6 Şubat 2014 Perşembe

Sev de Gel Evladım



Ben bugün sizlerle güzel bir hikaye paylaşmak istiyorum; şiirler kadar böyle ders veren hikayeleri de seviyorum. Sizin de seveceğinizi ve bu konu hakkında düşüneceğinizi zannediyorum... Edebi yazıları okumayı seviyorum, hayatı yaşamak kadar okuyup ders almak da güzel oluyor. Bu sevdiğim edebi hikaye ve şiirler içinde Hz. Mevlana'nın öğütleri, şiirleri ve hikayeleri de var...


Hz. Mevlana Celaleddin Rumi; İslam ve batı dünyasında tanınmış, şâir ve düşünce adamıdır. Hz. Mevlana çoğunlukla öğretici hikayeleriyle ve hayata dair önemli öğütleriyle tanınır. Hayatını okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz... Ruhu Şad, Toprağı bol olsun Hz. Mevlana'nın.


*Resim; Ağustos 2012'de Konya Hz. Mevlana Ziyaretimiz için çekilmiş bir fotoğraf. Yapının bir kısmı o zaman bakımdaydı. Ve resimde ilerdeki bayan benim canım annem. :)

Aslında bu yazıyı Şeb-i Aruz zamanı yazmak istiyordum, ama sınavlardan dolayı herhalde kısmet olmadı. Tam hatırlayamıyorum şimdi, ancak taslaklarda görünce tamamlayıp yayınlayayım artık dedim... :) İyi Okumalar...


Üstte sevdiğimi söylediğim Hz. Mevlana'nın hikayelerinden biri şöyle;

Bir gün bir genç, Mevlananın kapısına gelip ;
_Beni müridliğe kabul buyurun efendim diyerek niyazda bulunur…

Mevlana gence bakar ve
_Hiç aşık oldunuz mu evladım? diye sual eyler.

Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez.
Mevlana, müridliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiğini söyler ve genci geri gönderir.
Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yeniler.
Mevlana sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir.
Üçüncü gün genç dayanamaz ve Mevlanaya bu isteğinin hikmetini sorar.
Mevlana mütebessim bir çehreyle müride döner ve

_Bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi ALLAHA aşık olmaya yol bulur?
Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin de yansın?
Sev de Gel Evladım Sev de Gel !


Benim yorumuma geçecek olursak;

Ne de güzel demiş Hz. Mevlana. Bence de bir kulu sevmeyen ve bir kulu sadece yaradandan ötürü sevme tenezzülünü göstermeyen kişi, zalimlik içerir gönlünde. Gönüle sevda düşmezse, anlamaz iyiliklerin anlamını ve sürekli kötülüğe çalışır kalbinin aklı. Kalbinin aklı diyorum, çünkü kalbin de bir aklı vardır ki; çoğu zaman kalbe hüküm geçmez... Hikayeye bu açıdan da baktım ben yani, müridlik için değil yaşamak için de geçerli benim düşüncem yani.

Ben bu hikayeyi çok severim, çok doğru gelir çünkü. Bir kişiyi sevmemiş kişi Allah'ı tam maksadıyla sevemez demiş Hz. Mevlana. Ve çok doğrudur ki, insan çoğunlukla Aşık olunca daha iyi anlar Allah'ın kudretini. Bu bir çocuğa aşktır, bir karşı cinse aşktır, bir anne babaya aşktır. Mutlak ve mutlak bu dünyada aşık olunmalıdır. Ben kimseye aşık olmadım diyen yanılıyordur. Aşk da bizler için, bu dünyadaki diğer güzel şeyler de; hepsi Allah'a biraz daha yönelmemiz için. Bu hikaye bana bunları anımsatıyor işte...

Ancak;

Kötülük yaparak ve birilerinin üzüntüleriyle beslenerek yaşayan kişiler de var bu dünyada, bunları da anımsıyorum aslında sevmek ve severek yaşamak denilince. Bencillikten beslenen, sevse abartılı seven veya sevmeyi tam anlamıyla bilemeyen... Bu kişilere de Hz. Mevlana gibi karşımıza çıktıklarında Sev de Gel Evladım demeli. Sevgiden geçmeyen yol, yanlış yoldur gibime geliyor çünkü.

Sevmekten ve sevilmekten nasibini alamamak diye düşünüyorum fesat katarak düşünmeleri, üzmek için kötü laflar sarfetmeleri. Ve en kötüsü de eline geçen her fırsatı kötü şeyler için kullanma hakkını kendilerinde bulanlar... Pes edilmeyip sevmekten vazgeçilmemeli diyorum bu sebeple, bazı kötülükler sevginin eksikliğinden gelir diye inanıyorum çünkü. Sevmekten korkmamalı... Hz. Mevlana yüce bir şahsiyetmiş, isterim ki onun sabrından edinebilelim hepimiz. Aşırı sabır sahibi kişi olduğumu söyleyemem, ama sabırlı olduğuma da inanıyorum.

İnternetin gelişmesi ile içindeki öfkeyi büyüten nesiller de türemeye başladı. Bazen şöyle düşündüğüm bir gerçek; Teknoloji geliştikçe, insanlık geriliyor. Çünkü sevgimizi dahi uzaktan veya gizli gizli belli etmeye çalışıyoruz. Bunun bir nebze dahi gerçek olmadığını söyleyecek kişi pek tanımıyorum doğrusu...

Yanlış anlaşılmasın birilerini yargılamak için değil bu yazı, fikirlerim sadece bunlar. Zira etrafımda o kadar insan ilişkileri nedeniyle üzülen ve üzen insanlar görüyorum ki bir süredir, ister istemez üzülüyorum. Mantığımın almadığı şeyler dönüyor etrafımda bazen, gerek başkalarının gerekse de kendi ilişkilerimde... Değişen dünyaya ayak uydurup nasıl bu kadar etkili dönüşler yapabiliriz olumsuz anlamda, bazen anlam veremiyorum işte. Sanki geliştikçe sevgimiz mi azalıyor ne?

Değişmesini istediğim tek şey, iyi anlamda düzelmeler. 

Mesela; sevgisine yalan eklemeden sevebilmeli insan, sevemiyorsa da yaklaşmamalı kimseye can acıtmamalı...

Sevgisini gizlememeli, gizlememeliyiz artık. Bunu ben de yapıyorum elbet. Ama yeri geldiğinde de çok büyük cesaretler gösteriyorum uzun bir zamandır. Uzaktan uzağa bir sosyal platform üzerinden değil, yeniden gerçeğe dönmeli sevgi dolu sözcükler...

Çok dolmuş gibi gözüktüm değil mi bu konuda? Evet biraz doldum tabii. Gördüğüm üzere gerek sevmekten gerekse de teslim olmaktan korkan çok kişi var çevrede. Yalanın bini bir para zamanımızda. Gerçek sevgiyi bulsa da inanamıyor ki insan. Haksız mı peki? Hayır, tabii ki de haksız değil. Günümüzde başkalarının sevgisini kendi çıkarları için kullanan o kadar çok insan var ki; gerilerinde bir enkaz bıraktıklarını bilmeden kırar geçerler kalpleri. Sevseler de gelseler keşke, aslında o zaman anlarlar kırılmanın bıraktığı kalp acısını...


Ve ben tüm bu söylediklerimden aslında şunu demek istiyorum; Sevemeyenin yaptığı acımasızlığa ve kırılan kalbimize takılıp kalmaktansa, seven gönlümüzü kirletmemeye başkaları gibi acımasız olmamaya bakmak lazım. Sevmekten ve kendimize güvenmekten vazgeçersek, acımasız oluruz. "Sev de gel evladım" diyorum kalbimi tüm kıranlara, ki kırdıkları kalbimi toparladım etkileri eskisi gibi değil şükür ki... Kalbimi kırmaya yeltenenlere de aynı şekilde, "Sev de gel" demek istiyorum. :)

Ve Hz. Mevlana'nın şu sevdiğim sözleri ile bitirmek istiyorum bu yazıyı;

Daha yakın gel daha yakın,
Madem ki sen bensin ben de sen,
Niyedir bu senlik benlik?

Biz Tanrı'nın ışığıyız, Tanrı'nın aynası.
Işık ışıktan kaçar mı böyle?
Hepimiz bir tek kişiyiz, bir tek.
Ne diye böyle şaşı olmuşuz?

Haydi şu benlikten kurtul, herkesle birleş.
Kendinle kaldıkça bir damlasın,
Herkesle birleşirsen okyanus...

Hz. Mevlana...


Not; bilmişlik taslamak değildi bu yazıyı yazmaktaki amacım, sadece içimden geldiğince hissettiklerimi ve düşündüklerimi söylemeyi seviyorum. Özellikle de yazmayı seviyorum. Hz. Mevlana'nın öğütlerini önemsiyorum. Diliyorum hepimiz sevgiden geçen yolda bir olabiliriz, Sabırla ve sevgiyle...

Sevgilerimle... :)


Resimler; Ağustos 2012 yazından, Hz. Mevlana gezimizde çekmiş olduğum görüntülerden. Bal mumu heykelleri ile, sergiledikleri eski eşyalar ile canlandırılmış bir yer sanki Hz. Mevlana'nın müzesi ve bulunduğu yer. Ziyaret etmenizi tavsiye ederim.. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...