5 Mart 2014 Çarşamba

İnternet Günlüğüm - #4 - Bazen...


İnternet Günlüğüme yazmaya karar verdim bugün. Yazabilmek için bugün birazcık garip birgün benim için çünkü. Ama bir yandan da yazmayı istediğimi göze alınca, bu yazı altında olması en iyisi gibi geldi. :)

Önceki İnternet Günlüğüm yazılarımı burada bulabilirsiniz. İyi okumalar...

Bazen çok sık yazamadığımda geri dönüşlerimde kullanıyordum başta bu yazı dizisini, ama bu seferki öyle değil. Bu sefer, sadece internet günlüğüme yazmak istedim. Bugün, Bazen diye başlamak istedim...


* Resim internetten alıntıdır. Ama yazacağım şeyi güzel anlatan bir resim... 

Bazen...


Sevgili Günlük,

Bazen sorarsın kendine, ölüm bu kadar acımasız olmak zorunda mıydı? Sadece bir sorudur bu, cevap beklemeden sorulan bir soru. Bilirsin ki, bu hayatta birşeyler acımasız olmalıydı...

Konuşmaya çekindiğim, bazen de konuşmak istemememe göz yummuş olduğum bir konu; Ölüm... Ne kulağa hoş geliyor, ne de yazması kolay...

Geçenlerde The Carie Diaries dizisinin 2. Sezonun 6. Bölümünü izlerken, Carrie'ye sevgilisi Waiver şöyle dedi: Olay şu; en az yazmak istediğin konu, seni en çok korkutan şey yazman gereken şeydir... İyi malzeme oradan çıkar. Gerçekten iyi yazarlar, güvenli alanlarından çıkarlar...

İyi bir yazar olmak istediğim için uğraşıyorum elbette. Ama bu konuyu konu edinmem sadece bu sözler değil... En korktuğum şeyleri fazla yazmadığımı farkettim sadece bu cümleyi duyduğumda. Mart ayı zor geçerken yine, düşündüm ve yapmalıyım dedim...

Korkum ölmek değil. Bir gün başımıza gelecek biliyorum. Ve bu konuda büyüdüğümü ve korkumu yendiğimi düşünüyorum. Beni korkutan sevdiklerimin ölmesi... Bunları yazarken bile, cesaret örneği verdiğimi düşünüyorum kendime. Korkularım konusunda, güvenli bölgeye almak isterim kendimi hep. Bazen düşünmemeyi, bazen de hep en iyisini düşünmeyi tercih ederim. Ve şimdi güvenli alanımdan çıkmış bulunmaktayım...

Böyle bir konuyu konuşmak zor, ama Mart ayında olduğundan da çok düşündüğümü göz önüne alırsak; bu sıra biraz daha kolay gibi. Beni biraz rahatlatan cümle, "Korkunun ecele faydası yok." oluyor. Biliyorum çok soğuk bir yazı oldu bugün. Ama içimden gelenleri anlatmak istedim...

Korkularına ve güvenli alanlarına sıkı sıkıya tutunmaya çalışan biri olarak, ve aynı zamanda da korkularım ile şartlandırmaya bağlı beynimi bulandırmaktan uzak duran biriyim. Bu durumda benim için zor olsa da, güvenli alanımdan çıkıp beni korkutan bir konudan bahsetmek istedim işte. Korkularla yüzleşmekte fayda vardır bazen...

Ölüm ile karşılaşılan sorun, belirsizlik ve özlem... Ve bu yazının sebebi, kaybettiklerime özlem duymamdan ve yanımdakilere şükretmemden ötürü. 4 sene önce bugünü sık sık düşünüyorum şimdi, saatler acımasızca geçerken... Kaybettiğim dostumun üzüntüsü hala içimde. Bana en garip gelen, doğmadan önceki yokluğa geri dönmek belki de. Hiç gelmemiş gibi, birden yok olmak. İnsan alışmaktan korkuyor böyle durumda. "Ya bende hiç olmamış gibi hissetmeye başlarsam?"

Aradan 4 sene geçmiş olmasına rağmen, alışmamış olmak ve sıklığı azalmış olsa da kapı çalınca onun gelmiş olabilmesini düşünmek güzel. Ölümün ardından anılara ve hayata tutunabilmek güzel... 2 yıl önce olsa bunları söyleyemezdim. Ama alışmak değil bu, kabullenmek. Ölüm, hayatın gerçeği... Ve anılara tutunmak, geriye tek kalanımız bazen...


*Allahım ölenlerimizin ruhlarını şad, topraklarını bol etsin... Duygum ruhun şad, toprağın bol olsun. 4 seneyi bitirdiğimize inanamıyorum bazen... Annannem, Babaannem ve dostum Duygu'm, çok özlemekten vazgeçmediğim kişiler... "Allahım herşeyin hayırlısını nasip etsin, ölümün bile." der annem. Ama yine de allahım yanımızdaki sevdiklerimizin varlığından bizi yoksun etmesin... Sevgilerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...