kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2020 Cumartesi

Olumlu Ol Ve Çok Sev - Ekim 2020


Eylül'ün son günlerinden ve Ekim'in başlangıcından bahsetmeye geldim bugün. :) Bu sıra gündelik hayatın içinden yazmayı daha çok seviyorum, farkettim sonunda. =) Eskiden ayda bir iki tane bile olsa, gittiğimiz yerleri, görüştüğüm kişilerle konuşmalarımızdan aklımda oluşanları yazardım; şu zamandakinden daha sık... Yine aklımda "Didem'in Gözünden" adlı bloğuma yazmak için fikirlerim var böyle ama gel gelelim henüz yazmaya girişemedim. Yeğenlerime, örgülerime ve okumalarıma ayırdığım vakit daha fazla oldu; bunlarla dolu dolu geçirdim yine son iki haftayı. Şükür ki... 



Çiçeğimle başlamak istiyorum öncelikle. :) 5 Eylül 2020 Cumartesi günü saksılarını babamın değiştirdiği doğum günü çiçeklerim, son üç gündür çiçeklerini açmış ve renkleriyle yeniden canlanmış durumda... =)  Doğum günümde yengem dayım dostum Merom ve can teyzemin gönderdikleri hediye çiçeklerim idi. Taş saksılarında solmaya başladıkları zaman diliminde, dayanamayıp saksı değiştirdik. 

Pek fazla çiçek yetiştirebilen biri değildik son zamanlarda, kaç tane kaktüs diktik ve her biri çürüdü gitti. O yüzden biraz umutsuz idim ama gittim geldim baktım ve sevdim, baktım ki oluyormuş! Bir çiçeği de çok sevince kendisini açıyor ve açılıyormuş meğer... :) Belirgin tarihlerde değişimlerini fotoğrafladım işte. "Sevginin Gücü", sevdim de oldu diyorum şimdi. Diğer çiçeklerimi de çok sevmiştim ama bu kadar gözlememiştim, belki de ondan oldu diyebiliyorum şimdi; çünkü şu sıralar okuduğum birçok konu "hayat içinde kullandığımız enerjilere dair". İçimdeki enerjiyi sevgiyi, kendime yetirdiğim kadar hayatıma da aktarıp faydasını görmenin uğraşındayım şu sıra... :)

Çiçeğim çok güzel açmamış mı ama? (: Bir çiçeğin açması, bir evcil hayvanın sizi sevdiğini hissettirmesi gibiymiş; menekşelerime baktığım eski zamanlardan sonra böyle çiçek büyütmediğimden, yeniden hatırlıyorum bu sıra... :)

* Arkadaki uzun gövdesi ve otlarıyla saksısında duran çiçeğimin adı Tillandsia imiş. İnternette araştırırken gördüm de buldum adını. Ona göre diğer çiçeklerime de baktık, ama onların isimlerini bilmiyoruz... Haftada bir suya ihtiyacı var görünüyorsa suladık topraklarını ve bol bol sevdik bir de... :) 



Yeğenlerimle daha sık görüştük bu hafta, 3 gün bizim evde 2 gün kendi evlerinde idiler annemle... :) Bu haftanın işleri öyle olmasını gerektirdi. Derken, hafta boyu çoğu şeyi yapamadım; çok ders çalışmak, yazı yazmak gibi ama şikayet de edemedim. Güzel bir hafta geçirdim; bugün çiftini bitirdiğim lacivert tek parmak eldivenim ile beraber, hafta boyu 3 eldiven ördüm. Üstelik bir önceki senelerde ördüğüm ve düzeltemediğim hataların üzerine daha çok gidip, benim dahi sıkıntı gördüğüm eksiklerimi toparladım. Bir nevi sadece örmedim, öncesinde geçen hafta sonu daha doğru modelleme yaparak örgü eldivenlerimi bu konuda geliştirdim bu sefer de; daha fazla... :))

Örgülerimin son durumundan memnunum ama en başta yaptığım parmaklar pek geniş olmuştu, iki çift eldivenimin ikisini de sökünce tüm haftamı aldı bu eldivenler işte... Üretmek çok güzel, mutlu olduğum işleri yapmak daha da güzel... Bu sıra birçok şekilde işaretleri gözlüyorum, o sebepten örüyor ve istediğim zamanlarda yazıyor olmak daha kıymetli resmen. 

Olumlu olmaya, yapıcı davranmaya çalışıyorum kendi hayatımda ihmal ettiğim konular adına bu ara da... Ertelediğim işleri düşünmeye uğraşıyorum, Can Aydoğmuş "Düşle, İnan, Yaşa" kitabında şöyle diyor;

Derli toplu olma durumu e-postamıza ve telefonumuza gelen mesajlar için de geçerli. Geri döneceğimizi düşündüğümüz e-postalar, telefonumuzda ve bilgisayarımızda açtığımız karmaşık dosyalar kendi içimizde de karmaşaya yol açar. Her şeyi düzenlediğinizde inanılmaz bir rahatlamaya kavuşabilirsiniz. (Sayfa 32)


Bu cümlelerinin devamında şöyle diyor; 

"Hayatınızda şu ana kadar yapacağınızı söylediğiniz her şeyi tek tek yazın ve daha sonra notlarınıza bakarak sırayla hepsini yapın."


Ben de bu aralar buna daha çok dikkat vermeye başladım. Hafta başından beri ihmal ettiğim çoğu şeyi tamamlama uğraşlarım sonuç da vermeye başladı. Ancak, ben okuduklarım çerçevesinde yapamadığımı ve yaparken mutlu olmadığımı düşündüklerimi de bu listelere dahil etmeyi en baştan bıraktım!

"Yani çevremizi düzenlediğimizde olacaklar kadar, yapacaklarımızı da yoluna sokunca da büyük bir rahatlamaya kavuşacak isek bunun için de daha fazla çabalayabilirim." dedim. Yıllardır o kadar çok yapacağım, okuyacağım, izleyeceğim dediklerim var ki (muhtemelen sizlerin de öyledir). Bunlardan vazgeçmem gerektiğini kabul ettiğimde gerçekten rahatlamış hissedersem, esas düzenleme daha verimli devam eder!

Sonuç olarak, bu bahsettiğim birkaç maddeden vazgeçtim. Yapacağım, dediğim ama yapamamamın beni daha çok üzdüğü bu maddeleri kafamdan ve hayatımdan sildiğimde gerçekten bir rahatlık geldi. Zorlamamakta fayda var, olduramadıklarımız adına... (: 

Can Aydoğmuş, kendini daha çok sev diyor; çok güzel tavsiyeler veriyor kitabında. En net bildiğim kendimi hep çok sevmem gerektiği idi ve uyguluyordum ama bir o kadar da cümleleri nasıl kullanabileceğimi bilmiyormuşum, geçmişten gelen anılardan ve hatıralardan kurtulmak adına. Kitap bana iyi geliyor ve ben notlarımı almaya devam ediyor, uygulamalarımı da yapıyorum. Okumam bitsin yazısını yazacağım da! :)


Düşle İnan Yaşa (Can Aydoğmuş) ve Bin Ömrüm Olsa (Kristin Hannah) adlı kitaplarım yatağımın yanında başucumda ve bazen de gün içinde yanımdalar bu sıra... Kristin Hannah okumayalı epey olmuştu, ki en sevdiğim yazardır bilir misiniz? Öyle özlemişim ki cümlelerini kullanışını... Eğer eski evimizdeki gibi kitaplarım gözümün önünde olsa idi yine (henüz bu evimizde ne raf ne de kitaplığım olmadığı için karton kutularda kitaplarım), daha önce okuduğum romanlarını şimdiye en az üç kez okurdum bence! =)

Ekim başlangıcı ile mandalinayla da kavuştuk, haftanın fotoğraflarından biri oldu benim için; masamda öylece duruyorken çekmiştim işte, üstteki kolaja çok yakıştı... Ama bu haftanın en severek çektiğim fotoğrafları önce yeğenlerimle anlarımızın, sonra da küçük yeğenim Defne'min örgü iplerimle oynadığı anlarının fotoğrafları idi... (:




"Örgülerim, kitaplarım, yeğenlerim, uğraşlarım ve yapacaklarıma dair listelerim dedim; "daha fazla olumlamalarım ve sevgilerilerimize dönmelerim" dedim. Son olarak "Düşle İnan Yaşa"dan alıntıladığım şu cümleleri paylaşmak istiyorum, çünkü ben zaten kitaptan önce de uyguladığım üzere faydasını gördüğümü yeniden dile getirmek istiyorum.


Olumlu olmayı şöyle anlatıyorum kendimce ben; 

Hayat bizlere iki bakış açısı sunuyor bizim bildiğimiz, olumlu bakış açısı ve olumsuz bakış açısı... 

Olumsuz bakış açısını tercih ederseniz, olumsuzluk sizi daha fazla yoruyor ve sanki karanlığa çekiyor...
Olumsuz tarafların büyüsü sanki, ardı arkası çekilmiyor ne kötü düşüncelerin ne de kötü olayların ve gidişatların. Çekiyor içine resmen.

Ama Olumlu taraftan bakıyorsanız, çiçek açıyor etraf. Her şey dört dörtlük olmasa bile, gözlerinizi rengarenk gökyüzü altında açmışsınız gibi yaşayabiliyorsunuz hayatı. Aldığınız havanın sizi mutlu etmesine izin veriyorsunuz ve hayatın basitliğine bakıyorsunuz. Olumsuz tarafın sizi karmaşıklığa sürüklemesi gibi değil, olumlu tarafın sizi daha rahat ettirmesi. 

Yani benim için olumsuz düşünmektense olumlu düşünmek çözüyor işleri, hayatı ve düzenimi-düzensizliğimi... Deneyin, kötü yana bakmak mı sizi hayatta ayakta tutuyor iyi yanlara bakmak mı? Olumlu taraflar sizi daha çok içine çekecektir çoğunlukla, buna kendimce eminim...



Düşle İnan Yaşa; 

"Çevrenizdeki herkese yeni bakış açınızı anlatıp onları da olumluya yönlendirin. Olumlu duygulara "EVET", olumsuz duygulara "HAYIR" deyin ve bilinçaltı çalışmasıyla kendinizi her zaman sonsuz olasıklara açarak devamlı pozitif düşünmeyi içinize sindirin. Bunların hepsinden çok daha iyi, çok daha mucizevi, çok daha olağanüstü, sonsuz güzellikte, hayallerimizin, düşüncelerimizin, arzularımızın ve beklentilerimizin ötesinde neler olabilir? Hepsiyle ilgili sonsuz olasılıkları sorgulamaktan vazgeçmeyin."


Sevgilerimle... :)

29 Haziran 2020 Pazartesi

Kitaplarımı Satıyorum - Zor Bir Karardı


Yaklaşık 15 senedir sıkı bir okuyucu olmak adına uğraş veriyorum. Öncesinde daha çoğunlukla kütüphanelerden edinip "15 günlük süre zarfında" okuyup geri teslim etmeye uğraştığım dönemin yerini, zamanla okumak istediğim kitapları satın alarak devam ettirmeye başladım. 10 senedir kah kitaplarımı yakın arkadaşımla değiş tokuş yaparak okuyorum, kah fuarlar ve kitap satış sitelerinden satın alarak okuyorum. Bazen biriktiriyorken buluyorum kendimi, bazen de bir kısmını bağışlarken...



Son 6 senedir iki raflı bir kitaplığım vardı, orası doldukça gerçekten bir daha okumayı düşünmediğim kitapların bir kısmını hediye ederek bir diğer kısmını da bağışlayarak elden çıkartmayı uygun gördüm. Kimi zaman "Letgo"ya da koydum bir kısmını ama hiçbir şekilde oradan kitaplarımı satamadım... Bahsettiğim kitapları satma fikrine de bağışlama fikrine de, çoğu gibi başta garip baktım! Okuyup bir bağ kuruyorsunuz kitaplarla sonuçta. Hem de hiç beğenmediğiniz kitaplarla bile bir bağ oluşuyor bir süre sonra... Ama bu bağ sizi mutlu etmemeye başlarsa da, elinizdeki kitapların bir kısmı fazlalık olmaya başlıyor sonra...

Zamanla farkettiğim üzere, baktım bu iş çığırından çıkıyor. Sorunum şuydu; ne saklayabileceğim yer var, ne de buna zamanla artan bir isteğim. Daha çok kitap okumak istiyorum, her an okuduğum kitaplarıma bir yenisi ekleniyor ama yerim olmadığı gerekçesiyle de bazen alamıyorum. İşte o zaman "bağışlayabilirim bir kısmını!" dedim. Kitaplarımı önce böyle bağışladım. Ayırt ederken, yıllar yılı okumadığım ama bir gün mutlaka okuyacağım dediğim kitapları elden çıkarmamaya özen gösterdim hep. Her koşulda elimden kitap çıkarmam gerekecek olsa bile, benim hep elimde bulundurmaya devam edeceğim en az 20 kitabım bulunmakta misal! Bunların benzeri kitapları elimden hiç çıkarmadım. Misal "Kristin Hannah kitaplarım", "Adam Fawer kitaplarım", "Sabahattin Ali romanlarım", "Serdar Özkan Kitaplarım", "Bazı Tuna Kiremitçi"çok sevdiğim yakın arkadaşlarımdan gelen ve tüm sevdiklerimden gelen hediye kitaplarım" bunlar yaklaşık 50 sayıya ulaşıyor işte! :)



Bu zamana kadar bağış yapıp hediye ettiğim kitap sayısı, elimden çıkarmak istemediklerimi de geçiyor tabii ki. Zor bir karardı ama bir kısmını da satma kararını verdiğimde, ben kadar letgo'da değer verilmediğini gördüm; ikinci el kitap denilen "letgo satışlarına". 

Eskimiş, çoğu sayfası kayıp kitaplar bile çok değer ediyor ve satılabiliyor iken, benim kitaplarım daha yeni alınıyor gibi temizler oysa... Letgo'dan vaz geçmem de zaman aldı ama. Birçok kez bakılıp geçildiğini görmek, pazarlık bile edilmiyor oluşunu görmek sinirimi bozdu bir süre sonra... Sonrasında kitaba ihtiyacı olan okullar, kütüphaneler ve çevre köyler için duyurular okudum. "Bağışla be Didem" dedim. Böylece şimdiki kitaplığımda bulunan kitap sayısından daha fazlasını zaman içinde bağışlayabildim... Şimdi elimde en fazla 4 koli (yayvan) kitap bulunmakta en fazla. Ben bunların ilk süreçte bir 50 kadarını yine elimden çıkartmak istiyorum. Daha fazla kitap okuyabilmek için de satmak istiyorum. Çoğu uygun fiyata aldığım orijinal kitaplar ve bir kısmının basımları bulunmamakta veya çok değişmemiş bulunmakta...

Zor bir karardı ama bloğumun adıyla açtığım instagram sayfamda, "yillargecerkendidem", satışa da çıkardım. Uygun fiyatlar olduğu için, karşı ödemeli olarak alıcılarına Ptt Kargo ile ulaştıracağım. Tabii Allah izin verirse ve talep de olursa...


Bu zor kararı vermemde çok haklı bir sebebim daha bulunmakta; o kadar çok bir daha kullanmayacağım eşyaları bulunduruyorum ki elimde, yer olmamasından çok çürüyebileceği düşüncesi beni daha fazla rahatsız etmeye başladı zamanla. Minimalizm dediğimiz sistem diyor ki, "1 yıl boyunca kullanmadığın eşyaları gözünün önünden kaldır, başka sahiplere ulaştır." O kadar haklı ki bence, zamanla eşyaların köleleri oluyoruz. Yenilerine yer açmakta zorlanıyoruz. En azından ben zorlanıyorum...

Büyük bir kitaplık alıp, ömür boyu kitaplık tozu almakla uğraşmak veya annemi babamı uğraştırmak istemiyorum bu saatten sonra da. Yine küçük bir kitaplığım olsun ama içerisinde gerçekten isimlerini bir arada gördükçe mutlu olduğum kitaplarım bulunsun istiyorum... Okumaktan zevk aldığım kitaplarımı raflardan indireyim, her hafta birine ağırlık vererek "sevdiğim hikayeleri" yaşatabilmeye devam eder olayım. Bunu istiyorum, bunun için de "okuduğum ve bir daha okumayı düşünmediğim" kitaplarımdan vazgeçmem gerektiğinin farkındayım... :)


Velhasıl, ben instagram üzerimden kitaplarımı satmaya böyle karar verdim. Bu benim yolum. Olur da satabilir ve bu durumu sürdürebilirsem, bu hikayemin devamını da burada yazabilirim... Kitapları biriktirmektense, gerçekten bize en çok mutluluk veren kitapları yanımızda tutmayı becerebilmeliyiz. En çok sevdiğim kitaplarımı, daha az sevdiğim kitaplara nazaran koruyabilmem için de; elimde fazlalık halini alan, yeni kitaplarıma ulaşmamdaki engeller olarak görünen kitaplarımı elimden çıkarmam gerek. İşte durum bundan ibaret... :)

Yorumlarda görüşlerinizi duymak istiyorum. Siz koyu şekilde okuduğunuz kitapları biriktiren biri misiniz? Çoğu okumadığı halde, kitap almaktan vazgeçemeyenler de varmış; bundan bir yazımda bahsetmiştim, buna japonlar Tsundaki diyormuş. Biblomania ile karıştırılmamalı imiş, çünkü bibliomanların okuma alışkanlığı bulunuyormuş. Gereksiz kitap biriktirip istif etme durumuna Japonlar Tsundoku demişler. O yazımı burada bulabilirsiniz. Ben Bibliomani denilen durumdaydım diyebilirdim eskiden; şimdi ne onlardan ne de japonların dediklerinden değilim bence. Gereksiz biriktirme durumlarına da karşıyım birkaç senedir işte... (: Daha hiç kullanmadığım nice eşyam var, onlar için ne yapabilirim bakıyorum bu arada da. Diğer bloğum "Didem'in Gözünden"de olacak bunun yazısı da, en geç yarına... (=


Okuduğunuz için teşekkürlerimle, kitaplarımı satın almak ve daha çok okuyabilmeye devam edebilmem için bana destek olmak isterseniz; yillargecerkendidem adlı instagram adresimde bekliyor olacağım. :) Sevgilerimle...


2 Şubat 2014 Pazar

5 Kitap Daha Mı?



2 hafta önce haftasonu annem İstanbul'a gitmişti, teyzesini ziyaret etmeye. Annemin teyzesi rahatsız 2,5 aydır, bahsetmişimdir belki. İnşallah toparlayacak ama en kısa zamanda ben inanıyorum ve inanmaya da devam edeceğim. 
Sevdiklerimize destek veremesek de yanlarında olup, inanarak, hissederek, hissettirerek ve dualarımızda yer vererek destek oluruz bazen... Maalesef uzaklıklar bizleri, daha doğrusunu ailemizin birçoğunu bu durumda bırakıyor işte bu sıra. Teyzemizin bir an önce iyileşip buralara gelmesini dört gözle bekliyoruz şimdi... 


İşte 2 hafta önce Cuma günü gidip, Pazar akşamı dönen annem İstanbul'dan bana kitap getirmiş. Kitaplar, en güzel hediyelerdir bence... :) İstanbul ziyaretinden en karlı ben çıkmış oldum böylece. 
Birkaç saatlik uzaklığa da gidilse, hediye getirme veya götürme adeti vardır Türk adetlerinde ya... Bu bazen küçük bir tatlı da olur, küçük bir hediye de... Bu da öyle birşeydi. Annem esasında evden çıkabilecek durumda değildi o 2 gün içinde, çıkmadı da. 

Bu kitaplar, Annemin küçük teyzesinin eşinin yayınevlerinden. Ve tabii ki, Annem, küçük teyzesi ve eniştem ile birlikte seçilmiş bu 5 kitap. Her birine teker teker teşekkürlerimi sunuyorum... Bu 5 kitap benim için çok büyük ve güzel bir hediye oldu... :)



Başlığın 5 Kitap Daha Mı? olmasının sebebi var elbette. Bir süredir elimde bu kadar okunmamış kitap birikmemişti doğrusu. 2 tane yarım bıraktığım, 2 dünya klasiği kitaplarım, 2 tane de bu 5 kitaptan önce almış olduğum son kitap alışverişimden olmak üzere; toplam olarak benim okumayı sabırsızlıkla beklediğim ve okumamı bekleyen 11 kitap var elimde. :) Dediğim gibi bu uzun zamandır elimde okunmayı bekleyen en çok kitap sayısı... :) Bu sıra okumaya fırsatım oluyor bol bol ve inşallah bundan sonra eskisi gibi olacak da, finaller de bittiğine göre... 
Yakında kitap yazıları gelir inşallah yeniden... :)

Gelelim Kitaplarıma,

1.) Muhteşem Gatsby - F. Scott Fitzgerald ; Bu kitabı tesadüftür ki birkaç gündür okumak istiyordum, annem getirmeden önce. Elimdeki kitabım bitince direk buna geçmeyi seçtim. Sanırım diğer kitaplara sıra sonradan gelecek. :) Bir de bu kitaptan uyarlanılan filmi izlemeyi düşünürken gelmesi sebep tabii ki önce okuyacak olmama. :) Gelir inşallah yakın zamanda yazısı...

2.) William Shakespeare - Toplu Öyküler ; Hep duydum ama hiç okumak ya da almak nasip olmadı. Biraz klasiklerden kaçınma durumu var evet bende... :) Ama sanki beğeneceğim gibi geliyor.

3.) Henry James - Daisy Miller ; Daha önceden duyduğum veya gördüğüm bir kitap değildi, yorum yapamıyorum.

4.)H. Von Kleist - Kohlhaas İsyan ; Aynı şekilde,yine daha önceden duymadığım bir kitap. Kapağından tarzını gerilim olarak yorumladım, tam olmasa da o tarzmış... Bu romandan uyarlanarak "Michael Kohlhaas" ismi ile filmi de yapılmış...

5.) Gıovanni Boccaccio - Decameron Hikayeleri ; Yine bir klasik tarzı kitap daha. Ama Ayşe teyzemler seçtilerse vardır bir bildikleri. Ve şu klasikleri okuma merakına atılmışken bir süredir, iyi geldi bu kitaplar aslında. Bakalım... :)

İşte böyle; Kütüphaneme de, okunacak listeme de Ocak ayında 5 kitap daha eklenmiş oldu böylece... :) Ben bu durumdan memnunum, okunmayı bekleyen kitaplarımın olmasına. Kitaplarımı bir hazine, bir dost olarak görüyorum. Çünkü bir gün benden geriye birşeyler kalacaksa, onlar da kitaplarım ve yazdıklarımdır... :)

14 Eylül 2013 Cumartesi

Kütüphanemdeki Kitaplarım 2013 - #2

Kütüphanemdeki Kitaplarım serisi, Kütüphanemdeki Kitaplarım - #1 yazımla dün başlamıştı. Kısa bir seri de olabilir kendisi, ileride devam da edebilir. Dün bir yazıda uzun uzun yazmaktansa bölmeyi tercih ettim. Şimdi de devamını yazıyorum.

İyi okumalar... :)



Dün yazıyı yarım bırakmıştım, Cep boy kitaplarım var şimdi sırada. Tabii dün söylediğim gibi tekrar ekliyorum, elimde olmayan kitaplarım da çok. Az da olsalar, benim için kitaplarımın her biri özel ve güzel... :) Evet, devam edelim;

1.) Canan Tan - İz = Canan Tan sever biri olarak, diğer kitaplarına nazaran hayal kırıklığına uğramıştım bu kitabında. Ayrı bir tarzı olduğunu bilsem de böyle beklemiyordum doğrusu... 

2.) Canan Tan - Eroninle Dans = Canan Tan'ın çok severek okuduğum kitaplarından biri. Okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitabı... :)

3.) Kürşat Başar - Başucumda Müzik = Ah işte bu kitap beni benden alır. Lise sonda edebiyat öğretmenim tavsiyede bulunmuştu. Mutlaka oku demişti bana. Kütüphanede bir türlü kitabı müsait bulamamıştım. Elden ele dolaşıp durmuştu. Nihayet lise bittikten sonraki yazda okudum ve "Evet okunmaya değermiş." demiştim. İçindeki olayların yaşanmışlığını, kimin yaşadığını tarafsız olarak bir romanın kahramanları olarak okuyun. Etkileneceğinizi düşünüyorum. 

4.) Philippa Gregory - Katherine = İngiliz Kraliyet Ailesinden bir dük ve düşesinin hikayesi diyebilirim. Entrikalar ve yaşanmışlıklar çok etkisi altına almıştı. Bir süre adapte olmakta zorlanmıştım, sonra da elimden bırakmakta zorlanmıştım. :) Çok sürükleyici bir saray hikayesi...

5.) Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi = Sevgiyi Aşk'ı şiir ile harmanlayarak çok güzel anlatabilen biri olarak görüyorum Canan Tan'ı. Piraye romanı ile bir tutulması o yüzden saçma geliyor bana... 




Kalın kitap candır doğrusu. :) Neden mi? Bazen bitmesini istemediğiniz hikayeleri bulup, sımsıkı sarılırsınız o hikayeye. Bitmesin diye umut ederken mutlu sonla da olsa siz karakterlere kaptırmışken kendinizi çabucak biter ya... İşte o yüzden, candır kalın kitaplar bazen...  

Bu zamana kadar aldığım kalın kitaplarımdan yanıltan 1-2 tane çıktı. Tabii seçerek alıyorum onun da faydası var. :) Devam edelim ;

1.) Debbie Macomber - Bir Yumak Mutluluk = Antalya'da serinin bende olmayan kitabı diye almıştım. Ancak eve gelince de acayip endişelenmiştim. Tesadüfe bakın ki endişem doğru çıktı. Geçen Kasım ayında dayımın düğünü için gitmiştik Antalya'ya. Babamla Özdilek'ten anneme geçen Kasım aldığım hediye kitabı, bu yaz tekrar aynı yerden aldım okudum. Kısmet... :)

Annem fırsat bulup okuyamamıştı, Antalya'da yenisiyle bana kısmet oldu. Ama çok sevdim doğrusu. Elimde şimdi iki tane Bir Yumak Mutluluk, bir tane de Bahçemde Yeşeren Umutlar kitabı var. Debbie Macomber okunmaya değer bir yazar bence... :)

2.) Adam Fawer- Empati = En sevdiğim kitaplardan biri olmaya aday. Tabii ki Olasılıksız'dan sonra.

3.) Adam Fawer - Olasılıksız= Bu kitabım ablamda. Çok severek okudum ve tekrar okumayı düşünüyorum elime ulaştığında. Sonra da Empati'yi tekrar okuma düşüncem var tabi.. 

4.) Audrey Niffenegger - Zaman Yolcusunun Karısı= Güzel bir kitaptı kendisi. Antalya'da aldığım kitaplardan biriydi sanırım geçen sene. Kendisi Filmi Olan Kitaplar seri'mde ikinci yorumladığım kitaptı. O yazımı burada bulabilirsiniz.

5.) Federico Moccıa - Gökyüzünün Üzerinde 3 Metre= 2013 Bursa Kitap Fuarından aldığım kitaplardan biriydi. April yayınlarında 3 tanesi 15 tl'ye indirimi vardı. Yanlış hatırlamıyorsam 15 tl idi. Aldığım o 3 kitaptan en sevdiğim kitap bu oldu doğrusu. Severek okumuştum... 

6.) Kristin Hannah - Ateşböceği Yolu= Arkadaşlık ve dostluk ile ilgili bir kitap. Kristin Hannah'ı D&R'ın internet sayfasında kalın kitap ararken görmüştüm, ilk tanışmamız böylece gerçekleşti. Diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Ama kitapları epey kalın ve güzel oldukları için kitap mağazalarında pahalı. İnternetten almak düşüncesindeyim. :)

7.) Maeve Binchy - İtalyanca Aşk Başkadır= Arkadaşım Burcu'nun kitaplığından hediyemdi bu kitap. İtalyanca merakımı bildiğinden ötürü bu kitabı bana seve seve hediye etmişti. Okunması zevkli bir kitap, tabii biraz da dil merakınız varsa. :) 


Ve bir de okumak için sıraladığım kitaplarım var sırada. Şöyle ki; Alttan 4 kitap okumadığım kitap; -Nutuk harici 3 kitabı yeni almıştım zaten- Üstten 4 kitap da yarım bıraktığım kitaplarımdı... Okunmak için sıra bekleyen kitaplarım bunlar da. Bitirdikten sonra yeni kitap alacağım diye söz verdim kendime. Ancak yarım bıraktıklarımda oyalanacağım gibi görünüyor. :/


Bir de annem ve babamın kitapları var. Üstteki Satranç kitabı babamın, altındakiler de annemin. Bir de arada Fakir Baykurt kitabı var o da kuzenimin kitabı, teslim edileceklere girmeden önceki kare bu. Göz atacak olursak bu kitaplara da;

1.) Kahraman Olgaç - Satranç Öğrenelim= Babam iyi Satranç bilir. Sanırım bu kitap okuldan kalma, Amcamlarla işlettiğimiz okuldan kalma yani...

2.) Emin Çölaşan - Turgut Nereden Koşuyor= Annemin kitaplarından biri. Eskiden okumuş sanırım, kitapla ilgili hiçbir fikrim yok. Ama okumayı düşünüyorum ilk fırsatta...

3.) Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu - Bitkisel Kürler Rehberi= Adından da anlaşıldığı gibi Bitkisel Kürleri içeriyor kitap.

4.) Dr. M. Ender Saraç - Ayurveda= Ender Saraç'ın sağlık üzerine kitabı bu da. Ciddi ciddi okumayı düşünüyorum, kitapların arasında olduğunu gördükten sonra. Güzel bilgiler var içinde gibi geldi. Ama çok takılmamak gerek bunlara, sonra insan çok etkileniyor.

5.) Debbie Macomber - Bir Yumak Mutluluk=  Geçen sene Kasım ayında anneme aldığım hediye kitaptı kendisi. Eklemeyi unutmuşum resim çekerken. Bu sene fırsat bulup ne annem ne de ben okuyabildik hastalıklardan. Bu yaz unutup yazarın bizde olmayan kitaplarından birini alayım derken, yanlışlıkla tekrar bu kitabı almışım. Durum şimdi evde bir annemin bir de benim olmak üzere iki kitap var. Anneme hediye aldığım için, kimseye vermeye kıyamayacağım sanırım. Zor yani... :)


Şimdi Kürşat Başar'ın Kış İkindisinin Evinde kitabı ile Jack London'ın Martin Eden kitabını okuyorum. Bir yeni aldığım kitabım ve bir de yarım bıraktığım kitabım elimde. Okuma hallerim de bu resimdekilerle devam edecek bir süre yani... :) 


İşte böyle; elimde olan kitaplarımdan bahsettim böylece bloğumda. :) Evimizde ve odamda kitaplarımı koyabileceğim bir kitaplığımız yok şimdi. Bilgisayar masamın altındaki rafta duruyorlar kitaplarımız. 

Alt katlarındaki kitaplarıma uzanamayacağım bir kütüphanedense, elimi uzattığımda alabilmek işime gelmiyor değil. Ancak duvara monte edilen raf sistemi kitaplığı da düşünüyoruz annemle. Bakalım kısmet... 

3-4 sene öncesindeki odamdaki çalışma masamın rafları kitaplarımı koyabileceğim kadar genişti. Şimdiki oda takımım daha küçük ve daha dar dolayısıyla. Oda takımımı sevsem de, bu durum eksi durum tabii ki...

Bir yazımın daha sonuna geldik. Sevgilerimle... :) 

Kütüphanemdeki Kitaplarım - #1



Geçen hafta Cumartesi günü, kitaplarımı düzenleme günümdü. Antalya tatilimiz için yolculuğa çıkmadan önce, dönünce kitaplarımı kesin düzenleyeceğim diye söz vermiştim kendime. Zira kaç zamandır yapmayı istediğim, ancak sağlık sorunlarım dolayısıyla fırsat bulamadığım bir düzenleme işi idi kendisi... :)


Nitekim, geçen hafta yaptığım bu düzenleme, bir bakıma Eylül temizliği de olmuş oldu. :)

Bu Cumartesi babama yatağımın üzerine kitaplarımı koydurdum, önüne de sandalyemi çektim. Kitap kokusu ile, her birini okuduğumdaki hissettiğim duygular birer birer canlandı gözümün önünde. :) Benim çok kitabım yok birçoğunun kitaplarına göre, ama bana göre güzel ve özel kitaplarım. Birkaç senedir zamanla çoğalmaya da devam ediyorlar aslında. :)


Mesela resmi çekilmiş elimdeki kitaplarım, severek okuduğum kitaplar hep...  Bir de ablamda kalanlar var onlarda sevdiğim kitaplar. Kütüphanemden 5 tane sevemediğim kitabı kenara ayırdım sadece, fotoğraflarını da çekmedim... Ya kitap alan sahaf bulabilirsem değiş-tokuşa gidecek, ya da bir başka beğenene veya hayır işine... 


Kitaplarımı asıl düzenleme amacım; hem kitaplarıma dokunmaktı, hem de sevmediğim kitapları ayırarak yerlerine yenilerini ekleyebilme yolumu daha da açık bırakmaktı. E tabi bir de yarım bıraktıklarımı yeni aldığım okunmamış kitaplarımla bir araya almaktı. 


Velhasıl sonunda düzenleme işlemi gerçekleşti, o gün.
Yukardaki resim düzenlenmiş kitapların bir kısmı. :) 
Bir kısmı ablamda, birkaçı da ödünç alınanlar arasında...  Buyrun yazıma;

Kitaplarım hakkında fikirlerimi de yazmak istiyorum aslında. O yüzden bölüm bölüm olsun bu yazılar, çok uzamasın bu yazı da diye düşündüm. Diğer yazı da biter zaten büyük ihtimal. :) 

O zaman 1. yazımız hayırlı olsun. :)


İlk kitaplar orta boyda kitaplardan oluşuyor. 

1.) Bikini Mevsimi - Sheila Roberts =Sheila Roberts ile tanışma kitabım kendisi, tavsiye ederim.

2.)Panait İstirati - Sokak Kızı = Panait İstirati de candır. 

3.) İkbal Gürpınar - İçimden Geldiği Gibi = İkbal Gürpınar'ın kendi hayatını anlattığı bir kitabı. Güzel bir kitaptı ve çok sevdiğim bir arkadaşımdan hediye gelmişti. Tekrar teşekkürler. :)

4.) Serdar Özkan - Ekim Yağmurları = Serdar Özkan ile tanıştığım kitap oldu bu yaz kendisi. Okumaya devam etmeyi düşündüğüm yazarlardan biri oldu kendisi. :)

5.) Kahraman Tazeoğlu - Başka = Adı gibi "Başka" bir kitaptır. Kahraman Tazeoğlu çok başka bir yazardır. :) En sevdiğim yazarlar arasında yer almaya başlamıştı, ilk bu kitapla kitaplarını okumaya başlamıştım.

6.) Kahraman Tazeoğlu - Bambaşka = Adı gibi "Bambaşka" olan bir kitap. Sanırım çok sık bahsediyorum, Kahraman Tazeoğlu'nun kalemini sevdiğimi... :) Kahraman Tazeoğlu kitaplarım ayrı değerli benim için. :)


Kitaplarımın 6 tanesinden bahsedebildim bugün. Hepsinden bahsedip, yazıyı fazla uzatmak istemiyorum. O günkü çektiğim resimlerimle, devamı gelecek bu yazının daha sonra. 

Bir dahaki "Kütüphanemdeki Kitaplarım" yazımda görüşmek üzere... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...