26 Kasım 2022 Cumartesi

Afyon Kaplıca Tatilimiz - Kasım 2022


Afyon'da 1 haftalık kaplıca tatilimizin ardından, bu hafta yeniden evde yeni bir haftaya başladık ve bitmek üzere bile. Adını sanını anmadan, bloğuma yeniden bir dönüş gerçekleştirmeye çalışacağım. :) Dün bugün Afyon'dan eve dönüş günümüzdü. Bugün ise nihayet söz konusu tatilimizi anlatabiliyorum.. Size Afyon tatilimizden birkaç eğlenceli ve de akılda kalıcı önerilerden bahsedeceğim. Tam bir blog yazısı olacak yeniden. İyi okumalar dilerim... =)

Geçen hafta yeni bir haftaya Afyon'da başlamıştık. Cumartesi günü giriş yaptığımız otelimize, öyle heyecanla gittik ki; bizim annem babam ve yeğenlerimle yaptığımız son tatilimiz yine bir kaplıca tatili idi, ama o tatil bir devremülkte idi ve yemekler bize ait olduğu için biraz yorucu idi. Bu sefer ise epey başka idi...

Bu sefer kahvaltı, 5 çayı ve akşam yemeği otele ait olan bir kaplıca tatili idi. Yemek anlamında da, şifalı su anlamında da çok verimli geçti ve şükür ki doya doya yaşandı bitti. Yanımıza anılar kar kaldı... :) Yanımızda biri okul çağı altı olmak üzere 3 çocuk vardı, iki yeğenim Defne ile Kağan ve bir kuzenim İncim. Ablam, eniştem, annem, Yurdagül yengem ve Hatice Yengem; kadromuz böyle idi... Epey kalabalık epey neşeli. 

Afyon'da ilk kalışım idi benim; hep yol üstünden geçip gittiğimiz Afyon, bu sefer bize dinlenme noktası halini aldı. Hatice Yengem ve İncim orada yaşayan akrabaları vesilesiyle gidip geliyordu oraya, ama bizim için bir ilkti. Havası gereği benim için uygun olmayan bir yer ama suyu ve de insanını sevdim diyorum şimdi. İnsanı dediğim kişiler otel içerisinde gördüklerim kadardı, dışarıya o soğukta çıkmak benim için uygun değildi zira. :) İnanır mısınız, 1 hafta boyunca otelden dışarı bir kez olsun çıkmadım ve ilgiden de güzel hizmetten de memnun olarak döndük Afyon'dan... Çok şükür.


Çocuklara güzel bir ara tatil, biz büyüklere de bir soluklanma alanı idi. En çok ben faydalandım diye düşünüyorum. Otel içerisinde yatmadan yatmaya az hareket halinde idim zira. Onun haricinde akülü sandalyemin tepesinde sürekli bir yerlerde idim ama her gün hareketlerimi de yine ihmal etmedim... Bu duruma, yani otel içerisinde sürekli akülü sandalyemde bağımsız hareket edebiliyor olmayı çok sevdim. Bu demek değil ki evde de bu şekil dolanmak istiyorum! Bu kaslarım açısından sağlıklı olmadığı için önerilmiyor. Ama öyle bir ortamda hareket içinde olmak da iyi hissettirdi diye düşünüyorum. 

Hazır kış gelmişken ve dışarı çıktığım vakitlerde artık daha çoğunlukla sıcak bir yerlere gitmeye çalışıyorken, otel içerisinde takılmak sevdiklerimle beraber daha aktif halde olmak benim için yine özel ve güzeldi. Özellikle şifa odaklı olduğu için tamamen hareketsiz de değildim; yine hareketleri ihmal etmeden yaptım ve de her gün kaplıcaların olduğu alt kata inip, havuzlara giremesem de Türk Hamamından ve şifalı suların aktığı havuzların önünde oturup su dökünmek suretiyle sulardan da faydalanmayı ihmal etmedim. Tek bir gün inmedim alt kata bizimkilerle, onun haricinde her gün o şifalı sularla yıkanmak için hazırlandım ve indim. Güzel ve iyiliğimize dair bir faydası olacağına inanıyorum. Misal döndük döneli, uyku düzenim feci anlamda oturmuş durumda; yatıp da biraz telefonda takılayım diyemiyorum, kitap okuyayım da uykun gelsin de diyemiyorum. 10 dakika içerisinde uykuya doğru yol alıyorum... :))

Kaplıcadan çıkınca tatlı bir dinlenmişlik hali oluyor insanın üzerinde, çıkıp çay vaktine yetiştik çoğunlukla ve yatmaya vakit bulamadık ama otelden çıkmadan vakit geçirdiğimiz ve soğukla temas etmediğimiz için de gerek kalmadı sanırım. Çünkü Gemlik'te iki sefer deneyimlediğim günübirlik termal oteli hatırlıyorum da, pelte gibi etmişti beni. Havuza da giremediğim için sanırım, sıcaktan etkilenmeden faydalanarak geçirdim günlerimi. 

Afyon'daki termal otelimizde geçirdiğimiz 1 hafta boyunca sevdiğim alışkanlıklarım da oldu ve bunları instagram hesabımda bu reels videomda kısa kısa ele aldım oradayken. Sizi de beklerim instagram adresime.. =) 

Bu alışkanlıklardan biri her kahvaltı ve ikindi öğününden sonra kahve içmekti ki, 1 haftalığına benim için güzel bir alışkanlıktı. Günde iki kere kahve içmek, benim için normal bir alışkanlık değil normalde. :) Çalışsam belki olabilirdi ama evden çalışan biri olarak bunu alışkanlık etmemi gerektiren bir durum da yok şimdi. Afyon'da keyfi şekilde bunu yapmak, sevdiklerimle sohbet ederken bu durumu kullanmak çok hoşuma gitti! Eve döndük, sürdüremedim. Bence kahve o kadar içilmesi gereken bir içecek değil artık. Beraberken, bir iş yapılırken veya oturulurken içilmesi çok keyifli bir içecek...

Yemeklere geliyim, her bir öğün efsaneydi! Oradan döndükten sonra midelerimiz dinlendi resmen. Akşam yemeğine acıkma vakti bulamadık çoğu zaman ama sağlam yedik diye düşünüyorum. Otelin yemeklerinin bol olmasının yanı sıra, bir arada yemek yemekten çok zevk alan bir grup da olduğumuz için yengemlerle ve ablamlarla; güzel geçti o anlamda da... 

Saat en geç 12.00'de yatağa girdiğimiz akşamlara gelince, benim uyku düzenimi düzenledi bu durum resmen. Afyon'dan döndük döneli yatağıma yattıktan sonra en fazla 15 dakika sonra kendimi uykunun yollarında buluyorum. Gece 3'e 4'e kadar uyanık kalmak döndük döneli mümkün değil artık çok şükür ki! Bu durum beni toparlar mı dersiniz? Şu soğuklardan geçen kış kadar uykularım etkilenmesem diyorum, ne mutlu olurum... :)


Tamam o zaman gelelim 1 hafta boyunca kullandığım ve herhangi benzer bir termal otele giderken yanınıza mutlaka almanızı önereceklerime; (=


Dr. Clinic girişimcisi olarak, yanıma kullanacağım ürünlerimi almayacağımı düşünmediniz herhalde? Bir küçük sırt çantası dolusu eşyalarım vardı yanımda, kullanmadığım çok azı oldu. Bu üst kolajda gördükleriniz de, sık kullandıklarımdı misal...

-- Kaplıca öncesi ve de sonrası için Vücut Losyonu; Afyon'da her kaplıcaya inerken ve kaplıcadan sonrası mutlaka vücut losyonumuzu sürdüm mesela. Çünkü sıcaktan soğuğa, soğuktan sıcağa girmek vücudunuzu yeterince kurutuyor ve dengesizleştiriyor. Banyo sonrası sürdüğünüzde resmen nefes aldırıyor. Ben havuza giren bizimkilerin yanında oturduğum için önce, orada da kurumamak için sürdüm indim. Genelde kaplıca sonrası cilt dökülmeleri yaşayan çok kişi duydum ama bizim gruptan hiç benzer şikayet alan olmadı. Çünkü orada benimle olan yakınlarım da sık sık kullandığı üzere, yarıdan bile aşağı indi!  Döndükten sonra ihtiyaç siparişlerim arasında da yerini aldı. Bitmeden elimde bulunacak çok şükür yeniden. Bu alışkanlığım evde de banyo yapmalarım sonrasına rutinim halini aldı! Tavsiyemdir... 

-- Otel içinde cebimde bulunan el kremim; Sabah kalktığımda, öğle yemeklerinden sonra el yıkamalarım sonrasında, akşamları ve yatarken sürdüğüm bir diğer krem el kremim oldu. Her kişinin çantasında ve cebinde yerini almalı derim!

-- Cilt tipime uygun, Çay Ağacı sprey toniğim ve el yüz kremim; Karma bir cilde sahibim, gündüz kaltığımda kullandığım ikili oldu. Evde de hiç ihmal etmediğim gibi orada gündüz bakımımı elbette ihmal etmedim. Oraya gitmeden önce biraz sivilcelenmiştim, orada yine imdadıma koşan kendi bakımım oldu!

-- Ve Son Olarak, Ölmez Otu Çiçeği Serum Ve Kremim; gece bakımlarımı kendisiyle yaptım ve cildimdeki yenileyici dokusundan çok memnun kaldım. Sivilceler üzerinde de sivilceli cildin yenileyici etkisi mevcut diye kullanmaya başlamıştım. Otel içerisinde bazı akşamlar çay ağacı setiyle yer değiştirdiği oldu ama hiç ihmal etmedim. Döndüm döneli de evde aynı şekilde devam ediyorum... Deneyimledim ve öneriyorum diyebilirim, benim sivilcelerimi çok güzel toparladı ve toparlıyor... =)



Yani demek istiyorum ki; Dr. Clinic Supervizor'ü ve de ürünlerini severek kullanan bir girişimcisi olarak kaplıca öncesi ihtiyaç alışverişinizi yapmak isterseniz ben buralardayım... (: 

Tatil çok ama çok güzeldi, başka bir tatil blog yazımda da görüşmek üzere diyerek; bana her türlü soru ve de siparişleriniz için e-mail adresim "didemkose92@gmail.com" adresime yazabilirsiniz... =) 

Bir sonraki yazımda da görüşmek dileğimle, yorumlarınızı bekliyorum. Sevgilerimle...


31 Ekim 2022 Pazartesi

Azimli Bir Ekim - Ekim 2022


Bir Ekim böyle geçti, demeye geldim... :) Ekim ayı boyunca yazamamış olmak üzücü ama bu yazımla telafi edebilmeyi umuyorum. 

Ne Eylül 2022'yi ne de Ekim 2022'yi unutmak istiyorum çünkü. Unutamayacağımı da çok içimden hissediyorum, çok güzel bir iki ay geçirdim ama anıları yazılı kalmalı. Daha güzel günler için Ekim'i de sevgiyle uğurlamaya geldim. Size Eylül ve Ekim'e çok emek, çok hayal, çok umut ve de başarı sığdırılarak köşede zamanını bekleyen neler varsa; onlar bir bir sığdırılarak hayallere yolculuk başlandı...


Eylül ayıydı, kendimi bu yazın ardından daha çok hayatın içinde hissetmeye başladım. Çünkü Ağustos ayının sonundan itibaren, engelsiz taksi ile fizik tedavilerime tek başıma gidip gelmeye başlamıştım. Eylül ayında bu durumu ayriyeten otobüsleri de tek başıma kullanmaya başlayarak taçlandırdım... Gittikçe daha da ilerlemeye, hayata karışmaya cesaretimi toplamaya devam ediyorum.

Eylül Ayından bir Çarşamba günüydü, 21 Eylül 2022; 

2022'nin ilk 30'luk fizik tedavisini bitirmiş halde güne İşkur'a uğrayarak devam ettim o gün. Üstteki fotoğraflar o günden... :) 

Nicedir istediğim ama zamanını beklediğim bir girişimdi bu benim için, part time iş bulabilmek adına başvurumu bir de yüz yüze yapmaya iş bulma danışmanımdan yardım almaya gittim. Ama part time işler maalesef İş-kur'a gelmiyormuş. 

O gün sabah açılan bir iş ilanının olduğunu söyledi danışmanım ama tam da benim yeterliliklerime uygun. Üniversite mezunu ve de Engelli Hasta Kabul Elemanı istiyorlarmış. "Görüşmeye gitsen çok iyi olur, senin için daha iyi olur bence." Dedi danışmanım.

Neresiymiş peki diye sorgularken o gün fizik tedavimi bitirdiğim hastanenin iş ilanı imiş meğer. Başvuru kağıdımı elime verdiler, tekrar hastanenin yolunu tuttum. :) Giderken de annemi aradım ve olanlardan haberdar ettim, annem de ben de çok sevindik. Üstelik giderken kuş tüyü de gördüm. Hani derler ya "şanstır" diye. Güzel bir mutluluk oldu bana...

Görüşmeye gittim, görüşmem gereken bayan yerinde yoktu. Fizyoterapistime gittim ve o benim görüşebileceğim başka birine yönlendirdi. Görüştüğüm müdürle görüşmem de çok güzel geçti. Ancak birkaç görüşme daha olmasını istedigini kararlarını öyle vereceklerini söylediler... En geç bir haftaya halledebilmemiz gerekiyor demişlerdi süreç için.

Bir hafta dolmasını bekledim, bir hafta dolmadan hastaneye bu sefer görüşmediğim İnsan Kaynaklarındaki bayanla tanışmaya gittim. Ama süreç bundan sonra 1 ay daha uzadı..

20 Ekim son başvuru tarihi idi, 21 Ekim'e değerlendirilip 22 Ekim'e İş-Kur iş ilanları sisteminden ilan kaldırıldı... İşi alan kisi için umarım hayırlı bir iş hayatı olur. :) Benim için bu iş gerceklesmedi ama bu sırada belediyenin iş bulma havuzuna da form doldurup bırakmıştım. Bir geri dönüş aldım ama hala neticelenen bir durum yok. 

Amacım sosyalleşmek adına, haftanın birkaç günü ve birkaç saati olsun part time çalışabilmek. Sebebim belli, dışarı çıkma rutinim ve birebir yeni tanışmışlıklarım olabilsin. Aktif olabilirim diye... Bakalım kısmetim nereden çıkacak, zaman gösterecek... 🙏

Eylül ayı için planlı başlamıştık sonrasında, Grup Lideri olma planım vardı Dr. Clinic kariyerimde... Bir ömür sürmesini diliyorum ve işimi öyle çok seviyorum. :)


Eylül ayı sonunda %15 Grup Lideri seviyemi aldım. Planlandığı üzerine olan bu seviye bizi Mart ayından beri Kıdemli seviyesinde olan benim için hepimiz adına çok mutlu edici idi. (: İçimdeki huzur, o başarının o emeğin tatmin eden duygusu, kendi paranı kazanıyor olmanin mutluluğu çok güzel. Isteyen herkese nasip olsun. 

Benim şu an 3 ekip liderim var, ama biri ile çok yakın arkadaş oldu bana. Rukiyem, hem dost hem kardeşim.. Onun da geçen ay Kıdemli seviyesini kutladık, bu ay koruduğuna şahit oldum. Bunun mutluluğu da artı iki katmış. Rabbime şükürler olsun. :)) Sizler de bu başarıları bizzat bizimle yaşamak isterseniz link bırakmak istiyorum ama devamı da var;

Ekim ayında %15 seviyemi korumam gerekiyordu, planımız buydu. 3 gün önce %18 seviyemi almama çok az kalmıştı. Ek planlama yapıp onu da tamamladık. Öyle güzel bir ekibe sahibim ki şu an. Öz bir şekilde ne istediğimizi bilerek ilerliyoruz... Kendi paramızı kazanmak ve de bu şekilde ilerleyip kutlanacağımız başarılarımızı beraber görmek istiyoruz. Ekipce...

İstediğiniz yerde ve de istediğiniz seviye için planlamalarla, network işini ciddi bir şekilde ele alıp konforlu bir iş hayatı edinmek istiyorsanız; buraya bir link bırakıyorum, tık tık. Tıklayın formu doldurun ben de sizleri arayıp bizzat işimizi tekrar tekrar anlatarak maddi manevi kazanç yolculuğunuzu başlatalım diyorum... 🙃


Ekim için planladıklarım konusunda daha neler yaptım onlara gelelim bir de;

Ekim ayına kariyer hedefimizle başladık dediğim gibi ve çok şükür ki tüm hedeflerimiz tutuldu. Kasım ayına da bomba gibi başlamayı hedefledik, yine adım adım ilerleyeceğiz inşallah... 💪

Ekim ayına planladığım ve gerçekleştirebildiğim birkaç planım daha vardı ve birkaçını da henüz tam bitiremedim ama iş başında idim çok şükür ki... 🥰

== İnstagram hesabım adına bir hedefim vardı;

Ekim ayı boyunca palmydigital adlı hesabın 30 günde 30 reels challenge'ına katıldım. Tamamlayabilir miyim tamamlayamaz mıyım derken, içine daldım ve üstelik başardım da! 🤲 30 gün boyunca her güne içerik çekip hazırlamak ve paylaşmak, bana video hazırlamayı ve planlı olmayı öğretti! Yapamam sanıyormuşum, yukarıdaki görseller benim hazırladığım videolarımı kapak görselleri. Resmen düzenli planlı olmayı öğrendim! Her gün devam etmesem de bir rutin kurmaya gayret edeceğime dair kendime söz verdim... Kasım ayında da instagramımda aktif olacağım. Sizleri de beklerim adresime, instagram.com/didolatte_

== Bir diğer hedefim 4 adet kitap okumak idi;


Eylül ayında yarıladığım kitabım "Kızlar Firarda"yı bitirdim önce. Puanım 10 üzerinden 9 idi... Eğlenceli bir okuma serüveni idi. Israrla tavsiye etmem ama güzel bir okuma deneyimi isterseniz, eğlenceli olacaktır.

Sonra Altın Çocuk adlı kitabı okudum. Bana çok anlamsız geldi. Nedenini şöyle açıklayabilirim, gerçekçi değil gibiydi ve fazla hayal üzerine kurulmuş gibi birçok mantık hatası içeriyordu. Bir de otistik birini anlatıyordu güya, çok duyarsız gibi geldi... İçindeki hiçbir insan oradaki insanın yeterince gelişimine katkı sunamıyor gibiydi. Ya okusanız anlardınız bence. Altın çocuk diye bir şey yoktu ortada. Hikaye çok havada anlatılmış bir kitaptı bana göre. Ben farkındalık içeriği göremedim ne yazık ki...

Ardından Çemberin Dışındakiler'i okumaya başladım ama onu yarım bıraktım. Nedenini bilmek isterseniz bu reelsimden okuyabilirsiniz. Beni iyi hissettirmedi kısacas, 30 sayfadan öteye geçemedim...

Yani bir kitabı yarım bırakmış, iki tanesini bitirmiş ve diğerini de şu an okuyorum. Bence tamam bile sayılır bu hedefim de. 🙂 Elimdeki kitabım Camdaki Kız, çok güzel ilerliyor ve tahminimce Kasım ayının ilk biten kitabı olacak inşallah... 🙏


== Bir diğer hedefim de iki dizi iki film izleme hedefimdi; 


Ekim ayında hiç film izleyemedim ama iki film izleyebildim... Bunlardan biri Extraordinary Attorney Woo oldu, ikinci sezonu 2023 senesinde çekilecekmiş ve bu biraz üzse de alanında gayet başarılı bir dizi idi. Beklenmeye değer bence! :)

1 hafta önce de The Witch's Diner' izlemeye başladım. Şu an 6. Bölümündeyim ama o da henüz bitmedi... 😊 Fantastik dizi olarak İt Okay to be not Okay'den sonra sanırım ikinci yerini alacak bende, kore dizileri arasında... Bitsin göreceğiz.

Dizilerimi örgü örerken izlemeye başladım, devamı gelir Kasım ayında film bile izlerim belki de yeniden... 🥰 Bu alanda da çok örgü ördüm ama sadece biri nihayetine erdi, diğer iki örgü projemi sökmek durumunda oldum. Yarın bitirdiğim örgümü "yillargecerkendidem" adlı instagram adresimde paylaşacağım... 


Diyeceğim o ki; bir Ekim bitiyor ki, çiçek gibi.  Hedefleyince olanlar, oldurabildiklerim bundan sonrasını da görmemi sağladı. Nasıl yapmam gerektiğini ve nasıl düşünmem gerektiğini... Yani ben bu Eylül ve Ekimi çok sevdim ve bu düzeni daha da ileriye taşımak için nasıl hareket etmem gerektiğini çok iyi öğrendim... 🥰

Artık korkmak, düzensiz ve de yapabildikçe ilerlemek yok; rutin bir şekilde harekette olmak var... Esas şimdi iş alanımda da, özel hayatımda da, sosyal medya hesaplarımda da düzenli şekilde ilerleme sağlıyorum...


Emeğime inancıma, yanımdaki ve arkamdaki inananlarıma ve daha iyisi nasıl olabilir diye beni hevesle ve heyecanla tebrik edip izleyenlere çok ama çok teşekkürlerimle... 😇 Hepimiz her şeyin en iyisini hakediyoruz, anladım ki sadece düşünce ve de gidişat biçimimize yön vermemiz yani kendi yolumuzu bulmamız gerekiyor..

Kasım'a hazır mıyız? :) Geliyor gelmekte olan; Eylül Ekim çok güzeldi, Kasım daha da güzel olacak... 💪😊

Yorumlarda Kasım hedeflerimizi ve planlarımızı konuşalım mı? Bir de Kasım ayında ilk yazım ne ile ilgili olsun, cilt bakım yazılarıma mı devam edelim yoksa size düşünme mantığıma dair mi yazarak başlatalım yeni ayımızı? 

Yorumlarınızı bekliyor olacağım. Sevgilerimle... 🤗🙏


27 Eylül 2022 Salı

Lekeli Ciltte Lekenin Geçmeme Şartı Nedir? - Cilt Bakımı Üzerine #1

 

Girişimciliğini yaptığım Dr. Clinic firmamızın Altınbaşak ekibinde yer aldığımdan beri, cilt bakımı ile ilgili eğitimler almaya devam ettim. Ne zamandır da, "Cilt bakımı ve inandığım yaşam değerlerine kazandırdığım yeniliklerle ilgili bir yerden başlayacağım anlatmaya." diyordum. Ne zamandır ertelediğim bu serimi başlatmanın da zamanıdır. :) Şifa olsun efendim...  

Benim istediğim yine hep kendi cümlelerimle ve benimsediklerimle anlatmaktı ki, bu sebeple de bu konuyu burada ele almaya bu kadar geciktim. :) Bugün bana en çok gelen sorudan yola çıkarak, "Lekeli Ciltler" ile başlamak istedim. Eminim ortadan dalmadığıma, zira bu konu çok dikkat çekiyor şu ara... :) Meğer lekeli ciltlerle çok derdimiz varmış! Eğer cildiniz lekeli ise hiç ürkmeyin, doğuştan değilse bir çoğunun çaresi var demeye geldim işte bugün. Ama geç, ama erken; düzenli bakımla ve gerekirse de travma çalışmalarıyla (bu çok başka bir konu ama değinmeden geçemedim), lekeler de oluştuğu gibi geçiyor-geçirilebiliyor... 

Bu serim okundukça gelecek yorumlara ve de içerik önerilerine de beraber göz gezdiririz diye düşünüyorum. Zamanla daha fazlası da gelsin diye planlamamı yaptım çok şükür... :) Ama şimdi öncelik sırası, en çok soru gelen konunun; tek bir soru üzerinden açıklamaya çalışacağım... İyi okumalar dilerim.


Sorumuz şu; "Lekeli Ciltte Lekenin Geçmeme Şartı Nedir?"


Bu işte yer aldığımdan beri, "Ne iş yapıyorsun?" sorusunun cevabını "Dr. Clinic girişimcisiyim. Sağlıklı kişisel bakım ürünleri öneriyor ve bunları satıyorum." dediğim çoğu zaman, aldığım cevap – "Cildimde lekeler var, ama ne denediysem geçmedi. Lekelerim için de etkili bir ürününüz var mı?" Diyorlar. Konuşma şöyle devam ediyor; 

Ben: Peki, düzenli olarak güneş kremi kullanıyor musun? 

Cevapların yarısından çoğu: Ben düzenli hiçbir şey kullanamıyorum...

Ben: Güneş kremi her birimizin ihmal etmeden kullanması gereken bir krem. Lekeli ciltlerin de birçok lekesi, maalesef düzenli güneş kremi kullanmadığından sebep bir türlü geçmiyor...


-- Burada da yazımızın başlığında yer alan sorumuza ilk cevabım, güneş kremi kullanılmadığı takdirde lekelerin uzun vadede geçemeyeceğine dair olsun. Güneş kremleri cildimizi lekelenmelerin etkisinden korumakla kalmayıp, cildimizin güneşten doğru etkiyi alması açısından da fayda sağlıyor. O yüzden lekeli bir cilt için uygulanan bakım ve de kullanılan ürünlerden en doğru etkiyi almak için, yaz-kış güneş kremi kullanımımızı ihmal etmeyelim. Ki bu konu, sadece dışarıya çıkacağımız zaman diliminde dikkate alınması gereken bir konu değil; araba camından, evdeki pencerelerden ve bulunduğumuz kapalı ortamlardaki ışıklı ortamın ışıklandırılmasının da cilde etki ettiği unutulmamalıdır. Güneş kremi evden çıkmadan en az 15-20 dakika önce sürülmeli, gün içinde de 2 saatte bir yenilenmelidir.  

-- İkinci konu, önerilen ürünlerin düzenli şekilde kullanılmıyor oluşu! Bir tedaviye başlanıldığında, abartısız bir iki gün dahi ara vermeden devam ettirilmesi gerekmektedir. Düzenli bir ilaç kullanımını düşünelim veya en güzeli düzenli şekilde yemeye çalıştığımız vitaminli besinleri. Ne zaman yemeyi kestiğimizde o vücut gerekli depolamayı yapamıyor ve depodan vitaminler azalmaya başlıyorsa, önerilen tedavinin de “ekstra ciddi bir zararı dokunmadıkça” ısrarla düzenli kullanımı önem teşkil etmektedir. Bir o kadar da beslenme düzeninize, tedavilerimize yönelik eklemeler yapmamız çoğu zaman gereklidir...

-- Bir başka konumuz, ürünleri temiz cilde ve önerildiği gibi kullanmıyor olmak ki; diğer maddelerden önce bile yer alır. Lekeli cilde dair bakım konumuz, öncelikle cildin temizlenmesiyle başlamaktadır... Temiz bir cilde sürülen bir kremle, aksi şekilde üst üste özen gösterilmeden sürülen kremlerin etkisi aynı sayılmamaktadır! Düşünün ki camlarınız açık kalmış evde ve dışarıda çok rüzgarlı bir hava hakim. Açık camlardan içeriye o sırada evinizin önünde yapımı süren yol çalışmasının tozu toprağı doluyor. Balkonunuzu da, evinizi de temizlemeniz gerekiyor! Ne yaparsınız? Öncelikle o tozu toprağı, evin içerisinde ise süpürüp silmez misiniz? Balkonunuzu da tez vakitte yıkamaz veya aynı şekilde süpür sil yapmaz mısınız? İşte cilt temizliği de bu derece önemlidir. Evi süpürmeden silmiyorsanız, balkon zeminleriniz tozlu iken oturmuyorsanız; cildinizi temizlemeden de bir kremi cildinize sürmemelisiniz... :)

-- Bir diğer ve son konumuz da, lekenin doğuştan bir leke olmaması ve genetik bir faktörle iyileşmeyen yaraların sahibi olmamanız gerektiğidir. Bu saydığım iki etmen de, cilt uzmanlarımızın bize ısrarla anlattığı bir mevzu ve bazen çoğu kişinin önemsemeden geçtiği bir konudur. Doğuştan lekeler, cildin gen oluşumu sırasında kendi halinde oluşturduğu lekeleridir ve bunları geçirmek ancak ciddi ameliyatlarla geçerli olabilmektedir. Genetik faktörler de, değiştiremediğimiz genler kaynaklı ailevi sebeplerimize bağlanmaktadır... :)

 

İşte bu yazımızın baş sorusuna benim cevaplarım bunlar... Yorumlarda fikirlerinizi bekliyor olacağım. Dr. Clinic ürünlerimizin nasıl lekeli cildinize yardımcı olacağına gelelim şimdi de o zaman... 


Şimdi tüm bu noktalara uyabileceksek; cildinizdeki lekeleri temizleyebilecek sırrı veriyorum size, Dr. Clinic Leke Setimiz… J

Leke Kremimizle eczanelerde var olan bir firma iken, satışını biz girişimlere veren Dr. Clinic sayesinde; lekelerini geçirmeye devam ettiğimiz birçok kişi bulunmakta… Gelin size önerdiğim seri içeriğini tanıyalım:

1.) Öncelikle Güneş Kremi ile başlayalım. Yaz kış ihmal etmeden kullanmamız gereken güneş kremimiz, leke karşıtıdır ve üstte de önceliği ona verdiğim üzere; tedavimizin en önemli destekleyicisi konumundadır. Cildi terletmez, 50 SPF korumalıdır ve iki saatte bir yenilendiğinde leke bakımınıza ön korumalı halde destek vermeye devam edecektir.

2.) Leke Serumumuz; Ciltte asansör görevi görüp, krem öncesinde kullanılarak kremi alt tabakalara aktarmakta hızlı bir aksiyon almamıza yardımcıdır. Serumlar cildin alt tabakasından korumaya başlayan bakım kremleridir. Bizim leke serumumuz ise, ciltteki leke tabakalarını alttan üste doğru etki ederek temizlemektedir. Kolajen ve Salisilik asit içermektedir, yoğun lekelerde kremle beraber uzun süre kullanım sağlandığında kalıcı sonuçlar elde edilmektedir.

3.) Leke Kremimiz; İçeriğinde bulunan aktifler sayesinde; ciltte renk uyuşmazlığı giderilir, leke oluşumu önlenir ve cildin nem dengesi desteklenir. Siyah noktaları tedavi edip engellemede ve akne tedavisinde de etkilidir. İçeriği temiz ve de rahat kullanımlı olması açısından, serum alt tabakadan krem de üst tabakadan etki verir...

4.) Derinlemesine Cilt Beyazlatıcı Kremimiz ise; Cildin melanin sentezine etki eder ve cilt tonumuzu lekeleri beyazlatarak eşitler. Ciltte fiziksel beyazlık sağlarken, cildi açar ve güneşin zararlı etkilerine karşı da koruyarak görevini yapar. Uzun süreli kullanımda kalıcı sonuçlar elde edilmektedir. Argan yağı ve vegan hyalüronik asit cildi nemlendirir ve besler. 

 

Peki, sizin cilt bakım rutininiz ve de leke geçmişiniz nedir? :) Lekelere son demeye hazır mısınız? O zaman şimdi sizi mail adresime kendinizi anlatmaya bekliyorum… Ben sizi ve leke geçmişinizi tanıdıkça, sonrası güzel ve etkili bir tedaviye başlayabileceğiz. =)

Beni okuduğunuz için teşekkür ederim ve yorumlarınızla bu yazımın altında, devam edebilmem için ve de beğenip beğenmediğinize dair fikirlerinizi okumak isterim. Bu yazımı ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişilerle de paylaşır mısınız? Daha çok kişiye ulaşabilmemde sizlerin desteğine ihtiyacım var da...

Sevgilerimle... 


22 Eylül 2022 Perşembe

Sezonumu Açıyorum - Eylül 2022 (Bu Bir Geri Dönüş Yazısıdır)

 

Ben bu sene geri dönüş yazılarına doyamadım. Şükür ki bunca ihmal etmemin üstüne burada okuyanlarım da hala var ama dilerim bu son olsun ki, bir daha bu kadar uzun ayrı kalmayalım inşallah... :) 


Koca bir yaz daha geçti, ayağımı bile denize havuza sokamadan. Koca bir yaz daha geçti, tatil havasında çok geçiremediğim halde; dolu dolu yazılar yazamayıp, bir dili daha gönlümdeki gibi layıkıyla bitiremeden... =)

Onun haricinde bir sürü şey yaptım ama bu yaz... Pandemi başladı başlayalı, deniz sahil ve güneş tatiline hala gidememiş olsam da, benim için en verimli yaz bu yazdı! Başlayalım yazı değerlendirme yazıma madem, iyi okumalar olsun.. :)


Sahilde stant açmalarımla başladım yaz mevsimine... Bu yaz hava şartları esinti gerekçesiyle çok zorlu idi. Akşamların bu sıkıntısından ötürü, toplamda haftada bir gün olmak üzere bir ay kadar durabildik. (ailem sağlığım gerekçesiyle ara vermemi istedi, yoksa her hafta bırakmadan devam etmeye niyetim vardı aslında) Ama bana çok şey öğretti gibi hissediyorum yine de. Bir benzeri geçtiğimiz Cuma oldu, sanırım o da bu sezonun son standı idi ve onun deneyimi de çok çok başkaydı...

Sahilde stant açmakla ilgili, çok değişik ve yerinde bir deneyimdi benim için diyebiliyorum. Öğrettikleri hem bu ana hem de hayata yönelikti. Sanki epey zamandır beklediğim bir şeymiş hissi vardı içimde. Hala da benimle... İnsanları evde oturduğum zaman dilimi içinde bir yere kadar anlayabiliyordum, gözlem yapma fırsatını daha derinden verdi bana. Bir noktada hala insanları anlayamıyorum, ama bu da belki bir heyecan bırakıyor olabilir. Yine de her anlamda, yaşadığım yerdeki insanları anlama yetimi geliştirdiğime düşünüyorum. Misal, Gemlik insanı "benim eskiden hatırladığım gibi değilmiş artık." Kitleler de gelişip değişebiliyor elbet, zamanın ekonomisinin ve de ortamının değiştiği gibi... Neler değişmedi ki, öyle değil mi? :)

Sahilde stant açmalara, kış boyunca elbet devam edemeyeceğim. Ama dilerim bu sene bahar erken gelir ve yaz tatili öncesinden başlarım stantlara yeniden. Bana kattığı özgüveni, o herkes gibi işe gidememiş olan yanımı doyuran varlığıyla bana bu işi daha fazla sevdirdi çünkü... Şu an kış gelse de, ürünlerimizi tanıtmayı ve anlatmayı bırakmayacağım dükkan sahipleri olacak biliyorum ki. Bu da bir gezme gitme gelme durumu oluşturmaya devam edecek bana. İyi ki diyelim, iyi ki ben de durmuyorum da devam ediyorum şükür ki... :) 


Yaz boyu sırası geldikçe kışa hazırlıkları yaptık sonra, bu kış neler neler olacak diye korkutuyor aldığımız duyumlar. Şu zamana kadar alınan duyumların gerçekleşip daha fazla hallerine bile tanık olduğumuz için olmaz da diyemiyoruz... Kış çok soğuk, çok zorlu ve de gıdadan yana çetin geçecekmiş. Dünyanın durumu malum; doğalgazını kapatan ülkeler mi demezsiniz, savaşan ülkeler mi... Ülkemizin üretimden yana azalan kısmını da düşününce, ah olur mu olur diyoruz kısaca... 

Her sene yapılan kış hazırlığı bu sene biraz daha buruk esasında. Pandemi başladığı senenin sonrasında, annem ve ablam çok fazla pazarda vakit geçirmemek için arttırmıştı hazırlıkları. Öncesinde soğan ve sarımsak alıp dolaba atmıyorduk mesela, şimdi onu da yapıyoruz. Bezelye, fasulye ve de turşu için gıda hazırlığı haricinde; son 1,5 senedir annem kendi sirkesini de sağlığımız için kendi yapar oldu. Fotoğraflardaki elmaları da ben sirkemiz için ayıkladım bu yaz. Bir o kadar daha ayıklamıştık bir kaç hafta öncesinde, annemle ikimiz... 

Bezelye ayıkladık, nane ayıkladık, defne ayıkladık, birkaç gün önce de kurutmak üzere reyhan ayıkladım. Bugün annem kurumuş Reyhanları da kaldırdı... Bu uğraşlar kışı sevmiyor olmama rağmen beni mutlu ediyor aslında, herhangi bir dizi film ve video izlerken bu işlemleri yapmak dehşet rahatlatıyor. Daha iki gün önce, bu piknik tarzı yerlerden alınarak biriktirilen çatal kaşıkların içerisinde bulunan baharatları mesela ayırdım baharatlıklara. Kekik, nane, karabiber, tuz ve acı biber... Acayip rahatlatıcı bir uğraşmış o da. :)

Seneler önce şu ilk atağımı geçirdiğimde de bu gibi uğraşlar benim zihnimi berraklaştırmıştı... Hala zamanı geldikçe yapılan bu uğraşlar çok rahatlatıyor. Allahım cümlemize ağız tadıyla kışlık hazırlıklarını yemeyi ve bir o kadar da keyifle hazırlamayı nasip etsin... =)


Sonra Bu Yaz Da Baya Örgü Ördüm...


Bir pembe yenidoğan yeleği ördüm kurban bayramında mesela. Öncesinde ip yetersizliğinden sebep füme 2 yaş bebek yeleği ördüm, bayram sonrası ipini temin edip tamamlayabildim... Bir yarım kalan yeşil şal bitirdim, bir de siyah başka bir yarım şalımı bitirdim... :) 

Bunları yazın yarısından sonrasına kadar sığdırdığım için çok mesut buldum kendimi sonrasında da! :) Son haftalarda çok fazla örgü ördüğümü söyleyemeyeceğim, bir yerden sonra benim için bile sıcak olmaya başladı öğle vakitleri... Ama genel anlamda çok geç geldiği için yaz, bu bahsettiğim örgüleri ve iki adet daha yeleği örebildim! Her birinin dikimi tamamlanmış olsun, buraya yazısını da koyarım instagram adresime paylaşımlarını da inşallah! 

Şimdilerde de bir kazak örüyorum aslında kendime. Üç renk olması üzerine giriştim; siyah, gri ve koyu sarı... :) Aklımdaki gibi olursa süper bir kazak olacak. Yabancı bir örgü hesabı var, ören kişi de çok başarılı bir erkek. Kendisinin şirketi olduğunu da okudum gönderilerinde, kendine ait bir atölyesinin de.. Benim bu hesabı tanımadan önce şerit şerit bir hırka yapmışlığım vardı kendime, şimdi de ondan cesaret alarak modellemesini yaparak bu sefer de bu kazağı yapıyorum. Bitince çiçek gibi olacak! =)


Az Ama Öz, Kitap Da Okudum... 



Çok net farkındayım ki, geçtiğimiz yazlara nazaran ne yeterince kitap okudum ne de yeterince dizi film izleyebildim! Bu yaz 7-8 tane kitap bitirdim, ama tek bir tane dizi bile bitiremedim. Bu da benim eksik kaldığım noktam olarak gördüğüm bir mevzu şu an. Dizi film izlemeye çok vakit ayıran ve bundan da çok keyif duran biriydim. Bu yaz vakit bulamadığıma bir nebze sevinsem de, odaklanamadığıma da üzüldüm...

Kitap okumalarıma daha ağırlık vermeye bu geceden kararlı olarak geri döndüm de, bu hafta itibariyle dizilerime de dönüyorum. Bu yazımla yazılarıma geri dönme uğraşımı gösterdiğim gibi, bu hafta dizi ve filmlerime de dönme başarımı görmeyi çok istiyorum! :)

Misal, en son Extraordinary Attorney Woo isimli bir kore dizisine başladım. Tek sezonluk bir dizi şu an, ben başladığımda 17. bölümünün yayınlanması bekleniyordu... En öncelikle, onun 7. bölümünde kaldım 2 hafta önce. Ama bir bölüm bile ileri gidemedim henüz. Bugün neredeyse tüm gün dışarıdaydım yine ve tüm işlerimi hallettim şükür ki. Yarın yine evde olacağım, iki bölüm izleyerek bu kararımı destekleyeyim diyorum! :) 


Dışarıda Olmaktan Bahsedince; Benim bu yaz en başarıyla gerçekleştirdiğim konu, hayata atılma planlarımda kararlı davranmak oldu... (=  

Son madde olarak buna da yer vermeliyim...

Şu fotoğrafları görüyor musunuz? Son 1 aydır hayatın içinde ciddi anlamda yerimi almayı başardım. Bu fotoğraflar o anların bir kısmına dair... Mesela bu hafta sahile tek başıma oturmaya gittim işlerimi bitirince ve orada bir video çektim, kendi mutluluğumu anlatmak için. Anlattıkça çok rahatladığımı farkedince de, bu videoyu instagram hesabıma ekledim. O videoyu burada bulabilirsiniz... :) 


Akülü sandalyemin aküsünün yenilenmesinde bu durumların çok etkisi var. Biraz da benim yavaş yavaş tek başıma bir şeyler yapma isteğimin ve cesaretimin etkisi var elbet... Önce bir arkadaşımın tanıdığı bir kuaför dükkanındaki bir ablayla görüşmeye gitmeyi planlayarak başladım bu işe. Sonra bu durum tek başıma gezmeye, birkaç kuaför ve de arkadaşlarımla görüşme ayarlamaya, bu durumu besleyerek kendi alışverişimi yapmak ve bu deneyimlerimi paylaşmak üzerine gelişti... Bunları netlikle instagram hikayelerimde paylaşmaya çalışıyor ve devam ediyorum. 


Beni mutlu ettiği ölçüde yakınlarımı da mutlu ettiğini görmek beni daha da besliyor inanır mısınız... Ciddi olarak kendimi son 1-1,5 aydır çok daha iyi hissediyorum... Ağustos sonuna doğru başlamıştım, şu an aldığım yol çok güzel. Bu konuda bir deneyim yazısı yazacağım. Bilin isterim, yıllar sonra hayatın içinde yer almanın ne hissettirdiğini ve her birimizin neleri bilerek veya bilmeyerek gözden kaçırdığını... :)

Cümlelerimi şöyle toparlayacağım; kendi iş görüşmelerimi yapıyorum, kendi başıma tedavime gidiyorum, eve ihtiyaç grupları görülecek şeyleri alabiliyorum, kendi planlarımı yapıp işlerimizi halledebiliyorum... Dahası da zaman içerisinde olacak diye hissediyorum. Bu durumlara çok mutlu oluyorum. Arkamda desteklerini asla hissettirmekten geri durmayan canım ailem, iyi ki varsınız. Sizler sayesinde bu kadar cesaret ve umutla yollara devam ediyorum. Allahım sizleri yanımdan başımdan ve canımdan eksik etmesin... <3 

Bir de benimle beraber sevinen, benim aktif olduğum ve uğraşlarımı gördükçe umut dolanlara Rabbim gönüllerine göre versin. Gördüğümüzden geri bırakmasın Allahım... :)


O zaman şimdilik benden bu kadar. Döndüm diyoruz öyle değil mi? Diğer yazılarımda da görüşmeye devam edeceğiz. Sevgilerimle... :) 

11 Ağustos 2022 Perşembe

Olağandışı Bir Düzen Hali - Ağustos 2022

 

Temmuz'un ardından, Ağustos daha ciddi olarak bu hafta başında başladı sanki bende!

Kendime değer veriyor ve şansımın kendime yönelmekle artacağına inanarak yazıyorum, hafta başından beri günlük planlarımla ilerlemeye devam ediyorum. :) Bir gün önceden planladığım hiçbir planı es geçmedim daha şu güne dek ve hafta bitmek üzere bile! 

Olağandışı bir düzen haline gelince, ben dün yaşadığım çevrede dün öğlen boyunca tek başıma fizik tedavime gittim ve çarşıda işlerimi halledip döndüm. :) 


Güne solunum egzersizlerimle başladım önce, öğlene veya akşama bırakmadan... Normalde her gün yapmaya çalıştığım bir Triflo ile solunum çalışma rutinim var; tam 2,5 aydır. Diğer solunum aletimi Trifllo'dan daha az kullanır oldum artık. Çünkü Triflo'dan aldığım etki baya gözle görünür hal almaya devam ediyor... (Son durumumdan fizyoterapistlerim de memnun) :) Dün instagram hikayemde solunum egzersizimi kullanırken video çekip, kendim için ve hepimiz için önemini de anlattım. Güne böyle başladım... 

Sonra iki gün önceden ayarladığımız üzere, fizik tedavi sonrası bir arkadaşımın arkadaşının kuaför dükkanına gidecegim için  eve erken dönmeyeceğimden sebep yalnız başıma gidecektim fizik tedavime. Saat 12'ye kadar çantamı, kendimi ve yanımda götüreceğim ürünlerimin hazırlığını yapıp çıktım evden. Kendime güvenim, kendimce duyduğum heyecanım ve mutluluğum çok başkaydı. 

Esasında tam anlamıyla ilk değildi tek başıma engelsiz taksiyi kullanışım. Tek başıma gidip, mutlaka annemlerle dönmüştüm mesela daha öncesinde. Ya da annemlerle inmiştim Gemlik'e, Engelsiz Taksiyle eve dönmüştüm ve annemleri beklemiştim. Neyse, Çarşamba günkü (10.08.2022) başka bir yenilik ve olağandışı bir düzen hali idi; çünkü kendim planladım, fizik tedavime gittim, oradan çıkıp engelsiz taksi ile görüşmeme gittim ve oradan da çıkıp kendi başıma Gemlik'te dolaştım. Çok ama çok uzun zaman sonra oldu bu durum! Ben çok önceden oturduğumuz çevrelerde dolanmayı, Gemlik'te dolanmayı çok özlediğimi farkettim böylece... :)

Görüşmem bittikten sonra, beklediğimden kısa sürmüştü, hemen bir plan çizmem gerekti ve çok eskiden beri oturduğumuz dereboyuna doğru yol aldım. Kendimi bilmediğim komutların içerisinde buldum. Kalbim ne dediyse öyle yaptım... Engelsiz Taksiye "1-1,5 saat sürecek muhtemelen işim, ararım ben sizi buradan alırsınız beni." demiştim öncesinde. Kendim yaklaşık 500 metre öteye ilerledim sonra ve yalnız başıma çarşıda oluşumu farkettiğimde kameramı açmaya karar verdim... Çok değil, 5-10 dakika ilerlemiştim daha kamerayı açtığımda ve arkamdan gök gürledi. Hafif bir yağmur çiseledi, "şansım güzel, bereket yağıyor." dedim içimden ve dışımdan. :) 

Bundan hemen öncesinde de çocukluk arkadaşımı aramıştım, "işyerinde misin geliyorum yanına" diye. Ona da taa geçen seneden verdiğim bir ziyaret sözüm vardı. Onu da gerçekleştirebilirim dedim. Üstüne yağmur yağdı, bir kadın beni gördü ve "şemsiyen var mı?" dedi. "Yok, ama şu ilerideki onur marketin oraya gidiyorum." dedim. "Çok hızlı olman lazım, yağmur bastıracak." dedi. "Umarım, çok teşekkürler." dedim ve ilerledim. Bu muhabbet çok hoşuma gitti, "tatlı dilli insanlar iyi ki var!" dedirtti. Bu konuşma da kamerama yansıdı ve bana çok güzel bir anı daha kaldı...

Farkında mısınız bilmem, çok basit görünen şu irtibatı bile özlemişim; çok anormal şekilde güzel geldi... :) 
...


Bu asansör görüntüsü fizik tedavide iken kendimi çektiğim halim. Üstteki anlattıklarımdan öncesi yani... Bunları yaşamadan önce de sadece hayatın içinde bu halde var olduğuma da sevinerek çektim fotoğrafımı.

Tüm bu anlattıklarımın ardında, bu sefer yanımda değil; evde ve hep arkamda, destek olarak ve yapabileceğime inanarak var olan ailem sebep tabii yine. Onlar yoktu yanımda havasında anlatmıyorum bunları, hayatın içinde onlarla beraber hayalini kurduğumuz durumu anlatmak için anlatıyorum. 

Onlar da kendi işleri ve güçlerinde iken, ben de tek başıma yine bana uygun imkanların sayesinde hayatta yeniden yer alabiliyor olmak istiyordum. Annem evde idi yeğenlerimle, babam saat 3'te işe gidecekti yine ve benim tek gidip işlerimi bitirip eve dönebilecek olmam; okul okuduğum zamanlardaki gibi ayakta olduğum gibi hayatta olarak, bu kadar kolay olabilmeliydi işte...

Engelsiz taksi desteği, Gemlik'te bu zamana kadar yapılan en iyi hizmetlerden biri. Ekim 2021'den bu yana kullanıyorum, akülü sandalyemle binmek ve yine akülü sandalyem ile inmek; benim hayatın içinde olmamı sağlayan şey oldu. Kendi imkan ve cesaretimin zamanla oluşan yeriyle bu da oldu yani... Bana sunduğu kolaylıkla beraber, çok hayalim gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam edecek. :)

Konuyu dağıtmayalım. Biraz ileride peynirci baba vardı, onun çadırının altına saklandım; yağmurdan kaçan diğer birkaç insanla beraber. Çok ıslanabilirdim o yağmurda, elimde telefon ve de torbanın üst tarafında görünen ürünlerin kutuları olmasaydı... Islanmayı özlemişim, ama en çok da "sıradan bir şekilde insanlarla beraber yağmurdan kaçıp, yüz yüze gülmeyi" özlemişim. İşte bu sebeplerden dolayı "Olağandışı bir düzen hali" idi o gün... Kendimi bir kez daha aşmış, hayata cesaretle atılmıştım. 1,5 aydır ertelediğim o aramayı yapıp görüşmeyi kendi gidebileceğim saat ve duruma göre uydurarak... =)

Devamını yapmak istediğim çok güzel bir düzen haline daha, bu hafta girmiş gibi hissediyorum kendimi. Hayatımda daima bir oluşum oluyor ve bir diğerinin üzerine küçük veya büyük şekilde bir gelişim taşı koyuyor. Son 1,5 senedir yaşadığım şey net olarak bu... Ama bu bazen çok küçük ve görünmüyor bile, bazen digerleri kadar ile gidemiyor ve geriye bile düşürüyor. 

Ama o gün beni cok net yerlere taşıyacak,  bana böyle hissettiriyor. Ve o gün için bir reels videosu da hazırladım dün, bakmak isterseniz burada bulabilirsiniz... (:



10.08.2022'yı hep güzel hatırlamak istediğim için, yazıyorum bugün. Harita mühendisi arkadaşımı iş yerinde ziyaret ettim, 1,5 saatimi onun yanında geçirdim. Beraber kahve içtik uzun zaman sonrasında, onun kendi işi ve benim kendi işim vardı. Üstelik ona uğramadan önce bir iş görüşmesinden dönmüştüm. Ne güzel şeyler yaşıyorum, çok şükür ki çoğunun nerelerden sonra geldiğini de bildiğim için "tarifini yapamayacağım kadar kıymet veriyorum ve kıymetli buluyorum". diye düşünüyorum...

İlk atağımı geçirip de, bir süre atlatmakta zorlandığımız kasılmaların ardından; son atağımı geçirip de artık gerçekten çalışamayacak durumda hissettiğim nice anlardan sonra... Üstelik bir de bir iş yerinde 8 saat boyunca oturmanın beni nasıl köreltebileceğini görüp deneyip ve de başaramayınca olan bu durumlar; çok ama çok anlamlı! Şu an bu yazımı okuyup da, kendi koşullarına hayalleri uymayan ve karşısına çok engeller çıkan arkadaşlarım; kendinize ve hayallerinize inanmaktan vazgeçmeyin. Hayal ettiğiniz gibi olmayabilir, şekil değiştirdiği ölçüyü de denemeyi ihmal etmeyin!

Tavsiye veya hayatın mantığına ayak uydurma diyelim; olmayan şeyler için, "bir daha asla mutlu olamayacağım" diye düşünmeyelim... Çok uzun zaman boyunca, dışarıda herkes gibi çalışamıyor olmama çok içerlendim. Benim hayalim böyle evde olmak değildi çünkü. Bu senenin ilk yarısının sonunda bile bu duruma hiçbir şey çare olamıyor diye çok üzülüp ağladım... Şimdi son 2 aydır farkettiğim bir şey var ki; uzakta aradığım şey, olmadığı için benim için (teselli değil bu) en hayırlısı. Sağlığım buna el veriyor, zorlandığım şey ve bana göre ayarlanmayan iş durumları beni daha çok üzüyor ve yıpratıyormuş.. 

Bir iş düzenim olsun, "bu benim işim olsun ve ben bundan ötürü kendi kazancımı kazanabileyim" dediğim iş elimin altında imiş meğerse... Daha atak bile geçirmeden önce internetle tanışmam, sandığım gibi oradan tanışacağım kişilerle ilgili bir durum değilmiş. Benimle ilgili bir durummuş. Uzakta sandığım iş düzenim, elimin altında ve benim sağlığımın da gerektirdiği şekilde "benimle her yerde olması, mental ve de beden sağlığım açısından en güzel şekilde olacakmış." :)

2020'den beri çok net aydınlanmalar yaşıyorum hayatım adına, yaratıcının benim için yazdığı düzeni ve değiştiremediğim bazı şeyleri "belki de neden değiştiremediğimi" açıklıyor gibi değil mi? En azından ben öyle düşünüyorum. Belki beden sağlığım bile öncelikle olmayan şeylerimi kabullenmemle gelecektir, dediğim süreçten beri "2-3 aydır" hayatımda sağlık açısından dahi daha güzel geçen günlerim oldu. Beklenmedik gelişmeler, değişimler, bereketli işlemler ve de daha net güzelliklere sebep olabilmem; şu ara bir tek şeyi kabullenmemle beraber oldu. 

Bu sözü ettiğime hayret ediyorum şu an ama gerçek bu; 

"Gençlikte kurduğum hayallerimin esiri olarak mutsuz olmaktansa, gerçekten her yolu denediğim ve denettirdiğim halde olmadığını kabullenerek mutlu olmayı seçiyorum."

Olanda bir, olmayanda bin hayır varmış; görebiliyorum. Rabbime bir kez daha şükrediyorum, şu anki düzenimizi de çok daha fazla seviyorum...

Deli gibi rutine binmiş bir iş kalabalığım yok belki, her gün gece iş kaygım da yok ama...

Bir gün değil her gün hayatın keyfini çıkarabiliyorum. Dr. Clinic ile network hayatındaki yerimi de, hayatımdaki yeni düzeni de seviyorum... 

Ekibime katılmak isterseniz de, başvuruları mail adreslerim veya sosyal medya hesaplarım üzerinden takip ediyorum. Bana yazmayı unutmayın, beni yorumlarda yalnız bırakmayın. Sevgiler... :))


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...