19 Şubat 2019 Salı

Bir Sene İki Sene - 19 Şubat 2019


Bugün 19 Şubat 2019; Yalova'daki terapilerime gidebilmeye nihayet yeniden başlayabildim. :)

Geçen sene Haziran 2018'de dedemin yanından bir süreliğine döndüğümüz zaman diliminde, tekrar derslere bir sürelikte olsa dönebilmek için aramıştık ama geri dönüş alamadık yardımcı eksikleri sebebiyle... Bana oraya giderken yardımcı olacak birini bulamamıştık bu zamana dek. Ancak şimdi bir başka yöntem bularak geri dönebildim bu hafta oradaki derslerime de; babam evden bindirecek haftada iki gün, oradan da indirmeye ve bindirmeye yine Serkan abi yardım edecek işte. Buna da şükür, Yalova'daki fizik hastanesinden aldığım ek tedavilerime ben de döndüm...


Bunun yanı sıra, bugün annem babam ve ben beraber gittik Yalova'ya. Bu taşıma işi hallolacak mı, nasıl halledebiliriz diye bizzat görmeye de geldi yanımızda bugün babam. Kağan'ı okuldan almaya da yetiştik şükür ki... Ben fizik tedavime orada da başlarken bugün, annem de beli için fizik tedavilerini almaya başladı. Annem hafta içinde gidebildiği her gün gidecek, 15 seanslık tedavisi bitene dek; ama ben haftanın sadece iki günü yine...

Uzun zamandan sonra Yalova'ya gittim geldim ya bugün, benim için diğer günlerden apayrı yorgunluk var üzerimde. Dışarıda bu kadar uzun süre, hele ki bu kış mevsiminde bulunmak; iç mekan - dış mekan farketmeksizin, yorucu geliyor. Bir de büyük arabaya biniyoruz ki, geçtiğimiz sene gittiğimiz arabalar gibi değil şimdikiler. Ama halledebileceğiz şükür, bir iki zorlanacağım ve atlatacağız bunu da zamanla... 

Güçleneceğim yeniden biraz daha umarım zamanla, diye düşünüyorum bugün. Yeni çalışmaya başladığımız Yalova'daki fizyoterapistim, Ufuk adında bir bey. Birkaç senelik fizyoterapist, bilgileri taze ve benim kas gücümün de hiç de fena olmadığını söyledi bugün. Zamanla açabileceğimizi ve denge konusuna da ağırlık vermeye uğraşacağını söyledi... 1,5 sene oldu Yalova'ya gitmeyeli ki, dengemi yavaş yavaş kaybettim. Yaz mevsimi kolay toparlıyorum da, kış mevsimi o kadar kolay değil işler benim için...

Uzay Terapi meselesi şu an muamma, çalışabileceğim bir fizyoterapist yok. Ben sadece Fizik Tedavi için gideceğim, diye gittim bugün. Ama Ufuk bey, bu hafta bir dahaki gittiğimde Uzay Terapi'deki fizyoterapist ile konuşacağını ve boşluk varsa programını ayarlamaya çalışacağını söyledi. Olmazsa da, haftada iki gün de oradan fizik alacağım. Her halükarda, haftalık 4 gün fizik tedavi alıyor olmak iyi gelecek inşallah yine bana... :)



Hastaneye gittiğimizde bugün benim kontrol olduğum fizik doktorum yoktu, Hakkı bey. Biz de başka bir fizik doktoruna randevu aldık, Fatih bey... Biraz güç testlerimi yaptı, biraz sordu sorguladı durumumu ve o yazdı bugün tedavi kağıdımı işte. 

Bu ara bizim hastalığımızın tedavisinin bulunması için yapılan çalışmalarda büyük gelişmeler olduğu söyleniyor ama kamuoyuna duyurulmuş bir makale bulunamamakta. Doktorundan ve de Amerika'ya gidip araştırmalara denek olmak isteyen aynı hastalık grubumuzdan alıyoruz haberlerini. Bugünkü fizik doktoruma bunları da sordum nihayet... Ne zamandır, nedir ne değildir ve ne kadar gerçektir; en önemlisi de, "umutlar ne kadar doruklardadır?" onu öğrenmek istedim...

Sonuç olarak doktorumuzun söylediği, tıp dergilerinde bu makalelere yer verildiği ama henüz bir kesin gelişme alınamadığı oldu. Oysa bizlerin arasında, yine bir 5 senelik süreçte istenilen sonuçlara ulaşılırsa tamam diyoruz istemeden işte... Umutlar baki olsun, varsın bir başka araştırmanın sonucunda ama mutlaka tedavimiz bulunsun da hayırlısıyla! Bunu bilip bunu konuşuyoruz işte.



Umutlar, hayaller, kırıklıklar ve kırgınlıklar söz konusu bu ara. Kış fena yakaladı beni, vücudum tümden kırgın. Az biraz daha toparlansam daha iyi olacak ama ne başımı uykudan kaldırasım var, ne de çok fazla bir şeyler yapasım zira. Geçsin gitsin şu soğukluklar da, toparlanayım diye umuyorum. Bir de hayallerime, üstte gördüğünüz 2 sene önce bugün kendim yazıp kendime gönderdiğim mailimdeki sözlerime sadık kalmaya çalışıyorum bu yorgunluklarımın arasında... 

2 sene önce bugün kendime bir mail yazmıştım, "Merhaba Didem, bugün 19 Şubat 2017. Milad kıl bugünü kendine ve yazmaya başla yeniden olmaz mı?" diye başlayan... Bir mailimden, bir diğer mailime yollamıştım...

Bu maili yazdığımda, yine bir "Mart öncesi" garip sıkıntılı hallerimde idim ve yazmak istemiyordum kendimce, hayat hikayeme dair kendimce yazmak istediğim şeyleri yazmaz olmuştum yine. Şubat başında okuduğum bu maille beraber, daha da bir hırslandım öncesinde başladığım yazma işlemine ama dünkü yazdığım blog yazımdan önce de bu maili okudum- toparlandım yine kendimce...

O mailde ne mi yazıyor peki; hep yapmak istediklerime karşı, kendimi heveslendirmelerim var. Yazdığım hayaller ve kaçtığım eskiyle yüzleşmeler yeniliklerden kaçmalar... Okudukça iyi gelen kısa ama etkili bir mail kendimden. Tavsiye ederim siz de kendinize bir mail ya da mektup yazın lütfen. Ara ara açıp okuyabileceğiniz gibi olsun, hayalleriniz de yazsın içinde kaçtıklarınız da! Sizi sizden başkası iyice tanıyamaz, anlatın kendinize saklanmak istediğiniz sizi arada... 

Bu blog yazısını bile bu yorgunlukla yazdıran o mail aslında! İki yıl sonrasında bile faydalı oluyormuş meğer, ne garip! diyorum ben buna aslında... Velhasıl, geçmişi ile geleceği ile bugün de böyle geçti gitti işte. Kısa zamanda, daha da iyi hallerimde görüşmek dileğimle... :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)