5 Mayıs 2017 Cuma

Hıdırellez Ve Hayatımdaki Önemi


En son ateşlerle kutladığımızı hatırladığım Hıdırellez akşamı, bundan tamı tamına 10 yıl önce idi; 5 Mayıs 2007... 2-3 sene üst üste sitede Hıdırellezi kutlayabildiğimiz ve o akşamlarda sitemizde eğlenebildiğimiz zamanlardı... Şimdiye gelince, o zamanlar çok eskide kaldı ama benim yüreğimden ve anılarımdan hayatım boyunca silemeyeceğime inandığım anılardan hala...


Hıdırellezin hayatımda bir yeri var, 2005'ten 2009'a kadar bu yer hep aynı kalacak ve hiç değişmeyecek sanıyordum. 2010 senesinde o eski yerini bir daha bulamayacağımı, belki bulmak için uzun zamanlar geçmesi gerektiğini anladım; kaybettiğimiz arkadaşımız Duygumuzdan sonra...


2012'den beri bloğuma yazıyorum ama bu konuda yazmaya kıyamamışım. Anlattım sanırken bu konuyu burada, bugün baktım ki hiç yazmamışım. Hıdırellez benim için önemli bir gecedir; yıllar öncesinde böyle bir gecenin varlığını öğrendiğimizde büyülendiğim, böyle bir gecenin düzenlendiğine duyduğum heyecandan ötürü ve de o ateş etrafında kalabalıkla toplanıp eğlenmemizi sağlayan gecenin varlığı güzeldir benim için...

Yıllar önce idi, bir büyüğümüz söyledi ama kimdi hatırlamıyorum şimdi. Bahar yeni gelmiş, biz beraber oturmaktan, beraber yürüyüşler yapmaktan başka bir eğlenceye daha ihtiyaç duyuyoruz. Hepimizin ders sıkıntısı mevcut, okul hala bitmemiş ama bitmek üzere. Derken bir büyüğümüz dedi işte; "Siz hıdırellezi biliyor musunuz?" diye. Ondan sonra birçok kişiye sorup da öğrendik ki; hıdırellez'de ateşler yakılır, o gece dilekler dilenir, Hızır aleyhisselam gelir ve dilek kapıları açılır Allah dileklerimizi görürmüş... 

Velhasıl bunları öğrendikten sonra, tek bir şey kalıyordu bize; site yöneticimizden izin almak... Biz ilk iznimizi aldıktan sonra, sitemizin yan tarafını kendimize yer belledik ve çalı çırpı toplamaya başladık. O ilk heyecan ve sonraki senelerde süren heyecanlarımızı hiç unutamıyorum... :)



Hıdırellez geceleri, sitemizin yanına doluşurduk böylece. İlk Hıdırellez gecemizde 5-6 kişiden nasıl o kadar büyüdük hala inanamıyorum. Sitenin yanı öyle kalabalık olmuştu, öyle dolu dolu bir ateş yakılmış ve o ateş başındakilerin bir arada oluşu ile şarkı söylemelerimiz geceye öyle güzel karışmıştı ki... 5 Mayıs gecesinin sihri olmasını istediğimiz unsur idi bu... Bence böyleydi.

Ateş üstünden atlamak, ayakta olmama rağmen o zaman da kolay değildi yine benim için. İki kişi elimden tutardı ve beraber atlardık. Annemle atlardık hep, bir diğer elimden de bir arkadaşım tutardı. Benim atladığım küçükler için yakılan ateşti ama her defasında her birimize de mutluluk dilemiştim. En büyüğünden bir defasında atladığımda da hem sağlığımın hem de mutluluklarımızın sürmesi adına birçok dilek dilemiştim. O ateşten atlayanlara destek çıkmak da, o ateşten atlamak gibiydi benim için. Her bir atlayan, benim adıma da dilediğini söylerdi. Bunun için de o gecenin önemi büyükdü benim için...

Patates, biber, domates fasıllarımız olurdu gecenin ilerleyen zamanlarında. :) Eve çıkan, patateslerini biberlerini ve tuzlarını alır gelirdi gecenin ilerleyen saatlerinde geri aşağıya. Küçük yanan ateşin dibine atılırdı patatesler, kimisi pişer kimisi pişmez ama mutlaka yenirdi. Dışarıda ve kalabalıkla yemenin hali başka tabii ki... O gece yenen yiyecekler, söylenen şarkılar, edilen sohbetler ve tutulan dilekler herşey çok başkaydı. Görün ki işte hala unutulmuyor yıllar geçmiş de olsa...


Gecenin sonu elbet dileklerle biterdi. Kimi gül ağacının diline kağıtlara yazdığı dileklerini asardı, iplerle bağlayarak veya keselere koyarak. İçine mutlaka para konulurdu o zamanlar, demir para olmak kaydıyla. Taşlara yazmak da makbulmuş diye duyanlar, taşlara da çizerdi. Hiç unutmam; sitede bir ablamız bir sene gül ağacının yakınındaki bir taş betona, hıdırellez gecesi gitmek istediği okulu çizip adını yazmıştı. O sene istediği okulu tutturmuştu ve evet biliyorum ki çalışıyordu da ondan oldu; ama bu gecenin de dilek kapısının açıklığına güvenmiştik çok işte. :)



Eski hıdırellez maalesef yok şimdi ama biz neredeyse her sene bir araya gelebildikçe sadece dilek kısmında bütünleşip yan yana, veya ayrı ayrı; dileklerimizi gül ağaçlarına bağladık, altlarına gömdük ve sabahına da denize attırdık dileklerimizi... Güzel günlerdi ve benim için hala güzel bir gelenek. Hıdırellez gecesinin büyüsünü, hıdırellez gecesinin varlığını çok seviyorum. Bu sene dileklerimizi gül ağacına bağlamama kararını bu akşam son anda aldık, zira bu akşam çok yağmur yağdı daha bağlayamadan eriyip gidecek dilek kağıtlarımız yoksa. Ben bu sene için şöyle yapacağım; dileklerimizi yazdığım kağıdı masamın üstünde açık cüzdanımla beraber bekletecek, yarın da denize attıracağım babam yürüyüşe çıktığında...

Velhasıl gelenekler bitmez de, ateşten atlama ve sitenin kenarında toplanma alışkanlığımız çok çabuk bitti. Anısı bizde saklı, benim gibi birçok arkadaşım da biliyorum ki hala unutmadı. Ve umarım bir nesil boyunca unutulmasın, sonra belki ilerleyen zamanlarda çocuklarımıza yeğenlerimize büyüdüğümüzde anlatır, onlara bu güzellikleri yapar öğretiriz.. Zaman ne gösterir, kim bilir, kim görür... Ya da sadece unutulmasa bile yeter... :)

Sevgilerimle, dualarımızın dileklerimizin kabul olduğu bir Hıdırellez Gecesi olsun hepimize. Ben de birbirimizin dualarda olmanın gücüne inanıyorum, dualarımızda da buluşmak dileğimle... :) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)