4 Ağustos 2017 Cuma

2017 Temmuz Nasıl Geçti?


En sevdiğim ay olan Temmuz'u da geride bıraktık bu sene yine ve Ağustos'a kavuştuk... Bitmesini istemediğim aylar da hızlı hızlı akıp giderken, vaktimi dolu dolu yazarak değilse de; kitap okuyarak ve film izleyerek geçirebildim. Çok değil, geçen ay'a göre bir kitap fazla okudum, birçok film az izledim.

Temmuz 2017'de, 3 Kitap Okudum;


Öncelikle Öksüzler Treni'ni bitirdim, Haziran sonunda başladığım üzere. Dolu dolu dram ve öğreti içerikli bir kitaptı. Evlat edinmenin önemine ve sahiplenilen çocukların hayatına nasıl müdahale edilebilindiğini anlatan, dram içerikli Arkadya Yayınları'nın kitabıydı. Bu sene Mart ayında Bursa Kitap Fuarı'ndan aldığım kitaplardan biri idi. Sonuncusunu da bitireceğim diye bekliyordum ama henüz bitiremedim... :)

“Yani her şeyin bir sebebi olduğuna inanmak, en kötü deneyimlerden bile ufacık bir anlam çıkarmak, insanın doğasında olan bir şey mi?”
“Kesinlikle işe yarıyor.”
 
Öksüzler Treni -Christine Baker Kline Sayfa 344... (Arkadya Yayınları)



Antalya'ya 14 Temmuz'da geldik ve burada ilk başladığım kitap Mitra Yayınları'ndan Panait İstrati'nin Arkadaş adlı kitabı oldu. Sokak Kızı adlı kitabından sonra, okuduğum ikinci kitabı ve de yine anlatımını güzel bulduğum bir Panait İstrati kitabı idi. Yabancı hikayeler üzerine Panait İstrati'nin anlatımını seviyor olduğuma karar verdim bir kez daha, henüz iki kitabını okumuş da olsam... Onun kitaplarında, toplumun kendince oluşturduğu garip kalıpyargıları anlatışı var ki; sanırım bu da en sevdiğim... Bu kitap ise arkadaşlığı çok güzel anlatan kitaplardan biri idi, kesinlikle başka boyutlardan ama unutulmaması gereken noktalardan bir anlatımdı. :)

İyi bir aile çocuğunun – Elinde zavallı bir diplomadan başka övünülecek bir şeyi olmasa bile – yirmi beş yaşına dek toplumun sırtından geçinmesini mahalleli çok doğal karşılar. “Ah, bizim istasyon şefinin oğlu, avukat olacak, göreceksiniz!” diyerek bundan sevinç duyar; efendilerinin sağlıklarına kadeh kaldırıp şampanya içtiğini gördüklerinde, neşeyle coşan ve “yaşa, varol!” diye bağıran seçmenler gibi, yoksulluk üstüne kurulmuş mutluluktan sarhoş olur. Ama bir kulübede doğmak bahtsızlığına uğramış bir çocuğun öğrenme isteğiyle yanıp tutuşmasını ve bu çocuğun yazgısına başkaldırmasını mahalleli hiç de hoş karşılamaz: 
“Hey ne oluyor!... Bu, neden böbürlenip duruyor böyle? Ne bildiğini sanıyor ki! Bunun da ötekilerden hiç farkı yok!” der. 

Arkadaş- Panait İstrati kitabı Sayfa 11 (Mitra Yayınları)



Antalya'da okuduğum ikinci kitap, Temmuz ayında okuduğum 3. kitap ise; yine Mitra Yayınları'ndan bir kitap, Gun Finley'in Özgür Olma Cesareti adlı kitabı idi. Kişisel Gelişim kitabı tarzında öğreti dolu bir kitap olmasına rağmen, okuduğum en garip kişisel gelişim kitabı idi. Okudum ama anlayabildiğim çok az noktası oldu. Temmuz ayında okuduğum ilk iki kitap gibi güzel değil ama okuyana göre öğreti içeren bir kitaptı bence. Diğer iki kitabı tekrar okurum da, bu kitabı bir daha okur muyum bilemiyorum...


Aşk hiçbir zaman ölmez, o yalnızca biçim ve ifade değiştirir.
Bizim bizi incitmiş olan birine karşı olan kızgınlık ve hiddetimiz bizim sevmiş olduğumuzu ve onların sevmemiş olduğunu kanıtlamaz. Bizim kinimiz ve düşmanlığımız bizim gerçekte sevginin doğasını anlamamış olduğumuzu ortaya koymaktadır. Biz onun ne anlama geldiğini, neler içerdiğini,nelere gücünün yeteceğini anlamamışızdır. Böyle bir kayıptan dolayı ruhumuzda açılmış olan bir delik boş olarak kalmak zorundadır. Eğer onu olumsuz duygular ile doldurmaya çalışırsak, hiçbir zaman için sevginin tam bir yeni düzeninin doğumunun ne olduğunu bilemeyiz.  Çünkü onun gelişimini sağlayacak hiçbir boşluk yoktur. 
Özgür Olma Cesareti - Gun Finley, Sayfa 76 (Mitra Yayınları)



Temmuz 2017'de, 4 Film İzledim;



Temmuz ayında izlediğim filmler şöyleydi;

Vezir Parmağı 
Saksı Olmanın Faydaları 
Sihirbazlar Çetesi 1
Babalar Ve Kızları (Fathers And Daugthers) 



Bu 4 filmden sevdiğim iki film oldu; henüz ikincisini izleyemediğim Sihirbazlar Çetesi 1, ne zamandır Meromun izletmek istediği ve nihayet beraber izleyebildiğimiz Babalar Ve Kızları. İkisi de birbirinden güzeldi ama Babalar Ve Kızları sağlam kafa ile tekrar izlediğimde daha da duygusallaşacağıma emin olduğum bir filmdi kesinlikle... :)


Temmuz 2017'de, Antalya'ya geldik;



14 Temmuz'da geldik değişik kadromuz ile Antalya'ya ve 5'inde döneceğiz evimize... Ablamın izni olmadığından, babam da yeni işe girdiğinden sebep izin alamayacağından; Eniştem birikmiş izinlerini aldı ve eniştem, Kağanım, annem ve ben geldik Antalya'ya. Gerek dedemin, gerek Meromun dedesi Hüseyin dedenin rahatsızlığı sebebiyle ve gerekse de deniz tedavimi alabilmem gerekliliğinden; yine Antalya'ya geldik. Nasıl olur, yapabilir miyiz eniştemle derken başlangıçta, eve dönüşümüze son bir gün kala şükür ki bu işin üstesinden gelebildik diyebiliyorum şimdi... 

Bu yaz Antalya'da gezebildiğimiz çok az yer oldu ama en önemlisi denize girebilmemizdi zaten diye aldırmadık yine fazla. Yine dedemin evinden sabahın erken saatlerinde kalkıp denize gidişlerimiz ve de ara sıra gezmek için akşam üstü dışarı çıkışlarımız oldu. Bu yaz gittiğimiz deniz seferlerimizden resimlerle bahsedebildiğim yazım burada...

Bu sene de Merom ile kavuştuk-kavuşturulduk şükür. Hiç vakit geçiremeyebiliriz derken, az da olsa günlerimiz dolu dolu vakitlerimizi değerlendirebildik. 25. yaşımı kutlayabildiğimiz bir akşam geçirdik bir de yine Antalya'da, Merom bize eşlik etti o akşam da. O akşamın yazısı ise burada...

Mall Of Antalya'ya gidebildik bunlar haricinde bir tek. Gezebildiğimiz ilk yer orası oldu bu yaz. Epey büyük ama sakin bir yer gibi geldi. Havalimanı yakınında olmasından ötürü olsa gerek... Üst kolaj resimde şapkalı resmimi çekindiğimiz yer, Mall Of Antalya idi işte. Yine de bir Avm'nin o kadar büyük değil de, eğlenceli bir yer olmasını tercih ediyorum galiba. Aslında eğlenceli idi yine ama kitaplarım olduğu gerekçesi ile kitap mağazalarına girememek beni eksik hissettiriyor olmalı. Evimize dönünce birkaç kitap daha bitirip, birkaç tane de olsa yeni kitap almam gerek. Şarttır, şarttır yani... :)


Ve Temmuz 2017, Hediyelerle Dolu Bir Ay Oldu Benim İçin Yine;




Temmuz'u doğum günüm bu ayda olduğu için de fazlasıyla seviyor olabilirim ve benim için yine bereketli bir aydı Temmuz ayı. :) Her defasında daha fazla güzel hediye alamam diye düşünürken, kendimi güzel anılar bırakacak hediyelerle sarmalanmış buluyorum. Doğum günü yazımda bunlardan bahsetmek istemedim, ama buraya da not etmeden geçemedim...

Temmuz 2017 dolu dolu geçti; önce annemin telefonunun ekranının kırılması, sonra da benim telefonumun şarj bölümünün yeniden bozulması ile telefon almak ikimiz için de şart olmuştu. Hiç aklımızda Casper yok iken, birden ikimiz de Casper Via serisinin telefonlarına sahip olduk. Via E1 annemin, Via E2 de benim telefonum oldu. Hiç telefon alacak durum yokken, babamın Temmuz ayında işe girmesinin ardından da bu ihtiyacı karşılayabildik şükür ki... Annemle ben istemsiz olarak, Sevimli Hayalet diye bahsediyoruz telefonlarımızdan. Küçükken annem de benim kadar sevdiğinden bahsetti Casper çizgi filmini, şimdi aynı isimde telefonlarımız var işte... :)

Telefonum erken gelen doğum günü hediyemdi, annem ve babamdan... Doğum günü akşamında gelen hediyelerim ise; çantam eniştemden, termosum Meromdan, ayakkabım dedemin verdiği harçlığımdan olmak üzere gelişti. Mutlu etmek için uğraşanlar sağolsun ve varolsunlar. Seviyorum hayatımdaki güzel kalplerimi. :)


Eksik İdi Aslında Temmuz 2017; 


Meromun dedesini kaybettik 23 Temmuz 2017'de. Allah mekanını cennet, toprağını bol eylesin inşallah... 

5 senedir tanımış; bayramlarda, yaz tatillerinde sohbetler etmiş ve sevgi-saygı dolu bir insan nasıl olur görmüştüm. Allahım böyle insanlarla karşılaştırsın demiştim, torunlarını nasıl sevdiğini izlerken... Annem ve babam konu eskilerden açıldığında, büyüklerinin -çoğu değilse de büyük bir kısmının- kendinden büyük insanların yanında çocuklarını dahi sevemediklerini söyler durur, belki de bu sebepten böyle hissettim. Annemlerin büyükleri ve onların büyükleri, torunlarını ve çocukları fazla sevmezlermiş; şimdi şimdi eskinin o garip geleneğini bırakmışlar da, biz de sever görebilmişiz bazı annemlerin büyüklerini. Annemin dedesi yaşıyor mesela hala, onda bu geleneği görmüştüm maalesef. Küçüklükten gelen büyük bir eksikliği, adeti; pek çocuk sevmezdi, konuşturmazdı ve tek sevdiği erkek çocukları olurdu... 

Hüseyin dede böyle biri değildi işte, eskilerin adamı diyebilirim onun için; zira benim dedemden birkaç yaş küçük sadece. Ama benim dedemle bile apayrı bir kişilikti ve Hüseyin dedenin kişiliğini  de seviyordum. Şimdi toprağı bol olsun, yerinde huzurlu olsun demekten başka çare yok. Bu üzücü oldu, yengemleri de epey üzdü. Allahım onlara tekrar tekrar sabır versin, dilerim daha büyük acılar göstermesin... Bir aydır süren tedavisi maalesef iyi sonuçla son bulamadı ve kaybettik onu, ama onu tanıyabildiğim için mutluyum. Dilerim gittiği yerde de huzur bulsun...



Bir ay daha böyle geçti işte. Bu "Nasıl Geçti?" serisi her geçen ay daha acayip olmaya mı başladı ne? Yaz vakti olunca; okuduğum kitaplar, izlediğim filmler ve keşfettiğim şeylerden çok başka şeyler de olabilir oldu yazımda. Herhalde eve dönünce, yeni bir düzen daha kurup ders çalışmalarıma başlayacağım. Bakarsınız o zaman bu kadar dağınık olmaz yazılarımdaki konu bütünlüğü... Çok değilse de bir fazlalık var, anlatmadıklarımı ve es geçtiklerimi de bu yazıya topladım bugün galiba...

Temmuz 2017'de böyle geçti, niice dolu dolu günler Ağustos'a olsun inşallah... İyi haberler aldığımız, işlerimizi toparladığımız ve yeni dönemlere hazırlık yapabildiğimiz bir ay olur inşallah. Zira Ağustos da bitince yaz bitiyor, isterdim ki bitmesin ama bu sefer de tadı kaçardı değil mi bu güzel günlerin?! Bazı şeylerin hep bir değişim döngüsü içinde olması gerekir, sıradanlığa bağlanınca da olmuyor sonra...

Mutlu bir Ağustos olsun diyorum bizlere; sevgilerimle... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...