31 Ocak 2018 Çarşamba

8 Koca Yıl...




7 yıl demenin yanında, 8 o'nsuz kocaman yıl demek bu resim... Facebook bana anılarda bugün olarak bu fotoğrafımı anımsattı, ama ben bu anı hiç unutmamıştım ki... Bugün Ocak 2018'in son günü adına yazayım dedim biraz bu fotoğraf üzerine... Bugün 31.01.2018, şimdi biraz Yıllar Geçerken yapacağız bir fotoğraf ile...

Bundan 7 yıl öncesini gösteriyor fotoğraf, ama 7 yıl önce bugün koymuşum facebook'a ben bu fotoğrafı... Oysa Kasım ayında çekindiğimi hatırlıyorum. Mart 2010'dan sonra, 1 yılın dolmak üzere olduğuna dair 2,5 ay sonrasını hesaplıyordum burada ve epey analiz yapıyordum kafamda. Herşey değişiyor diyorum, her şey... 2010'un üzerine bir sene bitiyor 2011 olacak ve benim arkadaşım, çocukluğumun büyük bir kısmını yaşadığım kardeşim gideli 1 senesini doldurmuş olacak... 8 sene olduğuna inanamıyorum şu an biliyor musunuz... Hala özlüyorum ama daha uzak bir özlem bu, daha derin ama daha uzak... Seneler gittikçe daha uzaklaşıyor gibi, ama ruhu hep sizinle; fiziki yok diye, ruhuna anlam katıyor ve sizinle olduğunu kabulleniyorsunuz. Ama bunu kendi içinizde bile anlamlandıramıyorsunuz, içinizdeki özlemle işte...

Neyse vazgeçtim bu durumu anlatmaktan, zor oluyor benim için... Sonra üstteki fotoğrafta ne düşünüyordum devam edeyim; güneşli bir Kasım günü, sevdiğim biri tarafından hayal kırıklığına uğratılmışım. Öyle hayal kırıklığı ki, hayatımda ilklerden biri; inandırılıp, umut verilip, inandığın yerden binbir yoktan yere sökülüp atılmak gibi... Düşündüğüm şey, kaybettiğim arkadaşımla konuştuğumuzda hayal kırıklığı yaşadığım kişi için elimden geleni yapmamı söylediği anlar idi... "Devam et demişti, hataların olsun ama bu hatalar hep senin yüzünden olsun. Başkaları hatalarına karışmasın, onların karıştığı sebeplerle bir şeylerin pişmanlığını yaşama sakın..."

Bir fotoğraf, bir fotoğraf işte bana tüm bunları hatırlatan. Duyguma demiştim ki o çardağın köşesinden, bu fotoğrafı çeken kuzenime üzgün olmadığımı mutlu olduğumu ispat etmeye çalışırken (ispat etmeye çalışıyordum, çünkü o an ağlayıp kendimi kendim için düşürmek en son istediğim şeydi); "Duygum, ben elimden geleni yaptım. Ama her ne olduysa işe yaramadı ve söz verdiğim üzere bu benim hatamdan oldu. Bir kez daha aynı hayal kırıklığının olmasına rağmen göz yumdum olacaklara ve keşke demiyorum işte, senin sayende..."

"Ama Özlüyorum Duygum, seni çok özlüyorum; şu an sen soru sormadan beni anlarken, sana ağlamak istiyorum ben. Gözyaşlarımı gör lütfen, buna ihtiyacım var. Seni konuşmayı özlüyorum, seni rüyamda görüp de hatırlamadığıma kızıyorum."

Söylediklerim bunlardı işte, bu resme baktıkça ve de hatırladıkça her defasında bunları hatırlıyorum işte... Bir resim çok şey anlatıyor bazen; görmek o andakilere kalıyor, bazen de o ana şahit olanlara. Ve bazen de, bir resme değer verenlere... Bir resim çok şey anlatıyor, yıllar geçerken; 8 koca yıl geçti, o anın acısı da hemen hemen geçti. Ama o anın doldurulamaz eksikliği, bir ömür geçmeyecek şimdi...

Yıllar geçti; ağlayacağım omuz ve de beni konuşmadan anlayacak dostlarım var oldu hayatımda, çok şükür ki. Ama o anda bir Didem kaldı, o eksiklikle dolup da taşamayan... Yıllar Geçerken... Allah başka eksiklikler yaşatmasın inşallah...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...