12 Ağustos 2012 Pazar

Ankara, Ankara...


Ankara'dayız hala. Yola çıkmadan önce yazdığım yazıda, Ankara'da 1 gün kalıp ertesi sabah yola devam edeceğiz demiştim. Ancak nazar boncuğumuz olsun, bir aksilik çıktı bugünde kaldık Ankara'da. Arabamız Ankara'nın içinde iken, Saniye teyzemlerin evine varmadan patırdama sesleri çıkartmaya başladı.

Nazar boncuğu olsun desem de, yola çıkmadan önce kontrolden geçmiş olduğu için arabanın bu durumu canımızı sıktı biraz. Baştan beri Egzoz sandık, egzoz da değişmişti üstelik ama, ses egzoz sesine benziyordu. Bugün tamire gitti araba, sorun bujilerden ötürüymüş. Velhasıl bir miktar daha para sıkışmış arabaya. Çıkarttırdı Babam ile Kamil amca bugün... :)

Şimdi Dikmen'deyiz, yarın da Mersin yolcusuyuz hayırlısıyla...


Ankara, Ankara...




Ankara'da bir gün daha fazladan kalmak benim işime geldi ne yalan söyleyim. Ankara, Ankara... diye seslenmem, Ankara için söyleyecek çok sözümün olmasındandır. 

Ankara hakkında söyleyecek öyle çok sözüm var ki. Bu şehir Bursa'dan sonra söyleyecek çok sözümün olduğu, belki de, tek yer... Çok gecem geçti bu gökyüzü altında. Çok sabah bekledim. Çok gündüzleri yoruldum, çok geceleri dinlendim. Hüznü de, sevinci de tattırdı bu şehir bana. Bursa'dan sonra, kendi şehrimden sonra, kendimi yabancı hissetmediğim tek şehir Ankara...

Ankara ile ilk kendimi bilerek tanışmam Hacettepe Üniversite Hastanesi ile gerçekleşti. Ankara ve Hacettepe ile tanıştığımda 5-6 yaşlarındaydım... Nereden nereye...



Bu şehir benim, bende onun çok kahrını çektim. Son 2 gelişimde de, bu şehirden çoğu zaman hastane sayesinde sıkılmış olsam da zaman zaman, bu şehri çok sevdiğimi anladım. İçinde hatıralar barındırdığım bir şehir Ankara. Hayatımda garip bir yeri bulunan bir şehir...

Çoğu zaman hüzünlü, ama hüznünü göstermeyi pek sevmeyen, Kişileştirilmeye münasip bir yapısı olan ve hüznünü anlayanlara kucak dolusu sevgilerini sunan bir şehir... Yeter ki Ankara'yı yaşamasını bilsin insan...

Ankara bana göre böyle bir yer işte. Gide gele sırrını çözdüm bu şehrin. Hatıralarını paylaşman için soğuk rüzgarlarını esirgemez Ankara, içindeki hüznü paylaşırsın esen rüzgarla. Sakinleştirir, rahatlatır seni. Bir şehir insanın nasıl tüm hüznünü alır derseniz, Ankara'ya ya da Bursa'ya benim gözümden bakın derim. Başarabilirseniz eğer deneyin...

Dün Ankara'ya varıp, Saniye teyzemlerde yemeğimizi yedikten sonra balkona çıktım annemin yardımı ile. Sofra toparlanana kadar yalnız kaldım gökyüzü altında. İçime çektiğim nefesi böylesi kişileştirebilmek yeniden, çok tanıdıktı...





Eskiden otobüs ile gelirdik çoğunlukla annemle. AŞTİ'ye (Ankara Şehirler Arası Otobüs Terminali) her inişimizde, biraz bıkmışlıkla biraz da hissettiğim o anlamsız sevgi ile "Yine biz geldik Ankara." Der, sonrada birisinin beni duyup duymadığına emin olmak için etrafıma bakınırdım. Zamanla bu durum istem dışı sesli konuşmaya dönmüştü çünkü. Senede en az 2 kere gelip, sonra da her geldiğimizde 1 aya yaklaşık kaldığımız bu şehrin yabancı gelmemesi artık garip olmasa gerek...

Dün gözlerimi kapatıp soluduğum havadan tüm bu gökyüzü altında yaşadıklarımı ve Ankara'nın bana hissettirdiklerini anımsadım... Birçok sebebi geldi aklıma burada hüzünlenmemin ve tebessüm etmemin... Ankara'da çoğu şarkı hüzünlendirmeye müsait geliyor. Ve Ankara dışında yazdığımdan çok şey yazmak, hep yazmak geliyor içimden.

Yazın bu zamanlarında, Ankara serin ve hüzünlü yine. Benim için sanki... Çok şey paylaştık bu gökyüzünde. Ankara'da son gecemiz yine.

2 gündür Ankara çok şey fısıldadı kulağıma yine. Durma Didem, Pes Etme Didem, Yenilme Didem, Vazgeçme Didem... Birçok düşüncemi okudu ve "Yorma Kendini" dedi... O susmadı, bende susturmadım. Yalnız kaldığımız her an, veya irtibat kurduğumuz her an bir şeyler fısıldadı kulağıma.

Velhasıl Ankara bana iyi geldi yine. İçimi ısıttı, tüm soğuğuna rağmen. Sevmekten vazgeçme beni dedi resmen. Bir şehri bu kadar kişileştirmek saçma gelecek belki. Ve birçoğu İstanbul'u kişileştirip konuştururken, ben hep Ankara ile konuşmayı tercih ettim.

Söylenecek o kadar çok sözüm var ki daha bu şehirle ilgili...

Bir yaşadığım şehir Bursa, bir de Ankara... Hayatımda en büyük yerleri edinen 2 şehir.

Bu şarkı da yazımı bitirmeden benden size gelsin madem, Ankara denince klasikleşmiş şarkılardan, Zuhal Olcay-Ankara'da Aşık Olmak... :)


Sevgilerimle...

Didem KÖSE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bloğuma hoşgeldiniz. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

İnşallah beni yorumlarınızdan mahrum bırakmazsınız... :)