24 Şubat 2023 Cuma

Bir Doktorum Daha Oldu... - 23&24 Şubat 2023


Nihayet 3 senelik mücadelemizin ardından, yeniden beni ve hastalığımın gidişatını kontrol edebilecek bir nöroloji doktorum var; hem de olması gerektiği ve istendiği gibi araştırma hastanesinde... :) Dün ve bugünü hep çok güzel hatırlayacağım, yeniden tıp sektöründe yerim olduğunu bilmek ve umudu yeniden tazeleyebilmek çok güzel! Size ve kendime bu iki günün önemini anlatmak üzere geldim, iyi okumalar dilerim... =)


7 yaşımdan 18 yaşıma kadar Hacettepe'de kontrollerimin yapıldığı Kas Erimesi hastalığım, pandemiye kadar birkaç sefer Uludağ Üniversitesi'nde daha sonrasında da hep Akdeniz Üniversitesinde muayene edilmeye devam edilmişti daha sonrasında. Ta ki 2020 senesinde pandemi ilan edilene kadar... 

Uludağ Üniversitesi'nde kendi hastalığıma dair belli başları kontrolleri yaptıramamak bizi her sene Antalya'ya gitmelerimizde Akdeniz Üniversitesi'ne yönlendirmişti, pandemi ortaya çıkınca da Araştırma Hastanesinin Kas Hastalıkları Polikliniğine yönelme uğraşım başladı. Ama ne kadar uğraşsam da önce pandemi koşulları önce hastanelere ulaşımımızı tamamen engelledi, ulaşmak mümkün olunca da hastalık ve de muayene bulma sebepli doktorlara erişemedik.

Geçtiğimiz aylarda kas hastalıkları polikliniğine gidebilmek için nihayet bir fırsat yakalayana kadar, son üç senede sadece başka bir doktorun hastası olabilmeyi başarmanın kıyısından döndüm. Daha sonuçları doktoruma gösteremeden doktorum hasta oldu, bir daha randevu alamadım ve sistemden de düştüm... 

Birkaç ay önce işte, fizik tedavi aldığım hastanede bir kas hastası yakını ile tanıştım. Şehir dışından gelmişler şehrimize ve benim randevu almaya çalıştığım esas kas hastalıkları polikliniğinin doktoruna her ay düzenli kontrollere gidebiliyorlarmış. Onların vesilesiyle son iki üç aydır ayda bir kez kas hastalarına özel polikliniği olduğu için, müsaitliğimizi denk getirmeye uğraşıyordum. Nihayet başardım... :))

Dün gittiğim (23.02.2023) seneler sonraki ilk ciddi muayenemde, doktorumla tanıştık ve o beni tanımak için Hacettepe'deymişim gibi hikayemi dinledi ve bir başlangıç yapmak üzere hayatıma düzenleme girişimlerinde bulundu. 

-- Üst fotoğrafta kullanım talimatını yazdığı reçetesinde görüldüğü üzere, bir ilaca başlıyoruz öncelikle; son 3 yılda gitgide kaslarımın güçten düşmesi üzerine, kaslarımı güçlendireceğini söylediği bir ilaca başlayacağımızı söyledi. 

-- Günlük içmem gerektiğini söylediği kakao ve yeşilçay önerisini sundu. Günde bir bardak yeşilçay ve bir bardak da süte karıştırılmış bir kaşık kakao içmemi söyledi... 

-- Beslenme düzenime mor meyve ve sebzelerden eklememi, hamur işinden ciddi anlamda uzak durmam gerektiğini söyledi. Hamur işi konusunda hassasiyetim var, yemek istediğim zaman birkaç parçayı keyifle yiyorum. Sonra dönüp kendi düzenimi sürdürüyorum ama bazen öğle yemeğim niyetine de evde yapıldığında yediğim oluyor. İşte bu hamur işi yeme sıklığımı çok ama çok azaltmam gerektiğinin daha net ciddiyetinde olacağım. Sanki hiç yemiyormuşum gibi azaltmam lazım önce, sonra da hiç yememem lazım; biliyorum... :))

-- Bir de çok uzun zamandır yapılmayan, kas ölçümüm kemik ölçümümü dahi istediği birkaç sonuç için test verdi. Bu büyük testlerin gerekliliğini devlet hastanelerinde bizleri ölçme işlemini ve hastalıklarımızın ayrıntılarını bilmedikleri sebebiyle araştırma hastaneleri ve fakülteler gibi yerlerde yaptırıyorduk hep. Ama son iki senedir artık özel ilaçlarımızı bile yazdıramadığımız üzere, klasik hastalıklar harici kronik rahatsızlığımıza dair tamamen kontrollerimizin araştırma ve fakültelere verildiğini devlet hastanesindeki fizik doktorumdan öğrendik. O sebeple de araştırma hastanesinin ilgili departmanında rutin muayenelerimin yapılması çok mühim bir konuydu... En mühim noktasına ise, doktorumun bugün yaptırmamız için yazdırdığı gen testi ile sağlam bir nokta ile başlamış bulunmaktayız bu yeni sürecimize... =)


Bugün Bursa Şehir Hastanesine Gen Testi için kan vermeye gittik... Bir Kas Hastası olarak bugüne dek Gen Testimin olmaması elbet büyük eksiklikti, ama Hacettepe Üniversitesi'nde birkaç kez kan vermişsem de sonuç alamamıştık. Bir kaybedildi, bir sonuç bulunamadı, bir de bir şey yok denildi es geçildi... Sonuç olarak 18 yaşıma kadar sonuç alamadığımız Gen Testimin, bu sefer sonucunu alacağımıza dair umudum var. Çünkü bugün öğrendiğim üzere 2015'ten beri bizler de yapıyormuşuz bu alandaki geniş taramaları. Ancak başarılı olunamaz ve gendeki bozukluğun sebebi 41 gen taramalı bu testte çıkmaz ise, yurtdışına gönderme ihtimalimiz de bir kenarda bulunuyormuş.

Yani buradan alacağımız sonuç şu an için beni nereye taşıyacak bilmiyoruz ama o sonuç gelene kadar yeniden bir başka kararlı düzen kurup kaslarımın gücünü eskisi gibi toparlamaya başlayacağımıza yeniden umutluyuz... 

Bugünün esas konularından biri bu gen testi için kan vermeye gittiğimizde oluştu. İnce damarlarım ve kasılı dirseğime rağmen kolaylıkla kanımı alan kan hemşiremiz ile çok güzel bir sohbete tutulduk. Adı Billur idi, orta yaşlarında güzel yüzlü ve güzel gülüşlü kısa kızıl saçlı bir kadındı... Enerjimi sevdiğini söylediğinde düşüncelerimiz karşılıklıydı, maskemi çıkarıp gülümsemesine karşılık verdim. Böylece yeni tanışan ve belki de bir daha hiç birbirini görmeyecek olan iki kişinin tanışması idi. Bana neler söylediğini ve bunları şu güçten düşmüş halime rağmen (ki yine kendimi olabildiğince iyi hissediyorsam da, hiç güçsüzlüğüm ve de hastalığım yok gibi hissettirdi... 

Billur Hanımın söylediğine göre (ki bilincindeyim), hiç kas hastası gibi görünmüyor ve de hasta olduğuma da inandıramıyormuş fiziki profilim... Görünürde hiçbir şey olmamasının kaslarımda da faydası olmasını çok isterdim. Hani her şey görünürdeki gibi değil ya, ben bile sıklıkla birden ayağa kalkacakmışım ve yürüyecekmişim gibi hissediyorum ki karşımdaki kişilerin de öyle görmesi sanırım çok normal. Bu durumu tekrar dile getirmeliyim ve şükretmeliyim ki, anne ve babamın bakımına ve de bu hayatı seviyor olmama borçluyum. Allah razı olsun, şükürler olsun...

Billur hanım ile kısacık sohbetimde okudum mu, neden okumama rağmen normal iş hayatında yerimi alamıyorum; madem onlar gibi hastanelerde çalışmak istiyorum, neden tekrar okumuyormuşum! Sordu anlattım, görüşlerini iletti; oku kız tekrar, ne olacak hiçbir şeyi erteleme atıl hep hayata. Ki yapıyorsun görüyorum dedi... Evden çalıştığımı ve dışarıda da aktif olduğumu anlattığımda daha da ışıldadı gülüşü karşımda. Enerjisi ışıl ışıl ve umut doluydu, çok iyi hissettirdi bana...

Kan alma odasından sohbetimizin sonunda isimlerimizi öğrenerek ve memnun olduğumuzu bildirdikten sonra ayrıldık. O saatten beri düşüncem Billur hanımla yeniden karşılaşabilir miyiz acaba düşünüyorum. Bir de diyorum ki; Keşke enerjilerimizin uyuştuğu kişilerle daha yakın yaşayabiliyor olabilsek, eminim ki Billur hanımla daha çok sohbet eder ve çok güzel anılar paylaşabilirdik... :))


Bugün Bursa Şehir Hastanesi'nden döndükten sonra, annem ve babamla Gemlik'te bir süpermarkete girdik ve ihtiyaçlarımızı aldık. Sonra beni çarşıda bıraktılar ben siparişlerimi bırakıp hem ilacımı almaya hem de örgü iplerimdeki eksiklerimi almaya çarşıda dolandım.. 

Bir kez daha gurur umut ve şükür dolu halde, çarşıyı özgür gezme rahatlığını ve açık havada nefes almayı tattım. Tek başıma gezmek iyi geldi yeniden. Tüm bu anlattıklarım üzerine, kendim için önemini bildiğim üzere bir nebze rahatladım yeniden. Son senelerde aydan aya düşen kas gücümün düşmesine bir başka çözüm yolu daha deneyecek olmak "ohh" dedirttirdi. Hacettepe Hastanesinde kontrollere her gittiğimizde içtiğim üzere bir markete girdiğimde gözüme ilişince "Aroma Karışık Meyve Suyu" aldım kendime. O tanıdık his, o yeniden buralardasın bak yeniden o tıp dünyasının içindesin ve bir şeyler daha düşünebilir ve de bu sürece de adapte olabilirsin hissiyatı kendime getirdi...

Şimdilik son diyeceğim şu ki; yaşadıkça umut hep var ama olacakları da araştırmaya devam edip yerinde beklemedikçe... Çok şükür bugünümüze. Rabbim sizlere iyi sonuçlar ve iyi gelişmelerimi de yazmamı nasip etsin dilerim. =) 

Sevgilerimle...

15 Şubat 2023 Çarşamba

6 Şubat 2023'den sonra çok şey değişti... - #deprem


Üzerinden nasıl 9 gün geçti, koca 1 hafta nasıl geçti anlamak güç geliyor bazen... Ama bu ülke 6 Şubat 2023 sabahı felakete gözlerini açtı. Susmaya çalışıp hep içimden konuştum, ama bazıları ağır geliyor yüreğime. Yazıp ferahlamak istiyorum. Böyle bir acı felaketi, görsellerde ve videolarla acı dolu halde yaşadığımız için unutabileceğimizi düşünmüyorum; ama olur da hisleri şu andaki derinliğinde hatırlamazsam eğer diye de yazmak istiyorum...




Pazar gününü pazartesiye bağlayan o gece, ben uyuyamıştım yine. Düşlediğim şuydu, hayatım yolunda gitmiyor! Bu ay planlar istediğim gibi işlemiyor! Bir de ben bu ara çok serdim kendimi, yemek ve uyku düzensizliğim olarak; nasıl yapar da bunu toparlarım? Bunları düşünerek yattım. Yok, bir türlü uyuyamadım...

Sonra telefonumu açıp önce 7 defa inşirah suresini dinledim, sonra kendim de ezberden okudum. Sonra sıkıntılarımı alacak başka dualar araştırdım. İşte o sırada karşıma sosyal medya hesaplarından birinde "sıkıntılı iseniz Kefh suresi okuyun" yazıyordu. O kadar çok yarın için yapacaklarımı not etmiştim ki kendimce, bunun üzerine surenin 23 ve 24. Ayetine gelince dondum kaldım. Sureyi okumaya devam ettim ama en son 23 ve 24'e dönüp ekran görüntüsü de aldım. Dönüp dönüp okudum, "Allah dilerse yapacağım!" ve bunu Unutmayacağım vakit bulup hep okuyacağım. dedim. Tekrar okudum ve uyudum...

Kefh Suresi;

23. Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

24. Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

6 Şubat 2023 Sabahına uyandım, saat 11'i geçiyordu. Babam beni kaldırırken, "deprem oldu" dedi. Deprem oldu! Bu ifadenin anlamını şöyle sandım, normal sallanıp geçti! Gemlik'te deprem bölgesinde oturuyoruz ve son 3 aydır 1 hafta içinde en az 2 gece sallanmadan uyuduğumu bilmiyorum ben. Annemlere kalkıp, gece deprem oldu dediğim de çok oldu; şiddetli olanları bir an önce bildirip hissettiniz mi? Dediğim de... 

Velhasıl babama bu sebeple; "Ben bu sefer hissetmedim, çok mu salladı?" Dedim. "Burada değil, Maraş'ta oldu. 10 ili etkiledi, çok ölümüz çok yaralımız var kızım." Dedi. İşte bu konuşmadan beri yaşadıklarım kabus gibi geliyor. Gördüklerim ve duyduklarım ağlatıyor, burnumu sızlatıyor, yüreğimi sancılara sokuyor ve anlatamayacağım kadar nefesim daralıyor. Hiçbirinin yakınım olmasına ihtiyacım yok, can olmaları canlarının acıması canımın-canlarımızın acımasına yetiyor...


6 Şubat 2023'ten beri çok şey değişti. Misal o sabah uyandığımda, canımın sıkıntısı bu sıkıntıların yanında hafif geldi. Bir felaket yaşandıktan sonra hiçbir önemi kalmayacak şeyler için de 5 dakika canımızı sıkmamak gerekirmiş meğer, ben bunu öğrendim. 
 
Hayatlar bitti; hayatlar yarıya indi, hayatlar eksik kaldı, acı doldu ve çaresizlik uzakta olan bizlerin bile içine işledi... On binlerce bina yıkıldı, yüz binlerce hayat yerle bir oldu... Ulaşım güçleşti, haber ağları çok sarsıldı. İnternet üzerinden bizlere dahi ihbarlar geldi, ekip arkadaşlarımızın yardım ve de destek çağrılarına elimizden geldiğince ses verdik. Yıprandık, ulaşamadığımız zaman deliye döndük. Hayatlarımızın tek bir anla yok olacağının daha net farkına vardık...


İlk gün yemek yerken su içerken, aklımı korumak için uğraş verip başka şeyler yaparken; elimizden gelen internet üzerinden sevdiklerimize ulaşma ve enkaz altındakileri bildirme uğraşımızdan sonra unutmuş gibi yapmaya çalışırken yani, kendimize eziyetler ettik. Suçlusu bizlermiş gibi hissettik... 

İkinci gün; İlk günden hazırladığımız paketleri ilettik belediyelere, sonra bölgeye neler lazım diye belirleyip onlardan elimizin yettiğince gönderdik. Şirketimizin tırları, yaşadığımız bölgeden giden tırlar; her birinin Valilik onaylı olmasına dikkat et, kendi başına iş yapma derken o gün de geçti.. Ülkemizin birliğini ekibimizin dirayeti ve sevgi bağını görmek bana da her birimize de çok iyi geldi. Çok güzel bir milletiz, bunu fazlasıyla hissederek avunmayı ihmal etmedik... 

İlk bir hafta böyle geçti; içim acıdı ağladım, çevremdeki yakınlarımla olabildiğince konuşup sakin kalmak üzere İlk günden itibaren tenkit ettim kendi kendimi. Yer yer ağladım, yer yer duruldum; ama bolca elimdeki örgüme ve önümdeki bilgisayara odaklandım. Tüm bunları evimizin salonunda açık televizyon yanında yaptım. Haber almaya devam ettim, kurtulan her bir vatandaşla daha dirayetli durmaya gayret ettim...


Çok düşündüm bu arada; hayat bir anda geçip gidebiliyordu. Kullanmasam da sakladığım eşyalar, canımı sıktığım yersiz olaylar, derdine girdiğim ama aslında çok sık ertelediğim durumlardan ibaret "yapılacaklar listem"; her biri olabildiğince beni meşgul etmeyecek ve yapabileceğim düzeyde olmak zorundaydı artık...

-- Bir gün kalkıp odamdaki ürünlerimi ve kullanmadığım eşyalarımı düzenledim. Gereksizi attım, ürünlerimi depo sayımı yapar gibi not ettim. Beni akşama kadar oyalayıp, aklımı sağlam tuttu. (Bu arada hala enkaz çevresinde arkadaşlarımızın durumlarını öğreniyor, birbirimize ekip olarak destek oluyorduk yine) 

-- Bir başka gün kalkıp yeğenim Kağanımla örgü bileklik yapmasını öğrendik, o bileklik örerken tüm dikimi veya örmesi yarım kalmış örgülerimi ve kullanacağım iplerimi düzenledim. Yarım gün oyalayıp hayatta tuttu bu işlem de beni. Arkadaşlarımız iyiydi ama çok ihbar geliyordu. Akrabalarını kaybeden veya onlara ulaşamayan kişilerin sesine ses vermek içten içe oraya gidemediğimiz için bir nevi işe yarar hissettirdi.

-- Sonraki günler boyunca da kalkıp "bugün yazsam içimdekileri" dedim ama hep örgü ördüm, hep yeğenlerimle ve ailemle vakit geçirdim. İzlemediğim dizi ve filmler listemdeki maddelere göz attım. Birçok film ve diziyi sevemediğim için listemden sildim... Böylece beni her zamankinden daha kötü edebilecek bu ortamı en iyi şekilde geçirmek adına da, elimden gelen desteği ülkem adına da kendi çapımda verdim; ama bu sefer aklımı ve sağlığımı da koruyarak yaptım...


Gelgelelim tüm bugünler yine de nasıl geçti akıl erdiremiyorum! Enkaz altından çıkan Ayşegül ve çocukları çıktığında nasıl sevindik ekibimizle beraber, 2 aylık Yağız bebek çıktığında nasıl hayret ettik? 48-50-60-26-28-21-19 bunlar yaş sayıları idi ama bir de o enkaz altında kaldıkları saat sayıları vardı. Küçücük çocuklar sahi o enkaz altında nasıl aç susuz kalmıştı? Allahım çok büyük, onlara öylesine kol kanat gerdi ki... Bizlere de mucizelerini vererek, "benden umudunuzu kesmeyin asla!" Dedi...


İlk iki-üç günün sonrasında idi sanırım, ses duyulmayan yerlerde kurtarma çalışmaları yapılmadığı bilgileri aktı hepimize. İçim daha bir yandı, paramparça olur kendi muhtemel çaresizliğimi hissettim; 

"Ya o enkaz altında bedensel engelli varsa, dermanı kalmadı ve gücü çabuk tükendi ise? Ya enkaz altındaki duyma ve konuşma engelli ise? Ya astımı varsa ben gibi, oradaki havasızlıktan nefesi tükendi ise?" 

*** Bunları düşünüp dururken bir gece, ekip arkadaşlarıma dile getirdim. O gece işitme ve konuşma engelli bir kız kurtarıldı enkazdan, bu düşüncelerimi dile getirdikten yarım saat sonra! Rabbim dedi ki bana; "Sen sen gibileri durup düşündün, bu da benim sana cevabım. Ben de seni unutmadım, umudunu kesme benden sevgili kulum!" 


Velhasıl bu deprem gerek ihmaller sonucu apartmanların eski ve de kontrolsüz olmasından bu kadar sancılı oldu, gerekse de insanoğlunun fazlasıyla bilgisiz ve eğitimsiz kendini çok fazla gördüğünden ötürü. 

(Cümlelerim tamamen bölgede ihmale sebebiyet veren binaların hasar raporlarını hasarlı hallerini görmeyen, gördüğü halde düzenlemesini yapmayan, o bölgede son 3 yıldır böyle bir depremin olmasının beklenilir olduğunu söyleyen deprem bilimcilerini duymazdan gelen sorumlularadır! Müteahhit, mühendis, memur, denetim sorumlusu, belge vereni ve daha nicesi... Sizler bizlere hizmet etmek üzere geldiğiniz görev yerlerinde yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızdan da sorumlu olacaksınız. İki üç kuruş daha fazla alabilmek için insanlara mezar evlerde oturmayı reva görenler, Allah katında mı yoksa burada mı hesap verecekler onu Rabbimiz biliyor şimdilik...)


Diyeceğim o ki; 

9 gün bitti, 10.güne de girdik. Bu depreme kadar İslahiye'nin bir Antep ilçesi olduğunu bilmezdim, bir ekip arkadaşım sayesinde öğrendim. Çok şükür sağ kurtuldular ama onlar da evlerinden oldular. Antep'e çok gitmek isterdim de, Merkezindeki başka arkadaşıma çadır ulaştıramadığımız için arabada yatıyorlar diye geceleri huzursuz şekilde ısınamadığıma sebep bulamayacağımı hayal edemezdim. (Kalp tarafım yanarken bacaklarım tir tir titriyordu oysa. Bu anılar çok derin izler bırakacak biliyorum, ama yazdığım için daha iyi uyuyacağım bu geceden sonra.) - Derdim kendimi de birilerini de üzmek değil, ben de böyle deşarj oluyorum; yazıyla daha net doğruluyorum hayatta...

Hatay'ın Samandağ ilçesine yüreğimi bırakacağımı, üstelik yüzlerini dahi bilmediğim insanların derdine oradaymış gibi derdim yapacağımı aklım almazdı... Hatay'ın birçok kentini öğrendim, Akevler mahallesinde üst üste binalar yıkıldığını duydum. Gelen ihbarlarla ünlülere dahi duyurmaya çalıştım seslerini. Taha Duymaz adında instagramda yemek yapan gencin de o mahalledeki enkazlardan biri olduğunu duydum. Hala haber yok diye biliyorum. Rabbim cümlesine sabır versin...


Bir de Hatay'ın Erzin diye bir bölgesinin olup da o bölgesindeki belediye başkanının esas örnek oluşturduğuna da şahit olduk sonra ve Hatay bölgesinde bir bina dahi yıkığı olmayan tek kentmiş meğer kendisi. Ülkemde iyisi yapılan bir şeye umutlandığıma da ülkem adına utandım... 

Instagram ve wp üzerinden hiç tanımadığım kişilerle hemdert olarak arkadaş olacağımı kim söylerdi? 

Hiç gocunmadan elimden gelen en basit şeyin içimi rahatlatmasına utandığımda anladım ben insan olmanın garip yanlarını...

Bir de tüm haftanın sonunda banyoya girdiğimizde suyun soğuk aktığına sızlanmak üzereyken utancımla susup, su ısınınca şükrettiğimde anladım; banyoda akan suyun lüks olduğunu anladığım o vakitten önce nicedir ben bu denli içten şükredemezmişim, anladım...


İçim pare pare acı! Geçecek ama nasıl, unutulmadan olsun olmaz mı? Hala çadır gidemeyen bölgeleri bulunan güzel Güneydoğu şehirlerimde üşüyen canlarımız var. 6 Şubat'tan bu yana yasımız var. Hiçbir şey o günden önceki gibi değil. Hepimiz biraz değiştik. Geliştik mi bilmiyorum, kendimi çok yorgun ve garip hissediyorum...

Rüyalar görüyorum, nefes darlığı ile uyanıyorum; ama son 9 gündür çok zor uyuduğum için sabahları da çok zor uyanıyorum. Nefes darlığım her gün değilse de zaman zaman hat safhaya çıkıyor işte. Üstelik bu kendimi en iyi şekilde koruduğum halim...

Geçmiş olsun canım Türkiyem. Ben de sizler gibi o yaralı bölgelerimizde tek bir yaralı insan kalmayana dek iyi olamayacaklardanım. Depremi bir yaşayanlar vardı, bir de sonrasındaki her anına iyi kötü tanık olanlar. Biz tanık olanlar dua ederken elimizden gelen fiziki her şeyi de yapmaya devam edeceğiz. Umarım bu 9 günde olduğu gibi bir bütün halinde halk olarak birbirimize yetmeye devam edebiliriz...

Kalpten sevgilerim ve bolca iyilik dualarımla... Ben Didem, sizi tanımasa bile her acınızla merhamet ve vicdanımla dertlenebilecek Allahın bir kuluyum. Çok şükür ki...

31 Ocak 2023 Salı

Ocak Ayının Mevzuları Vardı - Ocak 2023

Yeni bir haftaya, sömestr tatili kapsamında dün Antalya'ya kaçtığımız üzere Antalya'da başladık. Geçtiğimiz haftanın fotoğraflarını da bu yazım için hazırladım ve 1 haftayla 1 bütün Ocak ayını anlatabileceğimi düşünerek bu yazımı planladım...

Hazır yılın ilk ayı bitiyorken, bir dahaki ay için düzenli yazı yazabilmelerime dönmek mümkün olsun diye umuyorum..

Ocak ayı boyunca kendimi daha da sevdim ve yakaladım. 

Nicedir ertelediğim ve geciktirdiğim dizi ve film izlemelerini yöneldim. Örgü örerek izlediğim dizi ve filmlerle duraklayıp kendime daha bir yakın olduğumu farkettim. Duraklama anlarım geceden geceye idi, özellikle de birkaç aydır. Eskisi gibi daha sık dizi izleyip film izlediğim için durup dışarıya da daha sevimli bakabildiğimi gördüm. Hala insanların tavır ve davranışları beni deli ediyor ama daha tahammül seviyemi arttırdım. (Bu konuda içimi dökmeye uğraştığım o yazı için hala duraksıyorum. Ne yazık ki istediğim gibi tamamlayamadım)

Saçlarımın banyo sonrası ve de yataktan kalktıktan sonrası gibi zamanlarda doğal dalgalanmalarını sevdiğimi farkedebildim yeniden, birkaç ay öncesinde stresli hallerime kafa yorarak günleri geçirmediğim zamanlardaki gibi... Stresimi ciddi anlamda bir önceki senede bırakabildim nihayet. Değiştiremediğim konulara kafa yormaktansa; kendime bakıyorum, örgümü örüp sevdiğim dizi ve filmleri izleyerek vakit geçiriyorum.

Ocak ayı bu dolulukla ve aktivitelerin huzuruyla geçti. İzleme listelerime sadık kalmaya çalışıp, filmlerimi izlemeye gayret ettim. Yazısını hazırlayıp, listemin tamamını izleyince paylaşayım dedim sonrasında da.. :)) 5 adet film izledim listemden, bir de en öncelikli bitirmem gereken Vampir Günlüklerine ağırlık verdim. Bugün itibariyle, son sezonunun 8. Bölümündeyim. Son 8 bölüm geldi... O diziye dair de yazımı yazacağım önümüzdeki aya inşallah! :))


Bu ay boyunca, şu ikilinin saha net abi kardeş olduğuna denk geldim. İzlemeye ve onlarla vakit geçirmeye bayılırken, biri 10 biri 2,5 yaşında! Dedim... Birbirleriyle komik irtibatları, bazen didişip bazen de kuzu kuzu oturmalarını izlemesi çok keyifli.

Kağanım ile bu ay iki kez çarşıya indik, havanın soğuğuna rağmen yine öyle güzel uyum sağladı ki bana; paylaştıklarımızın şekli değişti ama boyutu hep artıyor şükür... :))


Geçen hafta içinde iki kez indik çarşıya, birinde arkadaşlarımla görüştük ve diğerinde de beraber sipariş teslim etmeye alışveriş merkezi gezmeye gidip, yağmura yakalandık dönüşünde de... :)

Antalya'ya yola çıkma kararı verildiğinden, haftasonu inişimizde yolculuk ihtiyaçlarımızı karşıladık ve enerji depoladık beraber... Benimle arkadaşlarımla eğlenmesi bile öncesinde öyle hoşuma gitti ki, bu ay daha iyi anladım; ciddi ciddi büyüyor kuzucum... Allahım sağlıcakla beraber geçireceğimiz güzel anılar olmaya devam etsin, elimden geldiğince ben onu o beni tutmaya ve de düşünüp korumaya devam edeceğiz biliyorum... Şükür. =)


Bu ay okuma konularında çok net kararlılıkla ilerleyip, Aralık ayının son kitabını zor da olsa bitirdim ve yeni kitabıma bile geçtim... :) Yıl boyunca bu kararlılıkla devam edebilirsem, sene sonunda 50. Kitabımı bitirmiş olarak 2024e girmeyi istiyorum... 

Bunun için beklenmedik bir destek çıkıverdi bu ay bana, severek takip ettiğim bir instagram hesabı sayesinde bir instagram kitap okuma takip grubuna katıldım. Beraber kitap okumalarımızı takip edip bu yolda birbirimizi gazlamayı hedefliyoruz. Geçen hafta grupta son 100 sayfasını daha net kararlılıkla tamamlayıp yılın ikinci kitabını da olarak "Aramızdaki Uçurum"u bitirdim çok şükür... :))

Erik Ağacına başladım ve sonrasında da Meromun Antalya'ya bu geldiğimde yeni aldığı kitabımla beraber iki tane kitabım var. Yeni kitaplar almalarıma bakacağız sonra da.. 


Cuma günü çarşıya inip sipariş teslim edip "kek günü"nü kutlayıp, dönüp de yağmura yakalandığımız fotoğraflarımızla; Ocak tüm zorluğuna rağmen güzeldi, Şubat daha verimli daha aktif heyecan ve bereketle dolu olsun inşallah! 🤲❣️ Daha beraber kaliteli vakitlerimiz olsun, yeğenlerimle ve sevdiklerimizle...


Ocak ayının son cumartesi gününün fotoğraflarıyla şu yazımı da bitireyim;

Komşu günümüz vardı, güzel bir ağırlama ve Bol kahkahalı sohbetle geçirdik o günü. Rujumun ve sweatshirt'ümün uyumunu çok sevdim o gün! 

Sonra sabahında gelen kargolarla bir kez daha farkettim, çok güzel bir iş yapıyorum ve güzel hikayelere sebep ve de sonuç oluyorum. Hikayeler oluşturuyoruz hayatımda ve birilerinin hayatına dokunuyorum. Bu beni çok mutlu ediyormuş meğer. Ay boyunca bunu daha net farkettim. Cuma günü bir siparişimin parasını alıp kuaförden çıktığımda, içimdeki hafiflik ve rahatlığı çok benimseyip beni uçurduğunu hissettim...

Diyebilirim ki, Şubat ayına Ocak ayından henüz anlatamadığım ama bende çok rayına oturmuş "kimseye hiçbir şekilde körü körüne güvenip veya beklentierimi bağlayıp kendimi köreltmeyeceğim" farkındalığı ile giriyorum.

Niyetim; kendi bildiğim ve gönlümü rahat hissettiğim çalışma yolumdan ve hayallerimin yolculuğundan ayrılmayacağım. Şubat, benim sizin hepimizin ayı olsun.

Kimse kimsenin hayalleri umutları ve duygularıyla oynayamasın; Rabbim buna izin vermesin...

Hayırlısıyla bir yeni ay diliyorum bizlere, bizi sarıp sarmalasın diye. Sevgilerimle... :))

3 Ocak 2023 Salı

2023; Umudum Kendimden


- 2023e girmeden önce yapacağım dediğim maddeleri tamamladım.
- Yeni yıla sakin girdim, böyle geçirmekte kararlıyım.
- Özgüvenim daha da kuvvetli ve ben bunun altında kendimi içten de sakinleştirmeyi başardığımı gördüm. Bu anlamda artık nefes ve düşünce kontrolüm olduğunu da düşünüyorum.
- Ah'larım, kırgınlıklarım ile beraber kabullenerek vazgeçtiklerim var bu sene başında. Birçoğu farkında değil, birçoğu da farkında bu hislerimin. Ben kendi adıma 2023 başında tüm bu farkındalıklarıma teşekkür ederek başlamak istedim... 

2023 hepimizi emeklerimizin sonuçlarında dağlar kadar mutluluklara kavuştursun dilerim. :)


Bu sene yeni yıl öncesi son yemeğimizi ve senenin son vakitlerini ablamlarda geçirdik. Genel itibariyle bizim evde oluyorduk yılbaşı akşamlarında ama bu sefer onların evi seçtik... Normal bir akşam yemeği idi ama o yemeği özel kılan zaten bir arada kalabilmek ya, çocukları mutlu etmek ve bir arada senenin son gününü değerlendirmek üzere çaba gösterdik yine... 

Her yılbaşı akşamı hangi kanalı izlesek diye televizyonda zaplamakla geçirirdik akşamı, bu sefer kararlılıkla O Ses Türkiye Yılbaşı bölümünü izledik. Benim sayemde... <3 =)) Diğer senelerdeki kadar değilse de yine güzeldi. En beğendiğim performans Edis oldu, en beğendiğim performans ve sonrasındaki muhabbetleri ise Eser Yenerler ve Berfu Yenerler çifti idi...  

Akşam boyu yeni seneye dair son hedeflemelerimi yaptım durdum aklımda, en çok da kendimi sakin tutup düşüncelerimi dinlemeyi başardım gerçek anlamda. Çok gereksiz şeylerin bazen gereksiz olduğunu kavramak için, bir acı çekip onun en dibine girmek gerekiyor ya; o dipten döndüğümü düşünüyorum yine. 3 aydır stres benimle idi, kovsam da geri geliyordu. Şimdi kovdum, bir daha gelse de barındırmayacağım diye düşünüyorum... :)

Yeni yılın ilk gününe uyandım uyanalı, hareketlerime nefes egzersizlerimi timüs vuruşlarıyla beraber ekleme kararı uyguluyorum 3 gündür. Mevcut durumu size anlatayım, içimde bir yerin ferahladığını hissediyorum. Nefes, bir bedenin ve ruhun daimi yaşam kaynağı gibiymiş ya; bunun ciddiyetine gitgide daha çok varıyorum! Geçtiğimiz sene boyunca, solunum aletimle aramdaki problemleri çözünce ve ondan önce de astımla ilgili sorunum ortaya çıkınca elbette, benim için büyük gelişmeler oldu nefesle ilgili yaşadıklarım... 

Timüs Vuruşları Nedir peki? 2022'nin son ayında keşfedip de deneme işini en sona bırakıp iyice anlamaya çalıştığım bir egzersiz. Timüs bezinin bulunduğu bölgeye (nefes borusunun 3 parmak altı, iman tahtası dediğimiz bölge var ya; orası.) 3 parmağınız ile ritmik şekilde vurmanızdır. Bu sırada alınıp verilen nefeslerle, oradaki timüs bezi aktif ediliyormuş. Bu aktif etme durumu bağışıklığı düzenlerken stresi de azalttığı söylenilen bir yöntemmiş. Bilin bakalım üç gündür stresi azalmış hisseden kim? Bildiniz, ben! :)) 

Psikolojik bir inanış mı bu durum, birkaç haftaya görürüz. Ama ben öyle olmadığına inanıyorum... Yılbaşına gireceğimiz akşamdan beri ablamlardaydık ve bir gün diye gittiğimiz için solunum aletimi almamıştım yanıma, bu sürede olabildiğince az aradım solunum aletime. (Şu satırları yazarken de evimize dönmüş ve de solunum aletime kavuşmuş şekilde yazıyorum. Etki bence katlanarak artacak...)

Yeni yıla tam bir bereyi bitirdim diyerek başlamıştım bu arada, ama annem ve ablam dar olduğunu söyleyince tamamını söktüm ve yeniden örmeye başladım. Yeni bir aya ve de yeni bir yıla başlarken, kendime güvenimi zırh gibi kuşandım da başladım hani! Bu durumu da böyle gördüm. Kendimle gurur duyuyorum ve de kendimi bu "olan oldu biten bitti, dön bakalım devam etmeye" diyebilecek kadar özgüvenle yetiştirebildiğimi gördüğüm için de 2022'yi sevdim.

Üç kez söküp ördüğüm bu berenin, son örme halini yaşıyorum umarım. Çünkü onunla ilgilenirken diğer örgü projelerim yarım kaldı. Tez zamanda bu hafta onu bitirip diğer örgülerime el atmam gerekiyor... Diğer yandan yazı yazmalarıma da döndüm gördüğünüz üzere. Yeni yılın ilk kahvesini içer, ilk örgüsünü örer ve ilk hatasından geri dönerken; yazı planlarımı da okuma planlarımı da sıkı bir şekilde ele aldım esasında. Ama daha yeni eve dönebildiğimiz için bu yazıyı bilgisayarımda yazmayı daha çok içime sindirebildim. Esasında okumalarıma verdiğim üç günlük ara bile bu yazıyı çabuk toparlayabilmemi engellemiş durumda. Okunacak çok kitap, yazılacak çok fikir ve de yazı içeriğim var... 



Yılbaşı akşamından kalan birkaç anıyla beraber, yeğenimin benim için seçmiş olduğu hediye kitaba odaklanmak istiyorum... İçeriğini bilmiyordum ama kitap başlığını biliyordum Kağanımın ağzından kaçırdığı kadarıyla. Benim için Derin Düşünceler başlıklı bir kitap serisinin "Ölüm" başlıklı kitabını almış. Bu kitabı almasının en baş sebebi de, benim bu tarz kitapları çok okumuyor olmammış... :)

2022'de İbrahim amcamızı kaybetmiş olmamızın üstüne, yeni bir yıla girerken böyle başlıklı bir kitabı almasını biraz da bu sebebe yordum. Canım amcam, mekanın cennet olsun. Biz bu sene yılbaşını kutlama yapmak niyetiyle değil, sadece çocukları mutlu etmek amacıyla yaptık. Bir yemek yedik, çocuklar için hediyeler aldık o kadar... Bana yeğenim "Ölüm'ü de okumalısın, neticede var bizim için bunlar teyze." deyince hediyemi açarken, hissettiğini ve anladığını düşündüm. Hala da bunu düşünüyorum.. Canımın içi, biliyorum benim odaklandığım veya belki birçok açıdan kaçtığım ve de onun çoğunlukla merak ettiği şeyleri ben ona anlatayım ve buna da destek olsun istiyor ama açıklıkla söylemek de istemiyor. (Korku kitaplarını okuyamamasına rağmen ve benim de okumayı sevmememe rağmen "neden okumadığımı sorgulaması ve beni o içerikleri de okumama teşvik etmesi gibi)

Bilmem ben mi çok derin düşünüyorum, yeğenimi derinden anladığımı farkedince çok derinden de gülüyorum. Ailemizden birini kaybedince pek hissettirmemeye uğraşsa da kendisi de bizim üzülmemizden etkilendi. Bana en sevdiğim hediye içeriği olan kitap seçiminde, konuyu "ölüm" seçmesini haklı olarak manidar buluyorum. "Aşk, Yalnızlık ve de Korku" gibi başlıkları olan diğer kitapları varken, o Ölüm'ü seçti çünkü; bunu bana kendisi seçim yaparken de dile getirdi.

Kitabı elime alana kadar bir hikaye kitabı falan sanmıştım ama Ölümü kabullendirmeye uğraşan o süreç ile ilgili açıklamalar yapan adı üstünde "Derin Düşünceler" kitabı. Okuyunca bizzat yorumumu yapacağım bloğumda... 

Bu kitap haricinde eniştemden bir hırka hediyesi aldım, bir de Yurdagül yengemden bu akşamda açmam için verilen çorap hediyem vardı... Hediyeleşmek çok güzel, ben çok severim. Küçük yeğenime Kağanımla bir hikaye kitabı almıştık bir hafta öncesinde, Kağanıma da bir küçük defter ve de satranç ile ilgilendiği için daha çok ilham olacağını düşündüğüm Satranç adlı Stefan Zweıg'in mini kitabını aldım. Yanında taşırken de zorlanmasın değil mi? :) 

-- Annem ve ablama yeni yıl hediyesi aldım bir de, 10.000 TL biriktirme hedefi bulunan tahta kumbaralardan... :) Biriktirmeyi ikisi de seviyor ve bu onlara ilham olsun, bereketleri hiç azalmasın. İnanır mısınız, ikisi de havada bulmuşlar gibi sevindi. Ben bu kadar da mutlu olacaklarını düşünmemiştim. Annemin kumbara almak istediğini ve aradığını biliyordum kendisi için, ablamın da bu kumbaralardan istediğini yeğenim Kağandan tüyo şeklinde alınca; ani gelişen bir hediye seçimi oldu. İyi ki de olmuş, orası da ayrı... :)

Biz yeni yılın tombalasını, adet yerini bulsun diye yeni yıl akşamı oynayamasak da, yeni yılın ilk günü Kağanımın gönlünü yapmak için oynadık. Oldukça eğlenceli ve de komikti. Benim haricimde herkes birden fazla kez çinko tombala falan yaptı... Yeni yılın ilk günü hiç mi kazanamaz insan, aşkta kazanacağım herhalde?! "Evleniyorum ben, haberiniz olsun!" dediğim bir oyunun başında kazanmaya başladım... O da sadece bir kere kazandım işte, bir tek oyun; ona da nasıl sevinmişim! =) Tabii bu hikaye birden gelişti, nasıl idi falan derken şakam ile evren benden korktu herhalde şansımı dönderdi.

2023 adına ne olsa şaşırırsın deseler, sanırım bu sene sonunda evli bir kadın olarak diğer yıla giriyor olsam şaşırırım. Yani 2023 beni aşkla, şifayla ve mucizelerle tanıştırsa nasıl olurdum? Beklediğim her mucize beni bulsa bu sene ne kadar mutlu olurdum ve de ne kadar mutlu ederdim? İstemsiz bunları düşünüyorum ve instagramdaki bazı hesapların tavsiye ettiği gibi sorup bırakıyorum buraya tamam mı? :) O soruları evrene yollayalım bakalım, bana bize size nasıl geri dönecekler? :) Hep beraber görelim e mi... 


2023'te umudum sadece kendimden demeye geldim bu yazımda... 

2022'nin ilk 6 ayında yaptığım en büyük hata birçok kişiye umut bağlamaktı çünkü. 
Birçok kişiden beklenti içerisinde de olarak hareket ediyor olmam bana vakit kaybettirdi ve içimdeki gücün geç farkına varmama sebep oldu...  

Kendi başıma birçok şeyi başardığımı gördüğümden itibaren özgüvenim çok daha fazla yerine geldi. Gördüğünüz üzere şu son 4-5 ayda aldığım yol, çevremden de sıklıkla benim adıma mutlu olduklarından yana geri dönüşlerle, çok bariz şekilde gözle görünüyor. Cildimde parlama, yüzümdeki mutluluk hep umut oluyormuş ve senelerdir yapamadıklarım adına olanlar hepimize şifa olmaya başlamış. Çok şükür...

Bu sebeple 2022 çok şey kattı ama şimdi 2023'ün başından itibaren çok daha fazla şeyi değiştirmek adına, umudumu tamamıyla kendime çevirme konusunda çok kararlıyım. :) Bir sonraki yazımda görüşene kadar, sizler de umudunuzu en çok kendinize yönlendirin e mi? Hayatınızın gidişatı, birilerinin yaptığı eylemler veya yapmadığı eylemlere bağlı olunca anlamsızlaşıyor herşey. Stres oluyor sonu hep... Dönelim kendimize, kararlarımız da umutlarımız da hep kendimizden yana olsun e mi? Bu durum çok ama çok kıymetli... (Bence böyle, sizce?) =)

Sevgilerimle...

31 Aralık 2022 Cumartesi

2022 Sonundan Yorumum; Eşsiz Şaşırtıcılıkta Bir Seneydi Benim İçin...

 

2022 boyunca yer yer yazı yazabildiysem de, en çok uzun başlıklar atmayı sevdim. Geçtiğimiz senelerde çok uzun cümleler kurduğumu söyleyenler olmuştu, ben de bu sebeple cümlelerimi kısaltmıştım. :) Bu sene istemsiz olarak başlıklarımın uzadığı oldu. Ama şimdi doğruya doğru, bu sene bu uzun başlığı benim açımdan hakediyordu! =)


Klasik noktalardan başlayacak olursak eğer; 50 kitap hedefime ulaşabildiğim bir sene değildi, çok film izleyebildiğim bir sene de değildi! (Sadece iki film izleyebildim, o da birisi yarım!) Ama öylesine dolu dolu yaşadığım ve nice başarılarla, kademe kademe hayata atılışlarımla doluydu ki. Bu durum hepsini affettirebilir bence... 

Okuduğum kitaplardan 5 aletini çok beğendim. Geçtiğimiz senelere göre az kitap sevmiş olmamı, daha az kitap okuyabilmiş olmama bağlıyorum. 2023'te daha çok kitap okuyup, daha çok okuma listesi silebilmek ve daha çok yeni okuma listeleri hazırlayabilmek istiyorum... :))

Okuduğum kitaplarımı 1000kitap hesabımda bulabilirsiniz. Bu sefer bloğumda listelemeyecek ve yorumlarımı yapmayacağım. 1000 Kitap hesabımda bu sene çok inceleme yaptığımı düşünüyorum, oradan istediğiniz kitapla ilgili yorumumu okuyabilirsiniz. Tabii ben de beğenip yorum yapabilecek kıvamda gördü isem yorumladım, hepsini yorumlamadım doğrusu... =)) Ama bu sene en beğendiğim 5 kitabı aşağı kolaja bıraktım, yeni yılda daha çok kitap okuyup filmler izleyebilmek umudumla... 


Hayata atılışlarımdan bahsedeyim bir de; hayatımın biten bir bölümünün daha özetini yapmak nasip olduğu için şükürlerimle, yeni yıl adına yine heyecanlananlardanım ben de... Her zaman yeni bir sayfa açabilmek mümkündür hayatta, ama bir seneyi tamamen bitirip bir diğer seneye umutlar biriktirebilmek üzere başlamaya niyet etmek başka bir hissiyat veriyor. Hani bir kitabı bitirip, yeni bir kitaba geçerken nasıl olacağı için heyecanlanırsınız ya; aynı öyle hissediyorum. Bu heyecanım da hiç sönmez diliyorum... :))


Ben bu sene ramazan ayında stant açtım, dolu dolu bir Nisan ayı geçirdim; hayallerimdeki gibi bir çalışma hayatı idi. Öyle güzel insanlarla tanıştım ve öyle bir iş hayatımı rayına koydum ki, daha fazlası olsun diye o aylardan beri uğraşım bitmedi ve biliyorum bundan sonra da bitmeyecek Allahın izniyle... 

Çok eğlendim, gerek iş hayatımla tanıdığım insanlarla gerekse de hayata karışmak anlamında. Başarılarına doymadım, en iyisi için kendimi planlarken bazen bir altı olduğu, en olmadık durumları yaşadığımız da oldu ama ben bu sene kendimi hayatımın tam sa beklediğim zaman dilimlerinden birinde olduğumu hissettim... <3 (:

İş hayatımda üç adet başarı kazandım ki, bir senede üç başarı şaşırtıcı derecede mutluluk dolu idi. Böyle rahatlık hissettiren, oh be oldu sonunda sevinci yaşatan bir tatmin duygusu hissediyorum hala... İyi ki... 


Bu sene hayatımda olduğu için daha fazla şükrettiğim arkadaşlarım oldu; bunlardan biri benim için hem liseden arkadaşım hem de şimdi iş ve her an iletişimde olmak üzere sıklıkla görüşmekten memnun olduğumuzu Ayşegülüm! :) Bu sene onun ve başka bir arkadaşımız Ayşenimin de müdür olduğuna şahit olduk; ben onlara onlar benim başarılarıma sevindi ve iyi ki dedik, ortak noktamız olan bu işe girişmişiz. Yeni yılda daha nice başarılarımıza koşalım ve çok mutlu olalım..

Bu sene Ayşegülümle dolu dolu uğraşlara ve birbirimize yürekten bağlandığımıza inandım ben. Hayatımda yeri hep başka olacak biri artık benim için. 2022ye teşekkür edeceğim, hayatıma kattığı hayallerin gerçekleşmesi ve değer verip kıymet gördüğüm bir yerde olduğum için... :))

Yanımdaki diğer arkadaşlarım, Damlam benimle stant yerimde yer aldı; sonra dönüp bir sürü arkadaşım eklendi yanına, hiç yalnız kalmadığımı gördükçe, mutluluktan başım döndü çoğu zaman... Melike, Zeynep, Rukiye, Uğurcan, Selda, Gamze, Ayten abla, Aliye abla... Çok şanslı hissettirdiniz kendimi bana çok teşekkür ederim! :)


Malum bu bir toparlama yazısı, bu sefer dağınık olmasına hiç aldırış etmeyeceğim; 2022 o dağınıklığın içerisinde çok dertli toplu idi bizim için! 🥰

Sevdiklerimizi ağırladık, kışlık hazırlığı yaptık, çok büyük fedakarlıklarla hayata atılmama yardımcı olan sevdiklerimle kutlu bir yıl yaşadık.

İlk defa tedavilerime kendim gittim geldim, ilk defa otobüsleri kendim kullandım, ilk defa alışveriş yaptım sene boyunca, arkadaşlarımla buluştum, tek başıma ve de arkadaşlarımla sahilleri ve sokakları gezdim. Ben kendimi yeniden gerçekleştirmek üzere geçtiğim her harekette çok öğreti dolu bir sene geçirdim...


İki adet kaplıca tatili (Ocak'ta Kütahya, Kasım'da Afyon'a gittik.), çok kavuşma, çok çaba, çok sıkıntı ve o sıkıntıların üzerinden gelme hallerinden geçtim. Destek verdim, destek gördüm! Çok ağladım, her hayal kırıklığımda ayaga kalktım ki, başarılarım herkese duyurulsun istedim. 

Bu uğurda çok paylaşım yaptım; hayata ben artık hayattayım, kendimi gerçekleştirmeye başladım ve bana destek verin daha fazlasını yapayım demekten hiç utanmadım... 😇

İnstagram Adresimden beni 2023 boyunca da takip ederseniz, daha fazlasıyla yerimi alacağım instagramda ve sosyal alemlerin birçoğunda... ❣️


=> Diyeceğim o ki; 2022 çok güzel ve özeldi benim için, 2023 daha güzel olsun ve umudu hayatımın hayallerinden derin anılarımızı oluşturabilmek istiyorum! :))

Bu sefer hayallerimi hedeflerimi yazmıyorum, yaşayacağım ve yaşatacağım inşallah! 🎉 Sizi de hayatıma bekliyorum, beraber yazabiliriz ve yaşayabiliriz. Paylaşarak, anlaşarak ve tanışarak... 



O zaman hepimize mutlu, umutlu, sağlıklı ve bol başarılı bir yeni yıl olsun... 

Bol okumalı bir sene olsun, çok ama çok mutlu olalım ve kimseye mutluluğumuzu harcatmayalım! 2022'de öğrendiğimiz hayat tecrübelerimizi 2023'de hayata daha iyi geçirebilmek dileğimle... 💗

Barış, huzur, aşk, umut ve bereket dolu bir sene olsun; mucizeler de sürprizler de günlerimizden eksik olmasın! 🥰

Sevgilerimle, yeni yılda daha çok yazılarımda kavuşabilmek dileklerimle... 🙏❤️‍🔥 Hayatımdaki herkese (iyi veya kötü) teşekkürlerimle, bana neler neler kattınız; bilemezsiniz!! 

Güle güle 2022 ve onunla beraber beni üzen her şey! Hoş gel 2023 ve onunla beraber tüm umutlar ve güzellikler... 😊

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...