2 Şubat 2017 Perşembe

2017 Ocak Nasıl Geçti?


Harbiden nasıl bitiyor bu aylar? Daha dün Reina'daki saldırının ardından; saldıranlara olduğu kadar, ırkçılık yapanlara, din tercihlerini sorgulayanlara ve kutlamalar üzerinden ölü ayrımını yapanlara da öfke dolmuyor muyduk? Sizi bilmem ama ben eskisinden de kızgınım, tercihlere ve yaşamlara saygısızlık gösterisinde bulunanlara ve de insanların ölümlerine sevinebilenlere. Ki bunu Ocak ayında nihayet daha da iyi şekilde dile getirebildiğim bir yazı ile anlatabildim, Didem'in Gözünden adlı bloğumda; burada... Bu kızgınlıktan da öte aslında bir şeyleri düzeltebilme çabası ama. Ben bir şeyler düzelebilsin, insan yanlarımız ne olur ölmesin diye de bu konuyu dualarıma eklemeye devam edeceğim...

2017 Ocak ayının sonu, ailemiz için kalıcı bir tarih kaydına sebep oldu; 29 Ocak 2017 Pazar, Annemin teyzesi Mercan teyzemizin vefat tarihi artık. Ne devirler gelip geçiyor, annemin ikinci annem dediği bir eski toprak daha toprak oldu gitti şimdi... Ne kadar ağır süreçler geçirmiş de olsa son zamanlarında, hala üzülmedik diyemeyiz. Hayat işte; Ölüm gerçek, bu dünyanın tüm yalan oluşlarına inat. Bir de özlem var, bu dünyanın en acı ve en gerçek duygularından biri olarak... Uğurlar Olsun yazısını yazmıştım halam için. Bu dünyada çok acı çekti son demlerinde, toprağı nurlarla dolu ve mekanı da cennet olur inşallah... :/


Halamızın vefat haberini almadan öncesinde yazmak üzere planlarıma koymuştum bu yazıyı, Ocak 2017'nin son gününe... Planlarımda yer alan diğer yazılarımı şimdilik ileri tarihlere ertelemiş de olsam, bunu yazmak istedim. Ölümün gerçekliği her ne kadar hızla akan zamanın içerisinde kendini hissettirmeye devam ediyorsa da, devam ediyor hayatımız hala işte. Bu sebepten; iyi-kötü kendimi gelip-giden şu hüzünlü hallerime çok kaptırmamak için yazmalıyım dedim...


Peki Ocak Ayında Bunlar Haricinde Neler Oldu? ;

6 Film İzledim;




2017'de İlk Hedeflerim Ve Planlarım'da, daha çok film izlemek vardı. Ayda en az 8 film diye hedef de koymuştum kendime. İlk ay için hiç de fena olmayacak bir performans gösterip, yukarıdaki resimde afişlerini sıraladığım 6 filmi izledim. Benim için içerisinden iki tanesi en iyileriydi; Dedemin İnsanları ve Avcı: Kış Savaşı... Diğerleri de sıkıcı değildi ama bu ikisi kadar da iyi değildi... :)


Hiç Kitap Bitiremedim;



2017'ye henüz okumakta olduğum iki adet yarım kitapla girmiştim; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (Gary Small - Gigi Vorgan) ve Ay Işığında Pati İzleri (Denis O'Connor). Ocak ayının son haftasında ise; O iki yarım kitabın üzerine Edgar Allan Poe'nun Gizimli Öyküler'ini ve Büşra Küçük'ün Kötü Çocuk kitabını ekleyerek 4 yarım kitapla Ocak ayını bitirdim... 

Okuyup bitirmemi bekleyen 4 kitabım var şimdi. Derseniz ki okuyamıyor musun? Bazen okunmuyor ya, öyle bir durumda hissediyorum kendimi bu ara. Dersler bitti, okuyacağım derken yorgunluğuma daldım gittim. Ya elime aldığımda 5 sayfa öteye gidemiyorum, ya da elime aldığımda bir çırpıda okuyorum ama bir kez daha uzanamıyorum. Geçen hafta Edgar Allan Poe'nun kitabını aldığımda 40 sayfa okudum bir günde, o da yarımlar arasına öyle ayrıldı işte... Elime samimiyetle yeniden kitaplarımı alabildiğim zamanları bekliyorum, kafamın çok fazla bir yerlere dalmadan odaklanabildiğim zamanlarını... Bu yazıdan sonra yüzleştiğim şu durumla mümkün olur inşallah. :)


Biraz Pop Biraz Sezen albümünü dinledim ve beğendim;

Sezen Aksu ne zamandır bir albüm yapmıyordu yine. Bu kadar beklediğimi bende bilmiyordum ama öyle bir dinledim ve hala dinliyorum ki, "Sezen Aksu İşte Ya!" diyorum her seferinde. Her defasında kendisini hem yenileyen hem de bir o kadar kendisinden ödün vermeyen bir sanatçı benim için Sezen Aksu... Albümün tüm müziklerini sizde benim gibi buradan dinleyebilirsiniz.

Albümden en beğendiğim şarkılara gelince; en başta Canımsın Sen, sonra da Manifesto adlı şarkılar albümden favori şarkılarım oldu. Koca Kıçlı, İhanetten Geri Kalan ve Köz şarkıları da, favorilerimi takip eden sevdiğim şarkılar oldu. Ama derseniz ki hangisi kötü? "Tüm albüm güzel" derim... :)


Duolingo'nun Dil Öğretme Programına Çalışmaya Başladım;




Duolingo, mobilden veya bilgisayarlar üzerinden ders ders kısımlara ayrılmış olan bir dil öğretim programı. Üyeliğim sanırım 1 seneye yakın zamandır bulunmaktaydı Duolingo'da ama ben nedense bir türlü düzenli ilgilenemedim internet sitesinden. Uygulama tarzının çeşitliliği sebebiyle, epey de faydalı aslında ama ben bilgisayar başına geçtiğim birçok seferde aklıma geldikçe "ilk fırsatta" diye geçiştirip duruyordum... 

Telefonum birkaç aydır bozuk olması sebebiyle yoktu, ondan öncesinde de telefonumda hafıza yoktu. Derken bu sorunları, geçen haftasonuna doğru ablamın telefon değişimi ile giderdik. Ben onun telefonunu yaptırıp kullanmaya başladım ve Duolingo ile yeniden derslere başladım... 

Geç olsun da güç olmasın demişler; İngilizce'den 3. dersleri daha bugün açabildim, Almanca kursunun derslerinden ise ikinci günlük uygulamayı daha bugün bitirdim. Ama dediğim gibi derslerin anlatım biçimlerinin bolluğu sebebiyle, yeni seviyelere doğru ilerleyebilirim; henüz bildiğim grammerler'de devam ediyor öğrenimim. Pek hızlı gitmesem de, başlamak gerekiyordu belki de, diyorum şimdi de. 

Ama yavaş ama hızlı, İngilizce ve Almanca'ya devam etmeyi düşünüyorum. Sanırım grammarleri, biraz da bu yöntemle uygulayarak kendimi geliştirebilirim. Kaldı ki bu zamana dek okullarda aynı şeyleri sadece grammer üzerinden öğrettiler de ne oldu, biliyoruz ama konuşamıyoruz diye kaldık. Dilerim kendi başıma, esaslı şekilde yeniden başaracağım... :)


Evrencan Gündüz ve Melisa Karakurt'u Dinledim. İkisini de ayrı ayrı çok sevdim;

Evrencan Gündüz'ü Jason Marz'ın I'm Yours şarkısını seslendirmesi ile dinledim, sizde dinlemek isterseniz burada...

Melisa Karakurt'u ise, Evrencan Gündüz'ün profilini karıştırırken keşfettim. İlk olarak Jehan Barbur'un Gidersen şarkısının Cover'ı ile dinledim. O da Burada... :)

İki güzel ses ve yetenek sahibi için diyebileceğim; öncelikle bu kadar aşkla müzik yapıyor olanları daha çok görmek istediğim, bir diğeri ise değerlerini bilip çok çabuk tüketmememiz... Benim Ocak ayından kalanlar ve takip etmeye devam edeceğimi düşündüklerim arasına giren iki güzel ses; Evrencan Gündüz ve Melisa Karakurt oldu. Başarıları devam eder ve hep dinleriz inşallah... :)


Şubat'a gelince; tüm hızıyla ve ayağının tozuyla geldi bile. Ocak'tan daha güzel geçsin; hayırlısıyla günleri geceleri umut ve mutluluk kokutsun inşallah...

Mutlu, sağlıklı ve umut dolu günler hepimizin olsun sevdiklerimizle, değer verip - değer gördüklerimizle; sevgilerimle... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)