30 Nisan 2014 Çarşamba

Hz. Mevlana Ve Yitirilenler



*Resim; Konya Hz. Mevlana Türbesi'ne 2012 Temmuz ayında Annem ve Babamla yapmış olduğumuz ziyaretten... Aşçı Dede Odası ve Bal Mumu Heykelleri... :)

Uzun zamandan sonra geçmiş zamanda kırıldığım birine yazdım bugün. Bazen içimizde büyütüyoruz bazı kişileri, olayları, anıları, mekanları... Öyle ya insanız, nasıl büyütmeden ve büyümeden yaşayabiliriz ki sonuçta. Bedenen büyütmesek de, ruhen büyütüyoruz birbirimizi benliklerimizde...

Hep söylediğim sözlerden biri vardır, ve benimsediğim bir sözdür; "Hiçbir gerçek, bir yalan kadar acıtamaz canınızı bu dünyada." Hiçbir gerçek acıtamaz canımı bir yalan kadar. Yeter ki gerçek olsun; gerçek sandığım şey başka bir gerçekle yalanlanmasın... İçimde büyüttüğüm kişinin yalanı yıkmıştı zamanında beni. Ama kırgınlıklarımı atlatabildiğim için, daha rahatım artık...

Hayat; acılar da sunar bize bazen, tatlı anılara yer verdiği kadar. Ve hayatın içinde acı hatıralara denk gelen anlar ve olaylar, ders alabilmek için gerek bu hayatta... Acılara tutunmamayı öğrenebilmek ve pişebilmek gerek bu hayatta...


Zamanıdır dedim bugün için; ne zamandır bahsetmek istediğim bir konuydu çünkü bu. Bu hayatta yitirmek üzere olduğumuz dostluklar veya ilişkiler adına bir kez daha düşünebilmek ve şans vermek cesaretini gösterdikten sonra, yavaşça uzaklaşabilme cesaretini de göstermek gerek. Zira bizi yıpratan insanlardan uzaklaştıkça; daha mutlu, daha umutlu ve daha kendimizce yaşayabiliriz hayatımızı...

Birini silmek hiç kolay olmadı benim için hayatımda, silmek demiyorum bu anlatıyor olduğum olaya o yüzden. Uzaklaşmam gerekti zamanında birinden, çünkü yıpratmıyordum ama yıpranıyordum sürekli. Dostluğumuz tükenmişti resmen. Zaten epeydir uzaktık da birbirimizden. Ve asıl kırıldığım nokta, yalanlarla incitilmiş olmamdı asıl...

Bunlardan sebep; uzaklaşmıştım bir dostumdan 1 sene kadar önce. Daha yeni yeni kırgınlığımı atlatabildim ve durumu kabullenebildim. Şimdi daha mutlu daha umutluyum... Uzaklaştığım kişiyi silmedim, ama kırgınlığım yaklaşmama engel oluyor ne yazık ki. Çünkü; Kızgınlıklar gelip geçici de olsa, kırgınlıklar bir nebze kalıcı hep bir yanımızda... Bir dostum var benim, Mero'm; o yardımcı oldu sağolsun bu kırgınlığı atlatabilmem de. İyi ki var o, iyi ki var onun gibi dostlar... :)

Epey yol alabildiğimi görüyorum artık. Kızgınlıklarımızı unutmak, kırgınlıklarımızı hafifletmek dileğimle; affetmeyi öneriyorum bende artık... Affetmek acıları unutturabiliyor şükür ki; hafifletiyor kalp yangınlarımızı, geri döndürüyor hayata... Ve aslında en güzel sözleri bu konuda Hz. Mevlana söylemiş, eklemek için uygun gördüm; Üzülme, Dert etme can! Demiş, ne de güzel şeyler söylemiş...

"Üzülme, Dert Etme Can...

Üzülme
Dert etme can!
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan......
Ne mutlu sana...
Elinde olmayanları söyleme bana...
Elinde olanlardan bahset can!

Üzülme
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?
Gidenler dönmeyecek mi?
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış...

Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta..
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” ...
“Kaybetmek sabrı öğretir”...!"

Hz.Mevlana

*Nisan Ayının Şiirlerle Hayat yazısı oldu bu yazımda, aynı zamanda Nisan ayının da son yazısı... Bir ayı daha geride bırakmak üzereyiz bugün. Okuduğunuz için ve bir yerlerden bana eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizler de iyiki varsınız... Yalnız olmadığımı bilmek çok güzel. Sevgilerimle... :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)