18 Temmuz 2013 Perşembe

İnternet Günlüğüm #1 - Günler Geçiyor


Günler geçiyor, ama ben bazen vakit bulamadığımdan bazen de bir türlü yazmaya gönlüm gelmediğinden yazamıyorum yazılarımı. Oysa yanıp yanıp tutuşuyordum yazmaya buraya, ama uzun zamandır yazamadığım için de bir yerden başlayamıyordum yazmaya. En iyisi böyle bir seri başlatayım dedim bende... :)

Bu seri zaman zaman yazamadığımda, belki çoğunlukla canım sıkıldığında, burada yazarak rahatlamam için var olsun dedim. Buranın haricinde de yazıyorum, ama buraya yazmanın tadı bir başka geliyor nedense. Birileri ile sohbet haline geçebilmek ise daha bir başka. Uzaklardan birilerine hitap ettiğini ya da uzanabildiğini bilmek güzel his... :)

Tamam, çok konuştum. Yeni seri hayırlı uğurlu olsun diyerek başlıyorum, son zamanlara dair... :)



Sevgili İnternet Günlüğüm (E-Günlük mü deseydim ki? Neyse... :) ) ;




Bugünlerde günlerim monoton geçiyor biraz. Kağan'ımın yokluğu hakim evde. Allahım yokluğunu aratmasın elbet ama, fena alışmışız varlığına. Ev onsuz çok sessizleşti... :) Kağan nerede ki derseniz; Kağan'ımız Pazar günü Ablam ve Eniştem ile Çanakkale'ye Babaannesigile gitti. Kısmetse yarın dönecekler efendim. Ben gittiğinden beri özlemeye başladım zaten, burnumda tütüyor şimdi. Siz söyleyin şu bıdık özlenmeyecek gibi mi? :))


Kağan'ı özlemek dışında, günlerim çoğunlukla Oriflame ile ilgilenerek bilgisayar başında geçiyor bu ara. Dizi ve film de izliyorum ama, öyle böyle değil fena sardım Oriflame işine. Bir şeyler başarmak için uğraşıyorum doğrusu. Başaracağım da inşallah...


Günler güzel geçerken, biraz da gün sayıyorum. Tatil yolculuğumuza 4 gün kaldı. Hasret ile bu sene tatil yapmayı arzuluyorum. Bu sene diğer senelerden daha çok istiyorum hem de... Uzaklardakilerle kavuşmak her zaman iyidir benim için ama bu sefer daha fazla iyi. Dayımın evlenmesi ile, Antalya'da kavuşacağımız kişiler daha da çoğaldı bu sene. Antalya epey şenlik dolu yani. Allah ağzımızın tadını bozmasın cümlemizin... :)


Gitmeden önce yapmak istediğim kütüphanemdeki kitaplarımdan ayıklamalar yapma isteğimi bir türlü gerçekleştiremedim ona yanıyorum. Bir de tabii hala şu blog işini düzene sokamadım gitti. Affınıza sığınıyorum, okuyanım ve takip edenim varsa. Ama bundan sonra düzelecek inşallah. Epey toparlanmaya başladım var mı ötesi? :)



 Bu fotoğrafım bugünden. Ve saçlarımın son uzun halleri bunlar, Antalya'da kestireceğim hayırlısıyla. Kendimi güzel eğlendiriyorum doğrusu fotoğraf çekinirken. :)


Yine bol bol fotoğraf çekinmeye başladım bu arada. Özellikle son iki gündür, dün ve bugün yani... Sebebi de şudur ki; daha iyiyim. Ve ailemize ve bana gelen iyilik durumu, beni mutlu ediyor ve rahatlatıyor. Ve bu demek oluyor ki, kendimi eğlendirebilecek kadar iyiyim şükür. Çok ama çok özlemişim, kendi kendime fotoğraf çekinmeyi... :)

Fazlasıyla her şeyden bir fotoğraf karesi çıkarabilme kapasitem mevcut benim, bilen bilir. İçimden geliyor işte. Bu durum ablam ve eniştem tarafından çoğu zaman alay konusu edilse de, seviyorum ne yapayım... :) Bununla ilgili bir yazı yazacağım bundan sonra bir ara, fotoğraf kolajlarından oluşan bir yazı olabilir. Ama daha çok benim için eğlenceli olacağı kesin...


Ve Sağlığım Hakkında ;

Dediğim gibi, düzeliyorum gün geçtikçe. Rahatsızlığımda gelişen tepkilerimin vardığı neticeyi burada belirtememiştim. Nöroloji doktoruna gittiğimizde tahlillerimde, geçirdiğim şeyin hastalığımla ilgili yüksek ve düşük çıkan değerler sebebiyle atak olabileceği çıktı. Ama her ne ise geçmeye başlamış ve toparlanmaya başlamış olduğumu ve bu sebeple kesin bir şey diyemeyeceklerini söylediler. Ankara Hacettepe haricinde, Uludağ Fakültesinde de takip edileceğim bundan sonra yakından...

O kadar zaman neden olduğunu sorduğumuz şey atakmış yani. Büyük bir tahminle öyle olabileceğini söylüyorlar. Bir daha gelmemesini dileyerek, daha çok dikkat ediyorum - dikkat ediyoruz ailecek; stres yapmamaya ve bununla ilgili ayrıntılara... Şükür şimdi iyiyim. Bu iyiliğe ailemin etkisi ve Kağan'ın yanımızda olması büyük etken tabii...

Bir de günlüğüm olarak görerek burayı söyleyebilirim ki "not olarak"; Bazı anlar geliyor tüm dostlukları sınıyor hayat. Ve bu, insanı epey rahatlatıyor ve mutlu ediyor doğrusu... Kimin gerçekten yanında olduğunu ve gerçekliğini ve sahteliğini ortaya çıkarıyor. Hastalığımın en büyük olumlu yanı bu diye düşünürüm ben hep. Hayat teşekkür ederim sana, hep çıkarabileceğim bir ders buluyorum senden. Aferin bu yüzden hayat, sana da bana da... :)





Havalar da bir düzelip bir bozuluyor bu sıra. Dünün Gün batımını paylaşabilirim bu yazımı bitirmeden önce dedim. Aslında bu hafta ve bu sıra çok gökyüzü resmi paylaşıyorum yine. Daha fazla fotoğraf için; buraya bakabilirsiniz. :)

Dün gündüz çok sıcaktı hava, gün batarken serinlik çöktü püfür püfür. Ve bulutlar şekil değiştirirken, güneşi içine aldı önce. Ardından, turuncu bir görüntü çıkardı ortaya. An'ı yakalamak bu olsa gerek. Ben fotoğrafı çektim, 5 dakika sonra bozuldu bu görüntü. :) Rabbim ne güzel yaratıyor, şükürler olsun...

Yazının Notu: Hayat; güzelsin sen, acınla tatlınla...

Sevgilerimle...

4 yorum:

  1. Uzun görünse de bir çırpıda okunan yazınızda en önemli nokta sağlık. Sorunlarınızı aşıyor olmanız güzel. Her şeyin başı moral. Üstadımızın dediği gibi; "Yaşamak güzel şey be kardeşim!" bunu temel aldığımızda gerisi gelir. İyi tatiller, güzel dinlenmeler. Her şey gönlünüzce olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Dediğiniz gibi Yaşamak güzel şey, bunu benimsedikten sonra... Dilerim gönlümüzdekilerin hayırlısını nasip etsin rabbim. Sevgilerimle... :)

      Sil
  2. Çok güzel fotoğrafların var.blogunda çok güzel yiğeninde çok tatlı maaşallah.İnşallah hep iyi olursun dediğin gibi hiç stres yapmamaya çalış.
    herşey gönlünce olsun.
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. :) Moral herşeyi etkileyebiliyormuş, iyice anladım bu sayede. Cümlemize Allahım sağlık ve mutluluk versin inşallah. Sevgilerimle... :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...