28 Ocak 2017 Cumartesi

Enerji Emiciler Var!


J. K. Rowling'in Harry Potter adlı eserinin kitaplarını okumuş veya filmlerinden en az birkaç bölümünü izlemiş birçok kişi duymuştur ve biliyordur, ruh emicileri. Hayatınızın esas parçası olan ruhunuzu sizden emip alan yaratıklara bu ismi veriyor, J.K.Rowling hikayesinde. Ruh emiciler, korku yaratan ve kötü yaratıklar Harry Potter'ın dünyasında, ruhları olmadığı için insanların mutluluklarıyla ve umutlarıyla besleniyorlar. Bir zamanlar Azkaban'ın gardiyanları oldukları biliniyor ve daha sonra Voldemort'un dönüşüyle de Voldemort'un tarafına geçtikleri söyleniyor...

Ruh Emicilerle ilgili daha da ayrıntılı bilgiyi burada veya Harry Potter filmlerinde (Azkaban Tutsağı adlı filmde kendilerinin ve onlara yapılan büyülerinin gösterildiğini biliyorum, ki en sevdiğim bölümüdür Harry Potter serisinin filmleri içinde) bulabilirsiniz...


(Resim, Google Görsellerden alıntıdır...)

Şimdi o Ruh emicilerin, bizim dünyamızda ete kemiğe bürünmüş olanları ve ruhunuzdan enerjinizi emenleri hakim aramızda; bugün onlardan bahsetmek istiyorum sizlere, Enerji Emicilerden... 

Ruh Emiciler hayatınızı elinizden almaya çalışıyordu ya hani; ruhunuzu. Enerji Emiciler ise, sizi yaşama bağlayan her şeyi onların emrine bırakmanızı ve onların izin verdiği ölçüde yaşamanızı istiyorlar. Ah insanlarımız... Demek istiyorum öncelikle; Enerji Emicilerin hakimiyetine kapılıp inandıkları yoldan ve mutlu oldukları şeylerden çok çabuk vazgeçebiliyor kimisi, kimisi de benim gibi direniyor ve buralara bile anlatmaya geliyor ve direnmeye çalışıyor... Bu yazımla sizleri de direnişime davet ediyorum.. :)


Enerji Emiciler; hayatınızda her neyle mutlu oluyorsanız, o durumu kendi mutlu olduğu şekle çevirmeye çalışan insanlar benim için. Bunu televizyonlarda, tarz programlarıyla ve tek standart düşündükleri ilişki anlayışlarını sundukları evlilik programlarıyla yapıyorlar.

Tarz programları; her birimizi moda adı altında, başkalarının beğendiği şekillerde giyinmeye alıştırarak garip dünyevi olduğuna inandırdıkları düzeni yaratmaya çalışıyorlar mesela. Ve bunu başarıyorlar da, özellikle de gençlerimizi ve kendinin bu alanda iyi hissettiğine inanan kişileri.

Evlilik programları ise; tek standart ilişki anlayışı olduğunu bize dayatarak yapıyor bunu. Aşk delilik, diyor. İlişkiler tek standarta bağlanıyor ülkemizde. Örneğin; seven kıskanır, erkek yapar, kadın eve ve çocuğa bakar, erkeğinden başka hiçbir erkekle arkadaşlık kuramaz, (tam tersi; erkek hiçbir erkekle veya kadınla arkadaşlık kuramaz ve vakit geçiremez, durumu da hakim) erkek konuşur ve kadın susmalıdır, gibi... 

Gerçek hayata gelince; kendisi gibi olmayanları, özellikle ergenlik çağındaki genç insanlarla dalga geçen reklam kampanyalarının yaptığı gibi, standardizasyona sokmaya çabalayanlarla karşılaşıyoruz... Büyüklerin küçüklere beğendikleri meslekler, büyüklerin öngördükleri uğraşlar... Birbirlerine yardımcı olayım tasasında olmayıp eleştirerek enerji emenler, yöneldiğiniz her işe "yapamazsın ki!" diye büyüklenerek bakanlar... Ve aklıma gelen-gelmeyen daha neler neler. O kadar sıklıkla karşılaşıyoruz ki aslında, anlatmak istemiyorum ama daha fazla...


(Resim Google görsellerden yapmış olduğum eski bir alıntıdır...)


Gün boyunca, bulunduğunuz her ortama girebiliyor bu Enerji Emiciler. Ne Azkaban Hapishanesinin gardiyanı yapabiliyorsunuz onları, ne de Voldemort için çalışıyorlar. Amaçları; Kendileri için büyüyüp, sizleri sizlikten çıkartmak... Garip bir doyumsuzlukları var; tek mutlu onlar olmalı, tek doğru onların doğruları olmalı ve onların yaptıkları, en doğru yol onların uyguladıkları... Bizlerin hayatlarını; kendilerine bir zarar olmayan uğraşlar içerisinde olduğumuz halde, kendilerine göre düzenleme gereğini ve karışma hakkını kendilerinde bulabiliyorlar her daim!

Ben kimsenin hayatında kendi adına aldığı kararlara ve doğru kabul ettiği tercihlere karışamaz ve bir şey deme hakkını kendimde göremezken, ömrüm boyunca kaç kez karşılaştığımı bilmediğim gibi hala karşılaşıyorum. Dediğim gibi, toplum içerisinde yaşamaya uygun kurallarla kendimi mutlu edebildiğim hallerde iken oluyor bunlar... İzlediğin, okuduğun, dinlediğin, yaptığın ve yaşamayı uygun gördüğün her şey herkese dert olabiliyor bu dünyada. Biliyorum sen okuyan da hayatında en az bir kere karşılaşmış olmalısın böyleleriyle, bir ben değil birçoğuna bu zulüm yapılırken karşılaşıyorum çünkü günlük hayatımızın içinde...

Anlam veremediklerimi yazma gereği duyarak sizlere bunu yorumlamak istedim. Çünkü kendimi her defasında daha da hayal kırıklığına uğramış bulmaktan artık yorulduğumu da anlamış bulunuyorum. Elbet buna karşı yöntemlerim de var, buna en son gelmeyi istiyorum.


(Bu resim, pinterest.com'dan yapmış olduğum alıntıdır.)


Öncesinde şunları belirtmek istiyorum, tüm ruh emicilere ve enerji emicilere;

Kendini bilen bilmeyen hiçbir bireye, öyle değil böyle yap diyemezsiniz; sizi rahatsız etmedikçe ve sizin yaşam alanınızın güvenliğini ve mutluluğunu tehdit etmedikçe. Kimseyi rahatsız etmeyi, bunaltmayı ve mutsuz etmeyi kendinize hak görmeyin.

Beslendiğiniz enerjilerimiz, size de yansıtabilmek ve tüm dünyayı beraber güzelleştirebilmek adına aslında. Enerjilerimizi emip tüketmektense bunu görmeye çalışsanız olmaz mı?

Bilin isterim ki; her ne yapıyorsam kendi mutluluğum adına, beni ilgilendiren ve size zararı olmadığı gibi bana yararı olduğuna veya olabileceğine inandığım şeylerdir. Beni mutsuz etmek için, beni kararlarımdan ve yapmaktan hoşlandığım şeylerden vazgeçirmeyin. Aksini yapmayı devam ettiğiniz sürece, kibarlığımdan ödün verme zamanım geldiğini gördüğüm an; "SİZE NE" demekten de çekinmeyeceğim...

Bu kibarlığımı bozma gerekçem de var elbette;

Benim kendim adına geliştirdiğim garip bir kibarlık anlayışım var. Kime ne anlatıyorsam ve anlatmaya çalışıyorsam kibarlığımdan ödün vermemek isterim ben. Tartışmak benim hayatımda pek uygulayabildiğim bir şey değil... Elbet benim de sınırlarımı aştığım zamanlar oluyor ama sonraları hep içsel hesaplaşmalarla dolu oluyor. Ama bilinmeli ki; bende enerjimi hayatımı sürdürmek için mutluluğumu korumak üzerine yöneltiyorum.

Başkalarının değersiz gördüğü o hayat enerjimi getiren bir amaç elbette; sonucunda sevdiklerimi, dünya insanlarını mutlu kılabilme isteği var içimde. Allahıma ve yaşadığım dünyaya iyi bir kul ve insan olmaya çalışıyorum...

Ben kendimi biliyorum, neyi-nasıl yaptığım şekilde mutlu olabileceğimi de. Kendimi geliştirme yöntemlerim, doğrulara yönelme yöntemlerimi ve yollarımı sorgulama. Enerji Emicilikten vazgeç ve kendine gel! :)

Demek istiyorum...



Peki nasıl başa çıkılır Enerji Emicilerle;

Ruh Emicilerle başa çıkabildiğiniz bir Patronus büyüsü vardı bilirsiniz belki. Enerji Emicilerle de başa çıkma yöntemi şudur bence; aldırış etmemek, güzel enerjinizi emmelerine izin vermeden kendi mutluluklarınızdan vazgeçmemek... Kendi hayatınızın doğrularını ve mutluluklarını yaşamaya çalışırken yanlışlarınızı kendiniz görmeniz gerekiyor; onların değil, sizin hayatınızı etkileyen konularda...

Evet kendim adına benimsediğim ve sürdürmekten iyi insan olmaktan yana anladığım şey şu ki; kibarlıktan öteye gitmemeliyim, insanlıktan ayrılmamalı ve beni üzseler bile onların yaptığını yapmamalı ve kimseyi üzmemeliyim ben. Benim insanlıktan anladığım bu, bana ailemin öğrettiği en güzel öğretilerden biri bu...

Ama demek istiyorum ki; hayatımızın bize ait olan alanlarını kendi alanlarına ve kendi kurallarına uydurmaya çalışanlara itiraz etmemize rağmen değer görmüyorsak, kibarlığımızdan ödün verme vaktimiz gelmiş demektir. Onların anladığı dilden konuşma vakti budur. "Size Ne" deyin, benim yaptığım şey kendime; sevdiğim, izlediğim, inandığım, okuduğum, dinlediğim, anlamlandırdığım ve hayatıma entegre etmeyi tercih ettiğim...

"Beni benlikten çıkarmaya çalışıp, sen yapma. Sen sen olduğun, ben ben olduğum zaman tüm dünyaya güzelim. İstediğin gibi giyinmiyor, istediğin şeyi yapmıyorum belki de; ama sana tek bir kibarlıktan ve insanlıktan yoksunsam eğer; işte o zaman gel uyar beni...!" Diyebilmeli onlara...

Enerji Emicilerin, enerjimizi emme ihtiyacı duymalarının sebebi şudur bence; kendilerinde aramaktan ve bulmaktan üşendikleri enerjiyi bizlerden alarak beslenmek, hazıra konmak... İzin vermeyin lütfen. Hayat enerjisi herkesin kendine göre seçtiği yollardadır; benim yöneldiğim iş alanı veya hobi alanı beni, seninki de seni mutlu eder!

İyi olmaya ve iyi kılmaya devam edin, hayata dair iyi görebildiğiniz ve iyi olmasını istediğiniz ne varsa. Ben doğru bildiklerimin böyle yaşamak olduğuna inanıyorum. Kimseyi mutsuz etmeden kendini mutlu etmeyi başarabilmek ve bu ölçüde çevresine de faydalı insan olmaya çalışmak, benim yaşamayı sürdürme biçimim...


Enerji Emiciler var dünyamızda, günümüzün ve çağımızın en tehlikelileriler bence. Haklarınızı koruyun, istemediğiniz şeyleri dayatmalarına izin vererek onlara fırsat vermeyin. Hayat Enerjimiz bol olsun, Enerji Emicilerden uzak günlerimiz mümkün olsun...

Sevgilerimle... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...