11 Kasım 2015 Çarşamba

Şiirlerle Hayat #14 - Ayrılık Ve Ataol Behramoğlu - Bu Aşk Burada Biter



Bu Aşk Burada Biter 

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Ataol Behramoğlu
Bir Gün Mutlaka (1965) 


Ataol Behramoğlu'nu lise'de okurken edebiyat öğretmenimiz sayesinde tanıdım ve o zamandan beri çok sevdiğim şairlerden biri oldu. Ve bu şiirini de sanırım ilk lisede iken okumuştum. O zamandan bu zamana 5 yıl geçti işte... Ve bu şiir, Haluk Levent'in bestelemesi ile de özdeşleşti benim için. Ataol Behramoğlu'nun kalemine, Haluk Levent'in de bestekarlığına sağlık...

Şiirin kendisinde de denildiği gibi; yitip giden aşkları anlattılar hep bizlere, küçüktük veya bu yaşlardaydık ne farkeder. Aşk denildiği zaman önce yitip giden aşklar dile getirilir, aşk çoğuna göre kavuşulamayınca aşktır. Ayrılıklar mutlaka var olacak yani hayatımızda... Haluk Levent'in Zor Aşk şarkısında da dediği gibi; en güzel aşk zor olanmış...

Ayrılığı konu etmiş bu şiirde gördüğüm şu ki; "zorla güzellik olmaz" olgusunu destekleyip, "aşk biter ve ben giderim" diyor şair... Ben lisede iken de arkadaşlarımda gördüğüm şu durum vardı, ayrılıklar kolay olmaz kimi zaman. Genç veya duygularını dorukta yaşıyorsan, daha da zordur genelde. Ama olması gereken budur, aşk bittiyse bitirilmelidir birliktelik bence de. Ve yaşanmalıdır ayrılık bile, "hakkıyla"...



Ayrılık demiştim değil mi? Bu konuda bir anım var, anlatmak istediğim; bu şiiri geçen hafta yine okurken ve üstüne de Haluk Levent'ten dinlerken aklıma gelen...

Ben ayrılığı buyur ettiğimde, üstteki resimde yazmış olduğum 4 şarkıyı dinlerdim hüznümü yaşar iken. Ve kapılır giderdim o ana, gerek ağlayarak gerek yazarak... O zamanlar, internet ve bilgisayarla tanıştığımız ilk yıllardı ve duygularımız daha yoğun ve daha da saftı. Daha yoğundu, çünkü sosyal medyaya bu kadar bağımlı değil idik...

İlk msn adreslerimizi aldığımız zamanlardı, severdik ama sevilmezdik genelde. Sevdiğimiz kişiden veya kişilerden her uzaklığımız, "ayrılık" demekti bizler için... O eski zamanlar daha teknolojiye bağlanmadığımız ve kontrolü sosyal medya aracılığıyla ele almadığımız zamanlardı. O zamanlarda Msn kullandı iseniz eğer, şimdi yürütülüyor özelliğini de biliyor olmanız lazım. Durumunuzun altında bulunan, Windows Media Player'da dinlediğiniz şarkıları gösteren bir özelliği vardı Msn programının... Ben o özeliği sık sık kullananlardandım, müziğim bilgisayar başında oldukça susmazdı çoğunlukla. Ne zaman hüzünlü olsam da, yukarıdaki müzikleri ard arda sıralayıp dinlerdim bir de... Dikkat çekmek istediğim kişiler için kullandığım bir özellik de oluyordu böyle anlarda bu özellik, itiraf etmem gerek... :) 

"Ayrılık da sevdaya dahil" derdik o zamanlar, yaşardık onu bile doyasıya. Ben onun hüznüne bile razı gelirdim daima. Sevginin varlığını tespit etmek zordur sonuçta, ama ya acının? Acının tespiti daha kolay daha mümkündür çünkü insana... Kavuştuğum biri olmadı hayatımda, hoşlandığım birinin de benden hoşlandığı olmadı. Ama her sevdiğimin uzaklığını ayrılık bildim. Ve ben bu ayrılık anlarımı dahi doyasıya yaşamayı hayat gayesi edindim. Ama doyasıya yaşayım derken de sapıtmamayı dileyerek kendimi an'a kaptırmamaya çalışanlardan oldum; yazarak, anarak ve o an'a yeterince kapılarak... O anlar bile yaşanılası diye düşünüyorum şimdilerde de, acı çektiğim içten içe üzüldüğüm anlar olarak yer ettilerse de hayatımda. Olmalı, yaşanmalılar onlar da...


Peki ya siz;

Ayrılık dediğiniz olguyu nasıl yaşarsınız? Hüznünüzü buyur edip anı yaşayıp kabullenerek mi?, Dağıtarak ve dağılarak mı? Yoksa yeni bir süreç olarak görmeye çalışarak mı? Ben; önce hüznümü buyur eder ve anı yaşayıp kabullenmeye çalışırım herşeyi. Sonra bakarım ki bu yeni süreçtir ve böyle görüp devam etmeliyim. İki kişi arasında veya bir tek kişinin duygularında olsun ya da olmasın, aşk her şeyiyle kabul edildiğinde güzel bir şey bana göre. 

Ötesinde de yaşadıkça diyebilmeli ki insan; Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim... Cebe revolver almaya gerek yok, yüreğimizdeki çocuğu daima yaşattıkça ve hayattaki varlığımızı kabul ettikçe... Kolay değil, hiçbir şey kolay değil bu hayatta, ama düşünmemiz gereken şey şu bence; "Bu hayatta hangi şey tam anlamıyla bizim ki, Ruhumuz ve yaşadığımız anlar haricinde?" 

Ayrılık da bize sunulan, kimi zaman iyi kimi zaman da kötü duygulardan biri değil mi? Ne olursa olsun buyur edebilmeyi bilmek gerek diye düşünüyorum bu yüzden bu konuda da, geçmişte yaşadığım tüm hüzünlere rağmen. Elbette hiç ciddi bir ilişkiye girip de, alışkanlığını bırakmış biri olarak konuşmuyorum burada. Ama sevdim, sevildim sandım ve bunun sonucunda ayrılık yaşadım bende. Gerçekti veya değildi... O zamandan bu zamana, ayrılığın bu şekilde olması gerektiğini daha da iyi kavradım... Böyle düşünüyorum ve hayatımda da hep böyle olmasını diliyorum. Bu zamana kadar, gerçek veya değil yaşadığım sevgi bağlarında da böyle olması için çabaladığımı söyleyebilirim... Başardım da çok şükür, Allahım bizi hep bunu başarabilenlerden kılsın inşallah...


Ve bu şiiri okuyunca tüm bunlar geliyordu işte aklıma; 

Ayrılık denince hissettiklerim,
Ayrılık konusunda kendim adına olmasını istediklerim,
Ayrılık da sevdaya dahil, dedikleri olguyu desteklediğim...
Ve ayrılık temalı şarkılarımız... :)


Bir Şiirlerle Hayat yazımın daha sonuna geldik. Ataol Behramoğlu'na saygılarımla ve sevgilerimle. Yanlış anlaşılma olmasın diye eklemek isterim yine; ben şiir yorumlamıyorum, sadece hissettiklerimi yazıyorum bu yazı dizimin altında. Sevgilerimle, bir sonraki Şiirlerle Hayat yazımda görüşmek üzere... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)