25 Nisan 2014 Cuma

Nisan'ın Sonuna Doğru...


Nisan ayı benim için yazmak açısından az verimli geçti. Malum; vizeler vardı, mevsim geçişleri etkiledi, baş dönmesi problemim aksetti, mevsim geçişleri ara ara çakralarımı da kapattı... :) Ah vardı da vardı yani... :)

Karamsar olmaya meyilli bir yapım olmasa da, en çok sevdiğim yönüm neşeli olma hallerim olsa da, mevsim geçişleri ve etrafımdakilerin mutsuzluğu beni karamsarlığa sürebiliyor işte... Bu sefer ki İlkbahar'dan etkilenme dönemim Nisan sonuna denk geldi. Mart başındaki hafif halleri saymıyorum tabii... :)

Bu sıralar birkaç gündür, ne kadar yazmak istesem de yazamıyorum bazen. Bu sene çok uzun süreli etkilemedi mevsim değişimi desem de etkiledi işte sonunda. Bir yorgunluk, bir halsizlik, bir gariplik çöküyor durduk yere bazen... Olmadı diye diye çağırdım herhalde sonunda, uyuyan devi yine uyandırdım galiba böylece... :)


Neler yapıyorum, nasıl geçiyor bu aralar günlerim onu yazmak istedim bugün... Uzak kalmak istemiyorum yazmaktan, yazmak ve rahatlamak istiyorum...


Kuşların Nisan başından beri selamsız sabahsız geçmiyorlar diyebilirim. :) Böyle düşünmek çok güzel değil mi? Kuşların balkonumuzun önünde uçarak dans etmeleri, varlıklarını tüm gökyüzüne ve yeryüzüne ilan etmeleri... Bazen onları izlerken kendimi fazla kaptırıp sanki onlarla uçuyormuşum gibi hissediyorum. Gökyüzünde uçmamız mümkün olsaydı onlar gibi, sıkıntı da mevsim değişikliği de kalmazdı belki... :)


Bazen martıları izliyorum, bazen de şu rengarenk hal almış gün batımını yakalamaya çalışıyorum. Bu zamana kadar ne kadar gün batımı yakaladım bilmiyorum. Ama her birine baktığımda ayrı bir ferahlık hissediyorum. Ailemi ve sevdiklerimi gülerken yakaladığım her kare kadar özel ve güzel hissettiriyor. :) 

Günbatımı canlandıkça ve veda ettikçe, baharı ve yaşamı daha çok hissediyor insan bugünlerde... 


Ayın 16-17'sine kadar böyleydim resmen. Sürekli yazarak ders çalışma halleri içindeydim. Yorulmama ve dikkatimi ve ilgimimi kaybetmeme çabaları da göstermek zorunda kalıyordum tabii. Gerek müzikle, gerek de böyle göz önündeki kedilerle veya tv'de oynayan video kliplerle... 

Vizeleri atlattıktan sonra, 1 hafta dinlenmek için kendime vakit ayırdım. Sonra derslere sıkı sıkı sarılacağım, vizeler gibi son 3 haftaya sıkışmasın tüm üniteler ve konuları diye... Doğruya doğru; 2 senelik üniversite neyse de, evde okuduğum bu bölüm bazen yoruyor beni. Tüm okul hayatım boyunca edinmediğim notları aldığım için sanırım bu yorgunluk. Bu yorgunluğu ve kararlı kararsız ders çalışma hallerini, yine bu dönemde de dört elle derslere sarılarak atabilirim diyorum. Beni batıran tek ders Bilim Felsefesi oldu vizelerde onun haricinde güzeldi. Finallere de Allah Kerim diyorum, Bilim Felsefesi için... :)


Vizeler esnasında epey hava sıkkındı. Bulutlar, yağmurlar... Ama nihayetinde bu sıra biraz açıldı yine havalar. Tabii gündüz açıksa hava gece yağmurlu, gündüz yağmurluysa da gece hava sakin oluyor. Nisan yağmurları etkin durumda yani... Vizeleri atlattıktan sonra, 1 hafta dinlenmek için kendime vakit ayırdım. Sonra derslere sıkı sıkı sarılacağım, vizeler gibi son 3 haftaya sıkışmasın tüm üniteler ve konuları diye... 

Doğruya doğru; 2 senelik üniversite neyse de, evde okuduğum bu bölüm bazen yoruyor beni. Tüm okul hayatım boyunca edinmediğim notları aldığım için sanırım bu yorgunluk. Bu yorgunluğu ve kararlı kararsız ders çalışma hallerini, yine bu dönemde de dört elle derslere sarılarak atabilirim diyorum. Beni batıran tek ders Bilim Felsefesi oldu vizelerde, onun haricinde güzeldi vizelerim. Finallere de Allah Kerim diyorum, en azından Bilim Felsefesi için... :)



Bunun haricinde yaptıklarım arasında, her sabah çay keyiflerimizin sürüyor oluşu var... Allahım bozmasın; bu sıralar biraz Kağan'ın değişik tavırları ile yorması açısından gerginsek bile, sürüyor normal gidişatımız... 


23 Nisan geldi geçti bu arada, bayramlarda klasikleşmiş güzel bir gelenek olan bayrak asma törenimizi gerçekleştirdik yine 2 gün önce. :) Bu sene geçen seneki gibi Kağan'ın 23 Nisan'da etkinliklere katılması mümkün olmadı. Geçen sene ablamın çalıştığı yerdeki etkinliklere katılmıştı. Bu sene iş değişikliği nedeniyle, bir etkinliğe denk gelemedi maalesef.

Öyle böyle; 23 Nisan Canım Annem'in de doğum günüydü. Kutlama yapamadık daha bu hafta. Haftasonuna ablamlar gelince yapmayı istedi annem... Anneler hep tüm yavrularını yanında istiyor işte. Annem iyiki var. Hep diyorum, "O benim ışığım..." Ailem benim Dünyam, annemse bu dünyanın içinde beni aydınlatan ışığım... Allahım başımdan eksik etmesin, bana bağışlasın annemi ve ailemi... :) Annem iyiki doğmuş ve iyiki benim annem...


İşte tüm yaptıklarımın yanında; birkaç gündür uğraş verip başarmaya çalıştığım örgüm bu da... Dün sonunda 2-3 gündür tüm sökmelerimin sonuna geldim. Ve son kez baştan başlayışımla, hata yapmaksızın lastik örgümü örmeye başladım ve sürdürüyorum... Maşallah bana, ören bayan oldum yine. :)

Bu ilk örgü örme maceram değil. Daha önce yardımlarla yelek örmüşlüğüm bile var. Tek parmaklı eldiven de ördüm, atkı da... Bir süredir örgü örmüyordum ama. Geri döndüm döneli çok hata yaptım, çok söktümse de; geri döndüm örgü alemine... :) Bu sefer de boyunluk örüyorum kendime, annemle beraber kullanacağımız bir boyunluk. Umarım güzel olur. Her ne kadar dikkat etsem de, bazı noktalarında delik gibi olmuş. İlmek kaçırma değil ama, yer yer gevşek tutulmuş gibi. Oysa o kadar da sıkı yapıyorum. Ama örgü büyüdükçe hatalar da azalıyor... :)


Günlerim böyle geçiyor işte, Nisan ayı bitmek üzereyken. Kimi zaman dalgın şekilde örgüme odaklanmış şekilde, kimi zaman bir sabah programına dalmış halde, kimi zaman da sadece gökyüzüne dalmış halde buluyorum kendimi... Halsizlik yorgunluk azalıyor gittikçe, yazmaya daha çok odaklanır oldum bu sıra. Sadece buralara pek sık uğrayamıyorum bu sıra... Ama aklım buralarda, sevgilerimle... =)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...