fotoğraflarla 1 haftam sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster
fotoğraflarla 1 haftam sorgusu için yayınlar tarihe göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Alaka düzeyine göre sırala Tüm yayınları göster

27 Kasım 2019 Çarşamba

Antalya'da 1,5 Hafta - Kasım 2019


15 Kasım 2019'dan 24 Kasım 2019'a kadar Antalya'da geçirdiğimiz 1,5 haftalık zaman dilimi de anı olarak kaldı hayatımıza... (: Hatırlar mı kimse bilmiyorum ama bir ara ben "Fotoğraflarla 1 Haftam" yazıları yazıyordum. En sık yazmaya başladığım sene 2013-2014 zamanları idi. Hazır anmışken, o yazı dizime buradan ulaşabilirsiniz diyeyim. En son 2017'nin ilk haftası adlı başlıkla yazdığım 75. yazısı da burada... :)

Antalya'dan döndük döneli, ki sadece üç gün oldu, zamanın hızlı geçtiğine ve bazı şeylere çok çabuk alışıp rutini unutmaya yüz tutmadığımıza sevinir haldeyim. Şöyle ki; Antalya'da geçen günlerimiz yine daha da güzeldi, Meromla hafta boyunca üç kez dışarı çıkabildik ve gördüm ki bu düzene alışmaya çok meyilliyim şu sıralar. Aradığım beklediğim istediğim öyle bir rutinmiş gibi, ama bir o kadar da öylesi bir düzene hayatımızda hala yön veremedik ne yazık ki. Rutine dönmeden önce öylesi bir duruma iyice alışmadan döndük işte...

Hava güzel olsa daha çok kalmak isterdim ama soğuklar daha oradan dönmeden önce zora sokmaya başladı bile... Antalya'yı ve oradaki sevdiklerimizi şimdiden çok özledim, soğuklar bitsin ve yine bir an önce yaz gelsin istiyorum. Yaza daha da güzel hava koşullarında, "hayırlısıysa kısmetse" daha çok planlar yapabilelim diye... (:


Antalya'ya gittiğimizin ertesi günü Topçam piknik alanında idik, maaile; sabahtan akşama dek. Havanın ilk günler güzel olması da şansımıza idi. Antalya yağmurla karşılamadı bizi, ama yağmurla uğurladı sonra da... :)

Burada söz konusu etmeye fırsat oldu mu bilmiyorum, 3 aylık sürede Meromla susmayı bile özlemişim yine. Çok konuşacağım diye gittim, az ve öz anlattım ve bol bol da sustuk sonra... 

Sabah kahvaltısını da piknik alanında yaptık o gün, öğle atıştırmalıklarını da. Akşam da yemeğimizi yedik döndük... Bir arada olmak güzeldi de, ötesinde bir duraklamak da demekti benim için o piknik... Kahvaltıdan sonra, babam hariç tüm erkekler denize girdi. Bu erkeklere yeğenim Kağan ile kuzenim İnci de eşlik etti sonra. Biz Meromla bol bol yalnız kaldık, gezdik oturduk, fotoğraf çekindik ve sohbet edip sustuk...

Sabah kahvaltısını yaparken, bir arının yanağını sokması ile büyük bir korku yaşadı yeğenim bir de o gün. Bazen hani korktuğumuz illa başımıza geliyor ya, öyle bir andı... Arılardan korkar da zaten, bir tanesi yaklaştığında epey el kol sallamış olmalı ki, yanağını soktu kuzumun. Neyse ki, hemen buzlu ürünlerin torbalarından biriyle kontrol altına aldılar. Sonra annem krem de sürdü, iğnesi vs kalmadan şişliğin de önüne geçilebildi yani! Çok şükür ki, böcek ısırıklarına alerjisi olan yeğenim açısından korktuğumuz başımıza gelmedi; ucuz atlattık... :)

Biz Meromla bol bol yalnız kalabildik sonra; İncim ile Kağanım oyunlar oynarken koşa koşa, annemler beraber oturur sohbet ederlerken kumsalda... Yan yana olmak yine güzeldi, sarılabilme fırsatını kazanabilmek müthiş bir doyum. Bir noktada durulduk mu bilmiyorum da; şu sıra onun iş durumu, benim bir şeyleri oldurma hevesim ama o konuda ailecek tökezlemeye devam edişlerimiz bizi susturmuş olmalı. Ama bunlar daha çok laklak edip saçmalamalarımıza da engel olamadı yine tabii ki. Biriyle susmayı dahi sevebileceğimi tahmin etmezdim küçükken, ki suskunluklarımızdan bile anlamlar çıkarıyor olmalarımıza denk geldim baya baya. Topçam'da iken bol bol durulduğumuzu gördük, yeniden dalgalanmak üzere dinlenmeye çekmişiz meğer kendimizi. Gözledik orada iken öncelikle bana kalırsa, hem birbirimizi hem de çevremizi...


Beraber ailecek vakit geçirdiğimiz ilk akşamın ve piknik gününün ertesinde, büyükler çıkıp mezar ziyaretlerini yaptılar ve dedemin mezarını yaptırmak üzere sipariş vermeye de gittiler. O sırada çocuklarla beraber kaldık biz de Meryem ile... Ertesi güne dışarı çıkmak üzere planlarımızı yapıp durgunluğumuzu da paylaştık, çocukları da gözetledik. Bu sefer daha uyumlu ve daha büyümüş durumda idi kuzenim de yeğenim de, tartışmaları daha hafif ve daha idare edilebilir oldu tatil boyu... :)

Bir kitap okudum o gün, Kidega Alışverişimiz'den aldıklarımdan biri; Geçmişe Yolculuk - Stefan Zweig. Uzun zaman olmuş kısa kitaplar okumayalı, iyi bile geldi... Antalya'da bıraktım kitabı, Merom okusun diye. Okuduğum Stefan Zweig kitapları arasında en akıcısı idi bana göre, Zweig kitapları genelde akıcıdır da ama...


18.11.2019- Pazartesi günü ilk dışarı yalnız çıkışımızı gerçekleştirdik Meromla, babam bizi Işıklar Caddesi yakınlarında bırakmış olsa bile... Daha önce beraber Avm'lere bıraktılarsa da bizi, cesaret edememişlerdi bundan öncesinde böylesine. Öğleden akşama dek beraber takıldık dışarıda ve kimse ses etmedi bize. Güzeldi, bir şeyi daha beraber başarmanın gurur dolu hissi... Akülü sandalyemin aküsü sıkıntılı olsa bile hallettik neyse ki; Işıklar Caddesi'nde gezmeden önce bir cafeterya'da oturup kahve içtik, sonra da biraz Işıklar Caddesi'nde biraz Karaoğlan parkında gezdik durduk. Aküm sıkıntılı olduğu için, biraz o sürdü biraz ben işte... 


Dışarıda olmayı, rutinden çıkmayı biraz içime sindirmesi zor oldu o gün başlangıçta. Sonuçta bir süredir yaz aylarında dahi bu kadar uzun süredir dışarıda olma fırsatını yakalayamamıştım. İyi geldi ama bir o kadar da garipti. Meromun her sorduğu soruya, "Farketmez benim için" ve "Karar vermesi zor, yardım et!" demelerim o güne dair hatırladığım en net cümlelerim.. :) Dışarıda ne yapılır ne edilir, ne karar verilse en güzel olur bilemiyorum; ne istediğim neticesi de şekillenmekte zorlanıyordu bu konuda yani... Meryem'le çok güldük bu duruma ama benim için hep uzaktan dinleyip bildiğim ve daha çok televizyondan izlediğim hayatın içinde günübirlik bulunmak her ne kadar güzeldiyse ciddi anlamda  zordu da.


Dışarıda ne yapıyorduk, nasıl yapıyorduk fazla acemileşmişim! :) Cüzdan kullanmayı da, dışarıya ayak uydurabilmeyi de özlemişim öte yandan. Ama zar zor başarıyor gibi hissettim doğrusu... Zaman zaman ait hissetmiyorum, zaman zaman da tam yerimde imişim gibi hissediyorum. Bir uyuşukluk hissediyorum kafamda bazen de, nerede olduğumu bilemiyorum mesela! Dışarıda telefon kullanmakta zorlanıyorum, bir o kadar da fotoğraf çekmeye pek hevesliyim... Dışarıda çekindiklerimizden en güzel fotoğraflarımız o gün çıktı bence, yandan ya da arkadan çekilen fotoğraflarımı sevmem pek ama üstteki kolajdaki fotoğrafları çok sevdim mesela... Dışarıda kahve içtik, gezdik, yemeğimizi yedik, fotoğraf da çekindik ve oturup canlı müzik bile dinledik. Benim için dışarıda geçirdiğimiz her gün ayrı güzeldi ama o gün ayrı idi tabii ki! :)


Ertesi gün evde idik ve de bu sefer yalnız başımıza... Kuzenimiz İnci kreşinde iken, yeğenimi de annem, babam ve dayımlarla gezmeye gönderince ev bize kaldı akşama dek! Saç baş yapıp, Temizlik Benim İşim programını izledik beraber. Her günün ayrı kahve rutini vardı, evde yalnız kalsak da kalmasak da. Kahve eşliğinde müzik dinledik o gün yine... O günün fotoğrafı tek bu konu üzerine idi, "Meryem saçımı yaparken biz!" diyerekten... =)


20.11.2019- Çarşamba günü Konyaaltında idik... Birkaç gün önce Boğa çayının yeni halini görünce, Meryemin aklına beni oraya da götürmek gelmiş. İki sene öncesine kadar buralar daha düzensiz idi, gerçek anlamda değişmiş Konyaaltı; sahili de, yürüyüş ve bisiklet yolları da çok düzenli bir hal almış! Yazın yine engelliler için ayrılmış sahillerinde olmak kısmet olur inşallah, acaba oraları da nasıl yaptılar merak ediyorum tabi... 

Biz biraz Boğa Çayı'nın kenarında bulunan parkı gezdik, sonra arkadaşları geldi Meromun Starbucks'a geçip kahve içtik beraber... Oradan kalkınca da, boğa çayı kenarından geçip konyaaltı sahilinde çimenlerin üzerindeki bank tarzı oturma yerlerinin orada takıldık. Gün boyu gözlemleme fırsatı buldum kendime o gün de, sahilde gençlik neler yapıyor ve nasıl vakit geçiriyor diye... Çok şey kaçırmış gibi hissetmedim ama bir o kadar da kaçırdığım çok şey var gibiydi. Yine de o gün birkaç aydır içimden geçen, "hayatı kaçırıyorum" hissine dur deyip "anı yaşamayı" da yine ihmal etmedim... :) Gelen herkese teşekkür ederim, gerçekten benim için ayarlandığına sevindiğim ve derinden gurur duyduğum güzel bir gündü...


Evde geçirilen vakitlerimiz de boldu tabii, hep Meryemle benden bahsediyorum ama kalabalık sofralara oturup, beraber çay içtiğimiz akşamlar hep vardı... :) Mehmet dayımlarda kaldık ve Hatice yengecim nefis sofralar kurdu bize yine, ellerine sağlık. Gemlik tayfasıyla, Antalya tayfasının şakalaşmaları bol takılmalarına şahit olduk bir de yine. Dayı yönünden bol bir tatildi, Gemlik'ten annemin bir dayısı ve yengemizle gitmiştik; orada iki dayım var, derken akrabalar açısından birlik beraberliği bol günler geçirdik. Yengemin ailesi ve biz, yine güzeldik - biz bizeydik... Bilmiyorum siz de sever misiniz kalabalıkları ama ben sevdiklerimden oluşan kalabalıklara arada çok ihtiyaç duyuyorum böyle. Hatice yengemlerle sohbetlerimize ve keyiflerimize çok alışmıştık geçen seneden de, sakince oturmalarımız az olduysa da yine hakimdi ya işte! Şükür. :) 


Sanırım bu tatilden tek şikayetim, ciddi anlamda tatlı yerken zorlanıyor olmamdı; Meryem de, yengemler de çayı kahveyi bizimkiler gibi tatlısız içemiyorlar. Tamam, kendi evinde dur diyebiliyorsun da; misafirlikte olmuyor o öyle! :) Ev sahiplerinin ikramları bol ve benim gelen tabaklara saygım sonsuz olunca, o tabaklar en az yarılanmadan ve yarılanmışken de "nimete saygısızlık olmasın diye" bitmeden gidemiyordu. Tatil boyu tatlıdan yana sıkıntı çektim, ciddi anlamda tatlıyla aramıza dağlar girmiş; benim tatlıya karşı eski samimiyetim kalmamış, meğer yeterince sevmiyormuşum artık! :))


Bir akşam Meromun yeni evlerine de gittik, ilk kez odasına da girdim dostumun. Odasını incelerken bir ilki daha gerçekleştirip yerinde inceledim kitaplarını! Sağolsun 6 kitap daha ekledik okuyacaklarıma; durabilir miyim, eşitledik durumu işte. Onun da benim de okuyacak çok kitabımız oldu yine... (: Evlerinde sağlıcakla otursunlar inşallah, daha geniş zamanda yine gitmek de nasip olsun inşallah...

Bir gün Kağan'ın kitaplarından birini okudum sonra; "Çocuklar İçin Nasreddin Hoca Fıkraları". Birçoğunu kendime göre çok çocuksu buldum fıkraların ama birçoğunu da çocuklara göre fazla anlamlı buldum. Güzel öğretiler ve birden fazla anlamları içinde barındıran fıkralardan ikisini sizlerle paylaşayım bu arada;

Sevsem De Yeri Var
Bir gün varlıklı, ama kimseye yardım etmeyen, eli çok sıkı adamın biri Nasrettin Hoca'ya, "Hoca! Bakıyorum sen de parayı seviyorsun!" demiş.

Hoca hemen yanıtı yapıştırmış:
"İnsanı birtakım vicdansız, hasis adamlara muhtaç etmediği için sevsem de yeri var." (Sayfa 50)
Adam olmanın yolu
Bir gün Nasreddin Hoca'ya: "Adam olmanın yolu nedir?" diye sormuşlar."Kulak!" demiş. "Bilenler konuşurken can kulağıyla dinlemeli. Kendi söylediği sözü de kulağı işitmeli." (Sayfa 50)


Ve esasında bizim orada olmamıza denk geldiğine sevindiğimiz o güne gelelim, Meromun doğum gününe... :)


23.11.2019; yıllar yılı ilk defa tam gününde bir arada bulunabildik Meromun doğum gününü kutlamak üzere... Genelde biz yaz aylarında Antalya'da bulunduğumuz için, Kasım ayında hep uzaktan kutluyordum doğum gününü. Ama yaz vaktine denk geldiği için, benim doğum günümü neredeyse tanıştık tanışalı hep bir arada kutladık... Yani ilkokul zamanında hep şanssız ben olurdum küçükken, sene içinde doğum günü kutlanmayan kişi olduğum için. Bu sefer Meryem açısından şanssızdık, bu zamana dek bir arada bulunup doğum gününü kutlayamadık; bu sene o şanssızlığı da kırdık vesselam! :)

15 gün öncesinden, sık takıldıkları cafeterya'da arkadaşlarıyla buluşmak üzere plan yapmıştık; o gün güzel bir gün olsun diye önceden, olurlarını olmazlarını da bol bol tartıştık. 23.11.2019 günü sabah kahvaltısında ailecek birlikte idik yine ve öğlen sonuna dek önce dedemin mezarını ziyaret ettik, sonra yeni evlenen yengemin yeğeni Buse'lere ev oturmasına gittik. Derken 5'den sonra da cafeterya'da Meromun arkadaşlarıyla bir arada idik, taa ki 23.30'a dek... :) 

Güzel bir akşam oldu; hep gülsün benim dostum bizlerle, hep daha niceleri olsun mutluluklarının diliyorum ki yine. Yeni yaşında kısmetler onu bulsun, o da bu kısmetlere hazırlıklı olsun; her ne olursa olsun hayırlısı olsun ve güzellikleri de beraber karşılayalım. Zorluklar da olsa, sonucuna zor da ulaşılsa; başarırız beraber yine nasıl olsa... (:

Yeni ortamlarda bulunmak, yeni insanlarla tanışmak ve bu insanlar tarafından samimiyetle karşılanmak benim için bu tatilin ana hatlarıydı yani. Ailemizin desteğiyle o ortamlarda bulunduk önce, sonra o ortamdaki arkadaşlarının samimiyetiyle karşılandık; güzel günler geçirdik Meromla bu bir buçuk haftada, daha nicelerine sağlıcakla olsun inşallah. Ben yaz için şimdiden hazır olmaya çabalayacağım, Meromlara da söyledim "yaza kısmetse daha çok buradayım!" diye. Hadi kısmet... :)


Ve dönüş sabahının kahvaltı sofrasında "Hatice Yengem" tarafından çekilen fotoğrafımız.. Ah be yengem, toplu fotoğraflarda hep sen yoksun! Neyse, bir dahaki görüşmelerde buna dikkat edelim. ;) (Bende fotoğraflar eksikmiş bu arada. Meryemlerin evinde bir arada iken, ailecek yeni yaşı için üflenen pasta ile fotoğraflarımızı almayı unutmuşum; Kağanım, İncim, Meryem ve ben, o fotoğraflar da dehşetti! Alınca facebook sayfamda paylaşırım onu da inşallah... :)


Fotoğraflarla Bir Haftamız böyle geçti işte; bol bol bir arada bulunmalar, hoş sohbetler ve bol vakitler ile. Benim için olduğunca rutinin dışında kalabalıklarla yani... Gemlik'ten iki araba geldiğimiz gibi, 24 Kasım 2019 günü Isparta üzerinden gezerek dönüş yoluna koyulduk bu sefer de. Isparta Eğirdir'i gezdik ve Mustafa dayımlar Ankara'ya bizse Bursa istikametine olmak üzere oradan da ayrıldık. Akşam üzeri 22.00'da evlerimize varmıştık  hepimiz de. Şükür ki, bir güzel tatilin daha böyle sonuna geldik. Nicelerinde yine yazışmak üzere inşallah... -- Okuduğunuz için teşekkürlerim ve sevgilerimle. =)

...

Bitirmeden önce söylemek istediğim sözlerim var; eskiden bu yazılarımı yazarken hep, "şu gün şunu yaptım, bugün bunu yaptım" şeklinde ilerlerdi ve o zamanlar da hep bir yetersiz gelirdi bu bana. Sonra zamanla geliştirdim bence kendimi ama (Buraya gururlu bir gülüş lütfen!)... Şimdi ise, daha çoğunlukla o gün neler kazandığıma yönelmeye uğraşıyorum bu tarz yazılarımda. Bazen bu tarz yazıları yazmaktan hep başlangıçta çekindiğimi görsem de hala, sonucunda bunun gibi yazılarım ortaya çıkıyor işte. Yaşadığım günlerde bir tarz öğrenmişlik veya tecrübesiz düşüncelerle doluyor diye. Zira sonralarda okuduğumda hep öğrendiklerim ve kendimce gözlemlediklerimle "iyi ki yazmışım" diyorum. İyi ki yaşamışım ve iyi ki yazmışım yine... 

Yaşadıklarımıza, yaşanmışlıklarımıza ve öğrendiklerimize de sevgilerimle... (:


11 Aralık 2017 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam #75 - Aralık 2017'nin İlk Haftası


Uzun zamandır yazmadığım bir yazı dizime, Kısmi bir geri dönüş yapıyorum bugün; zira Aralık 2017'nin ilk haftasında yazı ile ayrı ayrı ekleyemeyeceğim ama bütün olarak bir yazıda toplamak isteyeceğim fotoğraflarım vardı, geride kalmasını istemedim... (Yani not olarak eklemem gerekirse; 04.12.2017-10.12.2017 haftasının Fotoğraflarla 1 Haftam yazısıdır.) :)

Mutlu, umutlu, sağlıklı ve bol gayretli nice haftalara... :)


Geçen hafta; gündüzü planlı, gecesi heyecanlı geçen bir gün ile başladı... Plan program yaptım o gün, yapmak istediklerime dair kararlı ve de azimli olacaktım. Ama bir yandan da sıkıntılı bir gündü benim için o gün, ağrılarım ve kas yanmalarım mevcuttu çünkü. Tüm bu dediklerimin yazısını da daha sonradan yazmıştım hafta ortasında; özlem dolu itiraflarım ile dolu bir yazı oldu bu, benim için de milat sayılabilecek bir yazı oldu; o yazımı buradan okuyabilirsiniz... 

Tabii bir de, geçen haftanın bir önemli yanı daha oldu; Onur Yar geçen hafta bugün aramıza geri döndü. :) Onur Yar, benim 2007 senesinden beri en sevdiğim radyo programcısı... Onu bu kimliği ile tanıdım başta, ama sonra Twitter'dan ve diğer sosyal medyalardan takip ettim. Ve yıllar boyu da takip etmeyi bırakamadım. Eskisi gibi bizlerin arasında dönmesini öyle bir heyecan ile bekleyenlerdendim ki, aynı heyecan ile de karşıladım; sanki hiç gitmemiş gibi idi...

Onur Yar sevenlere ve tanımasa da gerçek bir dost, abi, kardeş ve de gecelerinize bir eşlikçi arıyor iseniz; Pazartesi'den Perşembe'ye dek, kendi youtube kanalında saat 23.00'de canlı yayında olacak bundan sonra. Onur Yar izleyelim, sevelim sevilelim diyorum bende sizlere... Bu akşam yine Youtube'da olacak ve öyle güzel bir video paylaşmış ki yine kanalında bugün, iyi ki youtube varmış da yine bizimle dedirtiyor resmen. O videosuna buradan ulaşabilirsiniz ve tabii ki youtube kanalına da... =)


Kağanım 2 haftadır Satranç oyununa epey merak sarmış durumda... Öyle ki, günde birçok kez oynuyoruz beraber. Geçen hafta da bolca satranç oynadığımız günlerle dolu bir hafta idi. Tabii ki acemi düzeyde oynuyor yeğenim, daha 6 yaşında. Hem öyle çok çabuk da öğrenmedi zaten! Hala amacı hep en çok taşı yemek, rakibinin taşlarını bitirmek. Kuralları iyice bellemiş durumda, taşlarını da koruyor ama en önemli taş onun için Şah değil mesela. Yeğenim için satranç oynarken en önemli taşı Vezir, en çok onu seviyormuş. Çünkü bilen bilir, "Vezir her tarafa istediği kadar gidebilir, bir tek at gibi gidemez." Kağanıma sorunca, "neden vezir'i seviyorsun en çok?" diye, o da böyle cevap veriyor. :)

Velhasıl evde satranç bu kadar gündemimizde iken, geçen hafta benim ders çalıştığım bir akşamda Kağanım resim çiziyordu. Sonrasında gösterdiği üzere çizdiği resim yukarıdaki işte, yeğenimin ellerinden Satranç Oyunu adlı eseri... Henüz okuma yazma bilmiyor tabi, dedesinin onun olması için verdiği En Büyük Kasparov adlı Satranç kitabında yazanları taklit ederek "Satranç Oyunu" da yazmış üstüne. Sevdiği şeyleri resme dökmeyi ve böylece etkinlikler düzenlemeyi seviyor yeğenim işte... Yeğenime benden kocaman bir maşallah. Sizlerin de maşallahlarını alırız valla, tüm kuzucuklara olsun maşallah...


Bu kazağımı iki hafta önce aldı annem bana, çünkü ben bu kış bir geyikli kazağımın olmasını istediğimi söylemiştim anneme... Bu kış giyecek kazağım olmadığı için annem kazak almamız gerektiğini söylediğinde söylemiştim bunu. Kasım sonundaki sınav haftasonunda gidip bazı mağazalara bakmıştık alışveriş merkezinde ve fiyatları uygun gelmemişti. Ama iki hafta önce Pazartesi günü Yalova'daki sosyete pazarından annem bulup almış bana. Çok güzel değil mi ama? Annemin araştırmacı kişiliğine sağlık... :)

Öyle severek giydim ki nihayet geçen hafta, sonrasında da üstteki fotoğrafı çektim işte. Çıkarmak istemedi isem de üstümden, bunu gerçekleştiremedim tabii ki. En nihayetinde giymeden sürekli giymek mümkün olmuyor. Ama bu kış favori parçam bu kazak, bunu tahmin edebiliyorum. Neden geyikli kazak derseniz, ta geçen kış geyikli bir kazak istemiş ama bulamamıştım istediğim gibi ve bu kışa nasip oldu işte bulabilmek de alabilmek de... Geçen hafta bir türlü İnstagram hesabımda paylaşamadım üstteki fotoğrafımı ama demek ki o da önce buraya kısmetmiş. Ama haberiniz olsun ben bu fotoğrafı geçmem, daha çok paylaşırım; buradan da duyurmuş olayım bu vesileyle... 


Cuma gecesini, Kağanıma etkinlik gecesi olarak ayarladım; yeğenimle beraber yılbaşı kartı yaptık o akşam... :) Gündüzden ders çalışmamı da blog yazımı yazmamı da bitirdim ve akşam yemek sonrası Kağanımla üstteki güzel kartları yaptık beraber. Herkes kendi bildiği çam ağacını çizdi tabii ki; benim bildiğim sağ taraftaki gibi idi, yeğenimin bildiği de sol taraftaki gibi. Annemle ablam İstanbullu Gelin'i açtılar; bir yandan hep beraber çaylarımızı içtik, diğer yandan yeğenimle etkinliğimizi yaptık işte...

Üstteki yılbaşı kartlarını yapmak için çok şeye gerek yok aslında; boya kalemleri, kart yapabilmek için hafif sert malzemeden bir kağıt (veya karton da olabilir) ve de olabildiğince süs malzemesi... Bizim elimizde boncuk malzemeleri vardı, süslemek için onları kullandık. Çam ağaçlarımızı da boncuk malzemelerimin içinde bulduğum kesilmiş karton parçaları ile yaptık. Esasında, kartona fon kağıt kullanınca daha güzel oluyor ama bizim elimizde hep artık malzemeler bulunuyordu. 

Sonuca gelince; Kağanım bu etkinliğimizden çok hoşlandığını söyledi, önemli olan da buydu zaten. :) Şimdi yeni bir etkinlik bekliyor yeğenim benden. Sınavlarım sebebiyle beraber resim yapmalar, ödev yapmalardan öteye geçip bunları yapınca tabi devamını da istiyor kuzu. Yine arayış içindeyim misal bu ara, birkaç güne uygun etkinlik bulacağımı umuyorum şimdilik... 



Kağanım iki haftadır bizde kalıyordu; sebebi öncesinde haftalar öncesinde annemle benim -Kağanımıza kolaylık olsun diye- onlarda bir hafta kalmış olmamızdı, sonra sebepler çoğaldı bir hafta oldu iki hafta... :) Birkaç haftadır "ben de sizde kalacağım, çünkü siz bizde on gün kaldınız." diyordu, "Sen ilk iki yaşında neredeyse hep bize idin." desek de ikna edemedik ve kirvemizin oğlu Ufuk abinin geleceği zamanı denk getirdik ve Ufuk abi buraya geldikten 1 hafta sonrasında geldi bizde kalmaya başladı kuzum. Nedeni bu kadar işte... :) 

Bu bir hafta, uzadı iki hafta oldu işte geçen hafta başladıktan sonra bitecek iken. Geçen hafta Salı günü Ufuk abi gitti. İki hafta ablamlarla beraber hep birarada idik işte yine ama bir tek Kağanım geceleri de bizde yatıyordu işte. Geçen hafta ablam kirvemizin oğlunu yolculadıktan sonra, "Bir temizlik yapayım madem, iki gün daha kal." dedi. Ve Kağanım o iki günü de bir haftaya tamamlayıverdi...

İşte bu sebeplerle; kalacağı gününün pazar günü biteceğini iddia eden Kağanım, Cumartesi günü de ve Pazar günü öğlene dek de bizimleydi. Neyse ki haftasonu anne ve babası da bizde idi ama yine de gitmesine ikna edemedik. Sonuç olarak, Cumartesi gecesi de dedesinin akşam mesaisinden gelmesini bekledi ve bende nihayet gecenin bir yarısında üstteki fotoğraflarını çektim o gün... :) 


Pazar günü öğlen gönderebildik evine yeğenimi, anneannesi dedesi ve benle yine dolu dolu vakit geçirdik beraber. Evini seviyor ve kabul de ediyor ama ilk iki yaşında beraber geçirmek durumunda kaldığımız senelerden ötürü, bir yanı ara sıra burada da kalmayı istemekten vazgeçemiyor... Bir yerde okumuştum, anneannesigil veya babaannesigilin de desteği ve varlığı ile büyüyen çocuklarda oluyormuş bu. Kağanım burayı da evi biliyor; ikinci evi burası zaten, ama bunu içgüdüsel olarak da bilmesi hoşuma gidiyor doğrusu... :)

Ve Pazar günü, yani dün; Yeğenim anne babasıyla evine giderken, Cumartesi günü yaptırdığım ödevini burada unutup gitmiş. Üstteki ayıcığı boyarken öyle hoşuma gitmişti ki renkleri seçimi. Madem unutmuş da, bir resmini çekeyim ben dedim... Hani adı ayıcık sonuçta ama o bir ayı değil mi? Bir ayı bu kadar sevimli olur mu yahu! Bu ayıcık kadar sevimli bir hafta diliyorum hepimize... =)

Yeniden Fotoğraflarla 1 Haftam yazısı yazmak garip ama güzel de geldi. En son 2015 senesinde yazmışım ama yine de daha önceki Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarımı görmek isterseniz buraya bakabilirsiniz. Mutlu haftalar... 

6 Nisan 2015 Pazartesi

Taslaklardan Eski Bir Yazı. Fotoğraflarla 1 Haftam - #74

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)

(İdi. Kendimce 1 haftamı resimlerle değerlendiriyordum. Hoşuma giderek de yazıyordum ama 2015'e geçmeden bıraktım.) 


Taslaklarımı kontrol ederken buldum bu yazıyı birkaç hafta önce yine. Resimleri koymuşum ama altına yazılarını yazmadan bırakmışım. Bundan öncesi, yani 73'üncü yazı son yazı olmuş böylece... :) 

Bu yazı da devam etmek amaçlı bir yazı değil, resimler photoshoplu iken, taslaklardan silmeye gönlüm razı gelmedi... :)

(23 Kasım 2014 haftasına kadar yazmıştım bu yazı dizisini, bu yazı 24-30 Kasım 2014 haftasının resimleri üzerine yazılmıştır...)


Kağanım, Legolarının tekerlerini takabilmeye başlamışken çekilmiş bir fotoğraf bu. Şimdilerde epey oyuncuyuz. Oyun halleri yazılarımı bloğumda bulabilirsiniz, resimlerle de İnstagram hesabımdan da takip edebilirsiniz... :)


Ders Çalışma Halleri vol.bilmem kaç... :) Meşhur oldu ders çalışma hallerim kendimce, Aöf İkinci Üniversite Sosyoloji bölümü okumaya başladığımdan beri yeniden. Bu da anneciğimin ders sonrası, pişirdiği sıcak sütten bir fincan getirdikten sonrasının karesi... Anneler çok düşünüyor yavrularını değil mi? Allahım anne-babalarımızı başımızdan eksik etmesin inşallah... :)

Bugünden bahsedecek olursak, ders çalışmalara devam. 3.sınıfımın 2.dönemindeyim. 1 sene uzayacak olsa bile okulum, önemli sebeplerimden ötürü; çalışmaya sıkı sıkıya devam. Bu Sosyoloji bölümü de bitecek böyle hayırlısıyla... :)


Beyfendinin yeni yeni ferahladığı zamanlardı bu zamanlar. Bir dakika oturup, çizgi film izlemeyen yeğenimin çizgi film izlemeye başladığı haftaydı o hafta. Resimlerden hatırlıyorum her halini çok şükür...

 Bir ara 2 yaş sendromumuz vardı. 2 yaş sendromumuzu attık, 3 yaş sendromumuz başladı. Büyüdük, konuşuyoruz da artık çok şükür. Ama erkek çocuğu olmasından mı kaynaklı bilmem, haylazlıklarımız başladı birkaç aydır. Bu sıralar haylaz ama yine sevimliyiz maşallah. Nazar değmesin inşallah cümlesine... :)


2014 yazında, doğum günü hediyem olan Mero'mun dostluğumuzun sembollerinden biri üst resimdeki kupa. Bir benzeri de Meromda var. :) Ders çalışırken veya birşeyler içmek istediğimde bazen bu kupayı kullanıyorum. Dostluk iki kişinin yüreklerinde bir olduktan sonra, sembole gerek yok aslında. Ama böyle bir sembol de müthiş hissettiriyor doğrusu, uzakken somut olarak hissettiriyor dostluğumuzu... İyi ki var dediğim, yeri ayrı dostlarımdan Merom... :)


Ve teyze-yeğen fotoğrafımız. Dönem dönem böyle güzel fotoğraflar çıkıyor hala. Beraber gülüyoruz, oyunlar oynuyoruz. Zaman zaman Kağanım ağlatıyor da beni hırpalayıp oyun esnalarımızda ama, canı sağolsun. Allahım ağlatmasın cümlemizi inşallah... :)


Not; 
Bu sıralar biraz kötü haberler alır olduk üst üste. Her şerde bir hayır vardır, diye düşünüyorum ama yine de. Geçecek bugünlerde, bu sıkışıklıklardan da toparlanacağız Bahar ve Yaz'ın gelişiyle de. İnancım bu yönde. 

Bugün bugünümü yazmaktansa, taslaklardaki bu resimlerin bulunduğu yazıyı yazmakta karar kıldım. Yazının ismi ve resimleri varken, kendimi tutamadım. Fotoğraflarla 1 Haftam'a yeniden başlamıyorum yani. Kasım 2014'ten hatıraları canlandırdım resimleri görünce, yazacağım dedim ve yazdım. Ben gece gece epey ferahladım, sizlerin de içi ferahtır veya içiniz en kısa zamanda ferahlanır inşallah. 

Sevgilerimle mutlu nice haftalara... :)

24 Kasım 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #73

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)



Geride bıraktığımız hafta, okumakla ve yazmakla geçti benim için yine; hem de daha yoğun olaraktan. Malum sınav haftam yaklaşmak üzere bir Aöf'li olaraktan. Bu hafta ile beraber kaldı 2 haftamız. :) Epey ilerledim ama daha bitirmem gereken birkaç ayrıntılı ünitelerim de hakim hala. Bakalım vizelere yeterince iyi hazırlanabilecek miyim yine? Ben hala yapabilirim diyorum da... 


Bu resim geçtiğimiz hafta başında tarafımca çekildi, hikayesi ise burada... :)


Bu haftasonu annemi, İstanbul'a teyzesinin ziyaretine yolladık. Cuma gitti, Pazar geldi. Annemin teyzesi hasta, buradan ev almışlardı sene başında. Hastane kontrolü için İstanbul'a doktoruna gittiler 1 ay kadar önce, ama henüz dönemediler. Durumu ise belirsiz şu an. Ama inşallah iyi olacak zamanla diye düşünmek istiyoruz... 

Annemi yolladık bu hafta İstanbul'a ama, alışkın olduğum bir durum değil annemden ayrılıyor olmak hala! Annem için de durum böyle elbette. Allahım ayırmasın cümlemizi de; biz sürekli birarada olmaya alışık olduğumuzdan -2 günlük de olsa- arıyorum annemi. Bunu tekrardan farkettim. Annem de arıyor hepimizi yokluğumuzda elbet ama, Kağan'ımdan ayrılmak daha da zor şimdi onun için. Tabii bu hepimiz için böyle... :)

Üstteki resim ise, Cuma günü gündüz vakti çekilmiş bir fotoğraf geçen haftadan. Maşallah canlarıma...


Velhasıl, geçen hafta Cuma annem gitti ablam geldi. Haftasonunu ablamla geçirdik; Kağan Babam Eniştem derken, güzel bir haftayı daha geride bırakmış olduk. Ders çalışmalarıma tüm hız devam ediyorum, bu konuda da bir maşallah alabilirim bu tarafa... :) 

Mutlu bir hafta olsun inşallah yine. İnşallah verimli çalışmalara gebedir ve dolu dolu geçer bu hafta da. Sevgilerimle...

17 Kasım 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #72

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)

Geride bıraktığımız hafta, derslerime odaklanmalarım ile geçti. Sorumluluklarımı bilerek atlattım geride bıraktığımız haftayı bence. Bir tek okuduğum kitaplarımı hala bitiremedim. Ama derslerime çalışarak ünitelerimin bir kısmını bitirdim. Bakalım geride bıraktığımız hafta nasıl geçmiş? :)


Haftaya böyle bir güzel görüntü karşısında ders çalışarak başladım. Annem ve yeğenime, maşallah benden. Uyku hallerini izlemeyi sevdiğimi söylemiştim değil mi? (Evet, çook) :)


Haftaiçinde Kağanım gündüzleri uyurken ders çalıştım, o uyanıkken de bol türkülü ve şarkılı sabah programları izledik. Bol şak şak ettik eğlendik. Benim yeğenim, tam benlik maşallah :D


Gündüz çalışamazsam geceleri çalıştım, gündüzleri ders çalıştığım ama yetersiz geldiği zaman da geceleri ders çalışmaya devam ettim bu hafta. Yoğun ders çalışma vakitlerim oldu yani. Uzun zamandır meyve suyu içmiyordum. Hafta içinde ders sonrası bir gece vişne suyu çekince canım, ertesi günkü ders çalışmam sonrasında 1 bardak vişne suyu ödülüm oldu. Babamlar sağolsun. :)

Şu meyve sularının faydasının olup olmadığına bir türlü kesin bir yanıt getiremediler değil mi? Kafam karışık doğrusu benim de. Ama bence faydalı olmalı, böyle güzel bir şey...


Ve Cumartesi günümüz, Kağanım ile masa üstünde geçti. Neşeli bir Cumartesi geçirdik, akşamına da ablam geldi zaten. Bu Cumartesi yine çalışıyordu ablam. Eniştem ise, malum sene sonu yakın olduğundan izin alamadı yine. Cumartesi'ye dair yazım ise burada... :)


Ve Pazar günümü de, bol ders çalışmalı bir haftaiçinden sonra kitap okumaya adadım. Çok yarıladığımı söyleyemem, ama önemli olan okumuş olmak bence. Bu sıkışık dersler arasında, kitap bitirebilirsem ne mutlu bana zaten... :) Okumak istiyorum, okumak. :/

Böyle geçti geçen hafta işte, ders çalışmalarımla ve ailemle dolu dolu... Yeni hafta da geçen hafta kadar mutlu ve dolu dolu geçer inşallah hepimiz için. Sevgilerimle... :)

11 Kasım 2014 Salı

Fotoğraflarla 1 Haftam - #71

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)


Bu haftabaşında da devam etti ders çalışmalarım, internete giremedim dün. Dün kuzumla oyun sonrası ders çalışmak için oturup kalktıktan sonra epey yorgundum. Bu yazı ancak bugüne sarktı bu sebeplerle... Bakalım nasıl geçmiş geçen hafta (03.11.2014-09.11.2014) ? :)


Haftaya bulutları izleyerek başladık yeğenimle. Kuzum ile dışarıya bakarken arabaları izlerken, gökyüzündeki bulutlara takılıverdim yine gündüz vakti... Gün geçip giderken İnstagram'a resim koymadığımı farkettim yatmadan. Üstteki resmi de Pazartesi günü uyumadan önce koydum İnstagram sayfama. "Bulutları neye benzettiğimi söylemeyeceğim, çünkü belli oluyor bence" dedim. Sadece "Bir yerlerde bence hepimizin ruh eşi var." dedim ve çekildim köşeme. Bu haftanın güzel karelerinden biriydi bence... :)


Ah bu kare ve o sabahın hikayesi... Bu hafta kuzumla bir ilke imza attık, okumayanlarınız varsa buradan okuyabilirsiniz... :)


Kuzumla güzel bir hafta geçirdik, eniştem sene sonuna yaklaşılması sebebiyle son iznini aldı işyerinden bu hafta. Bu sebeple Perşembe akşamı kuzumu aldı gitti evlerine. Bende Kağan'ım yokken, derslerime ve aktivitelerime dalayım dedim. Plan program ile geri dönmeliyim yapmak istediklerime dedim. Biraz hayallerimi kendi kendime baltalamış da olsam bir süredir, geri dönüş yaptım yani yine... Bu karikatür de bu hafta arkadaşıma yollamak için, sevdiğim karikatürlerden çektiğim bir fotoğraftı. Bana uygundu, haftama ekledim diyelim... :)


Kağan'ım yokken, kendime ödevler verdim yeniden. Ve gerçekleştirmek için çabalamaya da başladım şükür ki. Ders çalışmalarım, kitap okumalarım güzel geçiyor. 1 hafta verdim kendime toparlanmam için. Bundan sonra bir daha düzenimi bırakmayı istemiyorum. Üstteki resim, kuzumsuz kahvaltı ettiğim sabahın ertesi çay keyfim oldu... :) Ödevlerim ile ilgili yazım da burada...


Cumartesi kitaplarımı okumaya giriştim, Pazar derslerime... Derken; Pazar günü ben ders çalıştığım, annem ütü yaptığı ve babam da yanımızda bilgisayar ile takıldığı esnada çektim bu günbatımını. Aslında hepimiz bir an işlerimize epey odaklanmışız, babam geç farketmeseydi güneşi tabak gibi de görebilirdik. Hava kapalı olmasına rağmen, böyle güzel bir günbatımı vardı işte... Güzel bir Pazar da geçirdikten sonra ailecek, bitirdik geçen haftayı... :)

Şükür güzel geçen bir haftaydı yine. Hem enerjiktim, hem de güzel toparladım haftayı bence plan programlarımla. Ne diyeyim umarım önümüzdeki haftalarda da, yine eskisi gibi kararlılığımı sürdürürüm böyle... Yeni hafta da sağlık, mutluluk ve kararlılık dolu geçsin hepimiz için inşallah. :)

3 Kasım 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #70

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)

Bakalım nasıl geçmiş geride bıraktığımız hafta... (27.10.2014-02.11.2014) :)


Geride bıraktığımız haftaya, mevsim değiştirerek başladık. Kışa yaklaştık diye bir yazı yazmıştım hafta başında bir de, o yazı burada. Geçtiğimiz haftaya daha da çok üşüyerek başladık yani... Soğuklar hakim, kış moduna girdik iyice. Benim üşüme zamanlarım çoktan başladı ama tabii, ben soğuklara çok dayanıksız bir insanım maalesef... 


Bu hafta şükür Nar yemeye başladık ailecek. Nar benim en sevdiğim kış meyvelerinden biri. Üstelik, soğuk algınlığından bağışıklık'a kadar pek çok faydası bulunmakta. Geçen hafta başında, Nar ayıklamanın kolay yolunu görünce internette, annemlere anlattım ve beraber uyguladık. Artık kolay yöntemini de bildikten sonra, doya doya yeme zamanıdır dedik. Bunu bu hafta paylaşmayı düşünmeliyim bence, sizde öğrenmelisiniz. Nar'ı daha çok ve daha kolay ayıklayıp yiyebilmeliyiz hepimiz... :)


Oyunlarımız meşhur bizim birçok yazımda bahsettiğim gibi. Bu hafta ise babamla Kağan'ımın koltuk tepelerinde dolaşmaları, ciddi ciddi koltuk tepelerinde oturmalara kadar vardı. Yani Koltuk Tepesindeyiz Türkiye. :D Maşallah iki yakışıklıma...


Gece ders çalışmalarıma başladım bu hafta. Bir gece ders çalışma sonrasında yazı da yazdım üstelik, o da burada. Nihayet dersleri yeniden alışkanlık edinmeye başladım, umarım bir an önce de kolaylarım... :)


Ve bir başarıya imza attım bu Cumartesi; Kağan'ımın Bayram'da Çanakkale şehitliklerinden aldığımız bayraklı bandanasını yeniden takmayı başardım. Ve bu sefer çıkartmaması için ikna ederek bu ikili fotoğrafımızı almayı da başardım. Bu hafta Çanakkale Şehitlikleri gezi yazımızı yazabilirsem göreceksiniz ki, bana Kağan'ım kadar yakışmıyor tabi. Ama böyle bir bandanayı takmak hem gurur veriyor hem de insanı rahat hissettiriyor..

 Kuzum bayrak sevgisinden ötürü bu bandanasını pek fazla paylaşamıyordu. Ama bu hafta gelişme oldu tabi. Bu resimden sonra çıkartmış olsa bile, daha sonra taktım yeniden. Ve "Kağan'ın, Kağan'ın" dese bile çıkartmadı bu sefer kafamdan. İkna oluyor sanırım yavaş yavaş... Kuzum benim, bayrak sevgisi bol kuzumun. :) 


Ve bu hafta Ablam ile Eniştem Cumartesi günü çalıştıklarından alamadılar Kağan'ımı. Bizde idiler Cumartesi akşamından. Haftasonu Ailecek birarada oturmak varken yine, işime gelmedi sanırım internete girmek. Ve bu ikiliyi böyle görünce dayanamadım bir de fotoğraflarını çektim, beraber İkea kataloğuna bakıyorlardı keyifle. Çalışan ve ebeveyn olmak haricinde, okumaya da başladılar bu sene bu ikili; ablam üniversiteye başladı yeniden, eniştem ise üniversite sınavına hazırlanıyor. Hayırlısı... İnşallah azimle devam ederler ve güzel sonuçlar alırlar. :) 


Velhasıl böyle geçti bir haftamız daha. Ve bu hafta, bir Cumhuriyet Bayramı daha geride bıraktık. 91 yıl olmuş Cumhuriyetimiz kurulalı. Böyle gençler yaşatacak Cumhuriyeti ve ülkemizi. İlelebet yaşatsın, bu ülkenin Kağan'ım gibi gençleri Cumhuriyetimizi inşallah. 

Ve yine mutlu bir hafta olsun inşallah, Sevgilerimle... :)

27 Ekim 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #69

Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,

Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)


Geride bıraktığımız haftayı verimli ve şükür güzel geçirdik. Bakalım neler olmuş... :)


Haftaya Kurban Bayramında başladığım kitabımı bitirerek başladım. Rita Hunter ile tanışma kitabım oldu Ruhun Ateşi, ileride diğer kitaplarını da okumak isterim. Okudum yazısını da yazdım bu hafta geciktirmeden; o da burada...


Bulutlardan anlamlar çıkarmayı ve kendimce yorum katmayı seviyorum. Bu hafta da aynısı oldu. Çoğunlukla benim çabamdan değil de, öyle olduğuna yani mesaj içerdiğine de inanıyorum. Gökyüzünü seviyorum, izlemeyi, anlamlandırmayı ve de dahasını. Gökyüzü rahatlatıyor beni... 

Mesela, üstteki resimde yaşlı bir insan ifadesi değil mi? Sanki tadı tuzu yok gibi. :)


Bu hafta kuzumla, masal kitaplarına bakmaya başlar olduk iyice. Kalın karton kitapları haricinde, ilk defa böyle bir masal kitabı ile ilgilenmeye başladı bu hafta da. Küçük bir masal kitabıydı baktığımız, dergi inceliğinde. Henüz tamamen okumama izin vermese de yazıları, masalları bildiğim kadarıyla ona resimleri göstererek anlatmaya çalışıyorum. Resimde gözüken masal, Alaaddin'in Sihirli Lambası idi mesela...

Resimlerde gördükleriyle falan alakadar oluyor baya gittikçe kuzum. Soruyor sorguluyor göstererek falan. İlgisi günden güne artıyor, gittikçe daha da ilgili olacağını düşünüyorum zamanla. Canım yeğenim, inşallah kitap okuma alışkanlığını kazanır, büyüdükçe de güzel bir okur olur o da. Daha zaman varsa da, düşlemeden edemiyorum çok çabuk büyüyor sonuçta... :)
  

Cuma günü anne babası Kağan'ımı aldı götürdü bu hafta, bende haftasonu ders çalışabilme fırsatını yakaladım böylece. Ancak dün gece en verimli şekilde çalışabildim. Çalışma masamda ders çalışmalarıma başladım nihayet. Ders çalışırken, müzik dinleyerek veya çoğunlukla bir ses arayarak çalışanlardanım ben. Sizlerde öyle misiniz? Müzik dinleyerek çalışmak tam bana göre, veya ses olmadan çalıştığım zamanlar azdır diyenlerden? 

Velhasıl, bir süredir düşünüyordum yeniden geceleri ders çalışmalarıma başlamayı. Bundan sonra geceleri ders çalışma hallerim sürer gider diye düşünüyorum yine. Gündüzlerim Kağan'ımın, gecelerim ise ders çalışma vakitlerimin artık yeniden... Evde oyuncu yeğenim varken, gündüz çalışmak zor yani onunla oyun oynamak varken. :) Sağlık olsun da, geceleri çalışmak benim için daha verimli ne de olsa... 

Böyle geçti bu hafta işte benim için, gayet verimli ve mutlu bir haftaydı şükür. Bu hafta da, sağlıkla ve mutlulukla geçsin inşallah hepimiz için. Sevgilerimle... :) 

22 Ekim 2014 Çarşamba

Fotoğraflarla 1 Haftam - #68 - Yazamadım Ya Ben...


Ablamlardan yeniden evimize döneli 3 gün oldu. Ama buraya bir türlü yazamadım. Bildiğiniz gibi geçen hafta yine onlarda idik. Ablamların tadilat işleri, bizim gittiğimiz gün bitmişti. Ama biz zaten beraber olabilmek için de gitmiştik ve yine beraberdik geçen hafta. Beraberce güzel 1 haftayı daha geride bıraktık nihayetinde...

Yazamadım buraya hafta başından beri, bir ders düzeni tutturmaya çalıştım yeniden döndüğümüzden beri. Derse giriş yaptım ama bir türlü devam ettiremedim istediğim şekilde. Çok korkmuyorum da bu konuda ama, umarım bu rahatlığım güzel bir yere ulaşır... Kafam yine dolu dolu aslında, hadi hayırlısı artık... :)

Yani yine bir zamanı geciken Fotoğraflarla 1 Haftam ile karşınızdayım. Ah bu hafta da böyle oldu, dilerim dersleri de bloğumu da eski seyrine kavuşturacağım bu hafta. E madem öyle gelelim geçen hafta neler yaptığımıza... :)


Geçen hafta önceden yayınlansın diye yazıp otomatik olarak yayınlanması için bıraktığım yazılar harici yazamadım. Ama elimi oyaladığım şeyler vardı tabii, Kağan'ımla oyunlar oynamak televizyon izlemek ve fırsat buldukça kitap okumak haricinde... Bunlardan biri Fasulye ayıklama mevzuusu idi bir ara. Oturduğum yerde de olsa yardım etme fırsatı verilince bana, daha da iyi hissediyorum kendimi. :) Fasulye mevsiminin hala bitmediğine seviniyorum ama sanırım az kaldı bitmesine de...


Bol bol yedim yine geçen hafta ablamlarda, Çiğ Köfte Yoğuran Ablam sağolsun. Ablamlarda tutmaya çalışsam da kendimi olmuyor biraz, "kalabalık olunca insan daha çok yiyor" bu bir gerçek. Kilo aldım geçen hafta biraz yine. Ama inkar edemem, nefisti çiğ köfte de diğer yediklerimiz de. Etsiz çiğköfte yaptık, 2 gün yedik. Ara sıra yemek lazım aslında ama, tam bir vitamin deposu... Annem ve ablamın ellerine sağlık... :)


Kağan'ım ile değişik pozlardan birine daha imza attık geçen hafta. Bu da Tv Ünitesi mankeni Kağan'ım, maşallah... :) Tabii resimden de belli olduğu gibi, her şekilde oyun oynamaya devam ettik yine. Oyunlarımız daha sık ve daha da istekli olmaya devam ediyor. Şükür oyuna daha da yönelir oldu kuzum. Günlerimiz eğlenceli geçiyor, ama biraz inat durumumuz var o beni zorluyor ve yoruyor. Ama sağlık olsun, zamanla o da geçer diyorlar. Sabır gerekiyormuş. :) Çocuk büyütmek zor ama herşeye rağmen çok güzel...


Annemin ablamlarda iken, biraz da olsa dinlenebilmesine sevindim yine. Kağan'ım ile annemin bu hallerini izlemeye bayıldığım bir gerçek. Yeğenim, anne-baba evinde daha rahat elbette. Ama bu Vizelere kadar sondu, bir daha böyle sık aralıklarla gidebileceğimizi tahmin etmiyoruz. Artık derslere Ablam ve Eniştem de dahil ağırlık vermemiz lazım... :) 

(Ablam bu sene Aöf'nin Sınavsız İkinci Üniversite fırsatına başvurdu nihayet, eniştem de yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Hayırlısı olsun inşallah)


Ve bir arada olduğumuzda her akşam gerçekleşen çay keyfimiz de her zamanki gibi hakimdi elbette. Akşamları annemin ablamlarda dinlenebiliyor olması iyiydi en azından. Kağan'ım büyüdükçe düzenimiz daha iyi kurulacak inşallah. Henüz geçiş dönemlerimiz, sık sık gelip gidiyor. Biraz belirsiziz, ama şükür daha iyiyiz...

Böyle geçti işte geçen hafta kısaca. 3 gündür yazamadım, bu yazı telafisi olsun istedim. Güzel bir hafta olsun inşallah bu hafta da, sevgilerimle... :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...