okuduğum kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okuduğum kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018 Yılında Okuduğum Kitaplar


Geçen sene bu zamanlar, 2018 için demiştim ki; "bu sene 25 adet kitap okuma hedefime ulaşmak istiyorum." Yeniden ulaşamamazlık etmem inşallah bir okuma hedefime daha derken, bu sene başardım! :)

2018 senesini 32 kitap okumuş olarak bitiriyorum! Birkaç senedir diyordum ki, bu hedefe ne zaman ulaşırsam, o zaman arttıracağım. 2019 için de bu sözümü tutuyorum ve 50'ye çıkarıyorum. 25'i geçtim, şimdi de 50'yi geçmeye çalışacağım. Daha çok okuduğumuz bir yıl olsun 2019 ve de daha çok öğrenip bilgilendiğimiz... :) 

Mutlu musmutlu yıllar dilerim ve de sizleri yorumlara beklerim; okuma hedeflerinize ulaştınız mı? Ortak okuduğumuz kitaplarımız olmuş mu? 2018'de en sevdiğiniz kitaplar hangileriydi. Bol kitaplı olsun yeni yıl da inşallah! Sevgiler...

~ 2018'de Okuduğum Kitaplar ~




1.) 4N1K – Büşra Yılmaz (Epsilon Yayınları)


2.) Bülbül – Kristin Hannah (Pegasus Yayınları) ; 2018 için Serhat abimden sürpriz yılbaşı hediyemdi. 2018'de en bayılarak okuduğum kitaplardan biri oldu! :)

3.) Bana Seni seviyorum Deme sev – Miray Çağrı Aktaş (Olimpos Yayınları) ; Bu kitap da, 8 Mart kadınlar günü hediyemdi, Hatice Yengemden. Biraz arabesk bir kitap bana göre ama okuma deneyimlerimde değişik olarak yerini aldı.

4.) Trendeki Kız – Paula Hawkins (İthaki Yayınları) ; Çok isteyerek aldığım ve okuduğum bir başka kitap idi. Polisiye kitapları hiç sevmiyorum diyen ben, bu şekilde yazılan bir romanı okurum dedim. Bu tarz 2018'de bir diğer okuduğum kitap da yine bu yazarın kitabı (Karanlık Sular) oldu. 24. sırada...

5.) OZ Büyücüsü – L. Frank Baum (Arç.kadaş Yayınevi Arkadaş Çocuk Yayınları – Mavi Serisi Çocuk Kitapları) ; 2018'de okuduğum en eğlenceli masal tarzı hikayelerden biri idi.

6.) Alice Harikalar Diyarında – Lewis Carroll (Arkadaş Yayınevi Arkadaş Çocuk Yayınları – Mavi Serisi Çocuk Kitapları) ; Bir diğer en eğlenceli masal tarzı hikayelerden biri de bu kitaptı...

7.) Türkü Baba – Ayten Gezer (Alp Yayınları - Şiir Kitabı) ; 2018'de okuduğum tek şiir kitabı...



8.) Ay Bahçesi – Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)

9.) -22- Britanya Yolu – Amanda Hodgkinson (Arkadya Yayınları)

10.) Yıldız Tozu – Priscille Sibley (Arkadya Yayınları)

11.) Şeker Portakalı (Zeze- 1) – Jose Mauro De Vasconcelos (Can Yayınları) ; Daha önce neden okumamışım diye sorduğum Zeze serisinin baş kitabı. 2018'de okuduğum tek seri Şeker Portakalı, yani Zeze seriisi idi bu arada... :)

12.) Güneşi Uyandıralım (Zeze- 2) – Jose MAuro De Vasconcelos (Can Yayınları)

13.) Delifişek (Zeze- 3) – Jose Mauro De Vasconcelos (Can Yayınları)

14.) Kor Adası – Kimberley Freeman (Arkadya Yayınları)

15.) Bin Yüz Bir İnsan - Aret Vartanyan (2011 Butik Yayıncılık)

16.) Simyacı Paulo Coelho (Can Yayınları)



17.) Kimyager - Stepheine Meyer (Epsilon Yayınları) ; 2018'de en sevdiğim fantastik aksiyon içerikli kitap Kimyager oldu. Biraz ara geçsin yine okumak isterim diyebileceğim tarzda üstelik... 2019'da okumanızı tavsiye ederim! Bence çok başarılı bir romandı. :)

18.) Senden Önce Ben - Jojo Moyes (Pegasus Yayınları) ; 2018'de filmiyle ve kitabıyla beni en çok ağlatan kitaptı. Tek okuduğum seri değilmiş bu arada Şeker Portakalı'ndan sonra okuduğum ikinci seri 2018 için...

19.) Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig (Panama Yayınları)

20.) Satranç - Stefan Zweig (Panama Yayınları)

21.) Senden Sonra Ben - Jojo Moyes (Pegasus Yayınları)

22.) Gerçek Renkler - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)

23.) Git Kendini Çok Sevdirmeden - Tuna Kiremitçi (Doğan Kitap Yayınları)

24.) Karanlık Sular - Paula Hawkins (İthaki Yayınları)

25.) Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)



26.) Aşkın Ateşi - Rita Hunter - Ateş Serisi #1 (Epsilon Yayınları) ; Benim için 2018'in en iyi romantik kitabıydı!

27.) Dora: Freud'a Kafa Tutan Kız - Lidia Yuknavitch (April Yayınları) ; 2018'in en ilginç kitabı diyebilirim buna da, diğer bloğumda yazısını yazmıştım. O da burada...

28.) Kalbin Ateşi - Rita Hunter - Ateş Serisi #3 (Epsilon Yayınları)

29.) Eylül Çıkmazı - Aslı Karabulut (Ephesus Yayınları)

30.) Andersen Masalları - (Say Yayınları)

31.) Büyülü Fırtına - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları) ; 2018'in en iyi fantastik-romantik kitaplarındandı benim için. Bu arada 2018 benim için, 4 kitabıyla en çok Kristin Hannah kitabı okuduğum sene oldu aynı zamanda. :)


32.) Otomatik Portakal - Anthony Burgess (Türkiye İş Bankası Yayınları) ; Daha dün bitirdiğim senenin son kitabına da gelince, en iyisi değildi ama okuduğum kısa kitaplar arasında en gariplerinden bir diğeri idi. Filmi varmış, onu da izleyip 2019'da yazısını yazacağımı umuyorum... :)


Başlangıçta da dediğim gibi; 2019 çok okumalı bir yıl olsun hepimize... Okumak hem geliştiriyor hem de dinginleştiriyor bizleri. Kitap sever canların aldığı hediyeler hep en güzel kitaplar olsun ve hep en mutlu olduğumuz dünyalara aktığımız okuma hallerimiz aktif olsun yeni yılda da... 

Sevgilerimle, tekrar mutlu yıllar dilerim hepimize! =)

28 Şubat 2015 Cumartesi

Şubat (2015) Ayında Okuduğum Kitaplar...

*Bu bir aylık okuduğum kitaplar yazısıdır... :)


Şubat bitmek üzere. Ve bu akşam, epey verimli geçirdim bu ay'ı diyebiliyorum şimdi. Birkaç aydır, böyle kitap okuyamamıştım sanırım. Sonbahar benim için epey verimsiz geçmişti; hem kitap okumam hem de film izlemem açısından... Bu ay 4 kitap okumuş, 10 film izlemişim...

Gelelim Şubat Ayında Okuduğum Kitaplara; 

Şubat ayında bitirdiğim ilk kitap, Eragon oldu... Sonbahar'dan bu yana, elime bir alıp bir bıraktığım kitap olmuştu kendisi. Şubat ayının ilk haftalarında elime tekrar alıp, kaldığım yerden 3-4 günde bitirmiştim. Kötü bir kitap mıydı, hayır. Sadece, Sonbahar aylarında bitirebilecek güç içimde yoktu sanırım. Olur ya; bazen okuyamazsınız veya yazamazsınız. Eliniz gitmez işte bir türlü. Eragon'un okudum yazısı ise burada... :)

Antalya'ya gitmiştik 1 haftalığına daha sonra, Şubat'ın ikinci haftasında... Neden gitmiştiniz derseniz, sebebini buradan okuyabilirsiniz... Oraya giderken yanımda 3 kitap götürmüştüm. Bu 3 kitap, üstteki resimde bulunan kitaplar... 

Taaşuk-ı Talat Ve Fitnat- Şemseddin Sami; Antalya'da okuduğum ilk kitap oldu. Eragon'dan sonra Şubat ayının en çok beğendiğim diğer kitabı oldu. Hikayesi çok güzel ve özgün geldi bana. Önceden okusaymışım keşke dedim. 

Kohlhaas İsyan-H. Von Kleist; değişik bir kitaptı bence. Bir at tüccarının, atlarına yapılanlar karşısında mücadelesini anlatıyordu kitap. Ama hiç es noktası olmaması beni zorladı. Hiç bir bölüm ayırma yoktu. Başladığı noktadan, son sayfasına kadar paragraflar sürüyor da sürüyor. Bu beni yordu bir tek. Kaldığım olayları çözmekte zorlandım, durak noktaları verdiğinde. Anlatımı beni zorlayan bir kitaptı...

Ve bitiremekte çok zorlandığım kitap, Decameron Hikayeleri-Gıovanni Boccacio; Hikayeleri birbirine tekrarlayan birçok hikayeyi ard arda veya aralıklarla okumak epeyce yorucu idi. Bölümsüz olan Kohlhaas İsyan zorlamış dahi olsa, bitiremeyecek kadar değildi. Ancak Decameron Hikayeleri benim için zorlu bir kitaptı. Kütüphanemde, zorlu kitaplar halinde yer aldı maalesef...


Böyle işte, toplamda 4 kitap bitti bu ay... 

Ocak ayında 1, Şubat ayında 4 olmak üzere; 2 ayda 5 kitap okudum şimdiye kadar. (Resimde görüldüğü gibi...) Bu sene kendime 50 kitap okuma hedefi koymuştum. Olur mu? Olur bence... :) 

Şubat güzel geçti işte; bu sebepler açısından da, normal açıdan da. Şükür yani... Mart için diyeceğim, Şubat'ı aratmazsın bizlere inşallah. Mart güzel gelsin ve daha da bol okumalı geçsin hepimiz için inşallah... 

Sevgilerimle... :)

29 Kasım 2014 Cumartesi

Okudum - Sherlock Holmes- Ölümün Sesi

*Bu bir Okudum yazısıdır... :)

Bir süredir birçok okudum yazısıyla karşınızda bulunamadığım bir gerçek. Fakat vizeler, öncesinde de yaz kalabalığı ve mevsim değişikliği derken Kasım'a nasıl eriştiğimizi bilemeden geçirdik ayları resmen...

Derken geçen hafta, yarım kitaplarımdan biri olan Sir Arthur Conan'ın Sherlock Holmes serisinden Ölümün Sesi kitabımı okudum ve geçtiğimiz hafta Pazar gününde de sonlandırdım. Açıkçası bu tarz kitapları kendime yakın bulmama rağmen, güzel bir kitaptı. Heyecan verici gidişatlar vardı hikayelerde.


Sherlock Holmes'in hikaye hikaye sırlarla dolu gerçeğe ulaşma hikayeleri var kitapta. Ve benim hep dile getirdiğim; "Hiçbir gerçek bir yalan kadar can yakmaz" sözüme yakın bir söz de var kitapta; Gerçeğin en kötüsü bile şüpheden iyidir...

Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum, beğenip alıntı yaptığım sözlerle veda edeyim o zaman. Okudum ve güzel bir kitaptı bana göre. Mero'mun bu yaz bana verdiği kitaplardan biriydi. Sağolasın tekrar canım benim. :)

Beğenip Alıntı yaptığım noktalar...

Sayfa 209 – Bazen bir organdaki zayıflık diğer organların daha güçlü olmasına neden olabiliyor.

Sayfa 245 – Bir insan, beynindeki odaları kullanabileceği eşyalarla döşemeli ve geri kalanları da istediği zaman çıkarıp kullanabileceği bir yere, kütüphanesine yerleştirmelidir.

Sayfa 326 – Kendini küçük görmek de, yeteneklerini abartmak da gerçeklerden kaçmaktır.


Hangi söze doğru değil diyebiliriz değil mi ama?? :) 

24 Ekim 2014 Cuma

Okudum - Ruhun Ateşi / Rita Hunter

*Bu bir okudum yazısıdır. :)



Antalya'dan dönüşümüz, misafirlerimiz, gidişlerimiz-gelişlerimiz derken, okuyamadığım kitapların öcünü çıkarabilmek istiyorum bu sıra. Onca aradan sonra bir kitap bitirebildim nihayet. İyi ki D&R'da indirimde görüp de, "Sonra alırım Rita Hunter kitabını" demeyip almışım. Rita Hunter, bir süredir tanışmak istediğim yazarlardan biriydi. Nihayet Ateş Dizisi'nin 2. kitabı ile tanışmış bulunduk Rita Hunter ile...

Neden ikinci kitabı ile başladın seriye derseniz, indirimde bir tek bu kitabı kalmıştı. Onun haricinde de indirimde veya göz önünde kitabı kalmamıştı, D&R'da gezinirken. Baktım ilk kitap mağazada kalmamış, madem öyle gel böyle dedim bende... :) 


Gelelim Rita Hunter ile tanışma maceramın nasıl geçtiğine...

Rita Hunter'in yazı dilini çok akıcı ve sürükleyici bulduğumu söylemek istiyorum önce. Öyle çok cümlelerde takılı kaldım ve geri dönüp tekrar okudum ki, Kağan'ımın da beğendiğinde veya şaşırdığında dediği gibi "Vaaaoov" dedim resmen. :)

Rita Hunter Ruhun Ateşi'nde; aşkı ve tutkuyu da, ruha kötülüğü sindiren hırsı da öyle bir arada anlatmış ki mest etti beni. Arka kapağı okuduğumda, Lily'ye de Sophie'ye de kızmıştım. Bana göre şartlar ne gerektirirse gerektirsin, misilleme yapmak hoş bir durum değil. Ama okudukça anladım, böyle bir durum başıma gelseydi (Ki Allah başıma vermesin) bende durmaz böyle bir kuzene misilleme yapardım....

Çok yüzeysel konuştum, kısaca kitabın konusuna gelecek olursam;


Lily ailesini küçük yaşta kaybedip, amcasının yanına taşınan bir kızdır. Sophie'nin anne ve babası Lily'yi kızlarından ayırmaz, zaman zaman en üstte bile tutarlar Sophie'den. Oysa Lily, büyüdükçe güzelliğinin herşeyi olduğu bilinciyle daha çok daha çok ister. Sophie'den üstün görür kendini, öyle ki kurnazlığı ile Sophie'nin herşeyine sahip olmak ister. Ve herşeyin en iyisine sahip olmak ister...

Sophie, anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş kuzeni Lily'ye her defasında şefkatle davranır oysa. İçinde kötülük barındırmayan bir kızdır Sophie. Ama gel görelim ki, önce ilk aşkını bilinçle elinden almaya kalkışan Lily yerinde durmaz ve Sophie'nin bildiği yalancı tutumundan sıyrılır büyük kavgalarından birinde. Ve büyük kavgaları başlamış olur iki kuzenin. Lily öyle çok güveniyordur ki kendisine, "Bir gün benim de cidden hoşlandığım biri olursa elimden almaya kalkış sende Sophie. Tabii başarabilirsen." der.

Lily'nin tek cazibesi güzelliğidir, Sophie ise aslında hem güzel hem de içtendir. İç güzellik mi, yoksa sadece dış güzellik yeter mi? ikilemesine cevap veren bir kitap bence... :)

Ben okuduktan sonra Sophie'ye hak verdim kısacası. Hırsına kapılmış insanlardan hep korktum ve uzak durmaya uğraştım. Dualarım da hep bu yönde çoğunlukla zaten. Hırsa kapılmak ne kadar güzelse azıyla, çok kapıldığında ise o kadar kötü bence. Sophie'ye hak verip, yazarın anlatımıyla Lily'nin kötülüğü Sophie'nin de iyiliğinin anlatımlarına da bayıldım. Rita Hunter ile ilk tanışmamız gerçekleşti bu kitapla, diğer kitaplarıyla da sürdüreceğiz yazar-okur ilişkimizi diye düşünüyorum... :) 

Uzun zaman sonra bir kitap yorumu yapmış olmanın doyamama durumu ve bir de güzel bir kitabı sonlandırmanın mutluluğuydu sanırım bu yazı. Elimde öyle güzel kitaplar var ki, bir an önce onların içindeki hikayeleri de tatmak istiyorum... 

Hikayelerinin büyüsüne doyamadığımız kitaplar okumamız dileğimle, Sevgiler... :)

14 Ağustos 2014 Perşembe

2014 Antalya Yaz Tatilinde Okuduğum Kitaplar


2014 Antalya Yaz Tatili, garip ve güzel bir şekilde bitti. Hala tam olarak tatilin son günlerinde tutulduğum soğuk algınlığından ötürü kendime gelebilmiş değilim. Öksürmekten gecem gündüzüme karışmış durumda. (Not; Akdeniz Üniversite Hastanesi yetkililerine sesleniyorum, sizi de hasta eder o klima, azıcık kısar mısınız ayarını lütfen!)

Kendime biraz gelebilmiş, sonunda Akdeniz Üniversitesine sitemimi de etmişken gelelim ilk konumuza... Yazmak için aklımda bulundurduğum birçok konu var ama önceliği yaz tatilinde okuduğum kitaplara vereyim dedim. :)


Kısa bir değerlendirme yapacak olursam, okuduğum kitaplar bir elin 5 parmağını geçememiş maalesef. Ama iyi yönünden bakmak gerek, çok fazla okumaya fırsat bulamayacağım kadar dolu dolu geçti tatilimiz. Bu sene geçtiğimiz senelere nazaran iyi gezdik Antalya'yı... :)

Bu arada geçen sene okuduğum kitaplara da baktım, bu seneki okuduklarımdan çok oldukları kesin. Ama sayıları değil önemli olan bünyeye etkileri biraz da. (O nasıl bir mantık yürütme ise artık, ben dahi bilemiyorum) Geçen yaz okuduğum kitapların yazısı burada...


Mart Menekşeleri

Mart Menekşeleri, tatilde ilk okuduğum kitap oldu. Sarah Jio ile de sonunda tanışmış oldum bu sayede. Bu kitap ile tanışmış olduğumuza da mutlu oldum tabii ki. Taa Kasım'da aldığım 3 kitaptan sonuncusu idi bu kitap. Diğer iki kitap ise; Yüreğe Söz Geçmiyor ve Uçurtma Avcısı idi...

Mart Menekşeleri kitabına gelince, güzel bir aşk hikayesini anlatıyordu kitap. Ama okudukça anladım ki, bir değil birden çok aşık'ın hikayesi var kitapta. Bana böyle düşündürttü yani. Hoşuma gitti kitap, Sarah Jio'nun diğer kitaplarını da okumak istedim bu kitaptan sonra. Sanırım diğer kitaplarına da şans vereceğim bundan sonra. :) 


Mart Menekşeleri kitabından alıntılarım; 

Kitabın en sevdiğim cümlesi, başında da yazan bu cümle oldu; "Hayat, birine seni seviyorum demenin kararsızlığını yaşamak için çok kısadır..." Bence de...

"Büyük aşklar zamana, kalp ağrısına ve mesafelere meydan okur. Herşey kaybedilmiş gibi görünse de gerçek aşklar yaşamaya devam eder."

Kitapta bahsedilen Kaybolan Yıllar kitabından yapılan alıntı; “Aşk, zorla tomurcuk vermesini istediğin bir sera çiçeği değildi. Aşk, yol kenarında beklenmedik şekilde açan bir çiçekti.”

Güzel bir kitaptı. Sarah Jio'yu daha çok okumaya çalışacağım bundan sonra... :)


Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu

Bu kitabı Antalya'ya gittiğimizin ertesi günü Mero'm hediye etmişti bana. Tekrar teşekkür ederim canım. Kitabın arkasındaki hikayeyi okuduğumda Debbie Macomber tarzı olduğunu anlamıştım. Sevindim de. Debbie Macomber ve Maeve Binchy tarzı bir kitap olması güzeldi. İlk defa Melissa Senate kitabı okudum, ilk kez duyduğum bir yazardı kendisi. Ama tanımaktan mutluluk duydum, içten ve akıcı bir anlatımı vardı. Böyle kitaplar okumaktan da hoşlanıyorum. Hayatın içinden olduğuna inandıran hikayeler okumak güzel hisler bırakıyor insanda... :)


Can Dostum ve devamı Can Dostumun Yolculuğu kitabı, Mero'mun okumamı istediği kitaplardı. Okumam için ödünç vermişti iki kitabı da. Bu iki kitap bir köpeğin ağzından gibi anlatılmış bir kurgu roman serisi. Şöyle diyebilirim bu iki kitap için, insanların köpekleri değil, köpeklerin insanları var bu kitapta. :) Hayatı onların gözünden anlatmış yazar. Başta alışmakta zorlansam da, sonradan bu hikayeden zevk almaya başladım; ikinci kitapta özellikle...


Can Dostum'u 2 hafta gibi bir sürede bitirmiştim ama, Can Dostumun Yolculuğu adlı ikinci kitabı tatilimizin sonuna doğru 3 günde okudum. Konu bütünlüğüne alıştığımdan ötürü rahat okudum belki de. Can Dostumun Yolculuğu daha hoştu değil de, daha alışmıştım yani bu kitapta seriye... :)

Kitaptan beğenerek alıntı yaptığım yerler oldu... 

Sayfa 146- Bazı köpekler gezip dolaşmak için özgür olmak istiyorlar işte; onları seven bir çocukları yok da ondan.

Hayatın, köpekler değil insanlar tarafından idare edildiğini anlamaya başlamıştım artık.

Sayfa 166- Köpeklerin kapı çalınca havlamak gibi önemli görevleri vardır; ama kediler evde hiçbir işe yaramazlar.

Sayfa 214- Bir köpeğin görevi, insanların isteklerini yerine getirmekti.

Sayfa 259- Çünkü yalnızca daha fazla çaba gösterilerek başarı elde edilebilecekse, başarısızlık bir seçenek değildir.

Sayfa 349- “Joh Lennon, Hayatın biz başka planlar yapmakla meşgulken gerçekleşen şeyler olduğunu söylemiş. Bana sorarsan bu, üç aşağı beş yukarı durumu özetliyor.” 


Ve son olarak da Tavuk Suyuna Çorba'yı es geçmemem gerek. 

En sevdiğim öykü kitaplarından Tavuk Suyuna Çorba... Birçok kitapseverin evinde muhakkak bir kitabı bulunduğunu gördüğüm serilerden, özellikle de eski kitapseverlerin. Kısa kısa ve yüreği ısıtan birçok hikayeyi barındırıyor her bir kitabı. Eğer bu zamana kadar okumadıysanız, serinin bir kitabına dahi olsa şans verin derim... :) 

Ben bu sefer, Mero'mun verdiği ilk kitabını okudum serinin. Serinin adı; Gençlerin Yüreğini Isıtacak 59 Öykü. İlham veren hikayelerden tutun, mucize içeren hikayeye kadar güzel öyküler bulunmakta içerisinde... 


Benim yaz tatilinde okuduğum 5 kitap bunlardı işte. Her biri birbirinden güzeldi. Elimde Mero'mun bana getirdiği kitaplardan kalan 4 kitaplık seri ile bir gerilim kitabı, bir de benim bayram sonrası kendime D&R'dan aldığım kitap var. Kütüphanemde de 5 civarı henüz okumaya fırsat bulamadığım kitabım var. Bunlara dayanarak bir süre kitap alışverişi yapmamayı düşünüyorum. Elimdeki kitapların her birini çok merak ediyorum. Tatil dönüşü sonrasından beri ancak toparlanabildim sağlık açısından. Beni bekleyen kitaplarıma kucak açabilirim artık. 

Yeniden görüşmek dileğimle. Sevgiler... :)

13 Temmuz 2014 Pazar

Okudum - Uçurtma Avcısı


* Bu bir Okudum yazısıdır. İyi okumalar...


Uzun zamandır kitap okuyamamanın verdiği garip mutsuzluğun ardından, Temmuz ayında bitirdiğim ikinci kitabım Uçurtma Avcısı'nı da bitirebilmiş olmanın mutluluğunu yazıyorum şimdi... :)


Uçurtma Avcısı Antalya yolculuğuna çıkmadan önce bitti. Ciddi anlamda, hemen önce bitti. Yola çıkmadan önce, elimde kitabım arabanın ön koltuğunda oturmuş son 2 sayfasını okuyordum merakla... :) 

Bitirdikten sonra şöyle düşündüm; şimdi yol boyu aralıklarla hikayeyi ve sonunu tartmadan gitmem mümkün değil. Gerçekten de öyle oldu, hikayeyi düşünmeden edemedim. Hayatta birçok insanla hayatlarımız bağlı ve mutlaka bir yerden bağdaşıyoruz birbirimizle... Hayat boyu birçok sürprizle ve birçok gariplikle karşılaşıyoruz. Hayatın en büyük cilvesi sanırım bu da bizlere...

Kitabın Konusu;

Kitaptan çok bahsetmek istemiyorum aslında ama, Kabil'de savaş yıllarından önce arkadaşlık kuran Emir ve Hasan'ın hikayesini anlatıyor kitap. Tabii savaş yıllarını da... Emir ve Hasan'ın şartları aynı ama yaşama biçimleri farklı gibi görünse de, onlar iki dost ve bir sırra yenik düşmüş iki can yoldaşıdır. Okuyabilme imkanınız varsa okuyun. Ben pek fazla bahsetmem kitapların veya filmlerin hikayelerinden. Okumak isteyen veya izlemek isteyenler olabilir çünkü. Ama beni etkileyen cümleleri ve replikleri yazarım yine de... 


Kitapta en çok hoşuma giden sözcük şu olmuştu, Babasının Emir'e söylediği sözler;

Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığında, birini aldattığın zaman doğruluğu haklılığı çalmış olursun. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur, Emir. Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek); aşağılıktır...

Ve bir de şu söz çokça düşündüğüm bir konu oldu yine...

Uçurtma Avcısı Sayfa 297;

“Şöyle dedi; ‘Çok korkuyorum.’ Neden, diye sordum. ‘Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.’ Yine nedenini sordum, şöyle dedi: ‘Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.’ Hemen onu susturdum: “Hişşt, hadi ama. Saçmalama.”

Bazen çok düşünürüm bu konuyu. Mutlu olduğumuz zaman, ardından mutsuzluğun geleceğine alışmışız sanırım. "Hayat bize mutluluğu gümüş tepside sunuyorsa, mutlaka üzüntüyü de daha güzel bir şekilde sunacaktır ardında." diye düşünürüz... Bu ömrümüz boyunca böyle olur çoğu zaman. Dilerim Allahım bize, mutsuzluğu düşündürmeden mutlu olmayı nasip etsin hep. Her ikisi de, hayatta karşılaşmaya devam edeceğimiz durumlar olarak kalacak ne olsa...


Kitabı beğendim, okunması gereken kitaplardan biri gerçekten. Filmini izleyeceğim ilk fırsatta da, belki dönmeden belki de döndükten sonra. Arkadaşım Meryem'e vereceğim kitabı önümüzdeki günlerde. O okuduktan sonra beraber bile izleyebiliriz belki... İzledikten sonra yazısı gelecek inşallah. :)

Böyle bir okudum yazısı oldu bu da, nice okudum yazılarına inşallah. Sevgilerimle... :)

30 Haziran 2014 Pazartesi

Okudum - William Shakespeare- Toplu Öyküler 1


* Bu bir Okudum yazısıdır... :)


Sonunda bir kitap bitirebilmiş olabilmemin mesudluğunu yaşıyorum bugün. Evet vizeler-finaller derken geçen zamanda fırsat bulamamıştım kitaplarımı okumaya. Bugün en sonunda kitaplarıma kucak açtım...

Dün bitirecektim aslında Shakespeare'ın bu öykü kitabını ama, elime almaya fırsat bulamadım. Bu sabah elime alıp, son 4 hikayeyi de bitirerek sonunda bu kitabın yazısını yazma şerefine eriştim. Elimdeki diğer yarım kitaplarıma da el attım, hepsini dizeceğim kitaplığıma bitirmiş olarak inşallah... :) 

Willam Shakespeare'ın bu kitabı, Shakespeare'ın Fantastik öykülerinin ve tiyatro oyunlarının bir kısmını içeriyor. İçindeki öykülerin isimleri sırasıyla şöyle; 

Fırtına
Bir Yaz Gecesi Rüyası
Kış Masalı 
Kuru Gürültü
Size Nasıl Geliyorsa
Veronalı İki Centilmen
Venedik Taciri
Cymbeline 
Kral Lear 
Macbeth

Doğrusu fantastik hikayeleri ve romanları, güzel kurgulanmış olduktan sonra seven ben; bu hikayeleri beğendim. Ancak çeviride çok hatalar vardı, o yüzden anlatım olarak beni zorlayan bir kitap oldu. Şöyle ki; bir paragrafta hem -miş'li geçmiş zaman hem de geniş zaman kullanılıyor. Ard arda değişebiliyor. Ve anlatım daha çok tiyatro tarzı bir anlatıma kayıyor çoğu zaman. Bu beni yordu sürekli ve ister istemez bitirmek için elime almak bu açıdan zor oldu. Bunun dışında hikayeler çok güzeldi... :)


Kitaptan en çok sevdiğim hikayeler; Bir Yaz Gecesi Rüyası, Cymbeline ve Macbeth oldu... Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı hikaye ve tiyatro oyununun filmi var bende, William Shakespeare'in tiyatro oyununun filmi olduğunu bildiğim için almıştım zamanında çok merak ederek. Bu yaz izlemek kısmet olur sanırım... 

Ve özellikle de Macbeth'i merak ediyordum kitabı elime aldığımdan ve içindekiler kısmındaki Macbeth'i gördüğümden beri... Sebebi ise şuydu; Çok Güzel Hareketler Bunlar'da, ünlü tiyatro oyunlarından biri olan Macbeth'in parodisini izlemiştim seneler önce ve çok beğenmiştim. İzlediğim parodinin gerçeğini okumak çok güzeldi. :)

Bugün bu yazıyı Çok Güzel Hareketler Bunlar'ın Macbeth skecini sizlerle paylaşabilmek için de yazdım... İlk defa izleyecekler için de, benim gibi izleyip de tekrar izlemek isteyenler için de skecin bulunduğu bölüm burada. :) Sizin de izleyip beğeneceğinizi düşünüyorum. Hikayeyi bilmiyor olabilirsiniz benim gibi bazılarınız, ama izleyince gerçeğini okumuş kadar oluyorsunuz... :) 

Böyle bir okudum yazısı oldu bu da. 
Sevgilerimle... :) 

14 Eylül 2013 Cumartesi

Kütüphanemdeki Kitaplarım 2013 - #2

Kütüphanemdeki Kitaplarım serisi, Kütüphanemdeki Kitaplarım - #1 yazımla dün başlamıştı. Kısa bir seri de olabilir kendisi, ileride devam da edebilir. Dün bir yazıda uzun uzun yazmaktansa bölmeyi tercih ettim. Şimdi de devamını yazıyorum.

İyi okumalar... :)



Dün yazıyı yarım bırakmıştım, Cep boy kitaplarım var şimdi sırada. Tabii dün söylediğim gibi tekrar ekliyorum, elimde olmayan kitaplarım da çok. Az da olsalar, benim için kitaplarımın her biri özel ve güzel... :) Evet, devam edelim;

1.) Canan Tan - İz = Canan Tan sever biri olarak, diğer kitaplarına nazaran hayal kırıklığına uğramıştım bu kitabında. Ayrı bir tarzı olduğunu bilsem de böyle beklemiyordum doğrusu... 

2.) Canan Tan - Eroninle Dans = Canan Tan'ın çok severek okuduğum kitaplarından biri. Okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitabı... :)

3.) Kürşat Başar - Başucumda Müzik = Ah işte bu kitap beni benden alır. Lise sonda edebiyat öğretmenim tavsiyede bulunmuştu. Mutlaka oku demişti bana. Kütüphanede bir türlü kitabı müsait bulamamıştım. Elden ele dolaşıp durmuştu. Nihayet lise bittikten sonraki yazda okudum ve "Evet okunmaya değermiş." demiştim. İçindeki olayların yaşanmışlığını, kimin yaşadığını tarafsız olarak bir romanın kahramanları olarak okuyun. Etkileneceğinizi düşünüyorum. 

4.) Philippa Gregory - Katherine = İngiliz Kraliyet Ailesinden bir dük ve düşesinin hikayesi diyebilirim. Entrikalar ve yaşanmışlıklar çok etkisi altına almıştı. Bir süre adapte olmakta zorlanmıştım, sonra da elimden bırakmakta zorlanmıştım. :) Çok sürükleyici bir saray hikayesi...

5.) Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi = Sevgiyi Aşk'ı şiir ile harmanlayarak çok güzel anlatabilen biri olarak görüyorum Canan Tan'ı. Piraye romanı ile bir tutulması o yüzden saçma geliyor bana... 




Kalın kitap candır doğrusu. :) Neden mi? Bazen bitmesini istemediğiniz hikayeleri bulup, sımsıkı sarılırsınız o hikayeye. Bitmesin diye umut ederken mutlu sonla da olsa siz karakterlere kaptırmışken kendinizi çabucak biter ya... İşte o yüzden, candır kalın kitaplar bazen...  

Bu zamana kadar aldığım kalın kitaplarımdan yanıltan 1-2 tane çıktı. Tabii seçerek alıyorum onun da faydası var. :) Devam edelim ;

1.) Debbie Macomber - Bir Yumak Mutluluk = Antalya'da serinin bende olmayan kitabı diye almıştım. Ancak eve gelince de acayip endişelenmiştim. Tesadüfe bakın ki endişem doğru çıktı. Geçen Kasım ayında dayımın düğünü için gitmiştik Antalya'ya. Babamla Özdilek'ten anneme geçen Kasım aldığım hediye kitabı, bu yaz tekrar aynı yerden aldım okudum. Kısmet... :)

Annem fırsat bulup okuyamamıştı, Antalya'da yenisiyle bana kısmet oldu. Ama çok sevdim doğrusu. Elimde şimdi iki tane Bir Yumak Mutluluk, bir tane de Bahçemde Yeşeren Umutlar kitabı var. Debbie Macomber okunmaya değer bir yazar bence... :)

2.) Adam Fawer- Empati = En sevdiğim kitaplardan biri olmaya aday. Tabii ki Olasılıksız'dan sonra.

3.) Adam Fawer - Olasılıksız= Bu kitabım ablamda. Çok severek okudum ve tekrar okumayı düşünüyorum elime ulaştığında. Sonra da Empati'yi tekrar okuma düşüncem var tabi.. 

4.) Audrey Niffenegger - Zaman Yolcusunun Karısı= Güzel bir kitaptı kendisi. Antalya'da aldığım kitaplardan biriydi sanırım geçen sene. Kendisi Filmi Olan Kitaplar seri'mde ikinci yorumladığım kitaptı. O yazımı burada bulabilirsiniz.

5.) Federico Moccıa - Gökyüzünün Üzerinde 3 Metre= 2013 Bursa Kitap Fuarından aldığım kitaplardan biriydi. April yayınlarında 3 tanesi 15 tl'ye indirimi vardı. Yanlış hatırlamıyorsam 15 tl idi. Aldığım o 3 kitaptan en sevdiğim kitap bu oldu doğrusu. Severek okumuştum... 

6.) Kristin Hannah - Ateşböceği Yolu= Arkadaşlık ve dostluk ile ilgili bir kitap. Kristin Hannah'ı D&R'ın internet sayfasında kalın kitap ararken görmüştüm, ilk tanışmamız böylece gerçekleşti. Diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Ama kitapları epey kalın ve güzel oldukları için kitap mağazalarında pahalı. İnternetten almak düşüncesindeyim. :)

7.) Maeve Binchy - İtalyanca Aşk Başkadır= Arkadaşım Burcu'nun kitaplığından hediyemdi bu kitap. İtalyanca merakımı bildiğinden ötürü bu kitabı bana seve seve hediye etmişti. Okunması zevkli bir kitap, tabii biraz da dil merakınız varsa. :) 


Ve bir de okumak için sıraladığım kitaplarım var sırada. Şöyle ki; Alttan 4 kitap okumadığım kitap; -Nutuk harici 3 kitabı yeni almıştım zaten- Üstten 4 kitap da yarım bıraktığım kitaplarımdı... Okunmak için sıra bekleyen kitaplarım bunlar da. Bitirdikten sonra yeni kitap alacağım diye söz verdim kendime. Ancak yarım bıraktıklarımda oyalanacağım gibi görünüyor. :/


Bir de annem ve babamın kitapları var. Üstteki Satranç kitabı babamın, altındakiler de annemin. Bir de arada Fakir Baykurt kitabı var o da kuzenimin kitabı, teslim edileceklere girmeden önceki kare bu. Göz atacak olursak bu kitaplara da;

1.) Kahraman Olgaç - Satranç Öğrenelim= Babam iyi Satranç bilir. Sanırım bu kitap okuldan kalma, Amcamlarla işlettiğimiz okuldan kalma yani...

2.) Emin Çölaşan - Turgut Nereden Koşuyor= Annemin kitaplarından biri. Eskiden okumuş sanırım, kitapla ilgili hiçbir fikrim yok. Ama okumayı düşünüyorum ilk fırsatta...

3.) Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu - Bitkisel Kürler Rehberi= Adından da anlaşıldığı gibi Bitkisel Kürleri içeriyor kitap.

4.) Dr. M. Ender Saraç - Ayurveda= Ender Saraç'ın sağlık üzerine kitabı bu da. Ciddi ciddi okumayı düşünüyorum, kitapların arasında olduğunu gördükten sonra. Güzel bilgiler var içinde gibi geldi. Ama çok takılmamak gerek bunlara, sonra insan çok etkileniyor.

5.) Debbie Macomber - Bir Yumak Mutluluk=  Geçen sene Kasım ayında anneme aldığım hediye kitaptı kendisi. Eklemeyi unutmuşum resim çekerken. Bu sene fırsat bulup ne annem ne de ben okuyabildik hastalıklardan. Bu yaz unutup yazarın bizde olmayan kitaplarından birini alayım derken, yanlışlıkla tekrar bu kitabı almışım. Durum şimdi evde bir annemin bir de benim olmak üzere iki kitap var. Anneme hediye aldığım için, kimseye vermeye kıyamayacağım sanırım. Zor yani... :)


Şimdi Kürşat Başar'ın Kış İkindisinin Evinde kitabı ile Jack London'ın Martin Eden kitabını okuyorum. Bir yeni aldığım kitabım ve bir de yarım bıraktığım kitabım elimde. Okuma hallerim de bu resimdekilerle devam edecek bir süre yani... :) 


İşte böyle; elimde olan kitaplarımdan bahsettim böylece bloğumda. :) Evimizde ve odamda kitaplarımı koyabileceğim bir kitaplığımız yok şimdi. Bilgisayar masamın altındaki rafta duruyorlar kitaplarımız. 

Alt katlarındaki kitaplarıma uzanamayacağım bir kütüphanedense, elimi uzattığımda alabilmek işime gelmiyor değil. Ancak duvara monte edilen raf sistemi kitaplığı da düşünüyoruz annemle. Bakalım kısmet... 

3-4 sene öncesindeki odamdaki çalışma masamın rafları kitaplarımı koyabileceğim kadar genişti. Şimdiki oda takımım daha küçük ve daha dar dolayısıyla. Oda takımımı sevsem de, bu durum eksi durum tabii ki...

Bir yazımın daha sonuna geldik. Sevgilerimle... :) 

Kütüphanemdeki Kitaplarım - #1



Geçen hafta Cumartesi günü, kitaplarımı düzenleme günümdü. Antalya tatilimiz için yolculuğa çıkmadan önce, dönünce kitaplarımı kesin düzenleyeceğim diye söz vermiştim kendime. Zira kaç zamandır yapmayı istediğim, ancak sağlık sorunlarım dolayısıyla fırsat bulamadığım bir düzenleme işi idi kendisi... :)


Nitekim, geçen hafta yaptığım bu düzenleme, bir bakıma Eylül temizliği de olmuş oldu. :)

Bu Cumartesi babama yatağımın üzerine kitaplarımı koydurdum, önüne de sandalyemi çektim. Kitap kokusu ile, her birini okuduğumdaki hissettiğim duygular birer birer canlandı gözümün önünde. :) Benim çok kitabım yok birçoğunun kitaplarına göre, ama bana göre güzel ve özel kitaplarım. Birkaç senedir zamanla çoğalmaya da devam ediyorlar aslında. :)


Mesela resmi çekilmiş elimdeki kitaplarım, severek okuduğum kitaplar hep...  Bir de ablamda kalanlar var onlarda sevdiğim kitaplar. Kütüphanemden 5 tane sevemediğim kitabı kenara ayırdım sadece, fotoğraflarını da çekmedim... Ya kitap alan sahaf bulabilirsem değiş-tokuşa gidecek, ya da bir başka beğenene veya hayır işine... 


Kitaplarımı asıl düzenleme amacım; hem kitaplarıma dokunmaktı, hem de sevmediğim kitapları ayırarak yerlerine yenilerini ekleyebilme yolumu daha da açık bırakmaktı. E tabi bir de yarım bıraktıklarımı yeni aldığım okunmamış kitaplarımla bir araya almaktı. 


Velhasıl sonunda düzenleme işlemi gerçekleşti, o gün.
Yukardaki resim düzenlenmiş kitapların bir kısmı. :) 
Bir kısmı ablamda, birkaçı da ödünç alınanlar arasında...  Buyrun yazıma;

Kitaplarım hakkında fikirlerimi de yazmak istiyorum aslında. O yüzden bölüm bölüm olsun bu yazılar, çok uzamasın bu yazı da diye düşündüm. Diğer yazı da biter zaten büyük ihtimal. :) 

O zaman 1. yazımız hayırlı olsun. :)


İlk kitaplar orta boyda kitaplardan oluşuyor. 

1.) Bikini Mevsimi - Sheila Roberts =Sheila Roberts ile tanışma kitabım kendisi, tavsiye ederim.

2.)Panait İstirati - Sokak Kızı = Panait İstirati de candır. 

3.) İkbal Gürpınar - İçimden Geldiği Gibi = İkbal Gürpınar'ın kendi hayatını anlattığı bir kitabı. Güzel bir kitaptı ve çok sevdiğim bir arkadaşımdan hediye gelmişti. Tekrar teşekkürler. :)

4.) Serdar Özkan - Ekim Yağmurları = Serdar Özkan ile tanıştığım kitap oldu bu yaz kendisi. Okumaya devam etmeyi düşündüğüm yazarlardan biri oldu kendisi. :)

5.) Kahraman Tazeoğlu - Başka = Adı gibi "Başka" bir kitaptır. Kahraman Tazeoğlu çok başka bir yazardır. :) En sevdiğim yazarlar arasında yer almaya başlamıştı, ilk bu kitapla kitaplarını okumaya başlamıştım.

6.) Kahraman Tazeoğlu - Bambaşka = Adı gibi "Bambaşka" olan bir kitap. Sanırım çok sık bahsediyorum, Kahraman Tazeoğlu'nun kalemini sevdiğimi... :) Kahraman Tazeoğlu kitaplarım ayrı değerli benim için. :)


Kitaplarımın 6 tanesinden bahsedebildim bugün. Hepsinden bahsedip, yazıyı fazla uzatmak istemiyorum. O günkü çektiğim resimlerimle, devamı gelecek bu yazının daha sonra. 

Bir dahaki "Kütüphanemdeki Kitaplarım" yazımda görüşmek üzere... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...