28 Haziran 2016 Salı

Antalya Yolculuğundan Öncesi - Haziran 2016


Sabırsızlıklarla beklediğim bir yolculuğa çıkıyoruz yarın kısmetse, Antalya yolculuğumuza. En son 2 sene önce gitmiştik, 2014 yazında orada idik. Dedemler, dayımlar, Yengemler, Kuzenim İncim, dostum Merom ve daha kimler kimler yok ki. 2012'den bu yana daha kalabalığız orada, küçük dayımın evlendiği zamandan bu yana yani... :)


Derken şimdi yine gidiyoruz, ben gerçi yarın yola çıkana kadar inanamayacağım gibi görünüyor. Ertelemelerle dolu bir plan düzeni olduğu bu yolculuk planımız bizim için, biraz yine ertelenecek mi ki diye kuşku var içimde. Ama vardır bir hayır dedim dün bir sonraki sabaha, -yani bu sabaha- ertelenince yolculuğumuz. Şunu düşündüm bir de; ben bu sene öyle sabırsızlıklarla dolu geçirdim ki senemi ve de beklentilerle, sanırım hayat benim sabrımı sınıyor. Evet evet, yine bir anlam çıkarma halindeyim hayattan. Hayatı, hayatımda olan olaylar dizisini okumayı seven biriyim sonuçta...

Olanlar oldu velhasıl; hastalarımız, zar zor yetiştirdiğimiz toparlanmalar, temizliği, geleni-gideni, dersleri sınavları, yorucu bir sene geçti, Ağustos 2015'den Haziran 2016'ya dek... Yorgun hissediyorum kendimi, bedenen çalışan birçok kişi kadar yorgun. Taş taşımadım, her sabah erkenden kalkıp işe gidip geç saatlerde eve gelmedim. Ama ruhen de bedenen de yoruldum kendimce, 2016 hep güler yüzüyle uğramadı bu sene bize. Ama şükür ki geçmişi de aratmadı daha, aratmasın da...

Çantalarım hazır, bedenim ve ruhum hazır bu yolculuğa. Denize girmek konusunda tereddütlerim var sadece, gerek benden gerekse de havalar sebebiyle olur ya umduğum gibi olmazsa diye beklentimi alt düzeyde tutuyorum. Ama bu Antalya maceramızda Meromla, kuzenim İncimle, Kağanımla, ailem ve sevdiklerimle bol bol vakit geçirmek ve bol bol denize girmeyi umuyorum. Sevdiklerimle dinlenip, okuyarak demlenip, yazarak yoğurmak istiyorum kendimi...


Son gittiğimizde 5-6 tane okuyacağım kitap götürmüştüm, bir o kadar da Merom kitap vermişti orada iken. Yetmemiş bende almıştım okumak için kitapçıdan. Bu yaz sadece ikisinde de yarıda olduğum iki şiir kitabım var götürdüğüm, en sevdiğim iki şairin; biri Cemal Süreyya'nın Sevda Sözleri, diğeri Nazım Hikmet'in Henüz Vakit Varken Gülüm...

Henüz Vakit Varken yazmak istedim işte bu yazıyı bende. Unutmadan üstteki çantaların üzerindeki kitabı da alt komşumuzun kızı Eda'dan aldım; Gülten Dayıoğlu Sekizinci Renk. Gülten Dayıoğlu okumayalı o kadar zaman oldu ki, bir heyecanım da bugün bu kitap için oldu. Bitirir bitirmez de yeni kitaplarımı Antalya'dan almayı düşünüyorum kısmetse...

Ve bitirmeden sözlerimi, Nazım Hikmet'in dizeleri ile son vermek istedim bu yazıma; beğendiğim şu dizeleri ile;

24 Eylül 1945;En güzel deniz; henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk; henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz; henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz; henüz söylememiş olduğum sözdür.
Henüz Vakit Varken Gülüm/ Nazım Hikmet 

Olur da hemen internete giremem, olur da yol sersemi olurum toparlanamam, olur da internet bulamayabilirim hemen, görüşene dek kendinize iyi bakın. Ben heyecanla burada olmaya çalışacağım, mobil internet yapmayı düşünüyorum yarın telefona. En olmadı, facebook sayfamda olacağım inşallah. Facebook sayfama buradan ulaşabilirsiniz. Sağlıcakla kalın, mutlu kalın. Yolculuğa çıkacaklara, yoldakilere ve cümlemize; sabır, sağlık, can ve ruh huzuru ve mutluluk diliyorum. Sevgilerimle... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...