23 Haziran 2017 Cuma

İnternet Günlüğüm 2017 #2 - Değişiklik Arama Mevzuum


Sevgili İnternet Günlüğüm;

Değişiklik arayışım hâkimdi yine bu ara, ne şu andan memnun olmadığımdan ötürü bu ne de geçmişte düşündüğüm hayatın bu olmadığından. Esas nedeni şu ki, insan hep faydalı olmayı diliyor ve bende hep olduğu gibi şu an fazlasıyla bunu dilemeye devam ediyorum... Şu aralar bu dediklerime dair bir şeyler gerçekleştiremesem de...



Zaman geçiyor, yaş büyüyor, hal böyle olunca geçmişimizde kurduğumuz hayaller daha da gün yüzüne çıkıp gerçekleştirmemiz adına şekilleniyor. "Esas istediğim şudur" dediğinizi yapamadığınız an sizin en büyük hayal kırıklığınız olabiliyor.

Gel gelelim bununla da sınırlı kalmayıp, bugünü düşlediğiniz anlar uzak gelmeye başlıyor zaman zaman... Böyle anlarda kendinizi soyutlayıp yeniden dinlenmeye çekilme ihtiyacı duyuyorsunuz; değişiklik arayışımda hissettiğim değişimler vardı yine ve ayak uydurmaya çalıştığım süreçlerdi bunlar... Ben ne mi yaptım? Buyrun anlatıyorum...



2017 Haziran ayındayız, yarıyı da geçtik bu ayı da bitiriyoruz diyebilirim. Düşünceler şekillenmeye devam etti bu senenin ilk 6 ayında da. Bu seneye dek geleceğe bazı düşündüklerimden utanırdım, hayal ettiklerimden. Yani şöyle ki; bulunduğumuz konumda iken geleceği hayal ediyoruz ya, sanki şu andan şikâyetçiymişiz gibi. Oysa aksine, şu anda mutlu ve geçmişe göre daha sağlıklı da olsak ideallerimiz oluşuyor her dönem geleceğe doğru aslında. Gelecekte olmak istediğimiz başarmak istediklerimizi hayal ediyoruz istemsiz… Bu vazgeçemediğimiz bir alışkanlığımız...


Bu durumlarda bazen kendi adıma utanıyordum işte, ta ki Mayıs ayındaki yeniden gelişmelere erişene kadar. Şimdi içinde bulunduğum değişim ve gelişim arayışında mutlu da hissediyorum kendimi. Artık biliyorum ki, bu durum şu anı beğenmediğimden değil; neden öyle hissediyorum bazen bilemiyorum ama, gelişmeyi ve de hayata faydalı olarak yaşamaya devam etmeyi istediğimden bu arayışlarda bulunmam gerektiğini hissetmem…


Bu seneki ders dönemim, değişiklik arayışlarım ama hayallerimi gerçekleştirmek üzere ertelemelerimle dolu geçti yine. Hayallerimi duraklattım epeydir. Ömrüm boyunca, hastalığım sebebiyle en dibe battığımı düşündüğüm süreç olmadı çok şükür ki; 2013’ün Haziran ayında son atağımı geçirdiğimin ilk günü haricinde... Ama deli düşüncelere kapılıp, değişmeyeceğini umduğum anlar ve de aralıklarda, yazmayı ve de hayal kurmalarımı bıraktığım oldu sadece. Son 2 senedir de bu durum daha fazla yinelenir oldu… Bu son 6 ay ise; yazamamalarıma da hayal kurmalarımı reddettiğim anlarımda da, yaptığım tek şey zihnimi her defasında boşaltmak ve de düşünmemeyi tercih etmem oldu. Sonucunda yine değişiklik arayışlarımın şekil bulduğunu bildirmeye geldim…

Yani şöyle ki; bitirmem gereken bitirmek istediğim derslerimin varlığı çok fazla odaklanmamı gerektiriyordu, bunun haricindeki gelecek hayallerimi bir süre dinlenmeye aldım-erteledim. Çevremde çok kavga edildiği veya kötü haberlerin varlığıyla dolu geçirdiğim günler de oldu, yine yazmayı reddettim…



Derken günler geçtikçe, içimi düşüncelerimi ve de değişik tepkiler verip karışan taraflarımı yeniledim. Sakinleştirdim düşüncelerimin yoğunluğunu bir nevi. Eski kurduğum hayallerin ve de yapmak istediklerimin varlığını bile unutmuşum meğer; tek yaptığım şeyin ertelemek olduğu, yapacağım deyip zihnimde tutmaya devam ettiğim gelecek düşlerimin vaktinin gelmesini beklerken hatırladım şükür ki…



İş hayatına atılabilirim demiştim Nisan 2017'de. İlk başvurularımı da yapmaya girişmiştim. Ancak çok geçmeden, henüz -o kadar da değil- "Erken" dememiz de gerçekleşti. Oysa iş hayatına atılmamı öne süren bizlerdik ailemle, geri adım atan da bizler olduk 1,5 ay sonrasında. Üzüldüm, istediğim iş hayatına atılıp "kendimi hayallerimdeki gibi gerçekleştirmekti". Şimdi bu sefer de belki Eylül'e belki de daha sonrasına kaldı. Ama vardır bir hayır diyorum yine şimdi, iş hayatına atılmayı ertelemem sağlık sebeplerimden ötürü iş ortamına ayak uydurmamın zorluğundan sebep oldu...


Evet, şunu anladım ki; yapmak istediklerimizi karmaşık his ve işlerin arasında yapamayacak boyuta geldi isek, ileri bir tarihe atıp içimizde sadece boyutlarını bulana dek kısa notlar alıp fazla düşünmemek gerekliymiş. Sonrası günlük güneşlik olabiliyormuş inanalım yeter ki…


Hep bahsediyorum, çoğu zaman yazmaya başladığımı, çoğu zaman yazamadığımı, çoğu zaman kafamın karıştığını ve belki de başaramayacağımı; hayat hikayemi yazma hayalimle ilgili… Ben hikayemin nasıl yazacağım konusunda şu ana dek kaç kez fikir değiştirdiğimi bilmiyorum bile, ama esas olarak nasıl yazmak istediğime ertelediğim çerçevenin sonrasında ulaştım...


Değişiklik arayışımda, eski yeni her şey çıktı karşıma. Mesela çok ama çok istediğim, büyük bir kitleye kendimi anlatırken yardımcı olabilmek mevzuusu. Çok basit geliyor belki okurken ama ölmeden önce böyle bir amaca hizmet edebilmiş olmayı ta ergenliğimden beri istiyorum. İşte tam geçmiş gelecek, -olması için hayaller kurup umut ettiğim şeylerin arasında biriktirdiğim düşlerimde- nelerin saklı olduğunu unuttuğumu fark ettim; beklemeye aldığım hayallerimin gerçeğe kavuşturma sürecinde değişiklik arayışında ve yenilenme arayışında iken…

"Bunları neden anlatmıyorsun? Neyi unuttun, neden unuttun Didem?" Dedim kendime ve geçmişe ait esas unutmamam gereken ne varsa onu yeniden bu an’a çekebildim. Hepsi değilse de büyük bir kısmı, kendimi sakinliğe alabilmeyi başarabilmekti. Kendimize yüklenmemek gerekiyor bazen…

Değişiklik arayışımda gün yüzüne çıkan bir şey daha var ki, son 1,5 senedir çok ama çok fazla dilime düşer oldu. Bir İtalya hayalim var benim, gönlümün bir yanı İtalya’ya akıyor istemli-istemsiz. Gerek televizyonda, gerekse ilgimin şekillendiği zaman dilimlerindeki geçmiş zamanlardan şimdiye dek uzanan bir düş bu. Bütünleşti ve öyle büyüdü ki, şu an gidemiyorsam da hayallerim yetiyor. İtalyanca öğrenmeye başlamıştım kendi kendime bir ara, birkaç aydır bu konu üzerine bir yazı yazacağım derken bu konuyu da ihmal ettim. Bu konuya detaylı bir giriş de yapacağım, belki bu ayın sonuna yetişir belki de bir daha ki aya…


Değişiklik arayışlarımın arasında iş hayatına atılabileceğimi düşünmelerim vardı ki, bu hala henüz olabilir gibi görünmüyor. Bunu da fark etmem Haziran ayının ortasına ulaşmak üzere iken oldu. Ve yapmam gereken şeylerin yoğunluğu içine girmeden, dingin kafa ile girişmem gereken esas şeylerin bütünlüğüne ayrı ayrı odaklanabilmeyi dileyerek bu yazıyı yazmaya başlamıştım işte…



Belirtmeliyim ki; üst fotoğraftaki halime aldanıp, söylediğim maddeleri sonuçlarına kavuşturduğumu sanmayın. Kavuşturabilecek miyim onu da hala bilemiyorum. Kendime inancımı sürdürüyorum, "başarabilirim" diye hatırlatmayı ihmal etmiyorum. Ancak şu var ki bir süredir beynimi tek bir yere değil, böyle birden fazla noktaya odakladığımdan olsa gerek sonuçlara varamıyordum. Dersler ne zaman bitti, biraz rahatladım. Ama değişiklik arama mevzuularım, kararlarımı şekillendirmiş olsa bile, kafamın karışmasına engel olamamıştı ne yazık ki son 6 ayda...

Diyeceğim o ki; ne iş hayatına atılabiliyorum, ne de kendimi esas doyuma ulaştırabildiğim şekilde yazabiliyorum. Bu ara yapabildiğim en güzel şey, sağlığıma daha da fazla odaklanabilmek. Bu konuda yazabilirim, yazmaya da devam edeceğim. Sadece yine ama yine zaman...


Bir yazının daha sonuna geldik bile. Arada dinlenmek ve de değişiklik arayışlarına kendimizi bırakmak, esas anın bütünlüğünde hayalleri ve planları da ileri tarihlere bırakmak gerek. Esas olarak o zaman sisteme bütünleşebileceğiz belki de. Bugün İnternet Günlüğüme bunları yazıp devam etmek istedim...

Velhasıl, hayallerden ve de yazmalardan uzun süreli vazgeçmek diye bir şey var ama bırakmak diye bir şey yok; olmasın da inşallah. Değişiklik arayışlarımız güzel yerlere varsın, dileğim bu. Sevgilerimle…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)