30 Mart 2015 Pazartesi

Büyük Hayaller Kurun...



Bir haftaya daha girdik, üstelik güneşli havalarla girdik yeni haftaya. :) 2 gündür balkonda yemek yemelere başladık biz, üstteki fotoğraf bugünkü gün batımının... Havalar artık ısınmaya başladı yani bu sıra... :)

Bugün ile, başladık bir haftayı daha yaşamaya. Ve bir hızla günü bitirmek üzereyiz yine... Dün Kağan'ım geldi yine evinden. Bu aralar biraz asabilerdeyiz ama şükür iyiyiz. Yine bu sıralar bir geçiş dönemindeyiz. Bu geçiş dönemleri geçer diye bakıyorduk, ama artık her dönem başka bir geçiş olacağını kavradık iyiden iyiye. Kabullenmek de iyi birşey... =)

Bana gelince, dersler ve tedaviler ile uğraşmaya devam ediyorum hala. Bu aralar sağlığımda gelişmeler var, ki bunlar tüm bu yoğunlukta epey ferahlatıyor bizleri. Yorulduğumuza değiyor şükür, dedirtiyor... Küçük de olsa, mutlu eder mi dediğimiz şeyler bunlar. Ufak adım atmalarım başladı mesela, sanki biraz da kilo verdiğim belli oluyor gibi. Ama gelişmeler daha da ilerleyecek inşallah. Daha belirgin olacak... Büyük hayaller kuruyorum, kurmaya da devam edeceğim... 

Bugün bir cümle okudum, çok hoşuma gitti. Büyük Hayaller Kurun diyor o cümlede, bende kuruyorum diyorum bugün yine. Bu hafta da, kurduğumuz büyük hayalleri gerçekleştirme yolunda verimli bir haftamız olsun inşallah.  Sevgilerimle... :)

Büyük hayaller kurun. Çünkü sadece büyük hayaller ruhlarımızı hareket ettirecek güce sahiptirler. 
(Marcus Aurelius)

28 Mart 2015 Cumartesi

Bazen Mümkün Değil, Kitap Okumak...

Bir varım bir yokum bu sıra. Ama takipte ve buralardayım. Şükür iyiyim ve iyi yönde gelişmeler de bulunmakta hayatımda. Yazacağım inşallah en kısa zamanda... :) Sadece bu sıra yine yazamaz oldum. Malum ders çalışmalar ve tedavi son hız devam ediyor. Bu yoğunlukta, yorgunluğa dayanamıyorum ve bloğuma fırsat bulamıyorum maalesef. Ama şükür tek sıkıntım, kitap okuyamamak. Sebebi ise alt resimlerde görüldüğü gibi... 


Bazen kitap okumak, mümkün değil Kağan'ımla. Ve bu hafta içinde, kademe atladık bu konuda. Resimlerde de görüldüğü gibi, artık kitabımı elimden kapıyor ve sayfa numaralarıyla ilgileniyor kuzum. Kitap okutmadığına mı laf etsem diye çok düşünemiyorum, yiyesim geliyor hemen çünkü. 41 kere maşallah kuzuma ve verene bin şükür...

-Bu yazıdaki resimler bu Çarşamba, yani 25.03.2015 gününde çekildi. :)-

 Annanne-torun, ben tedavide iken Özdilek'e veya dışarıya gezmeye çıkıyorlar. Tedavim bittikten sonra bazen ya 5-10 dakika yalnız kalıyorum onları bekliyorum, ya da beraber oturup servisi bekliyoruz... Bende o aralığı doldurabilmek için, yanımda kitap taşıyorum. Ama Çarşamba günü ben tedaviden çıkmadan yetiştiler bu sefer bana annemler. Önce oturduk birşeyler atıştırdık, sonra da "madem öyle kitabımı elime alayım" dedim servisi bekleyene kadar. 

Sonuç üstteki resimlerdeki gibi oldu işte... Beyfendim aldı eline kitabımı, kendi okuyacakmış. Girdi annannesinin kolunun altına, başladı sayfalarına bakmaya. Harflere anlam yüklemeye çalışmasa da henüz, dikkatini çeken sayılar ve resimler şu an... :)


Bir süre o hallerine hevesle baktık annemle. Klasik olarak; "Gün gelecek, kuzum benimle beraber kitaplar da okumaya başlayacak." diye düşledim yeniden. Sonra bir almaya çalışalım dedik, kitabın ön tarafına bakarken. "Kuzum ver hadi okuyayım kitabımı" dedim, elimi uzatarak. O da "Olmas" dedi. Sonra da üstte sol taraftaki gibi sarıldı kitaba delim. Siz söyleyin ne yapalım biz bu kuzuyu? =)

Kuzum maşallah, bizimle oyunlar üretiyor bir süredir iyiden iyiye. Sol taraftaki resimlerden sonra; bizimkine gülerken annemle, bir daha uzattım elimi. Bu sefer de sağdaki resimdeki gibi hem sarılıp hem de kahkaha atmaya başladı. Bu sıralar; bir yalandan büyük gülmesi, bir de gülmelerimize bazen gerçek bazen de yalandan katılması var ki, bayıltıyor bizi. Yine o gülüşü karşısında kalakaldık ve gülmekten başka bir şey yapamadık o an yani. Alem çocuk benim yeğenim, maşallah... :)

Kağanımın bu hallerini de mi görecektik ve daha neler neler göreceğiz zamanla acep? Bunları söylemeden edemiyormuş insan, yanında bir insan yavrusu büyürken. Canım yeğenim ile; merak ve heves ettiğim herşey, çok şükür birer birer gerçekleşiyor. Allahım iyi ki vermiş onu bize...

 Yani diyeceğim o ki, bazen mümkün değil kitap okumak. Tatlı bir maalesef ile... =)

Mutluluklar bizlerle olsun dilerim...

25 Mart 2015 Çarşamba

13. Bursa Kitap Fuarı Gezimiz... (22.03.2015-Pazar)

Bir fuar yazısı zamanı daha geldi işte. Fuar zamanını sevdiğimi söylemiştim değil mi? Ama yine bitti... Bol resimli bir yazı, haberiniz olsun... İyi okumalar :)


2015 Kitap Fuarı biteli 3 gün olsa da, bendeki etkisi hala sürmekte. Senede 2 defa olsa bile, gidilebilecek bir yer benim için mavi çatılı o bina. Senede 1 kez gittiğim, ama bir sonraki fuara kadar unutamadığım güzel bir atmosferi içeriyor o bina... :)


Bu resim, fuardan çıkıp arabamıza binmeden öncesi. Araba önünde çektireyim dedim, 2 sene önceki elleri kolları dolu ve mutlu fotoğrafımın benzerini. Sonuç budur...  Bu sene, kendi rekorumu da kırmış bulunmaktayım sanırım. Bu da güzel bir şey. Senelik kitap alışverişimi yarısını yapmış sayılabilirim bu fuarda. 

2 sene önceki fuar gezimizin yazısı burada. Bu sene annem Eniştem ile beraber gezmelerde idi Fuar günümüzde, Kağanım da annesi ile evde. Yani bu sene fuarda babamla beraber gezdik, epey eğlendik yine... :)


Babamın fuar içinden çıkmadan önce, telefonumun kamerasına vermiş olduğu fotoğraflarla devam edecek olursak; Gözümüzü ve gönlümüzü doyurduğumuz bir fuar gezisi anımız daha oldu. 

Ayrı standlar boyunca, dolu dolu kitapları karıştırabilmenin keyfi daha da büyük benim için. Önce kafamda ve not aldığım kağıdın bulunduğu cüzdanımdaki notlar çerçevesinde öncelikli kitaplarımı aldım. Sonra da, geriye kalan 3 kitap 12,5 kampanyasının kucağına atıp kendimizi, bitirdik fuar gezimizi. Ama aldığım kitaplara birazdan resimlerle de değineceğim tabii ki... :)


Çıkışta, Bursa`nın iş alanlarıyla ilgili bir stand da bulunmaktaydı. Babam orada kitaplara bakarken de bir poz alalım dedik. Tabii babam buralarda, ciddiyetinden ödün vermemiş. Pozlarda böyledir bazen babam... :) Sağolsun babacım; beni oralara kadar götürdü yine. Ve bende doya doya, kitap arkalarını okuya okuya ve inceleye inceleye bir araştırmacı edasında kendimi o atmosfere kaptırdım gitti... 

Sonuca gelince; Bende babam da, epey eğlenceli bir 3 saat geçirdik kitaplar arasında. Katkısı bulunan babama da anneme de, saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum bu arada yeniden... :)


Ve arabamıza binmeden önce, mutlu baba-kızın halidir bu. Madem geldik, Fuar selfie'si yapmadan olmaz dedik. İşin garibi, benim telefonumun ön kamerası ve kamera tuşu olmadığından, selfie çekemeyiz desem de; "sen bana bırak o işi" dedi ve bu fotoğrafı çekti bir kerede babam. Helal olsun, diyorum babama bir de buradan. :D 

Kısacası mutlu bir fuar gezisini, eli kolu dolmuş ve kütüphanemize 14 tane yeni kitap almış olarak bitirdik Pazar gününü. Etkileri bu hafta hala sürüyor. Geçmez etkisi, kitaplar bitse bile... 


Ve 13. Bursa Tüyap Kitap Fuarı'ndan Almış olduğumuz Ganimetlerimize Gelecek Olursak;


Yapı Kredi Yayınları, listemde uğrayacağım en baş sıralarda geliyordu zaten. Fuarın da hemn girişinde idi şansımıza... Bu yaşıma gelip de, doğru dürüst bir Yaşar Kemal ve Sabahattin Ali Romanları okuyamamış olmanın eksikliğini hissediyordum epeydir. O sebeple bu fuarı beklememin en büyük sebeplerinden biriydi, bu iki yazarın kitaplarını alabilmek...

Yapı Kredi Yayınlarından %30 indirimli olarak aldığım kitaplar; 

Yaşar Kemal-Yılanı Öldürseler
Yaşar Kemal-Tek Kanatlı Bir Kuş
Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali-Kuyucaklı Yusuf

Evet sonunda bu kitapları okuyacağım için, epey mutluyum... Yakınlarımdan temin edemediğim ve böyle bir fırsat elime geçmediğinden, bu zamana kısmet oldu ancak.. :) 



Ve İkinci uğradığımız yer, Can Yayınları Oldu. Sebebi ise, bu küçük güzel; Küçük Prens'ti. Antonie de Saint-Eupery'nin herkesten duyduğum, ancak bu yaşıma kadar okuyamadığım bir kitaptı. Açıkçası çok fazla beğeniyle bahsedilen kitaplardaki en büyük korkum, çeviri sebebiyle beğenmeyecek olmak. Çünkü daha önceden başıma geldi. O sebeple, Cemal Süreya ve Tomris Uyar'ın çevirisiyle, bu sene Can Yayınları tarafından Küçük Prens'in yayımlandığının okuduktan sonra listeme eklemiştim öncesinde... 

Şimdi tek merakım, okuduktan sonra, benim de favori kitaplarım listeme girecek mi? Ben çevirisini yapan iki önemli yazarımıza epey güveniyorum doğrusu... :)


Listemdeki kitaplardan aldıktan sonra, Epsilon'un kampanyasına geri dönüş yaptık. Ki sebebi, 3 kitap 12,5 tl kampanyasıydı. 2 sene önce April yayınlarının 3 kitap 10 tl kampanyası vardı, bu sene de Epsilon yayınlarının 3 kitap 12,5... Onca kitap arasından, ilgimizi çeken bu 4 kitaptı. Eh olmuşken 4 olsun madem dedik, kampanyanın üstüne biraz ekledik ve bu 4 güzeli aldık, Epsilon yayınlarından...

Patry Francis-Yalancının Günlüğü
Jessice Brockmole-Mektubunda Diyorsun ki
Carol Shields-İyilik
Filiz Akın-Lezzete Merhaba

Bu 4 kitabın da sahipleri belli. İçlerinden Filiz Akın ve Jessica Brockmole'u annemle bana aldık, diğer iki güzel de ablam ile bir arkadaşıma ait.... :)


Ve Gelelim Fuar'ın Sonundaki Güzel Tanışmaya;


Fuardan alacaklarımız bittikten sonra, üst resimde gördüğünüz üzere Yeni Kuşak Enstitüleri Derneğinin standında imza vermek üzere bulunan Nadir Gezer ile tanıştık. Babam kendisini görmüş bilirmiş, "Bir selam verelim, sen tanıyor musun Nadir bey'i" dedi. Ben "Hayır" deyince. "Kendisi iyi bir yazarımızdır." dedi. 

Başta selamlaştıktan sonra; babamla Nadir Bey sohbet ederken, yan standdan bir yazar beni "kitabımla ilgilenir misiniz?" diye sohbet etmeye çağırdı. Ben, o bey ile yazarlık hakkında sohbet ederken, Nadir bey'in kitabını yazarken yardımda bulunan dostu duymuş beni. "Nadir bey ile duyduk, Nadir bey size kitaplarını hediye etmek istiyor." deyince takılı kaldım bir an. Akülü sandalyemi zaten sohbette bulunduğum yazardan babama çevirmiştim o sıra. Nadir bey, kendisi gibi yazar ve şair olan eşinden bahsetti bana. Ve yazar olmak istediğimi duyduğunu söyledi. Eşinin de bir rahatsızlığı esnasında çıkardığı şiir kitaplarından hediye etmek istediğini söyledi. Ben "kabul edemem." desem de, Nadir bey "eşinin de kendisinin de mutlu olacağını" söyledi. Bana imzalarken de, sonrasında da biraz eşinden bahsetti. Ayten Gezer'den. İyileşme sürecindeymiş kendisi, acil şifalar olsun inşallah. Nadir beyi tanıdığıma çok mutlu oldum. O kadar hoş sohbet ve güler yüzlü biri ki, çok memnu olduk babamla. Gönlünden koparıp bana hediye ettiği kitapları da, hoş sohbetini de, ömrüm boyunca unutamayacağım. :)

Bir de söz verdim kendisine; kitaplarım çıkınca Nadir Bey ve eşi adına imzalayıp bende onlara göndereceğim. İnşallah Allahım o zamanlarda ayağa kalkmış şekilde, ellerimle götürebilmeyi nasip eder de bana... :)


Nadir Gezer'in, Eşi Ayten Gezer'in benim için imzaladığı şiir kitapları;

Yeniden Doğmak
Türkü Baba
Güneşi Paylaşmak... 

Yaşadığım bu güzel anları ciddi anlamda unutamayacağım...


Ve bir de unutmadan bu iki kitap var, Nilüfer Belediyesinin destek verdiği yazarların kitaplarıymış. Son 2 kitap kalmıştı ellerinde; bu iki kitap da, yazarlarının Bursa üzerine yapılan araştırmaları ve nicesini içeriyormuş. 

Yaşadığımız şehre dair de birşeyler bilmek gerek dedik bizde, tanıtım standından bilgi aldıktan sonra. Bu iki kitap ücretsiz, sadece bir form doldurduk aldığımıza dair. Bunun yanında, birçok kitap ayracı ve bir de tanıtım gazetesi ve broşürleri verdiler bir de sağolsunlar...


İste böyle güzel ve dolu dolu bir gündü... Kitaplarla dolu dolu geçen bir gün, hiç boşa geçmiş sayılır mı? Fuar gezimizin sonunda, tüm elimize geçen kitaplarımızın beraber görünüşü de üstte görülen resimdeki gibi. Hepsi sıra sıra okunsun ve okuduğumuz hayatlar da çook olsun. :) 

Babama, anneme ve fuarı gerçekleştiren herkese teşekkür ederim. Nice nice okuma yazılarımda da görüşmek dileğimle. Okuduğunuz için teşekkür ederim... :)

Not; Bence en güzel alısveriştir, kitap alışverişi. Her alışveriş güzeldir ama, kitap alışverişinin de bende kendine has hazzı vardır. Birçok hikayeyi önce eve, sonra da zihinlere ve hayal dünyasına taşımaktır.. Bol okumalı günlerimiz olsun...

20 Mart 2015 Cuma

13. Bursa Kitap Fuarı Açıldı... :)


Senenin beklediğim en güzel zamanlarından biri, yine geldi çattı işte. Yazısı geç bile kaldı esasında. :) Geçen sene gidememiştim ama, bir önceki sene oradaydım. 1 tek gündü yine benim için, ama çok güzel bir gündü. Senenin o malum haftası, Kitap Fuarı haftası gelince, tek bir gün ayarlayıp kendimize gidiyoruz fuara. O standların arasında kaybolabilmek, o kadar güzel ki benim için. :) Bu seneki gidiş günümüz de, hayırlısıyla kısmetse, 22'sinde gerçekleşecek. Heyecanlıyım, annem ve babamla standlar arasında dolaşacağımız o günü bekliyorum doğrusu... :)



Gitmeden önce yazmıştım yine, 2 sene önce. Yazısı burada... 11. Kitap Fuarı'nda; Kahraman Tazeoğlu ile karşılaşmak ve küçük bir sohbet etmek, o fuardan beklediğim en büyük istekti. Muradıma da ermiştim, fuar yazımı da yazmıştım sonra. Ki 2 sene önceki o fuar gezimizin yazısı da burada... :)

Bu sefer de, 13. fuar oluşu yazmama sebep oldu. 1-2 senedir, 13 sayısının karşıma çıkışına şaşırıyorum. 13 uğursuz derler vs, bir ara bende inanırdım buna. Ama Allaha şükür bu zamana kadar uğursuzluğunu görmedim. Kaderde yazıyorsa veya hayırlısıyla bilemem tabii, ama Allahım herşeyin hayırlısını yazsın yine de... Bu sene de devam ediyor 13 sayısının karşıma çıkması. Üstelik uğursuzluktan çok, uğur bile getirdiği oldu. İyi olaylara vesile olduğu, güzellikler sunduğu... :)

Bu 13 sayısının mevzuusunu, burada açmayacaktım esasında ya; neyse, daha sonra ayrıntısıyla da açarım ben bu konuyu...

14'ünde başlayan 13.Kitap Fuarı 22'sinde son buluyor... Ben 22'sinde orada olacağım inşallah. Sizler kendinize gün belirlediniz mi? Gitmeyi düşünüyor musunuz? Ben senelik kitap alışverişini oradan tamamlayanları biliyorum. Ve bu sene de benim için çok güzel olacağını şimdiden tahmin edebiliyorum.  Son 2 gün, heyecan dorukta... :)

Ve bu sene fuardan beklentim; Ayşe Kulun ile tanışmak ve kampanyaları yakalamak ve eve okumak istediğim kitaplar listemdeki kitaplar ile dönebilmek. :) Bir sürelik kitap eksiğimi giderebileceğime inaniyorum yine. Hepimiz için güzel bir haftasonu olabilmesi dileğimle, mutlu haftasonları...


Not; Yazıdaki resim, Google Görsellerden alıntıdır...

18 Mart 2015 Çarşamba

Ne Ara...?


Hayatın kendisi birçok sorgulama hadisesi ile doldurulabilir kapasitede biliyorum ama; bazen çok sık soruyorum hayatıma dair, Ne ara buralara geldik? Ne zaman bu kadar zamanı geride bıraktık? Bu sıra, yine sık sık kendimi tekrarlar vaziyetteyim. Kağanım beni ve bizi bir üzüyor, bir şaşırtıyor çünkü... :)



Mesela; geçen haftanın ardından, bu hafta biraz daha olumlu geçiyor günlerimiz. Asiliğimiz, biraz azalmış durumda. Bu hafta Pazar günü; annesi bizimle kaldı, sabahtan işine bizim evden çıktı gitti. Gece de rahat uyuduk, sabah ağlasak da biraz susturmak ve ferahlatmak daha kolay oldu Kağanımı...

Pazartesi günü, Yalova'ya Aktif Fizik'e gittik. Tedavi sonrası, giriş koridorunda oyunlar oynarken Kağan beyle, ister istemez düşündüm; ne ara hayatımıza girdi de, büyüdü yeğenim? Sanırım bu şaşırmam hiç geçmeyecek. Zevk bile alıyorum, sorgulamaktan. :) 


2,5 sene oldu Kağan'ım hayatımıza gireli. Değişik pozlar da vermeye başladık bu sıra yine ve daha çok. Üst resimdeki halimiz, poz vermelerimizden biri mesela. Maşallah, öyle de güzel hakim oluyor ki an'a. Ben çekene kadar bekliyor, bir de gelip kontrol ediyor. Beğenmez ise, olmadıysa tekrar geçiyor eski yerine... İnsan ister istemez; "bak bak şuna, neydi ne oldu sıpa..." diyor işte. :)


Sonra bir de annanne ile poz vermelerimiz var tabii. Bazen istiyor bazen istemiyor. Üstteki fotoğraf nadir olarak, yanında kabul ettiği fotoğraf... Beyefendi, tekli fotoğraf çekmelere de tutuldu bu sıra. Telefonu önümden çekip alıyor, kamerayı açıp bana uzatıyor "Çek, çek" diye. :) O da teyzesine alıştı, "Al al, kendi rızamla çek bari. Madem kurtuluş yok senden!" mantığını kullanıyor bana karşı artık. Akıllı çocuğun hali başka maşallah... :D


Ve son olarak; Annanneyi koltuktan kovmaya çalışma çabaları esnasında gıdıklanmaya tabii tutularak gafil avlanan Kağanımın anneannesi ile oyun haliyle son verebilirim yazıma. :) Ne ara büyüyecek Kağanım diyorduk, büyüyor. Ne ara yürüyecek diyorduk, yürüyor. Ne ara konuşacak diyorduk, bülbül gibi şakıyor. Allahım bozmasın, hepsine bin şükür. Ama çenesi bir açıldı kuzunun, pir açıldı.  İngilizce sayılar saymaya da başladık bu sıra, maşallah... Haftaya çok şükür iyi başladık. İyi bitirelim diliyoruz... :)


Ve bir haber vermek istiyorum;

Ben bu sıralar, çok sorguluyorum ve çok düşünüyorum yine. Hayatımı sorgulamadan geçirmeyi istemem de şahsen. Sorgulamak; acısıyla tatlısıyla bugüne kadar olan hayatı içine sindirmek demektir. Sorgulama, nereden nereye geldim demektir. Ve ben, çok üzüldüğüm ve sevindiğim anılarımı tamamen sorguluyorum daha çok. Aklıma geleni yazıyorum, bu olur bu olmaz diye kafamda kurguluyorum. Bir hayalim için, daha çok çabalıyorum bu ara...

Ne ara, bu noktaya varabildim bilmiyorum. Ve ertelediğim ve geciktirdiğim onca zamana biraz kızıyorum bu arada. Ve bunu da biliyordum, başlayabildiğim zaman hayalime "o bile büyük bir ferahlık ve sevinç dolduracak" diyordum. Ama ne ara, bilmiyordum. Meğer o ara, bu araymış. 2015 uğurlu mu geldi acep, ulaşır mı hayaller gerçeğine? Ne dersiniz? :) 

Bir yerden başlayalım iyi haberlere diyorum; nasıl başlayacağım derken başladım gibi nihayet. Ama dillendirmeye korkuyorum. Hayırlısı diyelim o vakit, hayaller ve rüyalar gerçek olsun inşallah... :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...