiyor işte. Üretken ve başarılı bir sanatçı. Sesine ve yazdığı parçalara sağlık... :)


Bu notlarla geçirdik bir haftayı daha. Bitti bitmek üzere bu hafta da... Tatilimiz şükür güzel geçiyor. Bir dahaki haftanın notlarında görüşmek üzere. Sevgiler... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...