16 Mayıs 2023 Salı

Engelliler Haftasının Yıldızıyım, Peki Ya Sonrası? - 10-16.2023


Merhaba bir Engelliler Haftasının Daha Sonuna Gelmişken, konuşmamız gereken yine çoook şey var; Farketmeniz İçin Bir Sürü Teklifim Ve De Düşüncem De Var! :)


Her sene bu tarihleri unutsam da, gerek sosyal medya gerekse de önem teşkil edildiğimi farkettiğim derecede ben yeniden hatırlıyorum; biz insanların 365 gün boyunca önemsiz ama bazı özel günlerde "farkında olunmaya çalışılan" günleri var. 3 Aralık Engelliler Günü gibi, 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü ve de önceden Nisan ayında kutladığımızı hatırlıyor olduğum ama her sene 10-16 Mayıs tarihleri arasında Birleşmiş Milletlere üye ülkelerce kutlanan Engelliler Haftası gibi...


Bugün o haftanın son günü; hastanedeki kontrollerim, geçen hafta etkinlik sonrası yorgunluğum ve de bloğuma bu sebeplerle dönemiyor oluşumdan bu yazım düzenlenmek üzere bugüne kaldı... :) Öncelikle birilerine laf çarpıtmak değil amacım, çok net şekilde farkındalık günleri dahi tam anlamını içermiyor demek istiyorum doğrudan. Çünkü her farkındalık gününde zorlandığımız noktalar konuşuluyor, herkes bir derece üzülüyor ama o gün veya o hafta önlemler, çalışmalar veya notlar alınmadan; o hafta kutlamalarla bizler geçiştiriliyoruz ve hafta bitiyor. Hayattaki zorluklarımız kaldığı yerden devam ediyor...

Bu sene ben Engelliler Haftası kapsamında sizlere şunu söyleyeceğim. Bizim ülkemizde "Engelliler Haftası Gerçeği Var, Ama maalesef gerçekliği yok!" (iyi okumalar)



Engelliler Haftası gerçeği demişken; bence böyledir ki ve not etmeliyim çok da iyi anlaşıldığı gibi, sene boyunca bu haftalık görünür olduğumuzu düşünüyorum hep ve yine bu konuyu not ediyorum. Geçen hafta engelliler haftası kapsamında katıldığım Bursa Etkinliğimizde de konuştuklarımızdan ve dertlendiklerimden yola çıkarak eksiklerimizi yazıyorum. Çünkü hiç unutulmamalı: 365 gün boyunca yaşadıklarımızla bizler varız, zorluklarımız farkındalık günleri haricinde dile getirilmekten daha fazlası el atılmayı hak ediyor... Sizce?


Lütfen engelliler haftasına ve de günlerine kalmadan daha çok alan tanıyın bizlere. İş hayatında, sosyal alanda, eğitim alanında ve de kültürel hayatta...

🙏 İş hayatında benim gibi biri için hala bizlerin yeri tam yok ülkemde. Çünkü benim gibi dışarıda akülü sandalyesiyle yer alabilenler, herkes kadar uzun saatler çalışamıyor. Gün içerisinde dinlenmeden orada bulunmak da, desteksiz tuvalet ihtiyacını karşılamak da çoğumuz için mümkün değil zira! Çok şey yapılabilir bu konuda, öncelikle de "işverenlere engelli işçi çalıştırma desteği ve teşvikleri veriliyorsa, engelli işçi kanunu ve her engelli grubunun da kendi içinde şartlarının oluşturulmasına alan oluşturulmalıdır." Sizce mantıksız mı? Bunun örnekleri birçok ülkede mevcuttur.

🙏 İş yerlerinin tam anlamıyla (servisleri, giriş yerleri, çalışma saatleri, engelli tuvaletleri ve gereksinimleri) tüm engelliler için yeterli de değildir! İşverenin engelli işçi çalıştırması teşvik edilirken, işçinin sigortası devlet tarafından yapılıyor olması yetmiyor; engelliye doğru ortamı da sağlamak işverene şart koşulmalıdır. 

🤝 Sosyal hayatta; iş yerlerini geçelim, bina girişleri ve iç dizaynlarından tutun, sokakların taşlarına ve kaldırımlarına kadar bizi genelde planlara tam anlamıyla dahil etmediklerini sizler de biliyorsunuz... Otobüslerde kendi ilçemde şoförler ile yaşadıklarımı biraz biliyorsunuz, onlar beni kabul edemiyorlar hala mesela... Belediyelerin ve şehir planlamacıların her il merkezi ve ilçe sokaklarına en az bir akülü sandalyeli ve bir işitme ve görme kaybı olan engelliyle incelemesi bu devlet için zor olabilir mi??

🤏 Eğitim hayatına gelince, işte şu emoji kadar gelişme mevcut. Ama bu sene biraz kurslara giderim sosyalleşirim yeniden dediysem de olamadı misal. Maalesef en basitinden halk merkezi bile "bana uygun düzenleneceğini söylenen yönetmeliğine rağmen" hiçbir şey yapamadı. (Bu süreci geçen sene 3 Aralıkta bloğuma yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz) Eğitim hayatında da aynı şekilde, ilkokulda engelli ailelerin velileriyle gelişmeler katedilebilir ve ortaokul ve lise okullarının öğrencileriyle de rehberlik birimleri işbirliği yapabilir. Düşünsenize o okulun bir öğrenciye katabildiğini?? :) 

👉 Kültürel hayata da gelince, sosyal alanda bu konuda da yer çok az kalıyor üsttekiler olmayınca. Sinemaya gitsem veya gitsek, oralarda yerimiz koltukların en dışı genelde; tiyatroya gitsem... Dediklerim gayet iyi anlaşılıyor bence, her birine örnek vermeyeceğim daha... 🤷‍♀️


Sizce bir engelli olarak bunları bizlerin illa söylemesi gerekir mi? Toplumumuz farkındalık günlerini devletin hiçbir biriminden beklemeden de atağa geçemez mi? Herkes kendi gördüğü alandan hayatındaki özel gereksinimli biri için harekete geçse, ülkem çiçek gibi olur kısaca. Devlet benim, sensin, biziz ya; vatandaş devletle var, devletim de vatandaş için var. Ben bugün ve bu hafta Engelliler için eksik gördüğüm en net olguları söyledim size! Ben bu alanda gelişmeler için yazmaya ve göstermeye devam edeceğim sözün özü bu... 

Sizler duyacak mısınız ve duyuracak mısınız sesimizi? Benim sesimi kitlelerce yayar mısınız? Tüm bunları ileriki zaman diliminde YouTube kanalımda da sizlere seve seve anlatıyor olacağım! Bilin lütfen, ben daha da atağa geçmeye hazırlanıyorum. Beklemek de yol alınmıyor, sesimi duyurmaya önce kendi şehrimden başlayıp tüm ülkeme yaymayı planlıyorum!

Bu da dert mi denilmeyecek hafta buysa bizim için eğer, bir yıla sığdırma vakti gelmedi mi sizce de bizleri? 🤔🤝

Düşündürdü ise sözlerim, o zaman harekete geçme vakti! Engelliler haftası dediğimiz o zaman tamamıyla anlam kazanacak çünkü!

Sevgilerimle. Ben Didem Köse. 😊

15 Mayıs 2023 Pazartesi

2009'dan Sonra, Bursa'da İlk Uyku Testim - 08.05.2023

 

Geçen hafta bugün, Bursa Osmangazi'de Kent Meydanının az ötesinde Uyku Laboratuvarında Uyku Testim vardı. 1 gece orada uyudum. Geçen hafta akşam 21:30'da geri dönmek üzere girişimi yapıp bizi istersek gezmeye çıkabileceğimizi söyleyerek Kent Meydanına yollamışlardı annemle. Saat 20:00'da çıktık, bir buçuk saat dolanıp geri döndük...


2009'da Hacettepe'de ilk kez çektirdiğimde uyku testini, hastanede yalnız kalmıştım. Annem ve Saniye teyzem, teknisyeneler beni uyku testine hazırlayana kadar benimle kalmıştı, sonra da beni yatırıp Ankara Hamamönü'ne inmişlerdi... O hastaneye dair çok şey hatırlıyorum, çünkü sabahını özel sebeplerden çok içselleştirmiştim... Bu başka bir zamanın yazısı olacak. Şimdi konumuz 2009'dan sonra, Bursa'da da ilk defa Uyku Testine girdiğim akşama dair... 

İkinci defa uyku testim, daha deneyimli olur sanırken çok şey değişmiş; bu test daha da gelişmiş misal... Kafamın üstüne 2009'da yapıştırdıkları üç elektrottan, kafamın her bir yanına birçok altın uçlu elektrotu özel krem yapışkan aracılığıyla takıp bantladı teknisyen bu sefer. Kafamda o kadar çok elektrot vardı ki, yarım saatten fazla uğraştı teknisyen beni hazırlarken ve oldukça güzel bir sohbet ettik o sırada...

Bana bu işlemi uyku sırasında kalp rahatsızlığım sebebiyle nefesim kesiliyor mu ve kalbim duruyor mu test etmek üzere yaptılar. Bir de Doktorum Asuman Hanımın "uyku düzensizliğim var" demem üzere, "neden ve ne derece" görmek istemesi sebebiyle yapıldı...  2009'da Hacettepe'de ilk yapıldığı zaman, bu testin sonucu olarak 1 kere nefesimin kesildiğini ve sonucunda da kalbimin durduğunu söylemişlerdi. Her ne kadar çoğu kişinin birçok uykusunda normal görülen bir durum olsa dahi, kalp hastası biri olarak tehlike oluşturuyordu sanırım; ona göre ilaç durumumu düzenlemişlerdi...

8 Mayıs 2023 Pazartesi günü gittiğimizde; annem koltukta, ben yatakta yattım. Odam çok güzeldi, esasında hiç fotoğraf çekmeyip video çekmişim; bunu da sonradan farkettim. Kendine özel banyosu, tuvaleti ve de çalışmasa da televizyonu vardı... :)


Ne kadar başta anlaştıysak da, beni kandırdılar kitabımı dahi okutmadan 22.45'te yatırdılar. Dışarı çıkıp biraz gezmemiş olsak, o saatte de zor uyurdum ama bir şekil uyudum valla... Annemle yarı uyuyup yarı uyansak da, uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar erken saatte uyuduk sanırım...

Telefonları kapattırdılar ikimize de, gerek gelebilecek sesler gerekse de manyetik enerjileri odadaki aletlerin çekimini bozabiliyormuş... Gece boyu annem rahat edemedi, onun sesi çıktıkça uyku testi başarılı geçmeyecek diye korktum bir ara. Başta bu sebeple tedirgindim, ama sonradan çok iyi uyudum sanıyorum.

9 Mayıs sabahı uyandırıldığımızda; "Çok rüya gördün, farkında mısın?" dedi kabloları söken teknisyen hemşire. Evet, birazını da hatırlıyordum ama çok rüya görmek benim için pek de şaşılacak bir durum değildi. O kadar çok rüya gördüm ki, gece boyu çok kez uyandım ama uyku testini yapan kişiler bunun da normal olduğunu savundular... :/

Fotoğraflardan siz de anlayabilirsiniz; uyku testine çok dinlenmiş ve şiş olmayan bir suratla girmiştim ama nasıl bet bir suratla ve memnuniyetsiz çıktım! :) Sebebine geliyorum; gece boyu beni uyandırdıklarını hatırlıyorum çünkü... En son seslendiklerinde, odaya gelmediler ama öncesinde her birinde beni kontrol ettiklerini hatırlıyorum biraz. Döndüm, hı hı diye cevap verdim gözlerimi açıp. Kamera ile izlenmiş olmama rağmen, bunların hiçbirini onlar garipsememiş... 

İşin en garip yanı da, kulağımda çok net yankılanan sabah sularındaki o sesti; "Çekim bitti, çok da başarılı geçti. Ama diğer hastaların çekimleri bitmedi, onlar da bitsin gelip seni çözeceğim tamam mı?" :) = Ben buna da tamam dedim, uyuduğum tek derin uyku da o oldu benim için... Sonra öğrendim ki, esasında hiç kimse bana gece ve sabah boyu bir kez dahi seslenmemiş!

Sanrılarla geçirdiğim bir gece sonrası, sabah elektrotların her birini söküp üzerimden; "Saat 7'ye kadar odada kalabilirsiniz ama 7'den sonra odayı boşaltmış olmanız lazım, temizliğe geliyorlar." dedi. Saat 6'da kaldırılıp, 6.45'e kadar çıkışımız için hazırlandık ve çıktık odadan...

Beyin denilen şey ne garip değil mi? - O gece "acaba kablolar sökülür mü? Acaba test başarısız geçer mi? Neden uyuyamıyorum ki? Bacağım ağrıyor bu gece ne zaman bitecek? Acaba bu uyanışlarımın hepsinin sebebi bulunabilecek mi?" diye diye uyudum ben. Çoğunlukla yarı uyanıktım üstelik... Çekim bitti, üzerinden 1 hafta geçti ve ben bu yazıyı da ancak yazabiliyorum. Esas sonucu bence doktor söyleyecek yine de, teknisyenler sonucumu iyi gördüler ve "seni neden doktorun gönderdi ki, onu bile anlamadık!" dediler bile. Doktorum ise anlattığım tüm bu huzursuz uykuların hormon tedavisiyle düzeltilebileceğini düşünüyordu son görüşmemizde. Bu hafta Perşembe günü görüşeceğiz doktorumla, bakalım uyku testi üzerine ne diyecek bana bu konuda... 


Yıllar Önce Yıllar Sonra Yapalım Bir De...


2009'da ilk testim için uyumadan önce de beni fotoğrafladıkları gibi, bu sefer ben selfieledim kendimi, öncesi sonrası yaparsın dedi teknisyen abi önceki deneyimimi anlattığında. Üstteki iki fotoğraf da, uyumadan önceki hallerim benim... :)

2009'da file geçirilmemişti kafama ve kafamda sadece üç elektrot vardı, sistem artık daha da geliştirilmiş ve daha fazla ayrıntı görülebilir olmuş uyku testinde. Tam emin değilsem bile, 2009da bana rüya görüp görmediğimi söyleyebileceklerini dile getirmemişlerdi.

2009da uyku testimde, oda içinde bir oda idi gözlem yeri ve izleyen gözlemcim gece boyunca çekirdek çitlemişti. Bu seferki gözlem odası yattığım odadan bağımsız idi ve ses sebepli uyku sorunu yaşamadım. :))

2009da kafama takılan elektrotlar için saçımın üstündeki tepeden iyi bir tutam saç kesilmişti, sonra o tepe uzadığında ibibik gibi olmuştu kafam epey bir süre. =))

2009da daha rahat uyku uyuyabiliyordum, 2023de uykularım çok rahatsız ve huysuz halde. Ama zamanla toparlayabileceğime inancım var... 

:)) 

Velhasıl, bunlar hep deneyim... Şimdilik son uyku testim de oldukça iyi geçti ve sonuç olumlu. Doktorum bu hafta sonuca ne diyecek yine cuma veya cumartesi zaman geçmeden konuşuruz inşallah... 

Hastane ortamında uzun zaman sonra ilk defa bir gece daha geçirdim, özlemiş miyim derseniz sıkıntılı uykuyu geçirene kadar o deneyim bana çok rahat hissettirdi! Hani Gülseren Budayıcıoğlunun da sık sık değindiği gibi; küçüklüğünde yaşadığın deneyimler huzurlu alanların gibi hissettiriyormuş ya, sanki bir diğer tanıdık evimden birinde idim ve sanki uzak akraba ziyaretine gitmiştim.. Çok sık olmadıkça güzel hissettirebiliyormuş demek, şükür ki... :)

Rabbim hasta edip hastanelere de düşürmesin, hiçbir kimseyi doktorsuz da bırakmasın inşallah diyerek bitiyorum yine. Görüşelim en kısa zamanda temennimle... <3





5 Mayıs 2023 Cuma

Nisan'a Selam, Mayıs'a Devam... - Mayıs 2023


Mayıs'a çok güzel başlangıç yaptık; çünkü farkettim uzun zamandan sonra en dolu geçen ayımı geride bıraktık. Her ne kadar içerisinde alerjik astım sıkıntısı yer alsa da, yarısı hastanelerde ve hastalıklarla geçse de; iki tane bayram, bolca uğraş ve de kabullenme vardı!


Mayıs'a bol su ve bayram haftasında ara verdiğim kakao içmelerimle başladım. Bu sıra çok susama gibi bir sorun yaşıyorum. Uzun uzun içmeyip, sonra birden su yüklüyorum vücuda. Bunun sebebi nedir dersek; biraz ihtiyaç duydukça su içmeye çalışın dediler; evet, vücudum ihtiyaç duydukça su içiyorum ama bu da sanki bir deve hörgücünü dolduruyor gibi hissettiriyor bana. :) 

Şaka bir yana, bilerek yapmıyorum bu susuz kalma mevzuunu. Dört beş gündür böyle denk geldi, gün ortasında su içemez ve akşam da suya doyamaz oldum. Annem babam bunun zararlı bir şey olduğunu söylese de, vücudum bu ara buna ihtiyaç duyuyor demek ki! Onun sözünü dinleyeceğim ben bu sıra.. Hadi hayırlısı diyelim... :) 

Mayıs ayına Nisan ayının sondan ikinci haftasında başladığım iki kitapla başladım; 

- Cadının Yüreği - Genevieve Gornıchec, 
- Madalyonun İçi - Gülseren Budayıcıoğlu.

İki kitap da çok akıcı ama astımın sıkıştırdığı uykusuz gecelerle geçen haftalardan sonra, son iki haftadır gece uykularıma kolayca geçiş yapabilir oldum. Bu sebeple geceleri çok okuyamadığım, gün içinde de az az okuyabildiğim için; elimde hala kitaplarım... 

Nisan güzel geçti, kendince bol etkinlikle... Mayıs'tan da Nisan'ı aratmayacak bir performans bekliyoruz şimdi, en hayırlısı ve en sağlıcakla dolusundan... :)


Dr. Clinic Bursa buluşmamız Mart ayında idi, fotoğraf araya karışmış ama hatırlatmak gerektiğinin bir işareti olabilir diyerek ses etmedim. (Araya karıştırma işlemini bilinçsiz yaptığım için aldırış etmedim yani.) Tekrar hatırlamamız gerektiğini düşündüğüm o yazımı buradan okuyabilirsiniz yeniden... :)

Nisan ayına her ne kadar tam bayram olmasa da, iki bayram sığdırdık. Biri milli biri dini... 23 Nisan da Ramazan bayramı da oldukça neşeli geçti. Oldukça diyorum, çünkü önceki Ramazan bayramında görmediğimiz kadar insanı görebildik en azından. Şükretmek lazım böylesine de. Ayrıca hüznü yeterince kabullendik, bence bir mutluluk molasını da haketmiştik! =) Nisan ayında farkettiğim bir mevzu da buydu; o kadar çok içselleştirmişiz ki, psikologların söylediğine göre bir yerden sonra vücutlarımız bunu benimsemiş. 

Her birimiz bayramı "tam bayram olmadığının bilincinde olduğumuzu belirtmek durumunda kalarak" geçirdik. Suçlu gibi... 3-4 kişiden sonra, bunu belirten belirtmeyen sosyal medyada hiç kimseye kızamadığımı farkettim ben de. İnsanız, hüzne de mola vermeye ihtiyacımız var. Deprem bölgesinde çocukların bayram günlerinde mutlu olduğu yüzlerinin ve arkalarında umutlu ailelerinin yüzlerini görmek nasıl rahatlattı beni! Böyle bir rahatlık istedim Allahımdan, ülkeme ve dünyama... 


Nisan ayında üç kitap okudum bitirdim; Londra'dan Sevgilerle - Sarah Jio, Zamanı Durdurmanın Yolları - Matt Haig, Derin Düşünceler: Ölüm - Kolektif Yayınları... İçlerinde en sevdiğim Londra'dan Sevgilerle kitabı oldu. Derin Düşünceler: Ölüm de farkındalık dolu, beni rahatlatan bir kitaptı ondan sonra. Ama Zamanı Durdurmanın Yolları, yazarın bir önceki kitabı "Gece Yarısı Kütüphanesi" kadar sevemedim... Bana zorlama geldi birçok yanıyla. Hikayenin havada kalan çok noktası vardı bence, bana bunu hissettirdi; Zamanı Durdurmanın Yolları kitabı... Ama şimdi elimde okuduğum her iki kitap da bu bahsettiklerim gibi değil. İkisi de birbirinden akıcı. En önce Cadının Yüreği bitecek galiba... :) 

Çok örgü ördüm, çok dizi izledim Nisan ayında ama izlediklerim sayesinde işlerimi de çabucak hallettim. Motivasyonum oldular resmen! :) Öyle ki Yabancı Damat dizisini bitirdim. Çok güzeldi. Zaten sevdiğim eski dizileri izlemesi benim için en keyiflisi... En son yabancı dizilerde listemden bir diziye başlayamadım. Şu sıra beni nedense hiçbiri sarmadı! Şu an "Aşk Denklemleri (The Love Equations)" dizisini izliyorum Youtube'dan. WeTv Turkish youtube kanalının dizileri güzel. Sanıyorum 1,5 ay önceydi, oradan bir diziyi daha bitirmiştim. Adı "Mutfakta Randevu" idi... O da çok güzeldi ve bu kanalı takip etmeme sebep ilk diziydi... Çin dizilerini sevmezdim ama bu kanalın seçtiği dizilerin bir kısmı bana hitap ediyor doğrusu. :))

Nisan ayının en doğru kararı, nihayet tripod alımımı gerçekleştirmemdi; ki bu süreci bloğumun instagram adresinde bu gönderimde paylaştım. İkinci seferde çok iyi şekilde doğru tripodumu buldum ki, kullanmaya da başladım. İlk videom da burada üstelik. :) Bu hafta ortasında tripodumla bir cesaretle ilk instagram canlı yayınımı da açtım, onu da buraya tıklayarak izleyebilirsiniz... :) 

Nisan ayındaki bir diğer değişiklik ve yenilik; Defnemizin Kreşe başlamış olmasıydı. Annemin Mart ayı sonunda teyzesini kaybetmemizden iki gün önce kreşe alıştırmaya başlamıştık. Sonra annem Ankara'ya gitti ve 1,5 hafta boyunca o dönene kadar alışmayı reddetti. Ne zaman annem döndü, Defnoşum üç günde alıştı kreşine ve uyum sağladı. Çok şükür Nisan ayının ikinci haftasının sonunda okula kabul ettiler. Artık en küçüğümüz de okullu, umarım tüm okul hayatı başarılarla ve mutlulukla dolu olur Defnoşumuzun... :)



Bir de Kağanımla, birçok çarşı gezme, birçok oyun oynama ve bir kere de film izleme fırsatı bulabildik... Artık dersleri kış vaktinde olduğu kadar sık değil, haftasonları bazen gelip bizde kalabiliyor böylece ve beraber haftasonlarımızda dışarı çıkmaları değerlendiriyoruz. Üstteki gökyüzü fotoğraflarımın birçoğunu dışarıda beraberken çektik, geri kalanı da hep hastane yollarında ve dönüşlerinde çektim. Nisan ayı beni bir tek bu astım açısından zorladı! Çünkü tam ay başında 1 hafta boyunca uykularımı düzenlemiştim; alerjim ortaya çıktı ve iki hafta boyunca düzenlenmiş uykumla, uyumak isterken uyuyamaz duruma düştüm. Öksürük krizleri ve geniz tıkanıklıklarım sebebiyle... :)


Tüm ay; örgülerim, satışlarım, dizi izlemelerim, astım sıkıntılarım ve de hedeflerime ulaşmalarımla çok şükür geçti gitti... Gelelim Mayıs ayına, Mayıs ayına çok başka hedeflerim var;

Uzun zamandır koymadığım bir hedef; Ay boyunca dil çalışmalarıma geri dönüp, İngilizce'den 100 adet yeni kelime öğrenmeyi hedefliyorum. İtalyanca'dan da en çok 50... Bu dil mevzuunu yeterince öteledim, Duolingo çalışmalarım harici..

Sonraki bir diğer hedefim; tripodumla videolarıma hız vereceğim kadar, tiktok ve de instagram canlı yayınlarıma ağırlık vermek olacak. Buna bu hafta başlamış olduğum ortada zaten! (:

Bir diğer hedefim de çokça umursamaz davrandığım defterlerimi kullanmaya devam etmek olacak, başlangıcım yarın. Buraya eklerim, başladım bildirimini. :)

Bir diğer ve son hedefim; 5 adet kitap okumak, 5 adet de film izlemek. Çünkü iyi besleniyorum buralardan, yazmada ise bu kadar zorlanmıyorum. 3 gündür cümlelerimi toparlamakta zorlanıyorum resmen. Durum işte bunlardan ibaret... Sırf bu sebeple geç kaldım bu yazımı yazmaya mesela. Toparlayamadım zira, aklımda sürekli "bu cümle olmadı, daha fazlası da vardı!" düşüncesi vardı!

Bir de bu aya yapabilirsem bir hedef daha ekledim, bu da gerçekleşince önümüzdeki ay size yazacağım. Ben kendime güveniyorum, umuyorum önümüzdeki aya "o son hedefimi de gerçekleştirdim!" diyerek başlarım ay başlangıcına. :) 

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum, bir sonraki yazımda görüşmek üzere; sevgimle sağlıcakla kalın... =)


29 Nisan 2023 Cumartesi

Bakım Perileri; Kendine Bakım Tek Bir Şey Değildir

Gece gece maske bakım perileri geldiler, "o ertelediğin maskeyi bu gece yapmazsan rüyanda seni rahat bırakmayacağız, kalk hadi!" Dediler. 🥰

Bu Cuma akşamında Saat 22.45'ten 00.00'a kadar kendimle uğraştım. Bu sefer epey uğraştım, çünkü nicedir ertelediğim peeling ürünümüzü denedim; boşuna ertelenmiş bir karar olduğunu gördüm. Yüzüme ipek kese değmiş gibi derinlemesine rahat hissediyorum kendimi... 🙂


🤝Resimde gördüğünüz üçlü ile bakımımı ve daha derin hislerimi anlatacağım;

Çay Ağacı Yüz Temizleme jelim ile yüzümü temizledim, her gün yaptığım gibi. Temiz cilde peeling ve maske, esas temizliği sağlıyor...

Antioksidan peeling ürünümüzü ilk kullanışımdı, hemen öncesinde cilt bakım eğitimimizdeki eğitmenimizin önerisiyle; hafif ıslak cildime, biraz yanaklarıma biraz da alnıma sürüp cildimi dairesel masajlarla içeriğindeki minik partikülleri yaydırarak cildime sürdüm... ❣️ Cidden söylendiği gibi kokusu da dokusu da iyi hissettirdi. (Cilt alt tabakasını temizlemeye yönelikti bu adım, haftada 1 yapacağım) Sonra cildimi yine ılık suyla yıkayarak temizledim... 🙏

Mavi kantaronlu maskemi, kuruladığım cildime sürüyorum. Maske fırçama bir miktar ürünü sıkarak yaydım mavi maskemi... Sonrası tamamen kurumasını bekledim. Fotoğraflarda da görüldüğü gibi kuruyunca rengi açılıyor iyice zaten... En son da cildi ılık suyla yıkıyor ve temizce kuruluyoruz.. 👌🙂 

🧚‍♀️🧚🧚‍♂️

Tüm bunlar ne işe mi yaradı? Gelin bir de bunu konuşalım ❣️

🙂 Yine fırsattan istifade kendime baktım, gün içinde yüzüme bakmadan yer yer kendime söylediğim acımasız düşünceleri yüzüme baka baka söyleyemediğimi farkettim.

Her alanda uyaranla karşılaştığımız şu dönemde, esas olarak kendime böyle de bakarak es geçmemeyi yine hatırladım. 

Cildime dokunurken kalbime de dokundum. Dilimden kalbimden rahatlatıcı dualar döküldü çünkü... 🙏🙂

Bir de büyüdükçe bu kadar çok kendinle ilgilenmek vakit kaybıymış hissi, değerini yeniden kaybetti. 👌

Ertelediğim benzer bana iyi hissettiren değerlerime yönelme hevesim geldi... 

👉 Hiçbir kendine bakım tek bir şeye iyi gelmez ki, iyi uyku için bile yeterli gelecek şimdi... 😊

Ürünlerim de bakımım da şahane... 🧚‍♀️ 

İnstagram hesabımda ve DM'mde kendine değer var, indirim var. 🥰💬

25 Nisan 2023 Salı

Mart Doktor Randevum Ve Sonrası... - 23.03.2023.Perşembe


Bu yazıyı yazamadığım için birçok yazıyı ertelemiş bulunarak; yani bir yazıyı eksik bırakmamak uğruna diğer yazılarımı da yazmayarak buradan uzak durdum 1 aydır. Yeniden döndüm şu anda da... Ben Didem, bugün günlerden 25 Nisan 2023. :) Son Nöroloji doktor randevumdan 2 hafta sonrasından beri astımımla uğraştığım için, göğüs hastalıkları doktorum hariç yeni bir randevuma gitmedim. Neler yaptım onu görüşelim... :)


23 Mart günü, Araştırma Hastanesindeki Asuman Hanımla randevuma, bu sefer babamla değil "engelsiz taksi" ile gittik. Asuman hanım yine oldukça ilgili şekilde beni muayene etti ve önce zorlu çektirdiğim MR testim ve ona rağmen çok basit geçen Kemik Testimin sonuçlarına baktı. MR testimi çektirdiğim günü ve zorluklarımın sebebini okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz... MR'da astım sıkıntısını yaşadığımı öğrenince bana hak verdiğini söyledi, "maalesef o makine hala çok zorluyor birçok hastayı" dedi. 

Kemik testim çok iyi çıkmış, erime de kemik yoğunluğumda azalma da bulunmamaktaymış. Ama kas testinde kaslarımdaki kuvvet kaybı ve yoğunluğunun azlığı belirginmiş. Her ne kadar sabit dursam da MR'da çıkmayan birkaç kas grubunun eksik olmasına rağmen bunu görebiliyormuş doktorum...

"Daha fazla hareket ve daha fazla beslenme düzenime dikkat etmem gerek demek ki" diye anladım. Bir de "uyku uyku uyku!" Diye düşündüm... Ama bahsettiğim gibi, iki haftadır doktor randevularına gitmemi gerektiren astımımın tetiklendiği son 4 haftalık süreç sonrasında kurduğum uyku düzenimi yeniden yerle bir etti! 

Uyku düzenimi konuşmuştuk doktorumla da zaten, yorulamayan vücudum sebebiyle çabuk uykuya geçemediğimi ve üstelik çoğu zaman uykumun da olduğunu söyleyince; "Bu bir anksiyete başlangıcı işte, sonrası hiç uyuyamamaya kadar gider. Uyku testine göndereceğim seni, sonrasında da sana melatonin hormonu başlayalım." dedi. Uykumu böyle düzenleyebilirmişiz. Deneyeceğiz...

Uyku testi için dosya istedi ve her birini bizzat kendi doldurdu. O sırada kas kuvvetlendirmek üzere verdiği ilaca dair kullanımımı sorup, "kasılmalarım geçti ama kuvvete etkisi pek olmadı" dediğimde de; "dozajını arttırırsak kuvvete de etki edebileceğini düşünüyorum, bu güzel bir gelişme" dedi. 90 Mg'lık 4 kutu içtim ama kuvvet durumum hala geçmedi son görüşmemizden bu yana. Sanıyorum astımla ilgili öksürük krizlerim ve de uykusuz gecelerim ile, bu süreci doğru şekilde atlatamadım.

Bir önceki hastalık hikayemi dinlerken bahsedemediğim önceki iki atağımın etkilerinden bahsettim sonra, o atakların sonuçlarına bakmamız gerektiğinden bahsederek bir de "İğneli EMG" çektirmemi istedi benden. Ancak onun için hala sıra alamadık, listede adımız var ama hala bizi arayan olmadı. Kısmetse uyku testine gittiğimiz 8 Mayıs gününde, İğneli Emg için de randevu durumumuz nedir baktıracağız. 



O gün güzel geçen bir randevumun daha ardından hastane dönüşünde annemin teyzesinin vefat haberini almıştık, ki yazısı buradaO günden beri ilacımı kullanıyor beslenme düzenime dikkat ediyorum. O gün apar topar Ankara'ya gitmek üzere 2-3 saat içinde akrabalarla yola koyuldu, 2 hafta kadar kaldı Ankara'da. Döndüğünde epey üşütmüş ve grip olmuş halde geldi, gerek onun durumu ve havaların ısınmaya başlaması benim alerjimi ve astımımı tetikledi. İşte bu yazıyı yazamadığım ilk iki haftalık süreç harici tümden hasta geçirdim günlerimi...

Doktorumla randevumda en net konuştuğumuz şey bu sefer uyku düzenimdi dedim ya, yine söylüyorum hasta olana dek toparlamayı da becermiştim. Hasta olunca ve astımım tetiklenince, gecelerim gündüzlerim bir oldu; uyku toptan gitti bende. Son iki haftadır astım randevularıma gidip geliyorum, onun da neticesi dün belli oldu; enfeksiyon varmış, antibiyotik ile toparlayacakmışız... Astım ilaçlarıma bir yenisini daha ekledi bir de doktorum; gece yatarken içtiğim ilaç sayısı küçük dozda bile olsalar üçe çıktı, üçü de alerjik rinit ve astım için... :/


Kakao kullanmaya devam ediyorum bu arada, günde bir bardak sıcak su veya sıcak süt ile beraber. Kas yorgunluğumu alıp iyi hissettiriyor cidden. Bir tek son bir haftadır kullanamadım, bayram ve öncesi temizliği kalabalığı var diye mümkün olamadı. Kas ilacım dün bitti, doktorumun kullanmam için verdiği iki kutu üzerine iki kutu da ben tekrar almıştım. Yeniden almayacağım Mayıs ayında görüşeceğiz diye. Umuyorum doktorumun yurtdışından beklediği ilacım gelir de, artık o ilaca başlarım. O gün söylediğine görei bu ilaç kasılmalarımı geçirdiyse bile öbür ilaç daha da iyi gelebilirmiş bana! Ah Allahım duy sesimizi... :)

Diyeceğim o ki; Mart'tan beri doktoruma görünemedim, çünkü uyku testi ve iğneli emg testi yapılmadı daha. Mayıs ayında görüneceğim gibi görünüyor, umarım bir dahaki doktor kontrolüme gittiğimde gen testim de çıkmış olur. 24 Şubatta vermiştim gen testi için kanı ama hala ses soluk yok. En çok onu merak ediyorum sanırım, senelerdir bir benim yok noktasında takılıyorum. Bu zamana kadar biyopsi raporum var diye, bu saatten sonra gerek bile duymamışlardı. Sırf şu ayrıntı için bile doktorum Asuman'ın bana sunduğu ilgi ve önem beni umutlu kılıyor.

Özellikle son 1 ayım çok yorgun geçti, umuyorum antibiyotik ile toparlanırım da tüm karmaşıklığımı yeniden düzeltirim ve buralarda yazmaya devam ederim. 

Orada olduğunuzu hissediyor ve iyi ki varsınız diyorum yeniden. :)

Bir sonraki yazımda görüşene kadar kendinize çok iyi bakın e mi? Bir de muhakkak sevgiyle kalın... =) 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...