20 Mayıs 2018 Pazar

Pazar Yazısı #48 - Geçen Haftanın Pazarı


Geçtiğimiz hafta Pazar günü, Ablamın üniversiteden arkadaşının ve annesinin gelmesi ile, kahvaltıyı bizde yapıp teklif ettikleri üzere onlarla dışarıya çıkmıştım. Gerek o gün eve dönüşün geç olması, gerekse de sonraki gün çanta bulamadığımdan ötürü çanta hazırladığım sebebiyle çok istediğim Pazar Yazısını yazamamıştım. Bu Pazar'a kısmet olsun madem dedim... :) 


13.05.2018 günü; Kumla üzerinden Yalova'ya, oradan da eve döndük. Amaç beraber olmak ve gezmekti, virajlı yollarda zorlansak da yolu güzel ve sorunsuz tamamladık. O gün harici, en son 2 hafta önce de dedemi gezdirmiştik o yoldan, yani gitmediğim yol değildi ama çok eğlenceli idi yine... Bu sefer Armutlu'ya gittik farklı olarak, bir de kadro daha dinç ama yol tutması açısından zorlu olduğu kadar eğlenceli idi yol boyunca... :)


Armutlu; küçüklüğümüzde oradan yazlık ev veya pansiyon kiralayıp kaldığımız günlerin aksine, çok değişmiş geldi. Bir o kadar da bu yeni halini, sahilinin yazın daha canlı olacağını düşündüğümden güzel geldi. Bu yaz bir Armutlu yapıp yine deneyimlemek lazım... Sahil kısmı güzeldi de, o evlerle kaplanmış giriş bölgesine ne demeli?? Rica edeceğim, her görülen boşluğa ev yapmaktan vazgeçelim. Doğa lazım bize, soluma fonksiyonumuzdan fayda sağlayamayacağımız evlerden daha fazla!


O gün ablamlarla ve de Şeyda ablalarla gezmek şu açıdan benim için güzeldi; kendimi eskisi gibi hissettim, yürüyebiliyor gibi... Evet hala yürüyemiyor olsam bile, yürüyebilir hissettim yine. Ne bileyim, iyi geldi işte. Drama olarak değildi bu hissiyatım, "niye yürüyemiyorum ama yürüyebilirim buralarda" değil. Bir başarıyor hissi; olacak ve oldurabiliyorum hissi idi bu. Annemleri evde bırakıp da, geç vakitte eve dönmüş olmak güzeldi... Onların tatlı takılmaları... Bana, yine eskisi gibi ve de güzel geldi işte. :) Teşekkürlerim tüm aileme, bana böyle hissettirebiliyor olmaları varlıklarıyla bir bütün halinde...

Pazar Gezmesi, Armutluya kadar virajlı yollarıyla Şeyda abla ve beni zorladı ise de; Armutlu'da ilk duruşumuzla dinlendik neyse ki... Armutlu'da ablamla Şeyda abla, eniştemle Şeyda ablanın annesi tavla turnuvası yaptı bir Kafede. Kağanımla bense, gerek oyunlara gerekse de ortamın cazibesine sakinliğine takıldık gittik. Tamam, ortamın eğlencesine sakinliğine ben takıldım daha çok. :) Güzeldi, tekrarının ara sıra yapılması gerektiğini düşündüğüm bir geziydi benim için... 

Sonra Armutlu'dan çıkmadan fotoğraf çekindik beraber, geçtiğimiz Pazar'a hatıra kalsın dedim ve başardım da. Zaten sonrasında arabada çekebilmemizin imkanı yoktu. Armutlu'dan Yalova'ya dek, Armutlu'ya giden yoldan daha da zordu Şeyda ablam ve benim için. Ama şu sıkıntım olmasaydı keşke desem de, o günü yaşamaya değdi... :)


Yalova'ya geldiğimizde Yürüyen Köşk'ü gezme kararı aldık ama acele bir karar idi. Bildiğim üzere, Yalova iskelesinin yanında yer alan bir tabela ve giriş vardı (üst resimde de görüldüğü üzere), oraya yönlendirmiştim bende arabayı süren eniştemi. 2 hafta önce, oraya kadar gidip girmekten vazgeçmiştik, dedemin yorulması sebebiyle... Bu sefer de önce İskeleyi bulmak, sonra da girişi bulmak zor oldu. Derken esas giriş noktasının orası olmadığını, sonradan öğrendik...  


Biz Yalova'da iken giriş saatlerini de kaçırdık, ama siz gitmeden önce giriş saatlerine bakın mutlaka. Geç oldu diye de vazgeçtik ama bugün baktığım üzere, Pazar günleri kapalı görünüyor. Ama o gün biz başka bir şeyi de öğrenmiş olduk, size de not olsun; 

Yalova'daki Yürüyen Köşk'ün esas girişi, Yalova Çiftlikköy'deki Adliye tarafında bulunuyormuş. İskeledeki giriş değil bir nevi bisikletli ve yaya girişi gibi imiş ve oldukça uzun bir mesafesi varmış. Ne yalan söyleyim, ben bir gün kısmet olursa her iki tarafını da görmek istiyorum; ama tekerlekli sandalyem ile, ama yürüyerek, ama bisikletle. Orası ikidir gidip göremediğim sebebiyle de, yapmak istediklerim listemde yerini aldı artık... :) 


İşte bir Pazar daha böyle geçmişti, yazısı ise bir hafta sonrasına kısmet oldu. Ama güzel oldu. İyi ki geldiniz, iyi ki bu güzel günü geçirdik beraber. Daha niceleri kısmet olur inşallah diyorum; Şeyda ablam ve de Birsen teyzeme. Yine gelin... :) 

Nice mutlu gezilerle dolu pazarlar bizlerin olsun; siz sevdiklerinize gidin, onlar size gelsin. Bir de gezmeleri ihmal etmeyin, zira doğayı uzaktan görmekten çok içinde olmak da insana iyi geliyor. Hem sevdiklerinizle, hem de doğa ile iç içe iseniz daha da güzel tabii...

Bu Pazar ise, Meromla geçti. Saat 4'te gitti canım dostum. Malum Antalya'ya geldik ve çoktan kavuştuk onunla. Ama bir de pazar keyfi yapmak kısmet oldu bugün iki ayın ardından yine, hazır annemle yengem yeğenim ve kuzenimi dışarı çıkarma kararı almışken... Günü yarıladık bile işte böyle. Daha nice sohbet ve gezi dolu pazarlara olsun diyerek, mutlu pazarlar diliyorum bizlere... (:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)