10 Temmuz 2017 Pazartesi

Zıplama Sürprizim - 06.07.2017


Uzay Terapide alt resimde gördüğünüz sistemle ayakta durmanın adı "Örümcek". Adına yakışır bir şekilde, sizi 8 koldan tutup sağlam şekilde ayakta durabilmenizi sağlayan bir sistem... 06.07.2017- Perşembe günü yine bir uzay terapi günümdü ve ne zamandır gelişimimi görmek istediğimiz üzere örümcek'i yeniden deneyimlediğimiz bir gündü. Bir önceki örümcek seansımızın üzerinden 1-1.5 sene geçmişti ve bu seferki deneyim kesinlikle daha umut veren ve mutlu eden bir deneyimdi... :)

Perşembe gününün Uzay Terapisindeki sürpriz gelişmemizin, yazmak için can atıp da gecikmiş yazılarım sebebiyle bugüne kalan yazısıdır. Bir Uzay Perşembesi yazısı... :)




Benim için klasik uzay terapi günleri halini almış ve yine ağırlıklarla güçlendirmelere devam edeceğimizi düşündüğüm bir gündü geçen hafta o gün. O düşünceyle gittik yine Yalova'ya... Babam 1 haftadır yeni bir işe başlamıştı ve geçen hafta ilk haftasında gündüz vardiyasında olmasından sebep Kağanım da bizimle idi o gün. Beraber çalıştığımız Mümin abinin işten ayrılma gibi bir mevzuusu olduğu için ve de yarım gün olarak geldiği zaman dilimlerini geçirdiğinden; artık Galip isimli bir fizyoterapi teknikeri ile çalışıyoruz geçen hafta başından itibaren. 


Gelgelelim ders öncesi kas gerdirme egzersizlerim yapılırken ne zamandır bir türlü örümcek'e alınma mevzuumu gerçekleştirememiş olmamız gündeme gelmişti ki, Mümin abi Galip ve ben arasında; "ne zamandır örümcek'e alınmadın?" diye sordu Galip bana. "1-1,5 sene oluyor deyince de," , "Ooo, bugün alıyoruz o zaman seni örümceğe!" dedi birdenbire. Ben birşeylere hazırlıklı olmayı daha çok severim. Beklemediğimden ötürü, dehşet korkuya kapıldım başlangıçta doğrusu. :)


Endişe dolu iken hazırlıklar başladı ve ufak ufak şakalaşmalar da tabi... Hazırlıklar esnasında, en son örümcek deneyimimden sebep korkuyor olduğumu anlattım; önceki deneyimimiz beklenen kadar iyi geçmemiş, fazla ağır kalmıştım hareket kabiliyetim açısından. Velhasıl, hazırlıkların bir 10-15 dakika sürdüğünü anımsıyorum ama belki de bana o merak ve endişe anlarım içerisinde daha uzun gelmiştir... 


Örümcek'e bağlandım ve bağlı da olsam kendi halime bırakıldım, ama korkulduğu gibi olmadı?! 

Bir sürpriz oldu ve üstümden alınan yükün sonrasında kalmış olduğum hafiflik içerisinde kendimi hissettim. Mümin abi "Evet Didem, nasıl hissediyorsun. Bir bak bakalım neler yapabiliyorsun?" diyordu bıraktıkları anların başlarında. Ben ne yapıyordum? Ben zıplayabildiğimi keşfediyordum! 

Mümin abinin gözlerinin kızardığını görmeye başladım, "Didem zıplıyorsun, vay hiç bu kadarını beklemiyordum. Gözlerim doldu!" dedi. Ardından da "Burayı bırakıyorum ama gözüm arkada kalmayacak, Didem zıpladı diyeceğim her sorana!" dedi. :) 


Yukarıda zıplayan benin gülümseyen yüzümü görüyor musunuz, o başarımızın mutluluğu. 5 senede alınabilen güzel gelişmelerden birinin sınırsız mutluluğu... Uzun zamandan sonra, -ki benim bundan önce en son zıpladığım yaş kaçtı onu hatırlamıyorum bile- zıplayabiliyor olmamın da mutluluğu... Çok şükür!


Bu resim ise o mutluluğun içerisinde aralıklarla varlıklarını unuttuğum halatlara bakışım esnasında çekilmiş, Galip tarafından. Ben neler yaptığımı keşfetmeye uğraşırken dalıp duruyorum; "Ama zıplıyorum, ayaklarımı öne arkaya getiriyorum, öne yürüyüp geriye çekiliyorum, oturup kalkıyorum..." O sırada Mümin abim; biz kafese geçmeden  öncesinde hazırlanırken, etraftaki kancalarla oynamaya başlayan Kağanımı dışarıda oyalamak için yakındaki Avm'ye götürmeye karar vermiş annemi arıyor. Annem de benim gibi ne olacağının merakı içinde idi ama bir önceki örümcek deneyimimizden sonra hazırlanırken bizimle beraber bu kadarını beklemeyen taraftandı.

Annemi aradık, o sırada Mümin abi ve Galip ne dediyse o hareketleri yapmaya devam ettim. Hepimiz gülüyoruz ve bir yandan Galip'e teşekkür ediyorum; "Beni bu şeylere bulaştırdığın için teşekkür ederim." diyerek. Kötü bir cümle gibi görünse de, başlangıçta endişe dolu olduğum anlarda Galip'le "Hepsi senin yüzünden." gibisinden çok şakalaşmamızın üzerine "iyi ki" dediğimiz anları yaşıyoruz. :)

İyi ki o gün örümcek'e alınmışım da, bu hafta ortasında Antalya'ya 1 ay kalmak üzere yola çıkacağız diye erteleme düşüncemizi gerçekleştirmemişiz. Yoksa Antalya'ya gidip gelecek ve de örümcek mevzuusuna o zaman atılacaktık... Şimdi siz bu yazıyı, yazdığım gün okuyorsanız eğer, ben yine Uzay Terapi'ye gidiyorum. Bugün ise, Perşembe gününden planlandığı üzere örümcek sistemi ile bağlı iken yürüteci veya yürüme bandında yürümeyi deneyeceğiz. Bana bir maşallah der ve devamındaki güzel gelişmelere doğru yol olmamız için güzel enerjilerinizi yollar mısınız? Zira ben güzel enerjilerin ve duaların işe yaradığına inanıyorum...

Şifa bekleyen ve başarmak isteyip de güzel enerjisine sığınan herkesle, dualarım ve de kalbim...



Ve bu resime gelince, bu resim yeğenimle benim ben ayakta iken çektirdiğimiz ilk fotoğrafımız; öyle değerli ve öyle mutlu edici ki... =)


Annemi aradı Mümin abi ve telefonunu bana verdi, "Sürprizimiz var anne gelir misiniz?" dedim, "Tamam geliyoruz." dedi annem. Sesinde anlam veremez bir ses tonu vardı, merak dolu... Ve 5 dakika sonra geldiler, anneme gösterdiğim güzel sürprizlerim üzerine yüzünde gurur ve kocaman gülümsemeler peydah oldu. Her şeye değerdi o gülümsemeler... Beni zıplayarak gördü yeğenim, ayakta dimdik ve tek başıma gördü (denizde olduğumun haricinde)... Yeğenimle o gün ilk kez ayakta yan yana fotoğrafımızı çektirdik! =) 


Başımıza gelen her şeyi sorguluyoruz ya, "neden, nasıl" diye. Ben geçirdiğim atakları çok fazla sorgulamadım, olmasının gerekliliğini kabulleniyor ve sebeplerini biliyor olmamdandı bu bence. Ama bu kadar uzun sürmesini sorguladım çokça. "Neden bu kadar uzun sürdü gelişmeleri katetmek? Neden onca çabalarken, hep başa dönüyor gibi hissediyoruz?" diye sorgularken buldum kendimi çoklukla... Kendime ilk atağımdan sonra, 3 seneye kalmaz toparlarım demiştim oysa; 12 yaşımdaki kas uzatma ameliyatımdan sonra toparlanma süremin 3 sene olmasına dayanarak... 

Şimdi anlıyorum ki gelişmelerin bu kadar yavaş olmasının sebebi, bu güzel mutlulukların tadına tam anlamıyla varabilmemizmiş. O gün o mutluluğun ne kadar değerli olduğunu daha çok anladım. O kadar uzun zamandır sıfır desteksiz halde kendi başıma ayakta duramadım da, hala kalkıp kaldığım yerden yürümeye devam edebileceğim sanıyorum ki... Bazı mutluluklar beklenmedik anda gelirmiş, bazen de geciktikçe güzelleşirmiş. 

6 Temmuz 2017 günü; annemin ve fizyoterapistimin yüzünde gördüğüm gurur, yeğenimin beni öyle gördüğünde yanımda fotoğraf çektirmek istemesi, onunla kameralara gülümsememiz ve de eve döndüğümde babama, ablama ve enişteme gösterdiğim resimlerle bu güzelliklere hissettiğimiz mutluluklar... Beraber başardık hepimiz bunları. Değiyormuş, hiç beklemediğiniz anlar için değiyormuş onca zamana... :)

Mutluluklarımız ve çabalarımızın karşılığı daim olsun. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgilerimle... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...