28 Haziran 2017 Çarşamba

Avucuma Kuş Koydular - Suna Ablamın Kınası


Dün (27.06.2017- Salı) Suna ablamın kına gecesi vardı ve karılan kınadan avucuma yaktığım kınanın dün gece eve geldiğimde yıkadığımda kuşa benzediğini gördüm. Bu durum beni çok mutlu etti ve eski kınalar kadar derin derin kokmuyorsa da, sık sık kokluyor ve mistik anlara gidiyorum yine dünden beri... Bu akşam Meroma telefonda konuştuğumuzda anlattım da, "Kuş mu koydular avucuna?" dedi gülümseyerek. Tabir doğru idi, "Kuş koydular avucuma" dedim. Avucuma kuş koydular işte, resimde de görüldüğü üzere... :)


Uzun zamandan sonra ilk defa bir kınaya gidiyor olmamın güzelliğini ve heyecanını dün tamamen yaşadım. Öncesinde heyecan ve düşüncelerimi bu yazımda yazmıştım. Sonrasında yaklaşık 45 dakikaya yakın zaman boyunca, bizim evdeki hanımların kuaförden gelmesini bekledim. Sonrasında da nihayet hazırlandık... :)

Dün uzun zamandan sonra yeniden elbise giyecek olmamın heyecanı da vardı tabii. Giymek için sabırsızlandığım elbisemi giyip, bir süre saçımın yapılmasını beklemek durumunda kaldım. Herkes hazırlandıktan sonra Hatice yengem saçımı yaptı ve gün boyu elbisemin rahatlığının tadına vardım. Elbisem çok rahat ve güzeldi benim için, öyle ki kına gecesinin sonrasında bizim eve gelip birkaç aile saat 1'de oturup 4'te yataklarımıza yatana dek çıkarmadım... Dün saat 4'te yatınca tabii bu sabah 11;30'da zor kalktım... :)



Kına gecesine gitmeden önce benim saçım, annemin de makyajı yapıldı ve nihayet beklenilen kına yerine gittik. Gece boyunca gördüğüm şey; kına alanında, kına yakmak ve o geleneği yaşamak için benim kadar hevesli ve heyecanlısının olmadığıydı. Oturduğum masadaki yakın akrabalarımın bilmediği bir çok gelenek olaya hakim olmak beni mutlu ederken, bu kadar bilmem de onları şaşırtıyordu ama bazı geleneklerimizin güzelliğini seviyorum işte. Sevince de biliyor insan... :) 

Suna ablam çok güzel olmuştu, alandan içeri girdikten sonra bir süre göremedim ama görünce de gözümü alamadım. Aklıma gece boyunca, aynı okula gittiğimiz zamanlar geldi, hal böyle oldukça da düşünüp duygulandım habire... Kına yakma zamanında sahneye epey uzak ve çocuklara bakabilmek için oyun alanına çok yakın olduğum için, duygulansam da o sahneleri yakından izleyemediğimden ağlayamadım. Ağlamadığım iyi oldu, birçoğumuz da ağlayamadık. Hissettiğim düğün öncesi ve sonrasında, o anların büyüsü ile çok ağlayacağımız... 

 Tamam, çok uzak yerlere göndermiyoruz ama o kına gecesinin ve de düğünün hissettirdiği hissiyatlar dolayısı ile duygulanmamak elde olmuyor ne yazık ki... Böyle günlerde cicili bicili giyinmekten sonra, o atmosferi doya doya içime çekmeyi de ihmal etmiyorum. Ben kalabalık aile ortamlarını ve de o uzak yakın herkesin kavuşmasına sebep olan bu güzel günleri çok seviyorum... :)


Gelelim gecenin fotoğraflarına... Kına gecesinin olacağı alana girmeden önce talihsizlik oldu; annemin çantasına koyduğumuz parfüm şişesi ile annemin telefonu üst üste denk gelip sıkışınca, kına alanına girmeden önce gördüğümüz üzere annemin telefonunun ekranı boydan boya çatlamış ve de dokunmatiği çalışmıyor. Bu sebeple evden çıktıktan sonra bir daha fotoğraf çekemedik annemin telefonu ile.  Benim telefonun kamerası bozuktu zaten, 2 gün önce de benim fotoğraf makinesinin de bataryasının deşarj olduğunu gördüğümden bahsetmiştim; teknolojiden yana sitemde bulunduğum o yazım da burada... 

Kına boyunca Yurdagül yengemin telefonundan çekildik fotoğraflarımızı biz de bu sebeple... Öncesinde evden çıkmadan önce telefonun hiçbir şeyi yoktu. Öyle ki, evde çekindiğim özçekim pozlarım ve de annemin makyajının yapıldığı sırada İnci'mle çektiğim fotoğrafı annemin telefonundan çekmiştim... 

Gelelim üstteki dörtlü kolaja; 

Üst sol fotoğrafta; annem ve küçük kuzenim İncimin (hala-yeğen) evden çıkmadan önce, annemin makyajı sırasında çekilen fotoğrafları var...

Üst sağ fotoğrafta; kuzenim Gizem ve benim kına alanında kına yakılmasını beklerken ki fotoğrafımız. Ki Gizoşla da beraber büyüdük ve büyüdük de kuzenleri evlendiriyoruz birer birer, şaka gibi diye düşünmeden edemiyor insan. Ne garibiz valla, büyümek için uğraştıktan sonra büyüdüğümüze şaşırıyoruz şimdi de... Neyse! =)

Alt sol fotoğrafta; Hatice yengem ve ablam, kına alanını ve kına alanındakileri yorumlarken planlanan doğral fotoğraflardan biri. E kına ve düğün gibi toplu eğlencelerde yorumlamalar adettendir... :)

Alt sağ fotoğrafta ise; gece boyunca annemle aynı kareye bakarak fotoğraf çekinemeyişimize rağmen, ikimizin de güzel çıktığı tek pozumuz var. Zira diğer iki fotoğrafta da birimizden birinin gözü kapalı çıkmış. :) Uğraşmadık sonrasında da tekrar fotoğraf çekinmeye...


Gecenin en güzel olaylarına gelince; erkeklerin de dahil olduğu anlarda toplu pozlara geçmelerimiz ve de herkesin dans marifetini gösterdiği anlardı gördüğüm üzere... 

Suna abla ile Eren abimin kınasına adını yazdıranlar ise; gelinin annesi Aysel yengem ve kardeşinin çiftetellileri ve Azeri oyunları, Yengelerimin ve annem ile teyzelerinin bir arada döktürdüğü zamanlar, Eniştemin ve ablamın roman havasına çıktıkları ve de Hatice yengemin gecenin kapanışını yaptığı Teke zortlatması oyunu idi...


Bizim akraba düğünlerimizin geleneği olduğunu nihayet benim de dahil olarak anlayabildiğim bir şey var ki, toplu fotoğraf çekinmelerimiz müthiş. 5 kişi başlıyorsa, "ben de, ben de" diye eklenen kişiler ile beraber tüm ailenin toparlanarak bitebildiği fotoğraf çekimi faslı, komik olaylara ve muhabbetlere sebep oluyor. Üstteki kolaj da bu durumu anlatıyor sanırım. 3 gün sonra 1 Temmuz 2017 Cumartesi günü düğünü olacak gelin ve damadımız ise, Hatice yengem ve Mehmet dayımın da bulunduğu 4lü resimleriyle üstteki kolajda...

Evimiz kalabalık yine bu sıra ve benim en sevdiğim şeylerden biri bu durum; kalabalık aile ortamına karışıp, o anları doya doya yaşayabilme fırsatına sahip olabilmek çok güzel... Dün kına gecesinde de, kına gecesinden sonrasında da bu durum tamamiyle hakimdi ve düğünümüz bitene kadar da hakim olacak şükür yine.

Dün kınamı yaktırıp da o kokuyu aldım ya, benden mutlusu yoktu deyimi hakimdi yine. Siz de ben kadar mutlu olun dilerim. Özlediğiniz herhangi bir şeyi yaptığınızda, mutluluğunuz bir kına yaktırmak, bir kalabalıkta bulunmak veya en sevdiğiniz kişi veya kişilerin yanında bulunmaktan da ibaret olsa; o anlarda kalın ve doya doya yaşayın.

Öyle ki, sizin de avucunuza kuşlar konsun ve bunu gördükçe hep mutlu olun... Avuçlarımıza kuşların konduğu hissiyatına eriştiğimiz mutluluklarımız olsun. Suna ablam ve Eren abimin de ve düğününü bekleyen tüm sevenlerin de mutluluklarına kavuştuklarını görebilelim dilerim. Sevgilerimle... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)