2018 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2018 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018 Yılında Okuduğum Kitaplar


Geçen sene bu zamanlar, 2018 için demiştim ki; "bu sene 25 adet kitap okuma hedefime ulaşmak istiyorum." Yeniden ulaşamamazlık etmem inşallah bir okuma hedefime daha derken, bu sene başardım! :)

2018 senesini 32 kitap okumuş olarak bitiriyorum! Birkaç senedir diyordum ki, bu hedefe ne zaman ulaşırsam, o zaman arttıracağım. 2019 için de bu sözümü tutuyorum ve 50'ye çıkarıyorum. 25'i geçtim, şimdi de 50'yi geçmeye çalışacağım. Daha çok okuduğumuz bir yıl olsun 2019 ve de daha çok öğrenip bilgilendiğimiz... :) 

Mutlu musmutlu yıllar dilerim ve de sizleri yorumlara beklerim; okuma hedeflerinize ulaştınız mı? Ortak okuduğumuz kitaplarımız olmuş mu? 2018'de en sevdiğiniz kitaplar hangileriydi. Bol kitaplı olsun yeni yıl da inşallah! Sevgiler...

~ 2018'de Okuduğum Kitaplar ~




1.) 4N1K – Büşra Yılmaz (Epsilon Yayınları)


2.) Bülbül – Kristin Hannah (Pegasus Yayınları) ; 2018 için Serhat abimden sürpriz yılbaşı hediyemdi. 2018'de en bayılarak okuduğum kitaplardan biri oldu! :)

3.) Bana Seni seviyorum Deme sev – Miray Çağrı Aktaş (Olimpos Yayınları) ; Bu kitap da, 8 Mart kadınlar günü hediyemdi, Hatice Yengemden. Biraz arabesk bir kitap bana göre ama okuma deneyimlerimde değişik olarak yerini aldı.

4.) Trendeki Kız – Paula Hawkins (İthaki Yayınları) ; Çok isteyerek aldığım ve okuduğum bir başka kitap idi. Polisiye kitapları hiç sevmiyorum diyen ben, bu şekilde yazılan bir romanı okurum dedim. Bu tarz 2018'de bir diğer okuduğum kitap da yine bu yazarın kitabı (Karanlık Sular) oldu. 24. sırada...

5.) OZ Büyücüsü – L. Frank Baum (Arç.kadaş Yayınevi Arkadaş Çocuk Yayınları – Mavi Serisi Çocuk Kitapları) ; 2018'de okuduğum en eğlenceli masal tarzı hikayelerden biri idi.

6.) Alice Harikalar Diyarında – Lewis Carroll (Arkadaş Yayınevi Arkadaş Çocuk Yayınları – Mavi Serisi Çocuk Kitapları) ; Bir diğer en eğlenceli masal tarzı hikayelerden biri de bu kitaptı...

7.) Türkü Baba – Ayten Gezer (Alp Yayınları - Şiir Kitabı) ; 2018'de okuduğum tek şiir kitabı...



8.) Ay Bahçesi – Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)

9.) -22- Britanya Yolu – Amanda Hodgkinson (Arkadya Yayınları)

10.) Yıldız Tozu – Priscille Sibley (Arkadya Yayınları)

11.) Şeker Portakalı (Zeze- 1) – Jose Mauro De Vasconcelos (Can Yayınları) ; Daha önce neden okumamışım diye sorduğum Zeze serisinin baş kitabı. 2018'de okuduğum tek seri Şeker Portakalı, yani Zeze seriisi idi bu arada... :)

12.) Güneşi Uyandıralım (Zeze- 2) – Jose MAuro De Vasconcelos (Can Yayınları)

13.) Delifişek (Zeze- 3) – Jose Mauro De Vasconcelos (Can Yayınları)

14.) Kor Adası – Kimberley Freeman (Arkadya Yayınları)

15.) Bin Yüz Bir İnsan - Aret Vartanyan (2011 Butik Yayıncılık)

16.) Simyacı Paulo Coelho (Can Yayınları)



17.) Kimyager - Stepheine Meyer (Epsilon Yayınları) ; 2018'de en sevdiğim fantastik aksiyon içerikli kitap Kimyager oldu. Biraz ara geçsin yine okumak isterim diyebileceğim tarzda üstelik... 2019'da okumanızı tavsiye ederim! Bence çok başarılı bir romandı. :)

18.) Senden Önce Ben - Jojo Moyes (Pegasus Yayınları) ; 2018'de filmiyle ve kitabıyla beni en çok ağlatan kitaptı. Tek okuduğum seri değilmiş bu arada Şeker Portakalı'ndan sonra okuduğum ikinci seri 2018 için...

19.) Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig (Panama Yayınları)

20.) Satranç - Stefan Zweig (Panama Yayınları)

21.) Senden Sonra Ben - Jojo Moyes (Pegasus Yayınları)

22.) Gerçek Renkler - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)

23.) Git Kendini Çok Sevdirmeden - Tuna Kiremitçi (Doğan Kitap Yayınları)

24.) Karanlık Sular - Paula Hawkins (İthaki Yayınları)

25.) Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları)



26.) Aşkın Ateşi - Rita Hunter - Ateş Serisi #1 (Epsilon Yayınları) ; Benim için 2018'in en iyi romantik kitabıydı!

27.) Dora: Freud'a Kafa Tutan Kız - Lidia Yuknavitch (April Yayınları) ; 2018'in en ilginç kitabı diyebilirim buna da, diğer bloğumda yazısını yazmıştım. O da burada...

28.) Kalbin Ateşi - Rita Hunter - Ateş Serisi #3 (Epsilon Yayınları)

29.) Eylül Çıkmazı - Aslı Karabulut (Ephesus Yayınları)

30.) Andersen Masalları - (Say Yayınları)

31.) Büyülü Fırtına - Kristin Hannah (Pegasus Yayınları) ; 2018'in en iyi fantastik-romantik kitaplarındandı benim için. Bu arada 2018 benim için, 4 kitabıyla en çok Kristin Hannah kitabı okuduğum sene oldu aynı zamanda. :)


32.) Otomatik Portakal - Anthony Burgess (Türkiye İş Bankası Yayınları) ; Daha dün bitirdiğim senenin son kitabına da gelince, en iyisi değildi ama okuduğum kısa kitaplar arasında en gariplerinden bir diğeri idi. Filmi varmış, onu da izleyip 2019'da yazısını yazacağımı umuyorum... :)


Başlangıçta da dediğim gibi; 2019 çok okumalı bir yıl olsun hepimize... Okumak hem geliştiriyor hem de dinginleştiriyor bizleri. Kitap sever canların aldığı hediyeler hep en güzel kitaplar olsun ve hep en mutlu olduğumuz dünyalara aktığımız okuma hallerimiz aktif olsun yeni yılda da... 

Sevgilerimle, tekrar mutlu yıllar dilerim hepimize! =)

2019'a Dair 19 Hedefim - #2


2019 için 19 Hedefim var demiştim ve ilk 9 hedefimi buradaki yazımda yazmıştım, üç gün önce... :)

Geldik son 10 maddeye... Her bir hedefimi içeren 19 maddeme de saygılarımla, her biri için daha çok heyecanlıyım bu sefer. 2018'de başarabildiklerimi görmemden olsa gerek. İlk 4 maddemden, son 5 maddeme kadar; başaracağıma inancımı kaybetmeyeceğim bir yıl olsun diliyorum 2019... Cümlemize mutluluk, sağlık ve başarı dolu gelsin inşallah. :)



10.) Daha çok film ve belgesel izleyeceğim.

2018'de izlediğim film sayısı, bugün itibariyle 74... Bence iyi bir sayı. Ben ki geçen seneye kadar bu kadar sık film izlemeyen kişi, ayda 8 film izleme uğraşıma ama az ama çok devam edebilir hale geldim şükür. :)

Ayda 8 film izlemeye bu sene de devam ama onun yarısı kadar da belgesel izleme hedefi koyuyorum kendime. (:

11.) İngilizce ve İtalyanca çalışmalarıma geri döneceğim.

İngilizcem, bundan 3-4 sene öncesine kadar daha iyiydi ama bir süredir altyazılı dizi dahi izlemez oldum. İngilizce altyazılı dizi izleyecektim sözde ama o da olmadı... Diyorum ki, hazır bu sene Sosyoloji bölümünü de bitirmişken; dil çalışmalarıma geri döneyim. Duolingo, VoScreen ve Memrise; kullandığım dil çalışma uygulamaları... İngilizce altyazılı izlemek istediğim yabancı dizi de, en sevdiğim yabancı dizilerinden biri "Friends". Bakalım inşallah! :)


İtalyancam ise, çok ama çok hafif düzeyde ne yazık ki. Bıraktım bırakalı, öğrendiklerimi unutmadım ve de üstüne eklemeyi ihmal etmedim ama yine de düzenli bir çalışmayla konuşabilir seviyeye gelmem de mümkün aslında! Çalışmam lazım, İtalyanca'ya ve İtalya'ya duyduğum hayranlık sebebiyle de daha çok bilmek ve öğrenmek istiyorum zira...

Bir defterim var, dil defterim... Uygulamalarım var, ihmal etmesem başarılı olacağım dediğim... Bildiğim ve bilmeye devam ettiğim çalıştığım kelimeler de var üstelik... 2019 bilmek ve konuşmak istediğim dilleri daha çok kavradığım bir sene olur umarım. :)

12.) Bu sene en az iki, en çok beş olmak üzere; konser ve sinemaya gitmek de istiyorum.

Konsere, sinemaya ve tiyatroya gitmeyeli seneler oldu. Sanırım en son şu üçünden birine gideli, en az 5 sene olmuştur... Ama en çok konsere gitmeyi özledim! Bir halk konserine dahi gitmedim yıllardır. Eskiden bizim buralarda, senede 3'den fazla konser verilirdi. Ama birkaç senedir, senede bir kez konser olursa öpüp başımıza koyuyoruz. Hiç denk gelemiyorum resmen. Ama 2019'da başaracağım, Bursa merkezdeki halk konserlerine bile olsa ayarlayıp gitmeye çalışacağım...

13.) 2019'da yoga ve meditasyon yapacağım.

2018'de anladığım bir diğer olgu şuydu; Ruh Beden Zihin, Bir Arada Olmalı İmiş. Zihnin gücünü ve bu üçünün bütünlüğünü daha çok kavradığım bir sene oldu. Bu sene, yoga felsefesini öğrenmeye ve de meditasyon yapmaya daha çok odaklanmak istiyorum. Bu alanlarda merak ettiğim ve öğrenip denemek istediğim daha çok olgu var mesela... Theta Healing mesela, bilinçaltı meditasyonu, zihni geliştirmek, bütünlüğü sağlamak gibi... Öğrenmek istiyorum işte..

14.) Daha çok öğreneceğim.

Gerek üstte de bahsettiğim mevzular gerekse de kendimi daha iyi hayallerim konusunda geliştirebilmek için daha çok öğrenmeye devam etmem lazım. Bu klasik hedeflerimden biri aslında... =)



15.) Şartlar el verirse part time bile olsa çalışmak istiyorum.

2019'da şartlar el verir ve imkânlarımız düzelir ise (misal girişten asansörlü bir eve çıktıktan sonra inşallah), uzun süreli çalışamayacak durumda bile olsam part time çalışmak istiyorum...

Koşullar oluşsun ben kendimi hayallerimle gerçekleştireyim, o zaman da bu hedefim gerçekleşmiş olacak yine... :)

16.) İyi bir uyku düzenine sahip olmak istiyorum.

2018 benim için uyku düzeninden yoksun olduğum bir yıl oldu. Çoğu zaman geç yattım geç kalktım, çoğu zaman da geç yatıp erken kalkmak durumunda kaldım. Ama bir düzene oturtabilsem, kas ve de vücut bütünlüğüme de katkısı olacak ama 2018'de sürekli bir biçimde bunu başaramadım... :/

Erken yatmak erken kalkmak, bana her anlamda fayda sağlayacaksa bile bu kış tam kendimde değilim ciddi anlamda. Evet diğer kışlardan daha iyi konumdayım, ne ağrım ne de sızım var öncesi gibi (çok şükür ki!). Ama gel gelelim vücudumda sanki eksik birçok şey var, uykuya ya zor akıyorum ya da kapıldığım gibi çıkamıyorum!

2019'da bana ve ihtiyaç duyan herkese uyku düzeni diliyorum... :)

17.) Minimalist yaşama daha fazla ayak uyduracağım ve sosyal medyadan ara ara uzak durmayı ihmal etmeyeceğim.

2018'de sosyal medyaya kapıldım doğrusu zaman zaman ama bu hedefimi gerçekleştirmekte de zorlanmayacağıma inanıyorum.

Minimalizm ile birleştirmemin sebebi, bağlandığımız sosyal medya dünyası ile gerçek düzeni karıştırır haldeyiz bu sıralar bence. 2019'da; yeteri kadar eşya, düzen ve zamanı iyi kullanmak en yerinde hedeflerimden olacak bence! :)

18.) Yapacağım dediğim ve tamamlayamadığım listelerimi tamamlamak istiyorum.

Okumak istediğim kitap listelerimi, izlemek istediğim filmler listelerimi ve yapmak istediğim işlerin listesini tekrar düzenledim iki gün önce; "hala izlemek, okumak ve gerçekleştirmek istiyor muyum?" diye kendime sorarak...

Gerçekleştirmek istemediğim maddelerin her birini sildim, okumak istemediğim kitaplar ve izlemek istemediğim filmlere de yer yok hayatımda... Yeni yıl, verimli bir yıl daha olacak hayatımda.

19.) Öyle sağlıklı olmak istiyorum ki; ailem ve sevdiklerim ile daha çok yan yana bulunup daha çok gezebilmek istiyorum...

Bu bir hedeften öte, hayatımda kendimi gerçekleştirmek istediğim şu andan gelecekte hayatımızı düzene oturtacağımızı hissettiğim nokta aslında! Ama çok şey istedim malum, başka da istediğim hedefim kalmadı. 2019'da gerçek olsun tüm hayaller isterim ki...

2019 ailem ve sevdiklerimle sağlık, mutluluk ve huzur içerisinde geçsin ve bu çerçevelerde gelsin isterim benim ve bizim için...

Gönlümüzden geçen ve iyiliğe hizmet eden tüm dileklerimizin gerçek olduğu, 
mutlu bir yıl olsun hepimize... (:


Herşeyin en çok olduğu değil, 
sağlık ve mutluluğun en çok olduğu bir yıl olsun en çok da... 
Az çoktur derlermiş ya minimalizmde, öyle öz olsun işte; çok'a gösterdiğimiz ilgi, özde bulabildiğimiz mutluluk kadar olamıyor malum bazen... 

Mutluluklarımız böyle çoğalsın işte, 
2019 öyle bir hoş gelsin ki; oh be dedirtsin bize... :)

Mutlu yıllar, sevgilerimle...

9 Ekim 2018 Salı

Dün Rüyamda Çok Güzel Birini Gördüm


Dün rüyamda hayatımdaki en güzel kişilerden birini görmüş olarak uyandım; anneannemi... Allah rahmet eylesin, vefat edeli 16 yıl oldu. 16 yıldır her defasında rüyamda sessiz bulunduğunu hatırlarım çoğunlukla. Birkaç kez "oy kuzum!" diye sevdiğini biliyorum, birkaç kez de "Didoşum" diye öptüğünü... Ama dün sabah uyandığımda, dolu dolu konuştuk! Bu benim hatırladığımca ilkti...

Yerde yatıyormuşum, bir halının üzerinde. Ev kalabalık oysa ki yine ama ben yerde yatıyormuşum boylu boyunca. Anneannem giriyor, halısında yattığım salona; görür görmez inanamayıp ağlamaya başlıyorum. Saçları omuzunda, kafasında bir bandana var; yüzü apaçık ortada, hem rengi hem de kilosu yerinde... Gelip yere eğiliyor güzelce, oturup yanıma "oy kuzum" diye sarılarak öpüyor yanaklarımı. Ağlıyorum ben de sadece, bir "anneannem" diyebiliyorum sadece!

Yanımızda bir akrabamız var, "Ağlama kuzum, üzeceksin anneanneni!" diyor. Anneanneme daha iyi sarılmak için oturuyorum bu sefer, anneannem bana daha sıkı sarılırken o akrabamıza dönüyor "Ağlasın, dokunma! Ben onun için geldim zaten, özlemiş o da kuzum. Ben de nasıl özledim..." diyor sakince. Ağlıyorum özlemle ben de...

Sonra anneannemle kalktık, uzun zamandan sonra ilk defa rüyamda beraber bir şeyler yaptık. Evde bir güzel telaş vardı ama ben anneanneme dondurmalı, çikolatalı ve de bisküvili olarak ayrı ayrı tatlılar yaptım küçük kaselerde ve onları tattırdım. Anneannem hepsi için fikrini söyledi bana. Her fırsatta ya o beni öptü, ya ben onu öptüm... "Oy kuzum!" dedi hep, "Oy kuzum!"...


Rüyam aslında işte tam bu kadardı. Ama öyle özlem dolu ve öyle gerçekçi bir rüyaydı ki, sabah kalktığımda ciddi ciddi ağlamış olduğumu ve gözlerimde bir ferahlık olduğunu da hissettim. Allahıma şükrettim, hep anneannemi de rüyamda görmek istiyordum böylesi ama dile getiremiyordum artık. Hep rüyama gelip, sessizce gidiyordu çünkü. Bana sarılıp öperken, "kuzum" derken ki sesini duyarsam duyuyordum bazen. Ama yaşarken ki sesine kadar aynıydı her şeyiyle bu sefer...

Dün sabah kahvaltı ederken, dayım evde değildi ve kahvaltıya oturana kadar anneme anlatmadım bu rüyamı. Kahvaltıya oturduktan sonra da, "Anlatmayacaktım ama dayanamayacağım da, bugün rüyamda çok güzel birini gördüm ben!" dedim gülerek. Annem önce "Kağan mı?" dedi. (Ki kendisi yeğenim olur bilindiği üzere, 7 yaşında. Şu sıra, biz dedemin vefatı sonrası işlemler için hala Antalya'dayız annemle ve onlar Gemlik'te... Ki bir diğer güzelliğim de o'dur, evet! :)

"Hayır, onu da çok özledim ama değil!" dedim. "Annem mi?" dedi sonra gözleri dolu dolu. "Evet!" dedim. Sonra bu sefer ki rüyamın, diğerleri gibi olmadığından başlayarak anlattım. Anlatırken kendimi yine tutamadım ve ağladım... Farkettiğim bir şey oldu o an; Kaybettiğim sevdiklerimi gördüğüm rüyalarımı gördükten sonra, bir kez anlatıp ağlayabiliyorum. Anlatmayıp ağlamadığımda, o içime oturuyor resmen. Anlatınca rahatlıyor ve o gerçekliği sanki yaşıyorum, artık bir ödül gibi bu; biliyor ve anlıyorum...


Dün anneannemi gördüğüm rüyamdan sonra, çok bir şey yapamadım gün boyu. Bitirmek için 150 sayfa kadar sayfası kalan "Gerçek Renkler" adlı kitabımı okudum ve bitirdim. Bir de gün boyu, esasında bu rüya ile yine mesajlarımı ve öğütlerimi aldığımı düşündüm. Böyle sıkkın olduğum bir anda rüyama girmesi bence tesadüf değil. Anneannem benim için geldi ve derler ya "sessiz gelirse, gerçekten gelmiş demektir." Hayır, bence bu sefer benimle konuşmasına rağmen daha gerçekti... Ben öyle hissettim...

Durma, devam et dedi belki de anneannem. Duyulmadığını sanıyorsun, ama yanılıyorsun da! dedi. Ben anneannemin bana sarılışında, benim yaptıklarımı tatmasında ve yanımda bulunmasında böyle bir anlam sezdim. Yüzüme bakarken bile bir şeyler söylüyordu aslında bana. Güzeldi, güzeldik... O gerçek dünyada, bizse burada olsak bile hala güzeliz. Zira onu güzel hatırlıyoruz, onun ardından hep güzel anılarını duyuyoruz ve çokça özlüyoruz...


Dün bitirdiğim kitap Gerçek Renkler'de kitabın en sevdiğim cümlelerinden biri şöyleydi;

Önemli olan, kim olduğunuz, zor zamanlarda birbirinize nasıl kenetlendiğinizdi. Mühim olan kalbinizde yer verdiğiniz insanlardı.

Böyle, cidden böyle. Mühim olan; hayatta veya değil, uzakta veya yakında demeden, kalbimizde yer vermeye devam ettiğimiz insanlar. Ben kalbimde yer vermeye devam ettiğim sevdiklerimin suretinde, belki de kendi çapımda evrenin veya bilinçaltımın mesajlarını alıyorumdur, diyorum bazen...

Bazen bir rüya, birçok şey demek. Bana kalırsa bu rüyada da anneannem bana birçok mesaj vermeye geldi. Durma dedi, durduğunu düşünsen de yorgun hissetsen de durma. Benim yolum buradan gidecektir belki de, pes etmemekten yanadır gidiş yolum... Hayallerim adına, yer yer duraksadığım, çoğunlukla da hep kaldığım yerden devam etmelerim de bundandır belki...

Mesajımı aldım şükür, mesaj değildiyse bile; bana sunulan ödül idi ve kıymetini bilmem gerekiyordu ise de, bildim. Kendimce ödüllerimden de, yanlışlarımdan da dersler çıkarmaya devam edeceğim inşallah... Bu da böyle bir yazı işte, geçmişe uzanan bugüne değinen. Ruhun şad olsun anneannem ve tüm öteki dünyaya yolcu ettiklerim... İyi ki geldin, hoş geldin ve yine gel anneannecim. Kuzun seni çok seviyor!

3 Ekim 2018 Çarşamba

2018'in İlk 9 Ayı Nasıl Geçti


2018'in İlk 9 ayını geride bırakalı 3 gün oldu bugün. Dedemin vefatından sonra, neler yaptım neler ettim bu kadarlık zaman dilimi içinde diye düşünmeye başladım istemsiz. Herhangi bir ölümün ardından, düşünmemek imkansız zaten; ama bir yakın ölüm gerçekleştiğinde, daha çok düşünüyor insan... 

Dedemin tedavi süreci 9 ay sürdü. Teşhisi, tedavisi, tedaviler arası dinlenme süreleri ve son hastanede yattığı günler içinde idi bu sürecin... Gerek sıkıntılar, gerek beklentiler, gerekse de umut etmek ve umutsuzluklar arasında gittik gittik geldik bu süreçte. Çok şey yapmaya çalıştım; kalan son derslerimi bitirme gayreti içinde idim, çok film izlemeye, çok kitap okumaya ve çok yazı yazmaya uğraştım...

En çok da kendime çok vakit ayırmaktı amacım... Hayalleri ertelememek ve onlar için daha çok sorumluluk duymak! Bunu başarmak için adımlarımı attığımı düşünüyorum, hem de oldukça ciddi adımlar...


2017 yılında ay bitimlerinde yazdığım "Nasıl Geçti" adlı yazılarımı, 2018'in ilk aylarında da devam ettirmek istemiş ama Mart'tan itibaren sürdüremez olmuştum. Bu yazı telafi olur diye umuyorum bu sebeple, Ekim ayının da mutluluklarla geçmesini dileyerek... :)



49 adet film izledim...


İzlediğim 49 filmin her birini yazıp yorumlayamam ama sizi sinefil.com profilime yönlendirebilir ve en çok sevdiğim 3 filmi de söyleyebilirim diye düşündüm... Sinefil, Filimadami.com'un değişime uğrayan hali. Siteyi yenilediler ve şimdiki halini aldı. Hala kullanıyorum. Okuduğum kitapları kaydetmeyi sevdiğim kütüphane siteleri kadar (Goodreads ve Vikitap gibi), izlediğimiz filmleri de kaydetmeyi ve yorumlarını okumayı seviyorum...

Benim ilk 9 ayda izleyip de en beğendiğim filmler arasına giren 3 filmim; Senden Önce Ben (Me Before You), Ölümsüz Aşk (The Age Of Adaline), Bang Bang... Üç filmi de samimiyetle izlemenizi öneririm. Senden Önce Ben'i, izlemeden önce, kitabını okumanızı da öneririm. Ben bu sefer ilk defa filmi olan bir kitabın, önce filmini izlemiş olsam bile... :)


21 Kitap okudum, 25 adet kitap hedefime az kaldı...



2018 için, kitap okuma hedefim 2 senedir 25 adet kitap okumak idi. 25 Kitap'a ulaşmadan, bu hedefi yenilemeyecek ve arttırmayacağım demiştim. Nihayet bu sene derslerimin azalması ve en nihayetinde okulumun da bitmesi ile o hedefime ulaşıyorum. Eylül ayı sonu itibariyle 21. kitabımı da bitirdim, sene sonuna kadar 25 kitap hedefime ulaşacağımı ve geçeceğimi bile düşünüyorum.

En güzeli de, 21 kitap okuyup içerisinden en beğendiğim 5 kitabı seçmekte zorlanmam oldu. Okuduğum kitap sayısını tutturacağım diye, kendime bir şey katmayacağını düşündüğüm kitapları değil; birçoğunu okumak istediğim listelerimden seçip okudum bu sene. Sene sonunda da "okuduğum kitaplar" listemi yazacağım 2018'in ama diğer okuduğum kitaplarımı şimdiden görmek isterseniz; "Goodreads profilimde", okumak istediğim ve okuduğum kitaplarımın güncellemelerini bulabilir, beni takip de edebilirsiniz. Takipleştikçe kitap değerlendirmelerinden ve yeni kitaplardan da daha çok haberimiz olur... :)

Bu 9 ayda en beğendiğim 5 kitaba gelecek olursak, bunlar;

Bülbül - Kristin Hannah,

Ay Bahçesi - Kristin Hannah,

Simyacı - Paulo Coelho,

Kimyager - Stepheine Meyer - (Yazısını yazdım ve orada da bunu belirttim ama yinelemek istiyorum; bu kitap birçok terim, birçok yeni bilgi içermesi ile beni mutlu eden kitaplardan biri oldu. Kimyagerlik ile ilgili ya da tip dünyası ile ilgili, okuduğumda beni başka bir hayatı yaşıyormuşumcasına heyecanlandıran kitapları seviyorum. Bir de bu kitabı okuduktan sonra, Stepheine Meyer'in okumadığım kitabı kalmadığı için mutluyum. :))

Senden Sonra Ben - Jojo Moyes


2018'in İlk 9 ayında yaptığım için kendimle gurur duyduğum bir başka şey de, hikayelerim adına da yazmaya devam etmemdi...




Sizlere tekrar yinelemek istiyorum, aylar öncesinde yazmıştım bunu; Wattpad'de bir hikaye yazıyorum, adı Hayaller Denizi... Bu sene 2 ayda bir şeklinde bölüm yayınladığım sürece ilerlediyse de başlarda, son birkaç aydır ayda bir olmak üzere yazmayı sürdürdüğüm bir hikayem kendisi. Yazmayı ve istediğim gibi kurgulayarak kendi hayallerimi okumayı seviyorum esasında. Bu hikayeyi de, Wattpad'de içime sinerek yazmayı sürdürebildiğimden ötürü çok seviyorum artık. Bir şans verip okumanızı ve benden iyi kötü güzel yazılmış yorumlarınızı esirgememenizi diliyorum... :)


Bir bu değil; bir de saklı iki hikayem var böyle, biri hala başlarda... Diğeri de hayat hikayem, yazmayı ve kitaplaştırmayı hayal ettiğim üzere yazıyorum onu da. 2018 hayal ettiğim gibi gidiyor şükür ki bu alanda da diyebilirim işte. Bir sonraki hayal, hikayelerimi kitaplaştırmaya hazır hale getirmek. Acemice elbette şu an, profesyonel şekilde yazdığımı iddia edemiyorum şimdilik; edebildiğimiz zaman da bizden geçmiş demektir bence. Sadece, okuduğum kitaplarda aradığım kurguyu oluşturmaya uğraşıyorum kimi zaman. Kimi zaman da, rüyalarımda gördüğüm hikayeleri yazıya döktüğüme şahit oluyorum. Yazmak ne hafife alınacak, ne de çok büyütülecek bir şey. Hani abartıya kaçarsanız, her şeyin tadı bozulur ya; öyle bir şey. Böyle hissettiriyor bana...


Bunların yanında;

Hareketlerimi ihmal etmedim 9 aydır, tek bir gün bile! Çok şükür ki, sene sonuna kadar da; ömrümün sonuna kadar da egzersizlerimi her gün hayatımda tutmam gerektiği bilincine bu sene iyiden iyiye eriştim! :)

9 aya; 49 film, 21 kitap ve birçok egzersiz sığdırıp, çok yazı yazdım. 2018'in bir diğer hedefi, bloğuma en az 100 yazı yazmış ve bu 100 adet yazı hedefini de geçmiş olmaktı. İki bloğumda da yazdığım yazıların toplamı 100'ü geçiyor ama Yıllar Geçerken'de henüz bu rakama ulaşamadım.

Size bundan bir başka yazıda bahsetmek istiyorum aslında ama yeri gelmişken de bahsedeyim; benim garip inanışlarım var, batıl inanç derecesinde değil, kendimi motive etmek üzere bence... Bunlardan birine bloğum üzerinden örnek verecek olursam, ne kadar çok yazı yazar isem o kadar çok kendimi ifade etmeyi başarabileceğimi ve yara aldığım birçok konuda iyileşeceğimi düşünüyorum...

--> Yani inanışım hepimiz adına bir bakıma da... Bence ne kadar çok kendimizi ifade etmeyi başarabilir, çevremize anlatırken kendimize de açılırsak; o kadar başarılı oluruz, yaşamak ve kendimizi gerçekleştirmek konusunda. :)

Kendimi ifade edebildiğim bir yazımdan daha sonra, teşekkürlerimi sunar ve beni okuyan gözlerinizden öperim... Sevgilerimle. (:

10 Eylül 2018 Pazartesi

Okudum - Kimyager (Stepheine Meyer)


* Bir okudum yazısında daha birlikteyiz, daha nicelerine kavuşmayı diliyorum. Biliyorsunuz, her okuduğum kitabın yazısını yazmıyorum ama bu yazılmazsa olmaz gibi hissettiren bir kitaptı yine... :) Diğer okudum yazılarımı da buradan bulabilirsiniz...



Bu sürükleyici macerada, geçmişteki patronlarından kaçan eski bir ajan, adını temizlemek ve hayatını kurtarmak için son bir görevi daha kabul etmek zorunda kalacak.
Genç kadın ABD Hükumeti için çalışıyordu ama bunu bilen pek az insan vardı. Alanında uzmandı, isim bile konulamayacak kadar gizli bir teşkilatın en karanlık karanlık sırlarından biriydi o. Ve onun bir yük olduğuna karar verdiklerinde, onu yok etmek için soğukkanlılıkla peşine düştüler. Artık ne aynı yerde uzun süre kalıyor ne de aynı ismi kullanıyordu. Onun ölmesini istiyorlardı, hem de hemen. Eski amiri ona bir çıkış yolu sununca, bunun sırtındaki koca hedef tahtasını silmek için tek şansı olduğunun farkına vardı. Fakat bu, eski patronları için son bir iş yapmak anlamına geliyordu. Böylesine bir tehdit karşısında, hayatının en zorlu kavgasına hazırlanıyordu ama birdenbire, zaten ufacık olan hayatta kalma şansını daha da karmaşık hale getiren bir adamdan hoşlanmaya başladığını fark etti. Seçeneklerinin hızla azalmakta olduğunu görünce, kendine özgü yeteneklerini hayal bile edemediği şekillerde kullanması gerekecekti.


Kitabın ön kapağının iç kısımda kalan kıvrımında yazıyor bu tanıtım. Alıntı yapmazdım normalde böyle kitap tanıtımlarını ama bu kitabın tanıtımı da, bittiğine üzüldüğüm kadar heyecanlandırıyor beni... Stepheine Meyer'in en son çıkmış kitabını da okumuş olduğuma göre, şu an için okumadığım kitabı kalmamış bir yazar kendisi; Alacakaranlık 10. yıl özel sayısı hariç tabi, ondan geçen haberim oldu bu arada. Bilse idim kaçırmazdım doğrusu! :)) Bir de çizgi romanları varmış, acaba Türkiye'de var mı araştırmak istiyorum bu yazımdan sonra...

Alacakaranlık kitap serisi çıktığında ve okuduğumuzda, daha lisede idim. Üstüne aynı zaman diliminde Göçebe adlı, bir diğer fantastik romanını okumuştum. Kalemine liseden beri hayranım yani ve bir sene gecikmeli de olsa, son kitabını da okumuş olmaktan memnunum. Babamla anneme bu seneki doğum günü hediyelerim olarak aldırdığım iki kitabımı da bitirdim böyle; Simyacı ve Kimyager... (:

Bu seferki kitabı fantastik değil ama oldukça aksiyon doluydu. Kitabı alırken, bu sefer en azından diğer kitaplar kadar romantizm beklemiyordum Stepheine Meyer'dan. Böyle derin konulara, romantizmi hakkıyla da sokamamıştır belki de diyordum; ama kitabı okuyana kadar sürdü bu düşüncelerim tabii ki. Kitabı 30 gün de okudum ama elime aldığım süreler 2 hafta sadece. Araya giren kafa karışıklıklarım, dedemin sağlık durumu haberleri ve bizim gelen gidenlerimiz ile bir süredir ortada idi, ama ben esas olarak son 5-6 günde bitirebildim. Kitap çok akıcı ve anlatım dili bilinmeyen birçok terim olmasına rağmen açıklayıcı idi. Bir Kimyager olmayı istetebiliyor kitap adeta, araştırmasını çok ustaca yapmış Stepheine Meyer...


Kitapta bir Kimyagerimiz var, kendi hayatını ve kötü insanların tehlikeye atabileceği insanları koruyabilmek için yaşayan Kimyager Alex. Elbette gerçek ismi bu değil. En hassas noktası, insanları öldürebilecek güçler karşısında umursamazlıktan gelememek. Tabii bu hassas noktası, onu hiç beklemediği şekilde, yalnızlıktan kurtarıyor. Bir aksiyon kitabını okurken yine çok heyecanlandım ve yine Stepheine Meyer gibi kalemine özen gösteren biri tarafından oldu... :)

Alex kendini çok geliştirdi, aşk ile karşılaştı, kendisi ve sevdikleri için çok savaş verdi. Onunla tanıdığım karakterlerin her biri ayrı çekici idi yine Stepheine Meyer'ın, ama farkettiğim kusursuz insanlar değillerdi. O kusurlar içinde, karakterlerden bazılarının yerine kendimi koyabildim mesela... Hem üzücü hem de çoğu yerinde heyecan verici mutlu edici güzel bir kitaptı. Sonunda bittiğine yine çok üzüldüğüm bir kitabım daha oldu... (:


Tabii yine bu kitaptan alıntıladığım cümleler oldu, en sevdiğim üstteki resimde;

"Hata yaparsın, çünkü hata yapana kadar neyin yanlış, neyin doğru olduğunu bilmen mümkün değildir. Ama hatalar olanlardan senin suçlu olduğun anlamına gelmez. Gerçek bir insanın amaçlarını senin varoluşundan daha önemli gördüğünü asla unutma."

Bu cümleler bir öğüt gibiydi bana, hata yapmaktan o kadar çok korkuyorum ki yine bu sıra; hayallerim adına... Ama hata yapmadan da yaşayamam biliyorum. En nihayetinde yaşamadan bilemem. Öğüdümü aldım kitaplardan bir kez daha, diyebilirim işte! :)

Bir de en sevdiğim ve bir kitabın tespit olarak kaleme döktüğüne tanık olduğum şu cümleler var;


“İnsanlara dair fikirler üretiyor, birlikte olmak istediğimiz kişiyi yaratıyoruz ve sonra gerçek olanı sahte kalıbın içinde tutuyoruz. Her zaman iyi sonuçlanmıyor."

Aşkta, arkadaşlıkta ve de bazen insanları tanımakta, en sık karşılaştığımız yanlış. İnsanları kalıplar içinde görmeyi sürdürmek... Tanıştığımız, belki önce olumlu olan insanı daha olumlu hale sokup, hep orada tutuyoruz; sevdiğimiz kişinin formundaki kalıpta tutuyoruz, iyi halleri için hoşlanmadıklarımızı gözden atmayı göze alıyoruz... 

Kitabın bir başka sayfasında da dediği gibi;

“Bazen sırf yapması çok uzun sürdüğü için bir hataya tutunuruz.” 

Aynen böyle işte... :)

Kimyager'e bir şans verin derim, ben Göçebe kadar sevdim zira. Sevgilerimle... (:


18 Ocak 2018 Perşembe

İnternet Günlüğüm 2018 #1 - Senenin İlk 17 Günü


Senenin 18. gününden yazıyorum, 2018'deki ilk internet günlüğüm yazımı... :) Geçen hafta sınavların varlığına daha iyi kontrol olabilmek adına yazamadım, bu hafta da bir günlük yazısı ile bloğuma dönüyorum... Geride bıraktığımız haftasonunda bu dönemin son sınavları ve benim bu dönem için de son 5 dersimin sınavları vardı. Sınavları emek vererek elimden gelenin en iyisini yaparak bitirmiş olmamın haklı gururuyla yazıyorum şu an da sizlere... :) 

İlk 14 Gün, Sınavlara Hazırlık ve de Sınavlar İle Geçti Gitti...



13-14 Ocak 2018 Cumartesi ve Pazar'ı, benim için epey zor geçen bir sınav haftasonu daha idi. Zira soğukların en etkili olmaya başladığı iki gündü ki, yine benim sınavlarıma denk geldi. 6 senedir giderek artıyor bu soğuklar, veyahut ben daha hassaslaşıyorum... 

Sınavlar güzel geçti, şükür ki elimden gelenin en iyisini yaptım. Senenin ilk 14 gününü ders çalışarak geçirmem gerekse de, sonucunda içim rahat şekilde sınav sonuçlarını bekliyorum ya; yorgunluğu çekelim ne yapalım dedim... Ve 4 gündür, kendi keyfime bakıyorum şimdi; kitap okuyor ve film izlemeye çalışıyorum kendimce. Bir de yeğenimle vakit geçirmeye uğraşıyorum çoğunlukla. Ders çalışıyor olmanın en zorlu noktaları; uykusuzluk ve de evde var olan yeğeniniz ve sevdiklerinizle tam manasıyla vakit geçirememek bence... :) 

Soğuklar sebebiyle son 6 gündür fazlasıyla güçsüz hissediyorum kendimi ama ağrılarım az seviyede olduğu sebepten, güçlendirme egzersizlerimi ihmal etmiyorum... 2018'in bana getirdiği en güzel alışkanlığı olsun istiyorum, hareketlerimi tek bir gün bile ihmal etmeden geçireceğim bir ömür...

Geride bıraktığımız haftasonu, soğuğa ve de sınavların varlığına tahammül etmeye uğaşırken; annem ve eniştem hasta idi ve babam da işte idi. Bu sebeplerden ötürü, sınavlara gidip gelmemiz babam harici çekirdek ailemizin geri kalanı ile mümkün oldu. Şüphesiz en eğlenen Kağanım ile ben olduk bu haftasonu sürecinde de... :) Ders tekrarı yapmak durumunda kaldığım Cumartesi akşamı haricinde, yeğenimle Avm'lerde ikimiz dolaştık. Gerek akülü sandalyem ile eşlik ettim, gerek o benim sandalyemi sürdü, gerekse de kucağıma oturdu ve beraber ilerledik. Eğlenceli bir haftasonu idi, yorucu olmasının yanı sıra. Maşallah bize. :)

Cumartesi akşamı, benim yanıma gelmesin de tekrarları sağ salim yapıp yatayım diye uğraşırken; yeğenim bana resimler yapıp getirdi durdu. Cumartesi günü Avm'de dilediğimizce gezdik, kısa süreli de olsa; öğlen tek bir sınavımın olması sebebiyle Cumartesi gününü yine rahat geçirdim. Ama Cumartesi akşamında, ertesi güne sabah iki öğlen iki olmak üzere 4 sınavım olduğu için tekrar yapmak için ayrı odaya geçtim ama yine de yanımda olmayı aralıklarla sürdürdü. Yeğenimin yanında isem, boş da olsa ikimizin gezmesini istiyor sadece, Cumartesi günü Avm'de anneanne ve babasından  seviyor benimle. Ama ben de onun kadar eğleniyorum tabi, belki de bu yüzden... Yeğenimin bu sıra bana yönelttiği birçok sorusu var, engel durumumla ve beraber yapamadıklarımız adına; benim de bunları yazmaya ihtiyacım var tabii bu arada. Sırası gelecek inşallah...



En eğlenceli sınav günümüz de Pazar günü oldu, en zoru idi aynı zamanda da... Havaların bu kadar soğuk olmasına içerlemiyorum da, en kritik noktalara denk geldiklerinde biraz bozuluyorum doğrusu. Kaslarımın bu konudaki güçsüzlüğü hala canımı sıkıyor yani.. Hafta sonunun eğlenceli geçmesi, tatlı küçük aksiliklerimizin sebep olmasıyla da gelişti. Ablam ve annem, beni o soğukta idare etmekte zorlandılar tabii ki. Pazar günkü küçük aksiliklerimiz; sınav yerimin önünde akülü sandalyemi kurarlarken de meydana geldi, avm'nin içinde avm'nin tekerlekli sandalyesini kontrol etmeye uğraşırken de... :) Ailemin varlığına çok şükür diyerek geçirmediğim gün yok, ama haftasonu bu yoğunluğun arttığı günlerden biriydi yine; zira son zamanlarda gücümün soğuk sebepli yine düşmüş olması, yine onları istemesem de zorlamama sebep oluyor... Umarım şu soğuklardan da sağ salim güçlenerek çıkabilirim yine... Amin. 

Pazar günü sabahki sınavımdan sonra çıkıp kahvaltı etmek üzere Avm'ye gittiğimizde, yeğenimle bana çocuk menüsü aldık. Yeğenimin o günkü isteği idi benden. İkimize de Burger King'den oyuncaklı çocuk menüsü seçtik; aşağıdaki resimlerde inceleme görevini üstlenen dedektif Snoop benim oyuncağım, evin üzerinde oturan ve diğer uçan snoop ise Kağanın... =) Karar verdim, burada kayıtlara da geçsin; ara sıra gezmeye gidip istisna yaptığımız dışarıda atıştırdığımız zamanlarda, ben de yeğenimle çocuk menüsü alacak ve oyuncak edineceğim kendimize. Gerçekten çok doyurucu olmasa bile, yani benim için, eğlenceli idi. Yeğenimle eğlenmek ve onu mutlu edebilmek en eğlenceli kısmı idi... :)

Avm içinde dolaştık Kağan ile, benim yanımda yöremde benimle bir şeyler araması ve bulma telaşında heyecanlardan heyecana girmesi; çocukların oyun oynamayı hayatın her anına yaymasına bir kez daha hayran olmama sebep oldu... Pinokyo kitabını alıp okunmasını istemiş öğretmenleri, o kitabı aldık Pazar günü. Dondurma yedik mikropları öldürmek için, üzerine su içmeyi ihmal etmedik. :) Bol bol yedik, annem ve ablamla küçük aksilikler yaşadık, ama çok eğlendik eniştemle çok şakalaştık, ki eniştem epey hasta idi ona iğne vurdurduk haftasonu iki kez... 

Derken bitti işte; eğlence ile dolu, neşeli bir Kağanın teyzesi kadar gezme aşkının bulunduğu bir haftasonunun son günü ile... :)

Sınavdan Sonraki 3-4 Güne Dair...



İlk 14 günün sonunda, yani sınavları bitirmiş olarak döndükten sonra, akşam yemeği hazırlarken ablam evlerinde; Kağanın acıdığını söylediği dudak içine nihayet bakmaya ikna edebildiği esnada, diş düşmeden damak arkasından esas dişinin çıkmaya başladığını görmüş ablam. Kağan süt dişlerini dökmeye başladı böylece... :) Haftanın ilk günü dişçi kontrolü ile başladı, ilk diş çekimi gerçekleşti yeğenimin. Farketmediğimize üzüldük başta; diş damağı yarmış çıkmaya başlamış çünkü, alt dişlerinden birinin arkasında. Ama Perşembe gününden beri ara ara artıp duran ateşinin sebebinin olduğunu anladığımızda da şükrettik. Kağan ile anlaşma sağladık, bir daha bizden acısa da saklamayacak göstermekten herhangi bir dişini ve yarasını. Kağanım bize dudağını gösteriyordu, açamadığını acıdığını söylüyordu. Yara bere saklamıyor ama ağız içi saklanabiliyormuş işte... Kağan bize çok şey öğretiyor, iki üç günde diş çıkartmış ve bize göstermediği için bunu kendi bile anlamamış. Kontrol etmekte daha kararlı ve daha temkinli olacağız bundan sonra... 


Salı günü ablamlardan döndük evimize yeniden, bu sefer yeğenimi de aldık geldik üstelik. Havalar o kadar soğudu ki burada, sabahın en erken saatinde sabah ayazında ablam bize bırakırken hastalanmasın dedik. Bu hafta okullar bitiyor, 2 hafta da okul yok zaten. Bu gidişle soğuklar hafifleyene kadar haftaiçi yatılı bizde kalması muhtemel yine kuzumun... Elimden geldiğince 2 gündür birşeyler yapayım o okuldayken diyordum ama bu yazıyı bile yazamıyordum, neyse ki bugün yazdım işte... 

Besin İntoleransı...


Sevgili İnternet Günlüğüm; ilk 14 günü sınav çalışmaları ve sınavları iç rahatlığım ile geride bırakma telaşı ile geçen, son 4 gündür de sınavlar sonrası normale dönme sürecimi atlatamadığım ve de hazımsızlık sorunumun arttığı günlerle senenin 18'inci gününde sana yazmaktayım işte böyle...

Mide mikrobu tedavisi gördüğümden beri,ara ara gerçekleşmeye başladıysa da mide sıkıntılarım; "toparlandım artık, tekrarlamaz aşırı mide gazı ile karşılaşma durumum." diyordum... Son 5 gündür ise, bir gece hariç hep rahatsız idim. Yattığım zaman kalbime vuran, garip bir gaz sancısı bu. Besin İntoleransı dedikleri şeyin bu olduğunu bilmezdim, dün gece rahatsızlığımın geçmesi için yatağımda oturur iken iyice okudum ve inceledim. Bazı besinler kişilerin vücuduna has bir rahatsızlık verebiliyormuş. Ben sadece çiğ birkaç sebzeye rahatsızlığım var sanırken, son 6 ayda birçok besine karşı hassasiyetim çıktı. Şöyle ki, pişmiş hiçbir gıda rahatsız etmiyor beni sanıyordum; kavrulmuş çerezler ve birçok besinin sadece kavrulmuş halleri de rahatsız edebiliyor şimdi... 

Besin hassasiyeti testlerine hala güvenmiyorum, bir kan testi ile çıkabilir mi tüm sonuçlar bilemiyorum ama; çoğunlukla hassasiyete sebep olan meyveler arasında elma var bilgi yazılarında, ama elma benim mide rahatsızlıklarıma iyi gelen besinler arasında...

Bu rahatsız eden besinleri de yazmaya karar verdim de dün gece, o sebeple bu yazımın sonunu böyle getirmeyi istedim. Birçok besine karşı hassasiyeti olan kişiler okursa, günlük tutmak bu konuda ne kadar iyi imiş paylaşacağım sonrasında da. Benim günlüğümde ilk sıraya yazacağım üç madde şunlar; çiğ soğan, çiğ sarımsak ve çiğ marul... 

Bir son not olsun o zaman; hassasiyet duyulan besin unsuru ağız yoluyla vücuda alınmasa bile, kokusu ve dokusunu hissetmek bile hassasiyet duyulan besine karşı vücudun tepki vermesine sebep olabiliyormuş. O zaman bu son nota göre, yıllar yılı kavrulmuş soğanın kokusunun benim başımı döndürmesi ve direkt etki alanında olduğumda mide bulanması ve şişmesi yaşamamın sebebi bu imiş... Her gün bir bilgi, bugünün bilgisi de sabaha karşı okuduğum mide şişkinliğine sebep olan besinlerle ilgili yazılardandı... :)



İnternet Günlüğüm yazıma uzun uzun yazmayı seviyorum. Bir sonraki yazım, uzun zamandır yazmadığım bir yazı dizime olacak muhtemelen, istediğim gibi düzenlemesini bitirebilirsem yarına yani. Ama öncesinde bir içimi dökmeye ihtiyacım vardı...

Esasında bir kez daha incelesem, birçok paragrafı silerim belki; çünkü birçok kez üşümekten bahsettim, soğuklara olan hassasiyetimden. Ama  geri dönüp oraları silmeyeceğim, zira bu İnternet Günlüğüm--> yazdım gitti... :) Görüşmek üzere...

2 Ocak 2018 Salı

2018 Yılbaşı Gecemız Ve 2018'in İlk Günü


2018'in ikinci gününden bildiriyorum, bomba gibi girdik 2018'e... Ailecek enerjimiz bol, umutlarımız yerinde ve iyi dileklerimizle dolu; yemek masası çevresinde geçen, bol yemekli ve de bol hediyeliydi. Evde en küçük kim varsa, böyle gecelerde en mutlu olması istenen o oluyor genelde; gecenin en mutlusu, uğraşıldığı ve de başarıldığı üzere yeğenim Kağanım idi... Yılbaşı gecemiz de, sonraki ilk günümüz de güzeldi. Dilerim tüm yıl güzel geçecek, niyet ediyorum ki 2018'in verimli ve güzel geçmesi için elimden gelenlerin en iyisini yapacağım... :)



Bu yılbaşı sadece biz bizeydik; geniş aile dediklerinden, "anneanne, dede, torun, teyze, anne, baba" (Yeğenim üzerinden anlatmak daha kolay.) :)

Yemek masamız, ablam ve annemin bir gün önceden organize olarak hazırladıkları ara sıcak veya mezelik denebilecek orta yemekleri ile ablamın sarması, annemin çorbası ve de nacizane güzel sohbetimiz ile oluştu, gece boyu sürdü. Birçok Türk ailesinde de olabildiği gibi, bizim aile ve akrabalarda da yemek masası ve yemek masası sohbeti önemlidir; bir yılbaşında daha bu hakimdi. Gece boyu kalkmayan, güzel bir yılı daha devirmenin gururu ve mutluluğu ile bir araya gelinir ve sohbetlerle eğlenilir...

Bu sene spontane olarak gelişen bir durumla, ablamlardan annem ve ablamın hazırlıkları sonrasında eve geldiğimizde; yeğenimin şapka ve hediye ortamıyla o coşkuya kapılması ile fotoğraflarla başladık geceye...Gecenin başlangıcında, üstteki fotoğrafları çekindik işte; ablam, ben, babam ve Kağanım, o yılbaşı coşkusunu en öncelikli alan ve coşturanlar olduk yani... 2018 umarım tüm ailemizi böyle neşe ile coşkulu şekilde sarar sarmalar...

O masa başını seviyorum ben, sevdiklerimin toplandığı bir masa ve bol sohbet. Başka bir şeyi düşünmeyeceğin, geleceği ve de zor ya da kolay geçmiş olan geçmişi düşündüğün nadir gecelerden biri halini alıyor. Soframızın iki baş köşesinde annem ve babam, Allah başımızdan eksik etmesin, karşımda ablam ve eniştem, yanıbaşımda da yeğenim vardı masamızda... Tabii yeğenim çabuk doydu ve kalktı; ama olsun, onun sandalyesi yanıbaşımda durdu ve oturdu kalktı sürekli... :)


2018'e girerken, evimizin küçüğü yeğenimin en bilinçli girdiği yıllardan biri olarak, ona alınan hediyeler çoktu. Bir ben almadım, o da affedilsin lütfen; bir maaşım bile yok. Ben biraz daha tüm sene boyunca, etkinliklerle ve de oyunlarla mutlu etmeye devam edebileceğim sadece... Annem ve babamın, ablam ve eniştemin hediyelerine ortak oldum ben bu sene, fikir anasıyım yani yeğenimin tüm hediyelerinin... =) Bakar mısınız şu mutluluğa, bunun hediyelerinin fikir anası olmayacağım da kimin olacağım. :P 

Yılbaşı Akşamı Yeğenim Harici Bizlerin De Hediyeleri Vardı Tabii... :)


Her birimiz nasıl yaptık bilmem, birbirimizi çok mutlu edecek noktaları bulduk. Hediye alınan kişilerin haberi olmasa da, herkes herkesin hediyesini biliyormuş. Yeğenim ile ben en ters köşeye yatanlardandık ama! 

Eniştem sağolsun, dostum Meromdan destek alıp, "okumak istediğim kitap var mı?" diye sormuş ve Kristin Hannah'ın Bülbül kitabını almış bana. :) Ne yalan söyleyeyim, bütçemi ayarlamak için para biriktiriyordum; Ocak ayında ben kendime alacaktım ama hediye geldi. Kitabı görünce çok şaşırdım ve aklıma bu fikri bir tek Merodan alabileceği geldi. Enişteme bir kez daha teşekkür ediyorum buradan, bir de dostum Meroma; beni hem çok şaşırtıp hem de çok mutlu ettiler... :)

Bir diğer şaşırdığım hediyelerim; annem ile babamın kazak, ablamın hırka almış olmasıydı. Hem de parıl parıl parlayan simli kıyafetler almışlar. Üçü de pek parlak şeyleri sevmezler, ben de bir o kadar parlak şeyleri severim; tabii yine de aşırı abartılı olmadıkça... Beni mutlu edecekleri noktaları iyi biliyor ailem, ihtiyacım olan noktaya yönelmeleri ve zevkime hitap ederek beni düşündüklerini belirtmeleri o kadar yeterli ve değerli ki... :) İyi ki varsınız canım ailem...

Diyebilirim ki; önemli olan hediye almak değil, hem de hiç değil! Önemli olan hediye edilen küçük bir şey de olsa, seni sana özel hisettirmesi. Çok küçük bir yazı yazılsa bir kağıda, çok ince bir kitap alınsa, her giydiğimde beni ısıtacak veya rahat hissettirecek kıyafetler olsa; önemli olan köşeye konulacak bir şey olması değil, iyi hissettirmesi, hem de çok iyi... Sanırım anlatabildim. :)


Masa Başı Diyordum...


2017'den 2018'e girerken, o masa başında bol bol fotoğraf çekecektim ama an'a odaklanmaktan beceremedim. Tombala oynadık, 10 el kadar... En çok kazanan babam oldu, en çok eğlenen de yeğenimin tombala çektiği anlarda hepimiz olduk! :) 

Kağanım bu yılbaşı ilk defa tombala oynadı, 6 yaşında sayılır artık ve sayılara hakim maşallah. Kağıtlarımızda olan sayıları çeksin diye her birimiz çok dil döktük, ama kendisi bildiği gibi çekmeye devam etti. Karıştırmadan çeke çeke, bir kez anneannesine bir kez de dedesine kazandırdı. 15 diyorsa, "16'dır o," diye takıldığımda, "16 olsa 16 derim" diyordu mesela atarını yediğim! :D Güzel anılarla dolu, bomba gibi bir yılbaşı idi çok şükür. İçeceklerimizi kaldırdıkça, "En kötü günümüz böyle olsun!" dedik. İyi günde, kötüyü çağrıştırmak yine biraz garip gelse de katılıverdim bende işte; el mahkum, ortama uyum sağlayayım dedim! :)


Yılbaşı akşamı çok televizyon izleyemedik bu sefer; ara sıra Tv8'de O Ses Türkiye'ye baktık, Star'da Sibel Can'a ve de daha öncesinde de biraz filmlere... 

Gece saat 3'e doğru bittiğinde, Yılbaşı akşamımızdan aklımda kalanların en başında; Kağanımın tablette de oynamayı sevdiği satranç oyunundaki taşları baskı şeklinde yaptırdıkları gömleğine sevinmesi vardı. Durup durup bakması, 3 gündür hala o gömleği giymesi ve hala şaşırması hakim. Ama gömleğe yapmış olmak biraz aceleye geldiği için acemice de oldu. Tişörte tekrar baskı yaptıracak annemler. Ve bu cumartesi annemizin dayı kızının nişanı var ve yeğenim böyle şeyleri sevmeyen biri olmasına rağmen, bu gömleği giyip gideceğini söyledi. Hala gömleğindeki baskısına bakıp bakıp duruyor! :) Yılbaşında da dediği gibi; "Çok beğendim ya, durup durup bakmak istiyorum buna!" Canım yeğenim ve tüm çocuklar mutlu olsun inşallah! 

Çocukların mutluluğu dünyaya bedel, yeğenimin mutluluğu akşamımızın güzelliklerinin de en başında idi...


Geceden aklımda kalanlarda, fotoğraf çekinmeyi pek sevmeyen ablamın kendi rızası ile fotoğraf kareme girmesi ve güzel bir anımızın daha kalmış olması vardı bir de... Sanırım yılbaşı akşamından resim albümümüze koymak istediğim birçok resim oldu böylece...

Hediyelerimiz, masa sohbetimiz ve de Kağanımın mutlulukları; 2018'e girerken unutmak istemediğim ve şükrettiğim olgularımızdandı... Dilerim bu senede ve bir ömür de sürer böyle... Ailelerimizin birliği, dirliği ve mutluluğu hep sürsün inşallah. Yeni yıl için istediklerime ekleyeceğim son notum olsun bu da... :)


Ve 2018'in İlk Gününün çoğu; yılın ilk kahvaltısından sonra, 3D Puzzle yapmak ile geçti... =)


Kağanımın bu seneki bir diğer yılbaşı hediyesi idi, Kız Kulesi'nin 3D Puzzle'ı... Akşamdan yapmak istedi ise de, yarına diye diye en sonunda ikna edebildik yılbaşı akşamı. Yeni yılın ilk günü ise, kahvaltı ve çay keyfimizden sonra; babam çalışmaya gitti, Kağanım ile ben puzzle yapmaya başladık. Bir süreden sonra eniştem yardıma geldi, anlayamadığımız ve yapımını okuyamadığımız bölgede ablam yardıma geldi ve sonra nihayet bitirdik... 


Kağanımın hiç gitmediği bir yer Kız Kulesi ama çizgi film kanallarından, benim odamdaki koltuğun üzerindeki minderin kılıfındaki yapılardan gördüğü ve de bizim gösterdiğimiz resimlerden sevdiği kadarıyla biliyor ve çok seviyor... Bir gün İstanbul'a gitmek ve canlısını da görmek nasip olur kuzumuza inşallah... :)

3D Puzzle'ı yapma deneyimimize gelince; her birimiz ilk defa 3D Puzzle yaptık, ablam eniştem ben ve Kağanım. Kağanım kartonlarından parçaları çıkarmaya yardım etti daha çok, nazik bir yapı kalın kartondu ama biraz da bağlantı noktaları nazikti. Böyle puzle parçalarının birleştiği yerleri ve de diğer parçalarında, çizgi şeklinde açılan yerleri vardı... Güzeldi, eğlendik ve de epey iyi uğraştık. Sanırım biraz daha sonra da eniştem 3D Gemi Puzzle alacakmış. Bakalım... :) Kağanım da ileride daha çok yardım edecektir bize, bu başlangıçtı ve deneyim oldu bize...

Yılbaşı akşamımız ve de Senenin ilk günü böyle geçti işte. Tüm aile üyelerime ve Allahıma varlıklarına teşekkürüm ile, nice güzel senelerimiz olması dileğimle. Ve bu da benim 2018'de yazdığım ilk yazım oldu; tüm sene bol ve güzel yazılar yazabilmem dileğimle. Güzel seneler olsun hepimize, Sevgilerimle... =)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...