Bu sözü birkaç dakika önce duydum, kapımızın önünde bisikletinin üzerinde duran sarı tişörtlü bir erkek çocuğundan. Yaz sebepli günümün yarısından çoğu balkonda geçiyor ve kapı önündeki şahısları direkt göremesem de, çevreyi tamamıyla görebiliyorum. Kapıdaki hangi çocuğa söyledi bu sözü, o güler yüzlü ve çocuk saflığındaki gülüşüyle o çocuk bilemiyorum ama bu sözü duyunca aklıma "çok uzun zamandır duymadığım" geldi. (13.42- 23.08.2025 Cumartesi)...
Yazmalıyım, bu söz yüreğime dokundu ise vardır bir sebebi dedim. Çünkü üstüne şunu düşündüm, artık arkadaş olmalar sevgili olmalar veya herhangi bir bağ kurmalar konuşulmadan oluyor her şey sanki. İnsanlar bir gün görüştüğü kişiye arkadaş diyor, tek yamuk yaptığında o kişi düşman oluyor ve buna rağmen her şeyi çok derin yaşıyor ve de derin anlamlarla anlatmaya devam edebiliyor. Farkettiniz mi?
Son zamanlarda birine "arkadaş olalım mı?" diye sordunuz mu? Çocuklar kadar doğru şekilde anlamı veremez olduk, sınırları çizemez ve de hayatın ortak kaygısını doğru şekilde paylaşamaz olduk. Oysa tek bir "arkadaş olalım mı?" sorusu yeterdi küçükken. Eskiden bilmezdik ama şimdi anlıyorum, o soru aslında bir sözleşme niteliğindeydi ve ciddiye alınıyorduk bu soru çerçevesinde. Şimdi her şey pamuk ipliğine bağlı gibi, olsun yeter düşüncesi üzerine kurulmuş bir düzenin içindeymişiz gibime geliyor. Düzenli görüşebildiğim arkadaşım kalmadı, herkes kendi yaşam savaşında zaten meşgul.
Çok değil, sadece iki gün önce çarşıda annemle işlerimizi hallettik ve annem bir akrabamızın taşınmasına yardım etmeye gitti ve ben de onsuz da yapabileceğim diğer işlerimi halletmeye geçtim. Annemden daha kısa sürdü işim ve onu çarşıda beklerken epey boş vaktim kaldı. Arayabileceğim, anında görüşebileceğim arkadaşım olmadığını bir kez daha kavradım. Buna bozulduğum içerlediğim için yazmıyorum da, farkettiğim an bunun normalliğini de kabul ettiğim için belirtiyorum. Neticede, çocukluğumu ve okul yıllarımı geçirdiğim arkadaşlarımla "onlar çalıştığı ortamda ve de evlendiği için beraber bulunduğu eş dost tayfasıyla daha rahat görüşüyor" ve benimle görüşebilme durumunda olamıyorlar sıklıkla. Yani her şeyin farkındayım da, yine de bu düzenin böyle gidiyor olmasına garip gözle baktım tabii...
Neyse, sonrasında ben de aynı ortamda çalıştığım ve sahilde stant açtığım bir ablamın iş yerine ziyarette bulundum (Yani ben de kendi çalışma düzenimden edindiğim kişiler ile görüşebiliyorum demek ki). Öncesinde de yukarıda gördüğünüz şekilde denizin tam karşısına park ettim ve seyrettim anlardan oluşan zaman dilimindeki sahilden akan insanları... Çok eğlenceliydi ve çok küçükken hiç tahmin etmezdim bundan keyif alabileceğimi...
Ama nasıl inkar edebilirim ki? Artık 33 yaşındayım, sessiz dinlenme anları da keyif veriyor yalnız kaldığım anlarım da... Kendi sessizliğimin gürültüsü de artık bana normal geliyor ve onun yanında daha çok kişiye de "arkadaş olalım mı?" Kıvamında el uzatabilirim gibime geliyor.
Bugün duyduğum bir tek soru cümlesi, bana bugünümün arkadaşlıklarını düşündürdü. Şu sıra yeni bir ortama girmeye hazırlanıyorken, bu cümle çok daha fazla anlamlı geldi işte.
Kısmetse Eylül ayında dil kursuna başlıyorum ve orada "gerçek zamanlı arkadaşlar" edinebilme ihtimalim beni çok heyecanlandırıyor iki gündür yeniden... :) Ne demek peki gerçek zamanlı arkadaş? - - 》Aynı amaçla aynı ortamda vakit geçirerek edinebileceğim arkadaşlar demek. Uzaktaki veya çalışma ve evlilik hayatında yoğun olan arkadaşlarımla yılda sadece bir kez, hele hele bazı arkadaşlarımla birkaç senede bir kez görüşebiliyorum. 2 sene önce gittiğim örgü kursundaki gibi olacak şimdi oysa.
Aynı amaç, aynı kurum, aynı zaman dilimi içerisinde yer almak başka olacak... Umarım kolaylıkla hayırlısı olur inşallah.. :))
Bir soru cümlesi der geçeriz bazen ama birkaç gündür "arkadaşlık ve de arkadaş ortamı meselelerini düşünüyorken daha derin düşündüren o soru cümlesi bana çok iyi geldi bugün... Ah be çocuk dedim, çok sağlam ve çok sağlıklı arkadaşlıkların olsun inşallah... :)
Az biraz şikayet, az biraz sitem. Hissettirdiği eksikliklerle duygularımı yazmak istedim. Size de dokundu ise sözlerim, bana bir yorumla yazabilir misiniz? Umarım bir noktada buluşuyoruzdur, böyle olduğunu düşünüyorum. Bu yeni dünya düzeninde kendi içinde kaybolmayı pek sevmedim diye düşünüyorum. Ya siz?
Sevgilerimle, Didem... :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.
İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)