29 Mayıs 2015 Cuma

İhtiyacımız Varmış Demek Ki...



Sebepsiz yaşanan bir şey olduğunu düşünmüyorum şu dünyada, acının da mutluluğun da bir sebebi var. Acı veya üzüntü belki bir sınav veya güçlülüğünü sınama şansı vermek bizlere, mutluluklar da sabrımızın ve sabrımızın taştığı yerde kendimizle başa çıkabilmemizin ödülü... Bu sıralar, sünnet sonrası Kağanımın değişken ruh halleriyle uğraşırken düşündüm durdum bunları ister istemez... Bugün Kağanım eniştem'i beklerken çektim, üstteki fotoğrafını. Babayı daha son görüşünün üzerinden 2 gün geçmiş bile olsa, öyle büyük bir heyecanla ve sabırla bekliyordu ki bugün; "çok şükür daha sakin kuzum bugün, maşallah" dedim içimden. (Evet iç sesim bile "maşallah'ı" dilinden düşürmüyor ama yine de nazar değiyor işte) :)

Gel gelelim kalabalıklar arasında, Kağanımın sünnet sonrası oluşan korkularıyla yaşadığımız stresli günlere; Kağanımın birkaç alışkanlığını terketmesine, epey asabi olmasına ve hiçbir şekilde ikna olmayan tavırlarını bize sunmasına sebep oldu. Bu durum ise bizi epey sabırsız kılmakta başarılı oldu yer yer. Ama; Annem, ablam, eniştem ve babam, benden çok daha sabırlı davrandılar bu süreçte bence. Evimizde bir sıkıntı hakimdi, Kağanımın korkularıyla beraber. O sıkıntıyı bugün ve dün atlatmaya başlar olduk biraz biraz çok şükür. Kolay değildi bizler için bu bitmek üzere olan Mayıs, üzüntüler de mutluluklar da birarada geldi. (Gerçi hep öyle oluyor biliyorum. Oluyor ama bu sefer ki daha yoğun ve yorucuydu sanırım benim için)

Sünnet Sürecimiz Hakkında bilgilerin bulunduğu yazımı, burada bulabilirsiniz. :)


Anne ve babasından sevgi görüp de, onları özlemeyen bir çocuk düşünemiyorum ben. Kuzum da anne ve babasına tutkun çok şükür. Elbet babayı ve anneyi görünce, bizi çoğu zaman arka planda bırakıyor çoğunlukla. Ama artık bu da normal geliyor. Yerlerimizi ayrı değil aynı tutuyor aslında ama, özlemi çok başka onun şimdi... Anne-babasına gidince bizi arıyor, bize gelince de anne-babasını. Hepimizi bir arada istiyor hep. Az kaldı anne-babayı da görme dengesini kurmamıza ve özlemini daha da dizginleyebilmemize, Allahın izniyle... Ev taşıma telaşımıza geliyor sıra, ablamların yakınımıza gelmesi kısmetse Çarşamba günü gerçekleşecek Allahın izniyle... 

Bugüne kadar, bir süredir yorgunluğumla epey iç sıkıntısı yaşamış olan ben; "İhtiyacım Varmış Demek Ki Yine" dedim. Yoğun ve stresli günler, kalabalık arasında hem güzel hem de epey zor geçti aslında. Ama stresli ve sıkıntılı zamanlara da ihtiyacımız var ki, mutluluklara ve aydınlıklara kavuşunca kıymetini derinden hissedebilelim, diyebiliyorum şimdi... (Hüzünlü ve stresli anlarda, durum bazen hiç böyle gözükmese de!) 

Kalabalıkları hep sevdim, bu gidişle de hep seveceğim. Atraksiyon dolu kalabalık ise; yorduğu kadar, garip derecede de rahatsız edici şekilde hafif oluyormuş. Bu anlatılması nedense garip birşey şimdi benim için. Bu kadar yakından hissetmeyeli uzun olmuştu cidden, böyle bir süreci... Bu sünnet süreci, bana bir süre yeter bence. Kağanımın çektiği sıkıntı -korkusundan ötürü- beni esas yoran şeyin başlangıcı bu oldu aslında. Gerisi sadece ardından gelen olaylar topluluğuydu.


Özetleyecek Olursak, Biraz Zorlu Geçen Bu 2 Haftayı;

Sabrımı kontrol edemedim bu sırada; uykuya öyle alışmışım ki, uykusuzluğa dayanamadım mesela ilk 2 gün. Evde olmaya öyle çok alışmışım ki yine, dışarıda olmak gün boyu garip hissettirdi beni. Ders çalışmaya öyle alışmıştım ki, finaller bitince büyük ferahlığa düştüğüm kadar boşlukta da buldum kendimi... 

Kağanımın değişken ruh halleri -öğrenmeye devam ettikçe- var olmaya devam ediyorsa da, bir süredir böylesi ağırını yaşamamıştık belki de. Buna bile ihtiyacımız varmış diyorum şimdi, tabii ki atlatabilmeye başladıktan sonra. Ama yine de alışamadığımı farkettim, Kağanım üzgün ve tatsız iken sabrımı hemen kontrol etme durumuma ...

Büyük sıkıntılar sonrasında da er geç mutluluğa ve ferahlığa kavuşuyoruz, biliyorum aslında. Ama içime geçmeyeceğini sanabildiğim bir sıkıntı çökebiliyormuş hala; konu Kağan'ımın sıkıntısı olunca. Bu sıkıntı esnasında bu oldu yine... Bu sıkıntı sabrımı da, polyannalığımı da yer yer sarsmaya çabaladı. Sarsılmadığıma şükrediyorum. Kendimi çok çaresiz hissettiğim esnada bile, "ihtiyacım olan zaman" diyebildiğime de şükrettim bu süre zarfında...


Diyeceğim o ki; yazamadığım 6 günlük çerçevede, kendi içimdeki fırtınalarla başa çıkmaya çabaladım durdum çoğunlukla. Çok şükür daha iyiyim, daha iyiyiz... Yine de iç sıkıntısı diye tabir ettiğim bu durumu da, tüm hayatımın bir ihtiyacı olarak görebilmeye gayret ettiğim zaman toparladım kendimi... Kalabalıklarımız ve yatılı misafirlerimiz de olmasa idi, sakinlikte daha zor olurdu benim için. Hiçbir şey sebepsiz değil bence. Hayat bir sürü seçenekten oluşan, bir kurmaca dünya, benim gözümde... 


Güzelliklere doğru yönelen olaylar, dün ve bugün gerçekleşmeye daha da belirgin devam etti. Alışkanlıklarımıza dönüyor gibiyiz yavaş yavaş, Allahım nazar değdirmesin. Üstteki manzarayı yarını düşünerek çektim, yarın yolculuğumuz var birazcık uzağa. Bu iyi gelecek bize, azıcık bile olsa uzaklaşmak her zaman iyidir. Geri dönmeyi de düşleyerek. İçim yine kıpır kıpır iki gündür, düzelmeye başlayan şeyleri düşündükçe...

Allahım bozmasın, tüm bu mutluluğumuzu. "Allahım sen daralt ama bunaltma" der annem böyle zamanlarda. Daraltsın Allahım ama bunaltmasın inşallah, sıkıldığımız yerde daha da sıkmasın yüreğimizi. Mutluluklarımızın da kavuşmalarımızın da, güzel yolculuklarımızın da hakim olduğu bir haftasonu olsun hepimiz için. 

Mutlu haftasonları dilerim, sevgilerimle... :) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...