20 Haziran 2014 Cuma

Hayattan Olumlamalar...



Demokritos şöyle demiş; 

"Mutluluk da ruhundur, mutsuzluk da." Ve "Ruh, mutlu-mutsuz varlığın durağıdır." 

(2013'e dair resim dosyalarımı karıştırırken buldum bu resmi yine. Ve yinelemek istedim bahsedeceklerimden önce. 2013'den bir olumlama yazımda bahsetmiştim yine. Burada...)


Arada sık sık insanın kendini olumlama ile hayata adapte etmesi lazım diye düşünüyorum... 
Demokritos bilgisayarı karıştırken iyi geldi yine bana... :) 

Varlığımızın durakları var Demokritos'un da dediği gibi; mutluluk da var bu hayatta mutsuzluk da... Duraklayacağız hayat boyu; bu değişmeyecek daha iyi anladım. Kimi zaman üzüntülerle karşılaşacağız, kimi zaman da mutluluklarla... Ne kadar hayata sıkı tutunursak o zaman atlatması kolay üzüntüleri...

Hayat bizi kimi zaman yerden yere vuracak, kimi zaman da ellerimizden tutup "Şaka yaptım kalk hadi." diyerek kaldıracak... Yine de üzüntülü anlarımızda kimi zaman bunları düşünemeyip üzülmeye nasıl odaklanıyoruz değil mi? An'ı bazen de üzgün anlarımızda yoğun yaşıyoruz belki de... 

Hayatta mutlu ve mutsuz anlarımda da mantıklı düşünmeye çalıştıysam da, çok üzüntülü anlarımda mantığımı bende kaybediyorum bazen. Kendimi çözümsüz hissettiğim bir derde üzülürken bulduğum anda, hayata tutunan tüm varlığıma ihanet edip melankoliğe bağlıyor olabildiğim doğru. Yılda 1-2 veya bazen 3... Etrafıma zarar vermeden, sadece benliğime zarar veriyorum üzgün anlarımda. Ama bir insanın benliğine zarar vermesi dahi kabul edilemez oysa benim için. 

Benliğime zarar verdiğim her olayın tek sebebi, sevdiklerimin üzüntülerine karşı birşeyler yapamadığımdan. Bunu iyi biliyorum... Allahım bizi sevdiklerimizin üzüntüleriyle sınamasın. Hayat ne kadar zorlasa da bizleri zaman zaman, olumlamalarla ayağa kaldırmaya çalışan sevdiklerimizi de yanımızdan eksik etmesin... (Ömür boyu dostum olacak dediklerimizi...)


Fotoğraf babamın objektifinden. Beğendiği bir resimi fotoğraflamış. 
Google Görsellere "Fotoğraf Fevzi Yapıcı" yazarak, orjinal fotoğrafı görebilirsiniz. 
Kar'da açan bir kardelen, Babamın ve Fevzi Yapıcı'nın objektiflerine sağlık... :)


Güzel bulduğum ve hayata dair diye düşündüğüm birkaç söz paylaşacağım bugün... Bu sözleri ard arda bir Word belgeme alıntı yapıp kenara ayırmışım. Kesinlikle hepsi içimdeki olumlama yapma isteğime uyuyor tamamen. Düşüncelerimi dile getireceğim yine... :)

Mesela Konfüçyüs demiş ki; "Tanrım, bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver." 

Konfüçyüs'e göre varlığının mutlu olduğu duraklar kitaplarla dolu bir ev, çiçekler ile dolu bir bahçe... Benim ise buna ekleyebileceğim noktalar var; sevdiklerimle dolu bir evde yer yer kitaplarımla geçirdiğim vakitlerim ve çiçeklerle dolu bir bahçede sevdiklerimle çay eşliğinde ettiğim bol sohbetlerim olsun isterim...

Oscar Wilde şöyle demiş; "Bazıları gittikleri her yerde mutluluk yaratırlar; bazıları ise her gittiklerinde..."

Oscar Wilde, hayatımıza girmek ve hayatımızdan çıkmak istedikleri an'a kendileri karar verenlerden bahsetmiş. Ona göre de terkedilmek dahi olsa işin ucunda, bilmek istiyor gerçeği tüm doğrularıyla. Gittiğinde mutlu olduklarımız, yalanlarıyla hayatlarımızdan çıkanlar ve varlıklarıyla benliğimize zarar vermeye uğraşanlar bence... Ve gittikleri her yerde mutluluk yaratanlar, her defasında üzgün veya mutlu anlarımızda bir şekilde yanımızda bulduklarımız bence... 

Ve Ingrid Bergman şöyle demiş; "Mutluluk iyi bir sağlık ve kötü bir hafıza demektir." 

Katılmadan edemiyorum Ingrid Bergman'a. Bu dünyada öyle şeyler yaşıyoruz ki, hayat kimi zaman bizlere küçük kimi zaman da çok büyük oyunlar oynuyor. Ve etkisi büyüklüğüne göre değil, kalbimizin kırgınlık yapısına göre bizleri etkiliyor... Kişiler tarafından kalbimize ve aklımıza oynanan oyunlardan, vücudumuzu ve kalbimizi korumak için kötü bir hafızaya sahip olmak gerek. Kötü bir hafızamız var gibi davrandıkça da, iyi bir sağlığımız olacaktır.

Bir yerde okumuş ve paylaşmıştım yine bloğumda; Boşverdiğin kadar mutlu, takmadığın kadar huzurlusun... Kim demiş bilmiyorum ama çok iyi demiş... :)

Ve son olarak Paul Valery şöyle demiş; "Kitapların düşmanları insanlarınkiyle aynıdır; ateş, nem, zaman ve içindekiler." 

Gerçekten de böyle değil midir? Biri gelir hayatınıza girer, dost olarak kardeş olarak arkadaş olarak. Veya hayatınızdaki biri incitir sizi, veya hayat tarafından incinirsiniz; ve bir ateş yanar sanki içinizde. Söndürürsünüz ama nem tutar kalbiniz birden. Zaman ile geçecek dediklerinde, beklersiniz geçsin zaman diye. Sonra bir bakarsınız ki sizi içinizdeki bu duygular köreltiyor. İçinizdekilere engel olmaya başladığınız an kurtulursunuz tüm düşmanlarınızdan. Bu son söz de kesinlikle unutulmaması gerekenlerden bence... :)


Olumlamaları seviyorum, hayata daha adapte ve daha konsantre olmama yardımcı oluyorlar kesinlikle. Hayatımdan çok uzun zamandır eksik etmediğim olumlamalara devam edebildiğime de seviniyorum. Ve bu olumlamalar sayesinde, bu sıralar birkaç sorunu daha geride bırakma çabalarını fena atlatlamadık diyebilirim. Şükürler olsun. :) 

İyiyim yine; dostlar sayesinde, umutlar sayesinde, sözler ve güzellikler sayesinde... 
Hayat bir küçük çocuğun gülümsemesinde, bir dostun el uzatışında, bir annenin sarılışında düzeltiyor bizi. Eksik olmasınlar hayatımızdan.
Nice güzelliklere tutunmalı ve bırakmamalı...
Sevgilerimle; olumlu ve mutlu günler olsun inşallah... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)