şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2018 Pazar
Seviyorum... #6 - Yiruma
Yiruma ile tanışmam, yaklaşık olarak 7-8 aylık bir geçmişe dayanıyor. Yani 2017 sonu idi galiba, ders çalışırken Youtube'dan geçip giden Klasik Müzikleri dinlerken Beethoven ve de Mozart'tan sonra sıranın Yiruma'ya geçmesi ve dersin sonuna doğru bunalmışlığımdan kurtulmam...
Bir durup, bu kim diye baktığımı hatırlıyorum da; açılan 1 saat 56 dakikalık bu videonun, 3.dakikasına gelmiş ve sonralardan ara ara dinlemeye ve de daha da çok sevmeme sebep olacak "Kiss The Rain" parçasına geçmiş meğer... :) Şimdilerde bile favorilerimden biri, yani tanıdığımdan beri Yiruma'yı çok seviyorum
Yiruma'yı ciddi ciddi dinlemeye başladığım zaman dilimine gelirsek eğer, o birkaç ayı kapsıyor sadece. Meğer sahne adı ile Yiruma; gerçek adı Lee Ru-ma, dünyaca ünlü Güney Kore'li besteci ve piyanistmiş... Bilmiyoruz, birileri önermiyor belki de ama ben öneriyorum size. Çünkü bu sıra en çok sevdiğim klasik müzik bestelerinden çoğu onun... :)
Üstteki 1 saat 56 dakikalık derlenmiş müziklerinin bulunduğu şarkılarıyla, birkaç aydır dertleşiyoruz. Hangisi hangisi bilmiyordum başta ama şimdi deneyimliyorum. Sizlere o deneyimlerimi paylaşmak istiyorum bu yazımla. Bana hissettirdikleri ve de bende arındırdıklarıyla;
Şimdilerde en çok sevdiğim Yiruma parçası Spring Time; ancak birçok parçası beni rahatlatmanın yanı sıra, başka diyarlara götüren ve değişik hayaller gördüren cinsten olmaya başladı. Üstteki 2'li kolajdan anlamanızı istediğim ilk his şu; Spring Time ve Maybe parçaları, başka yere götürüyor sanki beni. O parçaları ile Yiruma beni uçuruyor adeta; güzel düşlere, arınmaya ve de rahatlamaya doğru... Gidiyorum sanki dinlerken, gitmek istediğim şehirlere ve ülkelere... :)
Meditasyon yaparken, dinlenmesi en keyifli parçalarının başında ise; River Flows İn You ve de Love Me şarkıları geliyor bence. Son zamanlarda, yaklaşık 6 aydır, düzenli meditasyon yapma uğraşım var. Haftada şu kadar bu kadar diyemem ama meditasyon yapmadığım hafta olmamasına özen gösteriyorum esasında. Bu konuları çok okudum, çok dinledim ve de ben en çok meditasyon türü etkinliklerimde en çok Yiruma'yı dinlemeyi sevdim. Yani sakinleştirici müzikler adı altında "Youtube" uygulamasında adını bilmediğimiz anonim tarzı müziklerden değil de, bir müzik seçeceksem Yiruma'yı seçiyorum daha çok. Bir de Chopin vazgeçilmezlerimden olmaya devam ediyor o alanda da. En sevdiğim klasik müzik bestecilerinden hala...
Yiruma'yı tanıyın siz de ve dinleyin istedim işte. Yenilikler güzeldir ve Yiruma benim için çok başka bir havadadır demek istedim bir de. Besteleri kalbimin en özel yerinde şu sıralarda. Sizlere de iyi dinlemeler olsun, hayatıma iyi ki tesadüfen girmiş Yiruma... (:
Bir başka müzik yazısında görüşmek üzere, Seviyorum #6'da böylece bitti işte... :)
8 Mayıs 2018 Salı
Seviyorum... #5 - Düş Sokağı Sakinleri
Uzun zamandan sonra anılardan bir şarkılar ve sahipleri hakkında yazı yazmak istedim yine; önceki "Seviyorum..." adlı yazı dizimin yazılarını arşivlerde kaybettim, en son 2015'de yazınca tabii... Şimdikine bakalım; ben bu yazı dizimde, sevdiğim müziklere ve anılarımdaki yerlerine dair yazıyordum. :) Bu yazımın altında, benzer yazılardan önceki yazılarıma da denk gelebilirsiniz...
Şarkılarında hüzün ile huzuru birarada saklamayı becerebilmiş bir grup bence, Düş Sokağı Sakinleri... Murat Yılmazyıldırım ve Murat Çelik, grubun üyeleri. Seslerindeki tını hem benzer hem de ayrı. Bu insana hoş gelen nadir özelliklerinden bence. :)
Bazı gruplar ya da şarkıcılar olur, bir şarkısını dinledikten sonra diğer şarkılarında kaybedemezsiniz kendinizi. Kimisi de olur ki, Düş Sokağı Sakinleri gibi, tüm şarkılarını dinlemek ister ve her birinde ayrı kaybedersiniz kendinizi. Her şarkısı ayrı güzel, 1999 senesinde ses yapmak için müzik dünyasına girmiş ama hala etkilerini silmemiş ve silmeyecek olduğunu düşündüğüm bir grup; Düş Sokağı Sakinleri.
Çok övdüm de mi? :) Aşkın da sevdanın da açık açık duygulandırılabildiği bir müzik yapıyorlar bence. Övmem tamamen içimden geldiği gibi yani... :)
Gitmem Gerek Bu Şehirde ve Gayret Et Güzelim şarkılarıyla tanıştığımda ise; gençliğimin bana verdiği yetkiyle, değişik hüzünlü hallerimde birkaç duygu durumumun arasında gidip gelip mutlulukla sonlandırabilme şansını elde edebileceğimi farkettim. Yani bir nevi, tedavi ediyordu bu grubun bu iki şarkısı beni... Düş Sokağı Sakinleri, hem hüzünlendiriyordu beni hem de umut veriyordu yani. Nasıl diyeyim, gençsiniz ve canınız yanıyor diyelim; ama hayatı da çok seviyorsunuz, bir umuda ihtiyacınız var. İşte bu durumda benim sığındığım, hem acı çektiren hem de teselli eden yegane iki kişilik grup Düş Sokağı Sakinleri oluyordu o dönem... :)
İlk gerçek olmadığını bildiğim ama nedense o zaman gerçek kabul ettiğim ayrılık acımı da Düş Sokağı Sakinleri ile yaşamıştım... Bakmayın ayrılık acım dediğime, sadece kendisini çok sevdiğimi düşündüğüm bir arkadaşımla ayrı düşmüştük diyelim. Platonik aşkın ızdırabı da, hafif olsa da derinmiş gibi geliyor ya hani insana... =) O dönem dinlediğim iki şarkısı vardı bu sefer de; Ayrılık ve Hüzün Kovan Kuşu...
Bence Düş Sokağı Sakinleri, şimdiden düşünüp de o günlerde neler hissettirdiğini düşündüğümde; karanlık gökyüzünde yıldızları izleten bir gruptu şarkılarıyla. Evet, yıldızları izlemeyi seversiniz ama yıldızlar en nihayetinde karanlıkta görülür. Her yer kapkaranlık olmalıdır ki, onları görebilesiniz... Sizi o karanlıkta hissettiren anlarınızda, sizi geceye hapsediyordu belki ama şarkıları ve hissettirdiği duyguları ile yıldızları da izletiyordu o karanlıkta ve sarıyor sarmalıyordu, eskiden dinlediğimiz şarkılar gibi...
Ben Düş Sokağı Sakinleri'ni ilk tanıdığım zaman diliminden beri, 14 sene geçmiş şimdi. Hala dinlediğimde, karanlıkta yıldızları hissediyorum sanki ama artık hüzün değil eski anılara duyduğum hüzün ve anlayışla. :) O yıldızlar artık beni sadece rahatlatıyor, hüzüne boğmuyor eskisi kadar karanlıkların içinde olmaları...
14 senenin ardından, bir tek beni hala eskisi gibi üzmeyi başaran bir şarkısı var; aynı hisleri hala hissediyorum sanki o şarkıda, o şarkının ismi "Ölümler Çıplak Gelir"... Eskiden hissettiğimden de daha derin hüzün hissedebiliyorum bazen bu şarkıda. Diğer alıştığım ve yerlerini huzura kaptıran şarkılarının hüznü, bir tek "Ölümler Çıplak Gelir" şarkısında kalmış sanki. Sanırım büyüdükçe sözlerini daha fazla kavradığım ve hayatın içinde "vedaların, kavuşmaların ve özlemlerin de" ne kadar derin hissedilir olduğunu kavratan bir şarkı olmayı sürdürdü benim için bu şarkı; günler aylar yıllar geçse bile...
Diyeceğim o ki; hala seviyorum Düş Sokağı Sakinlerini ve hala "Sevdan Bir Ateş" en sevdiğim şarkılar arasında... Bazen açıp dinlediğimde, aşık olduğum bir zaman dilimini hatırlıyorum ve gülümsüyorum. "İyi ki" dedirtiyor, o zaman dilimini bu şarkı ile hatırlamayı seçmişim eski zaman diliminden... Bir de hangi şarkısını dinlersem dinleyeyim, Ortaokulda gitar çalan arkadaşımı düşünüyorum. Ne iyi etmişim de her fırsatta ona çaldırmışım "Sevdan Bir Ateş"i diyorum. Şimdi o seneleri özlüyorum, her bir gitar çalışında, bulamayacağımı bilsem de onun gitarının tınısını bulmaya çalışıyorum grubun şarkılarında. "Hayır Didem." dese de ısrar edişlerimi kulağımda tekrar tekrar duyuyorum ve kabul ettiğinde "Ama bak bir kere!" dediğini de duyuyorum...
O arkadaşıma buradan kocaman selam olsun. Ben bazen hala okul anılarımızı özlüyorum, ortaokul anılarımızı da, üniversite yıllarım kadar değil ama özlüyorum... :) Düş Sokağı Sakinleri'ni nice seneler dinlemek mümkün olur mu bilmiyorum ama ben eskisi kadar dinlemesem de her dinlediğimde ortaokula yeniden dönüyorum. Bazı şarkıların ve sanatçıların, her birimiz üzerinde zaman yolculuğu yaptıracak etkiyi bıraktığına da çok inanıyorum...
Uzun zamandan sonra, böyle eski ve köklü bir grup ile dönmek istedim. Şarkıların ve şarkıcıların, anılarımız üzerinde bir sürü etkisi var. Düş Sokağı Sakinlerinin olduğu gibi... Sevgilerimle... :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



