22 Eylül 2026 Salı

Eve Döndük, Nihayet - 22.09.2026

 

Ben buraya yazmayalı, 41 gün olmuş... Yani bugün de yazmasam, yarın 42 gün oluyor. :) O zaman yarından önce yetiştiğim için, 41 kere maşallah diyelim bana... 


Son yazdığımda, 12 Ağustos 2026, Yazın sonuna yaklaşmaya yüz tutmuş günlerdeydik; sıcaktan yanıyor, geceleri rahat yatıyor ve havalar soğuyacak diye "henüz" endişe etmiyorduk. (Etmiyordum, tamam!) =) Şimdi güneşi özlemeye başladığım günleri yaşıyorum. Ama geçen bir yılın üstüne daha az endişe duyuyorum bu kış için; kas kasılmalarım olur, gece uykularım güçleşir ve de dışarı çıkmakta zorlanırım diye.

Geçen sene bu ay haftanın beş günü gideceğim ingilizce kursuna başlamıştım ve neredeyse haftanın her günü dışarıda olmak kaslarıma oldukça iyi gelmişti. Kurs biterse de sonrasında yine eve kapanırsam ve dışarı çıkmaktan usandıysam, diyordum ki; Nisan ayından bu yana tüm hafta boyunca evde oturduğum zaman dilimleri, sadece ve sadece yaz tatilinde gittiğimiz Antalya ve Manisa'da oldu! :)

Yani gururla söylüyorum, kendime öyle bir aktiflik ve rutin oluşturmuşum ki; en sakin olan haftam bu hafta diyorum kendimce, bu hafta bile salı çarşamba perşembe ve cumartesi olmak üzere dışarıdayım. Eskiyi bilen çok kişi vardır umarım, bu benim için ulaşılması güç bir durumdu. Şimdi iyi ki şu ana sahibim dedirten bir mevzu. Bu hafta hiç çarşı işim yok derken, bir arkadaş buluşması, bir engelsiz meclisi toplantısı ve bir de gezme sığdırdım. Arkadaş buluşması öncesinde de fizik tedavime gideceğim...


* --- Antalya---

Ah coştum, bu bir dönüş yazısıydı oysa ki! Son yazdığımdan beri neler yaptık ve ne alemdeyiz yazısı için gelmiştim. Öncelikle Antalya'daki ilk 10 güne değindim bence, orayı es geçiyorum. O günlerden bahsetmeyeceğim. Ama sonrası daha da güzel, enerjik ve eğlenceli geçti...

İkinci haftamızda denize giremedim, hormonal döngüm sebebiyle. Ama sonraki hafta pazartesi gününden cuma gününe kadar "perşembe günü hariç" denize girdik. Ki perşembe günü sırf bir gece öncesindeki yorgunluğumuzdan ötürü kalkıp gidemedik sabah denize. Ama bu seneki sabah denizlerinin tadı daha bir başkaydı, belirtmek isterim. Sanırım daha erken gitmenin ve orada kahvaltı edip sonra da eve dönmemize borçluyuz. Bu çok ama çok özel ve güzel hissettirdi... :) 

Eve gelip üstümüzü değiştirip yattık sonrasında hep, en azından ben her defasında yattım ve uyudum. Üçüncü haftamızda bilinçlenmiş ve eve gelip banyo yapmanın her gün hem hepimizi yorduğunu hem de çok zamanımızı aldığını keşfetmiştik. Denizden çıktıktan sonra hepimiz orada iyice bir su dökünüp de oturup kahvaltımzıı yapmıştık bu sebeple... 

Üstte gördüğünüz fotoğraflar deniz kenarı keyiflerimizden, en çok Defnoşumun denizin tadını çıkarmaya devam edebildiği anlar sırasında onu gözetlerken çektiğim fotoğraflardan. Önce beraber giriyorduk, sonra ben çıkınca hep beraber çıkıyor ve kahvaltımızı yapıyorduk. Sonra Defnoş ve babam tekrar giriyorlardı. Babam çok durmasa da, Defnoş biz eve dönüyoruz diyene kadar suda kalıyordu. Güzel geçirdi yeğenim suda vaktini, umarım bu kışı da herhangi bir hastalık olmadan geçirir bu sayede... Abisi de küçükken bizimle Antalya'ya geliyor ve o da bol bol deniz keyfi yapıp bir eğitim öğretim dönemi boyunca rahat ediyordu zira... 


Fotoğraflarda bir de Beach Park anıları var... Bu yaz iki kez beach park akşamı yaptık, kız kıza. Yengem, kuzenim İnci, annem, ben ve Defnoş. İlkinde bu gruptuk, ikincisinde de Merom, onun annesi ve anneanneside katıldı bize. İlkinde, kendime o ay için fastfood ödülü verdim. Tavuk burger, patates ve ayran menüsünü yemeye izin verdim. Yaklaşık beş aydır kendi beslenme düzenimi koruyorum ve bu ayda 1-2 ödül vermeler öyle güzel geliyor ki. Bu konuya da yeri gelmişken değineyim o zaman; Antalya'dan geldikten sonra kollar, göğüs ve belden 1'er cm incelmiştim. Manisa'dan geldikten sonra da, göğüsten 2 cm, belden de yarım cm incelmişim... :) (Emek emek yol almaya devam ediyorum, edeceğim... <3)


Üçüncü haftamızda, sevdiklerimizle vakit geçirmeyi ve bir gün olsun Antalya'yı yeniden beraber gezebilmeyi gerçekleştirdik. Antalya eskisi gibi gelmese de bana, güzeldi yine sevdiklerimle... :)

Bu senenin ek mevzuu da vardı, kuzenlerimle ve birinin ailesiyle de tanıştık. Daha öncesinde imkanlar ve de durumlar neticesinde görüşemiyorduk. Aynı şehirlerde denk gelememek ve daha ötesi gibi. Ama kuzenlerim yeniden Antalya'da ve anne tarafından zaten 5 kuzendik. Şimdi 5 kuzenin 5i de görüşebilir haldeyiz. Buna şükrettim bu yaz. Ben size 5 kuzeniz diyorum ama ben senelerdir İncimin anne tarafından kuzeni olan benim de dayımla yengem evlenirken tanıştığımız üzere arkadaşım olan Meryem ve abisi de sanki kayıp kuzenlerim gibiler. Aradaki mesafeler herkesle gideriliyormuş günün ve de gecenin sonunda, yeter ki gönüller bir olmayı istesin ve bir araya gelsinmiş...

Üçüncü haftamızın bir akşamı Meromun annesigildeydik, bir akşamı Beach Park'ta, bir akşamı da Şeyda ve ailesi tekrar dayımlara geldi de görüştük. Önceki haftasında da biz onların evine davetliydik. Antalya'da 20 gün dolu dolu geçti hani. 21. Günün sonunda dönerken, evimizi ve rutinimizi özlemek dışında anıları ve de deniz sabahlarını da sırtlanmış gidiyorduk kısaca... 




Antalya'da çok şey yapacağım diye düşündüğüm, yazma rutinim ve de üretme düzenim vardı kendimce. Bunu da sadece, bir yazı yazarak gerçekleştirebildim. Ama onun haricinde düzenli paylaşımla instagram sayfamda ve de örgü üretimimde devam ediyordum. O ürettiklerimi de bir görsel olarak buraya koyacak olursam; 3 çanta süsü Sid, 1 kartal anahtarlık, 2 de anahtarlık boyu sid örebildim diyebilirim... :)


** --- Manisa ---


Antalya dönüşü evde sadece 1 hafta kadar kalabildik. Bir sonraki hafta Salı günü Manisa yolculuğumuza çıktık. Bu da önceden planlaması yapılan ama geçerli sebeplerle ertelenen bir tatildi. Sebebi halamların yeni evlerine biraz daha geç yerleşmesi idi. Yaklaşık 5-10 senedir Manisa'da oturan halamlar, bu sene yeni ev düzenlerine geçtiler. Bir arsa içerisine ev yaparaktan toprakla ve doğayla iç içe oturmaya başladılar. Soğuklar geliyor korkumun başladığı sıralarda, Manisa'ya gittiğimizde Salihli'nin sıcağına şükretmiştim resmen...



Bir hafta boyunca da Salihli'de halamlarda kaldık. Beraber vakit geçirip, bolca üzüm yedik. Bir insan sabah, öğlen ve akşam üzüm yer mi? Şahsen ben yemezdim, bu yaz yemediğim üzümü orada depoladım resmen! =) 

İşte oradaki resimler de yukarıda ve esasında oranın hatıralarının instagram paylaşımı hala gecikmiş durumda... Oradan döndüğümüz gibi, 33. Gemlik Zeytin Festivalimize hazırlıklarımın eksiklerini tamamlamaya giriştim zira...

Salihli'de de zaman Antalya kadar sıcak geçmişti ve buraya dönüp gelgitli bir mevsim geçişi gördük ki; festivalin ilk gününe apaçık ve sıcak bir hava, üçüncü gününe kapalı ve kasvetli soğuk bir hava denk geldi... Festival bitti biteli de maalesef o kapalı kasvetli havaların gitgellerini yaşıyor durumdayız. (Bir gece üşüyerek yatıyorsam, öteki gece yanarak uyanıyorum; dün ve bugün gibi...)


*** --> Gemlik <---

33. Gemlik Zeytin Festivalimiz çok güzeldi, instagram hesabımda da aktif olarak paylaşımlarımı yapmıştım. Ben üç gün boyunca yeniden sahilde el emeği standımın başında satıştaydım... İlk gün benim favori eğlenceli günümdü, ikinci gün de en az onun kadar güzeldi. İlk gün Ankara Echoes grubu öyle güzel coştu ve coşturdu ki, "beklentiler sadece üzer" cümlesini utandırdı; o derece...


11 Eylül 2026 akşamının, Gemlik'imizin kurtuluş yıldönümü kutlamasının akşamında; sadece iki şarkısını biliyorum dediğim grubun, o günden beri tüm şarkılarına hayran olmuş ve her gün hala dinliyor durumdayım. <3 Umarım Gemlik'imize söz verdikleri gibi bir daha gelirler konser vermeye! =)

Ertesi günkü akşam, konser sırası Apolas Lermi'nindi. Kendisini Sen Anlat Karadeniz dizisi sayesinde seneler önce tanımıştım. Senelerdir de dinlerim ama bu sene biraz ihmal etmiş olabilirim. Bensiz birkaç şarkı daha çıkarmış, onlar harici tüm parçalarına eşlik ettim. Coşkuşu ve seyirciyi kucaklaması apayrı güzeldi. Ankara Echoes gibi, onun da tekrar gelmesini dilerim...

Üçüncü ve festivalimizin son gününe gelirsek; o akşam konser sırası Yüksek Sadakat'te idi. Herkes en iyi konserin bu konser olmasını beklerken, ben geçmiş Yüksek Sadakat zamanlarını daha çok sevdiğim için çok da büyük beklenti içinde değildim. Ama yine de hani bilindik bir grup beklentisi vardır ya, onun içerisindeydim doğrusu. Ancak sahneye çıkan ilk zamanların Yüksek Sadakati değildi maalesef. Konser ortamı çok coşkulu olsa da, sahnedeki grup maalesef o coşkuya yeterince eşlik edememişti. İlk iki günün üstüne, oldukça yorucu bir konser gibiydi. Sanki istemiyormuş da zorla orada tutuluyormuş hissini yaşayarak dinledim. Yine de emeklerine sağlık ama seneler geçmiş de olsa, ben ilk solistlerinin coşkusunu bekliyordum sahnede de.  


* Nasıl ne ara unuttum bilmiyorum, Manisa dönüşümüzde bir de ne zamandır gitmek istediğimiz Sındırgı ziyaretimiz vardı, 2 sene örgün öğretim üniversite okuduğum şehrimize ev sahiplerimizi ve evimizi görmeye gittik.

2,5 saatlik dinlenme nasıl güzel geldi. 🫶 Okuduğum şehirdeki anılarımızı yadettik. Allah nasip ederse çok uzatmadan yine gidebilmek nasip olur inşallah... 14 sene sonra ilk defa gittik, bie 14 sene daha sürmeden gidebiliriz dilerim ki... :)


Velhasıl; 


Antalya'sı, Manisa'sı ve sonrasında eve dönüp de Gemlik Zeytin Festivali uğraşısı ile dopdolu bir Ağustos ve Eylül geçirdik-geçiriyoruz. Elimden geldiğince bir özet çıkardım bloğuma özel, çünkü yaşarken yazamadım ve anılarımızın az da olsa burada durmasına da ihtiyacım var. 


Aklıma geldikçe, fırsat buldukça burada yazmaya devam edeceğim; çünkü özledikçe ve o sırada neler yaptım diye anıları andıkça buraları açıp kendim de okumayı çok seviyorum. Ve aslında merak ediyorum, sizin bloğumda o şekilde okuduğunuz herhangi bir yazım var mı acaba? Benim burada severek okuduğum yazılarımdan biri var öyle; buraya bırakayım okumak isterseniz diye, buraya tık tık yaparsanız siz de okuyabilirsiniz isterseniz... Sene 2024 Mayıs, çok sık kötü rüya görüyordum yine ve o durumlardan da kendi mizacımla çıkmaya uğraşmıştım. 

Bu ara da anı şekilde kötü rüyalar görüyorum ve yorgun düşünüyorum. Düşüncelerimi kontrol etmeye uğraşıyorum, kah meditasyon uğraşlarım kah sakin müzik dinlemelerim ve kah sevdiğim hikayeleri okumalarımla... Dünden önceki gün kendimi çok rahatsız hissettiğim bir rüya gördüm yine, benimle alakası yoktu rüyadaki hikayenin ve içimdeki öfkeyi gördüm sanki. Düşünüyorum o sebeple bu ara yine...

Siz hiç görür müsünüz böyle rüyalar ? Yorumlarda görüşebilmemizi diliyorum inşallah... :)

Sevgilerimle... <3


* İnstagram hesabımdaki paylaşımlarım için buraya,

** Threads hesabım için buraya tıklayabilirsiniz...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...