26 Kasım 2021 Cuma

11'inden 26'sına - Kasım 2021

 

Bu yazımdan önce 10 Kasım 2021'de yazmışım en son. O günün üstünden iki gün geçti Antalya'dan yengem ve kuzenim geldi. 1 hafta kalıp, okul tatili bitmeden bir gün önce de geri döndüler. Özlem onlar gelince biraz giderildi, fakat gittiklerinden bir saat dahi geçmeden tekrar başladı. Ama şükür ki görüştük, iki senelik ayrılıktan sonra bu sağlıklı arayı verebilmek hepimize öyle iyi geldi ki! :)


En son 2020'nin başında Antalya'da görüşmüştük yengemlerle, "üzerinden 2 sene geçti!" demeye çok az süre kala tatil fırsatımız baş gösterdi. 13 Kasım Sabahından, 20 Kasım akşamına kadar bizimleydi Hatice yengem ve kuzenim İncim. Dayım işi sebebiyle izin alıp gelemedi, yengem ve kuzenim ilk otobüs yolculuklarını yaptılar beraber; bizim yanımıza gelmek üzere! Tam istediğimiz gibi sakinlikte beraber vakit geçirebildik; oturup olabildiğince sohbet edip, sık sık "iyi ki gelmişsiniz" dedik durduk. 

Sevdiğin birinin senden uzakta büyüyor ve gelişiyor olması ne kadar üzücü ise, kalplerimiz bir şekilde kavuşabilmek de o kadar güzelmiş; bunu yeniden kavradık bu bir haftalık tatilde. İncim ve Kağanım okulların ara tatili olmasından ötürü en mutlumuzdular bir hafta boyunca. Bol bol oynadılar, bir süre sonra yer yer de atıştılar ama giderken yine ayrılacak olmanın üzüntüsünü paylaştılar. 

Tatilin en güzel yanına gelirsek, pandemi başladığından sonra doğan Defnemizle yengemlerin ilk defa birebir tanışmış olmaları her birimizi öyle mutlu etti ki! Yeğenimin en güzel vakitlerini biraz olsun kaçırmadan, daha da fazla büyümeden tanışarak anılar biriktirmeye başladık yeniden. =)

Sahil turu yaptık, kutlayamadığımız her türlü haberi doğum gününü ve de güzel gelişmelerimizi bir pasta kesip kutladık, bol bol yedik (ama bir arada olmanın verdiği rahatlığın etkisiydi bu), bol bol çay keyifleri yaptık yeniden! 1 kez gezmeye diye çıktık evden, o da Yalova'daki Atamın Yürüyen Köşk'ünü ziyaret ettik; yengemler gitmeden bir gün öncesinden. Çok güzeldi, havanın o gün çok soğuk olmasının haricinde! :)



İşte böyle bir durumun içerisinde yazamadım, yazmak da istemedim sanırım. Gün gün yazmaya kalksam, bir tek yatmaya yalnız kaldığım vakitleri yazıya kullanabilirdim. Sohbet anlarımızda da belki duraklayıp yazabilirdim ama sohbet vakitlerimizi elimde örgülerimle geçirmeyi tercih ettim. Anı içime çekip beraber geçirilen vakitlerimizi özlediğimi hissede hissede yaşadım! 

Defnem, İnci ablasını çok sevdi. Kağan ve İnci ile çok oynamaya heves etti, ama yer yer de küçük çocuk olmanın gerekliliği ile odalardan kovuldu! :) Defnemi bir ben anlarım, küçük çocuk olmanın bedelini küçük yaşlarımda çok çektim de odalara ve sohbetlere girmelere doyamadım! =)

İncim büyümüş ya, Kağanım da öyle... Hani şu pandemide nasıl büyüdüklerini sanki anlamamışız gibi hissettik bir hafta boyunca. Güzel güzel oynadılar, oturup ders de yaptılar kitap da okudular. Ama ne zaman yeri geldi minik minik de atıştılar, "Heh, işte bunlar bizim çocuklar!" dedik. İncim geldiğinden gidene kadar "İyi ki gelmişiz!" dedi, Kağanım ise "İyi ki geldiniz İnci!" Biri duruyor biri başlıyor konumunda, mutluluklarını dillerde ve mutlu yüzlerinde yaşadıklarını gördük. Pandemiye rağmen iyi ki artık aşılarımız varken buna cesaret edebilmişiz, dedik sonra da... :)

Aradan bir hafta geçti onlar evlerine döneli. Geçen hafta bugün daha buradalardı işte, geziyorduk beraber Yalova senin İznik benim. Arabayla bile olsa geziyorduk beraber işte! Allahım toparlanamaz hallerle bizleri daha fazla birbirimizden uzak etmesin inşallah... Senenin iki üç seferinde mutlaka görüşen insanlar olduğumuz için, son iki senedir görüşememek bize çok dokunmuş doğrusu. Kuzenim İncim gelip gidip temas ettikçe, çocuklarla oturup sohbet edip atıştıkça kendimden geçmişim işte geçen haftadan bu yana!


Sonra üstüne bu hafta başladı işte! Pazartesi günü akşam üstü İstanbul'dan halamla Savaş abim aradı, müsaitseniz geliyoruz dediler. Sohbetler, kahveler, örgü muhabbetleri uçuştu bir akşamcık da olsa! Salı günü öğlen onlar yola koyuldular geri. Yıllardır görüşmemenin üstüne, bu da bizi bir şoka uğrattı. Pandemi öncesinde gelebilmişlerdi halamlar da, o zamandan bu zamana 5 sene geçti sanırım ki...

Bir bebek yeleği örüyordum, kol altı oyuntusuna halamdan destek alıp başladım. Sonra hayatın onca durgunluk ve biz bizeliğinin ardına sunduğu fırsatlara baktım; şükür ki bir sorun da olmadı, sıkıntısız geçirdik günlerimizi... Aşılanmaların etkisi diyorum. Evet, her birimizin üzerine az biraz rehavet çöktü ama bizler dikkati elden bırakmadık. Biz çok kalabalıkların arasına girmekten hala çekiniyoruz. Maske mesafe ve hijyene dikkat ediyoruz. İlk yatılı misafirimizi bu ay yaptık işte. 11'inden 26'sına çok güzel vakitler geçti gidiyor bile! :)

Şu üstte elimi ağzıma kapattığım fotoğraf var ya; o da mutlu bir akşamın eseri, ilk defa arkadaşlarım geçtiğimiz Çarşamba akşamı evimize oturmaya geldi! Akşamın güzelliğini, bana hissettirdiğini düşünün artık... Biz Pandemi döneminin hemen öncesinde yeni evimize taşındığımız için, yerleşene kadar kimse gelemedi. Yerleştikten sonra da pandemi dolayısıyla risk altında olduğum için kimse gelmeyi tercih etmemişti! 3 çocukluk arkadaşım, ilk defa yeni evimize gelen arkadaşlarım oldular resmen! İkisiyle iki sene içerisinde sadece birer defa dışarıda görüşebilmiştim o kadar... Üçünü birden o akşam görmek, üstteki kolajda gördüğünüz üzere beni çok ama çok mutlu etti. Ama hepimizi öylesine mutlu etmiş olmalı ki, muhabbetten ve birbirimizle ilgilenmekten fotoğraf çekmeyi bile unutmuşuz. 


Size şu son iki haftada pandeminin bize ne öğrettiğini öğrendiğimi söyleyebilirim; 

Artık hepimiz sıklıkla görüşemeyeceğimizin farkında olarak "kısıtlı anların tadını çıkarmayı" öğrendik. 

Her şerde var bir hayır deniyor ya; teknolojiye dalıp yanımızdakini unuttuğumuz zamanların ardına, bize bizi hatırlatmak için gönderildi Pandemi biraz da bence. Kendimizle kalmayı da öğretti, sakin kalıp beklemeyi de... Çoğu telaşımızın gereksiz olduğunu da, asıl mutluluğu sevdiklerimizle yaşamayı es geçmemeyi de hatırlattı. 

Tüm bunlar çabuk unutmazsak ve güzel içselleştirirsek yeniden, ömür boyu çok büyük öğretiler olacak hepimiz için. Bir sınav daha olacak; bu sınavı ciddiye alan hem kazanacak huzuru, hem de pandemiyi daha farkındalıkla geçirecek. 


Son iki hafta, zamanımızı böyle değerlendirmeme sebep oldu işte. Okuduğum kitaplardan, yazdığım yazılardan, takip ettiğim kişilerden bilinçli olarak biraz uzaklaştım. İnstagram paylaşımlarımı yaptım, evde işim dediğim "Dr. Clinic" işim için uğraşmaya devam ettim. Ama beni hayattan ve işimden alıkoyan diğer uğraşlardan uzaklaştım. Tabii odaklanıp sadece buraya yazabilmeyi çok istedim ve yer yer de uğraştım ama başaramadım! 

11'inden 26'sına dolu dolu geçen Kasım ayını da birkaç gün sonra uğurluyoruz böyle işte. İş açısından da, sevdiklerimle geçirdiğimiz vakitler açısından da çok verimli bir ay olduğu gerçeğiyle; Kasım'ı bu sefer uğurlamak güç olacak benim için. Bu uzun zamandır hayatımda bir ilkken üstelik, Kasım ayı hayatıma güzellikler getirmişken; bu sefer daha bir neşeyle uğurlayacağım işte! :) (Kasım ayını neden sevmediğimi anlayamazsınız belki de. Ama bu sefer tüm soğuklarının bana yaşattığı ve eski kötü anılarıma rağmen, bu sene Kasımı bile sevdim.) Hayırla biter, hayırla Aralık'a ulaştırır ve umarım bundan sonra hep kendini böyle sevdirir bana... 

İşler güçler çok şükür devam ediyor bu arada. Biz Dr. Clinic'te kazanmaya devam ediyoruz. İlklerden olup kazanma yolculuğunuza eğitimlerimizle ve bizim ekibimizde başlamak isterseniz; iki üstteki paragrafta Dr. Clinic yazan yere tıklayarak veya buraya tıklayarak açılan linkteki formu doldurup aramıza katılabilirsiniz... :) 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, sevgilerimle... =)

10 Kasım 2021 Çarşamba

İşimize Bugün Başladık, Dr. Clinic İle - 09.11.2021


Merhaba; bugün 9 Kasım 2021 idi, bizler bugün çalışmaya başladık. Dr. Clinic yeni firmamız, Altınbaşak yine ekibimiz... 😊 


Dün lansman günümüz için kırmızı giyinmiştim, bugün de kırmızının da gücüyle siparişleri almaya başladım. Hepimiz için hayırlısı olacak. Sen okuyucu, istersen senin için de olacak.. Adil bir sistemde çalışmak istersen bana yazabilirsin. 🙆


Dün akşam Lansman sırasında Kasım-Aralık 2021 kataloğumuz elimize geçti, heyecanla karşıladık. Her birimiz alışmaya çalışıyoruz, heyecanımızla beraber kataloğu aldıktan sonraki ilk eğitimimizi de bugün yaptık. Eğitimlerimiz bitmiyor şükür, daha nicesinde buluşmak dileğimizle... 🙆


Adil sistem diyoruz ya; bir sürü yenilik var, bahsetmek istiyorum ki burada da kalsın. 


⏩ %0 seviyesindeki üyesine bile kazandıran sistemle,


⏩ Kataloğuna dahi prim değeri biçen bir firmada çalışıyoruz.


⏩Prim seviyesinde adil kazanım; Seviye üzerinden azaltılmamış prim değeri,


⏩ Unvan primlerinde de yüksek kazançlar; 5000-15000-30000-60000 gibi fiyatlardan bahsediyoruz.


✨Annelik Bonusumuz Var: Müdürken doğum yapan annelerimize çeyrek altın veriyor şirketimiz. 

⭐ Araba Bonusumuz var: müdür ol, 8 müdür yetiştir; ikinci ayında arabanı al diyor. Şayet 1 yıl 3 kere bu seviyeden düşmeden müdürlüğünü korursan da araba sende kalsın.. :)


🌟🌟🌟 Ürünlerimize gelince; Sağlık Bakanlığı onaylı, vegan üretim yapan bir firmayız. Sağlık Bakanlığı onaylı firma olmanın ne kadar kıymetli olduğunu da biliyoruz! Üstelik uygulamamıza kataloğumuzda bulunan QR Kod ile de ulaştıran bir firmayız. Ürün içeriklerimizi detaylıca inceleyebilirsiniz. 😎


🌟 Kaliteden ödün vermeden, kendi satıcısını koruyan bir firmadan bahsediyoruz. ♥ 2021 yılında teknolojinin ve Network Marketing sisteminin hakkını vermek hedefiyle çıktığımız yolda, sistemin ilklerinden olmayı layıkıyla başarmak için eğitimlerle işi öğreten bir ekipte kazanmak isterseniz; sizi de aramızda görmeyi çok isteriz... 🌟 #AltınbaşakEkibimiz


Velhasıl; yeni işim için elimden geleni yapmaya gayret ederken, ancak yazabildim. Heyecanı garip, olur hissiyatı çok başka. Sadece zaman, alışıp çalışmaya odaklanmak için yeniden ona ihtiyacımız var... 👏


#DRCLİNİCİle #Kazanalım #SenDeGel #İlklerdenOl





3 Kasım 2021 Çarşamba

Dr. Clinic Maceramız Başlıyooor... - Kasım 2021

 

Nihayet beklenen ay geldi, senelerden sonra ilk defa Kasım ayını bu kadar büyük hevesle bekledim. Şimdi neler yapacağımızı, nasıl olacağını sizlere de anlatmak vaktidir. :) 


Dr. Clinic Maceramız Başlıyor artık, iki gün önce ilk üyelikler gerçekleştirildi. Sistemin izin verdiği kadarıyla devam ediliyordu dün akşam üzeri nihayet benim üyeliğimi de gerçekleştirebildik. Yeni sistemimizin ilk zamanlarının alışma turları bunlar... :)

 İçimdeki heyecan katlandı, üyelik bana kadar gelmişken biraz duraklamıştı ama o da tamamlandı çok şükür. Ama o kadar çok başvuru yapan, o kadar çok sisteme girişi yapılmaya çalışılan var ki; anlatılmaz yaşanır diyorum. Diliyorum ki, birazdan anlatacaklarımdan sonra, siz de numaranızı ve bilgilerinizi bırakırsınız da şu yeni süreci beraber yaşar; bir network markasının ilklerinden oluruz beraber... =)

35 yıllık bir Türk Markası Dr. Clinic, 4 yıldır e-ticarette ve ilk defa network marketinge giriyor bu sene... Pandemi döneminin başlarında ülke içine ve dışına dezenfektan üretimi ve dağıtımı konusunda çok başarılı olmuş, bu konuda ihracat şampiyonu olmuş bir firma... Network kuruculuğuna gelince; kuruluş aşamasında bu alanda çalışmış ve deneyimi bulunan 4 kurucusu bulunmakta... Bu kuruculardan biri, Altınbaşak Ekibimizin As Başkanlığını da gördüğümüz Kadriye Altınbaşak. :) Kendisiyle 11 aydır çalışıyorum, onun ekibiyle ve onun bizlere sunduğu eğitimleriyle bu işi öğrenenlerdenim. Başarılı, azimli ve ekibine de güç veren bir kadın. Güç dediğimi nasıl algılıyorsunuz bilmiyorum, ama ben işi öğretmeye ve her türlü bilgilendirmeye hazır halde destekçi anlamında söylüyorum... İyi ki dediğim konulardan biri son 1 senedir; iyi ki onun ekibine katıldım, onunla ve hayatıma değer katan insanlarla ekibimiz sayesinde tanıştım. =)


İşte şimdi de Kadriye Altınbaşak ile beraber çalışmaya devam ettiğimiz yeni network markamızın adı DR. CLİNİC. Network'te yeni ama Türkiye'de haylidir piyasanın sevilen yerli markası... Kadriye hanımın kuruculuğunda bulunduğu sistemimiz, olduğunca adil ve görülen bilinenden hayli ayrı bir sistem. Bir kere biz en alt tabandaki kişiye bile kazandırmak istediğimiz için çıktık yola. Network, satış yapmak ve yaptırmak üzerine kurulu bir iş düzenidir. Satış yaparsınız, satış yaptırırsınız ve ekibinizle beraber primler kazanarak ilerlersiniz. Sistem her ay başında en üstten en alttakine herkes için sıfırlanır...


-- İşte Network Marketing sisteminde %7'den başlayan prim dağılımımız %0 konumunda olan üyemize işlemezdi. Bizim sistemimizde ise %0 bile prim kazanıyor olacak. Hem kendi sattığı ürünlerin karını kazanacak, hem de altındaki ilk nesil üyelerin sattığı 250 TL'lerin her birinden %5 prim kazanacak. :) (Bu bizim sistemimizle bir ilk olacak...)

-- Lansman açılışımızı 8 Kasım 2021 Pazartesi günü, çok coşkulu şekilde gerçekleştirecek olan Dr. Clinic; 8 ve 9 Kasım'dan itibaren sipariş verilebilir ve sistemleri çalışabilir hale getirecek. Açılış Lansmanımızı Demet Şener sunacak, açılış konserinde ise Gülşen sahne alacak... :) Daha başka sürprizler de olacağını söylüyorlar ama yaşayıp göreceğiz artık! (:

-- Ürün yelpazemize gelince; 1 yıl içerisinde gitgide genişleyecek olan ürün yelpazemizde, temizlik ürünleri, cilt bakım ürünleri, kozmetik malzemeleri, aksesuarları, çay kahve ürünleri, zayıflama ürünleri ve de gıda takviyesi ürünlerimiz yer alacak öncelikle... Bu ürünlere zamanla mutfak ürünleri, iç çamaşır ve pijamaları, hayvan şampuanları ve aklınıza gelip gelemeyecek başka ürünler de eklenip kataloğumuzda yerlerini alacak. =)

-- Dr. Clinic Üretim Fabrikamızla Hadımköy'de ve toplantılarımızı yaparken çocuklarını ve eşlerini de kabul edecek villamız ise Zekeriyaköy'de olmak üzere, aranılan aile ortamını sunan bir network firması olacak. Çünkü bu yola "kazanmayan kadın kalmasın, çalışmasının önünde "çocuklarımı nereye bırakacağım?" sorunlarıyla karşılaşan anneler zorlanmasın" diye çıkıldı. Her birimiz için yani! (:

-- Şirketimizin bize sunduğu bu yönde rahatlık olarak, Annelik Bonusu da olacak. Müdürlük seviyesinde doğum yapan annelere, çocuğu için bir çeyrek altın verilecek. :)

-- Araba Bonusumuz olacak bir de; Müdür olup alt kollarında 8 müdür çıkarttıktan sonra, Dr. Clinic aracına 1 sene boyunca sahip olabilecek sponsorlarımız. Şayet bu müdürlükleri kendisiyle beraber 1 yıl içerisinde 3 kez düşmeden korur ise, araba sponsorun olacak... :)

-- Ekip kurma konusuna gelinirse, başlangıcı çalışma kapasitenize göre ayarlayabilirsiniz. Yatay ve dikeyde ekip kurmak mümkün olacak, ki buna unilever sistem deniyor. Bu sistem en adil ve en kazançlı sistem olarak kabul edilebilmektedir. 


Bu şartlarla Dr. Clinic'i tercih etmemizin ilk sebebi de "daha adil bir sistemde yer alabilmekti" zaten... =) Bunu da maddeleriyle sizlere açıkladım diye düşünüyorum. Aklınıza takılan soruları da yandaki mail adreslerimden bana ulaşarak sorabilirsiniz... (Veya bu yazının altına yorum yazarak bilgilerinizi de bırakabilirsiniz. Yorumları paylaşmadan sadece ben görüp bilgileriniz aracılığıyla size ulaşabilirim!)


Şimdi Gelelim "İlklerden Olmanın Önemine";

Düşünün ki yepyeni bir iş sahası açıldı ve bu sahayı deneyecek ve önerecek kişiler de bizleriz. Network'te son zamanların en sık reddedilme sebeplerinden biri "zaten herkes yapıyor, ben neden yapayım?" idi. Şimdi öyle bir durum yok, üstelik herkes yapıyor olduğunda bile üye olup indirimli satın almak en mantıklı çözüm yolu olmaya devam ediyor olacak.

Evet, internetin yoğun olarak alışverişte kullanılması açısından her şeyin daha ucuzunu koymaya and içmişcesine çalışan alışveriş sitelerimiz var ve bu konu çoğu firma için çok sıkıntılı. "Ben network yapıyorum ama onlar daha ucuza satıyor önüme geçiyor" diyenler de çoktu. 

Dr. Clinic bize bunun sözünü verdi, ürünlerimiz aklınıza gelen marketlerden  çekilecek ve internet sitelerinde de sadece üeünlerimizi sadece şirketimiz kendi adıyla satabilecek.. :)

Firmamız diliyoruz ki de sözlerini tutacak; hiçbir internet sitesi sizin bizim aldığımızdan uygun fiyata satamayacak. Şayet onlar indirimli alıyorlarsa da, siz de indirimli alabiliyor ve satabiliyor olacaksınız denildi. Yani genişleyecek ürün yelpazemiz ile biz network'ün en sevilen ve tercih edilen marketi olmaya geliyoruz. Başaracağımıza yürekten inanıyorum ki, seneye bugün çok daha güzel yerlerde olacağız ve ben sizlere böyle bir yazıyı daha avantajlı konumlarımdan yazıyor olacağım... =)

Son Olarak Bahsetmek İstediğim Konu İse Şu; Bir İşi Yapacaksanız, O İşi Yapmayı Öğrenmeniz Çok Mühimdir! Bizim Altınbaşak ekibimizde, alanında uzman kişileri eğitmen olarak tutup eğitimler planlayarak, işimizi öğretip özgüvenimiz tazelenir. Haydi satış yap denmez, çünkü bizim ekip kurucularımız ve müdürlerimiz bilir ki; her iş eğitime tabi tutulmadan yapılmamalıdır. :) 

Böyle bir ekipte yer alıp, ücretsiz eğitimlerine katılarak işinizi öğrenerek kazanmak isterseniz ve kazanırken güzel dostluklar da kurmak isterseniz; aşağıdaki formu doldurarak veya doldurmadan bana numaranızı bırakırsanız sponsorunuz olarak size daha detaylı bilgi verip kazanç yolculuğunuzu beraber planlamaya başlayabiliriz. 

Sponsor Linkim; 
https://www.drclinic.com.tr/TR37494226

İnşallah ekibimizde görüşür, beraber nice güzelliklere yol alırız. :)
Sevgilerimle... 

(Not; şayet direkt formu doldurursanız, bana bildirmeyi unutmayın. İlk süreçler olduğu için sistem hataları olabiliyor. Ne olur ne olmaz bir karışıklık olursa düzeltebilmemiz için gerekli bir nottur bu!) Görüşmek üzere...

23 Ekim 2021 Cumartesi

Anlayamadım, Engelsiz Taksi, Dr. Clinic, Yeniden Eski Diziler - Ekim 2021


Bu hafta çok hızlı geçti sanki, ek tedavilerimin de varlığıyla su gibi aktı zaman; tıpkı eskiden de olduğu gibi... :) Yazmayacağım dediğim o şeyi yazıyorum yine, bir hafta değerlendirmesi yazısı yeniden. Aslında ne kadar, "artık bu kadar sık yazmayacağım" desem de; o kadar yazmaya devam ediyorum. Sanırım günlük boyutunda rahatlatan bir olgu bu da beni. Tekrar kabulleniyorum... :)


Hafta değerlendirmesini yaptığım bu yazı, aslında genel itibariyle şu 6 resimden ibaret. Güzel bir haftaydı, benim için dolu dolu geçti ve de yeni heyecanlarla dolu... 

Haftanın ilk günü ek tedavime gittiğimiz hastanede iken, önceki hafta Ankara'dan gelen kuzenim Gizem yazdı; "Didem abla bugün müsaitseniz geliyorum!" diye. Tedavide iken işlerimi de hallettim, eve döndüğümüzde Gizoşum da gelmişti; Defnemle oynadık beraber, bir akşamına da olsa beraber idik ve haftayı beraber başlatmış bulunduk. Önümüzdeki hafta eskisi gibi kalmaya da gelecek inşallah... :)

Gizoşum Ankara'dan bana bir hediyeyle gelmişti, bu zamana kadar aldığım en garip hediyelerden biriydi. Önceki hafta arayıp benim onayımı da almıştı, çünkü bu hediye onun aracılığıyla tanımadığım kişilerden hediye geldi. Haftanın ilk sürprizi, Ankara'dan gelen doğal taşlardan oluşan kolyem idi. Taşlara inanır mısınız? Ben inanırım derdim ama bu kadar da etki edeceğini düşünemediğim ölçüde idi "taş mevzuları". 

Çok net neler olduğunu anlatmayacağım, sihri de enerjisi de kaçsın istemiyorum. Ama son bir haftadır birçok uyku sırasındaki ağrılarım ve çeşitli yiyecek intoleranslarıma karşı değişimler tespit ettim. Maşallah 5 gecedir rahat uyku uyuyorum (havalar ısınmamış olmasına rağmen), yiyip de sonrasında rahat edemediğim birçok besin konusunda tam tersi etkiler yaşadım! Orijinal taşlar, benim hastalığım için bana özel ayarlanmış taşlar ayarlanmış ve iyi geleceğine ben de inanıyorum. Bunu not etmek istedim, şayet bu konuda gerçek taşlardan yardımcı kolye bileklik benzeri ürünler yaptırmak istiyorsanız, ben şu ana kadar çok duacıyım; özelden sizlere de bilgilerini iletebilirim. Allah razı olsun bana bu kolyeyi iletenlerden de, bu duruma aracılık eden kuzenim Gizemimden de... :)


Anlayamadığım Bir Durum Vardı Sonra Bu Haftayla Netleştirdim;


Salı gecesi bitirdim "Petersburg'lu Usta" adlı fotoğrafta görünen kitabı, çok bitirmeye heves duymasam da... Biliyor musunuz, bu kitap 2003 yılında Nobel Ödülü almış. Anlayamadığım Durum Şu Ki, Nobel ödülü verdikleri hikayenin netlikle değindiği mesaj içeriği taşıyan bir konusu yok! Sadece kitabın karakterlerinin "kimin kimi" olduğu hususunda bir netlik var, kitabın nobel ödülü almaya değer hiçbir yanı yok!

Çok netlikle soruyorum ve de çok büyük merakla; Nobel ödülünü hangi kitaba ve yazara vereceklerini, kimler nasıl seçiyor? Şaka yapmıyorum; bu yazarın yazdığı kitabın içerisinde, üvey de olsa bir babanın oğlunun ardından "ne kadar üzüldüğünü" anlatmaya çalışıyor kitap. Fakat kitabın içerisinde yersiz bir anlamda, büyüttüğü çocuğun ölmeden öncesinde oda kiralayıp kaldığı evde kalan üvey babası "sözde onun ölümünün neticesiyle ilgilenirken, odanın sahibi kadınla cinsel birliktelik yaşaması ve de önüne gelen her dişiye nefsinin uyanıyor olması belirtiliyor!"

Bu kitap nobel ödülü almış. Nobel ödülü neden veriliyor? Kim böyle bir kitabın hikayesini hangi kafayla beğenmiş çok ama çok merak ettim! 

Kitabın şu noktasına değinirsek eğer; bu bahsettiğim olayın kurgusu, Dostoyevski'nin adı üzerine kurulmuş. "Yani Dostoyevski gibi bir yazarın üvey oğlu olsaydı, onun da böyle bir hayatı olsaydı; oğlu öldüğünde kaldığı yere gelse idi babası ve kim iyidir kim kötü netleştirmese ve sözde de olsa bu ölümün peşinde koşuyor görünse idi!" gibi bir kurgu yapılmış... 

Anlayamadığım Bir Durum! Kolera Günlerinde Aşk adlı Marquez'in kitabını da okuduktan sonra, oradaki erkek karaktere ayrılıkları sırasında bir sürü kişiyle yatmış olmasına rağmen "sadık aşık" yaftası yapıştırılmış misal! Onu da okumasa idim, orada anlatılan karakterin sadık olduğuna inanabilirdim... Ben bu hafta "Petersburg'lu Usta" adlı kitabın Nobel almış olmasına çok üzüldüm. Sonunda dahi kitap karakterimiz Dostoyevski'nin yazdığı hikaye denemesinden hiçbir şey anlamamış olarak, bu nobeli kim verdi? Çok merak edeceğim bir mevzu olarak kalacak... :/ 

1000kitap hesabımda bu kitaba dair inceleme yazımı burada bulabilirsiniz. 


Engelsiz Taksi'yi Sonunda Denedik... :)


Bu Çarşamba günü Gemlik içerisinde bulunan özel bir hastaneden aldığım ek tedavime, hastanenin servisi ile değil Engelsiz Taksi ile gittik. Bu yapılanmayı epey bir süredir denemek istiyorduk ama bahanemiz olamıyordu, pandemi tüm bahaneleri sıfırladı sildi maalesef! Geçen hafta hastanenin servisi olan doblo tipi araca bile binerken zorlandığımız üzere, şoför amca "isterseniz onu da bir deneyin" diyerek Engelsiz Taksiyi sununca bize. "Evet, zaten deneyecektik; buyur bahanemiz." dedik. 

Çarşamba gününe randevumuzu alabildim, randevumdan yarım saat önce gelip beni aldı Engelsiz Taksi aracımız... Gemlik'te bir adet Engelsiz Taksi var ve bu da Gemlik'e yeter konumda şimdilik. Servis şeklinde, randevu üzerine çalışıyor. Sürekli bir tedavin varsa o gün için randevunu yazdırıyorsun, ondan sonra gelip sizi evinizden alıp götürüyorlar. Şayet başka türlü işlerin varsa da, yine iki gün öncesinden randevu oluşturuyorsun ve o oluşturulan randevuya göre gelip seni alıyor Engelsiz Taksi...

Engelsiz Taksinin özelliği, dolmuş dizaynında bir aracın arka kapısından indirilen bir engelli asansörü ile arabaya tekerlekli sandalyeyle bindiriliyor oluşumuz. Yani arabaya bindirme, tekerlekli sandalyeyi katlama, arabadan indirme ve tekerlekli sandalyeye oturtma gibi durumlar olmuyor. Bunlar olmadığı için de, tedaviye gittiğimiz süreçte yorulmamış da oluyoruz. Aynı zamanda, otobüslerde bize yer olamadığı için (Gemlik'in otobüsleri küçük boyutta) engelsiz rampaları da fazla bulunmamakta. Durum odur ki; şehirlerin büyük bir ihtiyacı olan Engelsiz Taksi, Gemlik'in 2 senedir çok önemli bir ihtiyacını karşılıyor. Engelliler için ulaşım meselesi... 


Daha önce kullanmak nasip olamamıştı, pandemi sebebiyle dışarı çıkmamı gerektirecek durum oluşmadı. Ben çıkmak birileriyle buluşmak istesem bile, haklı olarak benimle görüşmeye çok korktu arkadaşlarım... Oluşan acil durumlar da hep arabamızla giderebileceğimiz durumlardı... Bu sebeple daha öncesini bilemiyorum ama bir eksikliği varmış, giderilmek üzere teçhizatları yapılmaya başlanmış; tekerlekli sandalyeleri sabitleyebilecek ekipmanlar sandalyelere yetersiz kalmış. 

Çarşamba günü manuel sandalyemle gittim, onun da ön tekerleklerini sabitleyemediğimiz için annem sandalyemi tuttu da gittik. Ama daha önce başka bir aracın bagaj kısmında gittiğimdeki gibi dehşet bir sallantı ve de bel ağrısı gibi bir durumla karşılaşmadık çok şükür ki. Korktuğum tek mevzu bu idi. Bu da olmadığı için, bundan sonra engelsiz taksi ile gitmeye karar verdik ek tedavime. Böylece sadece annem tedavi alacağım yatağa yatırmak ve geri sandalyeme oturtmak işlemlerini yapacak. Ne o ne de ben yorulmuş olacağım. Birçok vatandaş için kolaylık olan mevzular kadar, biz Engelliler için de böyle hayati düzenlemelerin tüm şehirlerimizde daha sık yer alması dileğimle... 



Dr Clinic, Herkes Kazansın Diye Var Olacak... :)



Kasım itibariyle Network Marketing piyasasında yerini alacak olan Dr. Clinic adlı firmamızın bu hafta kazanç eğitimini alabildik nihayet. O kadar güzel şeyler olacak ki, 8 gün kaldı ama ben daha çok varmış gibi sabırsızlanıyorum resmen... :)

Dr. Clinic adlı firmanın Network Kurucularından biri olan Altınbaşak Ekip kurucumuz ve As Başkanımız Kadriye Altınbaşak'ın bizzat sunumuyla birçok netliği daha öğrendik bu hafta. 1 sene içerisinde ürün çeşidine ekleyeceği birçok ürün kategorisiyle, Network'ün her alandaki marketi konumuna gelecek firmamız. Kazanç sistemi daha adil olsun, sisteme giren en alttaki kişi de çok kazansın diyerek kurulan bir firma olduğu için bu kadar heyecanımız...

Biz kadına, anneye, çalışana ve de "küçük bile olsa bir ekip kuran herkese" değer veren bir sistemde çalışmak için ekibimizin çoğu kısmı Dr. Clinic'te Kadriye Altınbaşak ile çalışmaya devam etme kararı aldık. Bu hafta bunun heyecanı daha da çoğaldı içimizde. Bir firma düşünün ki, network içerisinde anne çalışsın diye kendi şirketinin içerisine oyun odası kursun! Bu çok fazla şirkette olan bir girişim değil bir kere. Sonra kendi bünyesinde çalışan yeni doğum yapan anneye Annelik Bonusu versin; sunduğu şartları yerine getirerek müdür olduğu takdirde, altına bir senelik kullanımını vereceği "Dr. Clinic arabası" versin. Çok güzel şeyler olacak diyorum, diyoruz. Ben bu sıra tüm bunların heyecanını yaşıyorum... :)

İş alanımızı genişletiyoruz, çok güvendiğimiz kurucu as başkan statüsünde bizimle adil şekilde ilgilenip eğitimlerle yetiştiren Kadriye Altınbaşak ile devam edeceğiz. Biz hem ilklerden olmanın, hem de önceki ekibimizde de aynı as başkan ve ekip müdürleriyle sağlam eğitimler alıp işin içerisinde bulunarak deneyimli olduğumuz için avantajlı görüyoruz kendimizi. Sizlere de anlatıyorum, belki benimle bizimle "avantajları yaşamak isterseniz" diye. Bana yazabilir, daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Gelin beraber satış yapalım, ekip kuralım; ama öncelikle bizim ekibimiz içerisinde tüm bunların eğitimini alın, sonra beraber kazanalım. 

Şayet bana bilgilerinizi bırakıp daha detaylı bilgi almak isterseniz; e-mail adresim, didemkose92@gmail.com'den bana ulaşabilirsiniz... :)



Cuma günü bol bol ördüm, Perşembe'nin heyecanı ile ördüm durdum... Yaka oymayı da becerdim; netlikle bir derin yaka açmayı başardım, ama süveter gibi durumlarda uygunmuş meğer o yaka açma yöntemi! (aşağıdaki görselde görebileceğiniz gibi, o biraz düzeltilmiş versiyonu)

Kış geldi, Mavişim de tüylerine rağmen üşüyor mayışıyor ve sıklıkla ben gibi yoruluyor. Bir yere takılıp birçok mevzuya dalıp, oturduğumuz yerde uyuyoruz resmen! Bazen bir video izlerken bakıyorum içim geçmiş, birçok kez kendimi gönderi yazmaya çalışırken uyukluyor buluyorum. Bu yazımı bile hafta içinde soğuklardan ötürü yorgun düşmüş hallerim içerisinde yazamadım. Gecelerim boynumdaki doğal taşlı kolye sayesinde daha rahat geçiyor, ama yine de gün içerisinde Mavişim hafif uykuyla sık kestirmeler yaparken; ben de sık sık gözüm açık rüyalara dalıyorum! :)

Her birinde şu yukarıda Mavişimin tünediği bilgisayarımın ekran görüntüsündeki gibi; ufukta bir ışık beliriyor, ötesinde de yeni işimde ve varolan ekibimizle çok güzel işler yaptığımızı görüyorum. Rüyalar bile gördüm, anlatmayacağım dediğim için anlatamıyorum. Diyorlar ki, rüyaları anlatırsan çok yorum yaparlar güzelliği bozulur. Etkilerini düzgün yaşayabilmek için, kimseye değil suya anlat; kendi içinde de olsa hayra ve iyiye yor ve bekle diyorlar... Bekliyorum, o güzel rüyalarımın etkilerini hayatımızda görmeye başlayacağız inşallah... :)


Mavişim de iyi, ben de iyiyim. Sadece bıraksanız tüm kış uyuyabilir halde mayışığız. Tüm hafta ortasından sonra böyle geçti günlerimiz. Soğuklarda bizi izole halde tutabilecek özel oda talebimiz var, onu da henüz olduramadık! Alt kattaki komşumuz evde yok, yeterince yakmadığı için ısınamıyoruz evde! =)


Ve Haftanın Son Notları Olmak Üzere Olan, Yeniden Olan Mevzular Var;


Bugün ablamlar sabah kahvaltısına geldi, beraber kahvaltı ve çay keyfi yaptıktan sonra komşularla site arkasında toplanma fırsatını oluşturmak üzere annem çay ve kısır yaptı. Masaları kurduk, sürpriz şeklinde bir arada oturduk. Güzel bir gündüz geçti, öncesinde bahsettiğim örgü kazağımın yakasını oyduktan sonra tekrar ölçtük. Yeterince uzunlukta olmadığı için sökmek durumunda kaldım. Biraz ben acele etmişim, annem ve ablam öyle diyor. Ama en azından şimdi nereye kadar örmem gerektiğini ve netlikle acele etmemem gerektiğini biliyorum! =)

Günün yarısı evde bir yarı kısmı da dışarıda geçti, ama inanır mısınız tüm serinliğine rağmen o kadar özlemişim ki dışarıda olmayı başka bir yere daha gidesim ve eve dönmeyesim geldi. Eve dönmekte çok zorlandım, döndüğüm gibi de bir önceki gün yeniden izlemeye başladığım "İstanbullu Gelin" dizisine kaldığım yerden devam ettim. Bu sıralar yeni hiçbir dizide kendi istediğime yakın duyguyu bulamıyorum! Varsa yoksa sorunlar işleniyor, ama bizden olmayan sorunlar... Sırf bu durumdan ötürü bile yazmaktan uzaklaştığımı düşünür oldum. Çünkü gerçek hayatta göremediğim bir sürü ikili ilişki mevzuuna dair yeni tarz dizilerde gördüğüm diyaloglar bana kendimi çok yabancı hissettiriyor. Buna sebep olarak ne sunsam beni anlarsınız bilmiyorum. Sanırım benim kafam o gerçek ilişkiler döneminde kaldı, basit durumlara takılan ve saçma kavgaların "puf" diye her şeyi bitirip öfkeye döndürdüğü ilişkileri kabul edemiyorum...

Duygular sıfır, hissetmek istediğim hiçbir hissiyat yok içlerinde. Samimiyet görmek istiyorum, aşk görmek istiyorum, edilen sohbetleri kabullenebilmek istiyorum. "Evet ya, gerçek bu durumlar!" demek istiyorum. Ama diyemiyorum. O sebepten dün "Kuzey Yıldızı İlk Aşk"ın son 3 bölümü kalmıştı ne zamandır izlemediğim, onu bitirdim. Üzerine de İstanbullu Gelin'i izlemeye başladım. Geçen sene Yabancı Damat'ı yeniden izlemeye başlamıştım, ona da kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Şimdilik 3 dizi belirledim kendime, diğer dizileri izler miyim bilmem ama bu üç diziyi izleyeceğim yeniden. Kendimi daha iyi hissediyorum çünkü iki gündür yeniden... 

Şimdilik şu üç diziyi izleyeceğim; Yabancı Damat, İstanbullu Gelin, Ufak Tefek Cinayetler... Sanki bu yayın döneminde yeniden yayınlanıyormuşcasına birkaç güne yayıp izleyeceğim. Her gün de izlemeyeceğim için beni epey idare eder diye düşünüyorum. :) Netlikle söyleyebilirim ki, "Hayatın ve de dizilerin, birçok sanat içeren veya içermeyen mevzuların içerisinden komediyi ve gerçekliği aldılar. Sanırım benim aradığım o gerçekliği biraz olsun hissedebilmek." 

Bu bahsettiklerime çook ihtiyacım var. Komediler sadece trajikomedi oldu, gerçek sandığımız aşk diyalogları ise sadece hastalıklı beyinlerin senaryolarından ibaret artık. Herkesin birbirine koyduğu sınırları, aşkmış gibi birbirine getirdikleri kısıtlamalarla dolu hayatlarını izlemekten çok yoruldum sosyal medyada. Bu da benim kendime gelişim olur inşallah. Zira her şeyle ilgili bir fikrimi belirtmek isterken, "aman boşver ya, ben mi kurtaracağım" der oldum. O kadar içinden çıkılmaz görür oldum kendi durumumu... :)



Şimdi bu yazı bitti ya bence, bu yazımın son birkaç paragrafından bir şey anlayan da varsa helal olsun. Benim gibi hisseden varsa da, "Ah be canım, seni bir biz gibiler anlar işte; gel sarılalım!" demek isterim. (= 

Umarım nice çabalarımız hakkettiği sonuçlara ulaşabilir. Biz başarabiliriz inşallah yani... :)

Okuduğun için çok teşekkürler sevgili okuyucu. Bir engellinin apaçık günlüğünü okudun. Upuzun başlıklarım, yersiz açıklamalarım ile bir sorun yarattı isem kusuruma bakma. Ama biliyor musun, ben yine yazdığım şu yazı ile bir rahatladım ki! Kuş gibi uyuyacağım yeniden. :)

Sevgimle kal, kendine çok iyi bak... =)

17 Ekim 2021 Pazar

2. Gemlik Kitap Fuarı - 16.10.2021

Bugün günlerden kitap fuarı gezme günüydü, 16 Ekim 2021 Cumartesi... :))


Korona sayesinde fuar yüzü göremediğimiz günlerden sonra, yeniden sahalarda idim. 4 kitap birkaç güzel sohbet ve bir de söyleşi ile sonlandırdım günü. Küçük yeğenim Defne Denizi ilk kitap fuarına götürdüğüm günün anısına kalsın istedim bu fotoğraflar da, bu yazımla beraber burada...

Fotoğrafını bulamadım ama sene 2013, aylardan Mart idi. Kağan Efe ile Bursa Tüyap Kitap Fuarına gitmiştik; Kahraman Tazeoğlu, Üstün Dökmen ve Esra Erol'un kitaplarını alıp imzalatmıştık. Özel günlerden biri olmuştu hayatımda. 😊

İşte o zaman demiştim ki, "Yeğenim büyüyecek, bir okur daha kazandıracağım kitap severler arasına!" İki sene sonra Kağanıma da kitaplar almaya başlamıştık, bir iki sene sonrasında o da okumaya başlamıştı... 

Sene 2021, bir okur daha kazandıracağım buraya not olsun bu da; Defne Denizimi de kitap severler arasına katacağız birkaç sene sonrasında... 😍 

Okusunlar, çok dünya keşfetsinler,  mutlu olsunlar, bunalmasınlar dönüp hep güzel hikâyelere sığınsın ve umut bulsunlar diye... <3 =)

***
Defnem daha küçük, kitaplara da henüz istediğimiz anlamda ilgili değil ama gördüğü güzel kalanlara atılıyor o da şu haliyle. Bugün gezerken ona uygun kitaplar bulamadım ilçemizin kitap fuarında ama onun da yeri zamanı gelecek yine inşallah...

Bugün fuarın ikinci günü idi, dün Antalya'da başlamış kitap fuarı ve Meroma "şayet sen de fuara gidersen afiş önünde fotoğraf istiyorum" demiştim. Ne yapmak istediğimi tahmin ettiyse dez kalabalıktan vs girişte de çıkışta da unutmuş. Antalya Kitap Fuarı pahalı imiş, pek indirim de bulamamış. Ben söyleşi dinler iken aradı, en sevdiğimiz yazarlardan birinin kitabını almış; Kimberley Freeman - Okyanus Ötesindeki Yıldızlar. 

"Ben de almak istiyordum onu ama 30 TL idi, almadım henüz." deyince, "Ben 40 TL'ye aldım, ne 30'u!!" dedi. Aslında afiş önü fotoğrafını çekmediği için gözüne kırmızı bant çekip kötüleme hakkım var ama yapmayayım dedim, ona 40 TL'ye aldığı kitabı hatırlatmam dokunuyor şu an; bu ceza ona yeter bence... =) 

* Bu yazıma yapacağınız her bir yorum "Geçmiş olsun Meryem" olarak iletilecek tarafımdan... 😁


Doğu Kitabevi'nden 3 kitap, Arkadya Yayınlarından 1 kitap alıp çıktım bugün fuardan kısacası. 30 TL'ye aldığım kitaba, Kimberley Freeman'ı almaya üstte yazdığım gibi karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım, internette bile daha pahalıymış meğer.

Doğu Kitabesinden aldığım kitaplara gelince de, stand görevlisi Nuray hanımı tanıdım yayınevi sayesinde. :) Öyle samimi ve de içtendi ki, baya sohbet ettik ve bana önerdiği üzere önce Prof. Dr. Niyazi Kahveci'nin söyleşisini dinledim. Söyleşiden sonra da gidip Nuray hanımdan önerdiği kitaplar üzerine 3 kitap seçtik. Yeni Türk yazarlar keşfetmeyi de seven biriyim ben, 3 kitabı 30 TL'ye alabilme fırsatlarını böyle fuarlarda yakalıyor ve benim gibi kaçırmıyor iseniz; yaşıyorsunuz bu hayatı... :)) 

Velhasıl kitap isimlerimi de yazıp noktalıyorum bu yazımı;

Babil'de İki Melek - Ersin Özdil
Maria - Durukan İsgilip
Entrika Ve Yakamozlar - Cengiz Hortoğlu

İçinde okuduğunuz ve önce okumamı önerdiğiniz bir kitap var mı? Bana yorumlarda yazabilir misiniz? Sevgilerimle... :))


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...