22 Eylül 2016 Perşembe

Yağmur Sesi Ve Toprak Kokusuyla Beraber...



Sonbahar geldi, dün annemleri pazara yollayıp odamda takılırken yağmur sesi ve rüzgarın araladığı pencerem sayesinde farkettim. Yarı açık camdan içeri dolan rüzgar ile beraber daha da aralanan camımın sayesinde sonbaharı somut olarak hissetmeye başladım yine... Bir süre daldım; yağmur sesi, toprak kokusu ve gökyüzünden yağan su damlalarının hareketlerine. Sonra bu resmi çektim ve hissettiklerimi yazacak oldum, ama kendimi bir hikayeme bölüm yazarken buldum. Maşallah bana ama henüz yeni bir alışkanlık bu sürdürmeye çalıştığım. Bazen baştan başlamak gerekir ya da en azından çabanı yineleyip devam edersin, eski korkuları bırakıp ya; Öyle birşey işte, devam edebiliyorum kendimce.

Dün gündüz bu yazıyı yazacaktım aslında, şimdiki halimden daha dinç. Akşamına ablamlarla beraber ailecek yemeğimizi yedikten sonra çay sohbetimiz eşliğinde örgüme devam ederken aldırış etmesem de, birdenbire değişen hava ile ağrılarım da başladı hemen sonra. Yavaş yavaş üşümemi umursamamaya çalıştım, geçen sezon izlediğim Hayat Şarkısı dizisinin yeni sezon bölümünü izleyerek örgüme odaklandım. Bir süre sonra; Ablamlar evine, annem kışlık hazırlıklarından biri olan domates sosunu yapmaya ve babamla da ben dizi izlemeye odaklandık. Saat 23e doğru babam depoya domates sosu için cam şişeleri almak için gitmeye hazırlandı. Bir dakika geçmişti ki korkutucu bir yıldırım düşmesi ile elektrikler gitti görünür tüm bölgelerde. Karanlıkta kaldık ilçemiz ve görünür tüm çevresi...

Sonbahar galiba o elektrikle resmi olarak başladı, uzun zamandır böylesi bir hava durumu olmamıştı. Kendimi uzun süren elektrik kesintisi sonucu, dünyanın kesilen elektriğini bulmaya çalışan yabancı diziyi düşünürken buldum. Nasıl alışmışız elektriğe, öylesi garip geldi işte..

Elektrik kesintisi ile daha da şiddetlenen yağmur ve şimşekler ile üşümelerim hemen başladı. Bu sene olabildiğince bu duruma alıştıracaktım kendimi güya, üşümelerim odaklandım ve halsiz düştüm 1,5 günde. Ve böylece sonbahar geldi efendim benim için, kış gibi işte... Saat gece yarısı 3e kadar; annem mum ışığında domates sosunu yaptı, bende bir onunla bir de düşlerimle sohbetime bir de Wattpad hikayelerimi okumaya devam etmelerimle ona eşlik ettim işte... Saat gece 2yi geçiyordu elektrikler geldi ve saat 3e doğru idi yattık ikimizde.

Bu sabaha dek sonbaharı hoş buldum dün gecenin karanlığında birden bastıran sonbahara rağmen. "Yaz insanı olsam da seni de seviyorum sonbahar." Dedim, ama sabah kendimi halsiz ve ağrılı bulacağımı bilemedim. Sonbahar titremeleri, mide ağrısı ve sabah rahatsızlığım ile uyandım bu sabah 2016 sonbaharına. 


Yağmur sesi, toprak kokusu eşliğinde sonbahar üşümelerim geri geldi işte dün gece. Yer yer sitem ettiysem de yaz düşmanlarına kendimce, sevmiştim sonbaharı dün gece yine. Ama şimdi soğukla büzüşmüş kaslarımla yorgunum. Üşümelerimi umursamaz isek güzel geçecek mi dersiniz yine? Farkındalıklar ve yorgunluklar sonucunda kavuştuğumuz sonbaharı karşılamamı anlatmak istedim işte bugün.

Bugün sonbaharın ilk günü gibi geçti bol üşümeli. dün ise arefesiydi. Yorgun, umutlu ve sanki bu sonbaharın getireceği mutluluklar var gibi hissediyorum aynı zamanda. Bu akşam annemi birkaç günlüğüne Mercan teyzemize gönderdik İstanbul'a, ben ablamlardayım, babam da evimizde. Kendimi sonbahara hızlı giriş yapmaktan ötürü garip hissediyorum ama sonbahara da merhaba demek istiyorken buluyorum iki gündür. Velhasıl hoşgelmiş demek istedim böylece. Sendromlu Pazartesiden değil, mevsim geçişi acısı çektiren Bahar'lardan korkarım biraz ben. 

Sevgiler..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...