10 Mart 2017 Cuma

2017 Şubat Nasıl Geçti?


Şubat ayı, ay sonuna doğru derslerimi yoğunlaştırdığım ve bol bol eski-yeni şarkılar dinlediğim bir ay oldu benim için. Geride kaldı ve benim için 7. zorlu mart başladı sonrasında da. Zorlu Mart ne demek derseniz, 7 yıldır Mart 2010'da kaybettiğim dostumdan sonra bir türlü sevemediğim Mart aylarını kapsıyor benim için. Daha doğrusu ben sevmeye çalışsam da, ruhum içten içe sevemiyor bu ay'ı artık...

Mart baharı getiremiyor 7 yıldır ve bende zorlamıyorum artık. İlk 2 seneden sonra bıraktım, Mart geliyor hüznüyle ve garipliğiyle dört bir yanımı kaplıyor ve bende bunu gerek bugüne gerek geçmişime bağlıyorum. Esasında artık hiçbirini yapmayıp, sadece kendimi bu duruma bırakıyorum. Yıllar Geçerken en zoru da bu galiba, gün geliyor anılarınızı çocukluğunuzu veya büyüklüğünüzü paylaştığınız kişiler kayıp gidiyor bu dünyadan. Alışmak olmuyor, zor geliyor ve de ne olursa olsun dedirtiyor... Ne var biliyor musunuz? Hayat en çok kayıpların ardında kalan oldukça zor... Çünkü çok özlüyorsunuz ve büyüdükçe artık o özlemi de büyütüyorsunuz... (Allahım kimseye vermesin böyle acılar ve beterlerinden de korusun. Buna şükür diyebiliyoruz, şükür...)

Mart böyle başladı işte. Peki Şubat nasıl geçti?

2017 Şubat'ta, 2 Kitap okudum...


Nihayet Şubat 2017'de bu sene ilk kitaplarımı okudum. Bu benim için Şubat'ın başarısı idi. Ama korkuyorum dersler başladı, şimdi ne yapacağım diye. Ama bir durum daha var ki, bu sene dersler başlamış da olsa her gün gece veya gündüz dinlenme anlarımda kitap okumadan yatmamaya uğraşıyorum. Umarım bunu böyle sürdürmeye devam edebilirim, zira bu beni son 2-3 haftadır daha iyi hissettirmeye başladı yine... :)

Ay Işığında Pati İzleri - Denis O'Connor; Ayşe teyzemin bana hediye ettiği, Halikarnas Yayıncılık'ın bir kitabı idi. Hayvan sahibi yazarların yazdığı kitaplardan birini ilk kez okumuyordum, ama bu değişikti. Daha içtendi diyemiyorum net olarak ama daha mucizevi bir kitaptı. Benim okuduğum ilk bu tarz kitaplardan biri, Can Dostum serisi idi ve orada bir köpeğin ağzından anlatılıyordu. Ay Işığında Pati İzleri ise, bir kedinin kendi mucizesini anlatıyordu ve garip şekilde bazı yerlerde "vay be" dedirtti. 

Gizemli Öyküler - Edgar Allan Poe; Edgar Allan Poe, internette çok kez sözlerinin paylaşıldığı İngiliz bir yazardı benim için. Gariptir ki bu da Ayşe teyzemin bana hediye ettiği bir kitaptı, bu sefer kendi yayınevlerinin. Biraz Sherlock Holmes tarzında hikayeleri kapsıyordu ama bana kalırsa, polisiye tarzın en garip olanlarından biri idi içindeki hikayeler. Ve ben bu tarz hikayelerin beni hala sarıyor mu yoksa sıkıyor mu olmadığına karar verememişken, hikayeden hikayeye değiştirdiğini gösterdi bu kitap bana. Edgar Allan Poe da, bundan sonra internette sözleriyle karşılaştığımda "kitabını okuduğum bir yazar." diyeceğim bir yazar artık... :)


2017 Şubat'ta, 5 Film İzledim...



2017'de her ay'a 8 film sığdırmaya çalışacağım dediğim üzere, Ocak ayında 6 film izlemiştim ve Şubat ayına da 5 film sığdırabildim. Allah eksikliklerini göstermesin kalabalıklarla geçen bir Şubattı ve ben sevdiklerimden oluşan kalabalıkları severim. Bu kalabalıklar başlamadan hemen öncesinde izlemeye başladım bu filmlerden birini; Pamuk Prenses Ve Avcı filmini...

Ocak ayında izlediğim filmlerin arasında, Avcı; Kış Savaşı adlı film vardı. Bu filmle alakasını çözemediğim üzere, beni muallakta bırakan bir film oldu; iki film birbirinin devamı mı yoksa alakasız mı birbirinden? Ama ikisini de size tavsiye edeceğim cinsten, izlediğim için mutlu olduğum filmlerde artık. Fantastik tarzda bir film izlemek istiyorsanız bu filmlere bir şans verin. Oyuncular açısından, 2-3 karakter iki filmde de aynı rollerde oynuyor. Bu iki film hala muallakta benim için, birbirlerinin devamı mı değil mi internette bir bilgi bulamadım. Siz biliyor musunuz acaba? Bilen varsa yorum yazarsa sevinirim valla... 

Gelelim Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filmine;

Şubat ayında izlediğim dört filmde bahsetmek istediğim ikinci film, Meromla izlemek üzere izlememeye söz verdiğim bir filmdi. Merom çok sevdiğini ve bana izletmek istediğini söylediğinde, izlemek istediğim filmler listeme bakıp orada olduğunu ve izleyeceğimi söylemiştim; "Beraber izleyeceğiz o zaman, bir fırsat bulana kadar izleme olur mu?" demişti. Bu fırsat; Mercan teyzemizin vefatıyla dayım ve yengemlerle bize geldikleri o haftada gerçekleşti, kalabalıklar azalmaya başladığı sırada ve kafa dağıtmaya yarayarak...

Film çok güzeldi, garip şekilde bu tarz filmlerden sıkılıyor da olsam çoğunlukla oyuncuların ve filmin kurgulaşının akıcılığıyla sıkılmadım. Benim için sürpriz gidişatlı ve sürpriz sonlu bir filmdi. Ama bolca düşündürttü... Çok alıntı alınacak noktası vardı, düşünceler ve fikirler olarak bence. Ama hiçbirini almamaya sonradan karar verdim. Alıntı almama fikrini oluşturan, bir kez daha izlememe sebep olması olsundu. Böyle istedim... :)


Diğer izlediğim üç film ise; Aşk Doktoru (Hitch), Kadın Kokusu (Scent Of A Woman) ve Bay Hiç Kimse (Mr. Nobody) idi...

Aşk Doktoru (Hitch); Hitch; düşüyorum düşüyorum ve beni kanatlandırabilecek tek kişi var o da sensin. Başkası değil…

Kadın Kokusu (Scent Of A Woman);
Al Pacino'nun oyunculuğunu pek sevdiğim, güzel bir filmdi...


Bay Hiç Kimse; Bilim kurgu, paralel evren ve zaman ile ilgili izlediğim en değişik filmdi. Başlarda çok kez yarım bırakmayı düşünmüştüm, ama sonuna gelince bırakmadığıma sevindim. Gelecek ve ihtimaller olgusunu çok güzel ele almış... İzlediğim her seferde başka anlamlar çıkarabileceğime inandıran bir film oldu benim için, Mr. Nobody... 


İzleyin derim bu 5 filmi de, ama ilk iki film Şubat ayının efsanesidir benim için...

2017 Şubat'ta, 3 Şarkıya Çok Takıldım...

Sena Şener'i 2016'da keşfettiğimden ve 2017'nin başında da Evrencan Gündüz isminde yetenekli bir gencimizi keşfettiğimizi yazmıştım; 2017 Ocak Nasıl Geçti? adlı yazımda...

Ocak ayının sonuna Şubat ayının da başına denk geldiği üzere, ilk takıldığım şarkının bu güzel ikilinin düeti takıldığım ilk şarkı olmuştu; Sena Sener & Evrencan Gündüz - Back To Black. Şubat ayı boyunca da takılı kalmayı sürdürdüğüm şarkılardan oldu...

Ama daha sonra bir şarkıya daha takıldım, öyle ki bir haftada tükettim şarkıyı kendimce; Derya Uluğ- Canavar. Dansları ile, müziğinin güzelliği ile Derya Uluğ benim moralimi düzelten etmenlerden biri oldu zaman zaman Şubat ayında...

Ve Enza Home'un reklamında çalan şu şarkı; Iyeoka- Simply Falling. Bir ben değil, birçok kişiyi o reklamla keşfedip, şarkının youtube'daki bir video bağlantısının altındaki yorumlara "Satışların patlasın Enza Home :)" yazmış. Bende doğrusu öyle demeden duramadım. :) Fena takıldığım şarkılardan üçüncüsü yerini aldı. Bu aya gelince, daha şimdiden takıldığım birkaç şarkı var ama o da bir dahaki ay yazdığım "Nasıl Geçti?" yazısına... :)

Ben bu seriyi çok sevdim, sizce nasıl bu yazılar? diye sorup; yukarıdaki üç şarkıyı bugün bir haftanın daha bitmiş olması şerefine, hepimize gelsin diyorum... :) Hayırlı Cumalar, Mutlu Hafta Sonları Diliyorum hepimize...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...