Egzersiz Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Egzersiz Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2020 Perşembe

Biraz Zor Biraz Kolay - Egzersiz Günlüğüm #7


Benim bir zamanlar daha sık yazabildiğimi düşündüğüm "Egzersiz Günlüğüm" yazılarım vardı. Bu yazıyı yazmak üzere karar verdiğimde, "o yazı dizimin bir parçası" diyebildiğim için baktım da; Gördüm ki çok da sık yazamıyormuşum, yine bir sene dolmak üzereymiş yazmayalı bu seriye. :)

Bu bahsettiklerime rağmen, egzersiz düzenlerimden ve kendimce sağlığım için yaptıklarımdan bahsettiğim yazılarım da oldu; pandemi döneminde zorlandığımdan ve de garip hissiyatlar içinde dolup taştığım yazılarım da... Bu yazım öncesinde o konuların yoğun olduğu yazılarımı burada ve de burada bulabileceğinizi bildirmek isterim... :))

Normalleşmeyle beraber gidişatlar biraz zor ilerler olmuştu hayatımızda, ama şu sıra hayatımıza biraz da kolaylıklarla dolu gelişmeler eklenmeye başladı. O yüzden zorlanıyorum ama ödüllendiriliyorum da gibi hissediyorum şimdi. Başlığımı kötü ruh hali gibi düşünmeyin, siyah beyaz bütün halde ilerliyoruz bu ara; griye doğru... ;) İyi okumalar...



Fizik tedaviyi yıllar geçerken ve ben büyümeyi anlamlandırabilirken sevmeye başladım. Bu sevmeye başlayış 2007'den itibaren başladı... Bu sevmeye başladığım sıralarda, hareket kabiliyetim hat safhada iyi iken tek başıma hareket yapmayı sevemiyordum da aslında. Düşünün o zaman diliminde üstelik.. Şimdi o günlere kıyasla daha az hareket kabiliyetim var, ama ben kendi başıma hareket etmeyi ve bu durumlarda netlikle uğraşlar verirken kendimi keşfetmeyi çok seviyorum. Üstteki selfilerim, fizyoterapistimi beklerken evdeki yer yatağımızda kendi hareketlerimi yaptıktan ve de halihazırda kas hareketliliğimi sınadıktan sonra çektiğim fotoğraflar. Bu şu demek, yapmakta zorunlu olduğumuzu farkettiğimiz şeyleri sevmenin yollarını bulmamız gerek; ama zor ama kolay yoldan... :)

Salı günü fizyoterapistim bana "geliyorum" yazdıktan sonra lavabo ihtiyacımı karşılayıp babamın beni yer yatağımıza yatırmasıyla beraber fizik tedavi öncesi neler yapabiliyorum diye bakmak için fırsat buldum. O gün fizyoterapistim biraz geç kalmıştı ve bana bir kez daha fırsat doğmuştu... 

Pandemi döneminin sonrasında yeni normalleşme kapsamında başladığımız fizik tedavilere başladık başlayalı mutluyum aslında ama şu kasılmalar (diz arkası kas kasılmalarım sebepli gerdirmelerimde zorlanmalarımız), haftalardır kafamı kurcalamaya devam ediyordu. Üstteki bahsettiğim yazılarda da dediğim gibi; birçok şeyi takmamaya uğraşıyorsam bile, son 6 ayda, bir o kadar da zaman zaman takıyordum istemsiz işte. Şu sıra bazı kas gruplarımın hareketliliğini arttırabildiğim ölçüde, daha mutlu oluyorum yine... 

Alt fotoğraftan itibaren neler yapabilmeye başladığımdan da bahsedeceğim ama üstteki bulunduğum durumla mutlu olabiliyor olmamdan bahsedelim önce; hareket kabiliyetini geliştirebilmek büyük tatmin benim için çünkü... 

Düşünün ki size en başında, "yapacağınız her şey çok zor olacak ve de çoğu zaman imkansız" dedikleri şeyleri yaparsınız ya; benimki de öyle bir his. Bir Kas Erimesi hastası olarak, bizim gelişme katedebildiğimiz noktalar mucizelerin yeryüzüne inip görünür olması gibi bir şey. Ciddiyim abartmıyorum; Kas Erimesi hastalığına sahipseniz, sağlıklı kasları oluşturan iç mekanizmanız yok demektir çünkü. Bir araba düşünün, içinde motor aksamı yok, öyle! Böyle bir bedende sürekli hareket etmek zorundasınız ama kasları yorup da onlara zarar vermemeyi de unutmamanız şartıyla. Yani yorgunluk yasak, hareket gerekli; kaslar çok az acımalı, ki hareketin o kası geliştirdiği anlaşılsın. Ama bir o kadar da acıları tutarlı şekilde hayatınızda tutabilmek için aşırıya kaçmamayı düşünerek "sabrınız var olmalı içinizde"... Evet, beni yeni normalleşme ile başladığımız egzersizlerle düşündüren olgu tam da buydu. "Bir an önce olsun istiyorum, sabredemiyorum, bu acılar ağrılar bana çok geliyor, alacağımız daha çok yol var ama benim canım çok yanıyor." 


İşte Kas Erimesi böyle bir hastalık, kontrollü olmalı ve kaybettiğimiz her kas grubunun kabiliyeti için bir öncekinden de sabırlı olmalıyız... :)

Üstteki fotoğraflarımdaki mutluluklarım, fizik tedavilerimi sevmeyi öğrendiğimden ve bana olan faydalarını kavradığımdan ötürü işte. İyi ki farkındalık diye bir olgu var şu hayatta. Şayet bana nasıl iyi geldiğini kavrayamasa idim, işim daha zor olurdu. Şu şartlar altında da, fizik tedavinin beni rahatlattığı halleri hareketsiz hallerime tercih etmem yani... (:



Bu sıra zorlandığım hareketler mevcut, en zoru da "ayakta durmak". En köklü kazandığımı düşündüğüm bu beceriyi, pandemi sürecinde 3 ay fizik tedavisiz kaldığımda kaybettim. Şu son 1 haftaya gelene kadar, bir duruyor bir duramıyor halde ve moralimi bozmamaya gayret ediyordum ki; çok şükür daha iyi gibiyim bu sıra. Bunun sebebine gelince, pasif gerdirmelerim* yapılmadığı zaman, aktif gerdirme halinde istediğim kadar durayım; hareketsizliğim gerekçesiyle bir yere kadar faydasını görebilmiştim. 

*Pasif gerdirme dediğim, fizyoterapist eşliğinde bilinçli halde bana yapılan gerdirmeler oluyor. Aktif gerdirme nedir dersek, pilates topu üzerine koyarak gerdirme pozisyonunda tuttuğum üzere gerdirme* ve de gerdirmeyi sağlayan diğer hareketlerimi gün içinde de yaparak gerdirmeye uğraştığım durumlar.

* Pilates topu üzerinde gerdirme durumu mevcut olabilsin diye, ayaklarımı birbirine bitişik bağlıyor ve pilates topu üzerine dümdüz uzatıyoruz...


Evde kaldığımız süreçlerin sonunda fizik tedavilerimi almaya başladım başlayalı, gerdirmelerim acılı şekilde sürdü ve sürmeye de devam ediyor. Sıfırdan başlamış gibiyiz bu süreçte, kabullenmesi zor ya da kolay nasıl olursa... Kabullendim ama bu kasılmalar ayaklarımı dümdüz yatarken karnıma çekmemi bile engellemiş durumda idi şu bir buçuk haftaya kadar. İki gün önce ilk olarak yer yatağına yattığımda bacaklarımdan birini karnıma çekmeyi denedim, bu sefer ağrısız gerçekleştirebildim! Baktım ki her iki bacağımı da karnıma çekebiliyorum. :) Yani 2 ayın sonunda, yeniden bacak kaslarımı kasarak hükmedebilir hale gelmişim. Öncelikle bu mutlu etti... Bacağınızı dümdüz pozisyondan karnınıza doğru çekmek için hareket ettiğinizde, bir deneyin de görün "kaç kas grubu, nasıl bir güçle çalışıyor!" =)

Sonrasında yatağımda bile deniyor olsam da iki üç günde bir, bacak içi kaslarımı çalıştırmak da zorluydu. O gün bacak içi kaslarımı çalıştırabildiğimi, o izometrik egzersiz dediğimiz yöntem ile bacaklarımı birbirine yaklaştırabildiğimi gördüm yeniden. 2,5 ayın sonunda, yeniden! :) Bacaklarımı hala kendi başıma yatarken tamamiyle kapatıp birbirine birleştiremiyorum, ama yeniden birbirine doğru yönlendirebiliyorum. Bu da demek oluyor ki, o kaslar da yeniden aktifleşmeye başlıyor. Bahsettiğim, düz yatarken bacaklarımı birbirine birleştiremiyor olmam; bu durum, kalça kaslarımın ve de yan bacak kaslarımın güçsüz olması sebepten bende eksik durumda... 

Son olarak da, yeniden yapabildiğimi keşfettiğim hareketime gelecek olursak; iki bacağımı da yan taraflarıma kaykılarak da olsa, üst fotoğrafta da görüldüğü üzere yatak üzerine ayak tabanımı basarak dikebiliyorum. Düz yatar halde iken yine... :) Bu hareketi ikili bacak şeklinde yapamıyorum; bir dönem yapabiliyorduysam da, şu dönem benim için çok zorlu hareketlerden biri durumunda... 


Bu üç hareketi yapabilmemin yanı sıra, zorlandığım kas grupları büyük ölçüde kafamı kurcalamakta bu ara. Bunlardan biri dizlerimdeki kasılmalarsa, diğeri de bel çukurum arttıkça oluşan güçsüz bel kaslarım... Ama şükür ki fizyoterapistimle birkaç günlük rutin içerikli hareketler ekledik "egzersiz düzenime". Bunlardan biri, iki gün öncesindeki bu fotoğrafların çekildiği gün yaptığımız hareketleri kolaylaştıran bir gerdirme yöntemi idi. ;) Şöyle ki;


Az biraz üstte bahsettiğim güçsüz durumlarım dolayısıyla sıkıntılı bir yöntem olsa da, kendimi zorlamadan yüz üstü yatıp dizlerimi gerdirmeye başladım mesela. Yatağımın ucundan ayaklarımı sarkıtıyoruz, iki sabahtır uyandığımda sadece 5 dakika ve dizlerimin altına da ince bir battaniyeyi katlayıp koyuyoruz. Burada amacımız, pasif gerdirmeler esnasında gerdirilen kas gruplarını olması gereken düzlükte gerdirebilmek... İki gündür canımı olabildiğince az acıttım, ama bugünkü duruma bakınca fizyoterapistim İsmail "Didem korkma, azıcık olsun gerildiğini ve acıdığını hisset bundan sonra." dedi. Önümüzdeki birkaç gün ağırlık yapabilecek bir torba da asmayı düşünüyoruz. Çok eskiden birer kiloluk torbalarla yapıyordum, bu şimdi mümkün olamaz hemen tabii ki. Ama amacımız, şimdilik süreyi biraz daha uzatmak ve ağırlıkla esas gerginliği sağlayabilmek. Onca acımın olduğu günler geçirmeme rağmen, bugünkü gördüğümüz "dayanıklılık sınırım ve kaslarımdaki gerginliğin yumuşaması" iyiye doğru gidiyor olduğumu gösteriyormuş... =)


Atkıyla ayaklarımı gerdiriyoruz sonra, ayağımın tabağına atkıyı geçirip 10 kez öne doğru çekiyorum ve 11.'de düz pozisyonda tutup 30'a dek sayıyorumve sonrasında serbest bırakıyorum... Bu hareket de günlük hayatımın içine girmiş bir rutin egzersiz artık. İlk olarak 3 hafta önce yapmaya başladım, egzersizlere yeniden başladığımızdan beri! İlk hafta, 10 saniye sayıp düz gerdirdiğimde bile yeterli geliyordu o acı. Şimdi o ilk acının etkisi yok üzerimde. Artık 30'a kadar sayabiliyorum ve günde sadece 2 kez değil, toplamda 4 kez yapmaya uğraşıyorum. Kendimi iyi hissedersem 1 veya 2 saatte bir de tekrarlayabiliyor haldeyim... =)

Hala kötüye gittiğini düşündüğüm ise tek bir unsur vardı, bel çukurum. Kas Erimesi hastalarının hareketsizlik içeren durumları, solunum, bel ve kalça kaslarında gözle görülebilir ölçüde güçsüzlük olarak yansıyor vücutlarına. Benimki de o misal, nefes durumumla bel çukurumun sıkıntısı sürüyor bu sıra. Sabahları bel çukurumun nefesimi kesen ağrısıyla uyanıyorum sıklıkla. Bir gün bu durum gerçek olmuyorsa, öbür gün mutlaka gerçekleşiyor. Bu duruma da fizyoterapistimin önerdiği üzere, ağrının üzerine dozunu ayarlamayı ihmal etmeden giderek çözmeye veya o ağrıyı yok saymaya doğru önlem almaya başladık. 

Bel kaslarımı geliştirmek, her 6 ayda bir değişen mevzu aslında. Vücudumda bir sıkıntı var ise, o en güçsüz olan bölgeye ağrı-acı olarak yansıyor aslında. Midem rahatsız ise nefesime etki ediyor, bacaklarım ağrıyorsa ağrısı belime vuruyor, sırtım ağrıyorsa boynum da kasılıyor, bileklerim ağrıyorsa uzun vadede kollarım kasılıyor... Gibi gibi... =) 

Yüzüstü dönüp de dirsek üzerinde kalktığımda bile belimi çalıştırdığımı düşünmüyordum. "O acıya aldırma, o da beline fayda." dedi fizyoterapistim. "Oturduğun yerde öne eğilerek, yatakta dizlerini yan pozisyonda da olsa karnına çekmeye devam ederek ve yüzüstü yattığında geriye kalkmaya uğraşarak devam et." diye de ekledi. =) 

Ben bu sıra yine  hareketler konusunda bana ne söyleniyorsa her sözü dinlemekle uğraşıyorum! Son 10 yılda korkularımdan sebep bana verilen öğütlerin 3'te ikisini duyardım, şimdi 3 sözün 3ünü de dinliyorum! Korkularımdan arınmaya, acılarımı en azıyla kabullenmeye ve de "başarmak için bazı şeyleri göze alabildiğime" şahit oluyorum... 


Biraz Zor Biraz Kolay dediğim bu yazım çok uzun oldu ama benim de epeydir yine böyle uzun uzun anlatasım vardı... Okuyanlar bana yorum yaparsa, "yalnız değilsin" diyenler olmasa da, "anlıyoruz seni, çabanı görüyoruz" deseler bile yeter bana. Bu sıra takdir edilmeye ihtiyacım var zira, ama öncelikle kendi takdirime muhtaç durumdayım ve kendimle gurur duyuyorum da; bunu da farkındalık olarak yazmış olayım buraya... =) 


Okuduğunuz için teşekkürlerimle, Egzersiz Günlüğüm #7 burada bitti. 
Sevgilerimle, güzel haberlerde yine görüşmek üzere. Hayatınızda yolunda giden, zorluk da barındırsa sizin için değeri büyük olan iyi haberlerinizi benimle paylaşır mısınız? Bence paylaşmaya bu sıra hepimizin ihtiyacı var aslında... (:

26 Ekim 2018 Cuma

Şimdi Daha Sağlam Düzenim - Egzersiz Günlüğüm #2


Öncelikle, ilk Egzersiz Günlüğüm yazımı yazdığım 2 senenin ardından bu geri dönüşün kendimi anlamış olduğum gerçeğini bir kez daha itiraf ederek başlamak istiyorum; Hayallerde Gezmek yazımda da belirtmiş olduğum gibi. Sanırdım ki, bazı yanları görmeden hayata devam edilebilir. Aslında buna hala bir yandan inanıyorum, bana zarar vereceğini düşündüğüm her fikrimi ve hissimi hala bugün olsun kendimden saklayabilirim...

Ayakta olmak istediğimi özlediğim gerçeğini ve bunu sık sık söylersem beni üzüntüye sokabileceğini düşündüğümden sebep, söylememeyi tercih ediyordum... Sanki kendime bile "özlüyorum" dediğim zamanlarda geriliyor ve şu an yapamadığım konusuna daha çok kapılıyor ve üzülüyormuşum gibime geliyordu. Aslında hala biraz öyle ama bunu bilmenin beni tamamen bitireceğini düşünmektense, katlanabilmeyi tercih etmek daha kolay yolmuş...

Yani evet, hala ayakta değilim ama artık bunu birilerinin dile getirdiği kadar çok dile getirebilir hale geldim. Eski hayatımı, eski halimi özlüyorum ama bunu görmezlikten gelmemin ve hala çok çabuk buna ulaşabilirmişim gibi davranmanın bana bir yarar sağlamadığını da görebiliyorum... İşte bu! Tam da bu konuda kendimi duyabildiğim ve son durumumu daha net görebildiğim gerçeğinden sonra buradayım; ben kendimi ayakta bulmayı, kendim için mutfağa girmeyi, kendim için ve başkaları için yürüyebilmeyi, sevdiklerimle gezmeyi, bir yerde dimdik ayakta durmayı çok özledim! (Ve bu da bir itiraf; bunu rahatlıkla söyleyebilmek ve yazabilmenin, bu kadar rahatlatacağını bilemezdim.)


İlk Egzersiz Günlüğü yazım burada; yer egzersizlerime kendimce yeniden başladığım ve bir 6 aydan fazla sürdürebileceğimi bilemediğim dönem ve sonrası için, gidişatlarımı ve hedeflerimi anlatmıştım.

Bu yazımda ne anlatacağım konusuna gelirsek; sağlığım açısından kışa hazırlık programımı kendimle ve sizinle paylaşacağım... Antalya'dan döneli 12 gün oldu ve ben daha kendim için bile dökememiştim yazıya... :)


Biliyorsunuz, ben Kas Erimesi hastasıyım. Kaslarla başa çıkabilmenin zor olduğunu, bu kadar da bilmiyordum; 2012'de son atağımı geçirdiğimden öncesi... Ciddiye almam gereken rutinlerin varlığından hep haberdardım, ama bir zamana kadar annemin başrolde olduğu ailemin yürüttüğü rutine uymak daha kolay oldu... Üniversiteye gidene kadar da gerçekten daha kolaydı benim için, kurulu düzenlere ve alışılmış bir kas düzenine göre hareket etmek...

Sonra kas yapım ilk atağımdan sonra sanki tamamen değişti; artık eski kas yapıma göre hareket ettiğim ve rutinlerimi sürdürmeye çalıştığım bir hayatım yoktu. Kısa süre içinde; bu benim bacağım, bu benim kolum diyemeyeceğim düzeyde hayatım değişti... Ben hep, eski pozisyona getirebilmeyi düşündüm ama Fizyoterapistim Tamara abla demişti ki "Kendini hiç yürüyememiş ve yeniden yürüyecek bir bebekmiş gibi düşün! Bu sana daha çok yardımcı olacak."

Ben bunu düşünmenin yanı sıra, eski halimi de düşünmeyi sürdürdüm. Ve eski halimi şimdikinden daha çok... "O hale gelebilirim, ama onu özlediğimi inkar edeceğim." dedim sonra. Zamanla şimdiki daha iyi hale gelebilmenin kolay olmadığını gördüm, çabalamayı da sürdürürken. 3 sene vermiştim kendime, 3 senenin sonunda yine eski halime geleceğim ve ondan da daha iyisine erişeceğim. Çünkü Ortaokula başlamadan önce geçirdiğim kas uzatma ameliyatından sonra böyle olmuştu ya hani! Yine öyle olacaktı...


Hastalık safhalarının değişen durumlarında, her defasında aynı kapıya çıkamayacağımızı kabul etmemiz gerek galiba! Ben daha 2018'in başından beri kabullenebilir durumdayım bunu. 2018'den beri, yapabildiğimden fazlasını değil, yapabildiğim kadarını yapma kararı alarak başlamıştım buna. "Oturduğum yerde, bir tek gün bile kol ve bacak hareketlerimde yapabildiğim hareketleri ihmal etmeden yapacağım." Diyerek bir yola çıktım. Bu 2018 için ilk kararım oldu ve "Zinciri Kırma" dedikleri bir hareket tablosundan yola çıkarak bir gün bile hareketlerimi ihmal etmedim ve üzerine ekleyebildiğim hareketi eklemeyi sürdürdüm...

Zinciri Kırma, Barış Özcan'ın 2016'dan beri Youtube kanalı üzerinden duyurduğu senenin her gününü kapsayan bir prensip takvimi. Kendinizi yapmak istediğiniz ve yol almak istediğiniz bir düzene doğru, "Zinciri Kırmamak" üzere bir prensip belirliyorsunuz. Her gün belirlediğiniz şekillerde bunu yerine getiriyorsunuz. "Her gün yarım saat kitap okuyacağım.", "Her gün şu kadar ders çalışacağım."  gibi... Benim takvimim, üstteki resimde de görüldüğü gibi; "her gün egzersiz yapmak" idi. Barış Özcan sayesinde başarılı da oldum. Umarım bir ömür bunu alışkanlık edemesem bile, bu takvimi tutarak başaracağım. Gerek duyduğum motivasyon budur, kabullendim... :) 


Egzersizlerimi bir gün bile aksatmadan -çok hasta veya ağrılı olsam dahi- en hafifiyle yaptığım üzere, üzerine daha çok hareket ekleyebildiğimi de gördüm. Yani önemli olan aksatmamayı kafaya koymak ve her gün illa ki aynı dozda yapmaya kafayı takmamakmış. Her gün aynı şiddette ve düzeyde olmayabiliyor ama her gün aklıma geliyor ve artık birçok kez yapıyorum, ikiden de fazla. Bu konuyu başarabildiğim adına çok mutluyum... :)


Gelelim "Egzersiz Rutinime" eklemek istediğim yeniliklere...

Sanırım Temmuz ya da Ağustos ayları idi; hareketlerimde diz kapaklarımdaki ağrıların hafiflemesi ve yerini bana daha rahat hareket edebilme imkanını nihayet elde ettim. O zamandan beri, diz ve bel sağlığımı olabildiğince desteklersem toparlayacakmışım gibi hisseder oldum... Diz eklemlerimi daha çok açabilmek için oturduğum yerde koltukta oturma şekillerimi değiştirmeye çalışarak, dizlerimi gerdirmeye başladım. Bel hareketliliğim için de, olabildiğince sırtımı ve belimi, pilates topuna ayağımı koyup rahatlatmaya çalıştım...

Öyle ki; mekik çekmelerime Haziran'da başlamıştım, elimden geldiğince bu süreçte 2 ayda bir 31 günlük mekik egzersizleri yaptım. Amacım hem belimi hem de karın kaslarımı geliştirmek şimdi... Bunu rutine yaymam gerektiğine ise, Eylül'ün 19'unda başlayıp Ekim'in 24'ünde bitirdiğim mekik egzersizleri dizimden sonra karar verdim. O mekik egzersizleri de, koltukta bacak gerdirmeler de sürdürülecek! :)


Hep bahsettim, bacaklarıma düzenli masaj yapıldığı zaman; bu kas uzatma ameliyatımdan sonrasında da, ataklarımdan sonrasında da, epey faydasını görüyordum. Yeterince hareketli olmadığım için, kan dolaşımım yeterince hızlı değil. O sebepten çok üşüyen ve kışları olduğundan da fazla zor geçiren biriyim. Dışarı çıkmak ve balkonda dayanabildiğimden fazla oturmak bile, kışın benim için işkence olabiliyor. (Dün iyiden iyiye sıkıca giyindim ve akşamları eksik edemeyeceğim üzere içinde sıcak içeceğimle Meromun aldığı kupamı kullanıma açtım. Yaz için kullanmak başka, kış için başka sonuçta!) (:

O yüzden bana yeniden iyi geleceğini düşündüğüm üzere; spreyli bir cam yağ şişesi edinip masaj yağımı koyacak, mümkünse bacaklarıma haftada iki defa yağlayarak masaj yapacağım ve öyle yatıp uyuyacağım. Kaslarıma gevşemesi ve toparlanabilmesi emrini, kanıma da üşümemi dayanabilir sınıra çekebilecek dolaşımı sağlama dengesini verebilirsem; daha rahat bir kış geçirebileceğimi umuyorum... Yani bir de, "o yağ sürülecek ve masaj yapılacak!" da diyorum 


İşte diyebilirim ki, aldığım bu üç karar da artık Egzersiz düzenimde var; 

Mekik egzersizlerimi sürdüreceğim (karın ve sırt-bel kaslarım için), 
Masaj sürüp kas gelişimim ve kan dolaşımıma yardımcı olacağım (Soğuğa daha çok dayanabilmek ve kışı rahat geçirebilmek için),
Beslenme düzenime daha çok dikkat edeceğim (kaslarımın beden bütünlüğüyle düzene girmesi için)... :)


Egzersiz Günlüğüm, sadece ne yaptım ve ne yapacağım düzeyinde de olmayacak; bu yazımın başında da görüldüğü üzere, tüm derin hislerimle içimi dökmeye çalışacağım. Bu düzeyde, bir egzersiz günlüğü yazmak istiyorum. Başlıklarını da o haftanın hal-i vakti belirleyecek yine...

O zaman "yeniden hoşgeldi" diyelim mi, Egzersiz Günlüğüm yazı dizime. Blog tutmaya başladığımdan bir iki sene sonrasından beri, yazı dizilerim bebeklerim gibi. Abartmıyorum, cidden öyle! =)

Sevgilerimle, yeniden görüşmek üzere...

30 Eylül 2017 Cumartesi

Tatlı Yorgunluk Mu - Eylül 2017 Terapilerim


Ne zamandır uzay terapilerimden ve fizik tedavilerimden haberler veremiyordum, bayram sonrası geldiğim gibi başladık oysa derslerimize. Haftanın iki günü fizik tedavi, iki günü uzay tedavi almaya devam ediyorum... Ama bir yandan da ders kayıtları başlamadan derslerime çalışmaya başladım ve şimdiden iki dersin ara sınav ünitelerini çalışmayı da bitirdim... Perşembe günü Yalova'dan geldiğimde, İnstagram hesabımda bunlardan bahsettim işte. İyi haberleri yazamadığımdan, soğukların "vurmayacak bu sefer kaslarımı" derken vurmaya başladığından bahsettim. Bir de o paylaşımımdan sonra buraya da bir şeyler yazmak istedim. O paylaşımım burada...

Bu yazı da bayramdan sonraki, Eylül ayının Fizik Tedavi ve Uzay Terapilerimin Gelişmelerinin yazısı... :)


3 hafta olmuş bayram tatili bitip yine evimize döneli. 3 haftada hiçbir şey yapamadım diye düşünürken, yapabildiklerimi yazınca yine mutlu oldum geçen gün... İlk hafta Uzay Terapide de, Fizik Tedavide de fizyoterapistlerim, 10 günlük bayram tatili boyunca aksatmadığım egzersizlerim sebebiyle kas kuvvetimin değişmediğini ve gerilemediğini söyleyip bu durumumu beğenmişlerdi... 2 haftadır da her ne kadar yorgun da olsam performansımı koruyabildiğim için mutlu ama havaların değişimi sebebiyle biraz yorgun geçiriyorum günlerimi. Yine de aynı durumumu koruma çabasında, egzersizlerimi aksatmadan devam edebiliyorum günlerime şükür ki... :)


İki Perşembedir üst üste terapiler sonrasında kaslarımda oluşan yorgunluğu, üstteki resimdeki pozisyonumda yatar iken dinlendirebiliyorum; pilates topum ayaklarımın altında iken, bacaklarımı gerip uzatmış iken. Bu durumu paylaşmak istedim; çünkü öylesine rahatlatıcı ki, belki size de yorgunluğunuzu geçirmenizde yardımcı olur... Bu pozisyon benim resmen kurtuluşum gibi, 4-5 aydır en sevdiğim yatış pozisyonum oldu. Hem belimi düzleştirip dinlendiriyor, hem de ayaklarımı gerdirip dinlendirirken kaslarımın çalışmasını da sağlıyorum bu halde. Bir de bu pozisyonda iken yaptığım egzersizlerim var; hem dinlendiren, hem çalıştıran hem de mutlu eden cinsten... 


Bayram tatilinden döndüğümüz günün ertesi günü, 11.09.2017-Pazartesi, Uzay Terapi'de Örümcek sisteminde bağlı iken Yürüme bandında bu zamana kadar yaptığım en iyi performansımı gerçekleştirdim. 3 set halinde olup toplamda 15 dakika yürüdüm. En güzel gelişmem buydu öncelikle... :)

Geçen hafta perşembe günü en son örümcek sisteminde yürüme bandında idim yine, ama bu sefer 6-7 dakika ancak yürüyebildim; çünkü epey yorgundum bir gün öncesinden. Eve döndüğümde bu yorgunluk, havanın güzelliği ile dinlenmeyi daha keyifli hale getirmişti balkonumuzda. (21.09.2017-Perşembe) 

Bu perşembe ise (28.09.2017), örümcek sisteminde iken güçlendirme çalıştık sadece. Epey yoğun ve dizlere yönelik güçlendirmelerdi yaptıklarımız. Fizyoterapistimin yapmamı istediği birçok denge hareketini, yapamayacağımı düşündüğüm halde yapabileceğime inanınca gerçekleştirebildiğimi gördüm. Bu duruma geldiğime çok mutlu oldum ama bir o kadar da yoruldum... Çok çabuk yorulmaya başlamalarıma 2 haftadır anlam veremiyordum ama yine havaların değişiminin etkisine girdiğimi anlayabildim. Havanın serinliğinden ötürü eve döndüğümüzde odama geçirip yatırdı bu sefer annem. Geçen hafta perşembe günü ile bu perşembe gününün ortak yönü yorgunluğum, farklı yönü ise hava durumu oldu bu sebeple... :)


Fizik tedavilerimde ise Yasemin ile güzel bir gidişat çiziyoruz yine üç haftadır. Soğuk havaların gelmesi ile son iki haftadır ev ödevlerim daha da ağırlaştı. Fizyoterapistlerim daha iyi olmam için uğraşıyor, bende onlarla çalıştığımız zamanlardan bana kalan zamanları, kaslarıma hem güçlendirme hem de bol bol rahatlama sağlayabilmek için kendi görevlerimi yerine getirmeye uğraşıyorum... 

Yasemin ile her dersimizde germelerimi yapıyoruz ve ilk başladığımızdan bu yana büyük gelişme olduğunu ve iyi gittiğimizi söyledi. Yasemin benim fizyoterapistim olmayı geçip, arkadaşım da oldu tanıştık tanışalı. Her hafta sadece hasta fizyoterapist olarak değil, iki arkadaş olarak da buluşuyoruz. Çok şükür... Bir dersin sonunda yüz üstü sırt çalışıyoruz, bir dersin sonunda da yatak ucunda otururken denge ve sırt-bel gerdirme...

Durumlar böyle yani şimdilik... Dinç ama biraz yorgun haldeyim, geçmişle kıyaslayınca da çok şükür demekten kendimi alıkoyamıyorum. Bu perşembe Uzay Terapideki seansım sonrası fizyoterapistim performansıma, "100 üzerinden 101 vermiş" ve "102'de olabilirdi" diye eklemiş de olsa, buna da şükür diye avunmam bu sebepten... :)




Ve bu perşembenin hava durumu da üst resimde... Gün batımı, hava fırtınaya çevirmeden önce kendini kapatmaya yakın göğü patlatmaya hazırdı ama patlamaz halde idi. Olmadı tabii ki, beklediğimiz fırtına çıkmadı. Sakin gelsin diliyorum havalar, çünkü bu mevsim geçişini ağır geçirmekten korkuyorum hala. Kaslarım bu sefer daha hafif üşüyor olsa da, yine de çok çabuk yorulmama engel olamıyorum. Bu durum artık kaçınılmaz bir şey, benim yapabileceğim tek şeyin kendimi daha çok korumaya devam etmek olduğunu da artık kabullendim. "Neler yapabiliriz"e odaklandık Yasemin ile dün...


Hareketlerle güçlendirmeye, beslenmeme dikkat etmeye devam ederken; yüz üstü yatıp ayaklarımı tersten gerdirmeye başlamama ve bunu her akşam ihmal etmemeye dikkat etmeme karar verildi dün Yasemin ile... 


Diyeceğim o ki; terapiler güzel gidiyor, havalar da fena değil. Yorgunluklarım şimdilik tatlı, daha fenalarını da gördüm ve Allahım o fenalardan korusun diliyorum. Bu kışı da sağ salim atlatacağım inşaallah, hazırlıklara şimdiden başladık. Malum üşümek kaçınılmaz kas erimesinde ama önlem almak ise farzı bu durumun. Allahım her birimizin yardımcısı olsun inşallah.

Fizyoterapistlerimin beni bir yandan kontrollü yorması ve de rahatlatma çabaları, benim yorulmam ve kendimi rahatlatma çabam; biliyorum ki her birinin yeri ayrı ve birbirini tamamlayıcı. Umarım hep bir arada ve sapasağlam devam eder bu güzel çabalar ve gelişmeler.. Sevgiler... :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...