30 Temmuz 2019 Salı

28 Yaşım - 27.07.2019


28 Yaşım da güzel başladı! :) Bu sefer doğum günümde Elif Yengem ve Hüseyin Dayımın bir köy içerisinde bulunan ikinci evlerinde idik ve gün boyu onların çardağı altında açık havada bulunabilme fırsatını elde etmiş olmak bana çok ama çok iyi geldi... :) Tabir-i caizse zımba gibi girdim yeni yaşıma ve bu yaşıma bir dilek daha ekledim oracıkta; bu sene daha çok hayatla ve doğayla iç içe olmayı umuyorum, sevdiklerimle beraber sağlık ve huzur dolu... :)


Hüseyin dayım annemin dayılarından biri, küçüklüğümden beri yakın çevrelerde oturduk ve bu yakınlığı her fırsatta iyi- kötü her günümüzde yan yana can cana olarak sürdürdük de; zaman geçtikçe büyüyüp biz çocuklar üniversitelere gidince, sonra çoğumuz evlenince ve torunlar doğunca buluşma görüşmelerin arası istemsiz seyrekleşti... Çok şükür sağlıklar yerinde de, fırsat oldukça görüşüyoruz ama genelde daha çok hanımlar akraba günlerinde buluşuyor birkaç senedir... :) 

Hüseyin dayımlar yeni ev aldılar, yaklaşık bir sene olacak. Annemle babam bensiz beraber gittiler de daha öncesinde, benimle beraber gitmek benim doğum günüme kısmet oldu... Yaş büyüdükçe, tatil bölgesinde bulunmadıkça veya birileri olmadıkça doğum günü kutlamak için plan yapmak eskisi kadar ön planda olmuyor malum; Elif yengem ve Hüseyin dayımlara gitme planı geçtiğimiz haftasonuna yapıldıktan sonra, doğum günümün o gün olduğu aklımıza geldi. Yengemlere, bir diğer akrabalarımız Sakine teyze ve Veli amca ile gideceğimiz haber verildikten sonra... Biz de "Madem öyle, giderken pastamızı alır gideriz ve beraber kesmiş oluruz." dedik...


Tamam yaşım büyüdü ama pasta kesmeden de olmuyor şimdi, yeni yaş boyunca ağız tadı iyi olsun diye beraber kesip yenmesi güzel bir adet bence! :) İki hafta önce Merom burada iken, 17 Temmuz'da sürpriz doğum günü kutlaması yapmışlardı ablamlar bana; o günle beraber iki pasta kestim bu sene, biri meyveli, biri çikolatalı. Varolsun canlarım... (: Küçüklüğümden beri, pasta alamadığımız zamanlarda bile annem babam bir kek veya bir sevdiğim yemek ile bile kutlamayı ihmal etmedi, sağolsun ve hep başımda var olsunlar inşallah... :)

Bu sene doğum günümde, yengemlerin evinin önündeki çardakta, o sıcağın gölgesinde yer yer terleyerek yer yer hafif bir esintiyle oturmak; en güzel yeni yaş başlangıcı idi benim için... Sıcak havayı çok severim, hepsi de biliyor tabi dokunmadılar yine bana; sıcaklayan geçti içeri veya çıktı çatıya, oturdum kitabımı okudum ben de ve sevdiklerimin güzel dilekleriyle dolu doğum günü kutlamalarımı okudum. Gün boyu farkettiğim, garip olsa da ne çok açık havada bulunmayı özlemiş olduğumdu... Bir de her sene daha çok doğum günü dilekleri alıp ve nasıl daha çok mutlu olmaya devam ettiğime hayret ettim yine.. 


O sabaha uyanmadan doğum günü yazımı yazmış ve yayınlamak üzere plana almıştım, o çardak altında düzenleyip yayınladım da; okumak isterseniz burada bulabilirsiniz o yazımı da... (:

Saat 15.00 sularında gittiğimiz dayım ve yengemlerden, 24.00'dan sonra döndük o gün. Pastamı keserken hayatla ve doğayla iç içe olmayı da, nicedir büyüttüğüm hayallerimi sağlıkla ve sevdiklerimle beraber gerçekleştirmeyi de diledim... 28 güzel geçecek inanıyorum kendimce de, en çok yarım kalan birçok hayalime dair umutluyum yine esasında... Çok yazdım doğum günü yazımda, daha yazmayacağım bu konuda. :)

Ama gerçekten bu yaşımda daha çok hayatla iç içe olmalıyım, ekranlardan daha çok uzaklaşmalı ve kağıda kaleme daha çok odaklanmalıyım diye düşündüm o gün yine sık sık. Yapmıyor musun derseniz, kağıttan kalemden biraz uzaklaştığım doğru. Ama doğum günümden sonraki gün yeniden kaleme kağıda sarıldım; kasetçalardan gelen müzik eşliğinde, kaleme kağıda yazan birisi idim bir zamanlar, sanırım uzaklaşınca o günlere karşı özlemim depreşti yeniden... Bloğumu bırakmayı düşünmüyorum da, kaleme kağıda da yeniden çok sarılacağıma dair kendime söz veriyorum; bu da böyle biline işte... :)

Bir de şu var bu yazımda not etmek istediğim; Elif yengem ve Hüseyin dayımın evi gibi girişten bir evimiz olabildiği zaman, daha çok taşla toprakla hayatla iç içe olabilme fırsatını ele geçirdiğimiz an daha çok ben olabileceğimi hissettim. Yeni yaşımda, bunun için hayattan şans istiyorum. Hayat o yana aksın ve bunun için gerçekleşmesi gereken şartlar bu yaşımda sağlansın istiyorum...

Küçük bir bahçeleri, çardakları ve de iki katlı müstakil evlerinde yengemle dayıma, sağlık ve mutlulukla oturmalarını diliyorum tekrardan... O gün için tekrar teşekkür ederim dayım ve yengeme; gördük deneyimledik, fırsat oldukça daha çok benzerlerini tekrarlayacağız inşallah o günün... :)

Kendime söz veriyorum; 28 yaşımda böyle fırsatlara daha çok sahip çıkacağım, kağıdı, kalemi ve hayallerimi elden bırakmayacağım! Sevgilerimle... (:

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Doğum Günü Yazım - 27 Temmuz 2019


28. Yaşımın ilk gününden merhaba diyorum... :) Kabullenmesi bazen zor olsa da, bir yaş daha aldım; 28 oldum şimdi de. Öncelikle hoşgeldi tabi 28 yaşım da...

27 yıllık yaşamımda, bazen güzel bazen zorlu geçen yaşamımı çok sevdim ve bu yaşımda da çok seveceğime inanıyorum. Doğum günlerine pek anlam katıyoruz malum, ben de onlardanım. Nacizane kendimce hislerimi ve bir yaş daha büyümenin, kimi zaman da onca yaşıma rağmen aşırı duygusal ve pervasızca davranmamın üzerine kendime dair bir şeyler yazmak istiyorum... :)




Öncelikle 27 yaşım bana göre nasıldı dersek; 

Yakınlarım tarafından değişmediğim söylendi ise de, bazı durumlarda duygusallığıma karşı kendimi daha kontrole alabildiğim bir yaşı geride bırakıyorum bana göre. İçinde bulunduğum durumlara karşı daha kontrollüyüm ve de sadece kendimi anlatamadığım ve anlaşılamadığımı düşündüğüm zamanlarda duygusallığıma yine de kapılabiliyorum... :)

Çok beklenmedik mutluluklar yaşadım (17 Temmuz'daki sürpriz ve erken doğum günü kutlamam gibi (yazısı burada), sevdiklerimin sürpriz yapıp çıkagelmeleri gibi, ilkler yaşayıp güzel yerler gezmemiz ve güzel anılar yaşamamız gibi); bir o kadar da beklesek de gerçekleşmesinden rahatsızlık duyduğumuz mutsuzluklar yaşadık (dedemin vefatı gibi, mekanı cennet toprağı bol olsun inşallah)...

27 yaşımın ilk kısmı Antalya'da geçti, diğer yarısı da Bursa'da tabii... Antalya'da dedem için bulunduğumuz zamanlarda, beklenmedik anılar anlar da yaşadık; bizi oradaki sevdiklerimize yaklaştırdı, uzaklık sebebiyle yan yana olamadığımız çoğu anın acısını da çıkardık bu sayede. Hayatın bana getirdiklerine çok memnunum bu açıdan... Diğer yandan 27 yaşım bana 3 Aralık Dünya Engelliler günündeki kendimi ve bizi anlattığım yazımla, çok iyi insanlar kazandırdı ve de beraber başarılarımızı... Onlara bir kez daha teşekkür ederim bu sayede, iyi ki varsınız! :)

3 Aralık 2018'de yazdığım yazımı burada ve daha sonrasında olanları anlattığım yazımı da burada bulabilirsiniz...


27 yaşıma kararlılığımı sığdırdım sonra, canımı acıtan kişilere yaklaşmadım, kalbimi kıranlara özellikle de... 

Tedavime daha fazla önem verdim. 27 yaşımın son çeyreğinde, günlük egzersizlerime yer egzersizlerimi de ekleyerek bunu bir adım öteye taşıdım üstelik! :)

Çok yazdım kendimce ama yazdığımdan da çok okudum. Bir de hep hayallerini kurduğumu söylediğim hayat hikayemi yazma durumuma, sağlam ve emin adımlarla çekindiğim ne varsa yazmaya başladım. Hala zamana yayarak yazmaya devam ediyorum, daha çok yolum var ama bu konuda da daha kararlıydım 27 yaşımda...

Sevdiklerimle anda kalmaya daha fazla gayret edip az fotoğraf çekmeye başladım, yolda iken yol fotoğraflarını çekmekten çok büyük ölçüde vazgeçtim yani... Kararında davrandım, anda kalmak konusunda... (:

Çok örgü ördüm ve bu konuda da kararlar aldım. Dışarıda çalışmam mümkün olabilir sandım, henüz başaramayınca da hayattan elimi eteğimi çekmedim ve yapabildiğim alanda, örgü örmek konusunda atağa geçtim... Bana kalırsa 28 yaşımda bunun ekmeğini ve de emeğimin sonucunda kalbimin güzel sonuçlar karşısında daha mutlu olacağını da göreceğim... 27 yaşımda bana ördüklerimi paylaşmaya yeniden başlamam ve bu konuda desteklerini esirgemeyip örgülerimi duyuran arkadaşlarımla da sarıldım sarmalandım çok şükür... (: Bu vesileyle hepsini yeniden kucaklarım... :)

Ailemle beraber 27 yaşımda çok badireler atlattık ve bir o kadar da buna rağmen gezdik... Varlıklarına bir kez bir kez daha teşekkür ettim. Çalışma hayatına atılma kararımı aldığımda çok sıkıntı yaşadım "olurdu olmazdı diyerek" ama onlardan destek görmek isterken, beni daha da öteye iteklediklerini de gördüm ve iş hayatına atılmışcasına mutlu oldum... Her yaşımda yanımda siz olun canım ailem... :)



28 Yaşıma Gelince... 

Sağlıkla, mutlulukla, sevdiklerimle, yazıyla, kitapla, gerçekleştirmek istediğim hayallerime dair kararlılıkla gel öncelikle... (:

Sazla, sözle, dansla sar sarmala beni! Öyle bir yaş ol ki, en olmaz dediğim olsun işte... Şaşırt beni, bir de benim yanımda tüm gönülden sevdiğim sevenlerimi...

Senden en somut dileğim, ayakta ve dinç olmak bu sene... Hayata atılmamı sağlamak istiyorum, destek ol bana!

Sevdiklerimi sağlık, barış ve mutlulukla gördüğüm bir yaş ol. Küskünlüklerim ve kırgınlıklarım bir parmak ile bozulabilecek kadar kısa olsun, daha çok anı biriktirebilmem için daha az alıngan anlarım olsun... :)


Uykumu kaçıracak kızgınlıklara ve kötü anlara daha çok tahammül edebilmeyi istiyorum senden, 27 yaşımda var olmamasının mümkün olmadığını anladım ne yazık ki... Sen sağlam gel, sar ve sars beni. 

Okuyup yazacağım, daha çok öğrenip daha çok kendimden bir şeyler öğretmeyi sürdüreceğim; ne olur korkularımı ve özellikle de gereksiz kuruntularımı uzak tut benden, ki kendime daha sağlam değer verebileyim ve hayallerime doğru yol almayı sürdürebileyim... 

Gözlem yeteneğime güç kat, 27'imde hala eksikliklerimi gördüm bu anlamda ne yazık ki. Beni üzenlere karşı aldığım haklı tavırlarımdan şüphe duymama izin verme! 


Ve ben de sana böylece sahip çıkabileyim işte, tıpkı 27 gibi... :)


Kendin ol 28, kendim yapmaya devam et beni. Her yaş bir değil, farklı ol ama hep sevmeye devam ettir hayatı. Ben sana ve daha fazlasına rağmen yine severim de, senin de desteğin önemli işte... (:

Hoşgeldin 28, hoşgeldin de bir yaş daha büyüttün beni. Ben hala 27 diyeceğim ara sıra, alınma e mi? Gerçekten büyüt, akıllandır beni ama küçük kalmasını istediğim yanlarıma hiç dokunma. Bırak alıngan olayım bazen, bırak ağlayayım en ufak şeylere ama öyle bir yaş ol ki çabuk toparlanmayı da bileyim işte... 

Çok güleceğim, çok duygulanacağım ve de çok hayalimi gerçekleştireceğim seninle, nicedir olmayanlar bile olacak diye umuyorum yine. Hayallerim gerçek olsun e mi! Hepimize dair mutluluklarla dolsun dünya dilerim... :)

28 yaşımla merhaba sevgili okuyanlarım. Bu yaşıma girerken de iyi ki oradasınız işte! 
Sevgilerimle. =)


25 Temmuz 2019 Perşembe

Meromla ve Ablamlarla 1 Hafta - (13-20.07.2019)


Bir hafta çok çabuk geçiyor. Uzaktaki dost geldiğinde ve özlem giderilmeye çalışıldığı bir haftada ise daha da çabuk geçiyor zaman... Merom gideli bir hafta dolmak üzere bile, geldi gelecek diye zaman saydığımız günler geride kaldı önce ve sonra da geri döndü gitti kuzum evine. Kavuştuk görüştük de, darısı sağlıcakla nice güzel kavuşmalarımıza olsun inşallah... :)


Ev ahali olarak ablamlarla ve ablamlarda güzel bir hafta geçirdik; ablam, eniştem, Kağanım, Merom ve ben... Sessiz sakin bir tatil değildi her birimiz için, zira yaz tatili sürecinde yeğenimin can sıkıntısından ötürü normalinden farklı halleri hakim. Ama buna rağmen Merom gelmeden önce "evde neler yaparız ki" diye düşünürken, dolu dolu bir hafta geçirdiğimizi gördük beraber... :)

Dostum Geldi adlı yazımda da bahsetmiştim, 101 Okey'i kavrattılar bana bu sefer; çoğu akşamlar 101 Okey oynayarak noktalandı, güzeldi sevdim oyunu. Tam iyice kavramıştım ki, Merom gitti diyebiliriz. :D Öğrenene dek, oyunun kurallarını çokca ihlal ettiğim ve ablamı çıldırttığım doğrudur ama sonucunda öğrendim ya, ona bakalım diyorum! (:

Bol bol Aşk-ı Memnu izledik gündüzleri ablam ve Meromla, akşamları da Medcezir izledik beraber geçirdiğimiz haftamızın son günlerine doğru, eniştemin de işten gelip eşlik etmesiyle beraber... Youtube sağolsun aynı zamanda 90'lar ve 2000'lerin başlarından eski ama eskimeyen birçok şarkı dinledik, klip izledik... Benim için güzel geçen bir tatildi, rutinimden uzaklaştığım için elbette benim için de büyük bir tatildi; neticede hem anne ve babamdan uzak kaldım, hem de evimdeki rutinimden. Güzeldi, güzeldik. Sağolsun ablam ve eniştemin de destekleri ve varlıklarıyla, bir haftayı evde olabildiğince dolu dolu geçirdik...

Mero'mla da ablamlarla da yan yana olmak bana çok iyi geldi... Ablamlarla bizleri analiz ederken de konuştuğumuz gibi, ben dokunsal bir kızım. Sevdiğim insanlara dokunarak, sarılarak, omuzlarına dizlerine yaslanarak vakit geçirmeyi çok seviyorum; bu dediklerimi Meromla bir haftamda dilediğimce yaptım, özlem giderdim kendimce... Uzak şehirlerde yaşamak en çok benim gibiler için zor bence, dokunamadık mı özlemimiz gittikçe artıyor da artıyor sanki... (: Sizde de böyle mi? O hissetmek olgusu, belli bir zamandan sonra ses ve görüntü ile yetersiz kalıyor gibi. Elbette canımız sağolsun, sağlıkla hayatta oldukça er geç görüşebiliriz ama bu yönü de var işte... :)


17 Temmuz akşamı, Ablamlar beklemediğim bir doğum günü sürprizi yaptılar bana. Beklemiyordum, zira doğum günüme daha 10 gün var; nasıl bekleyebilirdim ki... :) Merom ile ablam dışarıya çıktılar o akşam, mutfak eksiklerini marketten almak üzere az ötemizdeki marketler bölgesine gittiler. Hem yürüyüş yapmaya hem eksikleri gidermeye diye gidip, döndüklerinde aldıklarını yerleştirirken mutfaktan gelemediler sonra bir türlü... Yarım saate kalmadan çayı hazırlayıp geldikleri üzere anladım ki, eksikleri gidermek üzere çıkılan market alışverişi; sürpriz doğum günü kutlamam içinmiş! =)

Işıkları kapatıp salona girdikleri gibi ne diyeceğimi bilemedim,  tabii ki çok ama çok sevindim! Ama çokca da duygulanıp ağlayamadım! =) 27 Temmuz'da Merom burada olamayacağı için, taa Antalya'dan doğum günü hediyemi almış gelmiş meğer. Boynumdaki renk değiştiren kalpli kolyem Meromdan doğum günü hediyem... :) Ben ki küçüklüğümde zıpladığımızda yanmaya başlayan ışıklı spor ayakkabımdan beri, renk değiştiren aksesuarlara bayılırım; çok mutlu oldum, ablam eniştem ve meromun bu güzel sürpriz kutlamasına. 

Duygulandırdınız beni canlarım, dilerim sizler de hep böyle beklenmedik anlar ve mutluluklar yaşayın! :)

17 Temmuz akşamı benden sonra en şaşkın olan kişi de yeğenimdi, ki akşam boyu "Bugün değil ki, daha teyzemin doğum gününe çok var." dedi durdu. :) Zaten haftalardır, "teyze sana 28'i yakıştıramıyorum." diyor ara ara... Şimdi de hala diyor ki, "Hala 27'sin teyze, 28 olmadın merak etme!" Sağol yeğenim be, yaş almama bir içerlenen sensin... Yeğen gibi yeğen işte! :D


20 Temmuz günü de gitti işte Merom, dokunsallığımızı üst boyutlara çıkarıp o gün bir ara dizine de yattım Meromun. Sağlıcakla yine gelsin, hep gelsin... Kavuşmalar güzel de, ayrılmalar zor işte. Ama gidince de insan yeniden alışmaya başlıyor. Şimdi biz yılın çoğu zamanında ayrı kalmaya alıştığımızdan olsa gerek... Bazı zamanlar oluyor ama zor zamanlarımda onu yanımdan göndermek çok dokunuyor bana. Neyse ki iyiymişim diyebiliriz, ağlamadan bolca dua ederek uğurladım bu sefer Meromu... :)

Gideceği akşam koluma bir kurdele çizdi de gitti, benim yetenekli dostum! Dün banyo yaptım, silindi gitti bile maalesef ama yanyana oldukça kağıtlara yaptırdığım resimleri üzerime de yapmaya başlar artık. Ne yapalım, fotoğraflarla saklarız biz de... Bu sefer resim çizdirmedim diye içime oturmuştu harbi, kurdele ile telafi ettik neyse ki... (: 

Yine gel Merom! Çokça sarılalım, çokça susalım ama birbirimizi hep anlayalım... Bazen olur olmadık şeylere kafamı takıyorum diye tatlı tatlı uyar beni, çözelim her bir sorunumuzu ama hep beraber olalım. Sonra sıklıkla sarıl bana, ne bileyim kötü esprilerime beni dünyadan aldırmakla tehdit et falan! :D Her noktada saçmalamayı ve birbirimizi güldürmeyi ihmal etmeyelim! Yeni oyunlar öğret sonra sen bana, ben de sana yeni başka bilgiler öğreteyim falan... :P 

Hep sağlıklı hep mutlu olalım yani, sağlıcakla kavuşalım ve yine sımsıkı sarılarak ayrılalım. Seni seviyorum dostum, iyi ki geldin ve hep gel dilerim... <3 =) Anılarımız anlarımız, hep benimle aklımda...

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Dostum Geldi - Temmuz 2019


Bazen aylar sonra buluşursun, söyleyecek söz kalmaz. Özlem iyi giderilmeye başlar, dosta doyum olmaz... :) Şu an bu hallerdeyim... Dostum geldi, iyi ki geldi; can Merom, yine gönlümü şenlendirdi.


Mero'm, cumartesi gününden itibaren yeniden yanımda-yanımızda... Eylül'den bu yana, yan yana olamayalı 10 ay olmuştu ve özledim demek artık hafif kalıyordu ki; kavuştuk şükür... Hani yokluğu büyük eksik yaratan dost ve kardeşim o ya, o sebepten sohbet etmeden otursak bile iyi geliyor yine şimdi şu ara; anlıyoruz, anlaşıyoruz ya o vaziyette bile bir doyuma ulaştırıyor dostluğumız beni. Çok şükür, iyi ki'm yine yanımda... :) Hoşgeldin canım benim!

1 haftalık süreçte izniyle el verdiğince bizim yanımızda olacak, iyi vakit geçirmeye bakıyoruz yine. Annemler Cuma günü memlekete gitmek üzere yola çıktılar, iki gündür de o taraftalar; biz Meromla ablamlarda. Keyfi yerinde, garip bir şekilde alışılmışın dışında oluşumu bu sefer daha çabuk kabullenmiş haldeyim ben de. Değişiyor gelişiyor ve de özümsüyorum artık, hayattaki farklı anların varlığını ve bir yerde de gerekliliğini... (:

Mero'm ile her fırsatta sarılmaya, varlığını her fırsatta daha çok yaşamaya çalışıyorum; bu sefer daha az sohbet edebildik henüz ama zamana yayılmış halde azlıktan bahsediyorum yani. Merom yanıma gelmeden önce anlatacağım çokken, geldiğinde bir kısmını unuttuğumu ve bir kısmını da düşüncemden çabuk anlattığımı gördüm. Hayat bu durumdan ibaret belki de artık, uzak olsak bile her ilk fırsatta konuşuyor birbirimizi haberdar ediyoruz ya; daha çok netlikle birbirimizin sıcaklığına dokunmasına ve yan yana vakitlerimize özlem duymuşuz yine aslında... :)

Gelelim daha somut konulara; 101 Okey öğrettiler bana, ablam eniştem ve Meryem. Ama daha dün kavramış bulunduğumu gördük! Hiç oynamamış değildim, ama esas şimdi kavradım ve oyundan zevk almaya başladım. Dün ablam, Merom ve ben tekli oynadığımızda gördük ki, kavramış ve dikkatlice oynar olmuşum... (: 

Kağanımın kuşu Maviş ile ilgileniyoruz sonra, oldukça eğlenceli bir kuş kendisi ve de epey dilli ama bu iki gündür biraz sinirli bir hal aldı; ilgi birçok kişiden ya, biraz ters bir hareket olsun tribe giriyor sanki Maviş de... Fırsat mı kolluyor, ne? :) Kuş işte, hala tatlı ve güzel elbette. Maşallahı var, daha da büyüdü ve gelişti. Mero'mu da pek sevdi üstelik, ele gelmeye ve ele uçarak konmaya da Meromla daha fazla alıştı...

Temizlik Avcıları da izledik, iki gündür de Aşk-ı Memnu izliyoruz ablam ve Merom ile işte... :) Evde eğlencenin dibine az biraz yiyip çokça takılarak varıyoruz, sohbetle birbirimizi güldürmece muhabbetlerle. 

Özlemişim, şu basit görülebilecek benim için en esaslı beraber vakitlerimizi işte; ablamla, Meromla, eniştemle, Kağanımla evde böyle geçiyor günlerimiz işte, 3ten fazla halimizle dolu dolu geçiyor bence... Kağanımla okul bitti biteli vakit geçirme telaşlarını hala yaşıyoruz ama onu da yoluna koymaya başladık diyebiliriz şu sıra neyse ki... Az biraz sıkıntısı, çokça ne yapacağını bilemez bir boş vakitlere düşmüşlüğü hakim hani; bu yaz tatillerinde net bir çözüm bulmak lazım çocuklarımızın bu durumuna, bize sarıyorlar bir süre sonra, eskiden bizim olduğumuz gibi sokaklar onların değil çünkü...

İşte böyle; genç gence bir vakit geçirmece halleri beni mutlu ediyor, özellikle de Merom da yanımda iken şu sıra. Fırsatların gelişine, susuşlarımıza, sohbetlerimize, vakit geçirme imkanlarımızın varoluşuna sağlık... :) Maşallah bize o zaman..

Not; bu satırları ablam ve Merom eve alışveriş yapmaya gittikleri sırada yazabiliyorum, zira olabildiğince yan yana fırsatlarımızı anda kalarak geçirmeye çalışıyorum... Şükür. (:

Not 2; annem ve babamlarla günde bir kez konuşuyoruz, iyiler ve köyde dedemin ilk sene-i devriye yemeğini dayımlar ile beraber verdiler. Çok şükür istedikleri gibi olmuş ve köyden dün çıktı gezerek dönüş yoluna geçtiler, Pazara kadar konaklayarak gezecekler işte.. Bu fırsata da hepimiz adına şükrediyorum, zira düşündüren birçok ana sürükledi bizleri; gördük ki zorluğuyla ve güzelliğiyle başarabiliyoruz bir şeyleri hala... (:

Not 3; Günler çabuk değil dolu dolu geçti diyelim hafta sonunda inşallah, duyurulur! Sevgilerimle... :))


15 Temmuz 2019 Pazartesi

3 Verimli Hafta - Egzersiz Günlüğüm #5


Geçen hafta yer egzersizlerime yeniden başlamamın üçüncü haftasıydı, bu haftadan sonra ise zorunlu bir mola vermem gerekti ama başarısını gördüğüm güzel hareketli gelişmelerimin "Egzersiz Günlüğüm" seri yazılarımda bulunmasını istedim... :)

Haftası haftasına bahsetmeyi sürdüremedim ama ilk haftamı, buradaki yazımda değerlendirmiştim... İlk haftamda haftanın 4 günü olarak başladığım yer egzersizlerime, ikinci haftamda haftanın 3 günü olarak devam edebildim. Ama zaten istediğim de, fizik tedavi alamadığım günlerde egzersizlerime yer egzersizlerini de ekleyebilmek ve yaz mevsimini olabildiğince verimli geçirebilmekti...

Haftada 4 gün fizik tedavi alabiliyorum, geri kalan diğer 3 gün de evdeyim. O aralarda yer egzersizlerimi de sıcaklardaki daha iyi kas durumumla yapar isem, kışı daha iyi karşılarım yeniden diye düşünüyorum... :)


Elbetteki bu zamana kadar yapamıyor oluşum, dizlerimin ağrılarının dinmiyor oluşu idi. Yani yapabiliyor da yapmıyor değildim, son bir iki seneye kadar... Ama gel gelelim bu sene için bahar geldi geleli de, havaların değişkenliği başlayamama sebep oldu. Bir iyi bir kötü halde idim yani. Ne kadar başladı isem de, devam edemedim kas ağrılarım ve kramplarım sebebiyle... :)

İlk hafta, 4 gün yer egzersizlerimi yapabilmemin ardından elbette kendime güvenim geldiği gibi, ya yine bir engel çıkar da devam edemezsem diye düşünmedim değil! Ama çok şükür korktuğum gibi de olmadı. Devam edebildim, hem de üç hafta boyunca... :) İlk hafta bile epey fazla kaslarımın dayanıklılığını görmüştüm ki, ikinci hafta daha iyi ve kendime güvenir halde idim. 

Açık açık fotoğrafını çektiğim üzere, dizlerimin arkasındaki kasılma durumu epey çoğalmış durumda şu zamanlar ama diz bastırmalarıma da, çok sevdiğimi hep söylediğim üzere ayak tabanlarımı birleştirip de kelebek kanatları gibi bacaklarımı çırpmasını yeniden yapabildiğime de yine çok sevinçliyim... (: Maşallah bana... :)


Gelelim geçen haftaya; annemler Cuma günü Ankara'ya yola çıktılar, cumartesi günü de oradan Sivas'a doğru yol aldılar... Onlar ve tüm yolcularımız sağ salim çok şükür köye vardılar. Gelecekleri zaman bir hafta sonrayı bulacak, onlar yokken ben ablamlarda kalacağım; bu sebeple yer egzersizlerime ara vermek durumunda kaldım ama oturduğum yerde yer egzersizlerine eş değer yeni hareketlerimle beraber tüm hareketlerimi de yapmayı sürdürüyorum. Velhasıl önümüzdeki bu hafta yer egzersizim olmayacak, ama yer egzersizlerimde üçüncü haftamı bitirdim işte sağlıcakla geçen hafta... :)

Annemler neden gidiyor Sivas'a, annemin ve dayımların köyüne dersek; dedemin ilk sene-i devriyesini vefat ettiği hafta köyünde vermeyi kararlaştırdıkları üzere, iki dayım ve yengemin aileleri Antalya'dan, bizim akrabalar da Ankara'dan yola çıktılar. Bu pazar günü köylerinde dedemin sene-i devriye yemeği niyetine yemeği verildi. Toprağına haberi gitsin, tüm sevdikleri köyde birleşecek diye sevinsin inşallah dilerim ki... 

Hayır, senesi dolmadı bu arada dedem öleli ama Eylül ayına köye gitmek mümkün olamayacağından, yemeğinin vaktini bu tarihe aldılar bu seferlik... Rahmetli dedem yaşarken son 3-4 sene dahil, son zamanlarında daha çok olmak üzere köyüne gitmeyi çok istemişti; anneannemle köylerine ev yaptığı, çok ve kıymetli anılar biriktirdikleri köylerine, gitmek kısmet olmadı, olamadı... 

Velhasıl, yemeğinin orada verilmesi en kıymetlisi en uygunu olacağı düşünüldü bu sebeple de işte... Ruhuna, canına, toprağına değsin, Allahım niyetlerimizi kabul etsin inşallah diyelim. Toprağınız bol olsun dedecim, anneannemin de senin de tüm ölmüşlerimizin canına da değsin inşallah bu yemek... 



Bu hafta 3 kez değil, iki kez yer egzersizi yapabildim. Sebebine gelince çok yorgunluk da değildi aslında, öyle denk geldi. Annemler de cuma gününden yola çıktıklarından ötürü, Cumartesi- Pazar günü de yer egzersizi yapamadım. Üçüncü haftamı, Salı ve Perşembe günü olmak üzere iki kez yer egzersizi yapabilmiş halde ama her biri yine ayrı bir verimli halde bitirdim çok şükür... :)

Yer egzersizlerimin her birinden önce koltukta oturduğum yerde ısınma hareketleri yapıyorum, kendi kol ve bacak hareketlerimi. Geçen hafta ise, bu ısınma hareketlerime ayak gerdirmelerimi atkı yardımıyla ekledim ki; epey faydalı olabileceğini gördüğümden ötürü, yer egzersizi yapamıyor olduğum için gündelik egzersizlerime aldım, üstte görünen atkıyla yaptığım hareketlerimi de... 

Hareketlerim, tek tek atkıyla ayaklarımı ellerimin yardımı altına aldıktan sonra önce öne doğru sonra da yukarı doğru kaldırarak gerdirmelerim ile başlıyor. Bir de ikili halde ayaklarımı birleştirerek öne doğru kaldırma hareketi ile gerdiriyorum ayaklarımı ki, her birinin sonucunda kaslarım gevşiyor ve daha rahat hareket edebilir durumuna gelebiliyor ayaklarım da... 

Bu hareketlerin sonucunda geçen hafta yer egzersizlerime daha da dinç şekilde yerde başladım. Çünkü oturduğum yerde el-kol egzersizlerimi yapabiliyordum da, daha öncesinde bu kadar aktif olarak ayaklarımı gerdiremiyordum... :)


Evet gelelim yer egzersizlerimin şu zamana kadarki süreçte beni ne gibi gelişmelerle sarıp sarmaladığına; (:

Öncelikle üstteki kolajlarda da görebileceğiniz gibi, koltuk önünde oturarak bel çukurumu geriye doğru ittirerek gerdirdiğim hareketlerim ile bel ağrılarımın dayanılmaz boyutlarından kurtuldum. Bu hafta da dahil olmak üzere, yer egzersizlerine başlamadan öncesindeki gibi ağrımıyor artık belim. Tamamen kesilmedi ama hareketlerim ile daha kontrol edilebilir durumda artık...

Dizlerimi yere koymayalı o kadar çok olmuş ki, eskisi gibi alışkanlığım olmadığından sebep; ilk zamanlarda diz kemiklerim etlerime batıyor ve sanki derim yokmuş da dizlerim öyle yere batıyormuş gibi acıyordu. Sadece 3 haftada olduğunca alıştığımı ve diz kapaklarımın artık son haftada daha az ağrıdığını gördüm. Devam etmeyi sürdürdüğüm zamanlarda, o az ağrının tamamen de geçeceğini düşünüyorum artık...

Yer gerdirmelerinin beni çok iyi hissettirdiği bir gerçek, bir de meğer ayaklarımı tek başıma gerdirmemin de en iyi haline yer egzersizlerim sayesinde ulaşıyormuşum. :) Baldır ağrılarım da, 3 haftada epey ölçüde azaldı... Birkaç haftadır farkedip de kendime itiraf edemedim ama yatarken sebepsiz yere olduğunu düşündüğümüz yan yatarken üstte kalan bacağımın kaslarımın ağrılarını da geçirdi, yer egzersizlerimdeki verimli hallerim!

Ve son olarak, özgüven meselesi var ki; fotoğraflarımdan da belli oluyordur, kollarım hala güçsüz olsa bile koltuğa dayalı halde durabiliyor ve orada kendimi epey kontrol edebiliyorum, bu durum beni çok mutlu ediyor haftalardır. :) Koltuktan yere inip tekrar yukarı çıkamıyorum ama bir sonraki hedefim de bu olacak; epey yol almam gerekiyor olsa bile, sabırla gerçekleştirebilmek için uğraşacağım... (: 


İşte böyle geçti gitti 3 haftalık yer egzersizleri dönemim... Şimdi ablamlarda, Antalya'dan bir haftalık izin döneminde ziyaretimize gelen Meromla vakit geçirmelerime odaklandım. Ama bu arada hala günlük egzersizlerimi ihmal etmeden yapıyorum ve eve geri döndüğümde yer egzersizlerimde yine zorlanmamak üzere kendimi dinç tutma uğraşlarıma devam ediyorum... :)

Yani yaşasın yer egzersizleri ve ev egzersizleri de, kahrolsun tembellik ve bile bile hareket yapmamazlık! :D Sevgilerimle...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...