14 Haziran 2014 Cumartesi

Not Aldım Veya Not Ettim - #14 - #DetaycıyımBiraz


Not Almak Veya Not Etmek... Bu yazı dizisinde hayatımın içinden not aldıklarımı, sevdiğim veya hoşlanmadığım şeylerden not ettiklerimi, düşüncelerimi ve kaydetmek istediklerimi göreceksiniz... :)

Daha önceki "Not Aldım Veya Not Ettim" yazısı altında notlarımı okumak isterseniz buraya tık tık... :)


Finaller, haftasonu, Kağan ile koşuşturma, Yaz temizliği derken; Not Aldım Veya Not Ettiklerimi yazmaya ancak fırsat bulabildim. Bakalım 2-3 hafta boyunca yazamadığım zamanda, ne gibi notlar almışım... :) İyi okumalar...


Detaylara fazla takılıyorum bazen...

Bunun fazlaca farkındayım ne yazık ki; benim detaylara fazla takılan yapım ortaya çıkıyor bazen. Aslında bu her zaman mı oluyor bilmesem de, bazen çok takıldığımı ben dahi hissediyorum. Ve bunu çevremden güvendiğim insanlara sorup da, "Evet bazen detaylara ve ayrıntılarına fazla takılıyorsun. Yazılarından belli oluyor." demesi hoşuma gidiyor. Böyle söylendiğinde hiçbir sorun yok benim için. Ben arkamdan konuşulmamasını tercih ederim. Gerçi arkamdan konuşanı, zaten dostum sayamam.  (Buyrun yine detaya takıldım işte) :)


Bazen birşeyi yazarken, "Şöyle oldu, ondan önce böyle olmuştu, bak aklıma geldi bir de bir zaman şöyle olmuştu" gibi, uzatmalarım uzuyor da gidiyor. :) Ama buna engel olamıyorum da bazen. Sinirli olduğumda veya bir şeye kafam takıldığında, veya üzgün olduğumda duygularım dışarıya taşıveriyor tüm yoğunluğuyla. Sırların dışarı taşmasından bahsetmiyorum. Ben detaylara takılmamdan bahsediyorum. Lütfen konumuza geri dönebilir miyiz? (Sanırım kendi kendime konuşmaya da başladım. :) )


Diyeceğim o ki; detaylara takılmamaya karar verdim bu sıra. Herşeyi bir plan altına almaya ve kontrolü elimde tutmaya çalışıyorum bir süredir farkındayım. Bu egzersizlerimi aksatmadan yapmamda tamamen yardımcı oluyorsa da, yazı yazarken kontrolden çıkabiliyor bazen. Detaylara takılma problemim, sanki derslere yoğunlaşmadan önce daha az gibiydi. Karar aldım, dersler ve sınavlar da bitmişken, kendime zaman ayırmayı ön planda tutmalıyım. Kitaplarıma ve defterlerime odaklanıp, detaycı ve herşeyde plancı yanımı biraz olsun susturmaya çalışacağım. :)

Rüyalarım seyir değiştirdi yine bu ara...



Dönem dönem rüyalarım seyir değiştirir benim. Bu sıra da aynı oldu. Bir öyle rüya görüyorum, bir böyle.
Bazen hayallerim ile ilgili görürüm rüyalarımı sık sık, bazen de değişik ve hayalgücümün sınırları zorlayıcı rüyalar görürüm...

Dün bir rüya gördüm mesela, Sabah hayrına anlatıyorum okuyucu; (Hayırdır inşallah) :)

Böyle kocaman bir kütüphane gibi eğitim yerindeyim. 
Öyle bir yer ki ama, görsen hayret edersin. 
Dünyanın hangi şekle bürününce nasıl hale geleceğinden,
Sınavları dert etmeyip, okula gelen öğrencilerin olduğu,
Öğretmenlerin ise ciddi anlamda öğretmek için ders verdikleri bir yermiş... :)

Hiç boş öğrenci yok içinde mesela. 
Bir odaya giriyorum, bir öğrenci bir görsel hazırlamış. 
Son teknolojinin olduğu bir odaymış bu. 
Görseli yaklaştırıyorum, dünyanın bir sürü olayın biraraya geldiğinden sonraki halini gösteriyor bana.
Kıpkırmızı bir dünya bu dünya, ve içinde katmanlar kıpkırmızı.
Özelliklerini, yapısını okuyoruz. Çok inandırıcı ve gerçekçi geliyor bana. 
Başka bir odaya giriyorum; psikoloji dersi işleniyor. Başka bir odada coğrafya, başka bir odada başka bir ders. Oturup hocalarla gülerek ve eğlenerek ders işliyoruz. Hiçbirinde sıkıntı yok, hiçbirinde sıkılan öğrenci yok. :)

Sınav telaşı olmadan bir eğitim yeri olsa keşke öyle dedim bu sabah uyanınca. :) 
Çok güzel değil mi ama? :)

Sabah anneme anlattığımda, "Kırmızı uyarıcıdır. Güzel görmüşsün." dedi. "Acaba böyle bir yer aç mı diyor rüyam anne?" dedim bende. "Yok o kadar da değildir Didem" dedi annem de bana gülerek. :) 
Düşünün rüyalarımın nasıl etkisinde kalıyorum


Annemin teyzesi (Aslında bizim dediğimizle halamız) çok güzel bir laf söyledi geçenlerde, bende bu lafı not aldım; :)

3 hafta önce İstanbul'da yaşayan Mercan Halamız ve eşinin bizim apartmanımıza taşındığından bahsetmiştim. :) 3 haftadır gayet iyi gidiyoruz. Halamın sağlık durumu daha iyi gibi gözüküyor bize. Kendisi 3-4 ay'a yaklaşık süredir hasta. Umarım çabuk toparlar da, tedavilere daha güzel sonuçlar verebilir... :)


Geçen haftaydı sanırım, halamlar bizde iken ve otururken, bir sohbet konusu açıldı. Ve halam şöyle derler dedi; "Birini tanımak istiyorsan, ya onunla alışverişe ya da seyahate çık, ya da otur onunla yemek ye. Bir kişiyi ancak öyle tanıyabilirmişsin." Güzel ve doğru söz değil mi? :)

Ben bu sözü şöyle biliyordum; "Birini tanımak istiyorsan, onunla mutlaka bol bol yolculuğa çık." Alışveriş ve yemek yemek de mantıklı.

Nereden çıktı ki diyeceksiniz. Ama ben detaycı ve duyduklarımı düşlemeyi seven biriyim, dediğim gibi. Ve cidden halam deyince düşündüm;

"Tanıdığımı düşündüğüm birkaç kişiyi hiç ama hiç tanımadım ki ben. Sadece onların bana gösterdikleri kadarını görebildim."

Ama aynı zamanda "Tanımak için çabaladığım ve aynı amaçlar uğruna bir araya gelip tanımaya yöneldiğim kişiler var. Boş yere birbirimizi tanımak için karşılıklı bir girişim içinde bulunmayanlar için canımı sıkmam cidden boşa. Çünkü onlar benim görmek istediğim ve onların bana gösterdikleri kadarlar benim hayatımda."

İşte bu... :)


Bu Haftanın Şarkısı; İrem Derici - Kalbimin Tek Sahibine...




Bu yazıyı şarkıyla bitirmek alışkanlık oldu artık. Her ne kadar 3 haftadır yazamadıysam bu yazı dizimi, yine eskisi gibi yazabileceğimi hissediyorum. Şükür dersler ve sınavlar bitti, umarım bir daha ayrılmam yazı yazmaktan... :)

Bu haftanın şarkısı; benim için İrem Derici idi. Kalbimin Tek Sahibine demiş. Uzun zamandır sanırım, düğünlere yakışacak şarkı yapan olmamıştı. Bana öyle geliyordur belki de. Ama 2014 yazında evlenecek olsaydım, düğünde ilk dans şarkım yapardım. Ve müthiş bir hatıra olurdu... :) Kalbimin Tek Sahibine parçasını paylaşıp kaçıyorum o zaman. İrem Derici'ye selamlar olsun... :)

Sevgilerimle...


Not: Yazıdaki resimler internetten alıntıdır. Atlı resim 1000 parçalık bir puzzle resmidir. Hepsiburada.com'da puzzle bölümüne bakarken, beğenerek alıntı yapmıştım. Karmaşık ve detaylı, ama detayları çok güzel bir puzzle. Bu puzzle'ı yapıp, evimizin bir köşesine asmayı isterim. Salona da, odaya da çok yakışacağını düşünüyorum... :)

13 Haziran 2014 Cuma

Dünya'mıza Hoşgeldin İnci'm



Dünya'ya bir bebek geldi bugün, bir melek daha... Dayımın ve yengemin kızı doğdu sonunda. Güzel bir bekleyişimiz daha amacına ulaştı. Ve İnci'm, Kuzi'm doğdu sonunda... :) 22 yaşımda iken bir kuzenim daha oldu yeniden. Bu çok güzel bir duygu, söylemesi garip olsa da... :) 


Bugün içimiz kıpır kıpırdı sabahtan beri. Sabah annemle beraber, mutluluktan gözyaşı dökme durumları yaşadık. Hala da ara ara doluyor gözlerimiz... Hayatta böyle güzel heyecanlar var ki, insanın yüzüne kocaman bir gülümseme sebebi veriyor. Kağan'ımda da böyle olmuştum, hatırlıyorum. Allaha şükür, bize böyle güzellikleri nasip ettiği için... Yaşamı güzelleştiren nice anlardan biri bu da... :)

Sabah uyandık uyanalı heyecanla beklemeye başladık, Antalya'dan gelecek her bir haberi. Uzaktan haber bekleyişinde olmak da zor. Şimdi yanlarında değiliz maalesef. İnşallah 1 ay sonra kuzi'min yanında olacağız... :) 

Bu sabah 11 sularında girdi ameliyata yengem, sonra 12'ye doğru iki kişi çıktı o ameliyattan. Ben yine bugün bu olgunun ne güzel bir şey olduğunu düşündüm. Ve aklıma 2 sene önce ablamın Kağan'ımızı dünyaya getirdiği gün geldi sık sık.. Yengemin de, minik kuzimin de maşallah sağlıkları yerinde; şükürler olsun. Allahım ailelerini ve büyük ailemizi hep mutlu kılsın... :)


İnci'miz...

Bu heyecanımı paylaşmadan edemezdim. Hayatımızın bir parçası artık İnci'm. İnci Annannemin adıydı. İnci'mizin de Babaannesi yani... Annannem çok güler yüzlü ve iyi yürekli bir insandı. Kimin annannesi kötüdür dersiniz belki; ama ben annannemi ciddi bir sebeple sevmeyen birine hiç rastgelmedim. Annannemin adını yaşatmak istediler, doğan kuzi'mle dayımla yengem... Dilerim Annannem yattıkça, Allahım İnci'mize sağlık ve mutluluk dolu uzun bir ömür versin. Ve gerek annannemin gerekse de tüm çevresindekilerin güzel huylarını alsın İnci'miz... :)

Kısacası; benim ve ablamın küçük kuzisi, annemin küçük yeğeni ve dayım ile yengemin de küçük kızı olan İnci'miz doğdu bugün. :) Dilerim adıyla, mutluluk ve sağlıkla yaşar anne ve babasıyla... Allahım İnci'mize ve tüm yeni doğan bebeklerimize baht açıklığı ve yaşam güzelliği nasip etsin. :)

Hayatımıza ve Dünya'mıza hoşgeldin İnci'm... :)


Son olarak; Bu mübarek Cuma gününde dualarımız kabul olsun. Allahım tüm bekleyişlerde olanlara, güzel sonuçlar nasip etsin. Allahım hepimize bu güzel günde sağlık ve mutluluk nasip etsin. Mutlu günler olsun... :)

11 Haziran 2014 Çarşamba

Benim Açımdan Kısa Saç Mevzuu


*Bol resimli bir yazı olacak, haberiniz olsun. İyi okumalar... :)


Kendimi bildim bileli uzun saç delisi biri olduğumu düşünürsek, nasıl oldu da kısa saça olur gözle bakmaya başladım ve "artık bir süre kısa saç kullanmayı düşünüyorum" dedim; ben bile hayret ediyorum... Bu yazımda bu mevzuu'yu yazmak istiyorum. Beğendiğim kısa saç modellerinden yola çıkarak, kestirdiğim saçı göstermeyi böyle bir yazı ile uygun gördüm. Umarım kısa saç kestirmeye benim gibi yeni uyum sağlayabileceğini düşünenlere de yardımcı olabilirim... :)

Üstteki resim; uzun saçıma veda etmeden 2 gün önce çekindiğim resim. :) Geçen sene Temmuz ayında kestirdiğim kısa saçtan 1 sene sonra uzamış olan miktar az bile bu sene, geçen sene belime kadar uzamıştı... Benim saçım çok çabuk uzayan cinsten bir saç. Ama çok kısa saça alışık olmadığım için bu sefer az uzadı sanırım. Bir önceki saçım omuzlarıma dökülmek üzere bir kesimdi. Şimdiki saçım ise, boynumu tam olarak kapatmıyor. Küt gibi bir kısa kesim...


İlk olarak bu sene kısa saç kestirmeyi kesinlikle kafama koyduğum zaman, beğendiğim saç modellerinden biri buydu. Saç rengi ve yüz stili olarak resimdeki kişiye benzediğim için, bu stil uygun geldi sanırım. Benim şimdiki saçım bu yapıda oldu işte. Sadece benim saçımın altları kıvrık. Ve sanırım boynum da epey kısaymış, bu resimdeki gibi gözükmüyor. En alta koydum resmini, bu Cumartesi (07.06.2014) kesilen saç stilimin... :)

Benim gibi düz ve siyah saça sahipseniz ve uzun çeneli bir bayansanız; saç kesimini yüzünüze göre ayarlamak çok önemli bir nokta. Nedeni basit, hem rahat kullanmak hem de elmacık kemiklerinizi ve çenenizi tam olarak ortaya çıkarmamak için. Rahatsızlığım dolayısıyla, ne anneme ne de bana kullanım açısından sorun çıkartmayacak ve aynı zamanda da beğenerek kullanabileceğim kısa bir model istedim bu sefer, üstteki model en uygun geleniydi. 



Ama bir üst resimdeki modelin yanı sıra, diğer resimlere de baktım tabii ki. Rihanna'nın bu modeli de umursanmayacak gibi değil. Kısa saç kesimi; görünüşe gelince herkese kestirilebilir gibi görünse de, her kuaför işini güzel yapabiliyor diyemeyiz; her iş sahibinin işini iyi yapmadığı gibi... Ama işini önemseyerek ve severek yapanı bulduğunuzda, bu bir doktor da olabilir kuaför de; canınızı ve saçınızı veya herhangi bir noktada güveninizi ortaya koyabilirsiniz. Bu hafif bir nokta değil, işin ehlini bulmak her zaman için iyidir bence... :)


Beğendiğim modellerin içinde en uzun saç modeli bu model gibi gözüküyor. Aslında şimdi bakınca benim kestirdiğim modelin, önden görünüşü aynı üst sağ'da göründüğü gibi. Sadece o bayanın boynu benden daha uzun olduğu için daha güzel görünüyor. :) 

Bizim gittiğimiz kuaförün iyi kuaför olması biraz tesadüf oldu; ablamların oturduğu semtte düz girişli bir kuaför ararken, yol üstünde görüp de girdik Cumartesi günkü finallerim sonrası... Gittiğimiz kuaför dükkanının, sahibinin ikinci dükkanı olduğunu ve 35 yılı aşkın bir süredir kuaförlük mesleğinde çalıştığını öğrendik. Ben bayana, "Erkek gibi kısa olmasını istemiyorum. Saçımın yoğunluğu biraz kalsın." dedim en üstteki kısa saçı gösterdikten sonra. Bayan da, "Zaten sana çok seyrek yakışmaz." dedi. Ben en üstte gösterdiğim kısa saç kadar kısa kesilebilir mi dediğimde de, "O kadar kısa kesemem, elmacık kemiklerin ve uzun yüz tipin ortaya çıkar." dedi. Haklıydı da...


Ellerine sağlık bayan güzel kesti. İlk kesildiğinden sonraki akşam banyo öncesinde saçım böyleydi. Evet biraz kabarık ve şekilsiz normal olarak. Aslında fön çektiler, ama çabuk söndü. Bu haliyle, biraz kaba buldum eve gelince; gerek elmacık kemiklerimi çıkık buldum, gerekse de yanaklarım çok kilolu geldi. Sizce de öyle değil mi? :)

Banyo sonrasında daha güzel ve rahat geldi. Kesim sonrası saçların yıkanmasıyla ortaya çıkıyor gerçek. Ne bir yamukluk var, ne de alakasızlık... Bursa'da olanların gitmesini tavsiye edebileceğim bir kuaför diyebilirim. Tabii bir kesimde anlaşılmaz, annem de kestirdi ve biz ikimizde memnun kaldık... :)


Ve ertesi gün, yani Pazar günü; kahkülümü toplamış vaziyette iken arabada resim çekindiğimde, "Gerçekten istediğim gibi olmuş." dedim... :) Bana göre, bir bayanın kendi saçını ve görünümünü beğenmesi önemli. Bu iç huzur için de, kendine güven duyarak dimdik durmak için de önemli. :)

Velhasıl, bir kısa saç kestirme hikayesiydi bu. Umarım sıkılmamışsınızdır ve okurken birkaç fikir verebilmişimdir sizlere. Siz siz olun kendi pişmanlığınızı yaşayın, böyle daha mutlu olursunuz. Geç olsa da kısa saça yanaştığıma, annem de mutlu oldu babam da. :) Ama ben onların istediği zamanda, inat etmeyip uzun saça erkenden veda etseydim; benim için büyük bir pişmanlık olacaktı. 

Açıkçası eskiden daha çok önem veriyordum bu durumlara. Şimdi bu kadar uzun uzun inceliyor olsam da yine bu saç mevzuunu; eskisi kadar takılmış değilim artık. Ben biraz zayıflayıp ayağa kalksam da, saçlarım bundan böyle kısa olsa da olur diyorum; Allahım daha başka dert vermesin inşallah... :)


Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sevgilerimle... :)

9 Haziran 2014 Pazartesi

Fotoğraflarla 1 Haftam - #52


Fotoğraflarla 1 Haftam, her biten haftayı değerlendirmeye çalıştığım bir yazı dizisi. Bu yazı dizisi kimi zaman o haftayı nasıl geçirdiğimi düşünmemi sağlıyor, çoğu zaman da resimlerle sakladığım anılara dönüp baktığımda yazdıklarımla yeniden geri dönüyorum bu yazı dizisi sayesinde...

Diğer Fotoğraflarla 1 Haftam yazılarım için buraya,
Daha fazla fotoğraf için de İnstagram hesabım burada... :)


Finallerimi bitirmiş halde karşınızdayım bu hafta başında. :) 1 seneyi daha bitirmiş bulunuyorum, bir dahaki dönemin başlangıcına kadar rahatım... Sınavlarım şükür iyi geçti. Dilerim sizlerin de sınavları iyi geçmiştir, ya da geçiyordur... :)

Geride bıraktığımız hafta nasıl geçmiş bakalım o zaman... :)




Haftaya gerek Kağan'ım gerekse de ben, böyle düşünceli bir giriş yaptık. :) Malum sınav haftasıydı benim için geride bıraktığım hafta, "Zamanı gelse de bitse" dedim dedim durdum. "Bir şeyi çok tekrarlarsan olurmuş" misali, haftasonu geldi de bitti bile sınavlar. Bu seneyi de kurtarırız inşallah. Geçen senenin 1.döneminden kalan şartlılarımın, tekrar şartlı olarak geri dönmüş olması sebebiyle, kurtarılması bu dönemimin not ortalamasına bağlı... :) 

Ne kadar çok konuştum yahu, yazamayınca birkaç gün böyle oluyorum işte. :) Kağan'ım yukarıdaki resimde, dalgın dalgın reklam izliyordu (maşallah kuzuma). Kağan azı dişlerden 2'sini daha çıkarıyor olduğundan, zorlu geçen bir hafta oldu maalesef. :/


Yaz ayında bu havaları yaşamaya devam ediyoruz. Yağmur zamanında yağmadı pek bu sene, barajlar geç de olsa dolacak gibi. Tabii bu bizim tahminimiz, bundan sonra biraz zor diyorlar... Ama Haziran ayında bu havayı da görmek varmış işte. :) Neyse yaza kadar kilolardan kurtulma vaktimiz uzamış oldu böylece, vardır bunda da bir hayır... :)


Ve Cuma günü, ablamlara gitmeden önce bu fotoğrafı paylaştım İnstagram hesabımda. Çünkü haftasonu saçlarıma kıymanın vakti olduğunu düşünüyordum, hazır dışarı çıkmışken. :) 

Bu saç kestirme isteğim birkaç aydır vardı. Aslında son kestirdiğim Geçen sene Temmuz ayından sonra uzayınca, kısa saç kestirme merakım yeniden gün yüzüne çıktı. Ben ki, öyle çok severim ki uzun saçı, ama sanırım şu kısa saçı kullanınca bazen alışkanlık yaptığı doğru. :) Dehşet içindeyim inanın ki. :) 

İlerleyen günlerde bu konudan bahsedeceğim, o yüzden çok uzun yazmıyorum bu konuda. Ama saçlarım artık kısa, bakınız aşağıda... :)


Son olarak, saçımın kısa halini gösterip kaçayım o zaman. :) Uzun zamandır en kısa kesilmiş hali oldu bu saçımın. Ben "Biraz daha bile kısa kesebiliriz" dedim ama, "kısa kesersek yüzünün tüm uzunluğu ortaya çıkar." dediler. Ben işte bu sebepten kısa kestirmiyordum zaten. Ama yine de yüzümün tombulluğu çıkmış gibi bence. Sizce? :)

Ve ben beğendim, sonuçtan memnunum. Annemle saçımızı kestirdiğimiz yer, işini bilen bir yerdi. Şükür kuaför mağduru olmadım yani. :) Yakışmış mı diye sormadan edemeyeceğim sizlere. Nasıl olmuş, yakışmış mı bana kısa saç? :)

Mutlu bir hafta diliyorum yine hepimize... :)

6 Haziran 2014 Cuma

Sağlıklı Yaşamak Ve Beslemek Üzerine - #2


Sağlıklı Beslenmek Üzerine Yeniden yazmaya başladım burada...

Sonra da; Sağlıklı Yaşamak Ve Beslenmek Üzerine diyerek ilk kez burada yazdım Mayıs'ın sonuna doğru... 

Şimdi sıra geldi ikinci yazıya. :) 

Ben bu yazı dizimde şunları yazmayı amaçlıyorum; Sağlıklı Yaşamak ve Beslenmek Üzerine duyduğum gördüğüm ve bildiğim şeyleri not almak ve bunları hayatıma ve hayatımıza aklımıza yattığınca en iyi şekilde yansıtmak... :)


Bu yazımızın konusu, Selülitler... :)


Selülitler Hakkında

Yaz gelmesi gerekirken, bir türlü gelemiyor bu sıra. Ama yine de bizler, özellikle de bayanlar, yaz için şimdiden selülitleri giderme telaşına girdik. Portakal yüzeyi görünümdeki selülitlerinden kurtulmak, birçok hanımın hayali. Birçok blog yazısında ve forumlarda da Selülitler ile ilgili yazılara denk geliyorum bu sıra. Benim de derdim selülitlerle, atak sonrası hareketsiz kaldığımdan beri. Yaz gelirken, Selülitlere ve bacak ile kalça bölgesindeki kilolara savaş açma derdindeydim; 1-2 haftadır ki özellikle...


Selülitlere savaş konusunda ilk olarak, Gülben Show'da Eda Taşpınar'ın konuk olduğu bölümde doğal at kılı fırçasını gördüm. Ancak internette araştırdığıma göre bana biraz pahalı geldi. Diğer yandan, kişisel bakım ürünleri satan yerlerde 12-16 tl aralığında başlayan fiyatlarda bulunabiliyormuş. Ama bizim final sınavlarının olduğu haftasonuna kadar (Yani bu haftasonuna kadar) bir Avm'ye gitme ihtimalimiz yoktu. Arka plana atmam gerekti bu at kılı fırçasını...

Onun haricinde, doğal at kılı fırçasının kullanımı basitmiş; Eda Taşpınar'a ananaesinden kalan bir alışkanlıkmış. Vücudun sarkan veya selülit bulunan ya da sarkmasına gerek kalmadan korumamız gereken yerlerini, yer çekimine karşı durmak için, aşağıdan yukarı olarak taramalıymışız. Bu masaj; hem cildin sarkmasına karşı koruyor, hem de kan dolaşımını hızlandırıyor, ki bu da selüliti önleyen şey oluyormuş. Selülit bir dolaşım bozukluğu hastalığı sonuçta... Açıkçası bu yöntem bana ciddi anlamda olabilir gibi geldi...


Daha sonra Doğal at kılı fırçası işi olmayacak diye başka arayışlar içine girdim. Kadınlar Kulübü'nde kese ile aynı masajı yaptıklarını söylemişler. Ve başarılı olan da varmış bu konuda. Bakınız, burada... :)

Bende bu olabilir diyerek annemlere beyaz banyo kesesi aldırdım. Üstteki kesenin aynısı. Ancak fırsat bulup fotoğraf çekemedim ben...

Sabah akşam kuru cilde 5-10 dakika masaj yapmak üzere aşağıdan yukarıya sürterek kullanacağım. Cildim fazla hassas değil şükür. (Hassas olanlar için bu yöntem pek acılı olabilir ve kötü sonuçlar doğurabilirmiş) Ve sonrasında da nemlendirici krem kullanmak gerekliymiş. Benim gibi doğal at kılı fırçasından emin olamayanlar veya pahalı gelenler, öncelikle alternatif olarak kese'yi kullanabilirsiniz. Baktınız etkili geliyor, daha etkili olması için doğal at kılı fırçasını alarak da vücudunuzu tarayabilirsiniz... :)

Bu kese ile masaj yapma konusu bana işe yarayacak gibi geliyor ve tabii ki denemeye devam, işe yarayıp yaramadığını ileride göreceğiz... İş bir tek yediğine ve hareket etmene de bağlı bu vakitten sonra. Ki ben, 1 haftadır bu ikisine de daha çok dikkat etmeye başladım. Velhasıl bu durumdan da bir dahaki yazdığımda bahsetmeye başlayacağım, zira bir hafta geçmedi henüz kullanmaya başlayalı keseyi. Ancak vücutta ferahlama hissedildiği bir gerçek. Etki edeceğine de inanıyorum açıkçası... :)

Bu yazı biraz bilgilendirme yazısı gibi oldu, aslında hissettiğim etkisinden bahsetmeyi de isterdim. Ama ben kullanmaya başlayalı henüz fazla olmadı... :) Peki ya siz, bu kese ve doğal at kılı fırçası meselesini duydunuz mu? Peki ya kullandınız mı? Etkisini gören, bilen veya deneyimleyen var mı acaba? :)

Sevgilerimle.... :)

*Bu yazıdaki resimler, Google Görsellerden alıntıdır...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...