12 Ağustos 2026 Çarşamba

Antalya'ya Geldik Geleli - Ağustos 2026

 

Antalya'ya geldik geleli bugün 10 gün oldu... 


Buraya hem sevdiklerimizle vakit geçirmeye hem de yaz aylarının sıcağından faydalanıp denizde benim kaslarımı güçlendirebilmeye diye geldik. Ama ne kadar rahat olursak olalım, tatili çok istemiş olursam olayım kendi rutinimi özlemeye başladım bu hafta... :) Ki keyfim yerinde, buradaki sevdiklerimle yan yana olmaktan yana çok mutluyum! Ona rağmen yani... :) 


Geldik geleli neler oldu, neler yaptık anlatmaya geldim biraz. Her ne kadar özledim rutinimi desem de, uzaklaşınca da bir şeyler kafama dank etmedi değil. Kendi telaşımdan kendi endişelerimden uzaklaşabildim. Hani insanla gelirdi böyle şeyler, demeyin. Bu sefer buraya getirmedim Gemlik'te endişe duyduğum şeyleri. Bence 5 sabah girebildiğimiz denizde de bir daha orada da kullanmamak üzere içimdekileri atabildim... =)


Denize 5 sabah girebildik diyorum, iki gün önce regl oldum. Mecburi bir mola vermek durumunda kaldık. Bu hafta ben denize giremedikçe gitmek uğramak istediğimiz kişilere uğrayacak ve o şekilde haftayı değerlendireceğiz. Mesela benim bir Kaleiçine gitme hayalim var yine, bir akşam orada biraz dolaşmak istiyorum eskisi gibi... 


Denize girebildiğimiz 5 sabaha gelince; 

İlk denize girdiğimiz sabah, 04.08.2026 sabahı idi. Geldiğimiz günün iki gün sonrası. İlk gün dinlenelim ve ertesi sabah erkenden başlayalım demiştik. Saat 06.15 gibi kalkıp, 7de çıktık ve 8e doğru denizdeydik. İlk gün deneyimi çok garipti, çünkü 6 sene öncesinde en son Engelsiz plajında denize girebilmiştik ve o zaman girebildiğimiz alan bu kadar derin değildi. Ama şimdi değişmiş...

Durum şu ki, biz en son 6 sene önce engelsiz plajında deniz seferlerine gidip gelirken; ne bu kadar gelişmiş bir alan, ne güvenlik önlemleri vardı. Şimdi alanı özel ekipmanlarla deniz içine kadar rahat inebilir bir platformla ayarlamışlar. Hiçbir engelli kuma gömülmeden plaj içerisinde denize kadar inebiliyor ve denizden de aynı ekipmanlarla alabiliyorlar. Ancak bu ekipmanlarla inilen alan oldukça derin bir alan. Yüzme bilmeyen bir engellinin kendini tek başına tutabilmesi bu alanda çok zor. Demirlere ve de bu platforma tutunmak da bir süre sonra hem yoruyor hem de yaralıyor. 


O gün denize girilen engelli rampasının en uç noktasından denize indirildiğimde ayağımı yere değdirememek beni çok ürküttü. Demirlere tutunarak yan tarafa geçtiysem de, ilerleyip ayağımın bastığı yere gidemedim. O sırada annem denize girmek için hazırdı, babam da. Ama Defnenin kolluğu şiişirilmemişti ve annem de babama şişirmesi için vermiş. Babamın da ilk ben gibi eskide olduğu için aklı, o kadar sığ olmadığını söylesem de inanmadı hemen bana. Birkaç kez daha söyledim, yoruluyorum ve su çok derin ilerleyemiyorum diye. Ne olduysa her şey 5-10 dakika içinde oldu işte... Nefesim yoruldu ve su yüzeyine yüz üstü halde düştüm. 

Babam suya girip beni sığa sürüklemeye çalıştı, o sırada da daha çok su yuttum. Ve sonucunda beni cankurtaran babamdan devralarak ayağımın yere bastığı yere götürdü... Sonrasında o gün nefesimi toparlayana kadar benim için fazla korkunçtu... Babam da çok üzüldü, ben de çok yoruldum ama hepimize büyük bir ders oldu... Bir daha denemeden, bizzat deneyimlemeden temkinsiz davranmayacağız her şey için...


İlk gün eve gelip banyo yaptıktan sonra, yattığım gibi akşam 5e kadar uyudum. Ertesi gün ise daha sakindi... 3 sene öncesinde en son Mersin Kızkalesinde denize girerken ne kadar zorlandıysam ve 1 hafta boyunca deniz içinde ayakta durmak zorduysa, bu sefer de alışmak ve ayakta durmak o kadar kolay oldu... :) İkinci gün bir küçük dengesizlik daha yaşadım ama onu da çabuk kurtardık. İkinci günden itibaren de kumsaldan giriş yaptım ve çıkışımı aynı yerden yaptım. Tek bir gün hariç! Dördüncü gün demirlere tutunarak engelli rampasının deniz içinde bittiği alana gittik ve oradan beni arabayla aldılar. Derinden çıkmak çok zordu, çünkü demirlerin dokunduğu yerlerim fazlasıyla yandı o gün de. Demirlerin orası ister istemez yosunlu ve de paslı. Yaralanmamak için babam en güzeli normal girip çıkmak dedi...

Devamına regl dönemim bitince bakacağız artık... =) (Bunu burada yazabilmek o kadar güzel ki bu arada... Bunu her yerde anlatamamak ve regl döneminde "neden denize gitmiyorsunuz?" diye soranlara bahane bulmak zorunda kaldığım dönemleri hiç sevemedim. Şimdi utanmadan yazabiliyorum. Sadece her türden arkadaş ve akrabanın bulunduğu ana hesabımda paylaşmadım açıkçası. "Denize mola vermek zorunda kaldık bugünden itibaren" dedim sadece. Normal bir şeyden utanmaktan öte, hiç kimseye bunun ayıp olmadığını düşündüğümü bile anlatmak istemediğim için bu şekilde davrandım bu arada... )


Bunlar haricinde yaptıklarımıza gelirsek; Meromla kavuştuk... En son abisinin düğününe gelmiştik, Eylül 2024'te... :) Ve o zamandan beri görüşemedik dostumla. Uzaktan arkadaşlık zor ama böyle anlarında da çok daha kıymetli... Birbirimizi özlemişiz de, bu hafta üç kez görüşebildik. Yakınımda olduğu halde 3 senedir görüşemediğim çocukluk arkadaşlarımı, lise arkadaşlarımı düşününce; zerre dokunmuyor aslında. Meromu özlemesi bile güzel... 


Görüşebildiğimiz akşamlarda oyunlar oynadık, edebildiğimiz kadar sohbetler ettik. Burada olduğumuz süre boyunca her fırsatı değerlendiriyoruz... Ona yaptığım Mantar çiftini teslim ettim gelince, tahmin ettiğim gibi de çok sevdi.. :) Kısmetse bu hafta içinde biz bize bir akşam da geçireceğiz dışarıda. Ben Antalya'ya geldikçe, o Gemlik'e geldikçe yaptığımız "yalnız akşam yemeğimizi" yemeye gideceğiz bir gün...


Bir de buraya geldim geleli okuyamadığım kitaplarımın yanı sıra, yapabildiğim amigurumilerim var... 2 sid bitirdim, 1 bebek kartal bitirdim ve şimdi sıradaki Sidimi bitirmeye çalışıyorum... Burada iken de bir sonraki festivale kadar atabildiğim kadar stok ürün atmaya uğraşıyorum ki, eve döndüğümüzde kısmetse satışa hazır olarak elimde yepyeni ürünlerimi de sergileyebileyim... :)


Buraya gelene kadar yapabildiğim kadar ürünü biriktirip Gemlik girişimci kadınlar derneğimize emanet ettim. Onlar ben gidene kadar olan festivallerde sergileyip satabilsinler diye... Dönünce de o ürünlerin üzerine eklemeler yapabilmiş olmak istiyorum. Yeni ürünlerimin öncesinde de, elimde stoğunu bitirdikleri "sid ve kartal anahtarlık" gibi ürünlerin eksikliklerini tamamlıyorum işte... :)


Velhasıl; geldik geleli, beslenmeme de örgü ve spor düzenime de devam ediyorum. Tek devam ettiremediğim mevzu okuma rutinim oldu. Onu da bu yazımdan sonra devam ettirebilmek adına kendime söz vereyim. Bu yazım bile gecikti ki, kabul edebiliriz her birini... =D


Denize girdiğimiz günler, ekstra adımlama hareketlerimi yapamadım sadece. Ama beslenmeden yana bir kez simit, bir kez de bir dilim börek harici hamurişi ve kızartma yememeye hala devam ediyorum şükür ki... Antalya da benim rutinlerimi bozamayacak, ben devam ettirmek  istedikçe yani... 


Son olarak deniz sabahlarının bana iyi gelip gelmediğine değinmek istiyorum; henüz tam olarak bunu anlayamadım. Dönünce anlayabileceğimi düşünüyorum. Çünkü gidip geldiğimde öyle yorulmuş oluyorum ki, ertesi sabah kalkıp yine gidip geldiğimde aynı yorgunluğu devam ettirmiş oluyorum gibi... Bir döngü halini alıyordu ne yazık ki... Şimdi üstüne bir de regl dönemi eklendi ki, zerre anlamıyorum ne olup bittiğini. 


AMA BİLMELİSİNİZ Kİ; denizde yürüyebiliyor, oturup kalkabiliyor ve her hareketimi en ince titizlikle bana güçlü kaslar olarak dönmesi için yapmaya devam ediyorum...  Bu bile şu an için benim adıma çok ama çok yeterli...


Söz verdim kendime; önce ben beni yetersiz ve de eksik görmeyi bırakmak adına. Bunun için kendimle savaş veriyorum ama başarıyorum bana göre... :)


Orada olduğunuz ve okuduğunuz için teşekkürlerimle. Sevgiler, kısa zamanda yeniden görüşebilmemizi diliyorum... <3 :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...