Dr. Clinic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dr. Clinic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2022 Cumartesi

Hayal, Hedef Ve Çaba - Network'e Dair #2


Nisan 2022'de "Network Nedir ve Neden Network Marketing?" alt başlıkları ile "Network Benim İşim" diyerek yazmaya başladığım yazı dizime; bugün "Hayal, Hedef Ve Çaba" Kelimeleri ile devam ediyorum. Zira bu üçlünün yapmak istediklerimizin yolunda çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. =) 

Yazımın devamında sizleri Dr. Clinic Altınbaşak Ekibi ve de Gül Ekibi ile tanıştıracağım. İyi okumalar dilerim... :)


Son 2 senede çok net bir olgu gördüm; 

Network Marketing sektöründe başarıya ulaşanların "hayalleri için hedefleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri için de çabaları var". 

Eksiksiz her bir iş için böyle aslında. Hayaller için çalışıyoruz bu dünyada ve başarıya ulaşmanın bir denklemi varsa eğer, benim gözümde o denklem budur. Başarının kendi emeğiniz ve planlarınıza bağlı kılındığı bu sektörde ise üstte bahsettiğim üç etmene daha fazla ihtiyacımız var...

Şansa kadere başarıya ulaşmak derseniz, çok nadir yaşanan ve uzun süre o başarıda kalınamayacağını da net olarak gördüğümüz bir durum derim. Çünkü şans ve kaderinizin de düzgün ilerleyebilmesi için gayret olmalıdır. Şu söz unutulmasın; 

"Kader gayrete aşıktır!" :)


Evden iş dediğimizde, bize hep "az çalışıp çok kazandığımız" düşünülerek bakılıyor. Oysa daha rahat şartlarda, çalışma düzenimizi hayatımıza göre şekillendirerek çalışmak bizimkisi... İşimiz her yerde, hayatımız daha keyifli ve esasında daha da düzenli. Ama bazen de yoğun çalışma dönemlerinde de tatlı bir düzensizlik içinde... :) Bu iş sayesinde işimiz hem satış, hem insanlarla ilişki kurmak. Zamanımız hem her an eğitim hem de her an kutlama tadında geçebiliyor. 

İşte tüm bunlar, içinde bulunduğum sektörde, benim doğru ekipte ve doğru şirkette olmam sayesinde parmaklarımdan yazı olarak dökülüyor... (: Şükürler olsun dedirtmeye Dr. Clinic son 7 aydır devam ediyor... :)


Konumuzun bu noktasında başarı konusunu da konuşmak istiyorum sizinle;

Yorumlarda bana kendi başarı tanımınızı yazabilir misiniz? Bu yazımızın fikirleşme konusu "başarı nedir?" üzerine olsun...


Hedef, Hayal Ve Çaba Var; Peki Başarı Nedir?


Benim için başarı konusuna gelirsek, tek bir tanımlamadan ibaret değil. Ben 2 sene içinde gördüm ki, benim için bile başarı değişkenmiş... 

İki sene önce ilk bu işe başladığımda, başarı benim için satış yapabilmekti mesela; satışı öğrenebilmek ve onun için kendimi geliştirmeyi başarmaktı... 1 sene önce başarı tanımım, bir ekip kurup liderimin olabilmesi oldu. Ekibime de kendime de değer katmak da başarıydı, kendi ayaklarım üzerinde durabilmek de... Şimdi ekibimde liderlerim var ve başarı kavramım ise bambaşka. Başarı demek benim için çok satmaktan öteye, değer katmak ve de özgüvenimi arttırmak da oldu; sadece işten öte hayata karıştığım her an benim için bir başarı simgesi artık...

Düşünün ki hep kendinizi "ben satış yapamam" diye düşünüyorsunuz. Ki ben öyle yapıyordum. Benim için başarı "satış yapmayı öğrenmek ve de satış yapmaktı" o andan itibaren işte. Denemeden tam anlamıyla, son 1 seneye kadar, bana ne hissettirdiğini bilemedim. Para kazanabilmek başarı idi, şu son 2 senedir bu başarıyı gerek aktif gerekse de kısa molalarla sürdürebiliyorum şükür ki... 


Zamanla gördüm ki "para kazanmak sandığımız başarının arkasında" da gizli nedenler var, başlıcaları en duygusal ihtiyaçlarımız haline gelen konulardan oluşuyor. Mesela kimi için evine veya çocuğuna kendi emeğiyle kazandığı parayla küçük bir eşya almak oluyor. Arkasında çalışma gerekliliği var. Kimi için ailesinden eşinden beklemeden istediği bir şeyi kendine alabilme düşüncesi oluyor. Bunun da arkasında, benim eksikliğini hissettiğim cinste bir öz değer eksikliği var... Hepsi zaman içerisinde "Hedef, Hayal ve Çaba" üçlüsü sayesinde gerçek olabiliyormuş aslında, öğrendim ben de zamanla... :)

Kısacası bu konuda; Başarı kıstasınız hangisi olursa olsun, kendinizi geliştirmek üzerine yaptığınız yatırımlarınız hep hayatınızda olsun dilerim ki. Kendiniz adına verdiğiniz değerle kazanmanın tadı çok başka, onun tadı hiçbir şeye benzemiyor zira... :) 


Gelelim Dr. Clinic'e ve Dr. Clinic İle Network Marketing mevzusuna...



"Ailenin Olduğu Her Yerde Sevgi Vardır." 
Dr. Clinic'imizin sloganı...

Dr. Clinic "Kadına İstihdam" başlığı ve amacıyla, Kasım 2021'de Network Marketing'e adımını atmış 35 senelik bir firma... Esnaflıktan gelen, ürünleri eczanelerde ve nice e-ticaret sitelerinde satılan bu markanın, Kasım 2021'den beri girişimcileri için elinden gelen korumayı ve emeği verdiğini bizzat yaşadık yaşıyoruz şükür ki.

Bu ay tam 8. ayımıza başladık. 7 ayda çok şey öğretti, çok kişi kazandırdı ve bir o kadar da temizlik yaptırdı hayatımıza... Başarı kavramım da, emek kavramım da, hayal kavramım da çok başka anlamda değişti. Dr. Clinic ile oldu bunlar, her yeni kapı yeniliklerle dolu zira. Firmamızın yeniliklerine beraber başlamış olmak benim ve birçoğumuz için apayrı hala. Ama hiçbir zaman geç değil ki, yenilikler ve gelişmeler tüm gaz devam ediyor bu arada...

Kadına istihdam denilen bir firmada, kadını erkeği ayrılmadan emek vererek çalışıyoruz. Ne zaman başvurulursa başvurulsun, size değer veren bir marka ile çalışıyor olmak büyük şans resmen. Bizler Dr. Clinic sisteminde satarak kazanıyoruz, alarak kazanıyoruz ve sistem üzerinden ekip kurarak primler alarak kazanıyoruz. Bir de kazanma biçimimiz var ki, ekibimize kalbimizi vererek "abla, kardeş ve arkadaşlıklar" kurarak kazanıyoruz... :) 

Bizi eşsiz kılan daha çok kazandırıp adil kazancı sağlayan firmamız ve Altınbaşak ekibimizde daha deneyimli bir şekilde planlarımızı işletiyor konumunda bu firmada yer alıyor olmamız. Herkese kendi ekibi ve firması güzel gelecektir, yeter ki orayla gönül bağınızı kurun. Ancak biz gerçek anlamda önceki bir sene boyunca diğer firmamızda yer aldığımız dönemde "doğrularımız ve yanlışlarımızı hesaplayarak" bu firmaya geçtik. 

Bugünümüzde önceki firmadaki bağı bilerek gelen veya ekibimize bu firma sayesinde katılan herkesle bağımız hala aynı. Gerçek anlamda bir "güç ve sevgi var" aramızda. Sevgisi artarak katlanıyor ve saygıyı, sabrı, bağlılığı ve anlayışı barındırıyor. Bir de düzeni... Ben "Altınbaşak ekibi" içerisinde en çok düzenli ve planlı oluşumuzu seviyorum. Eğitimlerimiz ve kampanyalarımız da eşsiz, bilgilendirme ve bize değer katan takdir edişleri de... Sevdiğiniz yerde seviliyor ve değerli hissettirildiğinizi de biliyorsanız eğer, ötesi aslında çalışma seviyenize ve emek verme hevesinize kalıyor. 


Bu arada, umarım buraya kadar anlatmak istediklerim kalbinize dokunmuştur ve sizlere de değer katabilecek ekibimizi tercih edebilmenize vesile olabilirim. Hayalleriniz için ertelemeden yola çıkmayı düşünürseniz, bana ve bize yan taraftaki hesaplarımdan ulaşabilirsiniz...



Ekibimiz Altınbaşak, Bizler Gül Kızları... :)

Sıra geldi, size Altınbaşak ekibinde yer aldığımız ismimizle içinde bulunduğum alt ekibimizi de anlatmaya; bizler Gül Kızları...  (: Altınbaşak Ekibi Dr. Clinic'in kurucu ortağı olan Kadriye Altınbaşak'ın ekibi. Ekipler arasında bile inanılmaz bir birlik ve bağı olan güzel kurucu bir Dr. Clinic Ekibiyiz biz. :) Planı programı, çalışma ve de bir arada olma anlayışı kim geldiyse şu ana kadar bozulmamış ve de herkese kucak açabilmiş bir ekibiz. 

Gül Kızları ise adını duyurmaya, emin adımlarla çalışıp yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor bu ekip içerisinde... Bir ekipte olması gereken ne varsa bizim birlikteliğimizde var, ne olmaması gerekiyorsa da "çok şükür dualı ve de sevgi dolu ekibiz ki" yerini alamıyor içimizde... Bize Kadriye Başkanımız "Gül Kızları" dedi önce, ekip müdürümüz ve "iyi ki"miz <3 Gülşah Ülkü'nün kızları olarak birbirimize tutunduğumuz için... :) Sonra ekip içerisinde "onun bunun üyesi" lafı etmeden, herkes birbirine güvenerek ve de destek halde olduğundan bu isme çok çabuk alıştık. Ekip olmanın da gerektirdiği ilk önemli kural, birlik içerisinde olabilmekse; bizim ekibimizde var şükür ki... Her birimizi bir arada tutan ve kavuşturan da, Altınbaşak Ekibi kurucusu Kadriye hanım. Ah bir diğer iyi ki'miz... <3

Bir ekipte olmaması gereken konuya gelecek olursak, bana göre bu "abartılı ast-üst ilişkisidir." Ne sen üstünden korkacak veya çalışma anlayışlarınız uymuyorsa ona tahammül edeceksin, ne de o seni önce para olarak görecek veya seni herhangi bir şey için zorlayacak ve elinde tutacak. Bir işyerinde nasıl sevgi ve anlayışla yaklaşmak var ise, orada çalışmak o kadar keyifli olur. Aynı şey bu ekiplerde olabilmeli. Bizde en çok sevdiğim özellik o ki, "kimse kimseye gereksiz stok çektirmez" ve de "işi öğretmeden boş yere hava basmalarla iş beklemez!" Çünkü biliriz ki bu sistemde bağ dediğimiz şey ve üstüne düşen kadarıyla emek veriyor olmak çok kıymetli. Üstüne güveneceksin, altının da iyi niyetle ve çabayla yaklaşımına yanıt vereceğine inanacak ve bileceksin...

İşte bu noktada doğru iletişim en önemli konum olmaya başlıyor. Karşılıklı iletişimi saygı ve de sevgi çerçevesinde kurar, kimse bir diğerine üstünlük kurmaz kimse bir diğerini yok saymaya çalışmaz ise; ekip bal şeklinde çalışır gider. (Size bu işin en büyük sırlarından birini daha verdim bu arada böylece)


Biz Gül Kızları olarak Mayıs ayından itibaren Gülşah müdürümüz ve Ayşen müdürümüzün öncülük ederek kurduğu, hep beraber geliştirmeye çalıştığımız bir web sitemiz de var artık. 

Bu Web sitemize ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. :)

Bu web sitesi hem bizim hem de sizlerin çok net bir şekilde faydalanabilmesi amacıyla kuruldu ve her bir ekip arkadaşımızın elinden geleni yaparak aktif tutulması hedeflendi. 

Sizlerden isteğim odur ki; sitemizi ziyaret edip inceleyerek, elinizden geliyorsa bizi çevrenize de tanıtabilirseniz bizler emeklerimizin karşılığını almaya devam edebiliriz. Aramıza katılmak isterseniz ücretsiz üyelik formunu doldurabilir ve dilerseniz beğeni ve önerilerinizi mail adreslerim aracılığıyla bizlere ulaştırabilirsiniz. Bu bizim sizler açısından da nasıl göründüğünü ve hangi konularda geliştirmemiz gerektiğini görmemizi sağlayabilir. =)


Bu yazıma "Hedef, Hayal Ve Çaba" diyerek başladım, ama içeriğinde "sevgi, umut ve görünür görünmez düşlerimiz" de vardı. Ben "Network'e Dair" adlı yazılarımı yazmaya burada devam edeceğim. :) Çünkü mutlu olduğum her şeyi yazmak beni daha çok motive ediyor ve paylaştıkça birilerine ilham olmak da bana mutluluğumu arttırmak olarak geri dönüyor...

Başlangıç tamam, gelişme niteliğinde bu yazımız da tamam... Bir sonraki yazımda da "Network Marketing hikayelerimizi" konuşabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü hikayeler hayallerin alt sebeplerini oluşturuyor ve kaçıncı yazı olursa olsun, eminim ki biz hayalleri konuşmaktan ve gerçekleştirme çabamızdan vazgeçmeyeceğiz.

Hayalleriniz varsa, hedeflerinizi kendinize yol bilmeyi unutmayın. Bir yerden başlamak istiyorsanız eğer, ister web sitemizden isterseniz de sosyal medya adreslerimden bana ulaşabilirsiniz. 

Hayallerinizi alın gelin, sizlere yol olalım; hikayenizi beraber yazalım... :)

Sevgilerimle...


1 Nisan 2022 Cuma

Network Benim İşim - Network'e Dair #1



Artık bloğumda da sıklıkla konuya dair başlıkları göreceğiniz üzere "Network'e Dair" yazı dizimi başlatıyorum. Öncelikle 2,5 sene kadar sürekli içinde bulunduğum bu sektöre dair, network bir hayat biçimi demek istiyorum. 

Aslında yanı başımızda çok net istikrar ve emek ile istediğiniz yerden kazanabileceğiniz bir iş kapısı bulunmakta. Kapıyı aralamadan "kötü" sanmak da mümkün, deneyimlemeyi tercih edip "emeğinle kazanmak da"... =) Tercih sizin... İyi okumalar. 




Network alanında 2020'nin başlarında yer almıştım. O zamanlar deneyimlediğim şeyi, sadece kendi ihtiyaçlarımı alarak bir şey yapmasam da ilerletebileceğime inanıyordum! Oysa doğru ekipte yer almanın çok önemli olduğunu bilmediğim zamanlardan geçiyormuşum o sıra. Ben bu işi "rastgele sipariş alabilirsem" yapabileceğim bir iş sandığım 6 ay kadar geçirdikten sonra, doğru ekibimi tanıdığım Kasım 2020'de kariyer çizgimi çizmeye başladık... 

Lisede başka sınıflarda okurken ortak arkadaşlar doğrultusunda tanıştığım ve senelerdir sosyal medyadan takipleştiğimiz bir arkadaşımla aynı firmanın farklı ekiplerinde idik. Bahsettiğim arkadaşım bana bir gün instagram üzerinden yazıp kendi ekibinden bahsettiğinde (25 Kasım 2020 idi, çok net hatırlıyorum!), ekibinin diğer ekiplerden farkını çok doğru ve net anlattı. İşi bizde çok net öğrenirsin, üstelik birbirimizle arkadaş gibi bir ortamımız var; yabancılık çekmezsin, dedi. Doğrusu inansam bile dediklerine, "yine olmasa bile ne kaybederim ki" diye de sorarak arkadaşımın ekibine geçtim. 

Hayatımda verdiğim en güzel karardı, Altınbaşak ekibiyle network marketing sektöründe yer almak... :) Maddi manevi bana destekleri oldu; her daim işi öğrettiler ve ellerinden gelen desteği kimseye bağlı olmadan verdiler. Bu iş gönülle bağlanmayı gerektiren bir iş derken hiç de şaka yapmıyorlarmış... Ne zaman gönülden bağlandıysam her bir arkadaşıma, işte o zaman "doğru ekip ve doğru işi yapıyor olduğumu anladım."


Kasım 2021'den bu yana aynı ekiple Dr. Clinic'de devam ediyoruz çalışmaya şimdi. Burası çok ayrı bir sistem ve de daha içe sinesi şekilde ilerlemeye imkan veriyor! 5 ayda katettiğimiz yollar çok güzel, başarılarımız daha da devam edecek. Bence her şey olması gerektiği gibi oluyor. Emin adımlarla ilerliyoruz, biz bu işi hakkını vererek yapıyoruz. Kimsenin kıyaslama yapmasına, herkesin aynı olmasına ve de kimsenin kimseyi zorlamasına gerek yok. Herkes çabaladığı ve ortamının gerektiği ölçüde ilerliyor. Ama gönül verip, emeğinle bu yola koyulduğunda; o çabanın sonucu elbet alınıyor... Çok şükür ki doğru ekiple çok güzel ilerleniyor... :)


Doğru ekip nasıl anlaşılır peki derseniz, bunu daha sonrasında konuşacağız. Şimdi konuşmamız gereken konu, 2 senelik deneyimim gereğince "Network Marketing Nedir?" sorusunu cevaplayarak başlamak olacak. 




==> Network Marketing Nedir?


Birçok kişinin düşüncesi, "Network, saadet zinciri gibidir. Üstteki kazanırken, alttaki hiçbir şey kazanmaz." yönünde ama bu durum aslında hiçbir şekilde doğru değildir. 

Network firmalarının içinde böyle bir sistemi olup da alttakini ezdiğini düşündüğünüz ve buna rağmen sistemde hala yer aldığına hayret ettiğiniz birileri var ise, öncelikle bir düşünün ki neden onlar hala o sistemde? :) Sistemlerini beğenmediğim firmalar benim de var ama bu işin satış işi ve o sistemler içerisindeki kişilere de kendi sistemlerinin kazandırabildiklerini biliyorum. 

Öncelikle Network Marketing bir satış işidir, diyeceğim. Satarsan kazanırsın, ama sattığın herkese indirim yaparak; satmış olmak için satarak kazanamazsın! 

Bir diğer tanımım şöyle; Network Marketing ekip işidir. Satışı öğrendiğin ve sattığın gibi ekibindeki kişilere de öğretir ve onlara da satış yaptırırsan, kazandırırken kazanmaya devam edersin...

Bir tanımım daha var, aslında tüm bu bahsettiklerimin devamı niteliğinde; 

Network Marketing; emek, istikrar ve her daim yeniden başlayabilme gücünü içeren bünye ister. Hayallerin ve de güzel yaşamayı istediğin üzere uğraş verebileceğin gücün varsa, ekibinize kattığınız insanlarla diyalog kurarken de satış yapmakta zorluk çekmezsiniz.


Ürün içeriklerini, çalışma stratejilerini ve planlarını sevdiğiniz şirketinizin bir girişimcisi konumunda çalışırsınız. Şirketiniz üretir, siz ondan ürünleri talep eder, dener ve satarsınız. Beğenmediğiniz ürünü önermezsiniz, beğendiğiniz ve kullandığınız ürünü denetir ve sipariş usulü çalışırsınız. Aslında birçok yolu vardır bu durumun. Onu siz deneye yanıla öğrenir ve kendinize göre şekillendirebilirsiniz. Kimi sahada çalışır canlı canlı, kimi internet üzerinden satar sevdiklerine denetir ve maddi manevi herkes illa ki kazanır. Bazen para, bazen deneyim, bazen tecrübe, bazen de dersler kazanırsınız... :) 

Gelelim bu yazımın ikinci sorusuna; Neden Network Marketing?;

1.) Network Marketing özgür çalışma alanları ve saatleri sunar. 


8-6, 9-5 veya vardiyalı sistemde 4-12, 12-8 çalışamam diyenler için çalışma saatlerini ve yerlerini kişinin kendisinin belirleyip çalışabildiği bir sistemi vardır. Çalışma saatlerinizi ve alanlarınızı belirlerken de patronunuz kendinizsinizdir. :)

Çoğu kişi bir iş durumuna bağlı kalarak yaşamayı kendine reva göremez. Bu günümüz dünyasında çok sık rastlanan bir durum üstelik. Pandemi döneminde o kadar çok evlerimize hapsolduk ki, "hayat nereye gidiyor ve biz neden sürekli bir koşuşturma içerisinde yaşamak zorundayız?" diye daha fazla düşünür olduk.

Düşünün ki bir işiniz var, istediğiniz yerde çalışabileceğiniz; çalışma saatlerinizi ve eğlence saatlerinizi belirlemek size kalmış... Sevdiklerinizi ziyaret ederken uzaktan çalışabilmek mümkün, çünkü normalde de nerede iseniz oradan hayatınızı yenilikçi iş yönteminizle yönetebiliyorsunuz. Günlük sağlam birkaç saatinizi işinize ayırdıktan sonra, istediğiniz yerleri daha rahat gezebilirsiniz de. Yoğun bir iş hayatının en sıkıntı duyulan tarafı bu değil mi? Sevdiklerine yeteri kadar vakit ayıramamak, yeterince eğlenememek ve gezememek... 

Rutine bağlı yaşayamayanlar ve iş hayatında birçok kişinin birbirini ezerek üstünlük sağlama çabalarına karşı stres olup bunalanlar; kendi işinizi kurabileceğiniz Network sisteminde bu yok. Ekibinizde planlı çalışabilen ve hayalleri için denemekten bıkmayanlar olduğu sürece, ilerlememeniz için sebebiniz yok. Ekibinize her daim sizin gibi kişiler bulmanız da mümkün, yeter ki siz bunu isteyin ve deneyin.

2.) İşten kovulma veya parasız kalma durumu yoktur. 


Satarsanız ve sattırırsanız kazanırsınız. Kendinizle beraber ekibinizi geliştirir ve artılar katmaya devam ederseniz, işinizde kendinizin önüne geçerek hep ilerleyebilirsiniz. Bu işte net bir kural vardır ki "Kıyaslamaya yer yoktur. Sadece kendinin en iyi versiyonu için çalışmaya devam etmelisin!"

Her daim yaşamımız boyunca her iş alanı için geçerlidir ama network marketing alanında daha çok yer alması gereken kuraldır. Hayat yenileniyor, değişimler artıyor. Hayat durmuyor... Teknolojiden hava durumuna, ülkelerin gündeminden ekonomik gelişmelere; hep bir güncelleme geliyor. Değiştikçe her şey, yerimizde sayma gibi bir lüksümüz yok. Gelişmeye devam etmek zorundayız. 

Şayet kendimizi geliştirmekten, eğitimler almaktan ve de yeniliklere ayak uydurmaktan vazgeçersek; işte o zaman işimizden yana motivasyonumuzu kaybederek azalırız. Yine kovulmuş olmayız, belki bazıları pes eder ama her daim ayağa kalkmak istedikçe geri dönebileceğiniz bir iş alanıdır. (Şayet kötü itibar bırakıp da, birilerinin hukuki açıdan dava açabileceği durum oluşturmazsanız.)


3.) Başka birinin inisiyatifine kalmadan gelirinizin artma ihtimali her daim vardır.


Türkiye gibi bir yerde, şayet iş yeri sizin değilse ve de gündeme düşebilecek bir ünlü değilseniz; asgari ücret arttırım zamanlarında ve de patronunuzun size yaptığı zamların zamanında maaşınız artar. Fakat Network'te, kazancınızın ne kadar olacağı tamamen sizin performansınıza bağlıdır. 

Emek verilen her işte böyle olmasını umduğum üzere, esasında birçok alanda bu durum geçerli olabilmelidir. Çoğu kişi ülkemizde hakettiği maaşları alamıyor. Ekiplerimizde birçok meslek grubundan ek kazanç olarak bu işi yapan arkadaşlarımız bulunmakta. Çevreleri var ya da yok, birçoğu kendi çevresinin ihtiyaçlarını dahi daha fazla tedavi edici ürünlerimizle giderebilmesi açısından bu sistemde yer almayı doğru buluyorlar. Şu zamanda yapılabilecek en doğru işlerden ve de ek işlerden biriyiz. Bu işin içerisinde bulunduğum sürede netlikle kavradığım ve de anladığım üzere durum böyle...


4.) Mutlu müşterilerin olduğu, deneyimleyen ve kazandırdıkça kazananların olduğu adil bir sistemi var!

Bugün birçok markete gittiğinizde, her ay size "Şu kadar ürün al ben de sana bu ürünleri hediye edeyim, sen bunu da ister sat ister kullan." mantığında ürün seçenekleri sunmaz. Network Marketing ise deneyimlerin kazandırdığı bir sisteme sahiptir. 

Siz bir ürünü kullanır beğenir veya beğenmezsiniz, eksiklerini müşterilerinize söyleyerek doğru ürüne yönlendirebilirsiniz. Diğer yandan eğitimler de alırsınız, ürünlerinizin hangisi doğru cilde ve doğru semptomlara kullanılır bunu da deneyimlersiniz... Sorunlu bir ürünün değişimi ve gelişimi için de şirket ile anlaşmaya varırsınız, böylece güven içerisinde bir sistem içinde ilerler tüm işler. 

5.) Network Ekip işidir ve ekibini bulan hayallerini de bulur... :)

Bu maddeyi en sona bıraktım, çünkü bence en önemlisi ve herkes tarafından bilinmesi gereken en büyük sırrı bu madde. Doğru ekipte bu işi öyle güzel yaparsınız ki, "ya nasıl oluyor da bu işi kötüleyebiliyorlar?" diye sorarsınız benim gibi. Yanlış ekiplerin nasıl olduğunu eğitimlerde ve başka ekiplerde yaşanan sorunlar aracılığıyla gördüm ki; benim bulunduğum ekip en doğru ekiptir! diye gururla söyleyebiliyorum.

Çünkü doğru ekipte zorlama olmaz. Doğru ekipte bir tek kişi ilerleyip gerileri yerinde saymaz. Doğru ekipte çalışma, gelişme ve ilerleme azmi herkese yayılır... Çünkü doğru ekip sizi sarar sarmalar, eksiklerinizi size anlatır ve tamamlatır. Doğru ekipte kendinizi bulursunuz, doğru ekipte hayallerinize ilerlemek zaman alsa da imkansız olmaktan çıkıverir. =)


Velhasıl kelam; Network nedir ve neden network demekteyiz size kendimce anlatmaya çalıştım. Bir dahaki yazımda size "Neden Dr. Clinic ve Neden Altınbaşak Ekibi" başlıkları altında bizden bahsetmek istiyorum. 




Yazımı bitirmeden önce, bu fotoğrafta gördüğünüz üzere, Mart ayının seviyesi olarak %11'e de ulaştığımı gururla söylüyorum... Ben emin adımlarla ilerliyorum, herkesin yolu başka ve o ilerlemeler illa ki bir çırpıda olmak zorunda değil; çok net biliyor ve gördüğünüz üzere gösteriyorum. :) 

Tüm bu anlattıklarımı zaman içinde kendimi geliştirerek ve çalışmalarımı buna göre şekillendirerek ilerledim ben. Çünkü son 2 senede hayallerimin peşinde netlikle ilerleyebiliyorum. Şartlar benim için ancak şekillendi, benim için şekillendiği noktada dünya ile beraber tekrar sıkıntılı hal almıştı. Ama şu an her şey hayallerim adına daha güzel gelişiyor. 

Artık biliyorum ki, ayağa kalkma noktaları çok önemli. Ben pes etmeden ilerleme konusunda ise çok daha fazla istekli ve başarılıyım... =) Siz de işi benden dinlemek ve benimle kendi işinize sahip olmak isterseniz; mail adreslerim kenarda yer almakta, ama birini bu yazımın altına tekrar yazacağım. Yanda gördüğünüz sosyal medya platformlarımdan ve de mail adreslerimden bana ulaşabilirsiniz... 

Yorumlarda yazımla ilgili neler düşündüğünüzü ve bu işi düşünüp düşünmediğinizi yazabilirsiniz. Fikirleşir ve belki sizin de yolunuzu çizebiliriz. Sevgilerimle... :) 


Bana kendinizi ve isteklerinizi anlatarak başvuruda bulunabileceğiniz mail adresim: didemkose92@gmail.com

Sizlerle tanışmak için sabırsızlanıyorum... :)


26 Kasım 2021 Cuma

11'inden 26'sına - Kasım 2021

 

Bu yazımdan önce 10 Kasım 2021'de yazmışım en son. O günün üstünden iki gün geçti Antalya'dan yengem ve kuzenim geldi. 1 hafta kalıp, okul tatili bitmeden bir gün önce de geri döndüler. Özlem onlar gelince biraz giderildi, fakat gittiklerinden bir saat dahi geçmeden tekrar başladı. Ama şükür ki görüştük, iki senelik ayrılıktan sonra bu sağlıklı arayı verebilmek hepimize öyle iyi geldi ki! :)


En son 2020'nin başında Antalya'da görüşmüştük yengemlerle, "üzerinden 2 sene geçti!" demeye çok az süre kala tatil fırsatımız baş gösterdi. 13 Kasım Sabahından, 20 Kasım akşamına kadar bizimleydi Hatice yengem ve kuzenim İncim. Dayım işi sebebiyle izin alıp gelemedi, yengem ve kuzenim ilk otobüs yolculuklarını yaptılar beraber; bizim yanımıza gelmek üzere! Tam istediğimiz gibi sakinlikte beraber vakit geçirebildik; oturup olabildiğince sohbet edip, sık sık "iyi ki gelmişsiniz" dedik durduk. 

Sevdiğin birinin senden uzakta büyüyor ve gelişiyor olması ne kadar üzücü ise, kalplerimiz bir şekilde kavuşabilmek de o kadar güzelmiş; bunu yeniden kavradık bu bir haftalık tatilde. İncim ve Kağanım okulların ara tatili olmasından ötürü en mutlumuzdular bir hafta boyunca. Bol bol oynadılar, bir süre sonra yer yer de atıştılar ama giderken yine ayrılacak olmanın üzüntüsünü paylaştılar. 

Tatilin en güzel yanına gelirsek, pandemi başladığından sonra doğan Defnemizle yengemlerin ilk defa birebir tanışmış olmaları her birimizi öyle mutlu etti ki! Yeğenimin en güzel vakitlerini biraz olsun kaçırmadan, daha da fazla büyümeden tanışarak anılar biriktirmeye başladık yeniden. =)

Sahil turu yaptık, kutlayamadığımız her türlü haberi doğum gününü ve de güzel gelişmelerimizi bir pasta kesip kutladık, bol bol yedik (ama bir arada olmanın verdiği rahatlığın etkisiydi bu), bol bol çay keyifleri yaptık yeniden! 1 kez gezmeye diye çıktık evden, o da Yalova'daki Atamın Yürüyen Köşk'ünü ziyaret ettik; yengemler gitmeden bir gün öncesinden. Çok güzeldi, havanın o gün çok soğuk olmasının haricinde! :)



İşte böyle bir durumun içerisinde yazamadım, yazmak da istemedim sanırım. Gün gün yazmaya kalksam, bir tek yatmaya yalnız kaldığım vakitleri yazıya kullanabilirdim. Sohbet anlarımızda da belki duraklayıp yazabilirdim ama sohbet vakitlerimizi elimde örgülerimle geçirmeyi tercih ettim. Anı içime çekip beraber geçirilen vakitlerimizi özlediğimi hissede hissede yaşadım! 

Defnem, İnci ablasını çok sevdi. Kağan ve İnci ile çok oynamaya heves etti, ama yer yer de küçük çocuk olmanın gerekliliği ile odalardan kovuldu! :) Defnemi bir ben anlarım, küçük çocuk olmanın bedelini küçük yaşlarımda çok çektim de odalara ve sohbetlere girmelere doyamadım! =)

İncim büyümüş ya, Kağanım da öyle... Hani şu pandemide nasıl büyüdüklerini sanki anlamamışız gibi hissettik bir hafta boyunca. Güzel güzel oynadılar, oturup ders de yaptılar kitap da okudular. Ama ne zaman yeri geldi minik minik de atıştılar, "Heh, işte bunlar bizim çocuklar!" dedik. İncim geldiğinden gidene kadar "İyi ki gelmişiz!" dedi, Kağanım ise "İyi ki geldiniz İnci!" Biri duruyor biri başlıyor konumunda, mutluluklarını dillerde ve mutlu yüzlerinde yaşadıklarını gördük. Pandemiye rağmen iyi ki artık aşılarımız varken buna cesaret edebilmişiz, dedik sonra da... :)

Aradan bir hafta geçti onlar evlerine döneli. Geçen hafta bugün daha buradalardı işte, geziyorduk beraber Yalova senin İznik benim. Arabayla bile olsa geziyorduk beraber işte! Allahım toparlanamaz hallerle bizleri daha fazla birbirimizden uzak etmesin inşallah... Senenin iki üç seferinde mutlaka görüşen insanlar olduğumuz için, son iki senedir görüşememek bize çok dokunmuş doğrusu. Kuzenim İncim gelip gidip temas ettikçe, çocuklarla oturup sohbet edip atıştıkça kendimden geçmişim işte geçen haftadan bu yana!


Sonra üstüne bu hafta başladı işte! Pazartesi günü akşam üstü İstanbul'dan halamla Savaş abim aradı, müsaitseniz geliyoruz dediler. Sohbetler, kahveler, örgü muhabbetleri uçuştu bir akşamcık da olsa! Salı günü öğlen onlar yola koyuldular geri. Yıllardır görüşmemenin üstüne, bu da bizi bir şoka uğrattı. Pandemi öncesinde gelebilmişlerdi halamlar da, o zamandan bu zamana 5 sene geçti sanırım ki...

Bir bebek yeleği örüyordum, kol altı oyuntusuna halamdan destek alıp başladım. Sonra hayatın onca durgunluk ve biz bizeliğinin ardına sunduğu fırsatlara baktım; şükür ki bir sorun da olmadı, sıkıntısız geçirdik günlerimizi... Aşılanmaların etkisi diyorum. Evet, her birimizin üzerine az biraz rehavet çöktü ama bizler dikkati elden bırakmadık. Biz çok kalabalıkların arasına girmekten hala çekiniyoruz. Maske mesafe ve hijyene dikkat ediyoruz. İlk yatılı misafirimizi bu ay yaptık işte. 11'inden 26'sına çok güzel vakitler geçti gidiyor bile! :)

Şu üstte elimi ağzıma kapattığım fotoğraf var ya; o da mutlu bir akşamın eseri, ilk defa arkadaşlarım geçtiğimiz Çarşamba akşamı evimize oturmaya geldi! Akşamın güzelliğini, bana hissettirdiğini düşünün artık... Biz Pandemi döneminin hemen öncesinde yeni evimize taşındığımız için, yerleşene kadar kimse gelemedi. Yerleştikten sonra da pandemi dolayısıyla risk altında olduğum için kimse gelmeyi tercih etmemişti! 3 çocukluk arkadaşım, ilk defa yeni evimize gelen arkadaşlarım oldular resmen! İkisiyle iki sene içerisinde sadece birer defa dışarıda görüşebilmiştim o kadar... Üçünü birden o akşam görmek, üstteki kolajda gördüğünüz üzere beni çok ama çok mutlu etti. Ama hepimizi öylesine mutlu etmiş olmalı ki, muhabbetten ve birbirimizle ilgilenmekten fotoğraf çekmeyi bile unutmuşuz. 


Size şu son iki haftada pandeminin bize ne öğrettiğini öğrendiğimi söyleyebilirim; 

Artık hepimiz sıklıkla görüşemeyeceğimizin farkında olarak "kısıtlı anların tadını çıkarmayı" öğrendik. 

Her şerde var bir hayır deniyor ya; teknolojiye dalıp yanımızdakini unuttuğumuz zamanların ardına, bize bizi hatırlatmak için gönderildi Pandemi biraz da bence. Kendimizle kalmayı da öğretti, sakin kalıp beklemeyi de... Çoğu telaşımızın gereksiz olduğunu da, asıl mutluluğu sevdiklerimizle yaşamayı es geçmemeyi de hatırlattı. 

Tüm bunlar çabuk unutmazsak ve güzel içselleştirirsek yeniden, ömür boyu çok büyük öğretiler olacak hepimiz için. Bir sınav daha olacak; bu sınavı ciddiye alan hem kazanacak huzuru, hem de pandemiyi daha farkındalıkla geçirecek. 


Son iki hafta, zamanımızı böyle değerlendirmeme sebep oldu işte. Okuduğum kitaplardan, yazdığım yazılardan, takip ettiğim kişilerden bilinçli olarak biraz uzaklaştım. İnstagram paylaşımlarımı yaptım, evde işim dediğim "Dr. Clinic" işim için uğraşmaya devam ettim. Ama beni hayattan ve işimden alıkoyan diğer uğraşlardan uzaklaştım. Tabii odaklanıp sadece buraya yazabilmeyi çok istedim ve yer yer de uğraştım ama başaramadım! 

11'inden 26'sına dolu dolu geçen Kasım ayını da birkaç gün sonra uğurluyoruz böyle işte. İş açısından da, sevdiklerimle geçirdiğimiz vakitler açısından da çok verimli bir ay olduğu gerçeğiyle; Kasım'ı bu sefer uğurlamak güç olacak benim için. Bu uzun zamandır hayatımda bir ilkken üstelik, Kasım ayı hayatıma güzellikler getirmişken; bu sefer daha bir neşeyle uğurlayacağım işte! :) (Kasım ayını neden sevmediğimi anlayamazsınız belki de. Ama bu sefer tüm soğuklarının bana yaşattığı ve eski kötü anılarıma rağmen, bu sene Kasımı bile sevdim.) Hayırla biter, hayırla Aralık'a ulaştırır ve umarım bundan sonra hep kendini böyle sevdirir bana... 

İşler güçler çok şükür devam ediyor bu arada. Biz Dr. Clinic'te kazanmaya devam ediyoruz. İlklerden olup kazanma yolculuğunuza eğitimlerimizle ve bizim ekibimizde başlamak isterseniz; iki üstteki paragrafta Dr. Clinic yazan yere tıklayarak veya buraya tıklayarak açılan linkteki formu doldurup aramıza katılabilirsiniz... :) 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sevgilerimle... =)

23 Ekim 2021 Cumartesi

Anlayamadım, Engelsiz Taksi, Dr. Clinic, Yeniden Eski Diziler - Ekim 2021


Bu hafta çok hızlı geçti sanki, ek tedavilerimin de varlığıyla su gibi aktı zaman; tıpkı eskiden de olduğu gibi... :) Yazmayacağım dediğim o şeyi yazıyorum yine, bir hafta değerlendirmesi yazısı yeniden. Aslında ne kadar, "artık bu kadar sık yazmayacağım" desem de; o kadar yazmaya devam ediyorum. Sanırım günlük boyutunda rahatlatan bir olgu bu da beni. Tekrar kabulleniyorum... :)


Hafta değerlendirmesini yaptığım bu yazı, aslında genel itibariyle şu 6 resimden ibaret. Güzel bir haftaydı, benim için dolu dolu geçti ve de yeni heyecanlarla dolu... 

Haftanın ilk günü ek tedavime gittiğimiz hastanede iken, önceki hafta Ankara'dan gelen kuzenim Gizem yazdı; "Didem abla bugün müsaitseniz geliyorum!" diye. Tedavide iken işlerimi de hallettim, eve döndüğümüzde Gizoşum da gelmişti; Defnemle oynadık beraber, bir akşamına da olsa beraber idik ve haftayı beraber başlatmış bulunduk. Önümüzdeki hafta eskisi gibi kalmaya da gelecek inşallah... :)

Gizoşum Ankara'dan bana bir hediyeyle gelmişti, bu zamana kadar aldığım en garip hediyelerden biriydi. Önceki hafta arayıp benim onayımı da almıştı, çünkü bu hediye onun aracılığıyla tanımadığım kişilerden hediye geldi. Haftanın ilk sürprizi, Ankara'dan gelen doğal taşlardan oluşan kolyem idi. Taşlara inanır mısınız? Ben inanırım derdim ama bu kadar da etki edeceğini düşünemediğim ölçüde idi "taş mevzuları". 

Çok net neler olduğunu anlatmayacağım, sihri de enerjisi de kaçsın istemiyorum. Ama son bir haftadır birçok uyku sırasındaki ağrılarım ve çeşitli yiyecek intoleranslarıma karşı değişimler tespit ettim. Maşallah 5 gecedir rahat uyku uyuyorum (havalar ısınmamış olmasına rağmen), yiyip de sonrasında rahat edemediğim birçok besin konusunda tam tersi etkiler yaşadım! Orijinal taşlar, benim hastalığım için bana özel ayarlanmış taşlar ayarlanmış ve iyi geleceğine ben de inanıyorum. Bunu not etmek istedim, şayet bu konuda gerçek taşlardan yardımcı kolye bileklik benzeri ürünler yaptırmak istiyorsanız, ben şu ana kadar çok duacıyım; özelden sizlere de bilgilerini iletebilirim. Allah razı olsun bana bu kolyeyi iletenlerden de, bu duruma aracılık eden kuzenim Gizemimden de... :)


Anlayamadığım Bir Durum Vardı Sonra Bu Haftayla Netleştirdim;


Salı gecesi bitirdim "Petersburg'lu Usta" adlı fotoğrafta görünen kitabı, çok bitirmeye heves duymasam da... Biliyor musunuz, bu kitap 2003 yılında Nobel Ödülü almış. Anlayamadığım Durum Şu Ki, Nobel ödülü verdikleri hikayenin netlikle değindiği mesaj içeriği taşıyan bir konusu yok! Sadece kitabın karakterlerinin "kimin kimi" olduğu hususunda bir netlik var, kitabın nobel ödülü almaya değer hiçbir yanı yok!

Çok netlikle soruyorum ve de çok büyük merakla; Nobel ödülünü hangi kitaba ve yazara vereceklerini, kimler nasıl seçiyor? Şaka yapmıyorum; bu yazarın yazdığı kitabın içerisinde, üvey de olsa bir babanın oğlunun ardından "ne kadar üzüldüğünü" anlatmaya çalışıyor kitap. Fakat kitabın içerisinde yersiz bir anlamda, büyüttüğü çocuğun ölmeden öncesinde oda kiralayıp kaldığı evde kalan üvey babası "sözde onun ölümünün neticesiyle ilgilenirken, odanın sahibi kadınla cinsel birliktelik yaşaması ve de önüne gelen her dişiye nefsinin uyanıyor olması belirtiliyor!"

Bu kitap nobel ödülü almış. Nobel ödülü neden veriliyor? Kim böyle bir kitabın hikayesini hangi kafayla beğenmiş çok ama çok merak ettim! 

Kitabın şu noktasına değinirsek eğer; bu bahsettiğim olayın kurgusu, Dostoyevski'nin adı üzerine kurulmuş. "Yani Dostoyevski gibi bir yazarın üvey oğlu olsaydı, onun da böyle bir hayatı olsaydı; oğlu öldüğünde kaldığı yere gelse idi babası ve kim iyidir kim kötü netleştirmese ve sözde de olsa bu ölümün peşinde koşuyor görünse idi!" gibi bir kurgu yapılmış... 

Anlayamadığım Bir Durum! Kolera Günlerinde Aşk adlı Marquez'in kitabını da okuduktan sonra, oradaki erkek karaktere ayrılıkları sırasında bir sürü kişiyle yatmış olmasına rağmen "sadık aşık" yaftası yapıştırılmış misal! Onu da okumasa idim, orada anlatılan karakterin sadık olduğuna inanabilirdim... Ben bu hafta "Petersburg'lu Usta" adlı kitabın Nobel almış olmasına çok üzüldüm. Sonunda dahi kitap karakterimiz Dostoyevski'nin yazdığı hikaye denemesinden hiçbir şey anlamamış olarak, bu nobeli kim verdi? Çok merak edeceğim bir mevzu olarak kalacak... :/ 

1000kitap hesabımda bu kitaba dair inceleme yazımı burada bulabilirsiniz. 


Engelsiz Taksi'yi Sonunda Denedik... :)


Bu Çarşamba günü Gemlik içerisinde bulunan özel bir hastaneden aldığım ek tedavime, hastanenin servisi ile değil Engelsiz Taksi ile gittik. Bu yapılanmayı epey bir süredir denemek istiyorduk ama bahanemiz olamıyordu, pandemi tüm bahaneleri sıfırladı sildi maalesef! Geçen hafta hastanenin servisi olan doblo tipi araca bile binerken zorlandığımız üzere, şoför amca "isterseniz onu da bir deneyin" diyerek Engelsiz Taksiyi sununca bize. "Evet, zaten deneyecektik; buyur bahanemiz." dedik. 

Çarşamba gününe randevumuzu alabildim, randevumdan yarım saat önce gelip beni aldı Engelsiz Taksi aracımız... Gemlik'te bir adet Engelsiz Taksi var ve bu da Gemlik'e yeter konumda şimdilik. Servis şeklinde, randevu üzerine çalışıyor. Sürekli bir tedavin varsa o gün için randevunu yazdırıyorsun, ondan sonra gelip sizi evinizden alıp götürüyorlar. Şayet başka türlü işlerin varsa da, yine iki gün öncesinden randevu oluşturuyorsun ve o oluşturulan randevuya göre gelip seni alıyor Engelsiz Taksi...

Engelsiz Taksinin özelliği, dolmuş dizaynında bir aracın arka kapısından indirilen bir engelli asansörü ile arabaya tekerlekli sandalyeyle bindiriliyor oluşumuz. Yani arabaya bindirme, tekerlekli sandalyeyi katlama, arabadan indirme ve tekerlekli sandalyeye oturtma gibi durumlar olmuyor. Bunlar olmadığı için de, tedaviye gittiğimiz süreçte yorulmamış da oluyoruz. Aynı zamanda, otobüslerde bize yer olamadığı için (Gemlik'in otobüsleri küçük boyutta) engelsiz rampaları da fazla bulunmamakta. Durum odur ki; şehirlerin büyük bir ihtiyacı olan Engelsiz Taksi, Gemlik'in 2 senedir çok önemli bir ihtiyacını karşılıyor. Engelliler için ulaşım meselesi... 


Daha önce kullanmak nasip olamamıştı, pandemi sebebiyle dışarı çıkmamı gerektirecek durum oluşmadı. Ben çıkmak birileriyle buluşmak istesem bile, haklı olarak benimle görüşmeye çok korktu arkadaşlarım... Oluşan acil durumlar da hep arabamızla giderebileceğimiz durumlardı... Bu sebeple daha öncesini bilemiyorum ama bir eksikliği varmış, giderilmek üzere teçhizatları yapılmaya başlanmış; tekerlekli sandalyeleri sabitleyebilecek ekipmanlar sandalyelere yetersiz kalmış. 

Çarşamba günü manuel sandalyemle gittim, onun da ön tekerleklerini sabitleyemediğimiz için annem sandalyemi tuttu da gittik. Ama daha önce başka bir aracın bagaj kısmında gittiğimdeki gibi dehşet bir sallantı ve de bel ağrısı gibi bir durumla karşılaşmadık çok şükür ki. Korktuğum tek mevzu bu idi. Bu da olmadığı için, bundan sonra engelsiz taksi ile gitmeye karar verdik ek tedavime. Böylece sadece annem tedavi alacağım yatağa yatırmak ve geri sandalyeme oturtmak işlemlerini yapacak. Ne o ne de ben yorulmuş olacağım. Birçok vatandaş için kolaylık olan mevzular kadar, biz Engelliler için de böyle hayati düzenlemelerin tüm şehirlerimizde daha sık yer alması dileğimle... 



Dr Clinic, Herkes Kazansın Diye Var Olacak... :)



Kasım itibariyle Network Marketing piyasasında yerini alacak olan Dr. Clinic adlı firmamızın bu hafta kazanç eğitimini alabildik nihayet. O kadar güzel şeyler olacak ki, 8 gün kaldı ama ben daha çok varmış gibi sabırsızlanıyorum resmen... :)

Dr. Clinic adlı firmanın Network Kurucularından biri olan Altınbaşak Ekip kurucumuz ve As Başkanımız Kadriye Altınbaşak'ın bizzat sunumuyla birçok netliği daha öğrendik bu hafta. 1 sene içerisinde ürün çeşidine ekleyeceği birçok ürün kategorisiyle, Network'ün her alandaki marketi konumuna gelecek firmamız. Kazanç sistemi daha adil olsun, sisteme giren en alttaki kişi de çok kazansın diyerek kurulan bir firma olduğu için bu kadar heyecanımız...

Biz kadına, anneye, çalışana ve de "küçük bile olsa bir ekip kuran herkese" değer veren bir sistemde çalışmak için ekibimizin çoğu kısmı Dr. Clinic'te Kadriye Altınbaşak ile çalışmaya devam etme kararı aldık. Bu hafta bunun heyecanı daha da çoğaldı içimizde. Bir firma düşünün ki, network içerisinde anne çalışsın diye kendi şirketinin içerisine oyun odası kursun! Bu çok fazla şirkette olan bir girişim değil bir kere. Sonra kendi bünyesinde çalışan yeni doğum yapan anneye Annelik Bonusu versin; sunduğu şartları yerine getirerek müdür olduğu takdirde, altına bir senelik kullanımını vereceği "Dr. Clinic arabası" versin. Çok güzel şeyler olacak diyorum, diyoruz. Ben bu sıra tüm bunların heyecanını yaşıyorum... :)

İş alanımızı genişletiyoruz, çok güvendiğimiz kurucu as başkan statüsünde bizimle adil şekilde ilgilenip eğitimlerle yetiştiren Kadriye Altınbaşak ile devam edeceğiz. Biz hem ilklerden olmanın, hem de önceki ekibimizde de aynı as başkan ve ekip müdürleriyle sağlam eğitimler alıp işin içerisinde bulunarak deneyimli olduğumuz için avantajlı görüyoruz kendimizi. Sizlere de anlatıyorum, belki benimle bizimle "avantajları yaşamak isterseniz" diye. Bana yazabilir, daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Gelin beraber satış yapalım, ekip kuralım; ama öncelikle bizim ekibimiz içerisinde tüm bunların eğitimini alın, sonra beraber kazanalım. 

Şayet bana bilgilerinizi bırakıp daha detaylı bilgi almak isterseniz; e-mail adresim, didemkose92@gmail.com'den bana ulaşabilirsiniz... :)



Cuma günü bol bol ördüm, Perşembe'nin heyecanı ile ördüm durdum... Yaka oymayı da becerdim; netlikle bir derin yaka açmayı başardım, ama süveter gibi durumlarda uygunmuş meğer o yaka açma yöntemi! (aşağıdaki görselde görebileceğiniz gibi, o biraz düzeltilmiş versiyonu)

Kış geldi, Mavişim de tüylerine rağmen üşüyor mayışıyor ve sıklıkla ben gibi yoruluyor. Bir yere takılıp birçok mevzuya dalıp, oturduğumuz yerde uyuyoruz resmen! Bazen bir video izlerken bakıyorum içim geçmiş, birçok kez kendimi gönderi yazmaya çalışırken uyukluyor buluyorum. Bu yazımı bile hafta içinde soğuklardan ötürü yorgun düşmüş hallerim içerisinde yazamadım. Gecelerim boynumdaki doğal taşlı kolye sayesinde daha rahat geçiyor, ama yine de gün içerisinde Mavişim hafif uykuyla sık kestirmeler yaparken; ben de sık sık gözüm açık rüyalara dalıyorum! :)

Her birinde şu yukarıda Mavişimin tünediği bilgisayarımın ekran görüntüsündeki gibi; ufukta bir ışık beliriyor, ötesinde de yeni işimde ve varolan ekibimizle çok güzel işler yaptığımızı görüyorum. Rüyalar bile gördüm, anlatmayacağım dediğim için anlatamıyorum. Diyorlar ki, rüyaları anlatırsan çok yorum yaparlar güzelliği bozulur. Etkilerini düzgün yaşayabilmek için, kimseye değil suya anlat; kendi içinde de olsa hayra ve iyiye yor ve bekle diyorlar... Bekliyorum, o güzel rüyalarımın etkilerini hayatımızda görmeye başlayacağız inşallah... :)


Mavişim de iyi, ben de iyiyim. Sadece bıraksanız tüm kış uyuyabilir halde mayışığız. Tüm hafta ortasından sonra böyle geçti günlerimiz. Soğuklarda bizi izole halde tutabilecek özel oda talebimiz var, onu da henüz olduramadık! Alt kattaki komşumuz evde yok, yeterince yakmadığı için ısınamıyoruz evde! =)


Ve Haftanın Son Notları Olmak Üzere Olan, Yeniden Olan Mevzular Var;


Bugün ablamlar sabah kahvaltısına geldi, beraber kahvaltı ve çay keyfi yaptıktan sonra komşularla site arkasında toplanma fırsatını oluşturmak üzere annem çay ve kısır yaptı. Masaları kurduk, sürpriz şeklinde bir arada oturduk. Güzel bir gündüz geçti, öncesinde bahsettiğim örgü kazağımın yakasını oyduktan sonra tekrar ölçtük. Yeterince uzunlukta olmadığı için sökmek durumunda kaldım. Biraz ben acele etmişim, annem ve ablam öyle diyor. Ama en azından şimdi nereye kadar örmem gerektiğini ve netlikle acele etmemem gerektiğini biliyorum! =)

Günün yarısı evde bir yarı kısmı da dışarıda geçti, ama inanır mısınız tüm serinliğine rağmen o kadar özlemişim ki dışarıda olmayı başka bir yere daha gidesim ve eve dönmeyesim geldi. Eve dönmekte çok zorlandım, döndüğüm gibi de bir önceki gün yeniden izlemeye başladığım "İstanbullu Gelin" dizisine kaldığım yerden devam ettim. Bu sıralar yeni hiçbir dizide kendi istediğime yakın duyguyu bulamıyorum! Varsa yoksa sorunlar işleniyor, ama bizden olmayan sorunlar... Sırf bu durumdan ötürü bile yazmaktan uzaklaştığımı düşünür oldum. Çünkü gerçek hayatta göremediğim bir sürü ikili ilişki mevzuuna dair yeni tarz dizilerde gördüğüm diyaloglar bana kendimi çok yabancı hissettiriyor. Buna sebep olarak ne sunsam beni anlarsınız bilmiyorum. Sanırım benim kafam o gerçek ilişkiler döneminde kaldı, basit durumlara takılan ve saçma kavgaların "puf" diye her şeyi bitirip öfkeye döndürdüğü ilişkileri kabul edemiyorum...

Duygular sıfır, hissetmek istediğim hiçbir hissiyat yok içlerinde. Samimiyet görmek istiyorum, aşk görmek istiyorum, edilen sohbetleri kabullenebilmek istiyorum. "Evet ya, gerçek bu durumlar!" demek istiyorum. Ama diyemiyorum. O sebepten dün "Kuzey Yıldızı İlk Aşk"ın son 3 bölümü kalmıştı ne zamandır izlemediğim, onu bitirdim. Üzerine de İstanbullu Gelin'i izlemeye başladım. Geçen sene Yabancı Damat'ı yeniden izlemeye başlamıştım, ona da kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Şimdilik 3 dizi belirledim kendime, diğer dizileri izler miyim bilmem ama bu üç diziyi izleyeceğim yeniden. Kendimi daha iyi hissediyorum çünkü iki gündür yeniden... 

Şimdilik şu üç diziyi izleyeceğim; Yabancı Damat, İstanbullu Gelin, Ufak Tefek Cinayetler... Sanki bu yayın döneminde yeniden yayınlanıyormuşcasına birkaç güne yayıp izleyeceğim. Her gün de izlemeyeceğim için beni epey idare eder diye düşünüyorum. :) Netlikle söyleyebilirim ki, "Hayatın ve de dizilerin, birçok sanat içeren veya içermeyen mevzuların içerisinden komediyi ve gerçekliği aldılar. Sanırım benim aradığım o gerçekliği biraz olsun hissedebilmek." 

Bu bahsettiklerime çook ihtiyacım var. Komediler sadece trajikomedi oldu, gerçek sandığımız aşk diyalogları ise sadece hastalıklı beyinlerin senaryolarından ibaret artık. Herkesin birbirine koyduğu sınırları, aşkmış gibi birbirine getirdikleri kısıtlamalarla dolu hayatlarını izlemekten çok yoruldum sosyal medyada. Bu da benim kendime gelişim olur inşallah. Zira her şeyle ilgili bir fikrimi belirtmek isterken, "aman boşver ya, ben mi kurtaracağım" der oldum. O kadar içinden çıkılmaz görür oldum kendi durumumu... :)



Şimdi bu yazı bitti ya bence, bu yazımın son birkaç paragrafından bir şey anlayan da varsa helal olsun. Benim gibi hisseden varsa da, "Ah be canım, seni bir biz gibiler anlar işte; gel sarılalım!" demek isterim. (= 

Umarım nice çabalarımız hakkettiği sonuçlara ulaşabilir. Biz başarabiliriz inşallah yani... :)

Okuduğun için çok teşekkürler sevgili okuyucu. Bir engellinin apaçık günlüğünü okudun. Upuzun başlıklarım, yersiz açıklamalarım ile bir sorun yarattı isem kusuruma bakma. Ama biliyor musun, ben yine yazdığım şu yazı ile bir rahatladım ki! Kuş gibi uyuyacağım yeniden. :)

Sevgimle kal, kendine çok iyi bak... =)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...