3 Kasım 2023 Cuma

İki Buçuk Aydır Yoktum, Geri Döndüm - Kasım 2023


Uzun zamandır doğru dürüst bloğuma yazmamamın sebebi, artık günlük tutmaktan bile uzak durmamın sebebi; bir kuşumun olmasıydı belki, onunla çok şey paylaşmak ve onunla yalnızlığımı kendi adıma eksiklik gördüğüm birçok şeyi paylaşmaktı belki. İyi ki... Yazdıklarımdan utanmamak için uğraş vereceğim bu yazımda, çünkü şu an ne hissedersem garip geliyor. Mavişi dün kaybettik, dün 2 Kasım 2023 01:00 sularında bu dünyadan göçtü. Kimine göre sadece bir kuştu, benim için arkadaştan öteydi. Mavişim, İyi Ki Vardın dedim dün; buraya döndüm yeniden...

* Bu fotoğrafta Mavişimin yattığı yer var, direkt yerini bir tek annem babam ben biliyoruz. Bu ağaçlar benim için daha çok anlamlı artık. Canımın içi kuşum, sevmek için can kan bağı aynı ırk aynı yaradılış olması gerekmiyor; sen daha net öğrettin. Mekanın cennet olsun, Rabbime şükürler olsun seni bana nasip ettiği için. Rabbim, zamanı gelince bizi cennetinde kavuştursun inşallah...


Yazmadıkça içimde tıkanıyor, iki gündür. 2,5 aydır yazamadım yine bloğuma ve hiç yazmaktan uzaklaşmadım ama onunlayken bazı şeyleri yazmaktan imtina eder durumda olduğum anlarım çok oldu. Onunla sessizce oturmak da yetiyordu, kusmak istediğim içimdeki nice öfkeyi ona bakıp "hayır ya, bu benimle kalacak; bunu yazıp kalıcı yapmayacağım." diyordum. Onu öpmek, onun kokusunu koklamak beni çok rahatlatıyordu. Çok sık görüştüğüm yazıştığım arkadaşım neredeyse yok derece olduğu çok anım oldu, hiç yalnız hissetmedim! Yalnızlığımı sevmek bir yana, onunla paylaşması çok keyifli idi... <3

Bugün o öldükten sonra ilk defa 3 saat gibi uzun süre evde yalnız kaldım. Odamda olsa dahi bana seslenirdi, ben neredeysem orada idi ki zaten! Bazen annemler evden acele çıktı da yanıma getirmelerini söylemedi isem mesela, öyle yanımda olmaz yine birkaç saat sonra geldiklerinde yanıma getirirlerdi. Öyle güzel bir dosttuk işte, sevdik sevdalandık birbirimize. Ayrılık acısı çekiyorum resmen, hiç de mantıksız gelmiyor ama kimine göre fazla geldiğini biliyorum. Beni anlayamayan insanların böyle güzel bir sevgiyi tatmadıklarına üzülürüm ancak, işte o kadar...


**

Tabii Maviş vardı yazmaya gerek duymadım değil sadece, Mavişim dört senedir benimle bizimleydi. Üstte de anlattığım gibi o benim öfkeli anlarımda yazıya sarılıp o öfkemi daha da büyütmeme engeldi. Hissediyordu her şeyi, kızgın olduğumda üzüldüğümde o sakinleştiriyordu beni. Dünden bugüne biraz da bu durum sebebiyle daha da az ağlamaya başladım. Özlüyorum, yokluğuna alışmam çok zor olacak, onu çok net hissediyorum...

İnstagram üzerinden paylaşımlara devam ettiğim üzere buraya yazmaya "yazamadıklarımı toparlamaya" bir türlü dönüş yapamadım. Yapmak istemedim galiba. Böyle dönmek nasip olacakmış demek ki, demekten alıkoyamıyorum kendimi... O kadar çok içimden gelmedi ki yani... İnstagramda video yapmak resimleri paylaşmak ve altına yazıp geçmek kolayıma geldi. Şimdi ise, Kasım böyle buruk gelmişken yazasım çok var...


Peki ben burada yokken başka neler oldu;

Bu yaz sonu Eylül başında yeğenimin sünnet düğünü oldu, çok güzel ve eğlenceli idi. Dışarıdan gelen akrabalarımız ve dostlarımızla, yanımızda olan ailemizle ve arkadaşlarımızla hem eğlendik hem de kavuştuk. O 1,5 hafta çok dolu doluydu şükür ki... Düğünümüzle ilgili görselleri buradaki ve buradaki gönderilerimde bulabilirsiniz...

Sonra düğün bitti, ben işten ayrıldım. 2 ay kadar çalıştığım işten ayrıldım ve kendi işlerime tekrar daha çok sarıldım. İşten ayrılma sürecimde çalışma stillerimiz ve birkaç fikrimiz birbirine uymadı. Ben de yol yakınken ayrılmak istedim ve helalleşip ayrıldık. Bir işe başlama, o iş için çabalama ve yapamadığımı & yapamadığımızı gördüğüm gibi de bırakma kararımı verip uygulamamdan ötürü kendimle hala gurur duyuyorum. Hiç pişmanlığım yok bu konuda, onunla ilgili bir açıklama yaptım sadece de. Şöyle bir yorum yapmıştım o zaman; "Kırgınlık ve üzüntü yok, sadece büyüyünce bazen olması gerekeni yapmanız gerektiğinde anlıyormuşsunuz. İşte bu kadar."

Eylül ayının ikinci haftasonu Ankara'da düğünümüz vardı, bir haftasonu da orada vakit geçirdik. Bana çok iyi gelen bir yolculuk olmuştu. O düğünümüze dair paylaşımımı da burada bulabilirsiniz. İrem ve Sinan çok mutlu şu an, Allahım mutluluklarını daim etsin inşallah... 

Sonra eve döndük, Ekim başına doğru kursa başlayacağıma dair arandım. Tığ ve Örgü Örücülüğü kursuna "yakınımızda olmak üzere, bir kurs yeri açıldı çok şükür... O kurs başlamadan hemen önceki hafta Ekim'deki arkadaşımın düğününe kadar evdeydik. Bir haftasonuna doğru da oraya gittik sonra, Meromu evlendirdik ve döndük... Meromun kına ve nikah günü görüntülerine dair de buradaki ve buradaki gönderilerime uğrayabilirsiniz... Meryemim ve Akınım da çok şükür mutluluk ve huzurla yuvalarındalar şimdi. Bir ömür mutlu olun kuzucum ve eniştem... :)

Örgü kursuma başladım döndüğümüz hafta ve daha ilk gün dönüş yolunda maalesef kendim dönmek zorunda kalınca yokuşlardan birinden düştüm. İlk defa akülü sandalyemle düşmüştüm, onun korkusu ile boynum kasıldı ve dirseğim kasıldı ama çok şükür iyiyim; hiçbir sorunum yoktu onun haricinde. Ama korktum, artık kursa beni babam bırakıp babam alıyor, kurs yerini alabildiğimiz en iyi yer burası çünkü. Bu okul da bizim alt sokaklarımızdan birinde ama bizim mahalle maalesef yokuşlarıyla meşhur ve bu okulun da dört yanı yokuş. Akülü sandalyem de yokuştan çıkamamak haricinde yokuşta duramayıp beni sürükleyip atınca, olanlar oldu maalesef ki... Verilmiş sadakam varmış yine. Ertesi hafta hemen bakıma gönderdik ama garanti kapsamında "arabanın bir şeyi yok, durma mesafesinde 1-2 metre sürükleme olabilir. Temkinli olun" diye saçma bir raporla arabayı bana geri yolladılar. Tüketici hakem heyetine başvurdum, henüz net bir sonuç alamadım; onu da bekliyorum. Akülü sandalyemi yokuşlu olmayan bölgelerde kullanmaya, kursa saatimde gidip babam alabilsin diye bitiş saatinden 1 saat önce eve dönüyorum babamla; babam işe gitmeden hemen önce...

İşte ben düştüğüm haftanın hafta sonu, 11 yıldır uzaktan görüşmeye devam ettiğimiz ama bir türlü ne onun ne de benim gidebildiğim üzere yüz yüze görüşemediğimiz üniversitedeki sıra arkadaşım geldi! Gönderisini burada görebilirsiniz... Dilekle kavuştuk 2 günlüğüne, öyle güzel öyle iyi gelmişti ki! 4 senedir telefonda ve görüntülü aramada gösterdiğim Mavişi tanıma ve onunla sohbet etme fırsatı yakalamıştılar kızıyla (her lafımı Mavişe dönderesim var ama tutuyorum kendimi).. Aynı haftasonu halamlar da gelmişti. Pazar günü Dilek ile kızını yolladık sonra, bir ertesi gün pazartesi de halamları yolculadık... Güzeldi, özel bir haftasonu idi. Bitti gitti. Çiçeklerim gitti demiştim, halamın torunu ve arkadaşım ile kızı için özellikle, o videom da burada...

Sonra 29 Ekim geldi, ben bu sene Cumhuriyetimizin 100. Yılında ilk defa fener alayına katıldım ve orada yürüdüm... Bu da benim için bir ilkti ve bu ilke katılmadan hemen önce bir video paylaşmıştım, sonrasında da fener alayımın videosunu; o videolarımı da burada ve burada bulabilirsiniz... 


**


Velhasıl, sonrasında artık tığ işi ile çanta örüyorum, kursa gidip geliyorum ama dünden beri kendimi çok boş ve eksik hissediyorum. Evde yalnız değilim ama uzun zamandan sonra ilk defa yalnız hissediyorum, artık evde yalnız kaldığımda destekçim Mavişim yok çünkü. Bu son yazım olur mu sanmıyorum, metanetliyim ama çok özlem doluyum şu an hala... Bir haftaya geçer mi, en azından içimdeki burukluk diner mi? Umarım biraz diner. Sanki böyle yaptıkça kendime de "bir yerden izliyorsa veya hissediyorsa" mavişime de çok haksızlık ediyorum biliyorum. Bir de Rabbimin takdirine asla karşı gelmiyorum ama bunda bile hayır olduğuna inanmak zorunda olduğumu, inancım adına biliyorum... Birkaç gün daha sabretmem gerek, sonra zamanla toparlanacağıma inanıyorum... 

Bugün size ve bana Cem Adrian'dan "Ben Seni Çok Sevdim" şarkısını armağan ediyorum. Buraya döndüğüm için de az biraz iyi hissediyorum ama en çok Mavişime bir şekilde sebep olduğu için seni çok seviyorum oğlum diyorum... Beni en iyi evinde can dostu ile yaşayanlar ve kaybedenler anlar; yaşayanların can dostlarına uzun ömürler diliyorum, kaybedenlere de benimle beraber sabır diliyorum... Sevgilerimle... <3





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)