4 Ekim 2016 Salı

İnternet Günlüğüm 2016 - #5 - Eylül Sonu, Ekim Başı...

Başlıksız başladım bu yazıya öncelikle, kısa kısa anlatıp geçeceğim belki de dedim resimler üzerinden. Sadece yazmak vardı içimde yine, ama nedense başlığının ne olacağına karar veremedim bir türlü. Oysa başlık bulmada üstüme yoktur diye övünürdüm kendi kendimle, bir de konuşacağım o kadar konu var yani neyin tutulması da dedim kendime.. 

Sonra bayadır İnternet Günlüğüm yazı dizime yazmadığımı düşündüm, böyle bir giriş yapayım bu haftaya dedim. Geçen hafta ve önceki hafta birçok resim çekmeme rağmen, iki haftadır haftada 1 veya 2 yazıdan öteye geçememişim. Bende bugünden itibaren inşallah dedim ve resimlerle başlamayı istedim. Eylül Sonu, Ekim Başı İnternet Günlüğüm yazısıdır bu. İyi Okumalar... :)


Daha Sonbaharın bile başında olmamıza, kışa giriş yapmamıza rağmen; ben örgü örmeye hızlı bir giriş yaptım Eylül ayında, Ekim başında da örgü örme aşkımı bu kararlılığımla sürdürmeye devam ediyorum. Şimdiden 3 parça örgü örmüş haldeyim ve  2 tane ise yarım ama bitmek üzere örgüm var elimde. Üst resimdeki ilk iki resim, Eylül ayında kaç ilmek başlayacağım konusunda çok kararsız kalıp birçok kez örüp söktüğüm ama en nihayetinde 120 ilmekle örmekte karar kıldığım krem rengi boyunluğun resimleri. Kendi kafamdan çıkardığım bir model oldu (önlerde tüm sırayı 2 ör 1 kes 1 dola, arka sıralarda haroşa), duruşu da çok hoşuma gitti ama örgüyü bitirip bir diktik ki dar olmuş. Esasında yapmak istediğim dökümlü bir modeldi benim yani. Ama olmadı... 

Hani vardır ya "neye niyet kime kısmet durumu", o örgü şimdilik sahipsiz kalmasında karar kılınarak kenara alındı. Uygun gördüğün birine hediye et, diyorlar... Allahtan bir tane daha aynı renkten ipim vardı, bir öncekinde yapmaya niyetlendiğim kişi için tekrar başladım boyunluğa. 170, 175, 180 ya da 200 ilmek mi olsun derken Gönül ablamla 200 ilmek olmasında karar kıldık ve annem Bambu Modeli örmemi önerdi. Geçen sene daha kalın ve daha da beyaza yakın bir krem rengi iple, Suna ablama örmüştüm bu modeli ama o da uzunlamasına bir boyunluktu.  

Geçen sene ördüğüm Oluklu Bambu Boyunluk, resimleri ve yapılışı ile burada. Bu sefer aynı modelin dökümlüsünü yapıyorum...

Yani Ekim ayında da şöyle devam ediyorum; örüyorum, söküyorum ama en nihayetinde güzel bir model ortaya çıkarıyorum. Geç oluyor ama oluyor yani, bu sıralar pek bir kararsızım ama geçecek bu da inşallah... :)



Gün geçmiyor ki bir şey daha öğrenmeyeyim ve bunu size de bildirmek istemeyeyim; Lolipop ip dedikleri ip çeşidi de varmış. "Çok şeker ve çok fonksiyonlu bir dil değil mi ama dilimiz?" dedirtti bu bilgi bana öğrendiğimden beri... Geçen hafta ördüğüm bir örgü uğraşımın sonuna doğru gelmişken ipim bitti, bende o ipin aynısından annem ve babama bir tane daha almaları için örgü ipinin kağıdını ve ördüğüm örgüyü verdim. 

Benim ilk başladığım ipin üzerinde Ormo diye yazıyordu, ama ürünün çeşit ya da renk kodu ile ilgili bilgileri yoktu kağıdının üstünde. Bu sebeple ilk gün çarşıya gittiklerinde annemler ipin çeşidinin adının Lolipop olduğunu öğrenip gelmişlerdi ama aynı ipten bulamamışlardı. Ertesi gün babam çarşıya indiğinde bir dükkana sormuş ve bulmuş. Lolipop ismini üstünde görünce daha da akılda kalıcı oldu benim için, resmini çektim bende. Örgü şeklini aldığında da renkler çok başka güzel duruyor. Akıllı ip diye nitelendiriyordum bu ipi de, lolipop olduğunu öğrenmek garip ve güzel oldu benim için. Bakalım daha neler öğreneceğiz beraber... 

Sizin öğrenip de garip bulduğunuz ama yine de sevdiğiniz herhangi bir bilginiz var mı bu arada böyle? :)


Sabahları ayılamıyorum birkaç gündür, buna sanırım kışa doğru gidiyor olmamızı sebep gösterebilirim. Geçen hafta Perşembe günü çıkardı annem bana yorganımı, galiba biraz erken ama ben en nihayetinde dayanamayınca soğuğa üst üste ince battaniyeler de örtsem... Yorgan ile yatmaya başladığımdan beri daha deliksiz uyumama rağmen, yeniden yataktan ayılamadan kalkmalarım başladı resmen. 

Geçen haftadan beri mutlu mesut yorganımın içerisinde yatıyorum ve sabah kalkınca da sarılıyorum böyle. Yorgana geçiş yapıp da ertesi sabaha uyandığım ilk sabah çektim üstteki resmi. Sabahları da çok haşır neşiriz ve böyle ayrılamaz haldeyim. Değişik bir resim olduğu için paylaşmak istedim bu resmi de. Kış sezonu benim için başladı, dediğim gibi geçen hafta resmi olarak da gerçekleştirdim bunu...


Geçen hafta ders ekleme kaydımı yapmıştım internetten, henüz kitaplarımı almaya gitmediysek de, Cumartesi günü de nihayet ders çalışmalarıma yeniden başladım. 6 ders aldım bu dönem, kalıyor seneye bu dönem adına son 3 dersim inşallah. Geçen sene bu dönem alttan kalan derslerim sebebiyle, 4. Sınıf görünümlü 3. sınıf öğrencisi olduğumu söylemiştim. Bu sene de 5. senem olmasına rağmen 4. sınıf öğrencisiyim. 

Nedense bu sefer, içimde daha çok renkli kalemle çalışma aşkı oluştu; Cumartesi günü farkettim. Ders çalışmamı bitirmiştim, "Kaydedilmiş olsun dedim tarihe de, ders çalışmalarıma yeniden başladım diye." Sonra çektiğim resme bir baktım ki, en bol renkli kalemlerle ders çalışmamı yapmışım; 3 renkli kalemden 6 renkli kaleme transfer etmişim farketmeden. İşin garibi; bunu ders sırasında değil, ders çalışmam bittikten sonra farkına varmam ya zaten... Dalgınım biraz sanırım.  "Bu dönem defterlerim kitaplarım daha renkli olacak ve umarım derslerimde başarım da yine hakim olacak" diye yorumluyorum bu fotoğraf karemi madem öyle. :)


Gelelim bu aralar, yapacağım deyip yapamadıklarıma. Sonbaharda olabiliriz, soğuk kahveye geç kalmış da olabilirim ama kahveye karşı istek duyar hallerimi tutamıyor şekilde buluyorum bu sıra yine kendimi. Malum kahve tutkum baki ama sert kahve sevenler tarzında değilim. Geçtiğimiz Pazar günü anneme; bir kahve hazırlayalım da dolaba koyalım yine, dedim canım çekince. Ama o kahveyi ne o gün ne de ertesi gün içemedim. Hadi bir sayfa daha okuyayım da, hem iyice de soğusun bu arada dedim durdum kitap ilerledikçe.

 Sonra saat geçti, Türk kahvesi keyfi yaptık alt komşularımızla. Benim kahvem esasında çok soğuk oldu ama ben akşam çayına dek içemedim yine de. Akşam da çay varken, akşam soğuğunda soğuk kahve içemezdim. Şimdi bu yazıyı yazarken içiyorum Pazar günü yaptığım soğuk kahvemi, buz gibi nefis olmuş. Ama gel gör ki, akşam olsa içemem bu kahveyi. İyi zamanlama yapıp, hava kararmadan önce bugün aldım elime kahvemi iyi mi? =) Bir öyle bir böyle hallerde, yaparım deyip geciktirme hallerindeyim bugün birçok şeyi...




Yetti mi peki bu yapacağım deyip yapamadıklarıma örneğim, hayır. Wattpad'de yayınlamaya başladığım bir hikayem var bu sıra, çok yeni çok taze diyebiliriz (daha iki haftalık kendisi). :) Daha iki haftalık demişken, gerçekten çocuğum gibi olmaya başladı. Zira, Eylül ayının başlarında yazamıyor oluşuma dair dostumla konuşmamızdan bahsetmiştim ya, o konuşma sonrası yazmaya başladım ve 4 bölüm az da olsa büyük gelişme oldu bu sıra benim için; birçok yarım bıraktığım hikayem olduğunu düşünürsek. 

Dün yayınladığım son bölümünü bir haftada yazdığımı söyleyerek bu aralar ki kararsızlığımla, 2016 Sonbaharının beni bu sefer de kararsızlık ile etkilemeye çalıştığını büyük bir farkındalıkla eklemeyi bir borç bilirim. Hüzün bunalımlarına sokmasın da, buna da razıyım tabi yine de... 1 haftada kaç kez okudum o bölümü bilmiyorum, baştan sonra birçok kez değişti resmen bölümün gidişat cümleleri. Sonuçtan memnunum tamam da, 1 hafta boyunca aynı bölümü okumaktan yorulmuş olduğumu yayınladıktan sonra dün aldım; fazla sevindirik ve rahatlamış hallerimden...


Wattpad'de yayınlamaya başladığım hikayeme buradan, wattpad profilime de buradan ulaşabilir ve okuyabilir misiniz rica etsem? Beni fikirlerinizden ve yorumlarınızdan mahrum bırakmayın olur mu? :)


Kısacası şöyle tüm yazdıklarımı toparlayacak olursam, Eylül sonu Ekim başı; kararsızlıklarım, incelemelerim ve geciktirmelerimle dolu geçiyor resmen. Güç de oluyor geç de oluyor resmen birçok şey bu sıra, "Ama oluyor ya nihayetinde çok şükür, bu Sonbaharı da böyle geçirelim madem öyle." diyorum bende. Sevgilerimle, yeniden görüşmek üzere... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...