31 Aralık 2014 Çarşamba

2015'e Bırakıyorum, 2014'ten Kalanları...

2014'ten 2015'e Geçerken, 2015'e yarım kalmış birkaç şey bıraktım. Yetişmedi, ne yapalım... :)

Bir de tüm üzüntüleri ve kötü düşünceleri 2014'e bıraktım... :)


Resimde yazan 14 filmi ve bu yazımdaki izlemek istediğim filmleri izlemeyi, 2015'e Bıraktım... :)



2015'e Bıraktım; kütüphanemdeki okuyamadığım kitaplarımı...

Kitaplar okudum 2014'de, ama sonbaharı verimli geçiremedim maalesef. Okuyacağım kitaplar bıraktım 2015'e kitaplığımda... Üst resimdeki kitaplardan sadece 2 tanesini okuyabildim bu sonbaharda, Sherlock Holmes-Ölümün Sesi ve Rita Hunter-Ruhun Ateşi... Bu iki kitap, 2014'te okuduğum son 2 kitap oldu. :)

Oysa Sonbaharda okuyup, kütüphanemde okumadığım kalmayacak diye düşündüğüm bir çok kitabım vardı. 2014 için, 25 kitap okuyacağım yine demiştim, ama sadece 12 kitap okuyabildim. 

2014'e okumuş olarak bıraktım şu kitaplarımı;

1.) Julia Quinn-Yüreğe Söz Geçmiyor
2.) F. Scott Fitzgerald - Muhteşem Gatsby
3.) William Sheakespeare- Toplu Öyküler (1)
4.) Khaled Hosseini - Uçurtma Avcısı
5.)Sarah Jio - Mart Menekşeleri
6.) Melissa Senate - Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu
7.)Jack Canfield - Tavuk Suyuna Çorba - Gençlerin Yüreğini Isıtacak Öyküler
8.) W. Bruce Cameron - Can Dostum
9.) W. Bruce Cameron - Can Dostumun Yolculuğu
10.) John Steinbeck - Fareler Ve İnsanlar
11.) Rita Hunter - Ruhun Ateşi
12.) Sir Arthur Conan Doyle- Sherlock Holmes- Ölümün Sesi

Ve 2015 için kitap okuma hedefimi; 50 olarak bırakıyorum. :)


Ve son olarak sağlığım konusunda 2014; kararlı ve verimli geçen bir yıl oldu benim için. 

Evde egzersizlerimi yapmaya başladım kendim de ve bırakmama kararı alarak sürdürdüm de sürdüm. 2014, sağlığımı koruma alışkanlığını edindiğim bir sene oldu... 

Ve son aylarında, ek tedavi şansını elde ettiğimiz bir sene oldu, 2014. Uzay Terapiye başladım, devletin bize verdiği imkan ile. İyi geleceğine inandığım ilk tedavi deneyimlerimi Aralık'ta gerçekleştirdik. 

2015'e Bıraktım; sağlığına dikkat eden bir Didem ve sağlığı konusunda ilerleme kararlılığında bir Didem KÖSE... :) Daha zayıf bir Didem bıraktım, daha öncesine nispeten... :) 

Ve 2014'e Bıraktım; olmayacağını anladığım şeylere üzülmeyi ve mutsuzluğu hayatımda yer edindirmeye çalışanları. Sadece ailem ve dostlarımla biriktirdiğim anılarım var aklımda ve kalbimde... 


İnanıyorum ve diliyorum ki; 2014 gibi 2015'te, dolu dolu, verimli, sağlık ve huzur dolu bir yıl olsun...

Mutlu Yıllar... :)

2014'ten 2015'e...

2014'ten 2015'e geçmeden, 2014'e dair sözlerim hakim hala... Bir yılı daha geride bırakıyor olmak, hem mutluluk dolu hem de hüzünlü hissettiriyor insanı... :) 


2014; Kağanım ve ailemin diğer fertleriyle elele ve dolu dolu geçti şükür. Anılar biriktirdik gönlümüzce. Bir arada huzur dolu günler de geçirdik, yeri geldi tartışmalar da yaşadık. Ama o ellerimiz ayrılmadı ya, umarım ayrılmaz önümüzdeki senede de ve bir ömür boyunca... :)


Şükür dediğim anlar yaşadım, 2014'te; ailemle ve nice sevdiklerimle. Yeri geldi üzüldüm ve üzüldük. Ama üzmediğimi düşünüyorum, umarım üzmemişimdir kimseyi. İstemeden üzdüğüm veya kırdığım olduysa da, hepsinden teker teker özür dilerim... :) 

Öyle güzel anılar biriktirdik ki 2014'te, sayamayacağım kadar... Resimlerle birleştireyim dedim ama photoshop programım yetersiz kaldı şimdilik. Ablamlar gelmeden 2014 ile vedalaşmam gerektiğini düşünüp, buraya yazmam gerektiğine karar verdim bende bir an önce... :)

2014 Giderken 2015 İçin Diliyorum Ki;

Ellerimizin ayrılmadığı, 
yüzlerimizin gülmekten yorulduğu, 

Sevgi ve saygı dolu ilişkiler edindiğimiz, 
mutluluk içeren anılar biriktirdiğimiz,

Hayallerimizin gerçekleştiği, 
korkularımızın yerini günlük güneşlik günlerin aldığı,

Sevdiklerimizle sağlık ve mutlulukla geçirdiğimiz günler,
Bizi sıkanların hayatımızdan sessizce uzaklaştığı,

Derdin tasanın az olduğu, 
mutluluğun ve gülümsemenin bol olduğu,

Sağlığımızın ve rızkımızın bol olduğu günler,
Ve gönlü kocaman insanlarla dolu dolu, müthiş bir yeniyıl bizlerin olsun... :)


2015, 2014'ü aratmasın. 2014'ün sevdiğim de sevmediğim de yanları oldu elbet. Allahım güzelliklerle buluşturmaya devam etsin gönüllerimizi. 

Yeniyılda da sevdiklerimizle beraber; mutluluk, sağlık ve huzur dolu günler bizlerin olsun. 

Mutlu Yıllar ve bol gülüşler bizlerle olsun... 

Sevgilerimle... :))

30 Aralık 2014 Salı

Tilt De Neymiş?


Gün geçmiyor ki, yeni bir terim daha öğrenmeyeyim. Buyrun size Tilt Yatağı... :) 

Dün bildiğiniz gibi Uzay Terapi günümüzdü. İlk Uzay Terapi günümüzü geçen hafta Çarşamba günü atlattıktan sonra, Çarşamba'dan Pazartesi'ye alınmıştı Uzay Terapi günümüz. Üstelik dün örümcek denilen sistemle ayağa kaldırmayı bile deneyeceklerdi ama; ne onlar ne de ben buna cesaret edemedik. Çünkü henüz erkendi kaslarım için ve benim için. 

Beraber Uzay Terapi'de çalıştığımız Ali Bey, sıramı beklerken dizlerim açısından Örümcek ile ilgili endişelerimi anneme yinelerken duydu. Derse geçmeden önce Örümcek açısından endişelendiğimi bildiğini söyledi; 

"Bugün Tilt'e alalım seni, korktuğunu ve endişeli olduğunu biliyorum ayağa kalkmak için. Zaten çok erken şimdi de." dedi. 

O an düşündüğüm, "Örümcekten kurtulmuşken, Tilt de nerden çıktı oldu" Ve ağzımdan çıkan ise; "Tilt mi? O da nedir?" oldu gülerek ve endişe ile... :) 

Ali bey gülerek "Bir yatak, seni ayağa kaldıracağız yatakla. Ben getireyim Tilt'i." dedi ve gitti. Geçen hafta birinin bu yatakta ayakta durduğunu görmüştüm. Benim için o kadar dikleşmek bile erkendi tabii... 


Tilt geldiğinde, ayaklarımı gerdirmek için hazırdım ama hala biraz endişeliydim. Bu durum şöyle bir şey, "Korkma deyince geçmiyor, insanın deneyip görmesi gerekiyor."

Resimde de görüldüğü gibi; arka tarafta görünen ayağım değil ön tarafta görülen ayağım açısından epey zorlandım. Resimdeki halden, biraz daha yükselttiler yatağı daha sonra, tamamen ayağa kalkmak hemen kolay olmayacak tabii... 

İlk yatağa yattığımda epey gergindi sağ ayağım, kaldırmak için biraz beklememiz gerekti. Resim de o ilk anın geçmesinden sonrası zaten. Ayağım hala biraz kasılmış durumda görüldüğü gibi. Benim ayaklarım zaten tam gerdirilemiyor uzun zamandır. Zamanla bu da açılacakmış tabii... 

Ali bey; biraz da benim kendimi sıktığımı, söyledi"Evet doğru, ister istemez gerildim uzun zaman sonra yeni bir deneyim bunlar benim için ve tekrar kasılıp atak geçirme ihtimalim korkutuyor beni." Dedim. 

Sağolsunlar anlayışlılar, yadırgama falan durumu olmadı onlar tarafından. Ali bey, tahmin ettiğini ve bildiğini söyledi. Anlayış bile o kadar rahatlatıyor ki insanı... :)

İşte Böyle; 

Dün ayağa kalkma provalarıma başlamış bulunduk böylece... Ali Bey'in kontrolünde gerildim de gerildim durdum orada. Sağ bacağımın dizi ve dizaltı epey gerildi esasında, ama takılmamaya gayret ettim. Önümdeki tahtaya ellerimi koyup, parmaklarımı çalıştırmakla meşgul oldum. O günkü el hareketlerimi de yapmış bulundum ayaküstü... Takılsaydım, beyin gücümle daha çok ağrıtacağımı tahmin edebildim. Çok acıtan değil, böyle bir acıydı o anki çünkü...

Ara sıra Ali Bey ile konuştuk, ona da söyledim; "Korkma demekle olmuyor, ister istemez korkuluyor. İnsanın deneyip görmesi gerekiyormuş. Endişelerim bir kez daha silindi bugün." diye. "Tabii öyle, yavaş yavaş iyi gelecek bu yatakta ben öyle hissediyorum ve düşünüyorum." dedi Ali Bey de. Açıkçası bende öyle hissediyorum... :))

Bir nokta daha var; belimin zayıflığı... Ayağımdan çok, belim nefesimi kesti ve beni zorladı. Bunu söyledim Ali bey'e. Bel çukurumu görünce, "beli de çalıştırmamız gerekecek" diye karar alındı... Sonuç; işimiz çok ama kararlarımız kesin. Hayırlısıyla, olacak inşallah. Kaldıracağız beni ayağa. Sevdiklerimin de benim de, dualarımız bu yönde. 


Hayallerimiz gerçek olur inşallah 2015'te, tüm kalbimle diliyorum bunu. Sevgilerimle... :)

28 Aralık 2014 Pazar

Notte Di Luce

Birçoğumuz bu şarkıyı, II Divo'dan biliyoruz. Ama daha öncesinde de sonrasında da birçok kişi seslendirmiş. Elbet benim de en sevdiğim II Divo'nun seslendirmeleri. Ama Mario Frangoulis ve Justin Hayward'ın düeti de es geçilemez güzellikte. 

Bugünün şarkısı ilan ediyorum, Notte Di Luce'yı - II Divo eşliğinde... :)




Gelelim benim bugün böyle bir yazıyı neden yazdığıma; 

Öncelikle bunu II Divo'nun düeti eşliğinde ve etkisiyle yazdığımı söylemeliyim. Sevdiğim ve dinlemekten hoşlandığım bir müzik. İtalyanca'ya olan hayranlığımı biliyor musunuz bilmiyorum ama, bana ara sıra bir ilham gelir otururum İtalyanca öğrenme çabalarımla İtalyanca kelimeleri araştırır ve İtalyanca şarkılarını dinler dururum. Bu ne çok sık ne de çok ara ara oluyor bir süredir. Ama bir gün istediğim plana oturtup, istediğim gibi öğrenmeye devam edeceğim inşallah bu güzel dili. İtalyanca'yı seviyorum, henüz Türkçe kadar değil tabii... :)


E tabii ki İtalyanca sever biri olarak, bu şarkıyı paylaşmayı ne zamandır istiyordum düşüncelerimle beraber. Hem bu açıdan, hem de başka açıdan daha paylaştım bugün bu şarkıyı ve sözlerini. Önce sözlerine geçelim ama değil mi? :)


Şarkı hakkında bilgi verecek olursam; 

Bu şarkı Nights İn White Satin'in İtalyanca Coverı. Genelde müzik olarak duyarız cover'ları çoğunlukla ama, sözlerin çevrilmesi ile gerçekleşen coverlar da varmış... Yunan Tenor Mario Frangoulis ve şarkının bestecisi Justin Hayward 2002'de bir düet gerçekleştirmişler ve ortaya bu şarkı çıkmış. İyi ki de bestelemişler ve düet olarak seslendirmişler, emeklerine sağlık... 

Tabii benim bildiğim kadarıyla, günümüzde bir çoğumuz bu şarkıyı II Divo grubunun seslendirmeleri ile biliyoruz. II Divo kim derseniz, 4 ayrı milletten erkek sanatçının bir araya getirilerek operatik pop denilen dalda şarkılara imza attığı bir grup. Vikipedia'da II Divo için böyle yazıyor en azından... :) 


Notte Di Luce / Nights İn White Satin Cover (İtalyanca-Türkçe Çevirisi)

notte di luce // ışığın gecesi
una notte infinita // sonsuz bir gece
una lettera che// bir mektup ki
non sará mai spedita// asla gönderilmeyecek

cos'è la realtà // gerçek nedir?
lo non lo so più // artık bilmiyorum
ad occhi aperti// açık gözlerle
il mio sogno sei tu// sen benim rüyamsın

io ti amo // seni seviyorum
si, ti amo// evet, seni seviyorum
quanto ti amo! // seni ne kadar çok seviyorum!

guardo la gente// insanlara bakıyorum
mano per mano// el ele
nessuno capisce// kimse anlamaz
quello che provo// ne hissettiğimi

respiro il silenzio // soluyorum sessizliğini
dei tuoi pensieri// senin düşüncelerinin
un giorno sarai// bir gün olacaksın
tutto quello che speri// istediğin her şeyi


Ve bir diğer paylaşma gereği duyma gerekçem; şarkının bende hissettirdikleri... Bir rüyadan ve beklenenden bahsediyor sözler... Tabii çevirisine bakmadan anlayacak kadar iyi değilim şu anda İtalyanca konusunda. Ama sözlere baktığımda, her birimizin beklediğini düşündüğüm ve özellikle benim aşka inancımdan ötürü "evet bir gün gelecek" dediğim aşkı anlatıyor sözler.


Özellikle şu sözler;
Guardo la gente // İnsanlara bakıyorum
Mano per mana // el ele
Nessuno capisce // kimse anlamaz
Quelle che provo // ne hissettiğimi...


Evet, açık açık diyorum ki, içimdeki düşünceleri İtalyanca anlatması beni daha da bu şarkıya bağlar oldu. İngilizce mi, İtalyanca mı aşkın dili deseniz; bende bu sorunun cevabı İtalyanca'dan yana daha ağır basıyor. Bende böyle, sizde durum nedir bilmem. Ama aşkın bir dili de İtalyanca olabilir bence... Aşkın dili de yurdu da olmaz, orası apayrı tabii ki... :) Mutlu Pazarlar... 

Uzay Terapi Dedikleri...

Bu konuda burada ve burada da bahsetmiştim bu hafta... :)


Uzay Terapi dedim durdum bu hafta hep, biliyorsunuz Çarşamba günü tedaviye başlama günümüzdü. Önümüzdeki haftadan itibaren Pazartesi günlerim Uzay Terapi günlerim olacak. 

Gelelim bu Çarşamba (24.12.2014) ne yaptığımıza... :)


Uzay Terapi'ye Başladık Sonunda... :)

Hafife aldığım kadar değilmiş, Aktif Fizik Rehabilitasyon'da Uzay Terapi. Öncelikle bunu söylemeliyim... Nedenine gelince, benim gördüğüm uzay terapi hep küçük boyutlarda idi gittiğim rehabilitasyonlarda. Ama Çarşamba günü gördüğüm tedavi yeri, öyle değildi.


- Halat kalınlığında sağlam lastik ipler, kancalar, kafesler ve güvenlikli çalışma ortamı vardı bir kere. 

- Fizyoterapistlere gelince; işlerinde iyi olduklarını söyleyebilirim. İnşallah hep böyle gider. Tedavimin başlangıcında kaslarımın kontrolüyle başladılar işe, olması gerektiği gibi. 

- Nasıl bir tedavi ile yol alacağımızdan başladık konuşmaya önce. Kaslarımın güçsüz olmadığını söylediler, ancak tabii ki kaslarımın sertliği göz önüne alınınca, ayağa kaldırmadan önce ağırlık çalışmanın bir süre gerekeceği de dile getirildi. 

Bende hemen ayağa kalkabilecek cesarette ve güçte olmadığımı biliyorum tabii. Onlara bunu söylediğimde bize dedikleri, "Hallederiz bu kasları, seni ayağa kaldırırız. Tabi daha çok iş sende olacak tabi. Biliyorsun..." oldu. Böyle cümleler, büyük cesaretle bir tedaviye başlamamıza sebep oluyor tabii ki... :)


Nasıl Çalıştık?

Ağırlık çalışmaya geçtik kontrol edildikten sonra. Kafesin içindeki yatağa yatırdılar beni. Yatarak çalışmalarımız sürecekmiş bir süre. Yukarıdaki gibi kancalarla sağlam şekilde destekleyerek bacaklarımı hareketlere başladık önce. Hareket değiştirdikçe, halatlar ve destekleyiciler değişiyor. Düz şekilde ayağı yukarı kaldırma, karna çekme, yanlara açma ve diz altından ayağı yukarı doğru uzatma gibi hareketler için halatlarla destekledi fizyoterapistim bacaklarımı. Tabii ki, ağırlıklar da hareketleri yapabildiğim dereceye göre artıyor veya azalıyor... 

En üstteki resimde mesela; dizimi dik pozisyona ayağım yatağa basar vaziyete gelip, diz altından bantlarla tutturarak kafesin üst tabanına taktığı halatla destekledi. Hareketimiz ise, dizin alt tarafından  bacağımı dümdüz uzatmaktı.


Mesela bunlar çalıştığımız araç gereçler. Bunlarla sağlam şekilde tutturuyorlar bacaklarımı. Bir kısmı tabi bunlar. Bir uçtan bunlarla destekliyorlar kenarlara veya üste, harekete göre. Vücudumun baş tarafında da makara sistemine dair ağırlıkları asıyorlar aşağıya doğru. Hareketle beraber, ağırlık sistemini çalıştırıyorum bacaklarımla, makara sisteminin yardımıyla. Bu öyle güzel bir şeydi ki o gün benim için, hafife aldığımdan dolayı oluşan tüm endişelerim uçmaya başladı o günden sonra...


Şimdi bu da benim pilatesim diyorum kendimce, bana ciddi bir şekilde böyle hissettirdi. Ve işin güzel yanına geleyim; çalıştığımız süre boyunca kaslarımı çalıştırabildiğimi gördükçe, bildiğimden de daha iyi olduğumu hissettim... :)


Endişeler Gitsin, Umutlar Güçlensin...

Endişelerimiz azaldı, umudumuz da çoğaldı; ayağa kalkacağımıza dair. Hepsi bu kafesin içinde oldu o gün... Kafesin içine girdim çıktım ve sonrasında ruh halimdeki umut artış gösterdi. Biliyorum umutsuzluğa hiç kapılmadım ve kapılmadık şükür, atak geçirdiğim zamanlar bile ucundan döndüm umutsuzluğun. Ama bu durum da umudumu arttırdı yine. Şükürler olsun... 

Ders sonrası kendimi feci yorgun hissederim diye düşünüyordum açıkçası, ama yorgunluğum mutluluk olarak yansıdı bünyeme. İlk gün olmasından ve gerçekten uzun zaman sonra benim çabam odaklı çalıştığımızdan ötürü, ağrılarımın ve yorgunluğumun olması muhtemel bir durumdu. Ama ona rağmen çok ağrım olmadı, sadece bol bir yorgunluk vardı. Maşallah isteyeceğim sizden bugün... :)


Bana odaklı nasıl çalıştığımıza gelince; dediğim gibi, yardım yoktu sadece yönetme vardı fizyoterapistim tarafından... 

Fizyoterapistim sayıyordu ve ne yapacağımı söylüyordu ayağımı tutarak, ara sıra düzelterek ve müdahale ederek. Ama çoğunlukla benim gücümle makara hareket ediyordu. İlk gün için oldukça iyiydim bence...

Makara sayesinde, ayağımı destekleyerek tutan halatların yardımı elbet vardı. Biraz da olsa ayağımın kımıldamamasını sağlayıp, benim sadece yapacağım hareket için kaslarımın hareketlerine odaklanmamı amaçlayan bir sistemmiş Uzay Terapi...


İşte böyle başladık Uzay Terapi'ye...

Önümüzdeki haftadan itibaren Pazartesi'leri Uzay Terapi randevum, Çarşamba'ları ise Fizik Tedavi'm var Yalova'da. Perşembe-Cuma'ları da kendi rehabilitasyonumdan aldığım fizik tedavime devam. Ne diyeyim şükürler olsun ve hayırlısı olsun inşallah. Mutluyuz ve umutluyuz... :)

Önümüzdeki Pazartesi üst resimde gördüğünüz gibi, Örümcek dedikleri sistemle beni ayağa kaldırmayı deneyeceklermiş. Ama buna dair hala şüphelerim var doğrusu. Sanki henüz erken gibi, deneme olacak bile olsa. Bir süre daha ağırlık çalışmalara devam edeceğiz. 


İşte böyle başladık Uzay Terapi'ye. Bu yazı tedaviye başladığımıza dair kısa bir anlatım gibi diyebilirim. Anlatacak daha uzun cümlelerim var bu konuya dair; ilerleyen zamanlarda daha çok resimle inşallah... İyi gelecek bu tedavi Allahın izniyle, hissedebiliyorum şimdiden. 

Sevgilerimle... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...