17 Temmuz 2018 Salı

Emanetin Kuskunu - 17.07.2018


Hızlı bir süreçten geçtik ve bugün itibariyle de o süreci sağsalim bitirdik; 5 senedir benim engel durumum sebebiyle üzerime kayıtlı olarak aldığımız ve kullandığımız ilk arabamız, Toyota Corolla'yı bugün sattık. Yeni sahibine devredene kadar, oradan oraya araba içinde götürülmek bile yorucu idi benim için bugün ama bitti. Yeni sahibi güle güle kullansın, hayrını görsün diliyorum... :) Biz neden böyle bir şey yaptık konusuna gelince, elimizdeki fırsatı sürdürmek aklımızda idi bir süredir ve bunu gerçekleştirdik. Hazır 5 senemiz dolmuş iken, sermayemizi yeniledik yani. Çok şükür ki... Şu kısacık günler içinde yanımızda olan ve destek olan herkese teşekkür ederiz öncelikle... ;) <3 


Hiçbirimiz bu sürece girişirken, bu kadar sıra süre içinde halledebileceğimizi beklemiyorduk aslında öncelikle. 1 hafta içinde halloldu herşey, kararlı halde giriştikten sonra da 4 günde resmiyetle de bitti... :) Süreç Cumartesi günü ciddiye bindi, önce ailem benim haricimde gündüz araba bakmaya ve şimdi adı eski olan arabamız için galerilerden fiyat teklifleri almaya gitti. Ben o sıralarda (3 ders sınavım için) ders çalışıyordum... Annemler o gün döndüklerinde yeni arabamız için, Kia markasının Cerato modeli üzerinde karar kılmıştılar. Aynı akşam çardak keyfi yaptık, ablamların sitesinde; üstteki kolajdaki annem ve ablamın resmini de, o gün çektim... :) O gün bitti, evlerimize döndük ve ertesi sabah arabanın resimlerini çekip internet üzerinden satışa çıkardı eniştem. Öğlene de satıldı... Şükürler olsun ki, bu kadardı ve bu konuda şansımız yaver gitti...

Bugün sabah ise erkenden kalktık; önce elimizdeki arabamızı satıp sermaye olarak kullanacak ve onun satışından elimize geçecek paranın üstünü tamamlayarak alacağımız yeni arabamız için işlemlerimizi hallettik. Sabah erkenden Noter'e vekalet vermeye gittik önce. Sonra saat 10'a kadar, dün hazırladığımız belgeler ile yeni arabamızı alacağımız galeriye gittik... Bursa'dan dönüp, artık eski arabamız olan Toyota'nın da satış işlemlerini hallettikten sonra, babam ben ve yeğenim eve geldiğimizde saat 12.00 idi. Eniştem ile annem yeni araba için bankadaki işlerini halledip geldikten sonra ise saat 13.00 idi...

Gün çok yorucu geçti velhasıl. Adama anahtar teslimini, istediği üzere bolca helallikle yaptık. Elimden anahtarı verirken, gözümüzün kalmadığına ikna etme gereği duydum; zira işlemleri hallederken dediğim basit bir "Kızımızı çok sevdik, gideceğine de üzülüyoruz ama size de hayırlı olsun. İnşallah siz de hayrını görür ve güzelce kullanırsınız!"ı, oldukça yanlış anlamıştı. Benimki sadece laf arasında bir cümle idi, zira yeni sahibine de söylediğim gibi; "O araba da benim engelim konusunda yardımcılarımdandı. 5 senedir emeğinizi çeken birine nasıl ilgi gösterirseniz, bizim için de öyle bizdendi!" Beni hem şehirler arası gitmeme hem hastanelere hem de sınavlarıma gitmeme aracı idi. Gel de hakkını verme, bir metafor şeklinde de olsa bizimle yaşadı şimdi yani... Laf arasında geçirdiğim cümlelerin hiçbiri bunun aksi anlamında değildi... :)


Neyse, resmi işlemleri tamamlayıp öğlen eve döndükten sonra, sevgili Hatice yengeciğim ile konuşmaya devam ediyorduk... Arabanın anahtar tesliminin yapıldığı ve sadece bir gün falan bizim evin önünde duracağını, adamın gelip daha sonra alacağını söylediğimde; "Arabanın anahtarını da bıraksa idi, arabasız kalmazdınız yeni araba gelene dek" diye espri yaptı güldük. Sonra "Bize emanet, bir şey olur vs." gibisinden şu halde bile endişe duyulduğunu söylediğimde ise, yengeciğim şu cümleyi yazdı bana;

Şaka bir yana, "Emanetin kuskunu yokuşta kırılırmış!"


Eminim benim gibi bu cümleyi yeni duyan vardır, ilk başta ben yengemin yanlış yazdığını düşünmüştüm bugün. :) Ama yengem cümlenin üzerine devam da edince bir atasözü olduğunu sonradan anladım. "Kuskun ne demek?" diye sorduğumda, yengemin açıklaması şöyle oldu;

"Öyle derler burada (Antalya'da). Kuskun; bağ anlamında kullanılır ve eskiden eşeklere takılırmış. Yani kayış anlamında... İnişte sıkışır, yokuşta gevşermiş. Emanet olan şey kullanılmaz, kullanılırsa olmayacak olurmuş. Bu eşek örneği de, yokuşta bile bu kayış kopar anlamındaymış." (:


Bu güzel ve anlamlı atasözü için yengecime tekrar teşekkür ederim. :) <3 Öğlen eve geldiğimde bugünün yazısını yazmak istediğimi düşünüyordum. Ama sözü nasıl bağlarım da, "bugünün yorgunluğunu ve bir o kadar da karmaşık duygular arasında, eve bizim olmayan bir arabayla dönüp emanet alırken garip hislerimizi anlatır ve tamamlarım" diye düşünüyordum doğrusu! =)) 


Velhasıl bugün, yorgun geçen bir günü yeni bir bilgi ile kapattık. Babam da ben de, yeni bir cümle öğrendik. Sonra bu cümle kalıbının ardından annem geldi kahvaltı ettik, sabahki fizik tedavi dersimi öğlene aldırmıştık, fizik tedavime girdim öğlen 3'te. Sonra da günün daha sonrasında odamda bilgisayar başına geçti isem de, bu yazıyı ancak şu an yazdım düzenledim ve yayınlıyorum. 

Bugün güzel bir uyku çeker, yenilikleri karşılamaya yarın yine devam ederim diyorum. Bir iki güne yeni arabamız gelecek. Hem diğer arabanın sahibi için, hem de bizim için arabalarımız hayırlı uğurlu olsun... "Ama kısa ama uzun, cümlemiz için diliyorum; iyi günlerde, güzel yolculuklara çıkalım inşallah... :)" Sevgilerimle...


15 Temmuz 2018 Pazar

Marmaris'ten Sonra - 15.07.2018


Marmaris'ten, ilk tatilimiz döneli bugün 5 gün oluyor ama şimdiden özledim oraları. Sanki daha fazla olmuş buraya döneli, oysa evimizi odamı da çok özledim ama insanoğlu çok çabuk alışıyor galiba, hem de sevdikten sonra... Sevdim oraları ve de çok çabuk alıştım ben de, Marmaris'in yeşiline mavisine ve de eşsiz koylarına... :)


Hep şunu sorgulardım, "Kalbim Ege'de Kaldı" neden derler diye? Her yerin kendine göre bir güzelliği var olgusundanmış o da işte. :) Ege'ye ilk gidişimizdi bu ve gerçekten kalp fetheden yazı kadar kışının da güzel olabileceğini hissettiren bir coğrafyaya sahip olduğunu gördüm ve anladım...

Döndüğümüz günden sonraki günlerde, 21 Temmuz'da gerçekleşecek olan 3 ders sınavı için ders çalışmalarıma devam etmeye başladım ve son 3-4 gündür iyi de gidiyor çalışmalarım. Ama gel gelelim aklım Marmaris'te, hala tatilin etkisinden çıkamadım. :)


Etkisinden çıkamadığım, havuz başı oturmanın, havuz keyfinin, daha çok insan içinde sosyal gibi hissetmenin tadı galiba. Bir de sürekli aktif olan otel aktiviteleri... Otelde rahatça dolaşıyor olmamı ayrı değerlendiriyorum. 10 gün boyunca en güzel olaylardan biri idi o da ama yine de güne yayılacak kadar uzun süreli olması beni yordu doğrusu. Belki her gün, gün içerisinde havuza veya denize girebilmiş olsa idim daha az ağrılı ve az sıkıntılı olurdu. İlk havuz deneyimimin yazısını okumak isterseniz ve de neden daha sonra giremediğimi burada bulabilirsiniz... :) Kaslarımı bacaklarımı her bir santimine kadar hissediyorum ama eskisi gibi ayakta olma kabiliyetine sahip değilim sadece. Böyle olduğunu gördüm ve anladığıma göre, his kaybım olmadığı için bu şekilde uzun süre oturmak hissizliğe ve ne kadar hareket ettirmeye çalışsam da ağrıya sebep oldu...

Yine de bu anlattıklarımın hepsine değen bir tatil oldu... 10 gün otelde olmak garip ama bir o kadar da gittikçe tanıdık olmaya başlayan bir histi. Dedim ya, insanoğlu çabuk alışıyor. O otelde gördüğüm çalışanlara, yemekhanesindekinden, barındakilere, resepsiyonundan animatör ekibine kadar hepsini o kadar benimsemişim ki; şimdi şöyle yapıyorlardır, böyle yapmıştık diye kendime hatırlatıp duruyor ve gülüyorum... Neyse, bu maceranın devamı da nasip olsun. Ama başka yerlerde ama başka insanları tanıyarak, devamını getirmeyi ve bu güzel ilkimizin devamını getirmeyi istiyoruz... :) Hotelimizin adını sorarsanız, Pineta Park Deluxe Hotel idi; güzel bir tatile vesile oldu, daha da büyüsün gelişsin dileriz...



Tatilimizin son iki günü, havuzun tadını çıkarttığımız ve sanki tatilin yeniden başladığını hissettiğimiz günlerdi bizim için. Öncesinde iki gün gezmiş ve yorulmuştuk (Datça ve Dalyan Tekne Turu), havuz keyfi ile attık ve yorgunluğu da avantaja çevirdik esasında... Şanssızlıkları şans yapıp, havuza giremediğim zamanlarda otelin geri kalan kısmının tadını da gezme etkinliklerimizi de değerlendirdik işte. Son iki günü de iyi hakettik. Hiç de olmayabilirdi deyip geçiyorum bu konuyu da... :)

Üstteki resimler artık döneceğimiz son güne aitti, o gün öğlen havuzdan çıkıp hazırlanıp yola koyulduk... Yeğenimi havuza girmeye bir gün öncesinde alıştırabildik, güneşten yanmasın diye çok uğraştıysak da girmedi akşama dek havuza. 1.58'lik havuzdan korkuyormuş, üstelik kollarında kolluk varken ve de o kolluklarla derin denizde yüzebiliyorken! Neyse hiç girmedi değil en azından, otelden ayrılmadan önceki günümüzde havuz kapanmadan bir saat önce girdi havuza. Biraz inat, biraz korkusu vardı önce ama girdikten hemen sonra alıştı. Ve dediği ilk şey "Keşke 9 günlük tatilimi hep böyle havuzda geçirseydim." oldu! Son pişmanlık neye yarar diyoruz ama anlatamıyoruz bu çocuğun inadına! =)

Yeğenim sondan ikinci günümüzde, o kadar güneş altında dolanmasına ve benim havuzda olmama rağmen benden daha az yanmıştı. Ah bense nasıl yanmışım son 3-4 günde bir bilseniz, yol boyu ve de geldiğimizden beri şu son iki güne dek de sızladım durdum! Son günümüzde de, otelde tanıştığımız bir İngiliz aile ile vedalaştık ve hatıra fotoğrafı da çekildik (üstteki kalabalık fotoğraf). Onlar da bizim gibi, 1 Temmuz'da giriş yapmışlar otele ve esasında bizim de ertesi gün çıkacağımız gibi 11 Temmuz'da döneceklermiş. Az buçuk İngilizcemle anlattım dönüşümüzü, geldiğimiz zamanı ve de bizleri anlattım... :) İngilizcemi geliştirmem lazım, bir başka dili daha konuşuyor olmak hala mutlu ediyor beni. Ama bazı kelimeleri cümlelere ekleyemeyince, anlam bütünlüğü bozuluyor. Colin ve Amanda'nın ailesi sayesinde daha net gördüm bunu da. Bu arada, Amanda yabancılarda en sevdiğim kadın ismidir. Hayaller Denizi adlı Wattpad'deki hikayemde, İdil'in ev sahibesi. Ah çok seviyorum bu ismi hem de... (:

Otelden babamın işe dönmesi gerektiği sebebiyle, çıkış günümüzden önce döndük velhasıl. Ama son iki günümüzde havuzun da aktivitenin de tadını daha iyi çıkardık. Havuzda nasıl mutlu olduğum ve de daha özgür olduğum görülüyordur, bu yazımdan da.. Daha ara ara gezi yazılarımızı yazacağım ama son iki günün kısa ve geniş hatırası da kalacak anılarımda... :)

Animatörlerden; Ozmo'yu, Hulk'u ve Duygu'yu unutmayacağım. Kısa zaman dilimlerinde,  eğlenceli sohbetler ve de karşılıklı kısa danslar yapmış olsak bile; paylaştığımız o eğlenceli anlar hep bende kalacak. Gülen yüzleri hep daim olsun, sevdikleri işleri onları incitmesin dilerim. Bir de kendim için diliyorum ki, ilerleyen zamanlarda Hulk gibi bir İngilizcem olsun. Hem akıcı hem de karizmatik İngilizce konuşabilen bir animatör düşünün. Animatörlük düşünmüyorum ama ana dilim gibi konuşabildiğimi hayal ettiğim, Hulk'un konuştuğu gibi bir İngilizce aksanı idi... :D

Animatörlerle ayrılmak, yemekhanedekilere gideceğimizi söylediğimizde "Yaa!" demeleri ve de her birine giderken sanki kirada oturmuş olduğun yerdeki komşularından ayrılıyor gibi hissettirmeleri güzeldi.... Buradan okumayacaklarını biliyorum, birbirlerimizin gerçek ismini bile bilmedik ama buna benim de gerek duymadığımı bilmek güzel oldu. Birilerinin benim görünüşümü umursamadığını görmek çok güzeldi. Hayat içinde sosyal yaşamda engelimle görünüyor olduğumdan sebep, eğlence ortamında yüzüme veya engelime hüzünle bakılmadığı yer eğlence içeren böyle yerler olacakmış demek... Bakış açıları ve de düşünceli haleri için öylesine mesut oldum ki. Bana sağladıkları kolaylıklar ve kısa zamanda birbirimize karşılıklı gönül bağı ile bağlanmak, tatilin en güzel anılarından biri oldu benim için...

Ailemle beraber ilk tatilimiz olan bu tatil bana; Hatice yengeciğimin de dediği gibi, biri otele gittik dese, nasıl bir ortam olabileceğini ve uzun bir tekne turu yaptık dese, o tekne turunun nasıl daha da güzel olabileceğini öğretti... Gezmeyi, hayatın içinde olmayı ve buna ne kadar da ihtiyacım olduğunu fazlasıyla farketmemi sağladı. Ailecek havuzu deneyimledik benim için, burada da devam edebilmek için havuza gitmelerimize zemin arıyoruz şimdi. Egenin suyu soğuk olmasa ve denize girememe durumum olmasa, havuzu deneyemeyecektik ne de olsa. Neler nelere kısmet oluyor, Marmaris bize 10 günlük bir mola sundu; o mola bize bir çok deneyim ve de rahatlık. İsteyen herkese daha da güzelleri nasip olsun diliyorum. :)

Ben döndüm yine buralara, yine anlatacak çok anılarım var size... Marmaris'ten umut getirdim size, Marmaris de başarabilirsin dedi bana! Döndüm döneli hafif güneş yanığımla, 3 ders sınavım ile ve de parmağıma ne battı bilmem bir küçük siyah noktayı çıkartmak ile uğraştık. Neyse ki o küçük ama kalın siyah nokta da çıktı, yüzümün yanması da geçti. Tüm bunların arasında bu yazıyı yazayım ve yazım Marmaris esintili olsun istedim. Burnunuzda deniz ve de taze yaz kokusu olmuştur umarım... (: Sevgiler...

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Havuzda İlk Defa - 02.07.2018


Bir yerinde cesaret bir deneyimi, bir deneyim birçok fırsatı doğururmuş! :)

Marmaris'te ikinci günümüzdü, otele iyice yerleşmiş ve etrafı hemen hemen tanımaya da başlamıştık. Öğlen yemeği sonrasında denize gitti, ben hariç bizim tayfadakiler ve benim için keşfettiler.


Onlar dönene kadar lobide yalnız idim ve bu benim uzun zamandan sonra kalabalıklar içerisinde ilk yalnız kalışımdı... :) Özel ve güzeldi benim için. Yaptıklarım; telefonumu lobide bir koltuk arkasındaki prize şarj aletimi takarak şarj etmek ve kitabımı okumak oldu. O konforlu huzur anında, kafamı kaldırdığımda tanıdık ve bir sorunum olsa yardıma koşacak kimsem yoktu. Buna minnettar idim, akülü sandalyemde yardıma da çok ihtiyaç duymuyor ve kendi yarı başarabildiğim herşeyden mutlu oluyordum... :) Bu tatilde böyle yalnız anlarımdaki başarılarım hiç şüphesiz bana güç ve cesaret olarak geri dönecekler...

Öğlen yemeğine yetişti annemler, meyve yiyeceğim diye girip öğle yemeği yedim bizim denizcilere. Öğleden sonra denizin ısınmasını bekleyeceğimizi ve denizin bu kadar soğuk olduğundan sebep henüz giremeyeceğimi söylediler ama burasının denizinin hep soğuk olduğunu öğrenmemiz de çok sürmedi...

O gün öğlen annemlerin yorgunluğu sebebiyle denize gidememiz, beni havuza yönlendirdi. Suya hevesim var ya, her sene denizdeki bedensel hareketliliğimi bekliyorum ya; olur mu olmaz mı düşüncelerine takıldık her birimiz. Bir cesarete baktı işte, denemekten ne çıkar, olmadı bir daha sokmayız denildi ve bana bikinimi giydirmek için çıktık yukarı. :)


Giyinip indim ve havuza girme stratejimiz şu oldu; babam beni havuzun kenarına yürütüp oturtacak, önce ayaklarımı suya indireceğiz ve sonrasında da babam havuza inip beni yavaşça alacaktı. Havuz kenarına oturdum, ayaklarımı suya soktum ve babam havuza girdikten sonra koltuk altıma beni çekmek için uzansa da, kendimi suya bırakabileceğimi farkettim. 

Babam kollarını uzattı tutabilmek için, ben kendimi öne uzatıp aşağı bıraktım ve havuzun içinde idim. :) Giriş bu kadardı...
Havuzun derinliği 1.58 cm idi, koltukaltımda deniz makarnaları olduğu için nefes alamıyor ve suyun üstüne çıkma gereği duyuyordum aralıklarla. Biraz böyle zaman geçirdikten ve suya epey alıştıktan sonra makarnayı çıkarttım.  Ondan sonrası daha rahat oldu! Makarna ile zoraki suyun dibine batmaya çalıştıkça değen parmak uçlarım, makarnasız daha rahat dibe değiyordu ve nefesim de rahata kavuşmuştu... :)

Kendimce havuzun kenarında da gezindim, babamla hareketlerimi de yaptım, babamdan ayrılıp ona doğru da kısa mesafeli yüzmelere de giriştim... :)
Sıra havuzdan çıkmaya geldi sonunda; sırtımı havuzun kenarına dönüp çıkartmayı denediler beni, babam aşağıdan ittirdi ve yukarıdan da annemler koltukaltımdan tutup havuz kenarına oturttular beni. İşte bu kadar! Dedik sonra. :)

Denizden daha kolay ve de zahmetsiz oldu. Babam havuzdan çıkınca da yerden kaldırdılar beni ve sandalyeme geri oturdum. Saat 7yi geçmişti havuzdan çıktık, o gün biraz geç temizlemeye başladılar havuzu...


O günün mutluluğu hala mevcut bende ve o günden beri şunu düşünüyorum; 2013ten bu yana korktuğumuz ve gerçekleştiremediğimiz kas hareketliliğim gelişmiş, acı eşiğim de hassaslığım da artık geçmiş. Şükürler olsun ki! O gün gerçekleştirdiğimiz benim ve bizler için büyük bir olaydı. Bir ilkti, kuvvet ve en ufak acıda yerle bir olabilen kas kuvvetim sebebiyle daha önce havuza cesaret dahi edememiştik ama 2010 senesinde girdiğim termal havuzdan çıkartılırken yaşadığım zorluklar, bizi havuzda uzaklaştıran en büyük etmendi; hele ki 2013teki son atağımdan sonra...

Neler neleri doğuruyor ve fırsat sağlıyor, bu otele geleceğimiz de denize bile girebileceğim de belirsizdi. Şükürler olsun ki deniz soğuk diye giremedim ama havuza cesaret edip girebildik... :)

Şansımız yaver gitmedi, o günden sonra bugüne dek giremedim ama ne denize ne de havuza. 4 gün geçti üzerinden ve tatil bitene evimize dönene dek bugünden itibaren girebileceğim havuza yeniden. Kalan günümüz 4, Salı günü öğlen itibariyle otelden ayrılacağız ama bence bu bile sorun değil. 5 gün gireceğim bu otelin havuzu bize iyi bir deneyim olacak, belki nice otellerin havuzuna da Gemlik'te girebiliriz artık. Marmara denizi de soğuk giremiyorum ben o sebeple ama havuzlarımız var bizim de... :)

Bir yerinde cesaret bir deneyimi, bir deneyim birçok fırsatı doğururmuş; bu yazımın çıkarımı da bu. Sevgilerimle... (:

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Marmaris'teyiz, Yeni Deneyimlerle - Temmuz 2018


Dört gündür Marmaris'teyiz, şu an Marmaris'te bir tekneden yazıyorum buraya. :) Marmaris'e ilk gelişimiz bu, Pazar günü itibariyle buradayız; havası, denizi, yeşili, sevdiğimiz şehirler arasına girmeye yetti bile... :) (04.07.2018- Çarşamba 11.00)

Günbegün yazısını yazmak isterdim şu son dört günümün de ama internet sorunumu Pazartesi günü çözümleyebildik, Hatice yengeciğim sağolsun. <3 :) Bilgisayarsız geçirmeye çalıştığım şu günlerde, buraya uzun uzun yazmakta zorlanıyorum. Ama buna da alışacağım! Telefondan yazı yazmayı da başaracağım! :)


Marmaris'te deneyimlediğim birkaç şeyden bahsedeceğim bu yazımda ilk günümüzle beraber ve sonra diğer günleri de umuyorum ki kendi adıma yazarak telafi edeceğim yine...


Bir otelde ilk defa konaklıyor ve ilk defa akülü sandalyemi bu kadar aktif kullanıyorum esasında. Tekerlekli sandalye kullanmaya başlayalı 6 sene oluyor ve bu altı senede son dört gün kadar kullanmamıştım bir tekerlekli sandalyeyi. Kısa süreli AVM gezileri, sokak gezileri veya günlük turlar harici bı kadar üzerinde vakit geçirmemiştim...

Marmaris'te 4 yıldızlı bir otelde, Herşey Dahil konsepti ile çalışan bir oteldeyiz. Ayşe teyzem Cumartesi günü İstanbul'dan Gemlik'e geldi, beraber o gece yola çıktık 02.30 gibi. Dürdane ablam ve Fatma halam da Ankara'dan çıktı yola ve Marmaris'te 1 Temmuz 2018 günü sabahı, saat 10'da bir araya geldik işte...


Odada yatana ve havuza girene dek, ayaklarım ağrımadıkça ve de başka bir koltuk ferahlığı aramadıkça akülü sandalyemde takılıyorum burada... Kahvaltıya, havuz başına, odaya ve de birçok yere tek başıma gidebiliyor olmak elbet güzel; ama kendimi hiçbir şekilde psikolojik ve fizyolojik olarak helak etmeden düşünüyorum ki, tüm bunları ayakta gerçekleştirebiliyor olmayı çok isterdim... :)

İmkanlar el vermiyor olabilir, var olanı yaşamayı kabul ettim ve ötesi için de uğraşmaya devam ediyorum. Bu durumu yarı yarıya sevdim diye söyleme gereği duydum işte. Her yere gidebilmek elbette güzel ama gel gelelim bu sürekli aynı bölgede oturma yorgunluğu? Süre ne kadar uzarsa o kadar kötü oluyor sonucu.

Geldiğimiz ilk gün bunun acısını çektim epey, hem yedi buçuk saat yolculuktan ötürü hem de sonrasında hemen hareket yapacak gücü kendimde bulamadığımdan oturduğum yerde çok acısını çektim bacaklarımın da kollarımın da...

İlk gün gelip yatıp dinlendikten sonra kalkıp önce yemeğe, sonra da sahili jeşfe çıktık. Uzun sahil boyunca sandalye sallama sallama gitmek  zor ama yeni bir yer keşfetmek güzeldi.. :) Öncesinde Kağanımla parka gittik, beraber parka gidebilme imkanımız yok; o an da özeldi benim için, bir otelin içinde yapamadığımız birçok şeyi yapabiliyoruz. Beraber geziyor, daha çok kendi alanımızı genişletiyor ve anılarımızı başka şekillerde de dolduruyoruz; masa başı ve televizyon karşısından başka, avmlerden başka yerlerde anılarımız da oluyor yine... :) Şükür, çok şükür...


4 gündür akşamları ve öğlenleri dinlenmeye çekildiğimizde büyük rahatlık yaşıyorum buradaki yatağımda. Birçok yazımda bahsetmiştim hani, beden yorgunluğunu çok arıyorum diye. Burada bir nevi akülü sandalye tepesinde olsa bile o yorgunluğa kavuştum. İnanın bu bile veli nimet benim için ve kendimi başka şekilde deneyimlerken istemsiz eve dönüşümle düzelteceğim hayat düzenim de ekleyeceğim alışkanlık olacak yeni egzersizlerimi de not alıyorum... :))

Bir bilekliğimiz var hepimizin, Herşey Dahil konsepti için değişik ama hoşuma giden başka bir şey. Kolay kolay yırtılmaması güzel ama ikinci  gün babamınki kopup kayboldu havuzda, yenisini almak zorunda imiş gidip resepsiyondan aldı tabi. Dün annemin bilekliği koptu, yeni kurdele bileklikler gelmiş ondan vermişler. Bugün de benimki yıprandı koptu, otele dönünce benimkini de verip değiştireceğiz... :)

Değişiklik iyi, deneyimler çok çok iyi. Mesela dünden önceki gün, ikinci günümüzde denizi benim için tekrar keşfetmeye gitti annemler ve lobidi-otelde tek başıma kaldım; akülü sandalyemde, kitabım ve telefonum ile. Böyle yalnızlığı özlediğimi, evde değil dışarıda aktif halde yalnız olmayı istemiş olduğumu iyice anladım; o an tamam hissettiğimden sebep...


Aynı gün, öğlen vakti denize soğuk olduğu için giremeyeceğime kanaat getirildi ve tereddütlü de olsa havuza girmeyi denedik. Öğrendik ki kas kuvvetim, havuz kenarına oturtulduktan sonra havuza inebilecek ve önden arkadan itip çekme ile yine havuz kenarına oturtularak çıkartılmaya müsaitmiş. Mutluyum ve şükür doluyum, sıef bu yüzden bile. Yazısını fotoğrafları ile yazacağım, eşsiz ve mutluluk dolu bir deneyimdi... :) Dahası da olacak diye umuyorum...

Kitabımı başka mekanlarda okumak, otel odamızdaki masada yeğenim uyurken yazı yazmak ve aslında böyle bir mekanda sakinlikle kendimi yeniden dinlemek deneyimlemek güzel. Bir de bazen kendimi unutup çevreyi izler dinler iken, daha güzel bir farkındalığa yeniden varmak güzel; içine çok giremesem de ve girmek istediğim kalabalıklar içinde yeniden bulunduğumu farketmek, bunu da başarabileceğimi hissettiriyor. Başaracağım... :)

İlklerle dolu bir sefer yaşıyoruz, bir aksilik çıkmaz ise 11 Temmuz'a dek buradayız. İlk deneyimimi güzel ve özel buluyorum; sürprizlere, beklenmedik olaylara ve de istemeyeceğim şeylere de hazırlıklı olacağıma kendime söz verdim. Öyle böyle yaşıyoruz işte.

Bu yaz mottom bu olacak; var olanı yaşa, sürprizlere ayak uydur, YAŞA. Herşey güzel olacak eninde sonunda! :)

Yeni Marmaris anılarımızla ve deneyim dolu yazılarımda yine görüşmek üzere... :) Sevgiler. (15.50 suları)


30 Haziran 2018 Cumartesi

Saçlarımı Kestirdim - Haziran 2018



2013 senesinden sonra kestirdiğim en kısa saç stilini bu sefer kestirdim, cesaretimin sebebi biraz benim değişmem biraz da kuaför değişimim sebebiyle kuaförüme güvenmek istediğimden ötürü idi. Ben böyle yorumluyorum yani bu durumumu... :)

Kısa saçı kendimce içselleştirdim, hani olmasaydı bile istediğim üzülmeyeceğimi bilerek kuaföre gittim. Yeni saç stilimin ön tarafları yine biraz kısa oldu, bu ilk kestirmenin cilvesi artık; öğrendim. Birkaç güne uzayacağını ve sorun olmayacağını da biliyorum kendimce. Joleleyer ya da spreylerim, tokalamamam gerekirse... 

Üstteki fotoğraf; kuaföre gitmeden önce annem ile yeğenimi akrabamızdan almaya gittiğimiz sırada, ben arabada iken çektiğim bir fotoğrafım. O fotoğrafım sonrasında, kestirmek istediğim stili ve istediğim ikna edici fikir alışverişini yapabileceğim kuaförü aradığım üzere bulduğumu anladım sonunda... İstediğiniz her neyse, onu aramaktan vazgeçmeyin. Bulduğunuzdaki mutluluk basit bir mutluluk olmuyor sonuçta... :)


İki üç senedir saçımı kestirmek üzere gideceğim kuaföre nihayet gittik, Hüsmen Kuaför... Arkadaşımın hep gittiği kuaför, annesinin taa küçüklüğünden beri tanıdığı ama benim bir türlü bildiğim halde gidemediğim. Başta her iki girişinin de birkaç merdiveni var diye gitmeyi hep erteledik, ama birkaç senedir düzenli gittiğim kuaförde kendimi tam anlamıyla anlaşılıyor hissetmiyordum. Hüsmen bey ise beni anlayabileceğini söyleyen biri idi. Birkaç son anda vazgeçmeler, birkaç randevuları dolu olduğu için müsait olmamaları sebebiyle birkaç senedir tanışmamızı hayat erteliyordu işte; iki gün önce kısmet oldu ve tanıştık... :)


Her iş alanında, işini en iyi yapanı bulabilmek gerek diye düşünüyorum. Hüsmen bey, işini ilk günkü heyecanla ve endişe ile yaptığını söyledi bana. Aslında sevdiğin işi yapmak bu demek, 48 sene geçse bile ilk günkü gibi çalışmayı devam ettirmek... İşini böyle yapan birilerini işinin başında tanımak, benim için en özel anılardan biri demek.

Kuaför salonuna girip tanıştıktan sonra ben istediğim saç stilini gösterdim, Hüsmen bey benim yüz stilime göre yaptı o modeli... Bilirsiniz siz de, sizi anlayarak birinin istediğiniz sonuca ulaştırması ve bunun için özen göstermesi çok özel. İstediğim model konusunda fikir paylaşabildim, ki birkaç senedir aradığım bir özellikti bu. Yüzümün şeklinden ötürü bu saç modeli uygun mu diye soruğ da cevap alamadığımda, kuaförde bulunduğum anı sorguluyorum birkaç senedir çünkü. Kuaför sadece istediğine göre değil, karşılıklı sizinle hareket edebilmeli çünkü... 

Bu sefer istediğim; bir kulak arkası yapabileyim, sadece ön kısmı kısa olsun ve orasını da istediğim yana yatırabileyim idi. Benim kullanım kolaylığımı düşünerek ve bunu bilhassa içten samimiyet ile konuşarak yaptı Hüsmen bey. Bu son 4-5 sene sonunda, bulduğum anlayış ve özen idi. İşini iyi yapmak için didinenlerden biri ile karşılaşmak idi, maşallah ki... İyi ki tanıştık Hüsmen bey ile... :)


Gelelim saç stilimdeki son duruma; önlerimde tek bir kısa alan var demiştim ya, üstteki resimdeki gibi tokalıyorum şimdilik ama birkaç güne uzayacağını biliyorum yine. Zaten yaz mevsimindeyiz çabuk uzuyor saçım ama uzamasa da sorun değil. Saç mevzuusunun acısını yaşama yaşımı çoktan geçtim. Bir de yaşım itibariyle, böyle konularla bence baş edebilmeliyim; ki şükür ediyorum da... Karar tamamen benimdi ve kısa saçı kullanmayı bu dönemlerde daha çok seviyorum... 

Gören herkes birkaç gündür; yüzüne bir hareket gelmiş ve gençleşmişsin diyor, tabii yaşlı olmadığımı da belirterek. Evet bilhassa dümdüz olan saçıma hareket vermekti de amacım, hem rahata hem de kendi istediğim stile kavuşmaktı da. Toka ile veya tokasız kullanabiliyorum şimdi de, birkaç güne daha çok haşır neşir oluruz yeniden; birkaç kısa saç telini serbest bıraktığımda gözüme giriyor olsa bile.... Rahatlığıma diyecek yok, çok şükür... :)

Kendime birkaç senedir söz verdiğim üzere, var olanı yaşamaya uğraşıyor ve bu durumu deneyimliyorum işte. Dünkü bu paylaşımımda da olduğu gibi, bu yazımın da son mesajı bu olsun; 

"Olanın tadını çıkar, iyiyse iyi kötüyse kötü. Anda kal, bol bol kendini deneyimle; deneyimleyebildiğince! Sevgilerimle... :)"

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...