21 Eylül 2018 Cuma

Filmi Olan Kitaplar #11 - Senden Önce Ben


30 Nisan 2018 günü, elimde dahi olmayan kitabını okumadan filmini izlemeye bir gece karar verip izlemiş ve hiç beklemediğim kadar etkilenmiştim ki; bana hüngür hüngür ağlayarak bir yazı yazdırdı bu film ve sonraki günlerime de umut oldu. Yazmak istediğimi daha çok hissettirip anlattı. Hikaye beni çok yaraladı...

Bu bahsettiğim yazımı okumak veya tekrar okumak isterseniz burada bulabilirsiniz... :)

Kitabı bugün bitirdim ve bu benim için bir ilk oldu. İlk defa bir filmi olan kitabı okumadan, filmini izledim ve birkaç ay sonrasına da kitabını okudum. Bu pek tercih ettiğim bir şey değil. Eğer bir filmi izlediysem, kitabını okumayı da tercih etmem. Eğer merak ettiğim bir kitap-film var ise, önce kitabını okurum sonra da filmini izlemeyi tercih ederim... Yani demek istediğim, kitabı olan bir filmi izledikten sonra kitabını merak edip alıp okuduğum olmamıştı...


Neyse, çok konuştum; bu hikayenin kitabı da beni filmi kadar yaraladı ve ben de sırası gelmişken Filmi Olan Kitaplar yazısını yazmaya geldim... (: Bu defa filmi olan bir kitabın, filmini kitabından ayrı tutamadım. Yani filmi yapılsa da olurmuş, dedirtmedi. Bir de hikayenin çıkış noktası kitaptan da olsa, filmi daha güzel geldi doğrusu... 

Filminde ağladığım o geceyi hatırlıyorum da; o geceden sonra okumayı ertelediğim o kitabı, bir an önce alıp okumayı istemiştim. Doğum günü hediyem olarak, Saniye kivrama iki kitabını da aldırdıktan sonra; diğer doğum günü hediyem olan kitaplarımı bitirip, 12 Eylül günü "Senden Önce Ben"i elime aldım ve bugün de okumayı bitirdim. Kitapta, filmdeki olaylardan daha fazlasını bekliyordum doğrusu. Hani genelde kitaplardan olayları keserler de filme hepsini sığdıramazlar ya, kitabı okuduğumda daha fazlasını da okuyacağımı, kalan beklentimi doyuracağımı düşünmüştüm. Ama tam tersiymiş meğer, filmde kitaptan "ya şu sahnede olsaymış!" dediğim bir sahneye rastgelmedim. Filmdeki sahnelerin her birinden memnun oldum bir kez daha okudukça...

İnstagram'a bugün kitabı bitirdikten sonra, sondan bir önceki sayfanın fotoğrafını çekip üzerine; "Bitti. Filmi gibi yaraladı da, bitti... #SendenÖnceBen" diye yazdım ve paylaştım. Ben kitapta daha fazla ayrıntı da bulabilirim diye umarak okumuştum, umduğumu bulamadım ama buna rağmen kitabı da filmi kadar sevdim. Ve öyle yaraladı ki, o son mektupta yine ağladım. Sesli okumak istemiştim, önce sesim titredi sonra da ağladım. Bu hikaye beni cidden yaraladı...


Anlatım edebiyat içerikli diyemem, sade bir anlatımı vardı. Yanımda devam kitabını da getirmiştim,  Antalya'ya gelirken; "Senden Sonra Ben". Bugün de onu okumaya başladım. Anlatım dilinin sadeliği güzel bir şey aslında, anlattığı içerik açısından gerekli görülen tüm bilgiler de içeriğinde mevcut zaten...

Size şunu söyleyebilirim ki; ben bu kitabı da filmini de çok büyüttüklerini düşünüyordum, şimdi böyle olmadığını bir kez daha gördüm. Kitabın anlatımına dair her ne kadar daha beklenti dolu idiysem de... Bazı hikayeler, aktarılmak isteneni aktarıyor. Filmin ana karakterlerindeki çaresizlik ve her birine kızsanız bile haklılık paylarının olması, sizi hikayeye bağlıyor. Bir de hikayenin bizi götürdüğü esas nokta; beklenmeyen anlarda, beklenmedik hikayeler karşımıza çıkar ve bizim tek yapmamız gereken içeriğinden kendimize ödevler ve dersler edinmemiz gerektiğidir...

Kısaca konudan bahsedecek de olursam; Will, oldukça sportif ve dolu dolu yaşamını geçirmeyi seven bir iş adamıdır. Hayat dolu ve ideallere sahip, adrenalin tutkunu... Bir gün yaya halde işine giderken, ona çarpan bir motosikletli Will'in ömür boyu omurilik zedelenmesi ile yaşamasına; kolunun bir kısmı ve boynunun üstünün harici, vücudunun kontrolünü kaybetmesine sebep olur. Tek başına hiçbir şeyi yapamamak Will'e yaşamak istemediği hayat halini alır. Bu sebeple, ötenazi yapan bir merkezde hayatını sonlandırmak istediğini anne babasına söyler. Onlar Will'i ikna edebilmek için sadece 6 ay isterler, 6 ay sonra yine ayn düşünür ise istediği gibi olacaktır... O 6 ayda da, Lou ile tanışır. Ve bu, belki geç belki de erken bir tanışmadır...

Engellilik üzerine, üzerine yeteri kadar düşünmeyi bilmeyenlerin ve başına gelmeden anlamayanların; okuyunca bu dünyanın kendilerinden ibaret olmayan, engellilerin yaşam zorluklarını anlamanıza hikaye içeriğinde sizi davet eden güzel bir kitap bence...


Filmden alıntıladığım, beni en sarsan sahne; Will'in kendi haklılığına inandırmaya uğraştığı sahnelerdi öncelikle. Lou'ya "yaşa" derken, kendini baskılamaya ve geçiştirme diyordu. Hem o kadar hak veriyor hem de o kadar hak verilmesini istiyordu kendisine. Siz de ona kızarken hak veriyordunuz bir süre sonra... Filmde bu içeriğe yeterince doydum mesela, o duygu bana filmden daha iyi geçti yani...

Ama kitaptan alıntılarıma da gelince; Lou'nun hayat yolculuğunu da bulmak üzerine idi sanki, her ne kadar filmdeki ile olay sıralaması aynı idi ise de: kitap ayrı film ayrı hissettirdi diyebilirim. Sanki filmde Will'in gözünden baktım ama kitap Lou'nun dilinden olduğu için, bir açıdan Lou'nun yoluna da daha çok tanıdık oldum...

Kitaptan en sevdiğim cümlelerden birkaçını değil, bu sefer iki ana karakterimizin dilinden de birer tane alıntı yapacağım;


Lou'nun dilinden;
Tekerlekli sandalyeye bağlı birine eşlik etmeden fark edemeyeceğiniz şeyler vardır. Bir kere kaldırımların çoğunun ne kadar döküntü olduğunu anlarsınız. Kötü kapatıldığı için delik deşik olmuş ya da düpedüz taşları sökülmüştür.

Will'in dilinden;
“Ve biliyor musun? Kimse bunları duymak istemez. Kimse korkularından, acından veya aptal bir enfeksiyondan ölmekten korktuğunu duymak istemez. Kimse bir daha sevişemeyeceğini bilmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek istemez. Kendi ellerinle yaptığın yemeği yiyemeyecek olmanın, kendi çocuğunu tutamayacak olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmek istemez.”


Yani Kitabını okuduğunuzda, filminizi izlediğinizde size hiçbir şey kaybettirmeyeceğini; aksine çok güzel bir bakış açısı kazandıracağını, bir pencere açacağını düşündüğüm bir filmi olan kitaptı... Senden Önce Ben'i okuyun, okutun; olmadı izletin. Çünkü bir kişi dahi gündelik hayatında yaptığı engelleyici hareketlerden sırf bir engelli için değil; yaşlı, çocuk, genç, kadın, erkek demeden insanlık için vazgeçer ise, o zaman dünya daha yaşanılası bir yer olmaya devam eder...

Bir Filmi olan kitaplar yazımın daha sonuna geldim. :) Bu sayede, bir kez daha engellemeyin ve ortak alan kullanımlarına; "biz de varız, yaşıyoruz!" diyerek dikkat çektim ya, gidebilirim. :) Sevgilerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)