19 Şubat 2014 Çarşamba

Arkadaşlık Ve Dostluk Üzerine #3


Benim bir ara başlattığım bu yazı dizisine, uzun zamandır yazamaz oldum. Ne zamandır yazmak istediğim bir konu varken hem de... :)

Önceki yazılarıma gelirsek, İlk yazım burada, ki kendisinde dostlukların bendeki öneminden bahsederek giriş yapmıştım bu seriye...

İkinci yazım ise burada. Ve bu yazımda da bahsettiğim arkadaşlık ve aşk arasında kalmak adınaydı... :) Küçüklüğümden beraber büyüdüğüm arkadaşlarımdan bahsetmiştim. Umarım okumuşsunuzdur veya okur ve beğenirsiniz...


Bu yazımın konusuna gelirsek; Kısaca, uzak şehirlerde veya yakın şehirlerde tesadüf eseri veya bir anda tanışıp sıkı dostluklar edinebilmek konum... Uzaklardan dost edinmek şöyle birşey bence; çok beğendiğiniz bir şehirden hatıra kalsın diye bir anı saklamaktan öteye geçmek gibi. Anı olarak kalmasın, hep hayatıma dahil olsun demek gibi. Önce yüreklerimiz birleşşin uzaklardan anlaşabilelim. Sonra da şehrimizi ve anılarımızı birbirimizle paylaşalım... Teknolojinin eskilerin mektup arkadaşlığının daha da ileri boyuta geçip güzelleşmesi. Bunun gibi birşey görüyorum ben bu olayı...

Ve bir de şöyle bir konu ki; uzaklardan dost edinmek bir yerlerde ruh benzerlerimizin olduğunu ve umudu çağrıştırıyor bana... Uzaklardan edindiğim dostlarım böyleler benim için. Ruhuma hitap ediyorlar, umut oluyorlar hayatıma bir kez daha...

Geçtiğimiz 5 sene içinde, öyle sıkı dostluk kurduğum 5 arkadaşım oldu ki; biri yanımda yoksa diğeri mutlaka yanımdaydı, bazen uzaklardan bazen de yakınımdan elimi tuttular. Bir 10 sene öncesinde söyleseler inanmazdım böylesine. İnternetin ve teknolojinin böyle dozlara gelebileceği fikrim hiç gelişmemişti çünkü.

Bu 5 arkadaşımın içlerinden birini internetten tanıdım. Tanıştığımızda ikimiz de imkan vermiyormuşuz iyi dost olacağımıza. Çünkü tanışmamız öylesi enteresandı ki bizim. O, benim internetten aynı şehirde olduğumuz için tanıştırıldığım birinin arkadaşıydı. Ve tanıştırıldığım kişi vesile oldu bizim tanışmamıza, sonra da çekildi gitti aramızdan. Bir tek böyle anlatabilirdim bu durumu, üzgünüm. :) Şimdi o kişiyle konuşmuyor olsak bile, (ki hiç görüşmedim de aynı zamanda) karşılaşırsak bir teşekkürüm var o kişiye doğrusu. :) Alakasız bir şekilde oldu tanışmamız ama enteresan şekilde iyi bir dost edindiğimi anlamam çok uzun sürmedi... Zaman zaman buluşuyor olsak da, buluşamadığımız her zaman birbirimizle konuşmamız için var gibi... Aynı şehirdeyiz ama pek sık görüşemedik bu zamana kadar. Şimdi hayata tutunmaya çalışıyor o arkadaşım, iş hayatı bakımından. Ama her fırsatta teknoloji sayesinde konuşmayı ihmal etmiyoruz. Ve hala eski sıcaklığımız ve dostluğumuz sürüyor, hissediyorum sürecek de... :)


Birebir yüzyüze tanışıp, dostluğumuzu buraya getireceğimizi tahmin etmediğim iki arkadaşımı da üniversitede tanıdım. :) Özlem ve hasret çekerken sağlamlaşan dostluktu bu ikiliyle aramda sıkılaşan dostluk. Bir başka iki arkadaşımla da öyleydi dostluk seviyemizin şekillenmesi. :) Üniversitemizi okuduğumuz şehirden ayrılmaya yakın zamanda, "Bu şehirde terminalde biten dostluklar çok kurulmuş bu zamana kadar." dediler. Hiç unutmuyorum bu sözü... Bende şöyle demiştim, "Ben bu şehirde terminalde biten veya ilçe sınırlarından çıkınca biten dostluklar kurmadım şükür. Çok sağlam 4 dostum oldu." :) Ve; Sıra arkadaşım Dilek, başta anlattığım güzel ikili Pelin'im ve Buket'im ve son senemde tanıdığım karamsar kraliçem Burcu ile beraber 4 arkadaşım oldu. Okuduğum şehirde tanıyıp şehirler arası da takılıyor olsak şimdilerde, yakın zamanlarda kavuşmalı zamanlarımızın geleceğine inandığım dostlarım var benim. Annemle okuduğum üniversite hayatımda, annem onları kızları olarak gördü, bende kardeşlerim... Ne yazık ki 4'ü de İstanbul'da. :)


Başta sayıyı yanlış verdiğimi anlamış oldum üst paragrafta, 6 arkadaş olacak o... :) Oysa matematiğim bu kadar da kötü değildir. :) (kötüdür ama bu kadar değil yani!) 


Neyse evet gelelim geçtiğimiz 5 senede edindiğim son sağlam dostum dediğim kişiye. :) Kısa zaman önce, bir uçtan akrabalık bağı kapmış olduğum kişi, Mero'm... :) Dayımın, teyzesi ile evlenmesi ile tanıştık biz. Şimdi kuzenimmiş gibi hissettiğim bir dostluk var aramızda, aslında hiçbir kan bağı olmamasına rağmen bu öyle garip geldi ki bir süre... Şimdi 1 gün konuşmayınca eksik hissettiklerimden biri kendisi. Yakınımda olmasa da elimi uzattığımda elinden geldiğince tutan biri Mero'm da. Dilerim ömrüm boyunca devam edecek bu dostlukta... :) İyi ki tanımışım seni Mero'm. :)

Bu bahsettiğim dostlukların birkaçında rastladığım ortak his şu; birbirimize benziyoruz ve birbirimizi anlayabiliyoruz. Ve böyle dostluk kurabilmemizin benim için en büyük noktası şudur; beni anlamayı ve dinlemeyi tercih ediyorlar önce. Yargılamak ve yönlendirmek değil amaçları, benim yanımda olabilmek ve yanlarında olmamı istemek... Bu; birinin yanındayken kendini rahat hissetmek ve bir yabancıyla değil sanki uzun zamandır tanıdığın biriyle birarada olmak gibi. İyiki varlar dostlarım... Yanlarında olduğumda huzurlu, konuştuğumda tam hissettiğim kişiler, dostlarım, iyiki varsınız. Bana kendim olma ve kendimi tamamlama şansını verdiğiniz için teşekkür ederim... :)


*Mektup arkadaşları olan Mary ve Max'i anlatan Mary ve Max filminden bir kesit bu resimde...

Şimdi size bu 6 dostluktan edindiğim bilgileri söyleyeyim;

- Uzak şehirlerde dostluk kurmanın tek bir dezavantajı var ki; o da uzak şehirlerde olmanız ve az sıklıkla bir araya gelebilmeniz. Ki üstte saydığım bir arkadaşımla aynı şehirde de olsak, görüşemedik bu geçen senelerde pek sık. Biz tanıştığımız sırada, üniversite telaşlarımız başlamak üzereydi çünkü. Bundan sonrasında görüşeceğimizde hemfikiriz ama... :)

- Uzak şehirlerde dostluk kurmuş olmanın veya belli bir yaştan sonra tanışıp sağlam olduğunu hissedebileceğiniz bir dostluk kurmanın avantajları var ki; bunlar hayatınızın olgunlaşma evresini yaşarken hayatınıza öyle büyük değerler katan şeyler ki. Tıpkı, beraber büyüdüğünüz arkadaşlarınızla edindikleriniz gibi ama bu seferki biraz daha farklı... :)

Ne mi bu avantajlar?

- Teknolojinin esiri olmazsınız ama, teknolojinin müteşekkiri olursunuz mesela. Geçmişte bu mektuptu, şimdi mesajlaşmak veya telefonda görüşmek. Belli yaştan sonra, ailenizle beraber yanınızda sıkı dostlar edinebildiğinizi görmek insanı öyle mutlu ediyor ki çünkü. Boş yaşamadığınızı anlamış oluyorsunuz. Hiç konuşacağınız kişi olmasa bile, bir mail arkadaşı bulmayı mutlaka ihmal etmeyin diyorum. Çünkü inandım ki ben; bir yerlerde sizi anlamaya uğraşmak için bu dünyaya gelen kişi mutlaka var. Hiç yanımda kimse yok demeye fırsat bırakmamak gerek diyorum bu yüzden. Bir tık uzağınızda biri olsun, bazen yanınızdakilere anlatamazsınız, ama edindikten sonra sizi dinleyecek kişileri bulduğunuza kanaat getirince demek istediklerimi anlayacaksınız... :)

- Tam olarak ne olduğunu bilmediğiniz de bile, onunla konuşmak öylesine iyi gelir ki. Hele ki kimin hangi konuda iyi geleceğini bilirseniz. :) Ben bazen düşüncelerime hangisinin ne diyebileceğini bilir hale gelmiş durumdayım. 2 arkadaşımla eskisi gibi konuşamamış olsam da bu aralar, diğer 4'ünün hangi şartlarda nasıl tepki verebileceğini biliyorum. Bu çok büyük bir avantaj olmanın yanında dezavantajtı bir ara tabii, çünkü kendi aleyhime olduğunu düşündüğüm bir karar verecekken doğruları değil duymak istediklerimi söyleyebilenle çok konuşurdum eskiden. Şimdi öyle değil tabii...

- Başlarda çok konuşacak birşeyimiz yok derken, en çok o arkadaşınızla konuşmanız kaçınılmazdır. Çünkü teknoloji sayesinde gece gündüz konuşmanıza imkan var. Anlatacak o kadar çok şeyim olduğunu bilmenin güzel olduğunu hissettiriyorlar. Göremediklerimi söyleyebiliyorlar çekinmeden. Yanınızda olan biri belki bunu yüzünüze karşı söyleyemezken onlar yüzyüze de gelsek söyleyebilecek kişiler halini alıyorlar zamanla. Ki bu çok müthiş bir avantaj. Gerçi bir doğruyu saklayan kişi, gerçek dost değildir bence. Ben kim olursa olsun ne olursa olsun, doğruyu söylemenin gerekli olduğunu savunan ve uygulayan biriyimdir kendimce...

- Ve gözlerine bakınca bir derdi olduğunu anlamak bir yana, uzaktan da sesini duyarak derdinin olduğunu anladığım dostlarım oldu bu bahsettiklerim. Ve yazmada kullandığı kelimeler ve sözcüklerin değişmesiyle de... Gönüller bir olunca, sohbet ortamı güllük gülistanlık oluyor yanii.. :))

- Kısaca hayatımızda bizi yargılamadan dinleyebilecek dostlar edinmek gerek. Birilerinin sizi yönlendirmeden dinlemeleri ve fikir vermeleri gerek bu hayatta. Bir birey olma hakkı tanımayan dostlar yıpratıyor insanı, ne yazık ki yaşadım. Fikir vermek ile fikir dayatmak farklı, bunu iyi ayırt etmeli...

-Dostlarımızla nice güzel zamanlar diliyorum. Ve dostlarım iyiki varsınız diyorum, ailemizle bize en iyi gelen dostlarımızı allahım uzak etmesin. Ve bu yazıya güzel bir son vermeli artık. Mesela şöyle diyerek;

"Kırma dostun kalbini onaracak ustası yok.
Soldurma gönül çiçeğini sulamaya ibrik yok." Yunus Emre...


*Anlatabilmiş olmayı diliyorum, duygularımı ve hissettiklerimi... Konu aile ve dostlar olunca, cümleleri seçmek de zor olabiliyor bazen. Doğru anlatmak açısından yani.. :) Sevgilerimle

*Bu yazıdaki resimler, internetten alıntıdır... 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...