3 Ekim 2020 Cumartesi

Olumlu Ol Ve Çok Sev - Ekim 2020


Eylül'ün son günlerinden ve Ekim'in başlangıcından bahsetmeye geldim bugün. :) Bu sıra gündelik hayatın içinden yazmayı daha çok seviyorum, farkettim sonunda. =) Eskiden ayda bir iki tane bile olsa, gittiğimiz yerleri, görüştüğüm kişilerle konuşmalarımızdan aklımda oluşanları yazardım; şu zamandakinden daha sık... Yine aklımda "Didem'in Gözünden" adlı bloğuma yazmak için fikirlerim var böyle ama gel gelelim henüz yazmaya girişemedim. Yeğenlerime, örgülerime ve okumalarıma ayırdığım vakit daha fazla oldu; bunlarla dolu dolu geçirdim yine son iki haftayı. Şükür ki... 



Çiçeğimle başlamak istiyorum öncelikle. :) 5 Eylül 2020 Cumartesi günü saksılarını babamın değiştirdiği doğum günü çiçeklerim, son üç gündür çiçeklerini açmış ve renkleriyle yeniden canlanmış durumda... =)  Doğum günümde yengem dayım dostum Merom ve can teyzemin gönderdikleri hediye çiçeklerim idi. Taş saksılarında solmaya başladıkları zaman diliminde, dayanamayıp saksı değiştirdik. 

Pek fazla çiçek yetiştirebilen biri değildik son zamanlarda, kaç tane kaktüs diktik ve her biri çürüdü gitti. O yüzden biraz umutsuz idim ama gittim geldim baktım ve sevdim, baktım ki oluyormuş! Bir çiçeği de çok sevince kendisini açıyor ve açılıyormuş meğer... :) Belirgin tarihlerde değişimlerini fotoğrafladım işte. "Sevginin Gücü", sevdim de oldu diyorum şimdi. Diğer çiçeklerimi de çok sevmiştim ama bu kadar gözlememiştim, belki de ondan oldu diyebiliyorum şimdi; çünkü şu sıralar okuduğum birçok konu "hayat içinde kullandığımız enerjilere dair". İçimdeki enerjiyi sevgiyi, kendime yetirdiğim kadar hayatıma da aktarıp faydasını görmenin uğraşındayım şu sıra... :)

Çiçeğim çok güzel açmamış mı ama? (: Bir çiçeğin açması, bir evcil hayvanın sizi sevdiğini hissettirmesi gibiymiş; menekşelerime baktığım eski zamanlardan sonra böyle çiçek büyütmediğimden, yeniden hatırlıyorum bu sıra... :)

* Arkadaki uzun gövdesi ve otlarıyla saksısında duran çiçeğimin adı Tillandsia imiş. İnternette araştırırken gördüm de buldum adını. Ona göre diğer çiçeklerime de baktık, ama onların isimlerini bilmiyoruz... Haftada bir suya ihtiyacı var görünüyorsa suladık topraklarını ve bol bol sevdik bir de... :) 



Yeğenlerimle daha sık görüştük bu hafta, 3 gün bizim evde 2 gün kendi evlerinde idiler annemle... :) Bu haftanın işleri öyle olmasını gerektirdi. Derken, hafta boyu çoğu şeyi yapamadım; çok ders çalışmak, yazı yazmak gibi ama şikayet de edemedim. Güzel bir hafta geçirdim; bugün çiftini bitirdiğim lacivert tek parmak eldivenim ile beraber, hafta boyu 3 eldiven ördüm. Üstelik bir önceki senelerde ördüğüm ve düzeltemediğim hataların üzerine daha çok gidip, benim dahi sıkıntı gördüğüm eksiklerimi toparladım. Bir nevi sadece örmedim, öncesinde geçen hafta sonu daha doğru modelleme yaparak örgü eldivenlerimi bu konuda geliştirdim bu sefer de; daha fazla... :))

Örgülerimin son durumundan memnunum ama en başta yaptığım parmaklar pek geniş olmuştu, iki çift eldivenimin ikisini de sökünce tüm haftamı aldı bu eldivenler işte... Üretmek çok güzel, mutlu olduğum işleri yapmak daha da güzel... Bu sıra birçok şekilde işaretleri gözlüyorum, o sebepten örüyor ve istediğim zamanlarda yazıyor olmak daha kıymetli resmen. 

Olumlu olmaya, yapıcı davranmaya çalışıyorum kendi hayatımda ihmal ettiğim konular adına bu ara da... Ertelediğim işleri düşünmeye uğraşıyorum, Can Aydoğmuş "Düşle, İnan, Yaşa" kitabında şöyle diyor;

Derli toplu olma durumu e-postamıza ve telefonumuza gelen mesajlar için de geçerli. Geri döneceğimizi düşündüğümüz e-postalar, telefonumuzda ve bilgisayarımızda açtığımız karmaşık dosyalar kendi içimizde de karmaşaya yol açar. Her şeyi düzenlediğinizde inanılmaz bir rahatlamaya kavuşabilirsiniz. (Sayfa 32)


Bu cümlelerinin devamında şöyle diyor; 

"Hayatınızda şu ana kadar yapacağınızı söylediğiniz her şeyi tek tek yazın ve daha sonra notlarınıza bakarak sırayla hepsini yapın."


Ben de bu aralar buna daha çok dikkat vermeye başladım. Hafta başından beri ihmal ettiğim çoğu şeyi tamamlama uğraşlarım sonuç da vermeye başladı. Ancak, ben okuduklarım çerçevesinde yapamadığımı ve yaparken mutlu olmadığımı düşündüklerimi de bu listelere dahil etmeyi en baştan bıraktım!

"Yani çevremizi düzenlediğimizde olacaklar kadar, yapacaklarımızı da yoluna sokunca da büyük bir rahatlamaya kavuşacak isek bunun için de daha fazla çabalayabilirim." dedim. Yıllardır o kadar çok yapacağım, okuyacağım, izleyeceğim dediklerim var ki (muhtemelen sizlerin de öyledir). Bunlardan vazgeçmem gerektiğini kabul ettiğimde gerçekten rahatlamış hissedersem, esas düzenleme daha verimli devam eder!

Sonuç olarak, bu bahsettiğim birkaç maddeden vazgeçtim. Yapacağım, dediğim ama yapamamamın beni daha çok üzdüğü bu maddeleri kafamdan ve hayatımdan sildiğimde gerçekten bir rahatlık geldi. Zorlamamakta fayda var, olduramadıklarımız adına... (: 

Can Aydoğmuş, kendini daha çok sev diyor; çok güzel tavsiyeler veriyor kitabında. En net bildiğim kendimi hep çok sevmem gerektiği idi ve uyguluyordum ama bir o kadar da cümleleri nasıl kullanabileceğimi bilmiyormuşum, geçmişten gelen anılardan ve hatıralardan kurtulmak adına. Kitap bana iyi geliyor ve ben notlarımı almaya devam ediyor, uygulamalarımı da yapıyorum. Okumam bitsin yazısını yazacağım da! :)


Düşle İnan Yaşa (Can Aydoğmuş) ve Bin Ömrüm Olsa (Kristin Hannah) adlı kitaplarım yatağımın yanında başucumda ve bazen de gün içinde yanımdalar bu sıra... Kristin Hannah okumayalı epey olmuştu, ki en sevdiğim yazardır bilir misiniz? Öyle özlemişim ki cümlelerini kullanışını... Eğer eski evimizdeki gibi kitaplarım gözümün önünde olsa idi yine (henüz bu evimizde ne raf ne de kitaplığım olmadığı için karton kutularda kitaplarım), daha önce okuduğum romanlarını şimdiye en az üç kez okurdum bence! =)

Ekim başlangıcı ile mandalinayla da kavuştuk, haftanın fotoğraflarından biri oldu benim için; masamda öylece duruyorken çekmiştim işte, üstteki kolaja çok yakıştı... Ama bu haftanın en severek çektiğim fotoğrafları önce yeğenlerimle anlarımızın, sonra da küçük yeğenim Defne'min örgü iplerimle oynadığı anlarının fotoğrafları idi... (:




"Örgülerim, kitaplarım, yeğenlerim, uğraşlarım ve yapacaklarıma dair listelerim dedim; "daha fazla olumlamalarım ve sevgilerilerimize dönmelerim" dedim. Son olarak "Düşle İnan Yaşa"dan alıntıladığım şu cümleleri paylaşmak istiyorum, çünkü ben zaten kitaptan önce de uyguladığım üzere faydasını gördüğümü yeniden dile getirmek istiyorum.


Olumlu olmayı şöyle anlatıyorum kendimce ben; 

Hayat bizlere iki bakış açısı sunuyor bizim bildiğimiz, olumlu bakış açısı ve olumsuz bakış açısı... 

Olumsuz bakış açısını tercih ederseniz, olumsuzluk sizi daha fazla yoruyor ve sanki karanlığa çekiyor...
Olumsuz tarafların büyüsü sanki, ardı arkası çekilmiyor ne kötü düşüncelerin ne de kötü olayların ve gidişatların. Çekiyor içine resmen.

Ama Olumlu taraftan bakıyorsanız, çiçek açıyor etraf. Her şey dört dörtlük olmasa bile, gözlerinizi rengarenk gökyüzü altında açmışsınız gibi yaşayabiliyorsunuz hayatı. Aldığınız havanın sizi mutlu etmesine izin veriyorsunuz ve hayatın basitliğine bakıyorsunuz. Olumsuz tarafın sizi karmaşıklığa sürüklemesi gibi değil, olumlu tarafın sizi daha rahat ettirmesi. 

Yani benim için olumsuz düşünmektense olumlu düşünmek çözüyor işleri, hayatı ve düzenimi-düzensizliğimi... Deneyin, kötü yana bakmak mı sizi hayatta ayakta tutuyor iyi yanlara bakmak mı? Olumlu taraflar sizi daha çok içine çekecektir çoğunlukla, buna kendimce eminim...



Düşle İnan Yaşa; 

"Çevrenizdeki herkese yeni bakış açınızı anlatıp onları da olumluya yönlendirin. Olumlu duygulara "EVET", olumsuz duygulara "HAYIR" deyin ve bilinçaltı çalışmasıyla kendinizi her zaman sonsuz olasıklara açarak devamlı pozitif düşünmeyi içinize sindirin. Bunların hepsinden çok daha iyi, çok daha mucizevi, çok daha olağanüstü, sonsuz güzellikte, hayallerimizin, düşüncelerimizin, arzularımızın ve beklentilerimizin ötesinde neler olabilir? Hepsiyle ilgili sonsuz olasılıkları sorgulamaktan vazgeçmeyin."


Sevgilerimle... :)

2 yorum:

  1. Tebrikler,çok samimi,sıcacık duygularla yazılmış...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bloğuma hoşgeldiniz... :)

      Sil

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)