bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2021 Pazar

Pazar Yazısı #74 - Kar'lı Pazar "2021"


Bugün karlı bir güne uyandık, 17 0cak 2021 gününe... :) Hem yılın ilk karı hem de 1 senedir oturduğumuz yeni evimizde gördüğümüz ilk kardı bu! Karlı bir pazar günüydü ve şimdi o da bitmek üzere. Şifa olsun, can olsun ve güzellikler getirsin inşallah hepimize... =)


Dün akşam Barış Muslu'nun öfke ve değersizlik demosu vardı İnstagram hesabında, gece o yayının sonrasındaki müzik yayını sonrasında geç bitti. Önce geç uyudum, sonra geceye kadar soğuk olan ev sıcaklığı acayip arttı ve durmadan uyandığım zorlu bir gece geçirdim. Ama bir o kadar da rahattım aslında, garip bir rahatlık. Bu neuroformat mevzusundan şu yazımda bahsetmiştim, okumak isterseniz...

Daha önce girdiğim neuroformat demolarında daha çok duyguya girmiştim, kendi yaptıklarımın dışında. Dünkü demo yayınında ise, çok fazla duyguya giremedim ama hissetmek konusunda oradaydım. Hikayeleme tekniğinde çok başarılıydım üstelik! Gece yaşadığım sıkıntıların aşırılığı da bence bu yüzdendi... Neden bahsediyor bu kız derseniz, üstte bahsettiğim yazımı okuyabilirsiniz ve Barış Muslu'yu da hayatınızda sonradan oluştuğunu bildiğiniz sağlık problemlerinizi nasıl çözebileceğinizi öğrenmek için mutlaka en az birkaç akşam dinlemelisiniz diyorum. Her akşam 23.00'a doğru canlı yayınları başlıyor. Gerçekten işe yaradığını bilmesem görmesem, size de tavsiye etmem; gerçekten... :))


Bu sabaha uyandım sonra... Uykusuzlukla geçirdiğim bir haftanın üstüne epey dinlenmiş ve çok azıcık bile olsa şu beyaz görüntünün beni sarıp sarmalamasına öylesine sevindim! Babam beni cam önündeki koltuğa oturttu önce, sonra müthiş bir seyir deneyimi yaşadım. Fotoğraf ve video çekip dayanamayıp paylaştım. Bu ilki de, sevdiklerimle paylaşmak istedim. Paylaşmak demek, yazmak demek benim için; biliyorsunuz. Çok ama çok iyi hissettim kendimi yine, o an tüm hissettiklerimi yazınca...

Sonra üstteki benim fotoğraflarımdan birini gördüğünüz üzere, "babam seni çekeceğim" diyerek beni fotoğrafladı izlerken; bloğumun instagram adresinde bir gönderi paylaşmak üzere hazırlandım, o gönderim de burada işte... :) Orada da dediğim üzere; görmekten sıkılmayacağım nadir paylaşım içeriği, kar görüntüleri... Burada da paylaşmak isterim, pinterestte beğendiğim birkaç manzara fotoğraflarının bulunduğu albümü; Pinterest hesabıma da buradan ulaşabilirsiniz bu arada... Bana en huzur veren manzara görüntüleri, bir kar manzaraları bir de deniz içerikli görseller... Soğuğu sevmesem bile, kar görsellerine bakmaktan vazgeçemiyorum. Bir tek kar havaları bana kasvetli gelmiyor çok şükür ki... =))

Bugün sitemizdeki çocukları oynarken gördüğüm üzere, düşündüğüm şuydu (bunu da eklemek istiyorum); 2007-2008 civarı idi, eski sitemizde oynadığım kar vakitlerini hatırlıyorum ve kara gömüldüğüm zamanları unutamıyorum! Şimdiki halime hiç üzülmüyorum, ben yaşayabildiklerime hala seviniyorum. 2020'den ve öncesinden beri sıkıntı yaptığım tüm "şimdiki halime dair" yapamadıklarımın sıkıntıları, deli debel sorunlarmış. Ben yaşayabildiklerime odaklanmaya devam etmeliyim! Sen de öyle güzel okuyucu! Yapamadıklarımızın hiçbir anlamı yok çünkü. Hayatta yapabildiklerine odaklanmak için varsın, yapamadıklarına odaklanmak ise durduğun yerde durdurmaktan başka hiçbir işe yaramayacak... (:




Bugünün bir diğer konusu yeğenlerimdi... Eniştem işte imiş bugün, sabah kar oynamaya çıktınız mı diye ablamı aradığımızda öğrendik. Babam dayanamayıp öğlen, yürüme mesafesinde olan ablamların evine gitti; Kağanımı kartopu oynamaya dışarı çıkarabilmek için... Babam bugün Kağanımıza kar topu yapmayı ve kar topu atmayı öğretmiş yeniden! Çocuğun sonuç itibariyle hatırladığı bir aktivite ama bizim küçüklüğümüzdeki kadar sık kar yağdığını göremediği için çok çabuk unuttuğu bir olgu oldu maalesef... =)

Kağanımla babam önce küçük çaplı güzel bir kar topu savaşı yapmışlar, sonra da Defneme de bir kar topu götürüp kar topuyla tanıştırmışlar; tıpkı Kağanım da daha bir yaşına yaklaşmışken evde tanıştığı üzere, farklı evlerde ama abi kardeş aynı şekilde kar topuyla tanıştılar... Fakat Defnecim de dokunamamış, soğuk gelmiş ve hiçbir şeye benzetememiş henüz! (= Yakınımızda oldukları için ve bu ilklerini yaşayabildiğimiz için şanslıyız, teknolojinin bu kadar geliştiği açısından da şanslıyız bence... 

Velhasıl, yeğenlerime baana ve aileme maşallah. Bugün ülkemdeki şehirlerin yarısından çoğu karlı bir gün geçirdi ve ben bugün daim olmasını diliyorum bu kar yağışının. Hemen gitmesin, eski zamanlardaki gibi herkese şifa olsun ama hiç kimsenin canını yakmasın... Sadece su ihtiyacımızı karşılasın, ürünlerimize gerekli olan vitaminleri versin ve doğamıza bize can olsun... 

Bugün Kar'lı bir pazar idi, bu yıl güzel bir kışın başlangıcı olsun ve ilk tek karlı pazar olmasın diliyorum... Bitmek üzere olan pazar gününün ardından, şimdiden mutlu haftalar diliyorum. 
Sevgilerimle... Görüşmek üzere. =)

2 Ağustos 2020 Pazar

Pazar Yazısı #71 - Bayram Pazarı 2020


Doğum günümle başlayan haftayı, bayramın 3. günüyle noktalayacağız; 27.07.2020-02.08.2020 tarihleri arasındaki günleri kapsayan haftanın bugün son günü... :) Diğer pazar yazılarımı okumak isterseniz, on

* Bir önceki pazar yazılarımı okumak isterseniz tüm pazar yazılarımı burada bulabilirsiniz...


Benim için güzel geçen, stresi de heyecanı da anısı da bol bir hafta oldu. Dediğim gibi doğum günümle başladı, bayram telaşı ve beklentileriyle devam etti, bayramın üçüncü günüyle de son bulacak... Çok şükür dediğim bir hafta oldu, mucizeleriyle dolu... =)


Dün bayramın ikinci gününe Uludağ Milli Parkı'nda piknik ile başladık ve orada da devam ettik. Akşam eve geldiğimizde çok yorgun ve yüzüm gittikçe sızlıyor haldeydim ki, dağda iken konuştuğumuz "herhalde yandık, yüzüm sızlıyor" "benim de, benim de" konuşmalarımızın ciddiyetini kavradım. Suratım pespembeydi, cildim hayli gerilmiş ve "iyi ki dağ bir yandan da serindi ki, üstümde hırkam vardı!" derken buldum kendimi... Sen seneler senesi kendini "güneş alerjim var" diye koru, özellikle bu yazımdan beri, sonra git en olmayacak noktada kendini koruyama! =) Alınacak derslerimiz varmış hala...

2013'te Antalya'nın sıcağında gölgede "çok ciddi derecede" yanmışlığımın üstüne, "dağda yanacağım" aklıma bile gelmemişti işte. 2013'ten sonra bir ilk bu sanırım, o zamandan beri ilk defa bu kadar ciddi yandım. Çok şükür soyulmam, yüzüm haricinde herhangi bir cilt yanığım yok. Yüzümde de sadece ciddi bir gerilme ve baş ağrısı yapacak kadar acı vardı dünden beri, dün soğuk duştan sonra kremimi sürüp yatmıştım ki; bugün de kendime elma sirkeli bir su hazırlattım anneme, birkaç saatte bir onunla cildimi temizleyip tekrar sürüyorum kremimi işte... (şuraya ellerini iki yana açmış halde, "oldu işte" diyen emojilerden koydum varsayın!)

Önlemlerimi aldım, kendimi koruyorum. Saman nezlesi olduğum zamanlar kullandığım alerji hapımı da içtim sabah, ağrı ve acılarımı o hafifletti aslında. "Cilt yanıklı pazar" da olabilirmiş yazının başlığı ya, hem öyle derin uyudum hem de gece boyu canım acıdı zira... :)


Önceki güne, yani 01.08.2020'ye gelecek olursak da; tüm bu durumlara rağmen, uzun zaman sonra geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Doğa ile iç içe olmak, uludağ'ın eteklerine çıkarken her ne kadar yol tuttuysa bile çok güzeldi yine de. O huzuru, o garip iç açıcı halleri özlemişim... Kamp yapanların çoğaldığı söylentilerden ibaret sanırdım, dün gördüklerimden sonra "kesinlikle kampçılık çoğaldı ve çoğalmaya da devam edecek" diyorum... :) Geçen sene Uludağ'a çıktığımızda aylardan Ekim idi ama aynı dünkü gibi bir hava vardı; güneşi biraz daha sakindi sadece! =)) Ama bizim gittiğimiz yer kamp bölgesi değildi ve tek bir kampçı dahi yoktu. Piknik yeri kalmamıştı dün resmen kampçılardan. Doğaya sahip çıkacağına inandığım kişilerin varlığına daha çok inanıyorum böyle... 

Dün güzeldi günümüz dedim ya, her ne kadar benim rahatsızlığıma rağmen; piknikleri sanırım kendine has ciddiyeti ve önemi dolayısıyla da sevdiğimi farkettim. Evde olduğunuzda ayrı bir telaş var, evinizin işleri sizi sarıp sarmalıyor da bazen sohbete bile vaktiniz kalmıyor hani. Piknik hali bunları yok ediyor valla... Orada oturup sohbet etmek, çevreyi gezmek, dağıtmadan eşyalarını toparlamak, oturduğun çevreyi toplamak ve hiç olmadı kendi çevrende gördüklerini düzenlemek de bir görev, bir huzura götüren unsur halinde... Evet, piknikleri bu sebeplerle çok seviyorum...

Uludağ'a ufak bir tırmanış yaptık, sabah 11.00 gibiydi yerimizi bulmuş oturmuştuk. Önce görev bilinciyle sabah kahvaltısını hazırladık ve açık havada Bayramın ikinci günü kahvaltısını ettik. Sonra akşama dek kah yürüyüş yapanlarımız oldu, kah sohbet edenlerimiz; akşam olduğunda tekrar sofrayı toparladık ve yenisini hazırladık... Bu zamana dek Güneş fazlasıyla etkiliydi aslında, biz fark edemedik. Bir cam arkasından rahatsız ediyormuş gibiydi sadece, öyle görmek istedim herhalde. Öyle bir özlemişim ki açık havayı, gerisini siz düşünün işte.. =)



Dün yediklerimden rahatsız olmasaydım ve de son anda yüzümün gerginliği daha fazla acıtmasaydı canımı, çok da güzel noktalayacaktık işte ama onun da olacağı varmış... Yeğenim Kağanımla fotoğraf çekinemedim bu sefer, bu sıra kameralardan uzaklaştı gibi kuzum ama kendimin ve de çevremin fotoğraflarını çekmekten geri duramadım işte... Bu yazımdan sonra birkaç yazımda onları kullanırım artık. Biliyor musunuz bilmem, pek severim gittiğim yerlerde çevremin fotoğraflarını çekmeyi ve bazen hemen bazen de yıllar sonra bile o fotoğrafları yazılarımda kullanmayı. ;) Örnek yazı olarak, geçen haftaki "Didem'in Gözünden" adlı bloğumdaki bu yazımı vereyim hemen! Bir tık yapın oraya da uğrayın olur mu? Ben buradaki sözlerimi bitiriyorum şimdilik zaten! =))


Böyle bir haftasonu geçirdik, elmalı sirke ile karıştırılmış suyu deneyin derim; eğer sizin de güneş sebepli cilt sancılarınız varsa... Bu sabah okuduğum bir yazıda yazıyordu, önce elinizin üzerinde deneyin; hassasiyetiniz olmazsa yüzünüze ve yanık olan diğer bölgelere de sürün diyordu. Ama ben zaten sodayla veya sodasız olarak, cildimdeki sivilcelerin acısını geçirmek niyetiyle kullandığım için; böyle bir şeye gerek duymadım. Sadece çok fazla kokmamak için su katıp karıştırdım, bilhassa soğuk suyla beni ferahlatıp rahatlatsın dedim. 1-1,5 saat aralıklarla pamuğuma döküp serinletiyorum yüzümü, acıyı %80 ölçüde azalttım. Sonrasında da Farmasi'den aldığım "Aynısefa özlü" cream balsam'ımı sürüyorum, nemlendirici özelliği çok güçlü. :) 

Bu noktaya kadar girmişken, sizler de benim gibi Farmasi ürünlerini deneyimleyerek kullanmak ve bir o kadar da satış yapıp kazanmak isterseniz; buraya tıklayarak benim gibi "Farmasi satış danışmanı" olabilirsiniz... (: 


Okuduğunuz için teşekkürlerimle; 
mutlu bir bayram günü, mutlu pazarlar ve nice güzel günlere erişmeler diliyorum hepimize... Sevgilerimle... =)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...